AYT EDEBİYATA GİRİŞ: EDEBİYATIN BİLİM VE GÜZEL SANATLARLA İLİŞKİSİ

0
8
AYT Edebiyata Giriş Edebiyatın Bilim ve Güzel Sanatlarla İlişkisi konu anlatımı kapağı

AYT edebiyata giriş konusu, edebiyatın yalnızca dönem ve sanatçı adlarından oluşmadığını; dili estetik bir anlatım aracına dönüştüren bir güzel sanat dalı olduğunu gösterir. Bu yazıda edebiyatın tanımı ve temel nitelikleri, sanat–bilim–zanaat ayrımı, güzel sanatlar içindeki yeri ve tarih, sosyoloji, coğrafya, psikoloji ile felsefeyle kurduğu ilişkiler ele alınmaktadır. Konunun kavramsal çerçevesi, ilerleyen AYT Edebiyat başlıklarında metinleri doğru yorumlayabilmek için temel oluşturur.

EDEBİYATIN TEMEL NİTELİKLERİ

Edebiyatın Tanımı ve Malzemesi Olarak Dil

Edebiyat; duygu, düşünce, hayal, olay ve durumların dil aracılığıyla estetik bir biçimde sözlü ya da yazılı olarak anlatılması sanatıdır. Edebiyatın konusu insandır. İnsanın sevinci, korkusu, çatışması, toplumsal çevresi, geçmişi ve geleceğe ilişkin tasarıları edebî eserin konusu olabilir.

Bir ressam renk ve çizgiyi, bir heykeltıraş taş ya da madeni, bir müzisyen ses ve ritmi kullanır. Edebiyatçının temel malzemesi ise dildir. Ancak günlük konuşmada kullanılan her söz edebî ürün sayılmaz. Sanatçı, ortak dilin sözcüklerini seçer; onları çağrışım, imge, ritim ve kişisel üslupla yeniden düzenler. Böylece dil, yalnız bilgi aktaran bir araç olmaktan çıkarak estetik bir yapı kurar.

Yaşantı ve düşünceİnsana ilişkin duygu, olay, gözlem ve hayaller

Dil ve üslupSeçme, dönüştürme, çağrışım ve estetik düzen

Edebî eserOkurla buluşan sözlü ya da yazılı sanat ürünü
Örnek - 1
Bir romancı, gündelik hayatta herkesin kullandığı sözcüklerle özgün kişiler ve olaylar kurmakta; sözcüklerin çağrışımlarından, ritminden ve çok anlamlılığından yararlanmaktadır. Bu parçadan edebiyatla ilgili aşağıdakilerden hangisine ulaşılabilir?

A) Edebî eserin dili toplumun kullandığı dilden tamamen bağımsızdır.
B) Edebiyatın malzemesi dil, bu malzemeyi sanat ürününe dönüştüren ise üsluptur.
C) Edebiyat yalnız yaşanmış olayları değiştirmeden aktarmaya dayanır.
D) Sözcüklerin çağrışım değerleri edebî anlatımda önem taşımaz.
E) Bir metnin edebîliği yalnız uzunluğuna bağlıdır.
Yazar, ortak dilin sözcüklerini kullanmakta fakat onları seçip yeni ilişkiler içinde düzenlemektedir. Dil malzeme, sanatçının kişisel kullanışı ise üslup boyutudur.

Cevap: B

Örnek - 2
Aşağıdaki yargılardan hangisi edebiyat ile dil arasındaki ilişkiyi en doğru biçimde açıklar?

A) Dil yalnız şiirde kullanıldığı zaman iletişim işlevi kazanır.
B) Edebî dil, gündelik dilde bulunmayan büsbütün ayrı sözcüklerden oluşur.
C) Dil, edebiyatın hem anlatım malzemesi hem de okurla iletişim kurma aracıdır.
D) Edebiyat dili toplumsal ve kültürel birikimden etkilenmez.
E) Edebî eserde sözcüklerin yalnız sözlük anlamları kullanılabilir.
Edebî eser dille kurulur ve yine dil aracılığıyla okura ulaşır. Sanatçı ortak dilin imkânlarını kişisel bir üslupla genişletir; dilin toplumsal niteliğini ortadan kaldırmaz.

Cevap: C

Edebî Gerçeklik, Kurmaca ve Öznellik

Edebiyat dış dünyadaki gerçeklikten yararlanabilir; fakat gerçekliği olduğu gibi kopyalamak zorunda değildir. Bir savaş, göç, şehir ya da insan ilişkisi edebî esere girdiğinde sanatçının seçimi, bakış açısı ve hayal gücüyle yeniden biçimlenir. Bu dönüşüm sonucunda oluşan yapı edebî gerçekliktir.

Kurmaca, yazarın kişi, olay, zaman ve mekânı bir bütünlük içinde tasarlamasıdır. Kurmaca bir metnin tarihsel ya da toplumsal gerçeklerden yararlanması onun sanat niteliğini ortadan kaldırmaz. Aynı biçimde kurmaca, gelişigüzel ve tutarsız anlatım anlamına gelmez; eser kendi dünyası içinde inandırıcı ve tutarlı olmalıdır.

Edebî metinde sanatçının kişiliği, dünyayı algılayışı ve anlatım tercihi hissedilebilir. Bu nedenle edebiyat öznel bir yön taşır ve farklı okurlar aynı metni farklı biçimlerde yorumlayabilir. Öğretici metinlerde ise kavramları açık ve doğrudan anlatma, kanıtlanabilir bilgi verme ve yanlış anlaşılmayı azaltma amacı daha belirgindir.

Dikkat
Kurmaca, “gerçek dışı ve değersiz” demek değildir. Yazar gerçek hayattan hareket edebilir; fakat malzemeyi seçerek, düzenleyerek ve dönüştürerek kendi sanat gerçekliğini kurar. Tarihî bir roman, geçmişi canlandırabilir fakat tarih belgesinin yerine geçmez.
Örnek - 3
Aynı deniz fırtınası bir meteoroloji raporunda ölçüm sonuçları ve teknik kavramlarla, bir öyküde ise gemicinin korkuları ve dalgaların çağrışımlı betimlemeleriyle anlatılmıştır. Bu iki metin arasındaki temel fark aşağıdakilerden hangisidir?

A) Öykünün dilden yararlanmaması
B) Raporun bütünüyle kurmacaya dayanması
C) Öykünün gerçekliği estetik ve öznel bir düzen içinde dönüştürmesi
D) Her iki metnin de yalnız bilgi vermeyi amaçlaması
E) Raporun farklı yorumlara daha açık olması
Meteoroloji raporu ölçülebilir verileri doğrudan aktarmaya yönelirken öykü, aynı olayı bir kişinin duygu dünyası ve estetik anlatım yoluyla yeniden kurmuştur.

Cevap: C

Örnek - 4
Bir romanda tarihî bir ayaklanmanın zamanı ve sonucu korunmuş; olayın merkezine ise yazarın oluşturduğu bir aile, onların çatışmaları ve hayalî konuşmaları yerleştirilmiştir. Bu durum aşağıdakilerden hangisini örnekler?

A) Tarihsel verinin edebî kurmaca içinde dönüştürülmesini
B) Edebî metinde hayal gücünün kullanılamamasını
C) Romanın bilimsel belgeye dönüşmesini
D) Yazarın gerçeklikle bütün bağını koparmasını
E) Sanat eserinin yalnız nesnel yargılardan oluşmasını
Gerçek tarihsel çerçeve korunurken kişiler, çatışmalar ve konuşmalar sanatçı tarafından kurulmuştur. Bu, tarihsel malzemenin kurmaca bir dünyada yeniden biçimlendirilmesidir.

Cevap: A

Sanat, Bilim ve Zanaat Arasındaki Fark

Sanat, bilim ve zanaat insanın üretme ve dünyayı anlamlandırma çabasından doğar; ancak amaçları ve yöntemleri aynı değildir. Sanat, duygu ve düşünceleri özgün bir biçimde ifade ederek estetik yaşantı oluşturur. Bilim, olay ve olguları sistemli yöntemlerle inceler; doğrulanabilir, eleştirilebilir ve açıklayıcı bilgiye ulaşmayı amaçlar. Zanaat ise öğrenilmiş beceri, ustalık ve teknik bilgiyle çoğunlukla işlevsel ürünler ortaya koyar.

Bu ayrım, alanlar arasında hiçbir ilişki olmadığı anlamına gelmez. Bir mimari yapıda mühendislik bilgisi, ustalık ve estetik tasarım birlikte bulunabilir. Ayırıcı olan, ürünün baskın amacı ve ortaya konuluş biçimidir. Sanat eserinde özgünlük ve kişisel yorum; bilimsel çalışmada yöntem ve kanıt; zanaat ürününde işlev ve beceri ön plana çıkar.

SanatEstetik yaşantı, özgünlük ve kişisel yorum
BilimSistemli araştırma, kanıt ve açıklama
Zanaatİşlev, teknik beceri ve ustalık
Ortak alanİnsan üretimi, bilgi birikimi ve yaratıcılık
Alan Baskın amaç Ürünün niteliği
Sanat Estetik etki ve özgün anlatım Sanatçının kişisel yorumunu taşır
Bilim Olguları açıklayan güvenilir bilgi üretmek Yöntemi ve bulguları denetlenebilir
Zanaat İşlevsel bir gereksinimi ustalıkla karşılamak Teknik bilgi ve beceriyle üretilebilir
Örnek - 5
Bir araştırmacı, farklı toplumlarda yas törenlerini gözlemleyip verilerini karşılaştırmaktadır. Bir romancı ise aynı töreni, kahramanın kayıp duygusunu ve belleğindeki çağrışımları öne çıkararak anlatmaktadır. Buna göre aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

A) Her iki çalışma da aynı yöntem ve amaçla oluşturulmuştur.
B) Araştırma kanıtlanabilir bilgiye, roman estetik ve öznel bir yaşantıya yönelir.
C) Romanın insanla ilgili olması onu bilimsel rapora dönüştürür.
D) Araştırmacının verileri karşılaştırması bilimsel niteliği azaltır.
E) Romancının kişisel yorumu sanat eserinde kusur sayılır.
Araştırmacı sistemli gözlem ve karşılaştırmayla açıklanabilir bilgi arar. Romancı aynı insanlık durumunu kişisel bakış, kurmaca ve estetik dil aracılığıyla dönüştürür.

Cevap: B

Örnek - 6
Aşağıdaki özelliklerden hangisi öncelikle zanaatla ilişkilidir?

A) Bir varsayımı deney ve gözlemle sınama
B) Sözcüklerle çok anlamlı ve özgün bir kurmaca oluşturma
C) Öğrenilmiş teknik ve el becerisiyle kullanışlı ürün meydana getirme
D) Bir olayın nedenlerini sistemli verilerle açıklama
E) Okurda estetik yaşantı uyandırmayı temel amaç sayma
Zanaatta ustalık, teknik bilgi ve işlevsel ürün öne çıkar. A ve D bilimle; B ve E sanatla daha doğrudan ilişkilidir.

Cevap: C

GÜZEL SANATLAR İÇİNDE EDEBİYAT

Güzel Sanatların Sınıflandırılması

Güzel sanatlar, kullanılan malzeme ve anlatımın algılandığı yol bakımından geleneksel olarak üç grupta incelenir. İşitsel (fonetik) sanatlar sese ve söze, görsel (plastik) sanatlar maddeye, dramatik (ritmik) sanatlar harekete biçim verir. Edebiyat, temel malzemesi dil olduğu için işitsel sanatlar içinde değerlendirilir.

İşitsel sanatlarda edebiyat ve müzik; görsel sanatlarda resim, heykel, mimari, hat, tezhip ve minyatür; dramatik sanatlarda tiyatro, sinema, opera, bale ve dans örnek gösterilebilir. Bazı sanatlar birden fazla ifade aracını bir araya getirse de sınıflandırmada baskın sunuluş biçimi esas alınır.

Güzel sanatları işitsel görsel ve dramatik olarak sınıflandıran AYT Edebiyat görseli
Örnek - 7
Aşağıdaki K, L ve M panellerinde sırasıyla sahnede olay canlandıran oyuncular, şiir yazan bir kişi ve tuvale resim yapan bir sanatçı görülmektedir.

K tiyatro L edebiyat M resim sanat etkinliklerini gösteren görselli AYT Edebiyat sorusu

Bu etkinliklerin ait olduğu sanat sınıfları aşağıdakilerin hangisinde doğru verilmiştir?

A) K: Görsel, L: Dramatik, M: İşitsel
B) K: Dramatik, L: İşitsel, M: Görsel
C) K: İşitsel, L: Görsel, M: Dramatik
D) K: Dramatik, L: Görsel, M: İşitsel
E) K: Görsel, L: İşitsel, M: Dramatik
K panelindeki tiyatro harekete biçim verdiği için dramatik, L panelindeki edebiyat söze biçim verdiği için işitsel, M panelindeki resim maddeye biçim verdiği için görsel sanattır.

Cevap: B

Örnek - 8
I. Edebiyat – dil, II. resim – renk ve çizgi, III. tiyatro – hareket ve canlandırma eşleştirmeleriyle ilgili aşağıdakilerden hangisi söylenebilir?

A) Yalnız I doğrudur.
B) Yalnız II doğrudur.
C) I ve III doğrudur.
D) II ve III doğrudur.
E) I, II ve III doğrudur.
Edebiyatın malzemesi dil; resmin temel araçları renk ve çizgi; tiyatronun ayırt edici sunuluş biçimi sahne üzerinde hareket ve canlandırmadır. Üç eşleştirme de doğrudur.

Cevap: E

Edebiyatın Diğer Sanatlarla İlişkisi

Sanat dalları birbirinden kopuk değildir. Bir şiir bestelenerek müzik eserine dönüşebilir; roman ya da hikâye sinema ve tiyatro için kaynak oluşturabilir. Tiyatroda sözlü metin, oyunculuk ve sahne düzeniyle; sinemada görüntü, kurgu, oyunculuk ve müzikle birleşir. Bir tablo ya da müzik eseri de şairde yeni imgeler ve çağrışımlar uyandırabilir.

Edebiyatın bu ilişkilerdeki önemli gücü dildir. Dil, başka sanat eserlerini açıklamaya ve yorumlamaya imkân verir. Buna karşılık bir edebî eserin başka sanata uyarlanması yalnız biçim değiştirme değildir; yeni sanat dalının malzemesi ve anlatım olanakları eseri yeniden kurar.

Dikkat
Bir romanın filme uyarlanması, metnin cümle cümle görüntüye çevrilmesi değildir. Anlatıcı açıklaması, zaman akışı ve iç çözümleme; kamera, oyunculuk, ses, kurgu ve sahne düzeni gibi sinemaya özgü araçlarla yeniden yorumlanır.
Örnek - 9
Bir yönetmen, romandaki uzun iç konuşmaları filmde yakın plan çekimler, sessizlikler, ışık ve müzikle aktarmıştır. Bu durum aşağıdakilerden hangisini gösterir?

A) Uyarlamada kaynak eserin hiçbir izinin kalmadığını
B) Edebiyat ile sinemanın aynı malzemeyi kullandığını
C) Edebî anlatımın sinemanın kendi araçlarıyla yeniden yorumlandığını
D) Sinemanın yalnız yazılı sözcüklerle kurulabildiğini
E) Sanat dalları arasında etkileşim bulunmadığını
Romandaki iç konuşmalar, sinemaya özgü görüntü, ışık, ses ve oyunculukla karşılanmıştır. İçerik korunurken anlatım aracı değişmiş ve yeni sanatın imkânlarıyla yorumlanmıştır.

Cevap: C

Örnek - 10
Bir şairin bir tablodan etkilenerek şiir yazması, daha sonra bu şiirin bestelenmesi aşağıdakilerden hangisine örnektir?

A) Sanatların birbirinden bağımsız gelişmesine
B) Görsel, işitsel ve edebî anlatımın karşılıklı etkileşimine
C) Edebiyatın bilimsel yönteme dönüşmesine
D) Sanat eserinde özgünlüğün ortadan kalkmasına
E) Bütün sanatların aynı malzemeyi kullanmasına
Tablo şiire, şiir de müziğe kaynaklık etmiştir. Her aşamada farklı sanat malzemeleri kullanılmış, sanatlar arasında karşılıklı bir esin ve dönüşüm ilişkisi kurulmuştur.

Cevap: B

EDEBİYATIN BİLİM DALLARIYLA İLİŞKİSİ

Edebiyatın merkezinde insan bulunduğu için insanı ve toplumu inceleyen bilimlerle güçlü ilişkiler kurması doğaldır. Yazar bu alanların verilerinden yararlanabilir; bilim insanı da bir dönemin zihniyetini, dilini ve toplumsal yaşantısını anlamada edebî eserlerden ipuçları elde edebilir. Bununla birlikte edebî eser bilimsel araştırmanın yerine geçmez; sunduğu bilgiler başka kaynaklarla karşılaştırılır.

Tarih, Sosyoloji ve Coğrafya İlişkisi

Tarih, geçmişteki olayları zaman, yer, neden ve sonuç ilişkisi içinde inceler. Edebî eserler savaş, göç, yönetim değişikliği veya gündelik hayat gibi tarihsel malzemeleri konu edinebilir. Ayrıca yazıldıkları dönemin değerlerinden izler taşıyabilir. Ancak yazarın kurmaca ve yorum özgürlüğü bulunduğu için eser, tek başına tarihsel kanıt kabul edilmez.

Sosyoloji; toplumun yapısını, kurumlarını, gruplarını ve değişimini inceler. Aile, sınıf, kentleşme, göç, kuşak çatışması ve gelenek–modernleşme gerilimi edebî eserlerde işlendiğinde edebiyat–sosyoloji ilişkisi belirginleşir. Coğrafya ise mekân, çevre ve insan arasındaki ilişkileri anlamaya yardımcı olur. Roman, gezi yazısı ve hikâyelerdeki iklim, yer şekilleri, yerleşme ve mekân tasvirleri bu bağın örnekleridir.

TarihGeçmiş olay, dönem, zaman ve değişim
SosyolojiToplumsal yapı, kurum, grup ve çatışma
CoğrafyaMekân, çevre, yerleşme ve insan ilişkisi
Dikkat
Bir eserde geçmişten söz edilmesi tarih, kalabalık bir toplumdan söz edilmesi sosyoloji ilişkisini tek başına kanıtlamaz. Soruda hangi unsurun çözümlemenin merkezine alındığı belirlenir: tarihsel olay ve dönem mi, toplumsal yapı mı, yoksa mekân–insan ilişkisi mi?
Örnek - 11
Bir romanda 1950’lerde köyden kente göç eden bir ailenin fabrika çevresinde kurulan mahallede yaşadığı uyum sorunları; işçi–işveren ilişkileri ve kuşak çatışmaları üzerinden anlatılmıştır. Bu romanda aşağıdaki bilim dallarından hangisinin verilerinden yararlanma daha belirgindir?

A) Astronomi
B) Sosyoloji
C) Kimya
D) Matematik
E) Biyoloji
Göç, kentleşme, sınıf ilişkileri ve kuşak çatışması toplumun yapısı ve değişimiyle ilgilidir. Dönem bilgisi tarihsel arka plan sağlasa da parçanın ağırlık merkezi sosyolojidir.

Cevap: B

Örnek - 12
Bir gezi anlatısında dağların uzanışı nedeniyle ulaşımın güçleşmesi, evlerin vadi tabanında toplanması ve iklimin insanların geçim biçimini etkilemesi üzerinde durulmuştur. Bu anlatıda edebiyatın hangi bilim dalıyla ilişkisi öne çıkmaktadır?

A) Psikoloji
B) Felsefe
C) Coğrafya
D) Mantık
E) Dil bilimi
Yer şekilleri, yerleşme, ulaşım, iklim ve geçim faaliyeti arasındaki bağ mekân–insan ilişkisini konu alan coğrafyayla ilgilidir.

Cevap: C

Psikoloji ve Felsefe İlişkisi

Psikoloji, bireyin duygu, düşünce ve davranışlarını inceler. Edebiyat; karakterlerin korkularını, arzularını, bilinç çatışmalarını, travmalarını ve karar süreçlerini işlerken psikolojinin kavramlarından yararlanabilir. İç konuşma, bilinç akışı ve ruh çözümlemesi gibi anlatım imkânları karakterin iç dünyasını görünür kılar.

Felsefe; varlık, bilgi, değer, ahlak, özgürlük, adalet ve yaşamın anlamı gibi temel problemleri sorgular. Edebî eser bu sorunları soyut kavramlarla açıklamak yerine kişiler, olaylar ve çatışmalar içinde duyumsatabilir. Bir romanın felsefi sorular taşıması onu felsefe incelemesine dönüştürmez; edebiyat sorunu kurmaca ve estetik bir yapı içinde yaşatır.

İlişki Edebî eserde öne çıkan unsur Örnek odak
Psikoloji Bireyin iç dünyası ve davranış nedenleri Kaygı, travma, bilinç çatışması, kişilik
Felsefe İnsan ve evrenle ilgili temel sorgulamalar Özgürlük, adalet, varlık, bilgi, yaşamın anlamı
Örnek - 13
Bir romanda kahramanın çocuklukta yaşadığı terk edilme korkusunun yetişkinlikte kurduğu bütün ilişkileri etkilediği, karar anlarında iç konuşmalar ve geriye dönüşlerle gösterilmiştir. Bu romanda edebiyatın hangi bilimle ilişkisi daha belirgindir?

A) Coğrafya
B) Tarih
C) Psikoloji
D) Fizik
E) Arkeoloji
Geçmiş yaşantının kişilik ve davranış üzerindeki etkisi, korku ve karar süreçleriyle birlikte ele alınmıştır. Bu nedenle psikoloji ilişkisi öne çıkar.

Cevap: C

Örnek - 14
Bir tiyatro eserinde kişiler, “İnsan seçimlerinde gerçekten özgür müdür?”, “Adalet yalnız yasalara uymak mıdır?” soruları çevresinde çatışmaktadır. Bu eserde aşağıdaki ilişkilerden hangisi belirgindir?

A) Edebiyat–felsefe
B) Edebiyat–coğrafya
C) Edebiyat–astronomi
D) Edebiyat–kimya
E) Edebiyat–arkeoloji
Özgürlük ve adalet, felsefenin ahlak ve değer alanındaki temel problemleridir. Tiyatro bu problemleri soyut tanımlar yerine kişilerin çatışmaları içinde tartışmaya açmıştır.

Cevap: A

Edebiyat; dille kurulan, gerçekliği sanatçının bakışından geçirerek dönüştüren ve insanı çok yönlü biçimde ele alan bir güzel sanat dalıdır. Bilimlerden yararlanırken bilimsel metne, başka sanatlarla etkileşime girerken de onların kopyasına dönüşmez. Bu temel ayrımlar, şiirin ahenk ve yapı özelliklerinden edebî dönemlerin zihniyetine kadar AYT Edebiyatın sonraki konularını yorumlamayı kolaylaştırır.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz