İnsan haklarının ulusal ve uluslararası korunması, hakların yalnızca hukuk metinlerinde tanınmasını değil; ihlallerin önlenmesini, etkili başvuru yollarının kurulmasını, ihlal gerçekleştiğinde giderim sağlanmasını ve kararların uygulanmasını kapsar. Devletin insan hakları alanındaki sorumluluğu; hakka müdahale etmemek, kişileri üçüncü kişilerin saldırılarından korumak ve hakkın kullanılabilmesi için gerekli hukuki ve kurumsal koşulları oluşturmaktır.
Önceki konu olan Anayasanın Değiştirilmesi ve Olağanüstü Hâl, olağan ve olağanüstü dönemlerde temel hak güvencelerinin anayasal sınırlarını açıklar. Bu yazıda ise bir hak ihlali iddiasının Türkiye’deki başvuru yollarından Anayasa Mahkemesi bireysel başvurusuna, Birleşmiş Milletler mekanizmalarından Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine kadar hangi koruma katmanlarında incelenebileceği ele alınır.
İNSAN HAKLARININ KORUNMASINDA TEMEL YAKLAŞIM
Saygı Gösterme, Koruma ve Yerine Getirme
İnsan haklarının korunması üç tamamlayıcı yükümlülükle açıklanabilir. Saygı gösterme, kamu gücünün hakka keyfî biçimde müdahale etmemesidir. Koruma, kişilerin haklarını başka kişilerden veya kuruluşlardan gelebilecek saldırılara karşı güvence altına almayı gerektirir. Yerine getirme ise eğitim, sağlık, adalete erişim ve benzeri alanlarda hakkın fiilen kullanılabilmesi için mevzuat, kurum ve hizmet oluşturulmasını ifade eder.
Bu ayrım, devletin yalnızca “dokunmama” yükümlülüğü altında olmadığını gösterir. Örneğin kötü muamele yasağında kamu görevlisinin kötü muamelede bulunmaması saygı gösterme; ciddi bir iddianın etkili biçimde soruşturulması ve faillerin hesap vermesini sağlayan sistemin kurulması ise koruma yükümlülüğünün sonucudur.
A) Tanımazlık
B) Koruma
C) Yetki devri
D) Yargı bağışıklığı
E) Kanunilik karinesi
ULUSAL KORUMA: ANAYASAL VE YASAL GÜVENCELER
Anayasanın Bağlayıcılığı ve Etkili Başvuru Hakkı
Anayasanın 11. maddesi, Anayasa hükümlerinin yasama, yürütme ve yargı organlarını; idare makamlarını ve diğer kuruluşlarla kişileri bağlayan temel hukuk kuralları olduğunu belirtir. Temel hakların sınırlandırılması da kanunilik, ilgili maddede belirtilen sebep, demokratik toplum düzeni, laik Cumhuriyetin gerekleri ve ölçülülük güvencelerine bağlıdır.
Anayasanın 40. maddesine göre anayasal hak ve özgürlükleri ihlal edilen herkes, yetkili makama geciktirilmeden başvurma imkânının sağlanmasını isteme hakkına sahiptir. Devlet, işlemlerinde ilgili kişinin hangi kanun yollarına ve mercilere başvurabileceğini ve bunların sürelerini belirtmek zorundadır. Resmî görevlilerin haksız işlemleri nedeniyle doğan zarar kural olarak devletçe tazmin edilir; devlet sorumlu görevliye rücu edebilir.
A) Yalnız işlemi yapan memurun sicilini
B) Başvurulabilecek kanun yolları, merciler ve süreleri
C) Yalnız dava sonunda çıkabilecek kararı
D) İlgili kurumun yıllık bütçesini
E) İşlemin siyasi gerekçesini
Dilekçe, Bilgi Edinme ve TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu
Anayasanın 74. maddesi vatandaşlara ve karşılıklılık esası gözetilmek kaydıyla Türkiye’de ikamet eden yabancılara, kendileriyle veya kamu ile ilgili dilek ve şikâyetleri hakkında yetkili makamlara ve TBMM’ye yazıyla başvurma hakkı tanır. Aynı maddede bilgi edinme ve Kamu Denetçisine başvurma hakları da güvence altına alınmıştır.
TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu, uluslararası gelişmeleri izler, mevzuat ile Türkiye’nin taraf olduğu anlaşmalar arasındaki uyum ihtiyacını araştırır ve hak ihlali iddialarına ilişkin başvuruları inceleyebilir veya gerekli gördüğünde ilgili mercilere iletebilir. Komisyon mahkeme değildir; bir yargı kararını kaldırmaz ve bireysel tazminata hükmetmez.
A) Kesinleşmiş mahkeme kararlarını bozar.
B) Hak ihlali başvurularını inceleyebilir veya ilgili mercilere iletebilir.
C) AİHM kararlarının icrasına doğrudan karar verir.
D) Anayasa değişikliklerini esas bakımından iptal eder.
E) Her başvuruda bağlayıcı tazminata hükmeder.
ULUSAL KORUMA: YARGI DIŞI KURUMLAR
Kamu Denetçiliği Kurumu
Kamu Denetçiliği Kurumu (KDK), TBMM Başkanlığına bağlı olarak idarenin işleyişiyle ilgili şikâyetleri; insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde, hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden inceler. Kurumun temel aracı tavsiye kararıdır. Bu nedenle KDK, idari yargı mahkemesi gibi işlemi iptal etmez; uyuşmazlığın dostane çözümünü ve idarenin hatasını gidermesini amaçlar.
KDK incelemesi kamu kurum ve kuruluşlarının işlem ve eylemleri ile kamu görevlilerinin tutum ve davranışlarına yöneliktir. Yasama yetkisinin kullanılmasına ilişkin işlemler, yargı yetkisinin kullanılmasına ilişkin kararlar ve Türk Silahlı Kuvvetlerinin sırf askerî nitelikteki faaliyetleri Kurumun görev alanı dışındadır. KDK’ye yapılan başvuru, kanunda öngörülen koşullarda dava açma süresini durdurur.
Türkiye İnsan Hakları ve Eşitlik Kurumu
Türkiye İnsan Hakları ve Eşitlik Kurumu (TİHEK); insan haklarının korunması ve geliştirilmesi, ayrımcılıkla mücadele ve eşit muamele ilkesinin güçlendirilmesi alanlarında görev yapar. Kurum ayrıca işkence ve kötü muamelenin önlenmesine yönelik ulusal önleme mekanizması görevini yürütür; ceza infaz kurumları, nezarethaneler ve geri gönderme merkezleri gibi kişilerin özgürlüğünden yoksun bırakıldığı yerlere izleme ziyaretleri yapabilir.
KDK ile TİHEK aynı kurum değildir. KDK’nin odağı idarenin işleyişi hakkında hukuka ve hakkaniyete uygunluk denetimidir. TİHEK ise özellikle ayrımcılık yasağı, eşit muamele ve ulusal önleme mekanizması alanlarında uzmanlaşmıştır.
| Kurum | Başlıca İnceleme Alanı | Temel Özellik |
|---|---|---|
| Kamu Denetçiliği Kurumu | İdarenin işlem, eylem, tutum ve davranışları | Hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönünden tavsiye |
| TİHEK | Ayrımcılık yasağı, eşitlik ve özgürlüğünden yoksun bırakılan kişilerin korunması | İhlal incelemesi ve ulusal önleme mekanizması |
| TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu | İnsan hakları uygulamaları ve başvurular | Parlamenter inceleme, araştırma ve ilgili mercilere iletme |
A) Yüksek Seçim Kurulu
B) Sayıştay
C) Türkiye İnsan Hakları ve Eşitlik Kurumu
D) Devlet Denetleme Kurulu
E) Uyuşmazlık Mahkemesi
ULUSAL KORUMA: YARGISAL YOLLAR VE ANAYASA MAHKEMESİ
Adli ve İdari Yargıda Koruma
Hak ihlalinin niteliğine göre adli veya idari yargı yollarına başvurulabilir. Özel kişiler arasındaki uyuşmazlıklar, suçlar ve tazminat talepleri çoğunlukla adli yargıda; idarenin hukuka aykırı işlem ve eylemleri ise idari yargıda incelenir. İdari işlemin iptali, tam yargı davasıyla zararın giderilmesi, ceza soruşturması, hukuk davası ve kanun yolları ulusal yargısal korumanın parçalarıdır.
Yargısal korumada görevli ve yetkili merci, başvuru süresi ve tüketilmesi gereken kanun yolu uyuşmazlığın türüne göre değişir. Bu nedenle AYM veya AİHM başvurusu, olağan mahkemelerin yerine geçen ilk başvuru yolu değildir.
Anayasa Mahkemesine Bireysel Başvurunun Kapsamı
Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru, kamu gücü tarafından ihlal edildiği ileri sürülen ve hem Anayasada hem de Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ile Türkiye’nin taraf olduğu ek protokollerde güvence altına alınan haklar için kullanılabilir. Bu ölçüt ortak koruma alanı olarak adlandırılır. Her anayasal hüküm veya her hukuka aykırılık iddiası tek başına bireysel başvuru konusu olmaz.
Başvurucu, ihlalden güncel ve kişisel olarak doğrudan etkilenmiş olmalıdır. Bireysel başvuru bir halk davası değildir; yalnızca bir kanunun varlığından genel olarak rahatsız olmak başvuru için yeterli olmaz. Yasama işlemleri ve düzenleyici idari işlemler aleyhine doğrudan başvuru yapılamaz; bunların kişiye uygulanması sonucunda ortaya çıkan somut ihlal iddiası değerlendirilir.
A) İddianın yalnızca bir yönetmelikle ilgili olması
B) Hakkın hem Anayasa hem de AİHS ortak koruma alanında bulunması ve ihlalin kamu gücünden kaynaklanması
C) Başvurucunun mutlaka milletvekili olması
D) Her özel hukuk uyuşmazlığının doğrudan AYM’ye taşınması
E) Kanunun yürürlüğe girmesinin tek başına yeterli olması
Olağan Yolların Tüketilmesi ve 30 Günlük Süre
Bireysel başvurunun ikincil niteliği nedeniyle ihlale ilişkin etkili idari ve yargısal başvuru yolları önce usulüne uygun biçimde tüketilmelidir. İhlal iddiası, bilgi ve deliller olağan merciler önünde zamanında ileri sürülmeden AYM’ye taşınırsa başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemezlik kararı verilebilir.
Bireysel başvuru, başvuru yollarının tüketildiği tarihten; başvuru yolu yoksa ihlalin öğrenildiği tarihten itibaren 30 gün içinde yapılmalıdır. Mücbir sebep veya ağır hastalık gibi haklı mazeret nedeniyle süresinde başvurulamamışsa mazeretin kalkmasından itibaren 15 gün içinde, mazereti kanıtlayan belgelerle başvuru yapılabilir.
A) 10
B) 15
C) 30
D) 60
E) 90
İhlal Kararının Sonuçları
AYM, ihlal tespit ettiğinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılması gerekenlere hükmeder. İhlal bir mahkeme kararından kaynaklanmışsa yeniden yargılama yapılmak üzere karar ilgili mahkemeye gönderilebilir. Yeniden yargılamada hukuki yarar yoksa başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veya genel mahkemelerde dava yolu gösterilebilir.
AYM bireysel başvuruda bir temyiz mahkemesi gibi her maddi olayı ve delili yeniden değerlendirmez. İncelemenin odağı, kamu gücü işleminin ortak koruma alanındaki bir hakkı ihlal edip etmediğidir. AYM kararları yasama, yürütme ve yargı organlarını; idare makamlarını, gerçek ve tüzel kişileri bağlar.
ULUSLARARASI KORUMA: BİRLEŞMİŞ MİLLETLER SİSTEMİ
Evrensel Bildirge ve Bağlayıcı Sözleşmeler
İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi, Birleşmiş Milletler Genel Kurulu tarafından 10 Aralık 1948’de kabul edilen 30 maddelik temel belgedir. Bildirge bir uluslararası sözleşme değildir; buna rağmen sonraki insan hakları sözleşmelerinin hazırlanmasında ve evrensel standartların gelişmesinde temel rol oynamıştır. 10 Aralık İnsan Hakları Günü olarak anılır.
Medeni ve Siyasi Haklara İlişkin Uluslararası Sözleşme ile Ekonomik, Sosyal ve Kültürel Haklara İlişkin Uluslararası Sözleşme, taraf devletler bakımından hukuki yükümlülük doğuran iki temel sözleşmedir. Evrensel Bildirge ile bu iki sözleşme birlikte uluslararası insan hakları hukukunun ana çerçevesini oluşturur.
A) 1950’de Avrupa Konseyi tarafından kabul edilmiştir.
B) Bir uluslararası mahkeme kararıdır.
C) BM Genel Kurulunca 10 Aralık 1948’de kabul edilen 30 maddelik temel belgedir.
D) Yalnız Avrupa devletlerine uygulanır.
E) AİHM’nin içtüzüğüdür.
BM İnsan Hakları Mekanizmaları
Birleşmiş Milletler sisteminde insan haklarının korunması tek bir mahkeme üzerinden yürütülmez. İnsan Hakları Konseyinin Evrensel Periyodik İnceleme mekanizması devletlerin insan hakları sicilini dönemsel olarak değerlendirir. Özel raportörler ve çalışma grupları belirli hak alanlarını veya ülke durumlarını izler. Sözleşme organları ise temel insan hakları sözleşmelerinin uygulanmasını bağımsız uzman komiteleri aracılığıyla denetler.
BM sözleşme organlarına bireysel bildirim her devlet ve her sözleşme için otomatik değildir. Şikâyet edilen devletin ilgili sözleşmeye taraf olması ve komitenin bireysel başvuruları inceleme yetkisini ayrıca tanımış bulunması gerekir. Başvurucu kural olarak etkili iç hukuk yollarını tüketmeli ve aynı konunun başka bir uluslararası usulde incelenip incelenmediğine ilişkin kuralları dikkate almalıdır.
A) Devletin yalnız BM üyesi olması yeterlidir.
B) İlgili devletin sözleşmeye taraf olması ve komitenin bireysel başvuru yetkisini tanıması gerekir.
C) Başvurunun mutlaka bir devlet tarafından yapılması gerekir.
D) İç hukuk yollarının hiçbir zaman tüketilmemesi gerekir.
E) Başvurunun yalnız ekonomik uyuşmazlıkla ilgili olması gerekir.
BÖLGESEL KORUMA: AİHS VE AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ
Avrupa Konseyi, AİHS ve AİHM
Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi (AİHS), Avrupa Konseyi sistemi içinde hazırlanmış ve 1953’te yürürlüğe girmiştir. Avrupa Birliği ile Avrupa Konseyi farklı kuruluşlardır; AİHM, Avrupa Konseyine bağlı bir yargı organıdır. Mahkemenin merkezi Fransa’nın Strazburg kentindedir ve Sözleşmeye taraf devletlerin seçilmiş yargıçlarından oluşur.
AİHM, ulusal mahkemelerin üzerinde sınırsız yetkili yeni bir temyiz mercii değildir. Mahkeme, bir devletin AİHS veya yürürlükteki ek protokollerle güvence altına alınan hakkı ihlal edip etmediğini inceler. Ulusal mahkemenin kararını doğrudan iptal etmez; ihlal tespit edebilir ve gerektiğinde hakkaniyete uygun tazminata hükmedebilir.
AİHM Başvurusunun Temel Koşulları ve 4 Aylık Süre
AİHM’e başvuruda bulunan kişi, hükümet dışı kuruluş veya kişi grubu, Sözleşmede tanınan bir hakkın taraf devletlerden biri tarafından ihlal edilmesinin mağduru olduğunu göstermelidir. Etkili iç hukuk yolları tüketilmeli; şikâyet ulusal makamlar önünde özü itibarıyla ileri sürülmeli ve başvuru açıkça dayanaktan yoksun olmamalıdır.
Eksiksiz başvuru kural olarak kesin iç hukuk kararından itibaren 4 ay içinde yapılmalıdır. Türkiye bakımından Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru, ilgili şikâyet için etkili bir yolsa AİHM’e gitmeden önce tüketilmesi gereken iç hukuk yollarından biridir. AİHM’e gönderilen faks dört aylık süreyi kesmez; resmî başvuru formu, gerekli belgelerle birlikte Mahkemeye posta yoluyla gönderilir.
A) İç hukuk yolları tüketilmeden doğrudan başvurulur.
B) Genel başvuru süresi kesin iç hukuk kararından itibaren dört aydır.
C) AİHM ulusal mahkeme kararını doğrudan temyizen bozar.
D) Başvuru yalnız devletler tarafından yapılabilir.
E) Faks gönderilmesi dört aylık süreyi her durumda keser.
AİHM Kararlarının Bağlayıcılığı ve Uygulanması
AİHS’nin 46. maddesine göre taraf devletler, taraf oldukları davalarda AİHM’in kesin kararlarına uymayı taahhüt eder. Kararın uygulanması yalnız başvurucuya tazminat ödenmesinden ibaret olmayabilir. Yeniden yargılama gibi bireysel önlemler ile mevzuat veya uygulama değişikliği gibi genel önlemler de gerekebilir.
AİHM kararlarının uygulanmasını Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi denetler. İlgili devlet alınan veya planlanan önlemleri eylem planı ve eylem raporlarıyla bildirir; gerekli tedbirler tamamlandığında denetim nihai kararla kapatılır. Böylece yargılama ile kararın uygulanması birbirinden ayrı fakat tamamlayıcı aşamalardır.
A) Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi
B) Avrupa Birliği Komisyonu
C) Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi
D) Uluslararası Adalet Divanı
E) Avrupa Merkez Bankası
ULUSAL VE ULUSLARARASI KORUMA YOLLARININ KARŞILAŞTIRILMASI
| Koruma Yolu | Başlıca İşlev | Ayırt Edici Nokta |
|---|---|---|
| Adli ve idari yargı | Uyuşmazlığı çözme, işlemi iptal etme, ceza veya tazminat kararı verme | Olağan ve ilk yargısal koruma katmanıdır. |
| KDK, TİHEK ve TBMM Komisyonu | Yargı dışı inceleme, tavsiye, izleme ve parlamenter denetim | Mahkeme kararı yerine geçmez. |
| Anayasa Mahkemesi | Ortak koruma alanındaki hakların kamu gücü tarafından ihlalini inceleme | İç hukukta ikincil ve olağanüstü başvuru yoludur; genel süre 30 gündür. |
| BM mekanizmaları | Devlet raporları, dönemsel inceleme, özel usuller ve şartlı bireysel bildirimler | Yetki, ilgili sözleşme ve devletin kabulüne göre değişir. |
| Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi | AİHS kapsamındaki ihlal iddiasını uluslararası düzeyde inceleme | İç hukuk yolları tüketilir; genel süre 4 aydır. |
Koruma sistemi bir merdiven gibi çalışır: ihlalin mümkün olduğunca önce ulusal makamlarca giderilmesi esastır. Yargı dışı kurumlar erişilebilir inceleme ve tavsiye yolları sunar; mahkemeler bağlayıcı yargısal koruma sağlar; AYM anayasal hak ihlallerini ikincil olarak inceler; uluslararası mekanizmalar ise devletin kabul ettiği yükümlülükler çerçevesinde dış denetim oluşturur.
Sonraki konu olan İdare Hukukunun Temel İlkeleri, kamu gücünü kullanan idarenin kanunilik, kamu yararı, bütünlük ve yargısal denetim çerçevesini ele alacaktır.




