Doğu Anadolu Bölgesi, Türkiye’nin doğusunda geniş bir alan kaplayan; yüksek ortalama yükseltisi, dağları, platoları, volkanik kütleleri, tektonik ovaları ve sert karasal iklimiyle tanınan coğrafi bölgedir. Önceki Karadeniz Bölgesi konusunda kıyıya paralel dağların deniz etkisini içeride sınırladığı görülmüştü. Doğu Anadolu’da ise denizden uzaklıkla birlikte yükseltinin fazlalığı sıcaklık, tarım, nüfus ve ulaşım üzerinde belirleyici olur.
DOĞU ANADOLU BÖLGESİ’NİN KONUMU VE SINIRLARI
Doğu Anadolu, yüz ölçümü bakımından Türkiye’nin en büyük coğrafi bölgesidir. Kuzeyinde Karadeniz, batısında İç Anadolu, güneybatısında Akdeniz, güneyinde Güneydoğu Anadolu bölgeleri; doğusunda Gürcistan, Ermenistan, Nahçıvan ve İran bulunur. Bölgenin doğu sınırı aynı zamanda Türkiye’nin önemli kara sınırlarından bir bölümünü oluşturur.
Coğrafi bölge sınırları il sınırlarıyla bütünüyle çakışmaz. Erzurum, Kars, Ardahan, Iğdır, Ağrı, Van, Hakkâri, Bitlis, Muş, Bingöl, Tunceli, Elazığ, Malatya, Erzincan ve çevreleri bölgenin temel alanını oluşturur. Sivas, Gümüşhane, Bayburt, Diyarbakır, Siirt, Kahramanmaraş ve Adıyaman’ın bazı kesimleri de coğrafi sınır yaklaşımına göre bölge içinde değerlendirilebilir.
Doğu Anadolu’nun kuzey–güney ve doğu–batı doğrultularında genişlemesi, aynı bölge içinde farklı havzaların, dağ sıralarının ve yerel iklim koşullarının oluşmasını sağlar. Bu nedenle Erzurum–Kars platosu, Iğdır Ovası, Malatya Havzası ve Hakkâri dağlık alanı aynı özellikleri göstermez.
B) Geniş alan kaplaması ve yer şekillerinin çeşitlenmesinin
C) Yükseltinin her yerde aynı olmasının
D) Deniz etkisinin bütün bölgeye eşit ulaşmasının
E) Akarsuların tamamının aynı denize dökülmesinin
YER ŞEKİLLERİ VE YÜKSELTİ
Doğu Anadolu, Türkiye’de ortalama yükseltinin en fazla olduğu bölgedir. Bölgenin büyük bölümü 1500 metrenin üzerindedir; doğuya doğru genel olarak yükselti artar. Yüksek dağ sıraları arasında geniş platolar, tektonik ovalar ve derin vadiler yer alır. Bu yapı, Türkiye’nin yakın jeolojik geçmişte yükselen ve biçimlenmeye devam eden alanlarından biri olduğunu gösterir.
Kuzey Anadolu Dağları’nın doğu uzantıları kuzeyde, Güneydoğu Toroslar güneyde bölgeyi kuşatır. Munzur, Mercan, Palandöken, Allahuekber, Yalnızçam, Bingöl, Hakkâri ve Buzul dağları başlıca dağlık alanlardır. Ağrı, Tendürek, Süphan ve Nemrut ise volkanik dağların en tanınmış örnekleridir. Büyük Ağrı, Türkiye’nin en yüksek noktasıdır.
Erzurum–Kars ve Ardahan platoları yüksek, geniş ve dalgalı düzlüklerdir. Erzurum, Erzincan, Pasinler, Tercan, Muş, Malatya, Elazığ ve Iğdır ovaları çoğunlukla tektonik çöküntü alanlarında gelişmiştir. Dağlarla çevrili bu ovalar nüfusun, tarımın, ulaşım yollarının ve kentlerin toplandığı başlıca alanlardır.
Yüksekliğin kısa mesafelerde değişmesi eğimi artırır. Bu durum akarsuların enerji potansiyelini yükseltirken ulaşımı güçleştirir, tarım alanlarını parçalar ve yerleşmeyi havzalara yöneltir. Doğu–batı doğrultulu çöküntü ovaları ise kara yolu ve demir yolu koridorlarına doğal geçiş alanı sağlar.
B) Dağlık alanlarda su kaynaklarının hiç bulunmaması
C) Ovaların tamamında Akdeniz ikliminin görülmesi
D) Madenlerin yalnız ovalarda çıkarılması
E) Sınır kapılarının tamamının ova tabanında bulunması
AKARSULAR, GÖLLER VE HAVZALAR
Doğu Anadolu, Türkiye’nin önemli su toplama alanlarından biridir. Fırat’ın iki ana kolu olan Karasu ve Murat bölgeden doğar. Aras Nehri Hazar Denizi havzasına, Kura Nehri Hazar’a ulaşan başka bir sisteme, Zap Suyu ise Dicle üzerinden Basra Körfezi’ne yönelir. Böylece bölge akarsuları farklı dış drenaj havzalarına dağılır.
Akarsuların yatak eğimleri ve debileri hidroelektrik üretim için elverişlidir. Keban, Karakaya ve başka barajlar Fırat sistemi üzerinde enerji üretimi, sulama ve taşkın denetimi işlevleri görür. Bununla birlikte akarsu rejimi kar erimeleri ve yağışa bağlı olarak yıl içinde değişir; ilkbaharda debi belirgin biçimde artabilir.
Van Gölü, Türkiye’nin en büyük gölüdür; suları sodalıdır ve dışarıya akışı olmayan kapalı bir havzada bulunur. Nemrut volkanından çıkan lavların eski akarsu vadisini kapatması gölün oluşumunda etkili olmuştur. Çıldır, Erçek, Nazik, Hazar ve Balık gölleri bölgenin diğer önemli gölleridir. Kapalı havzaların varlığı, yüksek dağlarla çevrili çanaklar ve drenaj koşullarıyla ilişkilidir.
B) Su bölümü çizgilerinin ve havza sistemlerinin çeşitlendiğini
C) Akarsu rejimlerinin yıl boyunca değişmediğini
D) Göllerin tamamının tatlı su gölü olduğunu
E) Yükselti farklarının bulunmadığını
İKLİM, BİTKİ ÖRTÜSÜ VE TOPRAK
Bölgenin büyük bölümünde sert karasal iklim görülür. Kışlar uzun, soğuk ve kar yağışlı; yazlar kısa, serin ya da sıcak ve kuraktır. Yükselti ile denizden uzaklık kış sıcaklıklarını düşürür, yıllık sıcaklık farkını artırır ve karın yerde kalma süresini uzatır. Erzurum–Kars çevresi Türkiye’nin en soğuk yerleşim alanları arasındadır.
Yağışlar genel olarak ilkbahar ve yaz başında artar. Dağların uzanışı ve bakı koşulları yağış dağılışını değiştirir. Hakkâri çevresinin yüksek dağları daha fazla yağış alabilir; Iğdır Ovası ise çevresine göre alçak ve dağlarla kuşatılmış olduğu için daha kurak, daha ılıman bir yerel iklime sahiptir. Iğdır’da pamuk ve meyveciliğin görülmesi bu özel koşulla açıklanır.
Doğal bitki örtüsü çoğu alanda bozkırdır. Erzurum–Kars ve Ardahan’ın yaz yağışları alan yüksek platolarında gür çayırlar yaygındır. Bu çayırlar büyükbaş hayvancılığı destekler. Ormanlar bölge genelinde sınırlıdır; dağların daha fazla yağış alan yamaçlarında parçalı meşe ve iğne yapraklı topluluklar görülebilir.
Erzurum–Kars platosunda humusça zengin çernozyom toprakları, ovalarda alüvyal topraklar, kurak ve yarı kurak alanlarda bozkır toprakları yaygındır. Eğimli yamaçlarda bitki örtüsünün zayıflaması ve yanlış arazi kullanımı erozyonu hızlandırır.
B) Yükseltisinin görece az ve çevresinin dağlarla kuşatılmış olmasıyla
C) Yıl boyunca düzenli muson yağışı almasıyla
D) Çernozyomların yalnız burada görülmesiyle
E) Yaz sıcaklıklarının bütün bölgede aynı olmasıyla
DOĞAL AFETLER VE ÇEVRE SORUNLARI
Doğu Anadolu, aktif fay hatlarının ve genç yer şekillerinin bulunduğu bir bölgedir. Kuzey Anadolu Fay Zonu’nun doğu bölümü, Doğu Anadolu Fay Zonu ve başka kırık sistemleri deprem tehlikesini artırır. Erzincan, Bingöl, Elazığ, Malatya, Van ve çevreleri tarih boyunca yıkıcı depremler yaşamıştır. Yerleşmelerin gevşek zeminli ova tabanlarında büyümesi yapı güvenliğinin önemini daha da artırır.
Yüksek, eğimli ve uzun süre karla kaplı dağlarda çığ ve kaya düşmesi riski bulunur. İlkbaharda hızlı kar erimesi ile yağışın birleşmesi taşkınlara yol açabilir. Bitki örtüsünün zayıf olduğu eğimli arazilerde erozyon, mera baskısı ve yanlış sürümle hızlanır. Don olayları ile geç ilkbahar donları tarımsal üretimi sınırlar; özellikle meyve bahçelerinde verim kaybına neden olabilir.
Afet riskini azaltmak için sağlam zemin seçimi, deprem yönetmeliğine uygun yapılaşma, çığ koruma tesisleri, mera ıslahı, eğime uygun tarım ve havza ölçekli su yönetimi birlikte uygulanmalıdır.
B) Yer kabuğunun genç yapılı olması
C) Dayanıksız yapı stokunun ova tabanlarında yoğunlaşması
D) Tektonik ovaların oluşması
E) Fay zonlarının bölgeyi kesmesi
DOĞU ANADOLU BÖLGESİ’NİN COĞRAFİ BÖLÜMLERİ
Doğu Anadolu; Erzurum–Kars, Yukarı Fırat, Yukarı Murat–Van ve Hakkâri olmak üzere dört coğrafi bölüme ayrılır. Bölümler arasındaki farklar yükselti, yağış, yer şekilleri, tarım ürünleri, hayvancılık, maden ve ulaşım olanaklarında belirginleşir.
ERZURUM–KARS BÖLÜMÜ
Erzurum–Kars, yüksek plato görünümündedir. Erzurum, Kars ve Ardahan çevresinde kışlar çok uzun ve sert, yazlar kısa ve görece serindir. Yaz yağışlarıyla gelişen geniş çayırlar büyükbaş hayvancılığın temelini oluşturur. Çernozyom topraklar özellikle Kars ve Ardahan çevresinde yaygındır.
Erzurum ve Pasinler ovaları tarım ve yerleşmenin toplandığı başlıca alanlardır. Arpa, buğday ve şeker pancarı yetiştirilir; ancak düşük sıcaklık ve kısa yetişme dönemi ürün çeşidini sınırlar. Kura ve Aras akarsuları bölümün önemli drenaj sistemleridir. Sarıkamış ve Palandöken kış turizmi, Ani tarihî mirasıyla öne çıkar.
YUKARI FIRAT BÖLÜMÜ
Yukarı Fırat; Erzincan, Tunceli, Elazığ ve Malatya çevresini kapsar. Bölgenin diğer bölümlerine göre ortalama yükseltisi daha düşük, iklimi daha ılıman ve ekonomik faaliyetleri daha çeşitlidir. Karasu ile Murat bu bölümde Fırat sistemini oluşturur; Keban ve Karakaya barajları enerji üretiminde önemlidir.
Malatya kayısısı, bölümün Türkiye ve dünya ölçeğinde tanınan tarım ürünüdür. Elazığ ve Malatya çevresinde meyvecilik, tahıl ve şeker pancarı; geniş meralarda hayvancılık görülür. Demir, krom, bakır, kurşun, çinko ve başka madenlerin çeşitliliği yüksektir. Ulaşım koridorları, enerji üretimi ve ham madde kaynakları sanayinin bölge ortalamasının üzerinde gelişmesini sağlamıştır.
YUKARI MURAT–VAN BÖLÜMÜ
Yukarı Murat–Van; Ağrı, Muş, Bitlis ve Van çevresini kapsar. Ağrı, Tendürek, Süphan ve Nemrut volkanik kütleleri bölümün belirgin yer şekilleridir. Muş Ovası ve Van Gölü Havzası yerleşme ile tarımın toplandığı alanlardır. Van Gölü kapalı havzası, dış drenajın bulunmaması ve sodalı suyu ile ayırt edilir.
Kışlar serttir; arpa, buğday ve şeker pancarı tarımının yanında koyun yetiştiriciliği yaygındır. Van Gölü’ndeki inci kefali yerel ekonomik değere sahiptir. Akdamar Adası, Van Kalesi, İshak Paşa Sarayı, Nemrut Krater Gölü ve Ağrı Dağı turizm potansiyelini artırır. Gürbulak ve Kapıköy gibi sınır bağlantıları ticarete katkı sağlar.
HAKKÂRİ BÖLÜMÜ
Hakkâri, Doğu Anadolu’nun en engebeli bölümüdür. Güneydoğu Torosların yüksek kütleleri, derin vadiler ve çok eğimli yamaçlar geniş alan kaplar. Yükselti ve parçalanmış topoğrafya tarım alanlarını daraltır, ulaşımı ve yerleşmeyi güçleştirir. Zap Suyu ve kolları derin vadiler oluşturur; eğim hidroelektrik potansiyelini yükseltir.
Yağış, bölgenin birçok iç kesimine göre daha fazladır. Hayvancılık, yaylacılık ve sınırlı vadi tarımı temel faaliyetlerdir. Dağlık yapı; çığ, kaya düşmesi ve ulaşım kesintisi riskini artırır. Cilo–Sat Dağları, buzul şekilleri ve yüksek dağ peyzajıyla dikkat çeker.
B) Yukarı Fırat — maden çeşitliliği ve hidroelektrik üretim
C) Yukarı Murat–Van — volkanik dağlar ve kapalı havza
D) Hakkâri — geniş delta ovaları ve gelişmiş kıyı ulaşımı
E) Erzurum–Kars — sert karasal iklim ve çernozyom
NÜFUS, YERLEŞME VE ULAŞIM
Doğu Anadolu, yüz ölçümü geniş olmasına karşın nüfus yoğunluğu düşük bölgelerden biridir. Yüksek ve engebeli arazi, uzun kışlar, tarım alanlarının sınırlılığı ve iş olanaklarının azlığı nüfusun seyrekleşmesinde etkilidir. Bölge uzun süredir başka bölgelere göç verir; kırsal nüfusun azalması bazı yerleşmelerde hizmetlerin sürdürülmesini güçleştirir.
Nüfus; Erzurum, Malatya, Elazığ, Van ve Erzincan gibi kentlerde, tektonik ovalarda ve ulaşım koridorlarında yoğunlaşır. Yüksek platolar, dağ sıraları ve Hakkâri’nin parçalı arazisi seyrek nüfusludur. Köylerde taş ve kerpiç yapı malzemeleri, iklim ve yerel kaynaklara göre yaygındır. Hayvancılığa bağlı geçici yayla yerleşmeleri görülür.
Dağlar, uzun süren kar örtüsü ve geçitlerin yüksekliği ulaşımı zorlaştırır. Kara ve demir yolları çoğunlukla çöküntü ovalarını ve akarsu vadilerini izler. Kışın kar, tipi, buzlanma ve çığ ulaşımın kesintiye uğramasına yol açabilir. Buna karşılık İran, Gürcistan, Ermenistan ve Nahçıvan’a açılan sınır kapıları bölgenin transit konumunu ve dış ticaret potansiyelini artırır.
I. eğimin daha az olması,
II. ulaşım koridorlarının bu alanları izlemesi,
III. tarım ve kentleşme koşullarının çevre dağlara göre elverişli olması
etkenlerinden hangileri birlikte rol oynar?
B) Yalnız II
C) I ve II
D) II ve III
E) I, II ve III
TARIM VE HAYVANCILIK
Yükselti, düşük sıcaklık, don olayları ve kısa yetişme süresi tarımı sınırlar. Arpa, düşük sıcaklığa buğdaydan daha dayanıklı olduğu için yüksek alanlarda öne çıkar. Buğday, şeker pancarı, patates ve yem bitkileri ovalarda yetiştirilir. Sulama olanağı bulunan düşük havzalarda ürün çeşidi artar.
Malatya kayısı, Iğdır’da pamuk ve meyve, Elazığ çevresinde üzüm ve çeşitli meyveler yerel iklim avantajlarıyla ilişkilidir. Muş, Erzurum, Pasinler ve Malatya ovaları tarımsal üretimin önemli alanlarıdır. İlkbahar geç donları, dolu ve kuraklık ürün miktarını yıldan yıla değiştirebilir.
Geniş çayır ve meralar hayvancılığı tarımdan daha yaygın hâle getirir. Erzurum–Kars platosunda büyükbaş, daha kurak güney ve doğu kesimlerde koyun yetiştiriciliği önemlidir. Arıcılık, özellikle çiçek çeşitliliği yüksek dağ ve plato alanlarında gelişir. Hayvancılığın verimini artırmak için mera ıslahı, yem bitkileri üretimi, veterinerlik hizmetleri ve ürünlerin yerinde işlenmesi gerekir.
B) Çayır ve bozkır koşullarının bölümden bölüme değişmesiyle
C) Deniz balıkçılığının gelişmiş olmasıyla
D) Sanayi tesislerinin bütün meraları kaplamasıyla
E) Sulama gereksiniminin hiç bulunmamasıyla
MADENCİLİK, SANAYİ, ENERJİ VE TURİZM
Doğu Anadolu, maden çeşitliliği ve rezervleri bakımından zengindir. Divriği çevresinde demir, Elazığ–Guleman’da krom, Maden çevresinde bakır; Keban çevresinde kurşun ve çinko çıkarılmıştır. Oltu taşı Erzurum’un Oltu ilçesiyle özdeşleşmiştir. Madenlerin varlığı tek başına sanayinin gelişmesi için yeterli değildir; ulaşım, sermaye, pazar, enerji ve nitelikli iş gücü de gerekir.
Sanayi daha çok Malatya, Elazığ, Erzurum ve Van çevresinde yoğunlaşır. Şeker, et ve süt ürünleri, dokuma, çimento, maden işleme ve gıda sanayisi başlıca kollardır. Tarım ve hayvancılık ürünlerinin yerinde işlenmesi, taşıma maliyetini azaltıp bölgesel katma değeri artırabilir.
Fırat ve kollarının yüksek debi ile eğimi, bölgeyi Türkiye’nin hidroelektrik potansiyeli en yüksek alanlarından biri yapar. Keban ve Karakaya başta olmak üzere barajlar enerji üretiminde önemlidir. Güneşlenme ve rüzgâr koşulları da uygun sahalarda yenilenebilir enerji yatırımlarına olanak verir.
Doğal ve kültürel turizm kaynakları çeşitlidir. Palandöken ve Sarıkamış kış turizmi; Ağrı Dağı, Cilo–Sat ve Munzur dağ turizmi; Van Gölü, Akdamar Adası ve Nemrut Krater Gölü doğa turizmi; Ani, İshak Paşa Sarayı, Van ve Harput kaleleri kültür turizmi bakımından öne çıkar. Termal kaynaklar ve yaylalar da turizm çeşitliliğini destekler.
Doğu Anadolu Projesi (DAP); tarım, hayvancılık, sulama, ulaştırma, eğitim, kırsal kalkınma ve istihdamı birlikte geliştirmeyi amaçlayan bölgesel kalkınma yaklaşımıdır. Amaç yalnız üretimi artırmak değil, göçü azaltacak sürdürülebilir yaşam ve iş olanakları oluşturmaktır.
B) Hidroelektrik enerji üretimine
C) Kıyı turizmine
D) Deniz yolu taşımacılığına
E) Mercan adası turizmine
DOĞU ANADOLU’DA NEDEN–SONUÇ İLİŞKİLERİ
| Temel özellik | Başlıca sonuç |
|---|---|
| Ortalama yükseltinin fazla olması | Uzun ve soğuk kış, kısa tarım dönemi ve geçitlerde ulaşım güçlüğü |
| Dağlar arasında tektonik ovaların bulunması | Nüfusun, tarımın, kentlerin ve ulaşım yollarının havzalarda toplanması |
| Geniş çayır ve meralar | Büyükbaş ve küçükbaş hayvancılığın gelişmesi |
| Fazla eğim ve güçlü akarsu sistemi | Yüksek hidroelektrik potansiyel |
| Aktif faylar ve genç tektonik yapı | Yüksek deprem tehlikesi ve sıcak su kaynakları |
| Geniş alan, sert iklim ve sınırlı iş olanakları | Düşük nüfus yoğunluğu ve dışarıya göç |
| Volkanik kütleler ve kapalı çanaklar | Van Gölü havzası, krater gölleri ve turizm kaynakları |
B) Tektonik ovalar — yoğunlaşan yerleşme ve ulaşım
C) Geniş çayırlar — gelişen büyükbaş hayvancılık
D) Fazla eğim — yüksek hidroelektrik potansiyel
E) Sert karasal iklim — yıl boyunca kesintisiz ve çeşitli tarım


