TYT SÖZCÜKTE ANLAM

0
64
Sözcükte Anlam TYT Türkçe konu anlatımı kapağı

TYT sözcükte anlam sorularında bir sözcüğün sözlükteki karşılığını bilmek çoğu zaman yeterli değildir. Önemli olan, sözcüğün cümlede ve parçada kazandığı anlamı belirleyebilmektir. Aynı sözcük farklı bağlamlarda gerçek, mecaz veya terim anlamıyla kullanılabilir; yakın görünen iki sözcük ise her cümlede birbirinin yerini tutmayabilir.

Bu konu anlatımında sözcükte anlamın temel kavramlarını, anlam ilişkilerini ve anlam olaylarını özgün örneklerle inceleyeceğiz. Sorular yalnız tanım bilgisini değil, TYT’de öne çıkan bağlamdan anlam çıkarma becerisini de ölçmektedir.

Sözcükte Anlam Nasıl Belirlenir?

Bir sözcüğün anlamını belirleyen en güçlü unsur bağlamdır. Bağlam; sözcüğün bulunduğu cümle, paragraf ve iletişim ortamıyla kurduğu anlam bütünüdür. Bu nedenle altı çizili bir sözcüğün anlamı sorulduğunda yalnız o sözcüğe değil, yükleme, özneye, nitelediği kavrama ve cümlenin genel yargısına da bakılır.

“Açmak” sözcüğünün bağlama göre kazandığı anlamlar:

  • Pencereyi açtı. — Kapalı olanı açık duruma getirmek
  • Koyu rengi biraz açtı. — Tonunu daha açık hâle getirmek
  • Toplantıda yeni bir konu açtı. — Söz etmeye başlamak
  • Yaşadıklarını kimseye açmadı. — Duygu ve düşüncelerini anlatmak

Bir sözcüğün zaman içinde yeni anlamlar kazanmasına çok anlamlılık denir. Çok anlamlı sözcüklerde farklı kullanımlar arasında genellikle bir anlam bağı bulunur. Bu yönüyle çok anlamlılık, yazılışı aynı fakat anlamları ilişkisiz olan sesteşlikten ayrılır.

Örnek - 1

“Çözmek” sözcüğü aşağıdaki cümlelerin hangisinde “bir sorunun cevabını bulmak” anlamında kullanılmıştır?

A) Yolcu, boynundaki atkıyı yavaşça çözdü.
B) Polis ekipleri olayın sırrını kısa sürede çözdü.
C) Öğretmen, tahtadaki denklemi farklı bir yöntemle çözdü.
D) Bahar güneşi dağların üzerindeki karı çözdü.
E) Uzun konuşma salondaki gerginliği çözdü.

C seçeneğinde “çözmek”, matematiksel bir sorunun sonucuna ulaşmak anlamındadır. B seçeneğinde “gizli kalan durumu aydınlatmak”, diğerlerinde ise bağ veya katılığı ortadan kaldırmak anlamı vardır.

Cevap: C

Anlamlarına Göre Sözcükler

Sözcükte anlamın bağlam, anlam türleri, anlam ilişkileri ve anlam olayları boyutlarını gösteren diyagram

Gerçek Anlam

Bir sözcüğün söylendiğinde zihinde uyandırdığı ilk ve yaygın anlama temel anlam denir. Sözcüğün temel anlamıyla bağlantılı olarak benzerlik, işlev veya biçim yoluyla kazandığı kullanımlar ise geleneksel sınıflandırmada yan anlam adıyla gösterilir. Temel ve yan anlam, gerçek anlam alanı içinde değerlendirilir.

  • Çocuğun kolu incinmiş. — Temel anlam
  • Koltuğun kolu kırılmış. — Biçim ve işlev ilgisiyle yan anlam
  • Dağın eteğinde küçük bir köy vardı. — Benzerlik ilgisiyle yan anlam

Mecaz Anlam

Bir sözcüğün gerçek anlamından uzaklaşarak yeni bir kavramı karşılamasına mecaz anlam denir. Mecazlı kullanımda sözcük çoğu zaman duygu, düşünce veya soyut bir durumu daha etkili anlatır.

  • Eleştiriler karşısında hemen yıkıldı. — Umudunu ve direncini kaybetti.
  • Bu davranışıyla bütün güvenimi sarstı. — Güveni zayıflattı.
  • Yeni görevinde kısa sürede pişti. — Deneyim kazandı.
Dikkat

Bir sözcüğün tek başına mecaz olduğu söylenemez. “İnce” sözcüğü “ince ip” ifadesinde ölçülebilir bir özelliği bildirirken “ince davranış” ifadesinde özenli ve nazik anlamı kazanır. Karar her zaman cümlenin bağlamına göre verilir.

Örnek - 2

Aşağıdaki cümlelerin hangisinde altı çizili sözcük mecaz anlamda kullanılmıştır?

A) Güneş doğunca odanın içi ısındı.
B) Kıyıdaki teknenin burnu kuma oturdu.
C) Uzun tartışmadan sonra ortam biraz yumuşadı.
D) Çocuk, yumuşak yastığa başını koydu.
E) Ressam, tablonun zeminini koyu renge boyadı.

C seçeneğinde “yumuşamak”, ortamın gerginliğinin azalması anlamında kullanılmış ve gerçek anlamından uzaklaşmıştır. Diğer seçeneklerdeki sözcükler somut durumları karşılamaktadır.

Cevap: C

Terim Anlam

Bilim, sanat, spor veya meslek alanında özel ve sınırlı bir kavramı karşılayan sözcüklere terim denir. Bir sözcüğün terim sayılması için ilgili alanın kavramını karşılaması gerekir; sözcüğün günlük dilde kullanılması terim anlam oluşturmaz.

Alan Terim örnekleri
Edebiyat ölçü, uyak, dize, redif
Matematik açı, kök, çarpan, denklem
Tiyatro perde, sahne, dekor, tirat
Coğrafya delta, izohips, plato, meridyen
Örnek - 3

“Kök” sözcüğü aşağıdaki cümlelerin hangisinde terim anlamıyla kullanılmamıştır?

A) Denklemin iki gerçek kökü bulundu.
B) Sözcüğün köküne yapım eki getirilmiş.
C) Ağacın kökü kaldırım taşlarını kaldırmış.
D) Bitki, suyu kökleri aracılığıyla alır.
E) Dişin kökü çevresinde iltihap oluşmuş.

C seçeneğinde “kök”, bitkinin toprağa tutunmasını sağlayan organını günlük ve temel anlamıyla karşılamaktadır. A matematik, B dil bilgisi, D botanik ve E diş hekimliği alanında özel kavram bildirmektedir.

Cevap: C

Anlam İlişkilerine Göre Sözcükler

Eş Anlamlı Sözcükler

Yazılışları ve söylenişleri farklı, anlamları aynı veya birbirine çok yakın olan sözcüklerdir. Ancak dilde tam eş anlamlılık sınırlıdır; sözcüklerin çağrışımı, kullanım alanı ve üslup değeri farklılaşabilir. “Kalp–yürek” ikilisi birçok cümlede birbirinin yerini tutarken “yürekli insan” ifadesindeki “yürekli” yerine “kalpli” getirilemez.

Yakın Anlamlı Sözcükler

Aynı kavram alanında bulunan fakat aralarında derece, amaç veya kullanım farkı olan sözcüklerdir. “Bakmak–seyretmek”, “darılmak–küsmek” ve “istemek–özlemek” çiftleri aynı değildir; ortak bir anlam çevresinde birbirine yaklaşır.

Karşıt Anlamlı Sözcükler

Aynı anlam ekseninde birbirinin karşıtı olan sözcüklerdir. Bir sözcüğün olumsuzu, onun karşıt anlamlısı değildir: “gelmek–gelmemek” arasında olumluluk–olumsuzluk; “gelmek–gitmek” arasında karşıtlık vardır.

Örnek - 4

Aşağıdaki cümlelerin hangisinde karşıt anlamlı sözcükler bir arada kullanılmıştır?

A) Eski evin geniş odaları gün boyu aydınlıktı.
B) Uzak yakın demeden bütün dostlarını aradı.
C) Sessizce içeri girdi, kimseye görünmedi.
D) Soruyu çözemediği için yeniden denedi.
E) İnce bir sesle yavaşça konuşuyordu.

B seçeneğindeki “uzak–yakın” sözcükleri aynı mesafe ekseninde birbirinin karşıtıdır. A seçeneğindeki “eski–geniş” ve diğer seçeneklerdeki belirgin sözcükler arasında karşıtlık yoktur.

Cevap: B

Sesteş Sözcükler

Yazılışları ve söylenişleri aynı, anlamları farklı olan sözcüklerdir. Sesteş sözcüklerin anlamları arasında doğrudan bir bağ bulunmaz. “Yüz” sözcüğü sayı, çehre ve yüzmek fiilinin emir biçimi olarak farklı anlamları karşılayabilir.

Çok anlamlılık–sesteşlik ayrımı: “Masanın ayağı” ile “çocuğun ayağı” arasında biçim ve işlev ilgisi vardır; bu kullanım çok anlamlılıktır. “Çay içmek” ile “çayın kenarında yürümek” arasında anlam bağı bulunmadığı için “çay” sesteştir.
Örnek - 5

Aşağıdaki cümle çiftlerinin hangisinde altı çizili sözcükler arasında sesteşlik ilişkisi vardır?

A) Sandalyenin ayağı sallanıyordu. / Koşarken ayağı burkuldu.
B) Defterin yaprağı yırtılmış. / Ağacın yaprağı sararmış.
C) Geminin burnu kıyıya döndü. / Soğuktan burnu kızarmış.
D) Bahçede bir gül açmış. / Bu habere sen de gül.
E) Dağın eteğinde bekledik. / Elbisenin eteği sökülmüş.

D seçeneğinde ilk “gül” bir çiçeği, ikinci “gül” ise gülmek eylemini karşılar; anlamlar ilişkisizdir. Diğer seçeneklerde organ adları biçim veya işlev benzerliğiyle başka varlıklara aktarılmıştır; bunlar çok anlamlı kullanımlardır.

Cevap: D

Sözcüklerin Anlam Özellikleri

Somut ve Soyut Anlam

Duyu organlarından en az biriyle algılanabilen varlık ve özellikleri karşılayan sözcükler somut; duyularla algılanamayan, zihinsel veya duygusal kavramları karşılayan sözcükler soyut anlamlıdır. Bir sözcüğün somut veya soyut değeri bağlama göre değişebilir: “Tatlıyı çok severim.” cümlesinde “tatlı” somut bir yiyecek, “tatlı bir anı” ifadesinde ise soyut bir niteliktir.

Nicel ve Nitel Anlam

Ölçülebilen, sayılabilen veya miktarı belirlenebilen özellikler nicel; varlığın nasıl olduğunu bildiren ve doğrudan ölçülemeyen özellikler nitel anlam taşır.

  • Uzun koridor — Nicel; uzunluk ölçülebilir.
  • Uzun bir tartışma — Nicel; süre bakımından uzunluk vardır.
  • Ağır çanta — Nicel; ağırlık ölçülebilir.
  • Ağır bir suçlama — Nitel; suçlamanın etkisi ve ciddiyeti anlatılır.
Örnek - 6

Aşağıdaki cümlelerin hangisinde altı çizili sözcük nitel anlamda kullanılmıştır?

A) Salonun geniş pencereleri güneye bakıyordu.
B) Çantadaki ağır kitapları masaya bıraktı.
C) Bu kadar derin bir kuyuyu ilk kez görüyorduk.
D) Yazarın derin gözlemleri romana güç katmış.
E) İnce tahtaları duvarın yanına dizdi.

D seçeneğinde “derin”, ölçülebilir uzaklığı değil gözlemlerin kapsamlı ve güçlü oluşunu bildirmektedir; bu nedenle nitel anlamlıdır. Diğer seçeneklerde boyut, ağırlık veya kalınlık gibi ölçülebilir özellikler vardır.

Cevap: D

Genel ve Özel Anlam

Aynı türden varlıkların daha geniş bölümünü karşılayan sözcük genel, kapsamı daha dar olan sözcük özel anlamlıdır. Bu ilişki basamaklıdır: varlık → canlı → hayvan → kuş → serçe. Bir sözcük üst basamağa göre özel, alt basamağa göre genel olabilir.

Örnek - 7

“Sanat, insanın dünyayı anlamlandırma yollarından biridir; şiir ise sanatın dil aracılığıyla kurulan özel bir biçimidir.” cümlesinde aşağıdaki sözcüklerden hangisi diğerlerine göre daha özel anlamlıdır?

A) dünya
B) insan
C) yol
D) sanat
E) şiir

“Şiir”, sanatın alt türlerinden biridir ve cümlede kapsamı özellikle daraltılarak kullanılmıştır. Bu nedenle “sanat” sözcüğüne göre daha özel anlamlıdır.

Cevap: E

Yansıma Sözcükler

Doğadaki seslerin taklit edilmesiyle oluşan sözcüklerdir: “şırıl, gıcır, pat, miyav” gibi. Yansıma kökten türeyen sözcükler de bu özelliği koruyabilir: “gürültü, şırıltı, gıcırdamak”. Ancak yalnız ses çağrıştırması yetmez; sözcüğün gerçek bir ses taklidine dayanması gerekir.

Sözcüklerde Anlam Değişmeleri

Dildeki kullanım ihtiyaçları ve toplumsal değişmeler, sözcüklerin kapsamını zamanla değiştirebilir. Bu değişimler sözcüğün bugünkü cümle içi anlamından farklı olarak tarihsel bir gelişimi anlatır.

Değişme Açıklama Örnek
Anlam daralması Sözcüğün eskiden karşıladığı geniş alanın zamanla küçülmesi “Oğlan”ın geçmişte çocuk anlamındayken bugün erkek çocuk anlamında kullanılması
Anlam genişlemesi Dar kapsamlı bir sözcüğün daha geniş bir varlık alanını karşılaması “Araba”nın atlı taşıttan bütün kara taşıtlarını kapsayan bir ada dönüşmesi
Anlam iyileşmesi Olumsuz veya sıradan anlamın zamanla daha olumlu değer kazanması “Mareşal” sözcüğünün tarihsel gelişiminde yüksek askerî rütbe anlamı kazanması
Anlam kötüleşmesi Nötr veya olumlu bir anlamın olumsuz çağrışım kazanması Bazı unvan ve topluluk adlarının tarih içinde küçümseyici anlam kazanması

Sözcüklerde Anlam Olayları

Deyim Aktarması

Bir varlığa ait özelliğin benzerlik yoluyla başka bir varlığa aktarılmasıdır. Aktarma; insandan doğaya, doğadan insana, doğadan doğaya veya bir duyudan başka bir duyuya yapılabilir.

Aktarma türü Örnek Açıklama
İnsandan doğaya Küskün tepeler sisin ardında kaldı. İnsana ait duygu tepelere aktarılmıştır.
Doğadan insana Müdür toplantıda kükredi. Hayvana ait özellik insana aktarılmıştır.
Duyular arası Sıcak bir gülümsemeyle karşıladı. Dokunma duyusu görsel algıya aktarılmıştır.
Dikkat

Deyim aktarmasında benzerlik, ad aktarmasında ise benzetme dışındaki bir anlam ilişkisi vardır. “Geminin burnu” biçim benzerliğiyle kurulmuş deyim aktarmasıdır; “Bütün sınıf ayağa kalktı.” cümlesinde “sınıf”ın öğrenciler yerine kullanılması ad aktarmasıdır.

Örnek - 8

Aşağıdaki cümlelerin hangisinde duyular arası aktarma vardır?

A) Keskin bakışları odadaki herkesi susturdu.
B) Soğuk hava akşama doğru etkisini artırdı.
C) Parlak kumaş güneşte göz alıyordu.
D) Acı biber yemeğin tadını bastırmıştı.
E) Pürüzlü duvarı dikkatle boyadı.

A seçeneğinde dokunma veya tat duyusuyla ilişkilendirilebilen “keskin” niteliği görme duyusuyla algılanan “bakış”a aktarılmıştır. Diğer seçeneklerde sözcükler kendi duyu alanları içindedir.

Cevap: A

Benzetme ve Eğretileme

Aralarında ortak özellik bulunan iki varlıktan zayıf olanın güçlü olana benzetilmesine benzetme denir. Benzeyen, kendisine benzetilen, benzetme yönü ve benzetme edatı dört temel ögedir. Yalnız benzeyen ya da yalnız kendisine benzetilen söylenerek kurulan benzetmelere eğretileme (istiare) adı verilir.

“Çocuk, ceylan gibi çevik koşuyordu.” cümlesinde çocuk benzeyen, ceylan kendisine benzetilen, çeviklik benzetme yönü, “gibi” ise benzetme edatıdır.

Ad Aktarması

Bir sözcüğün benzetme amacı olmadan başka bir sözcük yerine kullanılmasıdır. Parça–bütün, iç–dış, sanatçı–eser, yer–insan veya neden–sonuç ilişkileri kurulabilir.

  • Bu yaz Orhan Kemal okuyacağım. — Yazar adı, eserleri yerine kullanılmıştır.
  • Bütün salon ayağa kalktı. — Yer, salondaki insanlar yerine kullanılmıştır.
  • Ocağı kısar mısın? — Bütün araç, ateş bölümü yerine kullanılmıştır.
Örnek - 9

Aşağıdaki cümlelerin hangisinde ad aktarması vardır?

A) Gün boyu ekmek parası için çalıştı.
B) Yeni sergide iki Picasso yan yana duruyordu.
C) Sokaklar akşam yağmuruyla yıkandı.
D) Güneş, dağların ardında uykuya çekildi.
E) Düşünceleri zamanla iyice berraklaştı.

B seçeneğinde sanatçının adı, onun yaptığı tablolar yerine kullanılmıştır; benzetme amacı taşımayan sanatçı–eser ilişkisi ad aktarması oluşturur.

Cevap: B

Dolaylama ve Güzel Adlandırma

Tek sözcükle anlatılabilecek bir kavramın birden çok sözcükle anlatılmasına dolaylama denir: “file bekçisi” yerine kaleci, “beyaz perde” yerine sinema gibi. Olumsuz veya ürkütücü çağrışımı yumuşatan sözlere ise güzel adlandırma denir: “öldü” yerine “hayatını kaybetti”, “sağır” yerine “işitme engelli” gibi.

Kinaye, Tariz ve Abartma

Bir sözün hem gerçek hem mecaz anlama gelebilecek biçimde kullanılıp asıl olarak mecaz anlamın kastedilmesine kinaye; eleştiri veya alay amacıyla söylenen sözün tersinin kastedilmesine tariz; bir durumun olduğundan büyük ya da küçük gösterilmesine abartma denir.

  • “Onun kapısı herkese açıktır.” — Kapının gerçek anlamda açık olması mümkünken asıl amaç kişinin misafirperverliğini anlatmaktır; kinaye vardır.
  • “Ne kadar düzenlisin, odanda adım atacak yer yok!” — Söylenen övgünün tersine eleştiri amaçlandığı için tariz vardır.
  • “Seni beklerken yıllar geçti.” — Bekleme süresi olduğundan büyük gösterildiği için abartma vardır.

Somutlaştırma ve Soyutlaştırma

Soyut bir kavramın somut bir varlık veya eylem aracılığıyla anlatılmasına somutlaştırma denir: “İçindeki öfke büyüdü.” Somut anlamlı bir sözcüğün soyut bir durumu karşılamasına ise soyutlaştırma adı verilir: “Aramızdaki bütün köprüleri yıktı.” Bu cümlede “köprü”, insanlar arasındaki iletişim bağını karşılamaktadır.

Örnek - 10

Yıllar sonra kasabaya döndüğünde anılarının tozlu raflarını birer birer açtı. Çocukluk arkadaşlarının sesleri dar sokaklarda bir ezgi gibi yankılanıyordu; fakat zaman, tanıdığı yüzlerin çoğunu sessizce silmişti.

Bu parçada aşağıdakilerden hangisi yoktur?

A) Mecaz anlamlı sözcük
B) Somutlaştırma
C) İnsandan doğaya aktarma
D) Duyular arası aktarma
E) Benzetme

“Anıların tozlu raflarını açmak” soyut anıları somut bir raf ve açma eylemiyle anlattığı için somutlaştırmadır. “Zamanın yüzleri silmesi” insana özgü eylemin soyut bir kavrama aktarılmasıdır. Seslerin “bir ezgi gibi” yankılanması benzetme ilgisi taşır; “silmek” de mecaz anlamlıdır. Parçada bir duyudan başka bir duyuya aktarma yoktur.

Cevap: D

TYT Sorularında Bağlamın Önceliği

Sözcükte anlam sorularında seçenekleri değerlendirirken hedef sözcüğün cümledeki görevini ve çevresindeki kavramlarla kurduğu ilişkiyi birlikte düşünmek gerekir. Sözlükte yakın görünen iki karşılık, cümlenin duygu tonu veya anlatım amacı değiştiğinde birbirinin yerini tutmayabilir. Özellikle “bu sözle anlatılmak istenen” ve “hangi cümlede aynı anlamda kullanılmıştır” soruları, tanımdan çok bağlam eşleştirmesi ister.

Sözcüklerde görülen anlam olaylarına ilişkin daha fazla örnek için Sözcükte Anlam Olayları yazısından da yararlanabilirsiniz.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz