SÖZCÜKTE ANLAM OLAYLARI

0
9155

KPSS sözcükte anlam olayları konu anlatımı kapsamında benzetme ve istiare, deyim ve ad aktarmaları, somutlaştırma, soyutlaştırma, dolaylama, güzel adlandırma, kinaye, tariz ve abartma işlenecektir.
KPSS Türkçe konularının tamamına KPSS konu anlatımı arşivinden ulaşabilirsiniz.

Bir söz, temel anlamının dışında kullanıldığında ortaya çıkan yeni anlamın hangi ilişkiyle kurulduğu önemlidir. Benzerlik varsa benzetmeye dayalı, benzerlik olmadan yakınlık ya da komşuluk ilişkisi varsa ad aktarmasına dayalı bir anlam olayı oluşur.

Benzerlik bağıBenzetme, istiare ve deyim aktarmaları
Komşuluk bağıAd aktarması: parça-bütün, yer-insan, sanatçı-eser

Benzetme ve İstiare

Benzetme (Teşbih)

Aralarında ortak nitelik bulunan iki varlıktan zayıf olanın güçlü olana yaklaştırılmasına benzetme denir. Benzeyen, kendisine benzetilen, benzetme yönü ve “gibi, kadar, sanki” türündeki benzetme edatı dört öğedir. “Çocuk, ceylan gibi çevikti.” cümlesinde çocuk benzeyen, ceylan kendisine benzetilen, çeviklik yön, “gibi” edattır. Yalnız benzeyen ile kendisine benzetilenin bulunduğu “Askerler çelik bileklerdi.” örneği güzel benzetme (teşbihibeliğ)dir; edatın bulunmaması benzetmeyi ortadan kaldırmaz.

Örnek - 1
Aşağıdaki cümlelerin hangisinde benzetmenin dört öğesi de vardır?

A) Karanlık, sokakları örten ağır bir perdeydi.
B) Sözleri birer inciydi.
C) Bu çocuk tilki kadar kurnazdı.
D) Yağmur, camlarda ince parmaklarıyla dolaştı.
E) Ufuktaki bulutlar pamuk yığınlarıydı.
C seçeneğinde çocuk benzeyen, tilki kendisine benzetilen, kurnazlık benzetme yönü, “kadar” benzetme edatıdır. Diğerlerinde yön veya edat açıkça verilmemiştir ya da kişileştirme kurulmuştur.

Cevap: C

İstiare (Eğretileme)

Benzetmenin iki temel öğesinden yalnız birinin söylendiği aktarım istiaredir. Yalnız kendisine benzetilen varsa açık istiare oluşur: “Sahnenin yıldızı yine alkışları topladı.” cümlesinde başarılı sanatçı söylenmeyip “yıldız” denmiştir. Yalnız benzeyen bulunup kendisine benzetilenin özelliği sezdirilirse kapalı istiare vardır: “Genç sporcu rakiplerine pençe gösterdi.” cümlesinde sporcu açık, yırtıcı hayvan ise “pençe” özelliğiyle örtülüdür.

Örnek - 2
Aşağıdakilerin hangisinde kapalı istiare vardır?

A) Salonun incisi, gecenin sonunda sahneye çıktı.
B) Yaşlı çınarlar birer birer aramızdan ayrılıyor.
C) Komutan, askerlerine kanat gerdi.
D) Şehrin kalbi sabaha kadar uyumadı.
E) Bu sözler yüreğimde bir bıçak oldu.
C’de komutan benzeyendir; kendisine benzetilen kuş söylenmemiş, kuşa özgü “kanat germek” davranışıyla sezdirilmiştir. A ve B’de yalnız kendisine benzetilen söylenerek açık istiare kurulmuştur; E’de iki öğe de görünürdür.

Cevap: C

Dikkat
Benzetme edatının bulunmaması tek başına istiare kanıtı değildir. Benzeyen ve kendisine benzetilen birlikteyse edatsız benzetme; bu iki temel öğeden yalnız biri varsa istiare vardır.

Deyim Aktarmasında İnsan ve Doğa

İnsandan Doğaya Aktarma ve Kişileştirme

İnsana özgü duygu, düşünce, davranış veya konuşma yetisinin insan dışındaki bir varlığa verilmesine insandan doğaya aktarma denir. “Yorgun dağlar sisin içinde dinleniyordu.” cümlesinde yorgunluk ve dinlenme dağa aktarılmıştır. Bu aktarım insan niteliği kazandırdığı için aynı zamanda kişileştirmedir. Her kişileştirme bu yöndedir; ancak yalnız “aslan gibi güçlü” biçimindeki benzetmede insan dışı varlık insanlaştırılmaz.

Örnek - 3
Aşağıdakilerin hangisinde insandan doğaya aktarma yoktur?

A) Akşam, kırgın bir çocuk gibi köşesine çekildi.
B) Deniz bütün gece kıyıya dert yandı.
C) Çınar, geçen yılları sessizce düşündü.
D) Rüzgâr vadide kurtlar gibi uludu.
E) Güneş, bulutların ardından utangaçça baktı.
D’de kurtlara ait uluma özelliği rüzgâra aktarılmıştır; iki unsur da doğa alanındadır. Diğer seçeneklerde kırılmak, dert yanmak, düşünmek, utanmak ve bakmak insana özgü niteliklerdir.

Cevap: D

Doğadan İnsana Aktarma

Hayvanlara, bitkilere veya doğa olaylarına özgü bir niteliğin insanı anlatmak için kullanılması doğadan insana aktarmadır. “Müdür, itirazı duyunca kükredi.” cümlesinde aslana özgü ses insanın öfkeli konuşmasına; “Genç adam bu haberle birden soldu.” cümlesinde bitkinin canlılığını yitirmesi insanın çökkünlüğüne aktarılmıştır. Amaç gerçek bir doğa olayı bildirmek değil insanın durumunu görünür kılmaktır.

Örnek - 4
I. Eleştiriler karşısında kabuğuna çekildi.
II. Sabahın ilk ışıkları pencereden gülümsedi.
III. Öğrencinin zihni yeni fikirlerle filizlendi.
IV. Yaşlı adam haberi alınca çöktü.

Numaralanmış cümlelerin hangilerinde doğadan insana aktarma vardır?

A) I ve II
B) I ve III
C) II ve IV
D) I, III ve IV
E) II, III ve IV
I’de hayvanın kabuğuna çekilmesi, III’te bitkinin filizlenmesi, IV’te bir yapının çökmesi insana aktarılmıştır. II’de ise insana özgü gülümseme ışıklara verilmiştir.

Cevap: D

Deyim Aktarmasında Doğa ve Duyular

Doğadan Doğaya Aktarma

Doğadaki bir varlık veya olayın özelliği yine doğadaki başka bir varlık ya da olaya yüklenirse doğadan doğaya aktarma oluşur. “Rüzgâr gece boyunca uludu.” cümlesinde hayvan sesi rüzgâra, “Bulut sürüsü ovaya yayıldı.” sözünde hayvan topluluğu bulutlara aktarılır. İki tarafta da insan bulunmadığı için bu kullanım kişileştirme değildir.

Örnek - 5
Aşağıdakilerin hangisinde aktarmanın yönü ötekilerden farklıdır?

A) Dalgalar kıyıya doğru şahlandı.
B) Yağmur damlaları camı tırmalıyordu.
C) Rüzgâr, bacalarda ince ince uludu.
D) Fırtına vadide böğürüyordu.
E) Adam, soruyu duyunca dikenlerini çıkardı.
A, B, C ve D’de hayvan ya da başka doğa varlıklarının özellikleri doğal varlıklara aktarılmıştır. E’de bitkiye özgü diken çıkarma davranışı insana verildiğinden yön doğadan insanadır.

Cevap: E

Duyular Arası Aktarma

Bir duyuyla algılanan niteliğin başka bir duyu alanındaki varlığı nitelemesine duyular arası aktarma denir. “Yumuşak ses”te dokunma niteliği işitmeye, “keskin koku”da dokunma niteliği koklamaya, “acı çığlık”ta tatma niteliği işitmeye aktarılır. Sözcüğün gerçek duyu alanı ile bağlamdaki hedef duyu birlikte belirlenmelidir.

Örnek - 6
Aşağıdaki cümlelerin hangisinde duyular arası aktarma yoktur?

A) Tatlı sesi, gerginliği bir anda azalttı.
B) Keskin ışık gözlerimi yoruyordu.
C) Yumuşak renkler odaya dinginlik katmıştı.
D) Soğuk bakışları herkesi susturdu.
E) Ekşi elmanın tadı damağımda kaldı.
E’de “ekşi” kendi gerçek duyu alanı olan tatmayı niteler. A’da tatmadan işitmeye, B ve C’de dokunmadan görmeye, D’de dokunmadan görmeye aktarma vardır.

Cevap: E

Dikkat
“Sert ekmek”te nitelik dokunma alanında kaldığı için duyular arası aktarma yoktur; “sert ses”te ise dokunma niteliği işitmeye taşınır. Aynı sıfat farklı bağlamlarda farklı sonuç verir.

Ad Aktarması (Mecazımürsel)

Parça-Bütün ve İç-Dış İlişkileri

Bir sözcüğün benzetme amacı olmadan ilişkili başka bir kavramın yerine kullanılmasına ad aktarması denir. “Takım yeni bir ayağa ihtiyaç duyuyor.” cümlesinde “ayak” futbolcunun yerine kullanılarak parça-bütün; “Tencere kaynıyor.” cümlesinde kap, içindeki yemek yerine kullanılarak dış-iç ilişkisi kurar. Aktarılan iki kavram arasında benzerlik değil gerçek bir bağlantı vardır.

Örnek - 7
Aşağıdakilerin hangisinde ad aktarması parça-bütün ilişkisine dayanmaktadır?

A) Bütün salon ayağa kalkıp sanatçıyı alkışladı.
B) Ocaktaki çaydanlık birazdan kaynar.
C) Yarışmada güçlü bilekler karşı karşıya geldi.
D) Bu akşam Yaşar Kemal okuyacağım.
E) Ankara, görüşmenin ertelendiğini duyurdu.
C’de “bilekler”, yarışmacıların bir parçası olduğu hâlde yarışmacıların bütünü yerine kullanılmıştır. A yer-insan, B kap-iç, D sanatçı-eser, E yer-yönetim ilişkisidir.

Cevap: C

Sanatçı-Eser, Yer-İnsan ve Neden-Sonuç İlişkileri

“Sergide iki Picasso vardı.” sözünde sanatçı eseri, “Stadyum bu karara tepki gösterdi.” sözünde yer oradaki insanları, “Tarlalara bereket yağıyor.” sözünde sonuç olan bereket neden olan yağmuru düşündürür. Araç-kullanıcı ilişkisi de ad aktarması kurabilir: “Gazetede genç kalemlere yer verildi.” cümlesinde kalem, yazarı karşılar. İlişkinin adı değişse de temel ölçüt benzetme yapılmamasıdır.

Örnek - 8
I. Meclis, teklifin yeniden görüşülmesine karar verdi.
II. Duvarlarda birkaç Abidin Dino asılıydı.
III. Sahnede güçlü bir ses alkışları topladı.
IV. Köy, haberi alınca meydanda toplandı.

Numaralanmış cümlelerdeki aktarmaların ilişki türleri sırasıyla hangisidir?

A) Yer-yönetim / sanatçı-eser / parça-bütün / yer-insan
B) Parça-bütün / yer-insan / sanatçı-eser / iç-dış
C) Yer-insan / sanatçı-eser / neden-sonuç / parça-bütün
D) Sanatçı-eser / yer-yönetim / araç-kullanıcı / yer-insan
E) Yer-yönetim / parça-bütün / doğadan insana / iç-dış
“Meclis” karar veren kurumu, “Abidin Dino” sanatçının eserini, “ses” sanatçının bütününü, “köy” ise köy halkını karşılar. Sıralama A seçeneğindedir.

Cevap: A

Somutlaştırma ve Soyutlaştırma

Somutlaştırma

Soyut bir kavramın duyularla algılanabilen varlık veya hareketlerle anlatılmasına somutlaştırma denir. “Özlemini yıllarca omuzlarında taşıdı.” cümlesinde özlem, taşınabilen bir yük gibi görünür hâle gelir. “Korku, boğazına düğümlendi.” sözünde de duygu somut bir düğümle anlatılır. Somutlaştırma mecazlıdır; ayırt edici yönü aktarımın soyuttan somuta ilerlemesidir.

Örnek - 9
Aşağıdakilerin hangisinde somutlaştırma yoktur?

A) İçindeki kuşkuyu bir türlü söküp atamadı.
B) Umut, en karanlık günde elinden tuttu.
C) Bu acı yıllarca yüreğinde kanadı.
D) Masadaki ağır dosyayı iki eliyle kaldırdı.
E) Öfkesini kapının dışında bırakıp içeri girdi.
D’de gerçekten taşınan somut bir dosya vardır. Diğer seçeneklerde kuşku, umut, acı ve öfke; sökülüp atılan, el tutan, kanayan veya bir yerde bırakılan somut varlıklar gibi sunulmuştur.

Cevap: D

Soyutlaştırma

Somut bir sözcüğün cümlede fiziksel varlığını değil soyut bir durumu karşılamasına soyutlaştırma denir. “Yıllarca babasının gölgesinde yaşadı.” cümlesinde “gölge”, ışığın oluşturduğu karanlık alan değil etki ve otoritedir. “Gönül penceresini herkese kapattı.” sözünde pencere, insanın iç dünyaya açılmasını anlatır. Yön somuttan soyuta ilerlediği için somutlaştırmanın tersidir.

Örnek - 10
Aşağıdakilerin hangisinde altı çizili kabul edilen sözcük soyutlaştırma yoluyla kullanılmıştır?

A) Güneş çekilince ağacın gölgesi uzadı.
B) Bu düşüncenin kökleri çok eskiye dayanıyor.
C) Çocuk, ipteki düğümü çözmeye çalıştı.
D) Pencerenin kanadı rüzgârla kapandı.
E) Sepetin kulpu elinde kaldı.
B’de bitkiye ait somut “kök”, düşüncenin tarihsel kaynağı ve temeli anlamına gelerek soyutlaşmıştır. Diğer seçeneklerde sözcükler somut karşılıklarını korur.

Cevap: B

Dolaylama ve Güzel Adlandırma

Dolaylama

Tek sözcükle karşılanabilen bir varlık, kişi veya kavramın birden fazla sözcükten oluşan tanıtıcı bir ifadeyle anlatılmasına dolaylama denir. “Kara elmas” kömürü, “beyaz perde” sinemayı, “file bekçisi” kaleciyi karşılar. Dolaylamada amaç sözü çekici, vurgulu veya ayırt edici kılmaktır; olumsuz çağrışımı yumuşatma zorunluluğu yoktur.

Örnek - 11
Aşağıdakilerin hangisinde dolaylama yoktur?

A) Yavru vatan, turnuvaya güçlü bir kadroyla katıldı.
B) Sanat güneşi, yeni albümünü bu salonda tanıtmıştı.
C) Beyaz altın, bölge ekonomisinin temel ürünüdür.
D) Kurul, bu konuda Ankara’nın görüşünü bekliyor.
E) Kızıl gezegen için yeni bir araştırma aracı geliştirildi.
D’de “Ankara” tek sözcükle yönetim veya ilgili kurumlar yerine kullanılmış, ad aktarması yapılmıştır. Diğerlerinde tek kavram çok sözcüklü tanıtıcı adlarla karşılanmıştır.

Cevap: D

Güzel Adlandırma

Korku, ölüm, hastalık, kusur veya toplumca rahatsız edici bulunan bir kavramın daha yumuşak ve nötr bir sözle anlatılmasına güzel adlandırma denir. “Öldü” yerine “hayatını kaybetti”, “verem” yerine “ince hastalık” denmesi bu amaçla kurulur. Güzel adlandırma çoğu zaman çok sözcüklüdür; fakat onu dolaylamadan ayıran ölçüt sözü süslemek değil olumsuz çağrışımı hafifletmektir.

Örnek - 12
Aşağıdaki eşleştirmelerden hangisi güzel adlandırmaya örnek değildir?

A) ölmek – hayata gözlerini yummak
B) sağır – işitme engelli
C) tuvalet – lavabo
D) sinema – yedinci sanat
E) işten çıkarılmak – görevine son verilmek
“Yedinci sanat”, sinemayı tanıtıcı ve vurgulu bir sözle karşılayan dolaylamadır; rahatsız edici bir çağrışımı yumuşatmaz. Diğerleri doğrudan söylenmesi sert veya sakıncalı görülebilen kavramları hafifletir.

Cevap: D

Kinaye ve Tariz

Kinaye

Bir sözün hem gerçek hem mecaz anlama gelebilecek biçimde kurulup asıl olarak mecaz anlamının amaçlanmasına kinaye denir. “Ayağını yorganına göre uzat.” sözü fiziksel olarak uygulanabilir; asıl anlatılmak istenen gelire göre harcama yapmaktır. Gerçek anlam bütünüyle olanaksız değildir, fakat iletinin hedefi mecaz anlamdır. Atasözü ve deyimlerde sık görülür.

Örnek - 13
Aşağıdakilerin hangisinde kinayeli söyleyiş vardır?

A) Bu başarı için gece gündüz çalıştı.
B) Ateş olmayan yerden duman çıkmaz.
C) Deniz, öfkeli bir dev gibi kabardı.
D) Ne kadar düzenlisin, masanda boş yer yok!
E) Haber bütün şehri ayağa kaldırdı.
B’de söz gerçek bir doğa olayını da anlatabilir; asıl amaç söylentinin veya belirtinin bir nedene dayanacağını bildirmektir. D tariz, C benzetme, E ad aktarmasıdır.

Cevap: B

Tariz (Dokundurma)

Bir kişiyi eleştirmek veya küçümsemek amacıyla söylenen sözün görünürdeki anlamının tersinin kastedilmesine tariz denir. “Odan gerçekten çok düzenli; yere basacak yer bulunmuyor.” cümlesinde yüzeyde övgü, bağlamda düzensizlik eleştirisi vardır. Tarizde sözün gerçek ve mecaz anlamını birlikte düşündürmekten çok, görünür yargı ile amaçlanan yargı arasındaki karşıtlık belirleyicidir.

Örnek - 14
Aşağıdaki cümlelerin hangisinde tariz yoktur?

A) Çok dakiksin; toplantı bitmek üzereyken geldin.
B) Yazın öyle okunaklı ki üç kişi tek kelime çözemedi.
C) Ne kadar cömertsin, hesabı yine bize bıraktın.
D) Bu küçük yardımın benim için büyük değeri var.
E) Çalışkanlığın belli oluyor; bütün işleri yarım bırakmışsın.
D’de “küçük” ile “büyük” arasında karşıtlık bulunsa da yardım içtenlikle değerli bulunmuştur; tersini kasteden bir eleştiri yoktur. Diğer seçeneklerde görünürdeki övgü bağlamla tersine çevrilir.

Cevap: D

Dikkat
Kinayede gerçek anlam mümkün kalır, asıl amaç mecaz anlamdır. Tarizde ise bağlam, söylenen yargının tersinin kastedildiğini gösterir. Her alaylı söz kinaye değildir.

Abartma ve Anlam Olaylarının Birlikte Ayrımı

Abartma (Mübalağa)

Bir varlık, durum veya olayın özelliğini gerçekte olamayacak ölçüde büyüterek ya da küçülterek anlatmaya abartma denir. “Seni beklerken bir ömür tükettim.” sözünde bekleme süresi, “Çantası dünyalar kadar ağırdı.” sözünde ağırlık gerçek sınırın ötesine taşınır. Her güçlü anlatım abartma değildir; ölçünün açıkça aşılması gerekir.

Örnek - 15
“Konuşmacının buz gibi sesi salona yayıldı; sözleri kaygıyı omuzlarımıza yükledi ve beklediğimiz iki dakikalık açıklama asırlar sürdü.” cümlesinde sırasıyla hangi anlam olayları vardır?

A) Duyular arası aktarma – somutlaştırma – abartma
B) Güzel adlandırma – kinaye – dolaylama
C) Doğadan insana aktarma – ad aktarması – tariz
D) Somutlaştırma – kişileştirme – benzetme
E) Ad aktarması – soyutlaştırma – abartma
“Buz gibi ses”te dokunma niteliği işitmeye aktarılır. Soyut “kaygı” taşınabilen bir yük gibi omuzlara yerleştirilerek somutlaştırılır. İki dakikanın asırlar sürmesi mümkün olmayan ölçü büyütmesidir.

Cevap: A

Anlam olaylarını ayırmada dört kapı: Benzerlik – Alan – Adlandırma – Niyet. Bir ifade bu sıradaki ilk uygun kapıda sınıflandırılır; böylece birbirine benzeyen terimler tek tek ezberlenmek yerine kurdukları ilişkiye göre hatırlanır.

1. Benzerlikİki kavram benzerlik bağıyla mı birleşmiş? İki temel öğe açıksa benzetme, yalnız biri açıksa istiare vardır.
Örnek“Çocuk tilki kadar kurnazdı.” benzetme; “Bu tilki bizi yine aldattı.” açık istiaredir.
2. AlanBir özellik insan, doğa veya duyular arasında mı taşınmış? Bu durumda deyim aktarmasının yönü belirlenir.
Örnek“Rüzgâr uludu.” doğadan doğaya; “yumuşak ses” dokunmadan işitmeye aktarmadır.
3. AdlandırmaBenzerlik yoksa gerçek ilişki aranır. İlişkili kavram bir başkasının yerindeyse ad aktarması; tek kavram tanıtıcı söz grubuyla karşılanmışsa dolaylama; sert çağrışım yumuşatılmışsa güzel adlandırmadır.
Örnek“Ankara açıkladı.” ad aktarması; “beyaz perde” dolaylama; “hayatını kaybetti” güzel adlandırmadır.
4. NiyetGerçek anlam mümkünken mecaz kastedilmişse kinaye; görünürde söylenenin tersi amaçlanmışsa tariz; ölçü gerçeklik sınırını aşmışsa abartma vardır.
Örnek“Ayağını yorganına göre uzat.” kinaye; “Ne kadar dakiksin, bir saat geciktin!” tariz; “Dünyaları taşıdım.” abartmadır.
Akılda tutma anahtarı: B-A-A-N = Benzerlik, Alan, Adlandırma, Niyet. Benzerlik “neye benziyor?”, alan “özellik nereden nereye geçti?”, adlandırma “hangi kavramın yerine ne söylendi?”, niyet ise “söylenenle kastedilen aynı mı?” sorusunu karşılar.

Sözcüğün temel, yan, mecaz ve terim anlamı ile anlam ilişkilerinin ayrıntıları Sözcükte Anlam yazısında ele alınmaktadır.

Önceki Konu: Sözcükte Anlam
Sonraki Konu: Söz Öbekleri

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz