AYT ÜREME SİSTEMİ VE EMBRİYONİK GELİŞİM

0
9
AYT Biyoloji üreme sistemi ve embriyonik gelişim konu anlatımı kapak görseli

AYT üreme sistemi ve embriyonik gelişim konu anlatımı kapsamında insanlarda eşeyli üreme, erkek ve dişi üreme sistemi, gametogenez, menstrual döngü, döllenme, embriyonik gelişim, plasenta, doğum ve gebelik sağlığı işlenecektir.
AYT biyoloji konularının tamamına AYT konu anlatımı arşivinden ulaşabilirsiniz.

Eşeyli Üreme ve Gametlerin Temel Özellikleri

Eşeyli Üreme, Gamet, Döllenme ve Zigot

Eşeyli üreme, genetik bakımdan birbirinden farklı iki haploit gametin birleşmesine dayanır. Haploit, kromozom takımlarından yalnız birini taşıyan hücre durumudur ve n ile gösterilir. İnsanda sperm ile ikincil oosit 23 kromozom taşır. Gamet çekirdeklerinin birleşmesiyle 46 kromozomlu, yani 2n kromozomlu zigot meydana gelir. Mayoz yeni gen birleşimleri oluşturduğu, döllenme de iki farklı bireyin alellerini bir araya getirdiği için yavru bireyin genetik yapısı ebeveynlerin birebir kopyası değildir.

Mikro örnek: Gametlerden biri 22 otozom + X, diğeri 22 otozom + Y taşıyorsa oluşan zigot 44 otozom + XY kromozom düzenine sahip olur. Kromozom sayısının iki katına çıkması DNA eşlenmesiyle değil, iki haploit çekirdeğin birleşmesiyle gerçekleşir.
Örnek - 1
Bir insan üreme hücresinde mayoz sırasında ayrılmama nedeniyle 24 kromozom bulunuyor. Bu gamet normal bir gametle döllenirse oluşacak hücre ve süreçle ilgili aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

A) Zigot 47 kromozomlu olur; sayı artışı iki gametin kromozomlarının birleşmesinden kaynaklanır.
B) Zigot 46 kromozomlu olur; fazla kromozom döllenmede parçalanır.
C) Embriyo haploit kalır; çünkü gametlerden biri normaldir.
D) Kromozom sayısı yalnız ilk mitozdan sonra 47 olur.
E) Döllenme gerçekleşirse genetik çeşitlilik ortadan kalkar.
Normal gamet 23, ayrılmama ürünü gamet 24 kromozom taşır. Çekirdekler birleştiğinde 47 kromozomlu zigot oluşur; döllenme fazla kromozomu düzeltmez.

Cevap: A

Yumurta ve Spermin Yapı–Görev Karşılaştırması

Yumurta hücresi büyük, bol sitoplazmalı ve hareketsizdir; sitoplazmasındaki organeller ile düzenleyici moleküller zigotun ilk gelişim basamaklarına katkı sağlar. Sperm küçük ve hareketlidir. Baş bölümünde haploit çekirdek ile yumurta örtülerini aşmaya yardım eden enzimleri taşıyan akrozom, orta bölümünde kuyruk hareketi için ATP üreten çok sayıda mitokondri, kuyrukta ise kamçı yapısı bulunur. İnsanlarda embriyodaki mitokondrilerin neredeyse tamamı anneden gelir; spermin mitokondrileri döllenmeden sonra genellikle ortadan kaldırılır.

Özellik Yumurta / ikincil oosit Sperm
Boyut ve sitoplazma Büyük; sitoplazma ve organelce zengin Küçük; sitoplazması az
Hareket Kendi kamçısı yoktur Kuyruğuyla hareket eder
Özel yapı Zona pellucida ve çevresindeki folikül hücreleri Akrozom, mitokondrili orta bölüm ve kuyruk
Zigota başlıca katkı Çekirdek, sitoplazma ve organeller Çekirdek ve sentrozomun kurulmasına katkı sağlayan sentriyol bileşenleri
Örnek - 2
Şekilde bir sperm hücresinin A, B, C ve D ile gösterilen bölümleri verilmiştir. A akrozomu, B çekirdeği, C mitokondrilerin yoğun olduğu orta bölümü, D ise kuyruğu göstermektedir. C bölümündeki mitokondrilerin seçici olarak işlevsizleştiği bir durumda ilk olarak hangi sonuç beklenir?

A akrozom, B çekirdek, C orta bölüm ve D kuyruk olarak gösterilen sperm yapısı
A akrozom, B çekirdek, C mitokondrili orta bölüm, D kuyruktur.
A) Akrozom enzimlerinin sentezlenememesi
B) Kuyruk hareketi için gerekli ATP sağlanmasının azalması
C) Sperm çekirdeğinin haploit özelliğini kaybetmesi
D) Zona pellucidanın döllenmeden önce sertleşmesi
E) Yumurtanın sitoplazma miktarının azalması
Orta bölüm mitokondrileri kuyruk hareketi için ATP sağlar. Çekirdeğin kromozom sayısı ve akrozomun önceden oluşmuş enzimleri bu bozukluğun ilk hedefi değildir.

Cevap: B

Erkek Üreme Sistemi

Testis, Skrotum ve Seminifer Tüpçükler

Testisler, sperm ve androjen hormon üreten eşey bezleridir. Karın boşluğunun dışında, skrotum adı verilen deri ve kas yapılı kesede bulunmaları testis sıcaklığının vücut merkezinden birkaç derece düşük tutulmasına yardım eder. Testis içindeki çok sayıdaki kıvrımlı seminifer tüpçük, sperm ana hücrelerinin mayoz ve farklılaşma geçirdiği bölgedir. Tüpçüklerin arasındaki bağ dokuda kan damarları ve hormon üreten hücreler bulunur.

Örnek - 3
Skrotumdaki sıcaklığın uzun süre vücut merkez sıcaklığına yükseldiği, ancak testislerin hormon üretiminin korunduğu bir bireyde aşağıdaki değişimlerden hangisi en doğrudan beklenir?

A) Üretranın idrar taşıma işlevini yitirmesi
B) Seminal keseciklerin testosteron üretmeye başlaması
C) Seminifer tüpçüklerde sperm üretim veriminin azalması
D) Epididimiste mayoz bölünmenin hızlanması
E) Leydig hücrelerinin inhibin salgılaması
Spermatogenez uygun sıcaklık aralığına duyarlıdır. Testosteron üretiminin korunduğu bilgisi Leydig işlevinin sürdüğünü, öncelikli bozulmanın seminifer tüpçüklerdeki sperm üretimi olduğunu gösterir.

Cevap: C

Sertoli ve Leydig Hücreleri

Sertoli hücreleri seminifer tüpçüklerin içinde gelişen eşey hücrelerini besler, korur ve kan–testis bariyerine katkı sağlar. Ayrıca inhibin salgılayarak FSH üretimini negatif geri bildirimle sınırlar. Leydig hücreleri tüpçüklerin arasındadır; LH etkisiyle testosteron üretir. Testosteron spermatogenezin sürmesine, yardımcı organların işlevine ve erkek ikincil eşey özelliklerinin gelişmesine katkı sağlar.

Örnek - 4
Şekilde A ile Sertoli hücreleri, B ile tüpçükler arasındaki Leydig hücreleri, C ile lümene doğru gelişen eşey hücreleri gösterilmiştir. Yalnız A ile gösterilen Sertoli hücrelerini etkileyen bir toksin için aşağıdaki sonuçlardan hangisi en kapsamlı ve doğrudur?

Seminifer tüpçükte Sertoli, Leydig ve gelişen sperm hücreleri
A Sertoli hücrelerini; B tüpçükler arasındaki Leydig hücrelerini; C lümene doğru gelişen eşey hücrelerini gösterir.
A) LH etkisi ortadan kalkar ve testosteron hemen sıfırlanır.
B) Spermler epididimisten üretraya taşınamaz.
C) Seminal keseciklerin fruktoz salgısı doğrudan durur.
D) Gelişen sperm hücrelerinin desteklenmesi bozulur ve inhibin azalmasına bağlı FSH artabilir.
E) Leydig hücreleri seminifer tüpçük lümenine göç eder.
Sertoli hücreleri gelişen eşey hücrelerini destekler ve inhibin salgılar. İnhibin azalınca hipofizdeki FSH baskısı zayıflayabilir. Testosteronun doğrudan kaynağı Leydig hücreleridir.

Cevap: D

Epididimis, Vas Deferens, Üretra ve Penis

Seminifer tüpçüklerde oluşan sperm hücreleri önce epididimise geçer. Epididimiste hareket ve dölleme yeteneğiyle ilişkili olgunlaşma gerçekleşir; sperm burada bir süre depolanabilir. Vas deferens spermi epididimisten boşalma kanallarına ve üretraya taşır. Üretra, erkeklerde hem üriner hem üreme sisteminde kullanılan son kanaldır; ancak idrar ve semen normal koşullarda aynı anda geçmez. Penis, semenin dişi üreme sistemine aktarılmasını sağlayan çiftleşme organıdır.

Örnek - 5
Vas deferensin iki taraflı olarak tıkandığı, testis ve yardımcı bezlerin işlevlerini normal sürdürdüğü bir bireyde aşağıdakilerden hangisi beklenir?

A) FSH salgısının tamamen durması
B) Testosteronun seminal kesecikten salgılanması
C) Sertoli hücrelerinin epididimise taşınması
D) Semen sıvısının hiç üretilememesi
E) Ejakülat sıvısı bulunabilmesine karşın sperm hücrelerinin dışarı taşınamaması
Yardımcı bezler sıvı üretmeye devam eder; fakat sperm epididimisten üretraya ulaşamaz. Bu nedenle sıvı ejakülat oluşabilir ancak sperm içermez.

Cevap: E

Yardımcı Bezler ve Semen

Seminal kesecikler, prostat ve bulbouretral bezler sperm hücrelerine sıvı bir ortam sağlar. Bu salgılarla sperm birlikte semeni oluşturur. Seminal kesecik salgısındaki fruktoz enerji kaynağıdır. Prostat ve diğer bezlerin salgıları taşıma ortamına, pH dengesine ve sperm hareketine katkıda bulunur. Semen ile sperm aynı kavram değildir: sperm hücresel bileşen, semen ise sperm ile bez salgılarının karışımıdır.

Spermin Yapısı ve Hareketi

Spermin başındaki akrozom Golgi aygıtından köken alan enzimli bir kesedir. Orta bölümdeki mitokondriler oksijenli solunumla ATP üretir; kuyruk mikrotübüllerden oluşan kamçı düzeniyle bu enerjiyi harekete çevirir. Sperm dişi üreme kanalına girdiğinde doğrudan dölleme yeteneğini tamamlamış sayılmaz; zarında ve hareket biçiminde gerçekleşen kapasitasyon değişiklikleri akrozom tepkimesine hazırlanmasını sağlar.

Örnek - 6
Bir sperm hücresinde akrozom oluşumu normal, çekirdek ve kuyruk yapısı sağlam; ancak orta bölümde oksijenli solunum baskılanmıştır. Bu hücre için aşağıdakilerden hangisi beklenir?

A) Hareket için ATP sağlanması azalır; yumurtaya ulaşma olasılığı düşer.
B) Kromozom sayısı 23’ten 46’ya çıkar.
C) Zona pellucida kendiliğinden parçalanır.
D) Sperm bol sitoplazmalı bir hücreye dönüşür.
E) İnhibin salgısı doğrudan artar.
Mitokondri işlevinin baskılanması kuyruk hareketine ayrılabilen ATP’yi azaltır. Akrozom ve çekirdek normal olduğundan ilk sorun hareket kapasitesidir.

Cevap: A

Spermatogenez

Spermatogenez, spermatogonyumların sperm hücresine dönüşme sürecidir. Diploit spermatogonyumlar mitozla çoğalır; farklılaşan bir hücre DNA’sını eşleyerek birincil spermatosit olur. Mayoz I sonunda homolog kromozomları ayrılmış iki haploit ikincil spermatosit, Mayoz II sonunda kardeş kromatitleri ayrılmış dört haploit spermatit oluşur. Spermatitlerin şekil değiştirerek sperm hâline gelmesine spermiyogenez denir; bu son basamak kromozom sayısını değiştirmez.

Örnek - 8
Birincil spermatositin DNA miktarı 4C kabul edildiğinde, Mayoz I sonundaki bir ikincil spermatosit ile spermiyogenez sonundaki bir sperm için kromozom takımı ve DNA miktarı hangi seçenekte doğru verilmiştir?

A) İkincil spermatosit 2n–2C; sperm n–2C
B) İkincil spermatosit 2n–4C; sperm 2n–2C
C) İkincil spermatosit n–2C; sperm n–1C
D) İkincil spermatosit n–1C; sperm n–2C
E) İkincil spermatosit 2n–1C; sperm n–1C
Mayoz I homolog kromozomları ayırır: hücre n olur, ancak kromozomlar iki kromatitli olduğu için DNA 2C’dir. Mayoz II kardeş kromatitleri ayırır ve sperm n–1C olur.

Cevap: C

Erkek Üreme Sisteminin Hormonal Denetimi

Hipotalamustan salgılanan GnRH, ön hipofizden FSH ve LH salınmasını uyarır. FSH Sertoli hücreleri üzerinden sperm gelişimini destekler; LH Leydig hücrelerinden testosteron salınmasını artırır. Testosteron hipotalamus ve hipofizi, inhibin ise özellikle FSH üretimini negatif geri bildirimle sınırlar. Böylece hormon düzeyi ile sperm üretim etkinliği birbirine bağlanır.

Örnek - 7
Şekilde hipotalamus–hipofiz–testis ekseni gösterilmektedir. Kişide LH reseptörlerini işlevsizleştiren bir mutasyon varken FSH reseptörleri sağlamdır. En olası doğrudan sonuç hangisidir?

Hipotalamus hipofiz ve testis arasındaki GnRH FSH LH inhibin testosteron ilişkisi
FSH Sertoli hücrelerini, LH Leydig hücrelerini etkiler; inhibin ve testosteron geri bildirim oluşturur.
A) İnhibin salgısının artmasıyla FSH’nin sıfırlanması
B) Leydig hücrelerinde testosteron üretiminin azalması ve spermatogenezin dolaylı biçimde aksaması
C) Sertoli hücrelerinin testosteron üretmeye başlaması
D) Spermatitlerin diploit hâle gelmesi
E) GnRH’nin epididimisten salgılanması
LH Leydig hücrelerini uyarır. Testosteron azalması spermatogenezin uygun hormonal ortamını bozar; FSH–Sertoli yolu tek başına bütün süreci normal tutamaz.

Cevap: B

Erkek üreme sisteminde testis, skrotum, epididimis, vas deferens, penis, üretra, prostat, seminal kesecik ve mesane
Erkek üreme sisteminde testis, skrotum, epididimis, vas deferens, penis, üretra, prostat, seminal kesecik ve mesane gösterilmiştir.

Dişi Üreme Sistemi ve Oogenez

Yumurtalıklar ve Foliküller

Yumurtalıklar, pelvis boşluğunda uterusun iki yanında bulunan eşey bezleridir. Oositler, çevrelerindeki destek hücreleriyle birlikte folikül adı verilen yapılar içinde gelişir. Folikül hücreleri oositi besler ve büyüyen folikül başta östrojen olmak üzere hormon salgılar. Ovulasyondan sonra yırtılan folikül dokusu korpus luteuma dönüşür ve progesteron ağırlıklı salgı yapar.

Yumurta Kanalı

Yumurta kanalı ya da fallopi tüpü, ovulasyonla serbest kalan ikincil oositi kirpikli uzantılarıyla yakalar. Kanal epiteli silleri ve düz kas hareketleri hücreyi uterusa doğru taşır. Döllenme çoğunlukla tüpün genişlemiş ampulla bölümünde gerçekleşir. Zigotun ilk segmentasyon bölünmeleri de uterusa ilerleme sırasında başlar. Kanal tıkanıklığı sperm ile oositin karşılaşmasını veya oluşan embriyonun uterusa ulaşmasını engelleyebilir.

Uterus, Endometriyum, Serviks ve Vajina

Uterus, embriyonun implantasyonundan doğuma kadar geliştiği kaslı organdır. İç yüzündeki damar ve bez bakımından zengin endometriyum, hormonlara yanıt vererek döngü boyunca kalınlaşır ve salgı yapar. Uterusun alt dar bölümü servikstir; servikal kanal vajinaya açılır. Vajina, spermin bırakıldığı, menstrual akıntının dışarı çıktığı ve doğum kanalının bir bölümünü oluşturan esnek yapıdır. Kadınlarda vajina ile üretra farklı açıklıklara sahiptir.

Örnek - 9
Şekilde dişi üreme sisteminde A yumurtalığı, B yumurta kanalını, C endometriyumu, D serviksi ve E vajinayı göstermektedir. B yapısındaki silli epitel işlevini kaybederse aşağıdaki süreçlerden hangisi en doğrudan aksar?

A yumurtalık B yumurta kanalı C endometriyum D serviks E vajina olarak gösterilen dişi üreme sistemi
A yumurtalık, B yumurta kanalı, C endometriyum, D serviks, E vajinadır.
A) Folikül hücrelerinden östrojen salgılanması
B) Hipofizden FSH salgılanması
C) Korpus luteumun progesteron üretmesi
D) Oositin ve erken embriyonun uterusa doğru taşınması
E) Endometriyumun menstrual evrede parçalanması
Yumurta kanalındaki siller oosit ve erken embriyonun uterusa taşınmasına yardım eder. Diğer olaylar yumurtalık, hipofiz veya uterus dokusunda gerçekleşir.

Cevap: D

Dişi üreme sistemi organları ve yerleşimleri
Yumurtalıkta gelişen ikincil oosit yumurta kanalına geçer; döllenme gerçekleşirse erken embriyo uterusa ilerler.

Oogenez ve Kutup Hücreleri

Oogenez, oogonyumlardan işlevsel dişi gametin oluşmasıdır. Birincil oositler doğumdan önce Mayoz I’e başlar ve Profaz I’de bekler. Ergenlikten sonra seçilen birincil oosit, genellikle her döngüde Mayoz I’i tamamlayarak büyük bir ikincil oosit ile küçük birinci kutup hücresini oluşturur. Sitoplazmanın eşit bölünmemesi, gelişimi sürdürecek besin ve organellerin tek büyük hücrede toplanmasını sağlar. İkincil oosit Mayoz II Metafazında bekler; sperm girişi gerçekleşirse Mayoz II tamamlanır.

Örnek - 10
Oogenezde sitokinezin eşit olmamasıyla ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

A) Dört hücrenin de aynı büyüklükte olmasını sağlar.
B) Kromozom sayısının yalnız kutup hücrelerinde azalmasına yol açar.
C) Mayoz I’in mitoz hâline dönüşmesini sağlar.
D) Sperm girişinden önce zigot oluşmasına neden olur.
E) Sitoplazma ve organellerin büyük ölçüde tek işlevsel gamette korunmasını sağlar.
Çekirdek bölünmeleri kromozom sayısını azaltırken eşit olmayan sitokinez, sitoplazmanın çoğunu ikincil oosit/yumurta hattında tutar. Kutup hücreleri küçük kalır.

Cevap: E

Folikül Gelişimi ve Ovulasyon

FSH etkisiyle bir grup folikül gelişmeye başlar; çoğunlukla biri baskın hâle gelir. Folikül büyürken östrojen salgısı artar. Döngünün ortasına yaklaşırken yüksek östrojenin geçici pozitif geri bildirimi güçlü bir LH yükselişi oluşturur. Ovulasyon, olgun folikülün yırtılarak ikincil oositi yumurta kanalına bırakmasıdır. Yırtılan folikül LH etkisiyle korpus luteuma dönüşür.

Örnek - 11
Şekilde oogenez ile folikül gelişimi birlikte gösterilmiştir. I erken/primordiyal folikülü, II büyüyen folikülü, III antral/olgun folikülü, IV ise ovulasyonla oositin serbest kalması ve folikül kalıntısının korpus luteuma dönüşmesini göstermektedir. Mayoz I’i tamamlamış ikincil oosit ovulasyonla atılmış, ancak döllenme olmamıştır. Bu hücre ve folikül kalıntısı için hangi sonuç beklenir?

Oogenez basamakları ile folikül gelişimi ve ovulasyonun birlikte gösterimi
I erken folikül; II büyüyen folikül; III antral/olgun folikül; IV ovulasyon ve korpus luteum oluşumudur.
A) İkincil oosit Mayoz II Metafazında kalır; folikül kalıntısı korpus luteuma dönüşür.
B) İkincil oosit mitozla çoğalır; folikül yeniden birincil folikül olur.
C) Mayoz II tamamlanır ve diploit yumurta oluşur.
D) Kutup hücresi büyük gamete dönüşür; folikül endometriyuma katılır.
E) İkincil oosit testise göç eder; folikül testosteron salgılar.
İnsanlarda ovulasyonla atılan hücre ikincil oosittir ve Metafaz II’de bekler. Döllenme yoksa Mayoz II tamamlanmaz; yırtılan folikül korpus luteuma dönüşür.

Cevap: A

Spermatogenez ve oogenezin karşılaştırılması
Spermatogenez dört benzer büyüklükte haploit hücre üretirken oogenez sitoplazmayı tek büyük işlevsel gamette toplar.

Menstrual Döngü ve Hormonal Düzenleme

Hipotalamus–Hipofiz–Yumurtalık Ekseni

Menstrual döngü tek bir organın değil, hipotalamus–hipofiz–yumurtalık ekseninin eşgüdümlü çalışmasının sonucudur. GnRH ön hipofizden FSH ve LH salınmasını uyarır. FSH folikül gelişimini ve östrojen üretimini destekler. LH ovulasyonu başlatan yükselişi oluşturur ve korpus luteumun gelişmesini sağlar. Östrojen, progesteron ve inhibin çoğu evrede negatif geri bildirim yapar; ovulasyondan hemen önce yüksek östrojen kısa süreli pozitif geri bildirim oluşturabilir.

Örnek - 12
Döngünün erken foliküler evresinde östrojen ve progesteron düzeyleri düşük olduğunda aşağıdaki olay dizilerinden hangisi beklenir?

A) GnRH tamamen durur → FSH düşer → folikül gelişmez.
B) Negatif geri bildirim zayıflar → FSH artma eğilimi gösterir → yeni foliküller gelişmeye başlar.
C) LH sürekli en yüksek düzeyde kalır → korpus luteum oluşur.
D) Progesteron yükselir → endometriyum sekretuar evreye geçer.
E) hCG salgılanır → korpus luteum gebelik boyunca aynı yapıda kalır.
Östrojen ve progesteronun düşmesi hipotalamus ve hipofiz üzerindeki baskıyı azaltır. FSH’nin yükselme eğilimi yeni folikül grubunun gelişimini başlatır.

Cevap: B

Foliküler Evre ve Östrojen

Ovaryum döngüsünün foliküler evresi menstrual kanamanın ilk günüyle başlar ve ovulasyona kadar sürer. Gelişen folikül östrojen salgılar. Östrojen uterusta endometriyum hücrelerinin çoğalmasını, damar ve bezlerin yeniden gelişmesini sağlar; bu nedenle uterus döngüsündeki karşılığı büyük ölçüde proliferatif evredir. Foliküler evrenin süresi kişiden kişiye ve döngüden döngüye değişebilir.

Ovulasyon ve LH Yükselişi

Baskın folikülden yükselen östrojen düzeyi belirli süre yüksek kaldığında hipofiz üzerindeki etki negatife değil pozitife döner. Bunun sonucunda özellikle LH hızla yükselir. LH yükselişi folikül duvarındaki enzimatik ve mekanik değişimleri tetikleyerek ovulasyonu başlatır. “Ovulasyon her zaman 14. gündedir” genellemesi doğru değildir; 28 günlük örnek döngüde yaklaşık bu güne rastlasa da gerçek gün döngü uzunluğuna göre değişir.

Örnek - 13
Şekilde 32 günlük bir döngüde LH ve progesteronun göreli değişimi verilmiştir. Keskin LH yükselişi 18. günde görülmektedir. Buna göre aşağıdaki yorumlardan hangisi doğrudur?

Otuz iki günlük döngüde FSH LH östrojen ve progesteron değişim grafiği
Grafikte 32 günlük döngü boyunca LH ve progesteron düzeylerinin göreli değişimleri gösterilmiştir.
A) Menstruasyon kesin olarak 18. günde başlar.
B) Progesteron ovulasyondan önce en yüksek düzeydedir.
C) Ovulasyon yaklaşık 18. gün çevresindedir ve sonraki günlerde korpus luteum kaynaklı progesteron artışı beklenir.
D) Foliküler evre her döngüde 14 gün sürer.
E) LH yükselişi endometriyumun tamamen parçalanmasına neden olur.
Keskin LH yükselişi ovulasyonun en güçlü zaman işaretidir. Ovulasyondan sonra korpus luteum oluşur ve progesteron yükselir. Döngünün 32 gün olması ovulasyonun 14. güne sabitlenemeyeceğini gösterir.

Cevap: C

Luteal Evre, Korpus Luteum ve Progesteron

Ovulasyondan sonra folikül kalıntısı korpus luteuma dönüşür. Korpus luteum progesteron ve daha az miktarda östrojen salgılar. Progesteron endometriyumu salgı yapan, damarca zengin bir yapıda tutar; uterus kasılabilirliğini azaltmaya da katkı sağlar. Döllenme olmazsa korpus luteum geriler, progesteron ve östrojen düşer. Bu düşüş endometriyumun işlevsel tabakasının parçalanmasını başlatır.

Örnek - 14
Ovulasyondan hemen sonra korpus luteum oluşmasına rağmen progesteron reseptörleri işlevsiz olan bir bireyde aşağıdaki değişimlerden hangisi en doğrudan beklenir?

A) LH yükselişinin hiç oluşmaması
B) Birincil oositlerin doğumdan sonra üretilmesi
C) Sperm akrozomunun ortadan kalkması
D) Endometriyumun sekretuar özellik kazanmasının ve gebeliğe uygun biçimde korunmasının bozulması
E) FSH’nin yalnız plasentadan salgılanması
Progesteronun başlıca hedeflerinden biri endometriyumdur. Hormon üretilse bile reseptör çalışmazsa endometriyum sekretuar hâle geçemez ve gebeliğe uygun biçimde sürdürülemez.

Cevap: D

Uterus Döngüsü: Menstrual, Proliferatif ve Sekretuar Evreler

Uterus döngüsünde menstrual evre endometriyumun işlevsel tabakasının kanamayla uzaklaşmasıdır. Ardından östrojen etkisindeki proliferatif evrede doku yeniden kalınlaşır. Ovulasyondan sonra progesteron etkisindeki sekretuar evrede bezler kıvrımlı ve salgı yapar hâle gelir. Ovaryum ve uterus döngülerinin adları aynı değildir fakat hormonlar aracılığıyla zaman bakımından eşleştirilir.

Geri Bildirim ve Hormon Grafiklerinin Birlikte Yorumlanması

Bir döngü grafiği yorumlanırken tek eğriye bakmak yanıltıcıdır. LH’nin dar ve keskin tepesi ovulasyonu; progesteronun ovulasyon sonrasındaki geniş yükselişi korpus luteum etkinliğini; östrojenin ovulasyon öncesindeki yükselişi baskın folikül gelişimini gösterir. Endometriyum kalınlığı kanama sırasında azalır, proliferatif ve sekretuar evrelerde artar. Hormonların mutlak değerinden çok zaman içindeki göreli değişim ve olaylarla eşleşmesi önemlidir.

Örnek - 15
Şekilde kontrol grubu ile ovulasyondan hemen sonra LH etkisini engelleyen X maddesi verilen grubun, zaman içindeki göreli LH ve progesteron düzeyleri gösterilmiştir. X verilen grupta progesteron artışı belirgin biçimde zayıf kalmıştır. Bu sonuç en iyi hangi açıklamayla yorumlanır?

Kontrol ve LH etkisi engellenen grupta LH ve progesteron düzeylerinin zaman grafiği
İki panel aynı zaman ölçeğinde göreli LH ve progesteron değişimini gösterir; kesikli çizgi X uygulama anını belirtir.
A) X doğrudan spermin akrozomunu parçalamıştır.
B) X östrojenin foliküler evrede üretilmesini artırmıştır.
C) X endometriyum hücrelerini yumurta hücresine dönüştürmüştür.
D) X yalnız FSH’nin böbrekten atılmasını engellemiştir.
E) LH etkisinin engellenmesi korpus luteum oluşumu/işlevini azaltmış, progesteron yükselişini sınırlamıştır.
LH ovulasyon sonrası folikül kalıntısının korpus luteuma dönüşmesi ve işlevi için gereklidir. Bu yol baskılanınca luteal progesteron artışı zayıflar.

Cevap: E

Menstrual döngüde ovaryum olayları hormonlar ve endometriyum değişimleri
FSH ve LH hipofizden; östrojen ve progesteron yumurtalıktan salgılanır. Eğriler ovaryum ve uterus olaylarıyla birlikte değerlendirilir.

Döllenme Olmadığında Döngünün Yenilenmesi

Döllenme olmadığında korpus luteum yaşamını sürdürecek embriyonik hCG sinyalini alamaz ve geriler. Progesteron ile östrojen azalır; endometriyumun işlevsel tabakasını besleyen damarlar kararsızlaşır ve menstrual kanama başlar. Negatif geri bildirim zayıfladığı için FSH yeniden yükselme eğilimi gösterir ve yeni folikül grubu gelişmeye başlar.

Örnek - 16
Döllenme gerçekleşmeyen bir döngünün geç luteal evresinde aşağıdaki olay dizilerinden hangisi doğrudur?

A) Korpus luteum geriler → progesteron/östrojen düşer → endometriyumun işlevsel tabakası dökülür → FSH üzerindeki baskı azalır.
B) hCG artar → korpus luteum büyür → menstruasyon başlar.
C) Progesteron artar → LH yükselişi oluşur → yeni ovulasyon aynı döngüde tekrarlanır.
D) FSH sıfırlanır → tüm foliküller korpus luteuma dönüşür.
E) Endometriyum kalınlaşır → embriyo olmadan plasenta oluşur.
Döllenme yoksa hCG oluşmaz ve korpus luteum geriler. Steroit hormonların düşmesi menstruasyonu, geri bildirimin azalması ise yeni döngüde FSH artışını hazırlar.

Cevap: A

Döllenme Olduğunda hCG ve Gebeliğin Hormonal Sürdürülmesi

İmplantasyona başlayan embriyonun dış hücre tabakası, daha sonra plasentanın fetüse ait bölümüne katkı sağlayan trofoblast dokusunu oluşturur. Trofoblasttan salgılanan hCG, erken gebelikte korpus luteumun gerilemesini engeller. Böylece progesteron ve östrojen düzeyi korunur, endometriyum dökülmez. Plasenta yeterince geliştiğinde bu hormonların üretiminde giderek daha büyük rol üstlenir. Gebelik testleri kanda veya idrarda hCG varlığını belirler.

Örnek - 17
İmplantasyon gerçekleşmiş bir gebeliğin erken döneminde hCG reseptörleri işlevsizleşirse aşağıdaki sonuçlardan hangisi en olasıdır?

A) FSH’nin doğrudan embriyo tarafından salgılanması
B) Korpus luteumun erken gerilemesi, progesteronun azalması ve endometriyumun korunmasının bozulması
C) Spermatogenezin hızlanması
D) Göbek kordonunda damar sayısının artması
E) İkincil oositin yeniden Mayoz I’e dönmesi
hCG erken gebelikte korpus luteumu sürdürür. Bu sinyal alınamazsa progesteron desteği erken azalabilir ve endometriyum gebeliği sürdürmeye elverişsiz hâle gelebilir.

Cevap: B

Döllenme ve Yardımcı Üreme Teknikleri

Spermin Hazırlanması, Akrozom Tepkimesi ve Zar Kaynaşması

Dişi üreme kanalında kapasitasyon geçiren sperm, ikincil oositi çevreleyen folikül hücreleri ve zona pellucida ile karşılaşır. Sperm başındaki reseptörlerin zona pellucida bileşenlerine bağlanması akrozom tepkimesini başlatır. Akrozom enzimleri ve sperm hareketi örtülerin aşılmasına yardım eder. Sperm ile oosit hücre zarları kaynaştığında sperm çekirdeği ve sentrozomun kurulmasına katkı sağlayan bileşenler oosit sitoplazmasına girer.

Örnek - 18
Şekilde döllenmenin I–V basamakları gösterilmiştir: I kapasitasyon, II zona pellucidaya bağlanma ve akrozom tepkimesi, III zar kaynaşması, IV kortikal tepki, V pronükleusların birleşmesi ve zigot oluşumudur. Akrozom enzimlerini etkisizleştiren bir madde öncelikle hangi geçişi engeller?

Kapasitasyon akrozom tepkimesi zar kaynaşması ve kortikal tepki basamakları
I kapasitasyon, II zona pellucidaya bağlanma ve akrozom tepkisi, III zar kaynaşması, IV kortikal tepki, V pronükleusların birleşmesi ve zigot oluşumudur.
A) I’den önce sperm üretimini
B) IV’ten sonra zigotun ilk mitozunu
C) II sırasında yumurta örtülerinin aşılmasını ve III’e ulaşılmasını
D) Korpus luteumdan progesteron salgılanmasını
E) Blastokistin endometriyuma tutunmasını
Akrozom enzimleri zona pellucidanın aşılmasına yardım eder. Bu basamak engellenirse sperm oosit zarına ulaşamaz ve zar kaynaşması gerçekleşmez.

Cevap: C

Polisperminin Engellenmesi ve Zigotun Oluşması

İlk spermle zar kaynaşması oosit içinde kalsiyum dalgası oluşturur. Kortikal granüller içeriklerini dışarı verir; zona pellucidanın yapısı değişir ve başka spermlerin bağlanması engellenir. Bu olay polispermi engelidir. Sperm girişi ayrıca Metafaz II’de bekleyen ikincil oositin mayozu tamamlamasını tetikler. Dişi ve erkek pronükleuslarının genetik materyali aynı zigot çekirdeğinde birleşir.

Kalıtsal Madde, Sitoplazma ve Organel Katkıları

Her iki gamet çekirdek genomuna birer haploit takım katar. Sitoplazmanın ve organellerin çok büyük kısmı oositten gelir. İnsan embriyosundaki mitokondriler temel olarak anne kökenlidir. Spermin çekirdeği baba alellerini getirir; sentrozomun kurulmasına katkı sağlayan sentriyol bileşenleri çoğunlukla sperm kökenlidir. Spermin kuyruk ve mitokondrileri zigot gelişiminde kalıcı bir baba organel hattı oluşturmaz.

Örnek - 19
Bir zigotta çekirdek DNA’sı, mitokondri DNA’sı ve erken bölünmelerde iğ ipliklerinin kurulması birlikte düşünüldüğünde aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

A) Çekirdek DNA’sının tamamı anneden gelir.
B) Mitokondrilerin yarısı zorunlu olarak babadan gelir.
C) Sperm kuyruk yapısı embriyoda kas dokusuna dönüşür.
D) Çekirdek genomu iki ebeveynden; sitoplazma ve mitokondriler büyük ölçüde anneden gelir, sperm sentrozom düzenine katkı sağlar.
E) Oosit hiçbir organel sağlamaz.
Zigot çekirdeği iki gametin DNA’sını içerir. Sitoplazma ve mitokondri kalıtımı esas olarak annedendir; sperm sentrozomun kurulmasına katkı sağlayabilir.

Cevap: D

Döllenmeden blastokist oluşumuna uzanan erken gelişim
Tek spermle zar kaynaşması polispermi engelini başlatır; zigot segmentasyonla morula ve blastokiste dönüşür.

İnfertilite, Aşılama, IVF ve Mikroenjeksiyon

İnfertilite, düzenli ve korunmasız ilişkiye rağmen belirli süre içinde gebelik oluşmaması durumudur; neden erkek, kadın, her iki eş veya açıklanamayan etkenlerle ilişkili olabilir. Aşılamada hazırlanmış sperm örneği uterusa verilir; döllenme vücut içinde gerçekleşir. IVFde yumurta ve spermler laboratuvar ortamında bir araya getirilir, gelişen embriyo uterusa aktarılır. ICSI ya da mikroenjeksiyonda tek sperm oosit içine enjekte edilir. Bu yöntemler genetik çeşitliliği veya embriyonik gelişimin temel basamaklarını ortadan kaldırmaz.

Örnek - 20
Şekilde dört basamak verilmiştir: I oositlerin toplanması, II tek spermin oosit içine enjekte edilmesi, III embriyonun erken bölünmesinin sürdürülmesi, IV embriyonun uterusa aktarılmasıdır. II. basamakta tek spermin doğrudan oosit içine enjekte edilmesi hangi uygulamadır?

IVF ve ICSI uygulamasında oosit toplama, mikroenjeksiyon, embriyo bölünmesi ve transfer basamakları
I oosit toplama, II ICSI (mikroenjeksiyon), III embriyonun erken bölünmesi, IV uterusa transferdir.
A) Aşılama
B) Doğal döllenme
C) Klonlama
D) Amniyosentez
E) ICSI (mikroenjeksiyon)
ICSI’de seçilen tek sperm özel bir iğneyle oosit sitoplazmasına enjekte edilir. Aşılamada sperm uterusa verilir ve döllenme vücut içinde gerçekleşir.

Cevap: E

Örnek - 21
Yumurta kanalları iki taraflı tıkalı, ovulasyonu normal ve eşinin sperm üretimi yeterli olan bir bireyde gebelik şansını artırmak için hangi yaklaşım doğrudan engeli aşar?

A) Oositleri toplayıp laboratuvarda döllenme sağladıktan sonra embriyoyu uterusa aktarmak
B) Yalnız FSH’yi tamamen baskılamak
C) Spermleri yalnız vajinaya daha yüksek sayıda bırakmak
D) Endometriyumu cerrahi olarak kaldırmak
E) Korpus luteumu ovulasyondan önce parçalamak
İki taraflı tüp tıkanıklığında gametler vücut içinde karşılaşamaz. IVF, döllenmeyi laboratuvarda sağlayıp embriyoyu doğrudan uterusa aktararak bu engeli aşar.

Cevap: A

Embriyonik Gelişimin Erken Evreleri

Segmentasyon, Blastomer ve Morula

Segmentasyon, zigotun art arda ve hızlı mitoz bölünmeleridir. Bu süreçte hücre sayısı artarken embriyonun toplam hacmi başlangıçta belirgin büyümez; çünkü her bölünmede hücreler küçülür. Oluşan hücrelerin her birine blastomer denir. Yaklaşık 16–32 blastomerden oluşan sıkı, dut görünüşlü hücre topluluğu moruladır. Mitozlar genetik bilgiyi büyük ölçüde korur; hücrelerin farklı kaderleri daha sonraki gen etkinliği ve etkileşimlerle belirginleşir.

Örnek - 22
Şekilde segmentasyonun 2, 4 ve 8 blastomerli evreleri verilmiştir. Bu evreler arasında embriyonun dış çapı yaklaşık sabit kalırken hücre sayısı artmaktadır. Bunun temel nedeni hangisidir?

Segmentasyonda 2, 4 ve 8 blastomerli evrelerde hücre sayısı ve blastomer boyutu
2, 4 ve 8 blastomerli evrelerde hücre sayısı artar; blastomerler küçülür ve embriyonun toplam çapı başlangıçta yaklaşık sabit kalır.
A) Her blastomerin kromozom sayısının yarıya düşmesi
B) Mitozlar arasında belirgin büyüme olmadan sitoplazmanın daha küçük blastomerlere bölünmesi
C) Her evrede yeni bir sperm çekirdeğinin eklenmesi
D) Morulanın endometriyum dokusundan oluşması
E) Mayozun embriyo boyunca sürmesi
Segmentasyonda S ve M evreleri hızlıdır, hücreler arası büyüme sınırlıdır. Zigot sitoplazması giderek daha küçük blastomerlere paylaştırılır; toplam çap ilk günlerde çok değişmez.

Cevap: B

Blastosist ve İmplantasyon

Morulanın içine sıvı dolmasıyla blastosist oluşur. Blastosistin dış hücre tabakası trofoblast, bir kutuptaki hücre kümesi ise iç hücre kitlesidir. İç hücre kitlesi embriyonun kendisine; trofoblast ise koryon ve plasentanın fetüse ait bölümüne katkı sağlar. İmplantasyon, blastosistin zona pellucidadan çıktıktan sonra endometriyuma tutunup doku içine yerleşmesidir. Normal implantasyon uterus içinde gerçekleşir.

Örnek - 23
Blastosistin trofoblast hücreleri seçici olarak gelişemezken iç hücre kitlesi başlangıçta normal olan bir embriyoda en erken hangi sorun beklenir?

A) Sperm akrozomunun oluşmaması
B) Oositin Mayoz I’e başlayamaması
C) Endometriyuma tutunma ve plasentanın fetüse ait kısmının gelişiminin bozulması
D) Spermatitlerin epididimise geçememesi
E) Foliküler evrede östrojen üretilememesi
Trofoblast implantasyon ve koryon/plasentanın fetüse ait bileşenleri için gereklidir. İç hücre kitlesinin normal olması bu dış destek işlevini telafi edemez.

Cevap: C

Gastrulasyon ve Embriyonik Tabakalar

Gastrulasyon, hücre göçleri ve şekil değişimleriyle üç temel embriyonik tabakanın kurulmasıdır. Ektoderm dış örtü ve sinir sistemi gibi yapılara; mezoderm kas, kemik, dolaşım, böbrek ve eşey organlarının önemli bölümlerine; endoderm sindirim ve solunum kanallarının epitel örtüsü ile bazı bezlerin epitel kısımlarına kaynaklık eder. “Bir tabaka tek bir organ oluşturur” düşüncesi yanlıştır; birçok organ birden fazla tabakanın katkısıyla gelişir.

Örnek - 24
Gastrulasyon sırasında mezoderm hücrelerinin oluşamadığı bir embriyoda aşağıdaki yapılardan hangisinin gelişimi doğrudan en fazla etkilenir?

A) Beyin ve omurilik nöronları
B) Epidermisin üst tabakaları
C) Bağırsak epitelinin büyük bölümü
D) Kalp, damarlar, kaslar ve böbreklerin önemli bölümleri
E) Karaciğer epitel hücreleri
Kalp, damar, kas, iskelet ve böbreklerin önemli kısımları mezoderm kökenlidir. Sinir sistemi/epidermis ektoderm; sindirim epiteli ve birçok bez epiteli endodermle ilişkilidir.

Cevap: D

Örnek - 25
Şekilde embriyonik tabakalar K, L ve M ile gösterilmiştir. K tabakasından sinir sistemi ve epidermis; L tabakasından kas, kemik, kalp ve böbrek; M tabakasından sindirim ve solunum epiteli gelişir. K, L ve M sırasıyla hangisidir?

K, L ve M embriyonik tabakalarının dıştan içe gösterimi
K dıştaki mavi, L ortadaki pembe, M içteki sarı tabaka ile gösterilmiştir.
A) Mezoderm – endoderm – ektoderm
B) Endoderm – ektoderm – mezoderm
C) Ektoderm – endoderm – mezoderm
D) Mezoderm – ektoderm – endoderm
E) Ektoderm – mezoderm – endoderm
Sinir sistemi ve epidermis ektoderm; kas, iskelet, kalp ve böbreklerin önemli bölümü mezoderm; sindirim ve solunum kanalının epitelinin büyük bölümü endoderm kökenlidir.

Cevap: E

Farklılaşma, Organogenez ve Programlı Hücre Ölümü

Farklılaşma, aynı genoma sahip hücrelerin farklı gen gruplarını etkinleştirerek yapı ve görev bakımından özelleşmesidir. Organogenez, embriyonik tabakalardan doku ve organ taslaklarının oluşmasıdır. Hücre çoğalması kadar hücre göçü, biçim değişimi, komşu hücrelerin sinyalleri ve apoptozis adı verilen programlı hücre ölümü de gereklidir. Örneğin parmaklar arasındaki dokunun düzenli biçimde ortadan kalkması apoptozisle ilişkilidir.

Örnek - 26
Gelişmekte olan bir embriyoda DNA dizisi büyük ölçüde aynı olan iki hücreden biri nöron, diğeri kas hücresi hâline gelmektedir. Bu farklılaşmayı en iyi açıklayan ifade hangisidir?

A) Hücrelerde farklı gen gruplarının etkinleşmesi ve farklı proteinlerin üretilmesi
B) Nöronun kromozom sayısını yarıya indirmesi
C) Kas hücresinin bütün genlerini kaybetmesi
D) Her iki hücreye farklı sperm çekirdeği girmesi
E) Gastrulasyondan sonra mitozun tamamen durması
Farklılaşmanın temeli çoğunlukla DNA dizisinin değişmesi değil, genlerin farklı biçimde etkinleşmesi ve hücreler arası sinyallerdir.

Cevap: A

Fetüs, Plasenta ve Doğum

Embriyo–Fetüs Ayrımı ve Prenatal Gelişim

İnsan gelişiminde döllenmeden sonraki ilk sekiz haftada organ taslaklarının kurulduğu dönem embriyonik dönemdir. Dokuzuncu haftadan doğuma kadar büyüme ve organların işlevsel olgunlaşmasının belirginleştiği dönem fetüs dönemidir. Haftalar kesin bir “bir anda tamamlanma” çizgisi oluşturmaz; gelişim süreklidir. İlk haftalar, organ taslakları kurulduğu için zararlı çevresel etkenlere karşı özellikle hassastır.

Plasentanın Yapısı ve Madde Alışverişi

Plasenta, anne dokusu ile embriyo/fetüs kökenli koryon dokusunun birlikte oluşturduğu geçici organdır. Anne kanı plasentanın intervillöz boşluklarına gelir; fetüse ait kılcallar koryon villuslarının içinde bulunur. Normal koşullarda iki kan doğrudan karışmaz; oksijen, karbondioksit, glikoz, amino asitler, iyonlar, bazı antikorlar ve metabolik atıklar plasenta bariyeri üzerinden taşınır. Plasenta ayrıca hCG, progesteron ve östrojen gibi hormonlar üretir. “Plasenta bütün zararlı maddeleri engeller” düşüncesi doğru değildir.

Örnek - 27
Şekilde solda anne kan boşluğu, sağda fetüse ait kılcal damar bölmesi ve ikisini ayıran M ile gösterilmiş plasenta bariyeri bulunur. K oku oksijenin, L oku karbondioksit ve metabolik atıkların net geçiş yönünü gösterir. Anne kanındaki oksijen azalırken fetüs kanındaki üre artarsa, uygun derişim farkları sürdüğü sürece hangi net taşıma yönleri beklenir?

Anne kanı ve fetüs kılcalları arasında plasenta bariyerinden madde alışverişi şeması
Solda anne kan boşluğu, sağda fetüs kılcal damarı; M plasenta bariyeridir. K oksijenin, L karbondioksit ve atıkların net geçiş yönünü gösterir.
A) Oksijen fetüsten anneye; üre anneden fetüse
B) Oksijen anneden fetüse; üre fetüsten anneye
C) Her iki madde de yalnız anneye
D) Her iki madde de yalnız fetüse
E) Plasenta hiçbir küçük molekülü geçirmez
Oksijen anne kanından fetüs kanına, fetüsün metabolik atığı olan üre ise fetüsten anneye taşınır. Bu alışveriş iki kanın doğrudan karışmasını gerektirmez.

Cevap: B

Plasentada anne kanı boşlukları, fetüs kılcalları ve plasenta bariyeri
Anne kanı ile fetüs kanı doğrudan karışmadan plasenta bariyeri üzerinden madde alışverişi yapar.

Göbek Kordonu Damarları ve Dolaşım Yönü

Göbek kordonunda normalde iki umbilikal arter ve bir umbilikal ven bulunur. Damar adları oksijen miktarına göre değil, kanın fetüs kalbine göre yönüne göre verilir. Umbilikal arterler fetüsten plasentaya görece oksijence fakir ve atıkça zengin kan taşır. Umbilikal ven plasentadan fetüse görece oksijence ve besince zengin kan getirir. Bu düzen erişkin sistemik dolaşımdaki “arter oksijenli, ven oksijensiz” genellemesinin mutlak olmadığını gösterir.

Örnek - 28
Göbek kordonundaki bir damarda kanın plasentadan fetüse doğru aktığı ve oksijen derişiminin diğer iki damardan daha yüksek olduğu belirleniyor. Bu damar hangisidir?

A) İki umbilikal arterden herhangi biri
B) Anneye ait uterus arteri
C) Tek umbilikal ven
D) Fetüse ait aort
E) Anneye ait uterus veni
Plasentadan fetüse görece oksijence zengin kanı tek umbilikal ven taşır. İki umbilikal arter kanı fetüsten plasentaya götürür.

Cevap: C

Embriyonik Zarlar ve Amniyon Sıvısı

Amniyon embriyoyu çevreleyen sıvı dolu keseyi oluşturur; amniyon sıvısı mekanik darbelere karşı koruma, hareket alanı ve sıcaklık kararlılığı sağlar. Koryon en dış embriyonik zardır ve plasentanın fetüse ait kısmına katkı verir. Yolk kesesi erken kan hücresi oluşumu ve ilkel eşey hücreleriyle ilişkili görevler üstlenir. Allantois, göbek kordonu ve bazı damar yapılarının gelişimine katkı sağlar. Bu zarlar embriyonun kendisi değildir fakat gelişim ortamını kurar.

Tek Yumurta ve Çift Yumurta İkizleri

Tek yumurta ikizleri, tek bir zigotun gelişimin erken döneminde iki embriyonik hücre grubuna ayrılmasıyla oluşur ve genetik yapıları çok benzerdir. Çift yumurta ikizleri, aynı döngüde ovulasyona uğrayan iki ayrı oositin iki ayrı spermle döllenmesiyle oluşur; genetik benzerlikleri sıradan kardeşler düzeyindedir. Bir oositin iki spermle döllenmesi ikizlik oluşturmaz; polispermi ağır kromozom dengesizliğine yol açar.

Örnek - 29
Şekilde K yolunda tek zigotun iki embriyoya ayrılması, L yolunda iki oositin iki ayrı spermle döllenmesi gösterilmiştir. Buna göre aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Tek zigotun ayrılması ve iki ayrı döllenmeyle ikiz oluşumu
K tek zigotun ayrılması, L iki ayrı oositin iki spermle döllenmesidir.
A) K çift yumurta, L tek yumurta ikizlerini oluşturur.
B) K yolunda iki farklı plasenta bulunması zorunludur.
C) L yolundaki bireylerin cinsiyetleri zorunlu olarak aynıdır.
D) K tek yumurta ikizlerini, L çift yumurta ikizlerini oluşturur; L’de genetik benzerlik sıradan kardeşler düzeyindedir.
E) Her iki yol da bir oositin iki spermle döllenmesine dayanır.
Tek zigotun ayrılması tek yumurta; iki ayrı döllenme çift yumurta ikizliğidir. Çift yumurta ikizleri farklı cinsiyette olabilir ve genetik benzerlikleri kardeşler gibidir.

Cevap: D

Tek yumurta ve çift yumurta ikizlerinin oluşumu
Tek yumurta ikizleri bir zigotun ayrılmasıyla; çift yumurta ikizleri iki ayrı döllenmeyle oluşur.

Doğum ve Süt Üretiminin Hormonal Denetimi

Doğuma yaklaşırken uterus ve serviksteki mekanik uyarılar oksitosin salınmasını artırır. Oksitosin uterus kasılmalarını güçlendirir; güçlenen kasılmalar daha fazla uyarı oluşturarak doğuma kadar süren pozitif geri bildirim döngüsü kurar. Doğumdan sonra prolaktin süt sentezini, emme uyarısıyla salgılanan oksitosin ise süt kanallarındaki miyoeptelyal hücreleri kasarak sütün dışarı verilmesini destekler. Süt üretimi ile süt salınması aynı hormonun görevi değildir.

Embriyo ve Fetüs Gelişimini Etkileyen Etmenler

Teratojen, embriyo veya fetüste gelişim bozukluğuna yol açabilen çevresel etkendir. Alkol, tütün dumanı, bazı ilaçlar, iyonlaştırıcı radyasyon ve bazı enfeksiyonlar plasentayı aşabilir veya plasenta işlevini bozabilir. Etkinin şiddeti dozun yanında maruz kalınan gelişim evresine de bağlıdır. Folat yetersizliği özellikle erken sinir tüpü gelişimiyle ilişkilidir. Gebelikte ilaç ve takviye kullanımı sağlık uzmanı değerlendirmesi gerektirir; plasenta tam bir koruyucu filtre değildir.

Dikkat
Plasenta anne ve fetüs kanını genellikle ayrı tutar; fakat bu durum zararlı maddelerin hiçbirinin geçemeyeceği anlamına gelmez. Alkol, nikotin, bazı ilaçlar ve enfeksiyon etkenleri plasenta bariyerini aşabilir veya plasentanın işlevini bozabilir.
Örnek - 30
Bir deneyde aynı doz teratojene iki farklı gelişim zamanında maruz bırakılan embriyolar karşılaştırılıyor. Organ taslaklarının yeni kurulduğu grupta yapısal bozukluk, daha geç dönemde maruz kalan grupta ise büyüme ve işlev bozukluğu daha belirgin bulunuyor. Bu sonuç hangi genellemeyi destekler?

A) Plasenta bütün teratojenleri tamamen engeller.
B) Teratojen etkisi yalnız annenin genotipine bağlıdır.
C) Geç fetüs döneminde bütün organlar yeniden sıfırdan oluşur.
D) Teratojenler yalnız kromozom sayısını değiştirir.
E) Gelişimsel etkinin türü ve şiddeti maruz kalınan evreye bağlıdır; organogenez dönemi yapısal bozukluklara özellikle duyarlıdır.
Gelişimin farklı dönemlerinde farklı süreçler baskındır. Organogenez sırasında yapı taslakları kurulduğu için teratojenler yapısal kusur; daha geç dönemde ise büyüme ve işlev bozukluğu oluşturabilir.

Cevap: E

Gamet oluşumuMayoz ve farklılaşmayla haploit sperm ile ikincil oosit oluşur.

Döllenmeİki gametin çekirdeği birleşerek diploit zigotu oluşturur.

GelişimSegmentasyon, implantasyon, gastrulasyon ve organogenez gerçekleşir.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz