AYT Moğol İstilası ve Anadolu Beylikleri konu anlatımı kapsamında Yassıçemen Savaşı’ndan Türkiye Selçuklu Devleti’nin yıkılışına uzanan gelişmeler, Moğol-İlhanlı hâkimiyeti ve İkinci Dönem Türk Beyliklerinin siyasi, ekonomik ve kültürel özellikleri işlenecektir.
AYT tarih konularının tamamına AYT konu anlatımı arşivinden ulaşabilirsiniz.
Moğol Tehdidinin Anadolu’ya Yaklaşması
Cengiz Han’ın Yayılması ve Türkmen Göçleri
13. yüzyılın ilk yarısında Cengiz Han’ın kurduğu Moğol siyasi birliği Orta Asya’dan batıya doğru genişledi. Harzemşah ülkesinin istilası, yalnız bir devletin yıkılmasına yol açmadı; Moğol ordularının önünden çekilen çok sayıda Türkmen topluluğunu İran ve Anadolu yönüne itti. Anadolu’ya gelen göçebeler hayvanları için otlak ve kışlak, aileleri için güvenli yerleşme alanı arıyordu.
Yeni göçler Anadolu’daki Türk nüfusunu artırırken yerleşik köylülerle göçebeler arasındaki arazi kullanımını da zorlaştırdı. Merkezî yönetim bu toplulukları sınırlara, yani uçlara yönlendirerek hem iskân sorununu hafifletmek hem de sınır savunmasını güçlendirmek istedi. Böylece Moğol baskısı, daha sonra beyliklerin doğacağı batı uçlarında Türkmen yoğunlaşmasını hızlandırdı.
Harzemşahlar, Ahlat Meselesi ve Yassıçemen Savaşı (1230)
I. Alaeddin Keykubad, Moğol tehlikesine karşı Eyyubiler ve Harzemşahlarla ortak bir savunma düzeni kurmak istedi. Ancak Harzemşah hükümdarı Celaleddin Harzemşah’ın Ahlat’ı ele geçirmesi, iki tarafı ittifak yerine savaşa sürükledi. Türkiye Selçuklu-Eyyubi kuvvetleri ile Harzemşah ordusu 1230’da Erzincan çevresindeki Yassıçemen’de karşılaştı ve Harzemşahlar yenildi.
Harzemşah Devleti 1231’de ortadan kalkınca Türkiye Selçukluları ile Moğol yayılması arasındaki tampon siyasi güç kayboldu. Bu nedenle Yassıçemen askerî bakımdan Selçuklu zaferi, uzun vadeli jeopolitik sonuç bakımından ise Anadolu’nun Moğol baskısına daha açık hâle gelmesidir. I. Alaeddin Keykubad’ın Konya, Kayseri ve Sivas surlarını güçlendirmesi de tehlikenin doğrudanlaştığını gösterir.

Bu durum aşağıdaki yargılardan hangisini en iyi destekler?
B) Bir savaşın kısa vadeli askerî sonucu ile uzun vadeli jeopolitik sonucu farklı olabilir.
C) Harzemşahlar Moğollarla birlikte Selçukluları yenmiştir.
D) Eyyubiler Anadolu’daki bütün şehirleri ele geçirmiştir.
E) Moğol tehdidi Yassıçemen’den önce bütünüyle sona ermiştir.
I. sınır savunmasına insan kaynağı sağlanması,
II. Batı Anadolu’nun Türkleşmesinin hızlanması,
III. uç beylerinin yerel askerî güç kazanması
sonuçlarından hangilerine ortam hazırlamıştır?
B) Yalnız II
C) I ve II
D) II ve III
E) I, II ve III
II. Gıyaseddin Keyhüsrev ve Babailer İsyanı
Merkezî Otoritenin Zayıflaması
I. Alaeddin Keykubad’ın 1237’de ölümünden sonra tahta geçen II. Gıyaseddin Keyhüsrev, devlet yönetiminde Vezir Sadeddin Köpek’in etkisi altında kaldı. Tecrübeli emirlerin tasfiye edilmesi, saray çevresindeki güveni ve askerî-idari dengeyi bozdu. Güçlü bir hükümdardan zayıf bir yönetime geçiş, dış tehdidin arttığı sırada karar alma kapasitesini düşürdü.
Merkezî otorite yalnız başkentteki hükümdar gücü değildir; taşradan vergi ve asker toplayabilme, yerel yöneticileri denetleyebilme ve farklı toplumsal kesimlerin sorunlarını çözebilme yeteneğidir. Bu yetenek zayıfladığında göçebe Türkmenlerin ekonomik sıkıntıları siyasî bir krize dönüşebildi.
Babailer İsyanı’nın Nedenleri, Gelişimi ve Sonuçları (1240)
Moğol baskısıyla Anadolu’ya gelen ve konar-göçer yaşayan Türkmenler otlak-kışlak bulmakta zorlandı; ağır vergiler, yerleşik düzenle yaşanan çatışmalar ve yönetimden dışlanma duygusu huzursuzluğu büyüttü. Dinî-sosyal söylem bu ekonomik sorunlarla birleşti. Baba İlyas çevresine bağlı Baba İshak önderliğinde başlayan hareket, Güneydoğu ve Orta Anadolu’da genişledi.
Selçuklu kuvvetleri isyanı güçlükle bastırdı; Baba İshak öldürüldü. Ancak ordunun yıpranması, taşra denetiminin sarsılması ve Türkmenlerle yönetim arasındaki güvenin bozulması Moğollara devletin zayıflığını gösterdi. Babailer İsyanı doğrudan devleti yıkmadı; fakat Kösedağ yenilgisini kolaylaştıran askerî, ekonomik ve siyasî kırılmayı derinleştirdi.

B) Toplumsal hareketlerin tek bir nedenle açıklanamayabileceğini
C) Göçebe Türkmenlerin tamamının Moğol ordusuna katıldığını
D) Selçuklu yönetiminin otlak sorununu bütünüyle çözdüğünü
E) İsyanın Bizans’ın Anadolu’yu ele geçirmesiyle sona erdiğini
B) Moğolların İran’dan çekilmesine yol açmıştır.
C) Selçuklu-Moğol kalıcı ittifakını kurmuştur.
D) Bizans’ın askerî gücünü ortadan kaldırmıştır.
E) Uç beyliklerinin tamamını merkezî yönetime bağlamıştır.
Kösedağ Savaşı ve Selçuklu Bağımlılığı
Baycu Noyan’ın İlerlemesi ve Savaşın Gelişimi (1243)
Moğol komutanı Baycu Noyan, Erzurum’u ele geçirip yağmaladıktan sonra Anadolu içlerine yöneldi. II. Gıyaseddin Keyhüsrev farklı unsurlardan oluşan büyük bir ordu topladı; ancak öncü birliklerin ana kuvveti beklemeden saldırması düzeni bozdu. Selçuklu öncüleri yenilince sultan savaş alanını terk etti ve ordu dağıldı.
Kösedağ yenilgisini yalnız asker sayısıyla açıklamak yeterli değildir. Zayıf komuta, koordinasyon eksikliği, iç isyanın yıprattığı askerî yapı ve karşı tarafın disiplinli hareketi birlikte sonucu belirledi. Moğollar Sivas, Kayseri ve Erzincan gibi merkezleri yağmalayarak Selçuklu yönetimini ağır bir barışa zorladı.
Vergi, Taht Müdahalesi ve Ekonomik Tahribat
Savaş sonrasında Türkiye Selçuklu Devleti Moğol üstünlüğünü tanıdı ve ağır vergi ödemeyi kabul etti. Dışarıya ödenen düzenli vergi, devlet hazinesini ve halk üzerindeki mali baskıyı artırdı. Ticaret yollarındaki güvenliğin bozulması, kervan trafiğini ve şehir ekonomilerini olumsuz etkiledi; can ve mal güvenliği zayıfladı.
Moğolların daha sonra İran’da kurduğu İlhanlı Devleti, Selçuklu tahtına kimin geçeceğine müdahale etti. Hükümdarın adı ve saray örgütü devam etse de dış politika, vergi ve taht kararlarında bağımsızlık daraldı. Bu nedenle Kösedağ sonrası durum, devletin aynı gün ortadan kalkması değil; egemenliğinin içi boşalan bir bağımlılık sürecidir.
B) Deniz ticaretinin genişlemesi
C) Veraset sisteminin kesinleşmesi
D) Haçlı ittifakının kurulması
E) İkta gelirlerinin artması
B) Selçuklu ülkesinin aynı gün Bizans’a katıldığını
C) İlhanlıların Anadolu’dan bütünüyle çekildiğini
D) Beyliklerin merkezî otoriteyi güçlendirdiğini
E) Selçukluların Moğollardan vergi aldığını
İlhanlı Hâkimiyeti, Direniş ve Türkiye Selçuklularının Sonu
Üç Kardeş Yönetimi ve Pervane Muineddin Süleyman
II. Gıyaseddin Keyhüsrev’in ölümünden sonra oğulları II. İzzeddin Keykavus, IV. Rükneddin Kılıç Arslan ve II. Alaeddin Keykubad arasında taht mücadelesi başladı. İlhanlılar kardeşleri birlikte veya ayrı bölgelerde sultan ilan ederek yönetimi parçalı tuttu. Tahtın dış destekle belirlenmesi, hanedan çatışmasını İlhanlı denetim aracına dönüştürdü.
Vezir Pervane Muineddin Süleyman, sultanlar ile Moğol yöneticileri arasındaki ilişkide etkili oldu ve zamanla gerçek siyasi gücü elinde topladı. Bu durum, hükümdarlık unvanı ile fiilî iktidarın farklı kişilerde bulunabildiğini gösterir. Pervane’nin Memlûk Sultanı Baybars’la kurduğu temas ise İlhanlı baskısına karşı dış destek arayışının bir sonucuydu.
Baybars, Elbistan Savaşı (1277) ve Baskının Geri Dönüşü
Memlûk Sultanı Baybars, 1260 Aynicâlût Savaşı’nda Moğol ilerleyişini durdurmuş deneyimli bir hükümdardı. Anadolu’dan gelen yardım çağrıları üzerine 1277’de Elbistan’da Moğol kuvvetlerini yendi ve Kayseri’ye kadar ilerledi. Ancak Anadolu’da kalıcı ve güçlü bir müttefik yönetim bulamadığı için geri çekildi.
Baybars’ın ayrılmasından sonra İlhanlı hükümdarı Abaka Han Anadolu’ya gelerek ağır cezalandırma hareketleri yaptı; Pervane’yi de öldürttü. Elbistan zaferi Moğol baskısını geçici olarak azalttı, fakat İlhanlı hâkimiyetini kalıcı biçimde bitirmedi. Dış yardımın sürekli sonuç vermesi, içeride örgütlü ve güvenilir bir siyasi ortak bulunmasına bağlıydı.
1308’de Hanedanın Sona Ermesi
13. yüzyılın sonlarında Selçuklu sultanları İlhanlı valileri ve yerel emirler karşısında etkisizleşti. Uçlardaki Türkmen beyleri bağımsız davranırken merkezî hazine, ordu ve taşra denetimi çözüldü. II. Mesud’un 1308’de ölümünden sonra Selçuklu hanedanından etkili bir hükümdar çıkarılamadı ve Türkiye Selçuklu Devleti sona erdi.
Devletin yıkılışı tek bir tarihe sıkıştırılmış ani olay değildir. 1240 iç isyanı, 1243 askerî yenilgisi, ağır vergi, taht müdahaleleri, ekonomik tahribat ve beyliklerin bağımsızlaşması birbirini izleyen çözülme halkalarıdır. 1308 bu uzun sürecin hanedan ve merkezî devlet bakımından son aşamasıdır.
B) Memlûklerin İlhanlılara vergi vermeyi kabul etmesiyle
C) Selçuklu merkezî otoritesinin çok güçlü olmasıyla
D) Baybars’ın deniz seferine çıkmasıyla
E) Kösedağ Savaşı’nın henüz yapılmamış olmasıyla
B) İç ve dış etkenlerin birbirini güçlendirdiği uzun bir çözülme sürecidir.
C) Sadece deniz ticaretinin azalmasından kaynaklanmıştır.
D) Haçlıların Konya’yı fethetmesiyle tamamlanmıştır.
E) Beyliklerin tümü İlhanlı merkezî otoritesini güçlendirmiştir.
İkinci Dönem Türk Beyliklerinin Ortaya Çıkışı
Uç Beyliğinden Bağımsız Siyasi Güce
Uç, merkezî devletin sınır bölgesidir. Türkiye Selçukluları Türkmenleri Bizans sınırlarına yerleştirip başlarına beyler tayin etmişti. Kösedağ sonrasında merkezî denetim zayıflayınca bu beyler kendi askerî topluluklarına, yerel vergi kaynaklarına ve fetih alanlarına dayanarak bağımsız hareket etmeye başladı.
İkinci Beylikler Dönemi yalnız Selçuklu yıkılışının oluşturduğu boşluğun sonucu değildir. Batıya yığılan Türkmen nüfusu, gaza ve fetih imkânı, kıyı ticareti, yerel hanedanların askerî gücü ve İlhanlı denetiminin uçlarda zayıf kalması beylikleşmeyi besledi. Her beylik aynı tarihte veya aynı yolla kurulmadı; ortak özellik, yerel gücün merkezî otoritenin önüne geçmesidir.
Bağımsızlık İşaretleri ve Siyasi Parçalanma
Beylerin kendi adlarına para bastırması, sancak kullanması, asker toplaması, savaş ve antlaşma kararı vermesi bağımsız egemenlik işaretleridir. Selçuklu sultanına veya İlhanlılara zaman zaman bağlılık bildirilmesi, fiilî bağımsız davranışı ortadan kaldırmaz. Aynı coğrafyada çok sayıda siyasi merkez oluştuğu için Anadolu Türk siyasi birliği parçalandı.
Parçalanma her alanda gerileme anlamına gelmez. Beylikler yeni şehirler, medreseler, camiler, kervansaraylar, limanlar ve tersaneler kurarak kendi bölgelerini geliştirdi. Siyasi rekabet birliği geciktirirken yerel kültür üretimini, Türkçenin kullanımını ve denizcilik faaliyetlerini çoğalttı.
B) Siyasi egemenlik iddiası
C) Feodalitenin Avrupa’da sona ermesi
D) İlhanlı merkezî otoritesinin güçlenmesi
E) Göçebe yaşamın tamamen bitmesi
B) Yerel siyasi rekabet, bölgesel kültür ve ekonomi merkezlerinin gelişmesiyle birlikte görülebilir.
C) Beyliklerin hiçbiri şehir hayatına önem vermemiştir.
D) Anadolu’da yalnız İlhanlı dili kullanılmıştır.
E) Denizcilik faaliyetleri sadece Karadeniz’de yapılmıştır.
Osmanoğulları ve Karesioğulları
Osmanoğullarının Uçtaki Konumu
Osmanoğulları, Oğuzların Kayı boyuna dayandırılan hanedan geleneğiyle Söğüt-Domaniç çevresinde ortaya çıktı. Bizans sınırında bulunması, Türkmen savaşçıları ve yeni fetih arayan grupları çekmesini kolaylaştırdı. İlhanlı baskısının doğu ve orta kesimlerde daha güçlü hissedilmesine karşılık kuzeybatı ucundaki denetim boşluğu hareket alanını genişletti.
Bu yazının sınırı Osmanlı kuruluşunun ayrıntılı siyasî tarihi değildir; önemli olan, Osmanoğullarının diğer beylikler gibi Selçuklu çözülmesi ve uç koşulları içinde doğmasıdır. Onu farklılaştıran unsur daha sonra merkezî otorite kurması, Bizans topraklarına düzenli genişlemesi ve diğer beylikleri aşamalı biçimde birleştirmesidir.
Karesioğulları: Denizcilik ve İlk Katılım
Karesioğulları Balıkesir-Çanakkale çevresinde kuruldu ve Marmara ile Ege’ye açılan konumu sayesinde denizcilikte gelişti. Taht mücadelesinin yaşandığı sırada Orhan Bey’in müdahalesiyle Osmanlı topraklarına katıldı. Osmanlılara katılan ilk Anadolu beyliği Karesioğullarıdır.
Karesi donanması, denizcileri ve bölgeyi tanıyan komutanları Osmanlı hizmetine girdi. Çanakkale çevresine hâkimiyet Rumeli’ye geçişi kolaylaştırdı. Böylece bir beyliğin katılması yalnız toprak kazanımı değil; gemi, insan kaynağı, kıyı bilgisi ve stratejik geçiş kapasitesi kazanımı oldu.
B) Akdeniz ticaretinin bütünüyle denetimi
C) Memlûk Devleti’nin başkentini ele geçirme
D) Moğol ordusuna katılma zorunluluğu
E) Anadolu siyasi birliğinin kuruluşta tamamlanması
I. Rumeli’ye geçişin kolaylaşması,
II. deniz gücünün artması,
III. batı yönündeki stratejik imkânların genişlemesi
sonuçlarından hangilerini doğurmuştur?
B) Yalnız II
C) I ve II
D) II ve III
E) I, II ve III
Karamanoğulları ve Selçuklu Mirası Mücadelesi
Kuruluş Sahası ve Siyasi İddia
Karamanoğulları Karaman-Larende ve Konya çevresinde Nure Sufi’nin ailesi tarafından kuruldu; Kerimeddin Karaman Bey döneminde güçlendi. Türkiye Selçuklu başkenti Konya’ya hâkim olmaya çalışmaları, kendilerini Selçuklu siyasi mirasının varisi olarak görmeleriyle ilişkiliydi. İç Anadolu’nun yolları ve nüfus kaynakları beyliğe geniş bir güç tabanı sağladı.
Bu miras iddiası Karamanoğullarını Anadolu Türk siyasi birliğini kurmaya çalışan Osmanlıların en uzun süreli rakiplerinden biri yaptı. Çatışma yalnız toprak paylaşımı değil, Anadolu’da hangi hanedanın üstün meşruiyeti temsil edeceği meselesiydi.
Karamanoğlu Mehmet Bey ve Türkçe Kararı (1277)
Karamanoğlu Mehmet Bey 1277’de Konya’ya girerek yönetimde Türkçenin kullanılmasını emreden düzenlemeyle anılır. Bu gelişme Türkçenin resmî dil ilan edilmesi biçiminde ifade edilir. Karar, saray ve bürokraside Farsçanın güçlü olduğu bir ortamda Türkmen tabanına ve Türkçe siyasi kimliğe vurgu yaptı.
Dil kararı yalnız edebî tercih değildir; yönetimin kime seslendiğini ve hangi toplumsal tabana dayandığını gösteren siyasî-kültürel adımdır. Bununla birlikte Anadolu’da Farsça ve Arapça kullanımı bir anda sona ermemiştir; düzenlemenin önemi Türkçeyi kamusal yönetim dili olarak öne çıkarmasıdır.
B) Anadolu’da üstünlük ve siyasi meşruiyet mücadelesini
C) Haçlılarla ortak donanma kurma isteğini
D) Moğol başkentini ele geçirme hedefini
E) Balkanlarda Slav birliği kurma girişimini
B) Anadolu’da bütün yabancı dillerin yasaklandığının
C) Beyliğin denizcilikte uzmanlaştığının
D) İlhanlıların Türkçeyi yasakladığının
E) Osmanlı Devleti’nin aynı tarihte kurulduğunun
Germiyanoğulları, Hamitoğulları ve Teke Kolu
Germiyanoğulları ve Çeyiz-Vasiyet Yoluyla Katılım
Germiyanoğulları Kütahya, Tavşanlı ve Emet çevresinde güçlü bir beylik kurdu. Germiyan hükümdarının kızı Devlet Hatun ile Yıldırım Bayezid’in evliliği sırasında Kütahya, Tavşanlı, Simav ve çevresindeki bazı yerler çeyiz olarak Osmanlılara verildi. Bu uygulama, toprak kazanımında hanedan evliliğinin diplomatik araç olabileceğini gösterir.
Son Germiyan hükümdarı II. Yakup Bey, erkek varisi bulunmadığı için beyliğini II. Murad’a vasiyet etti. Böylece Germiyan topraklarının Osmanlılara geçişinde savaş dışı iki yöntem, çeyiz ve vasiyet, birlikte görülür. Yine de bu süreç bütün toprakların tek anda ve tek işlemle katıldığı anlamına gelmez.
Hamitoğulları, Toprak Satışı ve Teke Kolu
Hamitoğulları Isparta-Eğirdir ve çevresinde kuruldu. I. Murad döneminde Seydişehir, Beyşehir, Yalvaç, Karaağaç ve Akşehir çevresindeki bazı topraklar para karşılığında Osmanlılara satıldı. Satış, Osmanlıların Anadolu’da yalnız savaşla değil mali ve diplomatik araçlarla da genişlediğini gösterir.
Antalya çevresindeki Teke kolu ayrı siyasi varlığını sürdürdü ve Yıldırım Bayezid döneminde askerî harekâtla Osmanlı hâkimiyetine girdi. Hamid-ili’ndeki bazı toprakların I. Murad döneminde satış yoluyla Osmanlılara geçmesi, bu süreçten farklı bir katılma yöntemiydi.
B) Hanedan diplomasisi ve miras ilişkisinin siyasi genişleme aracı olduğunu
C) Germiyanlıların denizci bir beylik olduğunu
D) İlhanlıların Kütahya’yı Bizans’a verdiğini
E) Çeyiz ve vasiyetin aynı hukukî işlem olduğunu
B) Bütün Anadolu beyliklerinin para ile satın alındığını
C) Teke kolunun Karadeniz’de kurulduğunu
D) Germiyanoğullarının Hamid ülkesini fethettiğini
E) Osmanlıların mali araç kullanmadığını
Batı Anadolu’nun Denizci Beylikleri
Saruhanoğulları ve Manisa Çevresi
Saruhanoğulları Manisa ve çevresinde kuruldu. Gediz havzasının üretim gücü ile Ege kıyılarına yakınlık, beyliğin hem iç bölge tarımına hem deniz ticaretine ulaşmasını sağladı. Donanma kurup Ege adaları ve kıyı bölgelerinde faaliyet gösteren Saruhan denizcileri, Batı Anadolu’daki Türk denizcilik kuşağının bir parçasıydı.
Beyliğin konumu, kıyı beyliklerinde denizciliğin yalnız gemi yapma becerisinden doğmadığını gösterir. Limanlara mal taşıyan verimli iç havza, insan kaynağı, tersane ve kıyı güvenliği birlikte deniz gücünü besler.
Aydınoğulları, İzmir ve Umur Bey
Aydınoğulları Aydın, Birgi, Tire ve İzmir çevresinde Mehmet Bey tarafından kuruldu. İzmir’e ulaşmaları beyliği Ege ticaret ve mücadele alanına taşıdı. Tersaneler kuran Aydınoğulları, özellikle Umur Bey döneminde Ege Denizi’nde seferler düzenledi ve Haçlı deniz güçleriyle mücadele etti.
Umur Bey’in faaliyetleri, bir Anadolu beyliğinin siyaset alanının yalnız kara sınırlarıyla sınırlı olmadığını gösterir. Limanlar, gemiler ve denizaşırı bağlantılar beyliğe ticaret geliri sağlarken Latin güçleriyle rekabeti de artırdı.
Menteşeoğulları ve Güneybatı Anadolu
Menteşeoğulları Muğla-Milas çevresinde kuruldu ve Güneybatı Anadolu’nun Türkleşmesinde etkili oldu. Uzun kıyı şeridi, doğal koylar ve adalara yakınlık denizciliği teşvik etti. Beylik, Rodos’taki Saint Jean Şövalyeleriyle mücadele ederek adanın bir bölümünde bir süre hâkimiyet kurdu.
Karesi, Saruhan, Aydın ve Menteşe beyliklerinin ortak yönü kıyı konumları ve denizcilikleridir; fakat merkezleri ve Osmanlılara katılma süreçleri farklıdır. Coğrafi yakınlık ortak ekonomik yönelim üretse de her beyliğin siyasî tarihi ayrı değerlendirilmelidir.


Görselde solda tersane kızağı ve gemi yapımı, ortada limana indirilen ticaret malları, sağda ise yelkenli gemi görülmektedir.
Bu kanıtların birlikte bulunduğu bir Batı Anadolu beyliği için aşağıdaki çıkarımlardan hangisi en kapsamlıdır?
B) Denizcilik teknolojisi ile kıyı ticaretini birlikte geliştirdiği
C) Karadeniz’in kuzeyinde kurulduğu
D) İlhanlı merkez ordusunun bir parçası olduğu
E) Kervan ticaretini bütünüyle yasakladığı
B) İtalya’nın siyasi birliğini 14. yüzyılda tamamladığını
C) Anadolu’da para kullanımının sona erdiğini
D) Beyliklerin yalnız kara ordusuna önem verdiğini
E) Moğolların bütün Ege adalarını ele geçirdiğini
Candaroğulları ve Karadeniz Beylikleri
Candaroğulları (İsfendiyaroğulları)
Candaroğulları, Şemseddin Yaman Candar tarafından Kastamonu-Sinop çevresinde kuruldu; hanedanın İsfendiyar Bey kolu nedeniyle İsfendiyaroğulları adıyla da anılır. Kastamonu iç bölge üretimini, Sinop ise Karadeniz limanı ve tersane imkânını temsil ediyordu. Bu iki merkez beyliğe kara-deniz bağlantısı sağladı.
Sinop’taki denizcilik, beyliğin Karadeniz ticaretine ve kıyı savunmasına katılmasını mümkün kıldı. Candar ülkesinin coğrafi yapısı, denizci beyliklerin yalnız Ege kıyılarında bulunmadığını gösterir.
Pervaneoğulları ve Canik Beylikleri
Pervaneoğulları Sinop çevresinde, Türkiye Selçuklu veziri Pervane Muineddin Süleyman’ın ailesinin nüfuzu üzerinde ortaya çıktı. Kısa ömürlü olmasına rağmen Sinop limanına hâkimiyet, Karadeniz siyasetinde yerel hanedanların önemini gösterdi.
Canik beylikleri Samsun ve Orta Karadeniz çevresinde tek bir merkezî devlet değil, çeşitli Türkmen hanedanlarının oluşturduğu siyasi topluluklardı. Canik adı bir hanedandan çok bölgeyi ve bu bölgedeki beylikleri ifade eder. Bu ayrım, “Canikoğulları tek bir güçlü hanedandır” biçimindeki yanlış genellemeyi önler.
B) Akdeniz adalarının tümünün fethedilmesi
C) Memlûk tahtının ele geçirilmesi
D) İlhanlı vergi sisteminin kaldırılması
E) Bizans’ın Balkanlardan çıkarılması
B) Karadeniz’de hiçbir Türk yerleşmesi bulunmadığını
C) Canik’in Karamanoğullarının başkenti olduğunu
D) Bölgedeki bütün beylerin aynı anda Osmanlı padişahı olduğunu
E) Canik beyliklerinin denize kapalı olduğunu
Eretna Devleti ve Kadı Burhaneddin Devleti
Eretna Devleti (1335–1381)
Uygur Türklerinden Eretna Bey, İlhanlı Anadolu valisi Timurtaş’ın bölgeden ayrılmasından sonra Sivas, Kayseri, Tokat, Amasya ve Ankara çevresinde kendi devletini kurdu. Eretna’nın yükselişi, İlhanlı merkezî gücünün zayıflamasıyla eski valilik çevrelerinin bağımsız siyasi yapılara dönüşebildiğini gösterir.
Devlet geniş bir İç Anadolu sahasına sahipti; ancak hanedan içi zayıflık ve emirlerin güçlenmesi merkezî otoriteyi aşındırdı. Eretna veziri Kadı Burhaneddin, siyasi ve askerî gücü eline alarak devleti sona erdirdi.
Kadı Burhaneddin Devleti (1381–1398)
Kadı, bilgin, şair ve devlet adamı olan Kadı Burhaneddin, Sivas merkezli kendi devletini kurdu. Çevredeki Türkmen beyleri, Akkoyunlular, Memlûkler ve Osmanlılarla değişken ilişkiler yürüttü. Bu çok yönlü mücadele, Orta Anadolu’da tek bir üstün gücün henüz kurulamadığını gösterir.
Kadı Burhaneddin’in Akkoyunlu Kara Yülük Osman Bey’le mücadelede öldürülmesi üzerine devlet dağıldı ve Sivas çevresi Osmanlı hâkimiyetine girdi. Eretna’dan Kadı Burhaneddin’e geçiş, bir vezirin zayıflayan hanedan otoritesini kendi egemenliğine dönüştürmesine örnektir.

B) İlhanlılar Anadolu’da merkezî denetimi sürekli güçlendirmiştir.
C) Bütün beylikler Bizans valileri tarafından kurulmuştur.
D) Eretna Devleti yalnız kıyı ticaretine dayanmıştır.
E) Sivas, Ege Denizi’nde bir adadır.
B) Denizci beyliğin karacı devlete dönüşmesini
C) Bizans’ın Anadolu siyasi birliğini kurmasını
D) Moğol istilasının başlamasını
E) Haçlı Seferlerinin sona ermesini
Dulkadiroğulları ve Ramazanoğulları
Dulkadiroğulları (1337–1515)
Dulkadiroğulları Maraş-Elbistan çevresinde kuruldu. Anadolu ile Suriye arasındaki geçiş sahasında bulunduğu için Memlûkler ile Osmanlılar arasında tampon ve rekabet alanı hâline geldi. Beylik zaman zaman iki büyük güce de bağlılık göstererek varlığını korumaya çalıştı.
Yavuz Sultan Selim, 1515 Turnadağ Savaşı’nda Dulkadiroğullarına son verdi. Dulkadiroğulları Osmanlılara katılan son büyük Anadolu beyliği olarak kabul edilir ve bu gelişme Anadolu Türk siyasi birliğinin tamamlanmasıyla ilişkilendirilir.
Ramazanoğulları (1353–1608)
Ramazanoğulları Adana-Tarsus, yani Çukurova çevresinde kuruldu. Verimli ova, Doğu Akdeniz limanlarına yakınlık ve Suriye-Anadolu geçiş yolları beyliğin ekonomik ve stratejik önemini artırdı. İlk dönemde Memlûklere bağlı hareket etti.
Yavuz Sultan Selim’in Mısır Seferi sırasında Osmanlı tarafına yaklaşan Ramazanoğulları, sefer sonrasında Osmanlılara bağlı bir beylik olarak varlığını sürdürdü; yönetim daha sonra doğrudan Osmanlı düzenine katıldı. Bu süreç Dulkadir’deki savaşla ilhak modelinden farklı, aşamalı bağlılık modelidir.
B) Karadeniz’in kuzeyinde kurulmasıyla
C) Bizans başkentini denetlemesiyle
D) İtalya’da siyasi birlik kurmasıyla
E) Moğol başkentine komşu olmasıyla
B) Ramazanoğullarının Osmanlıları yıktığını
C) Turnadağ’ın bir deniz savaşı olduğunu
D) İki beyliğin de Kütahya’da kurulduğunu
E) Memlûklerin Anadolu siyasi birliğini tamamladığını
Diğer Bölgesel Beylikler ve Şehir Güçleri
Sahipataoğulları ve Eşrefoğulları
Sahipataoğulları Afyonkarahisar çevresinde, Selçuklu veziri Sahip Ata Fahreddin Ali’nin ailesi tarafından kuruldu. Selçuklu devlet adamlarının yerel nüfuzlarını hanedanlaşmaya dönüştürmesi bakımından Pervaneoğullarıyla benzerlik gösterir.
Eşrefoğulları Beyşehir ve çevresinde kuruldu. İç Anadolu ile Göller Yöresi arasındaki konumu sayesinde bölgesel güç oldu; İlhanlı valisi Timurtaş tarafından ortadan kaldırıldı. Bu örnek, İlhanlı merkezî baskısının her bölgede aynı anda yok olmadığını gösterir.
Ahiler ve Ankara’da Şehir Yönetimi
Ahilik, esnaf ve zanaatkârları meslek ahlakı, dayanışma ve üretim düzeni içinde örgütleyen yapıdır. Merkezî otoritenin zayıfladığı dönemde Ankara’daki Ahiler şehir düzeni ve savunmasında etkili oldu. Bu yönetim bir Türkmen hanedan beyliğinden çok, şehirli meslek topluluğunun siyasî boşlukta üstlendiği yerel otoritedir.
Ahilerin örneği, Anadolu’daki parçalanmanın yalnız hanedan beylikleri üretmediğini gösterir. Ticaret ve zanaat çevreleri de güvenlik, piyasa denetimi ve dayanışma yoluyla şehir yönetiminde rol oynayabildi.
B) Bütün beyliklerin denizci olmasını
C) Bizans valilerinin İlhanlı olması
D) Haçlı ordularının beylik kurmasını
E) Şehir ekonomisinin bütünüyle sona ermesini
B) Ankara’nın bir deniz limanı olduğuna
C) Ahilerin Moğol hanedanı kurduğuna
D) Anadolu’da ticaretin yasaklandığına
E) Bütün esnafın göçebe yaşadığına
Beylikler Döneminde Ekonomi, Denizcilik ve Kültür
Limanlar, Tersaneler ve Akdeniz Ticareti
Karesi, Saruhan, Aydın, Menteşe ve Candar beylikleri kıyı bölgelerinde donanma ve tersane faaliyetleri geliştirdi. Gemiler ticaret malları taşımak, kıyıları savunmak ve rakip adalara sefer düzenlemek için kullanıldı. Denizcilik, liman hinterlandındaki tarım ve zanaat üretimiyle destekleniyordu.
Batı Anadolu beyliklerinin İtalyan şehir devletleriyle ticaret yapması, siyasi çatışma ile ekonomik ilişkinin aynı anda bulunabileceğini gösterir. Haçlı deniz güçleriyle savaşan bir beylik başka bir Latin limanıyla ticaret yapabilirdi; Orta Çağ diplomasisi tek ve değişmez bloklardan oluşmuyordu.
Türkçe, Mimari ve Bölgesel Merkezler
Beylik hükümdarları meşruiyetlerini güçlendirmek için cami, medrese, imaret, köprü ve kervansaraylar yaptırdı. Bu eserler dinî ve kültürel işlevlerin yanında şehirleşme, ulaşım ve sosyal yardım düzenini geliştirdi. Kütahya, Konya-Karaman, Birgi, Manisa, Kastamonu ve Sivas gibi merkezler farklı sanat çevreleri oluşturdu.
Türkçeye verilen destek, yönetici ile Türkmen halk arasındaki bağı güçlendirdi ve Anadolu Türkçesinin yazı dili olarak gelişmesine katkı sağladı. Karamanoğlu Mehmet Bey’in dil kararı bu sürecin en bilinen siyasî göstergesidir; fakat Türkçe eser üretimi tek bir beyliğe ait olmayıp dönemin genel kültürel eğilimidir.
Siyasi Parçalanmanın Çift Yönlü Sonucu
Beylikler arası mücadele Anadolu siyasi birliğini geciktirdi ve kaynakların savaşlarda tüketilmesine yol açtı. Buna karşılık birbirleriyle yarışan hanedanlar şehirleri imar etti, bilgin ve sanatçıları korudu, limanları geliştirdi ve farklı bölgelerde Türk siyasi varlığını sürdürdü.
Bu nedenle beylikler dönemi yalnız “fetret ve dağınıklık” olarak değerlendirilmez. Dönem, Selçuklu kurum mirasının bölgesel merkezlerde yaşatıldığı ve Osmanlıların daha sonra devralacağı insan, şehir, denizcilik ve kültür birikiminin çoğaldığı geçiş evresidir.
→
→
B) Orta Çağ’da bütün siyasi tarafların değişmez bloklar oluşturduğunu
C) Deniz ticaretinin savaş sırasında bütünüyle durduğunu
D) Beyliklerin dış ilişki kuramadığını
E) İtalyan şehirlerinin tek devlet olduğunu
I. kültürel süreklilik,
II. şehirleşme ve sosyal hizmet,
III. ekonomik çeşitlenme
alanlarından hangileriyle ilişkilidir?
B) Yalnız II
C) I ve II
D) II ve III
E) I, II ve III
Beyliklerin Konumu ve Osmanlı Bütünleşmesi
Haritada Merkez-Konum İlişkisi
Haritadaki beylik adları ve merkezleri şöyledir: Karesioğulları Balıkesir–Çanakkale’de, Germiyanoğulları Kütahya’da, Hamidoğulları Isparta–Eğirdir’de, Karamanoğulları Konya–Karaman’da, Eretna ve Kadı Burhaneddin ise Sivas çevresinde gösterilmiştir. Kıyı konumu denizcilik faaliyetlerini, geçiş sahaları büyük devletlerle rekabeti, eski Selçuklu merkezlerine yakınlık ise siyasi miras iddialarını etkiledi.
Aşağıdaki soru haritasında 1 Balıkesir-Çanakkale çevresini, 2 Kütahya’yı, 3 Isparta-Eğirdir’i, 4 Konya-Karaman sahasını ve 5 Sivas’ı gösterir. Rakamlar yalnız bu soruya ait konum işaretleridir.

Haritada 1 Karesioğulları, 2 Germiyanoğulları, 3 Hamitoğulları, 4 Karamanoğulları, 5 ise Eretna-Kadı Burhaneddin sahasıdır.
Buna göre aşağıdaki eşleştirmelerden hangisi yanlıştır?
B) 2 — Çeyiz ve vasiyet yoluyla katılım
C) 3 — Bazı toprakların para ile satılması
D) 4 — 1277 Türkçe kararı ve Selçuklu mirası iddiası
E) 5 — Rodos’un bir bölümünün Saint Jean Şövalyelerinden alınması
Katılma Yöntemlerini Ayırmak
Osmanlıların beylikleri bütünleştirmesinde tek yöntem yoktur. Karesi taht mücadelesine müdahale ve ilhakla; Germiyan çeyiz ve vasiyetle; Hamid’in bazı toprakları satın almayla; Karamanoğulları uzun askerî mücadelelerle; Dulkadiroğulları Turnadağ Savaşı’yla; Ramazanoğulları ise bağlı beylikten doğrudan yönetime geçen aşamalı süreçle katıldı.
Bu farklılık, Osmanlıların her bölgenin hanedan, coğrafya ve güç dengesine göre araç değiştirdiğini gösterir. Diplomasi, evlilik, mali satın alma, iç mücadeleye müdahale ve savaş aynı siyasi birlik hedefinin farklı araçlarıdır.
B) Germiyanoğulları — çeyiz ve vasiyet
C) Hamitoğulları — bazı toprakların satın alınması
D) Dulkadiroğulları — Turnadağ Savaşı
E) Karamanoğulları — bütün toprakların tek seferde çeyiz olarak alınması
Sonraki Konu: Osmanlı Devleti’nin Kuruluşu, İlk Fetihler ve Rumeli’ye Geçiş
