AYT kan ve dolaşım sistemi konu anlatımı kapsamında kalbin yapısı ve çalışması, kan damarları, dolaşım yolları, kılcal madde alışverişi, kanın bileşenleri, pıhtılaşma ve kan grupları işlenecektir.
AYT biyoloji konularının tamamına AYT konu anlatımı arşivinden ulaşabilirsiniz.
Dolaşım Sisteminin Temel Düzeni
Dolaşımın Görevleri ve Homeostazi
Dolaşım sistemi, maddelerin vücudun farklı bölgeleri arasında taşınmasını sağlayan kalp, damar ve kandan oluşan bütünleşik sistemdir. Hücreler oksijen ve besinleri sürekli tüketirken karbondioksit, azotlu atık ve ısı üretir. Yalnız difüzyon, insan vücudundaki uzun mesafelerde bu gereksinimi karşılayamayacağı için kan dolaşımı hızlı bir toplu taşıma yolu oluşturur.
Kan; akciğerlerden aldığı oksijeni, sindirim kanalından emilen besinleri ve endokrin bezlerden salgılanan hormonları hedef dokulara taşır. Karbondioksiti akciğerlere, üre gibi atıkları böbreklere götürür. Isıyı vücuda dağıtır; su, iyon ve pH dengesinin korunmasına katkı sağlar. Akyuvarlar ve antikorlar savunmayı, trombositler ve pıhtılaşma proteinleri ise damar bütünlüğünün korunmasını destekler. Bu işlevlerin ortak sonucu iç ortamın kararlı tutulması, yani homeostazidir.
B) Sindirim kanalındaki hidrolizin tamamen durmasıyla
C) Hormonların yalnız sinir hücrelerinde üretilmesiyle
D) Kılcal damarların çok katlı epitelden oluşmasıyla
E) Alyuvarların plazma proteinine dönüşmesiyle
Kapalı ve Çift Dolaşım
İnsanda kan, normal koşullarda damarların dışına çıkmadan kalp ve damarlar içinde hareket eder; bu düzene kapalı dolaşım denir. Doku hücreleri kanla doğrudan temas etmez. Maddeler önce kılcal damar duvarından doku sıvısına, ardından hücrelere geçer; ters yöndeki atıklar da aynı ara ortam üzerinden kana katılır.
Bir tam turda kan kalpten iki kez geçtiği için insan dolaşımı çift dolaşımdır. Kalp ile akciğer arasındaki küçük dolaşım kanın gaz içeriğini değiştirir; kalp ile diğer dokular arasındaki büyük dolaşım ise maddeleri vücuda dağıtır. Dört odacıklı kalp, oksijence zengin ve oksijence fakir kanın sağlıklı bireyde birbirine karışmasını büyük ölçüde önler.

Şemada K kalbi göstermektedir. Bu düzenle ilgili aşağıdaki yorumlardan hangisi doğrudur?
B) Kan bir tam turda kalpten iki kez geçtiği için dolaşım çifttir.
C) Akciğer ve doku kılcalları tek bir gaz değişim yüzeyidir.
D) Oksijence zengin ve fakir kan K içinde zorunlu olarak tamamen karışır.
E) Şemadaki iki devreden yalnız biri damar içerir.
Kalbin Yapısı
Kalbin Konumu, Perikart ve Kalp Duvarı
Kalp, göğüs boşluğunda iki akciğer arasında ve orta hattın biraz solunda bulunan kaslı bir organdır. Dıştan perikart adı verilen çift katlı bir zarla çevrilidir. Zarlar arasındaki az miktardaki perikart sıvısı, kalp atımları sırasında sürtünmeyi azaltır.
Kalp duvarı dıştan içe epikart, miyokart ve endokart katmanlarıyla incelenir. Epikart kalp yüzeyini örter. Miyokart, kasılmayı oluşturan kalp kası tabakasıdır. Endokart kalp boşluklarının içini döşeyen düzgün endotel yüzeyidir; kanın akışına karşı sürtünmeyi azaltır ve kapakçıkların iç yüzeyiyle süreklidir.
B) Endokart – miyokart
C) Miyokart – endokart
D) Perikart – epikart
E) Endokart – perikart
Dört Odacık ve Ana Damar Bağlantıları
Kalbin üstteki iki odacığı kulakçık, alttaki iki odacığı karıncıktır. Kulakçıklar toplardamarlardan gelen kanı kabul eder; karıncıklar kanı atardamarlara pompalar. Üst ve alt ana toplardamar oksijence fakir kanı sağ kulakçığa getirir. Sağ karıncık bu kanı akciğer atardamarına gönderir. Akciğer toplardamarları oksijence zengin kanı sol kulakçığa getirir; sol karıncık ise aort aracılığıyla vücuda pompalar.

Kalp Kapakçıkları ve Tek Yönlü Akış
Sağ kulakçık ile sağ karıncık arasında triküspit, sol kulakçık ile sol karıncık arasında mitral (biküspit) kapakçık bulunur. Bu atriyoventriküler kapakçıklar karıncıklar gevşerken açılır, karıncıklar kasılırken kapanır. Aort ve akciğer atardamarının başlangıcındaki yarım ay kapakçıkları ise karıncık kasılmasında açılır, karıncık gevşerken damar kanının kalbe dönmesini engeller.
Kapakçıklar kendi başına kasılmaz. Açılıp kapanmaları, kapakçığın iki tarafındaki basınç farkına bağlıdır. Kulakçık basıncı karıncık basıncını aştığında atriyoventriküler kapakçık açılır; karıncık basıncı yükseldiğinde kapanır. Bu mekanizma kanı ileri yönde tutar.
B) Mitral açık, aort kapalıdır.
C) Mitral kapalı, aort açıktır.
D) İki kapakçık da kanı kulakçığa geçirir.
E) Mitral ve aort kapakçıklarının ikisi de kapalıdır.
Miyokart Kalınlığı ve Koroner Damarlar
Karıncıklar kulakçıklardan daha yüksek basınç üretmek zorunda olduğu için miyokartları daha kalındır. Sol karıncık bütün vücut dolaşımının direncine karşı kan pompaladığından duvarı sağ karıncıktan da kalındır. Bu fark, odacıkların taşıdığı kanın oksijen oranından değil karşılaştığı damar direncinden kaynaklanır.
Kalp boşluklarındaki kan, kalın miyokardın tamamını doğrudan besleyemez. Aorttan ayrılan koroner atardamarlar kalp kasına oksijen ve besin götürür; koroner toplardamarlar atıkları uzaklaştırır. Koroner akımın kesilmesi, çalışan kalp kasında hızla oksijen yetersizliği oluşturur.
B) Sol karıncıktaki kanın daha fazla glikoz taşımasının
C) Sağ karıncıkta kalp kası hücresi bulunmamasının
D) Akciğer atardamarında kapakçık bulunmamasının
E) Koroner damarların yalnız sağ karıncığı beslemesinin
Kalbin Çalışması ve Düzenlenmesi
Kalbin Otomatikliği ve İleti Sistemi
Kalp kası, dışarıdan sinir uyarısı gelmese de ritmik uyarı oluşturabilen oto-ritmik hücrelere sahiptir. Normal ritmin başlangıç noktası, sağ kulakçığın üst duvarında üst ana toplardamar girişine yakın bulunan sinoatriyal (SA) düğümdür. SA düğümünden çıkan uyarı kulakçık miyokardına yayılır ve iki kulakçığın kasılmasını başlatır.
Uyarı, kulakçıklarla karıncıkların birleşme bölgesindeki atriyoventriküler (AV) düğüme ulaşır. Buradaki kısa gecikme, kulakçıkların kanı karıncıklara aktarmasına zaman kazandırır. Uyarı daha sonra His demeti, demet dalları ve Purkinje lifleriyle karıncıkların alt bölümüne ve duvarlarına yayılır. Böylece karıncık kasılması kalp ucundan yukarı doğru ilerleyerek kanı çıkış damarlarına yöneltir.


Şemada K’den başlayan normal uyarı yolunda L bölgesinin iletimi belirgin yavaşlatması hangi işlevi sağlar?
B) Kulakçıkların kanı karıncıklara aktarması için süre oluşmasını
C) Yarım ay kapakçıklarının sürekli açık kalmasını
D) Koroner damarların toplardamara dönüşmesini
E) Miyokardın oksijen kullanmamasını
Kalp Döngüsü, Sistol ve Diyastol
Kalbin bir kasılma ve gevşeme dizisine kalp döngüsü denir. Yaklaşık 75 atım/dakika hızında bir döngü yaklaşık 0,8 saniye sürer. Önce kulakçık sistolü gerçekleşir ve karıncık dolumu tamamlanır. Ardından karıncık sistolüyle atriyoventriküler kapakçıklar kapanır, karıncık basıncı damar basıncını aşınca yarım ay kapakçıkları açılır ve kan atardamarlara fırlatılır. Son evrede bütün odacıklar gevşer ve yeni dolum başlar.

B) Aort duvarının kılcal damar yapısına dönüşmesi
C) Karıncıkların dolması ve koroner kanlanma için ayrılan sürenin azalması
D) Alyuvarlarda çekirdek oluşması
E) Plazmanın tamamen serum hâline gelmesi
Kalp Sesleri, EKG, Nabız ve Tansiyon
Birinci kalp sesi ağırlıklı olarak atriyoventriküler kapakçıkların, ikinci kalp sesi yarım ay kapakçıklarının kapanmasıyla ilişkilidir. Elektrokardiyogram (EKG), kalpteki elektriksel etkinliğin vücut yüzeyinden kaydedilmesidir; kalbin mekanik kasılmasını doğrudan çizmez fakat elektriksel olayların mekanik döngüyü başlattığını değerlendirmeye yardım eder.
Nabız, karıncık sistolünün oluşturduğu basınç dalgasının atardamarlarda hissedilmesidir. Tansiyon ise kanın damar duvarına uyguladığı basınçtır. Sistolik basınç karıncıkların kasılması sırasında en yüksek, diyastolik basınç gevşeme sırasında daha düşüktür. Nabız sayısı ile tansiyon aynı kavram değildir; kalp hızı artarken damar direnci ve atım hacmi değişimine bağlı olarak tansiyon farklı davranabilir.

Grafikte K ve L anlarında basınç eğrileri kesişmektedir. K ve L’de gerçekleşen olaylar sırasıyla hangisidir?
B) Aort kapakçığının kapanması – mitralin açılması
C) İki kapakçığın da sürekli açık kalması
D) Aort kapakçığının açılması – aort kapakçığının kapanması
E) SA düğümünün durması – AV düğümünün durması
Kalp Hızının Sinirsel ve Hormonal Denetimi
Otonom sinir sistemi kalbin ritmini başlatmaz; SA düğümünün oluşturduğu ritmin hızını ve iletimini değiştirir. Sempatik sinirler noradrenalin etkisiyle kalp hızını ve kasılma gücünü artırır. Parasempatik sistemin vagus siniriyle salgıladığı asetilkolin SA ve AV düğüm etkinliğini azaltır.
Adrenalin ve noradrenalin dolaşım yoluyla kalp hızını ve kasılma gücünü artırabilir. Tiroit hormonlarının uzun süreli artışı da kalbin uyarılabilirliğini yükseltir. Egzersizde artan karbondioksit, düşen pH ve çalışan kasların gereksinimi dolaşım merkezleri üzerinden kalp debisinin artırılmasına katkı sağlar.
B) Alyuvar sayısının saniyeler içinde iki katına çıkması
C) Aort kapakçığının kalıcı biçimde açık kalması
D) Koroner damarların lenf damarına dönüşmesi
E) SA düğümünün uyarı oluşturma hızının azalması
Atım Hacmi ve Kalp Debisi
Bir karıncığın tek kasılmada pompaladığı kan miktarı atım hacmi, bir dakikada pompaladığı toplam miktar kalp debisidir. Kalp debisi, kalp hızı ile atım hacminin çarpımına eşittir. Örneğin 70 atım/dakika hız ve 70 mL/atım hacim yaklaşık 4,9 L/dakika debi oluşturur.
Egzersizde sempatik etki, venöz dönüş ve kasılma gücü artabildiği için hem kalp hızı hem atım hacmi yükselir. Sağlıklı dolaşımda sağ ve sol karıncıkların uzun süreli debileri eşit olmalıdır; aksi hâlde devrelerden birinde kan birikir.
B) 1,5
C) 1,2
D) 0,8
E) 2,5
Kan Dolaşım Yolları
Küçük Kan Dolaşımı
Küçük kan dolaşımı, sağ karıncıktan başlar; akciğer atardamarı, akciğer kılcalları ve akciğer toplardamarları üzerinden sol kulakçıkta sona erer. Başlangıçtaki kan oksijence fakir, karbondioksitçe zengindir. Akciğer kılcallarında karbondioksit alveollere, oksijen kana geçer.
Damarların adı taşıdığı kana göre değil, kanı kalbe göre götürme yönüne göre verilir. Bu nedenle akciğer atardamarı oksijence fakir, akciğer toplardamarı oksijence zengin kan taşır.
Büyük Kan Dolaşımı
Büyük kan dolaşımı, sol karıncıktan aortla başlar; organ kılcallarından sonra toplardamarlarla sürer ve üst-alt ana toplardamar üzerinden sağ kulakçıkta biter. Dokularda oksijen ve besinlerin bir bölümü doku sıvısına geçerken karbondioksit ve metabolik atıklar kana katılır.
B) Böbrek atardamarı → sağ kulakçık → akciğer toplardamarı → aort
C) Böbrek toplardamarı → ana toplardamar → sağ kalp → akciğer → sol kalp → aort
D) Böbrek toplardamarı → kapı toplardamarı → karaciğer → aort
E) Böbrek kılcalı → lenf damarı → sol karıncık → beyin toplardamarı
Karaciğer Kapı Dolaşımı
İnce bağırsak, mide, pankreas ve dalaktan gelen kanın önemli bölümü karaciğer kapı toplardamarı ile önce karaciğer kılcallarına taşınır. Böylece emilen glikozun depolanması, amino asit metabolizması ve bazı toksik maddelerin dönüştürülmesi sistemik dolaşıma geçmeden düzenlenebilir.
Kapı dolaşımında bir toplardamar iki kılcal yatak arasında bulunur: sindirim organı kılcalları → kapı toplardamarı → karaciğer kılcalları. Karaciğerden çıkan kan karaciğer toplardamarıyla alt ana toplardamara katılır.
B) SA düğümünün ritmik uyarı oluşturması
C) Böbrekte eritropoietin salgılanması
D) Bağırsaktan emilen maddelerin sistemik dolaşımdan önce karaciğerde işlenmesi
E) Sol karıncığın aorta kan pompalaması
Koroner Dolaşım
Koroner atardamarlar aortun başlangıç bölümünden ayrılarak miyokardı besler. Kalp kasının enerji gereksinimi yüksektir. Koroner damar daralması efor sırasında gereksinim artınca göğüs ağrısına; tam tıkanma beslenen miyokart bölgesinde hücre ölümüne yol açabilir.
B) Egzersizde kalbin ATP gereksiniminin azalması
C) Koroner toplardamarların oksijen üretmesi
D) Alyuvarların egzersizde hemoglobin kaybetmesi
E) Artan oksijen gereksiniminin daralmış damardan gelen akımla karşılanamaması
Kan Damarları ve Kanın Akışı
Damar Duvarının Genel Yapısı
Atardamar ve toplardamarların duvarı genel olarak içte endotel, ortada düz kas ve elastik lifler, dışta bağ dokusu katmanlarından oluşur. Atardamarlarda orta tabaka daha kalın ve elastiktir; toplardamarlarda lümen daha geniş, duvar daha incedir. Kılcal damar duvarı tek katlı endotel ve bazal zardan oluşur.

Atardamarlar
Atardamarlar kanı kalpten uzaklaştırır. Kalbe yakın elastik atardamarlar sistolde genişleyerek enerjinin bir bölümünü depolar, diyastolde geri toparlanarak kan akımının sürmesini sağlar. Arteriyollerdeki düz kas, damar çapını değiştirerek organlara giden akımı ve toplam çevresel direnci düzenler.
Toplardamarlar ve Venöz Dönüş
Toplardamarlar kanı kalbe getirir ve düşük basınçlı bir kan deposu gibi davranabilir. Özellikle kol ve bacak toplardamarlarındaki tek yönlü kapakçıklar geri akımı önler. İskelet kaslarının damarı sıkıştırması ve solunum sırasında göğüs basıncının azalması venöz dönüşü destekler.
B) İskelet kası pompası – toplardamar kapakçıkları
C) Koroner dolaşım – aort yarım ay kapakçığı
D) Trombosit tıkacı – fibrin ağı
E) Plazma albumini – safra tuzları
Kılcal Damarlar
Kılcallar atardamar ve toplardamar sistemi arasındaki mikroskobik değişim damarlarıdır. Tek katlı endotel kısa difüzyon mesafesi sağlar. Kılcal sayısı çok fazla olduğundan toplam kesit alanı en büyük, kan akış hızı en düşüktür; bu durum alışveriş için süre kazandırır.
Basınç, Akış Hızı ve Toplam Kesit Alanı
Kan basıncı aorttan toplardamarlara doğru genel olarak azalır; en büyük düşüş direnç damarları olan arteriyollerde görülür. Tek bir damarın çapı ile damar grubunun toplam kesit alanı karıştırılmamalıdır.
Kılcal Damarlarda Madde Alışverişi
Doku Sıvısının Oluşumu
Kılcal duvardan süzülen plazmanın su ve küçük çözünmüş maddeler içeren bölümü hücreler arası alanda doku sıvısını oluşturur. Kan hücreleri ve büyük plazma proteinleri normalde damar içinde tutulur. Hücreler oksijen ve besinleri doku sıvısından alır; atıklarını bu sıvıya verir.
Hidrostatik ve Onkotik Basınç
Kılcaldaki kan hidrostatik basıncı sıvıyı dışarı itme, plazma proteinlerinin oluşturduğu onkotik basınç suyu damara çekme eğilimindedir. Atardamar ucunda hidrostatik etki baskın olduğunda net süzülme, toplardamar ucuna doğru hidrostatik basınç azalınca net geri emilim oluşur.

Şemadaki basınç değerlerine göre hangisi doğrudur?
B) Toplardamar ucunda plazma proteinleri tamamen dokuya çıkar.
C) Atardamar ucunda 25 birim net geri emilim vardır.
D) Atardamar ucunda 10 birim net süzülme, toplardamar ucunda 7 birim net geri emilim eğilimi vardır.
E) Hidrostatik basınç kılcal boyunca artar.
Süzülme, Geri Emilim ve Ödem
Kılcallardan çıkan sıvının tümü aynı kılcala geri dönmez. Fazlası lenf kılcallarına alınarak daha sonra dolaşıma katılır. Kılcal hidrostatik basıncının artması, plazma proteinlerinin azalması, kılcal geçirgenliğin artması veya lenf akımının engellenmesi ödeme yol açabilir.
B) Kılcal hidrostatik basıncının sıfırlanmasıyla
C) Doku sıvısının ozmotik basıncının tamamen kaybolmasıyla
D) Atardamarların toplardamara dönüşmesiyle
E) Kanın onkotik basıncının azalması ve kılcala geri emilimin zayıflamasıyla
Kanın Yapısı ve Şekilli Elemanları
Kanın Genel Bileşimi
Kan, sıvı kısım olan plazma ile alyuvar, akyuvar ve trombositlerden oluşan şekilli elemanların birleşimidir. Santrifüjlenen antikoagülanlı kanda üstte plazma, ortada akyuvar ve trombositlerden oluşan ince tabaka, altta alyuvarlar bulunur. Alyuvarların kan hacmine oranına hematokrit denir.

Plazma ve Serum
Plazmanın büyük bölümü sudur; albumin, globulin, fibrinojen gibi proteinler ile iyonlar, besinler, hormonlar, gazlar ve atıklar taşır. Albumin onkotik basınca katkı verir; fibrinojen pıhtılaşmada kullanılır. Kan pıhtılaştıktan sonra hücreler ve pıhtı uzaklaştırıldığında kalan sıvı serumdur. Serum, plazmanın başta fibrinojen olmak üzere pıhtılaşmada tüketilen bazı bileşenleri çıkarılmış hâlidir.
B) Glikoz
C) Sodyum iyonu
D) Üre
E) Su
Alyuvar, Hemoglobin ve Eritropoietin
Alyuvarlar (eritrositler), hemoglobin aracılığıyla oksijenin büyük bölümünü ve karbondioksitin bir kısmını taşır. Memelilerin olgun alyuvarları çekirdeksiz ve bikonkavdır; bu yapı hemoglobine yer açar, yüzey/hacim oranını artırır ve dar kılcallardan geçişi kolaylaştırır. Mitokondri taşımadıkları için taşıdıkları oksijeni aerobik solunumda tüketmezler.
Alyuvarlar kırmızı kemik iliğinde üretilir. Böbrek, dokulara ulaşan oksijen azaldığında eritropoietin (EPO) salgısını artırarak kemik iliğinde alyuvar üretimini uyarır. Yaşlanan alyuvarlar özellikle dalak ve karaciğerde parçalanır; demir yeniden kullanılabilir, hem grubunun bir bölümü bilirubine dönüştürülür.
B) Doku oksijeninin azalması → böbrekten EPO artışı → kemik iliğinde eritropoez artışı
C) Karbondioksit azalması → dalakta tüm alyuvarların parçalanması
D) Plazma fibrinojeni artışı → alyuvarların bölünmesi
E) Trombosit artışı → hemoglobin sentezinin durması
Akyuvarlar
Akyuvarlar (lökositler) çekirdekli savunma hücreleridir. Damar duvarından dokuya geçebilir, amipsi hareket edebilir ve kimyasal sinyallere yönelerek ilerleyebilir. Nötrofil ve monosit kökenli hücreler fagositozda; lenfositler özgül bağışıklıkta önemli rol oynar. Ayrıntılı bağışıklık mekanizmaları sonraki konuda ele alınacaktır.
B) Olgun hâlde çekirdeksizdir.
C) Akyuvar grubundadır ve damar dışına çıkabilir.
D) Pıhtının fibrin ipliklerini oluşturur.
E) Yalnız kemik dokuda bulunur.
Trombositler
Trombositler, kemik iliğindeki megakaryositlerden kopan çekirdeksiz hücre parçalarıdır. Damar hasarında açığa çıkan yüzeye tutunur, birbirlerine bağlanarak geçici trombosit tıkacı oluşturur ve pıhtılaşma tepkimelerini destekleyen maddeler salgılar. Sayılarının çok azalması kanama süresini uzatabilir.
B) SA düğümünün uyarı oluşturması
C) Albuminin onkotik basınç sağlaması
D) Hasarlı damar yüzeyinde birincil trombosit tıkacının oluşması
E) EPO’nun kemik iliğini uyarması
Hemostaz ve Pıhtılaşma
Damar Büzülmesi ve Trombosit Tıkacı
Damar yaralanmasında kan kaybını sınırlayan olayların tümüne hemostaz denir. Önce damar düz kası büzülür. Trombositler hasarlı yüzeye tutunup etkinleşir, salgıladıkları maddelerle yeni trombositleri çeker ve geçici tıkaç oluşturur.
Pıhtılaşma Basamakları ve Fibrin Ağı
Pıhtılaşmada doku ve trombosit kaynaklı etkenler, kalsiyum iyonları ve çeşitli plazma faktörleri bir tepkime dizisini başlatır. Basitleştirilmiş AYT modelinde protrombin aktivatörü, protrombini trombine; trombin de çözünür fibrinojeni çözünmeyen fibrine dönüştürür. Fibrin iplikleri kan hücrelerini yakalayarak dayanıklı pıhtı ağı kurar. K vitamini bazı pıhtılaşma faktörlerinin karaciğerde sentezi için gereklidir.

Şemada K protrombin, L fibrinojendir. Buna göre X ve Y için hangisi doğrudur?
B) X hemoglobin, Y eritropoietindir.
C) X antikor, Y heparindir.
D) X albumin, Y protrombindir.
E) X protrombin aktivitesi sonucu oluşan trombin, Y de trombindir; trombin fibrinojeni fibrine çevirir.
Pıhtılaşmanın Sınırlandırılması ve Antikoagülanlar
Pıhtılaşmanın yalnız hasarlı bölgede kalması gerekir. Sağlam endotel trombosit tutunmasını engeller; kandaki doğal antikoagülan mekanizmalar ve kan akımı etkin faktörleri seyreltir. Heparin pıhtılaşmayı desteklemez, tersine damar içinde gereksiz pıhtı oluşmasını sınırlandıran antikoagülan etki gösterir. Pıhtı iyileşme sonrası fibrin parçalayıcı sistemle çözülür.
B) Alyuvarların çekirdek kazanması
C) Plazmanın hücre içine dönüşmesi
D) SA düğümünün sol karıncığa taşınması
E) Kılcal toplam kesit alanının sıfırlanması
Kan Grupları ve Kan Nakli
ABO Kan Grubu Sistemi
ABO sisteminde alyuvar zarındaki A ve B antijenleri ile plazmadaki doğal anti-A ve anti-B antikorları değerlendirilir. A grubunda A antijeni ve anti-B; B grubunda B antijeni ve anti-A; AB grubunda A ve B antijenleri bulunur, anti-A/anti-B bulunmaz. O grubunda A ve B antijeni yoktur; plazmada iki antikor da bulunur.
Uyumluluk, Aglütinasyon ve Hemoliz
Yanlış alyuvar naklinde alıcının antikorları vericinin alyuvar antijenlerine bağlanarak aglütinasyon oluşturabilir; bunu hemoliz ve damar tıkanmaları izleyebilir. Bu nedenle gerçek uygulamada yalnız ABO ve Rh etiketi yeterli görülmez; çapraz karşılaştırma yapılır. AYT sorularında “alyuvar nakli” denildiğinde temel kural, verici alyuvar antijenlerinin alıcı antikorlarıyla karşılaşmamasıdır.
| Birey | A antijeni | B antijeni | Anti-A | Anti-B |
|---|---|---|---|---|
| K | + | − | − | + |
| L | − | − | + | + |
| M | + | + | − | − |
Yalnız ABO uyumu ve alyuvar nakli dikkate alındığında hangisi doğrudur?
B) L’nin alyuvarı K ve M’ye verilebilir.
C) M’nin alyuvarı K’ye verilebilir.
D) K’nin plazmasında anti-A bulunur.
E) L’nin alyuvarında iki antijen de bulunur.
B) AB
C) B
D) O
E) A veya O
Rh Sistemi
Rh sisteminde temel olarak D antijeninin bulunması Rh pozitif, bulunmaması Rh negatif olarak ifade edilir. Rh negatif bireylerde anti-D doğal olarak hazır bulunmaz; Rh pozitif alyuvarlarla karşılaşma sonrasında bağışıklık yanıtıyla oluşabilir. Bu özellik ABO sisteminden önemli bir farktır.
Rh Uyuşmazlığı
Rh negatif anne Rh pozitif fetüs taşıdığında, özellikle doğum sırasında fetüse ait alyuvarların anne dolaşımına geçmesi annenin anti-D üretmesine yol açabilir. Sonraki Rh pozitif gebelikte bu antikorlar plasentadan geçerek fetüs alyuvarlarını parçalayabilir. Uygun zamanda verilen anti-D immünoglobulini, annenin etkin biçimde duyarlanmasını önlemeye yardımcı olur.

K uygulamasının temel amacı hangisidir?
B) Annenin bütün antikorlarını kalıcı olarak yok etmek
C) Rh− alyuvarlara D antijeni eklemek
D) Fetüs alyuvarlarını bağlayarak annenin aktif anti-D yanıtı geliştirmesini önlemek
E) Plasentadaki tüm madde alışverişini durdurmak
Dolaşım Sistemi Sağlığı
Ateroskleroz, Koroner Yetmezlik ve Enfarktüs
Ateroskleroz, atardamar duvarında yağ, bağ dokusu ve iltihabi bileşenler içeren plakların gelişmesiyle lümenin daralması ve esnekliğin azalmasıdır. Koroner damarda daralma kalp kasının oksijenlenmesini sınırlar. Kan akımı uzun süre tamamen kesilirse miyokart enfarktüsü gelişebilir.
Tromboz, Emboli ve Hipertansiyon
Damar içinde oluşup yerinde kalan pıhtıya trombüs, kopup başka bir damarı tıkayan parçaya emboli denir. Hipertansiyon, atardamar basıncının uzun süre yüksek kalmasıdır; damar duvarı ve kalbin iş yükü üzerinde olumsuz etki oluşturur. Sigara, hareketsizlik, aşırı tuz tüketimi, obezite ve genetik yatkınlık dolaşım hastalıkları riskini etkileyebilir.
Varis, Kapak Yetmezliği ve Üfürüm
Toplardamar kapakçıklarının yetersizliği ve uzun süreli basınç artışı yüzeyel damarların genişleyip kıvrımlı hâle gelmesine, yani varise yol açabilir. Kalp kapakçığının daralması veya tam kapanmaması türbülanslı akım oluşturarak ek seslere, üfürüme neden olabilir. Düzenli hareket, dengeli beslenme, tütün ürünlerinden kaçınma ve sağlık kontrolleri koruyucu yaklaşımlardır.

K eğrisi, çevresel damar direnci uzun süre artmış bir bireyin damar basıncını göstermektedir. Bu durum sürerse hangisi beklenebilir?
B) Sol karıncığın iş yükünün azalması
C) Kılcal duvarın çok katlı kasa dönüşmesi
D) Koroner damarların lenf damarına dönüşmesi
E) Kalbin daha yüksek basınca karşı çalışması ve damar hasarı riskinin artması
Önceki Konu: Sindirim Sistemi
Sonraki Konu: Lenf Dolaşımı ve Bağışıklık Sistemi




