AYT İLK TÜRK DEVLETLERİNDE YÖNETİM, TOPLUM VE ORDU

0
20
AYT ilk Türk devletlerinde yönetim toplum ve ordu konu anlatımı kapağı

AYT İlk Türk Devletlerinde Yönetim, Toplum ve Ordu konu anlatımı kapsamında Asya Hun, Kök Türk ve Uygur devletlerinin siyasi gelişmeleri; kut, kurultay, ikili teşkilat, töre, toplum düzeni ve askerî kültür işlenecektir.
AYT tarih konularının tamamına AYT konu anlatımı arşivinden ulaşabilirsiniz.

İlk Türk Devletlerinin Siyasi Çerçevesi

Asya Hun Devleti ve Mete Han

Asya Hun Devleti (MÖ 220–MS 216), kaynaklarda siyasi teşkilatı belirgin biçimde izlenebilen ilk Türk devletidir. İlk hükümdarı Teoman, merkezi ise yalnız bir başkent değil kutsal devlet merkezi sayılan Ötüken‘dir. Hükümdarlar “şanyü/tanhu” unvanını kullanmıştır. Çin’in kuzeyinde oluşan bu güç, bozkır boylarını tek siyasi irade altında birleştirme ve Çin ile sınır–ticaret ilişkilerini düzenleme zorunluluğundan doğmuştur.

Mete Han, MÖ 209’da tahta çıkarak Türkçe konuşan ve Türk soyundan kabul edilen yirmi altı boyu Hun yönetiminde birleştirdi. Tunguzların toprak isteğini reddetmesi, toprağı hükümdarın şahsi malı değil milletin ortak değeri sayan vatan anlayışıyla ilişkilendirilir. Çin’i yenmesine rağmen ülkeyi doğrudan ilhak etmek yerine vergiye bağlaması; kalabalık Çin nüfusu içinde siyasi ve kültürel kimliğin aşınmasını önlemeye yönelik gerçekçi bir yönetim tercihidir. Mete’nin kurduğu onlu askerî düzen, devlet teşkilatı ile orduyu birbirine bağladı.

Mete’den sonra Çin entrikaları ve taht sorunları merkezi zayıflattı. Ho-han-ye ile Çiçi arasındaki mücadele sonucunda devlet MÖ 54’te Doğu ve Batı Hunları olarak ayrıldı; sonraki süreçte Kuzey ve Güney Hun kolları ortaya çıktı. Güney Hunları Çin egemenliğine girerken Kuzey Hunlarının bir bölümü batıya yöneldi. Bu hareketin Avrupa’da doğurduğu Kavimler Göçü, sonraki konuda ayrıntılı ele alınacaktır.

Örnek - 1
Mete Han’ın Çin’i ele geçirme imkânı varken onu vergiye bağlamakla yetinmesi aşağıdakilerden hangisiyle en iyi açıklanabilir?

A) Çin’in askerî bakımdan Hunlardan güçlü olmasıyla
B) Çin nüfusu içinde Hun siyasi ve kültürel kimliğinin erimesinden çekinilmesiyle
C) Hunların ticareti bütünüyle reddetmesiyle
D) Mete Han’ın ülke sınırlarını genişletmek istememesiyle
E) Kurultayın savaş kararını yasaklamasıyla
Mete, askerî üstünlüğü ekonomik kazanca dönüştürürken yoğun Çin nüfusu içinde yönetici azınlık hâline gelmenin doğuracağı kimlik ve egemenlik riskini önlemek istemiştir.

Cevap: B

Örnek - 2
Mete Han’ın bir taraftan farklı boyları tek yönetimde birleştirip diğer taraftan orduyu onlu sisteme göre düzenlemesi, öncelikle aşağıdakilerden hangisine yöneliktir?

A) Siyasi birlik ile askerî komuta bütünlüğünü birlikte kurmaya
B) Hanedan üyelerinin tamamını bağımsız hükümdar yapmaya
C) Yerleşik tarımı tek geçim kaynağına dönüştürmeye
D) Çin kültürünü doğrudan benimsemeye
E) Kurultayın bütün yetkilerini kaldırmaya
Boyların tek merkezde birleşmesi siyasi birliği, ordunun kademeli bir komuta zincirine bağlanması askerî bütünlüğü sağlar. İki uygulama merkezî gücü birbirini tamamlayan yollarla destekler.

Cevap: A

I. Kök Türk Devleti

I. Kök Türk Devleti (552–630), Bumin Kağan’ın Avar egemenliğine son vermesiyle Ötüken merkezli kuruldu. “Türk” adını resmî devlet adı olarak kullanan ilk siyasi teşkilattır. Bumin Kağan doğuyu yönetirken kardeşi İstemi Yabgu batıda görev aldı; bu dağılım, ikili teşkilatın akrabalık ve bağlılık ilişkisi içinde uygulanmasına örnektir. İstemi Yabgu bağımsız bir kral değil, doğudaki kağana bağlı batı yöneticisiydi.

Mukan Kağan döneminde devlet en geniş ve güçlü sınırlarına ulaştı. İpek Yolu’na hâkim olma amacıyla önce Sasanilerle Akhunlara, ardından Bizans’la Sasanilere karşı iş birliği yapıldı. Bu değişen ittifaklar, dış politikanın din veya değişmez dostluklara değil ekonomik çıkar ve güç dengesine göre yürütüldüğünü gösterir. Tardu’nun 582’de bağımsızlığını ilan etmesiyle doğu–batı ayrılığı kesinleşti; Doğu Kök Türk Devleti 630’da, Batı Kök Türk siyasi birliği ise 659’da Çin egemenliğine girdi. Taht mücadeleleri, Çin entrikaları ve kanatlar arasındaki rekabet idari bölünmeyi siyasi parçalanmaya dönüştürdü.

Örnek - 3
Kök Türklerin Akhunlara karşı Sasanilerle, Sasanilere karşı ise Bizans’la ittifak kurması aşağıdaki yargılardan hangisini en güçlü biçimde destekler?

A) Kök Türk dış politikasının değişmez ittifaklara dayandığını
B) İpek Yolu hâkimiyetinin güç dengesi ve çıkar temelli diplomasi doğurduğunu
C) Bizans ile Sasanilerin sürekli müttefik olduğunu
D) Kök Türklerin ticaret yollarıyla ilgilenmediğini
E) İkili teşkilatın dış ilişkileri sona erdirdiğini
Aynı devletle bir dönemde ittifak, başka bir dönemde mücadele edilmesi; İpek Yolu çıkarlarına göre değişen, dengeci bir dış politikayı gösterir.

Cevap: B

Örnek - 4
Bumin Kağan’ın doğuyu, İstemi Yabgu’nun batıyı yönetmesine ilişkin aşağıdaki değerlendirmelerden hangisi doğrudur?

A) Batı kanadı dış işlerinde ve iç işlerinde bütünüyle bağımsızdır.
B) İstemi Yabgu, kağanla hiçbir hanedan bağı bulunmayan seçilmiş görevlidir.
C) Geniş ülke doğu–batı kanatlarına ayrılmış, batı yöneticisi merkezî kağana bağlı kalmıştır.
D) Bu sistemde doğu kanadı batıya bağlıdır.
E) Uygulama ilk kez Uygurlar tarafından başlatılmıştır.
İkili teşkilatta doğu merkez ve üstün kanattır. Batıyı yöneten yabgu iç işlerinde geniş hareket alanına sahip olsa da kağana bağlıdır.

Cevap: C

II. Kök Türk Devleti ve Orhun Yazıtları

Çin egemenliğine karşı 639’daki Kürşad Ayaklanması başarılı olamadı; fakat bağımsızlık düşüncesinin sürdüğünü gösterdi. Kutluk Kağan, 682’de boyları yeniden birleştirerek II. Kök Türk Devleti‘ni (Kutluk Devleti) kurdu ve “derleyen, toplayan” anlamındaki İlteriş unvanını aldı. Vezir Tonyukuk askerî ve siyasi planlamada; Kapgan Kağan fetihlerde; Bilge Kağan ise devlet birliğini yeniden kurmada öne çıktı. Karluk, Basmil ve Uygurların birleşmesiyle devlet 742’de sona erdi.

Bilge Kağan, Kül Tigin ve Tonyukuk adına dikilen Orhun Yazıtları, Türk diliyle yazılmış devlet tanıklıklarıdır. Yazıtlarda kağanın halka karşı sorumluluğu, milletin devlete bağlılığı, Çin’in siyasi ve kültürel etkisine karşı uyanıklık, törenin korunması ve bağımsızlığın değeri anlatılır. Bu nedenle yazıtlar yalnız edebî metin değil; yönetim ilkeleri, öz eleştiri ve siyasi öğüt içeren bir siyasetname niteliğindedir.

Örnek - 5
Kürşad Ayaklanması’nın başarısız olmasına rağmen II. Kök Türk Devleti’nin kuruluş süreci içinde anılması, tarihsel olarak neyi gösterir?

A) Her ayaklanmanın doğrudan devlet kurduğunu
B) Çin egemenliğinin Türkler tarafından bütünüyle benimsendiğini
C) Bağımsızlık düşüncesinin başarısız girişimlere rağmen devam ettiğini
D) Kurultayın bağımsızlık hareketlerini yasakladığını
E) Kök Türklerin yerleşik hayata geçtiğini
Bir girişimin askerî bakımdan başarısız olması, temsil ettiği bağımsızlık hedefinin ortadan kalktığını göstermez. Sonraki ayaklanmalar ve Kutluk Kağan’ın başarısı bu sürekliliği kanıtlar.

Cevap: C

Örnek - 6
Orhun Yazıtlarında yöneticilerin hatalarının açıkça belirtilmesi, halka hesap verme niteliğinde ifadeler kullanılması ve töreye bağlılığın vurgulanması aşağıdakilerden hangisine kanıt oluşturur?

A) Kağanın sınırsız ve eleştirilemez olduğuna
B) Devlet yönetiminde sorumluluk ve öz eleştiri düşüncesinin bulunduğuna
C) Yazılı kültürün yalnız dinî amaç taşıdığına
D) Çin yönetiminin aynen benimsendiğine
E) Halkın devlet karşısında hiçbir yükümlülüğü olmadığına
Yönetici hatalarının kayda geçirilmesi ve halka karşı görevin vurgulanması, siyasi sorumluluk ile öz eleştiri anlayışını gösterir; sınırsız hükümdarlıkla bağdaşmaz.

Cevap: B

Uygur Devleti ve Yerleşik Dönüşüm

Uygur Devleti (744–840), Karluk ve Basmillerle birlikte II. Kök Türk Devleti’ne son veren Uygurların Kutluk Bilge Kül Kağan önderliğinde kurduğu devlettir. Merkez Ötüken’den Karabalgasun‘a taşındı. Moyen Çor döneminde sınırlar genişledi; Bögü Kağan döneminde Manihaizm benimsendi. Savaşmayı ve et yemeyi sınırlayan bu din, Uygurların askerî karakterini zayıflatırken tarım, şehir, tapınak ve saray çevresinde yerleşik hayatı güçlendirdi.

Uygurların kâğıt ve matbaayı kullanması, Uygur alfabesini geliştirmesi; minyatür, fresk, kütüphane, örgün eğitim ve hukuk belgelerinde ilerlemesi şehirli kültürü kalıcılaştırdı. Bununla birlikte bütün Uygurlar aynı anda konar-göçer yaşamı terk etmedi. 840’ta Kırgızların devleti yıkmasından sonra Kansu ve Turfan Uygur devletleri kuruldu; Uygur bürokrasi ve sanat birikimi Moğolları da etkiledi.

Örnek - 7
Uygurlarda Manihaizmin kabulüyle tapınak ve şehirlerin artması, tarımın yaygınlaşması ve askerî etkinliğin gerilemesi birlikte değerlendirildiğinde aşağıdaki sonuçlardan hangisine ulaşılır?

A) Din değişiminin yalnız inanç alanını etkilediğine
B) Kültürel tercihin ekonomi, yerleşme ve askerî yapı üzerinde çok yönlü sonuç doğurduğuna
C) Uygurların bütün yazılı kültürü reddettiğine
D) Yerleşik hayatın askerî gücü zorunlu olarak artırdığına
E) Kök Türk ikili teşkilatının aynen sona erdiğine
Manihaizm beslenme ve savaş anlayışını değiştirmiş; bu da üretim, yerleşme, sanat ve askerî düzeni birlikte etkilemiştir. Sonuç yalnız dinî değildir.

Cevap: B

Örnek - 8
Uygurların kâğıt para, matbaa, kütüphane, örgün eğitim, vasiyetname ve minyatür alanlarında gelişmesi aşağıdaki yargılardan hangisini destekler?

A) Şehirli hayatın idari, kültürel ve hukuki uzmanlaşmayı artırdığını
B) Uygurların yazıyı kullanmadığını
C) Ekonominin yalnız hayvancılığa dayandığını
D) Hukukun tamamen sözlü kaldığını
E) Sanatın taşınabilir eserlerle sınırlı olduğunu
Belge, eğitim, para ve kitap üretimi şehirli bürokrasi ile kültürel uzmanlaşmanın göstergeleridir. Uygurlar sözlü ve hareketli kültürün ötesinde kalıcı kurumlar oluşturmuştur.

Cevap: A

I Hun siyasi birliği II Kök Türk yazıtlı devlet hafızası III Uygur şehir ve tarım düzeni
I atlı birliklerle kurulan Asya Hun siyasi-askerî düzenini, II Kök Türklerde yazılı devlet hafızasını, III Uygurlarda şehir, tarım ve bürokrasi çevresindeki yerleşik dönüşümü gösterir.

Devlet Anlayışı ve Meşruiyet

İl Kavramı ve Devletin Unsurları

İslamiyet öncesi Türklerde devlete il veya el denirdi. Bir siyasi topluluğun il sayılması için yalnız kalabalık nüfus yetmez; ülke, halk (kün/budun), bağımsızlık (oksızlık) ve teşkilat unsurlarının birleşmesi gerekir. Bu tanım, devleti hükümdarın kişisel varlığından ayırır: kağan değişse de ülke, halk, töre ve teşkilatın devamı esastır.

Boy beylerinin kağan çevresinde birleşmesi, boylar federasyonu niteliğinde siyasi yapı oluşturdu. Bu yapı güçlü bir kağan döneminde hızla genişleyebilir; boy sadakatinin zayıflaması hâlinde aynı hızla çözülmeye başlayabilir. Devletin sürekliliği bu nedenle yalnız fetih gücüne değil, boyları ortak hukuk ve çıkar çevresinde tutabilme becerisine bağlıdır.

Örnek - 9
Bir topluluk belirli bir ülkede yaşamakta ve ortak bir halka sahip olmakla birlikte başka bir devlete bağlı bulunmakta, kararlarını uygulayacak teşkilatı da bulunmamaktadır. Bu topluluğun “il” sayılmasını engelleyen unsurlar hangileridir?

A) Yalnız ülke
B) Yalnız halk
C) Bağımsızlık ve teşkilat
D) Halk ve ülke
E) Yalnız töre
İl; ülke, halk, bağımsızlık ve teşkilatın bir araya gelmesiyle oluşur. Örnekte ülke ve halk vardır; bağımsızlık ile teşkilat yoktur.

Cevap: C

Kut, Küç ve Ülüş

İlk Türk devletlerinde siyasi iktidarın meşruiyet kaynağı Gök Tengri ile açıklanırdı. Tengri’nin hükümdara ve ailesine devleti yönetme yetkisi verdiği inancına kut denir. Kağan tanrı veya rahip-kral sayılmaz; kut aldığına inanılan insandır. Kutun devamı, hükümdarın ülkeyi adalet ve töreye uygun yönetmesine bağlı kabul edildiği için başarısız hükümdar görevden alınabilirdi.

Hükümdarın yönetme yeterliliği üç kavramla ifade edilir: kut siyasi meşruiyet, küç askerî ve siyasi güç, ülüş ise ekonomik pay ve bolluktur. Tengri’nin kut verdiği hükümdara ülüş bağışladığı inancı, iktidarın halkın refahını sağlama görevi bulunduğunu gösterir. Kağan yalnız savaş kazanan değil; aç halkı doyuran, çıplak halkı giydiren ve düzeni koruyan yönetici olmalıdır.

KutSiyasi meşruiyet ve yönetme yetkisi
KüçAskerî ve siyasi güç
ÜlüşPay, bereket ve ekonomik refah
Dikkat
Kut anlayışı kağanı tanrılaştırmaz ve ona sınırsız yetki vermez. Kağan töreye uymak, halkın refahını sağlamak ve siyasi başarı göstermek zorundadır; kutu kaybettiğine inanılan hükümdarın görevden alınabilmesi bu sınırın göstergesidir.
Örnek - 10
Bir kağanın soylu hanedana mensup olmasına rağmen töreyi çiğnemesi, halkı yoksullaştırması ve savaşlarda sürekli başarısız olması üzerine kurultayca görevden alınması aşağıdakilerden hangisini gösterir?

A) Kutun hükümdara koşulsuz ve geri alınamaz yetki verdiğini
B) Meşruiyetin hanedan mensubiyeti yanında başarı, adalet ve toplumsal sorumluluk gerektirdiğini
C) Kağanın töreden üstün olduğunu
D) Kurultayın yalnız dinî tören düzenlediğini
E) Ülüşün askerî güç anlamına geldiğini
Hanedan bağı adaylık zemini sağlar; fakat kutun sürdüğü düşüncesi adalet, başarı ve refahla ilişkilidir. Görevden alma, iktidarın koşulsuz olmadığını gösterir.

Cevap: B

Örnek - 11
Orhun Yazıtlarında kağanın “aç milleti doyurması, çıplak milleti giydirmesi”nin övülmesi, kut–küç–ülüş ilişkisi içinde en çok hangi kavramı öne çıkarır?

A) Kutun yalnız soy bağı olması
B) Küçün yalnız dinî yetki olması
C) Ülüşün refahı paylaştırma ve ekonomik sorumluluk boyutu
D) Törelerin yazılı kanun hâline gelmesi
E) İkili teşkilatın kaldırılması
Halkı doyurup giydirme, iktidarın bolluk ve pay anlamındaki ülüşü topluma ulaştırma görevidir. Bu, meşruiyetin ekonomik sorumluluk boyutunu gösterir.

Cevap: C

Hanedan, Veraset ve Taht Mücadeleleri

Kutun yalnız hükümdara değil onun soyuna verildiğine inanıldığı için ülke, hanedanın ortak malı sayıldı. Hunlarda Tu-ku, Kök Türklerde Aşina, Uygurlarda Yağlakar aileleri kutlu hanedan kabul edildi. Hanedanın erkek üyeleri kağan olma hakkına sahip olduğundan kesin bir veraset kuralı oluşmadı; kurultay adaylar arasından güç, yaş, yetenek ve siyasi desteği dikkate alarak seçim yapabildi.

Bu anlayış hükümdarlığın hanedan dışına çıkmasını zorlaştırarak siyasi meşruiyet sağladı; fakat her hanedan üyesini potansiyel aday hâline getirdiği için taht kavgalarını artırdı. Ülkenin kardeşler veya oğullar arasında paylaştırılması, doğu–batı kanatlarının rakip merkezlere dönüşmesi ve Çin’in hanedan mücadelelerine müdahalesi devletlerin kısa sürede parçalanmasına yol açabildi.

Örnek - 12
Kutun hanedanın bütün erkek üyelerinde bulunduğuna inanılması;

I. hükümdarlığın hanedan dışına çıkmasının zorlaşması,
II. kesin veraset kuralı bulunmaması,
III. taht mücadelelerinin artması

sonuçlarından hangilerini doğurmuştur?

A) Yalnız I
B) Yalnız II
C) I ve II
D) II ve III
E) I, II ve III
Kutlu soy anlayışı hükümdarlığı hanedanda tutarken, hanedan içinde kimin tahta geçeceğini kesinleştirmez. Çok sayıda aday, taht mücadelelerini artırır.

Cevap: E

Örnek - 13
İlk Türk devletlerinde hükümdarın ölümünden sonra kardeş, oğul ve amca gibi birden çok hanedan üyesinin tahta aday olabilmesi aşağıdakilerden hangisinin doğrudan sonucudur?

A) Kutun yalnız en büyük oğula geçtiği inancının
B) Primogenitür kuralının kesin uygulanmasının
C) Yönetme yetkisinin kutlu hanedanın ortak hakkı sayılmasının
D) Kağanın rahiplerce seçilmesinin
E) Ordunun ücretli askerlerden oluşmasının
Yönetme yetkisi tek bir oğula değil kutlu hanedana ait kabul edildiği için farklı erkek üyeler aday olabilmiştir.

Cevap: C

Türk Cihan Hâkimiyeti Düşüncesi

İlk Türk hükümdarlarının “Güneş bayrağımız, gökyüzü çadırımızdır.” sözüyle anlatılan hedefi, Gök Tengri’nin dünyaya düzen verme görevini Türk kağanına yüklediği düşüncesine dayanır. Türk cihan hâkimiyeti, güneşin doğduğu yerden battığı yere kadar adaletli bir düzen kurma ülküsüdür. Nizam-ı âlem dünya düzenini sağlama; Kızılelma ise ulaşıldıkça yenilenen siyasi hedefi simgeler.

Bu ülkü yalnız toprak genişletme isteği değildir. Fetih, düzen, adalet ve halkları yönetme sorumluluğu birlikte düşünülür. Bununla birlikte siyasi söylemin evrensel olması, her Türk devletinin fiilen bütün dünyayı yönettiği anlamına gelmez; ülkü ile gerçekleşen hâkimiyet alanı birbirinden ayrılmalıdır.

Örnek - 14
Türk cihan hâkimiyeti düşüncesinde fetih ile “dünyaya düzen verme” görevinin birlikte vurgulanması aşağıdakilerden hangisini gösterir?

A) Siyasi genişlemenin yalnız ekonomik yağma olarak görüldüğünü
B) Evrensel hâkimiyet idealinin adalet ve düzen kurma iddiasıyla meşrulaştırıldığını
C) Bütün Türk devletlerinin aynı sınırlara ulaştığını
D) Kağanın töreye bağlı olmadığını
E) Kurultayın dış politikada hiçbir rolünün bulunmadığını
Fetih, yalnız toprak kazanımı değil dünya düzenini ve adaleti sağlama görevi olarak sunulmuştur. Bu, siyasi genişlemeye ideolojik meşruiyet kazandırır.

Cevap: B

Yönetim Teşkilatı ve Töre

Kağan, Hatun, Unvanlar ve Hükümdarlık Sembolleri

Kağan iç ve dış siyaseti düzenler, savaşa ve barışa karar verir, orduya komuta eder, elçi gönderip kabul eder, üst düzey görevlileri atar, kurultayı toplar ve yargıya başkanlık ederdi. Bu görevler yürütme, dış politika, askerlik ve yargının hükümdar çevresinde birleştiğini gösterir. Kağan karar alırken töre ve kurultay görüşünü dikkate almak zorundaydı.

Hatun, devlet meclisine katılır, elçi kabul edebilir ve kağan bulunmadığında kurultaya başkanlık edebilirdi. Fermanların “Hakan ve Hatun buyuruyor ki” biçiminde başlaması, hükümdar eşinin temsili değil siyasi statü sahibi olduğunu gösterir. Han, hakan, kağan, şanyü, tanhu, yabgu, ilteber, idikut ve erkin kullanılan unvanlar; taht, otağ, tuğ, davul, kotuz, yay, kılıç, kemer ve kaftan ise hâkimiyet sembolleridir.

Örnek - 15
Hatunun elçi kabul etmesi, kurultaya katılması ve bazı fermanlarda kağanla birlikte anılması aşağıdaki yargılardan hangisini destekler?

A) Kadının yalnız aile içi görevlerle sınırlandığını
B) Hatunun devlet yönetimi ve diplomaside kurumsal bir konuma sahip olduğunu
C) Kağanın bütün yetkilerini hatuna devrettiğini
D) Veraset sisteminin ana soylu olduğunu
E) Kurultayın yalnız kadınlardan oluştuğunu
Elçi kabulü ve kurultay üyeliği diplomatik ve siyasi yetkidir. Bunlar hatunun yönetimde kurumsal konumunu gösterir; kağanın bütün yetkilerini aldığı anlamına gelmez.

Cevap: B

Görselli Örnek - A
I taht II otağ III tuğ IV davul V yay ve sadak panelleri

Görseldeki I–V numaralı nesnelerin ilk Türk devletlerindeki ortak işlevi aşağıdakilerden hangisidir?

A) Hükümdarlığın ve siyasi hâkimiyetin sembolleri olmaları
B) Yalnız tarımsal üretimde kullanılmaları
C) Kurultay üyelerinin oy sayısını göstermeleri
D) Töre hükümlerini yazılı hâle getirmeleri
E) Çin’den alınan vergi türlerini temsil etmeleri
Taht, otağ, tuğ, davul ve yay-sadak hükümdarlık alametleridir. Kağanın meşru egemenliğini görünür kılar; gündelik üretim araçları olarak aynı işlevde birleşmezler.

Cevap: A

Kurultay, Toy ve Toygun

Kurultay (toy/keneş), devlet işlerinin görüşülüp karara bağlandığı en yüksek meclistir. Kağan başkanlığında genellikle yılda üç kez toplanır; kağan yoksa başkanlığı aygucı üstlenebilirdi. Hanedan üyeleri, hatun, aygucı, boy beyleri, ileri gelen komutanlar ve devlet görevlileri toplantıya katılır; üyelerin tümüne toygun denirdi. Boy beyinin toplantıya katılması merkeze sadakat göstergesiydi.

Kurultayda kağan seçimi veya görevden alınması, savaş ve barış, dış siyaset, ekonomi, dinî ve sosyal meseleler, yaylak–kışlakların kullanımı ve törenin düzenlenmesi görüşülürdü. Meclis yalnız danışma organı değildir; töre koyma bakımından yasama niteliği taşır. Bununla birlikte kararların yürütülmesi kağana bağlıydı ve son söz çoğu zaman hükümdardaydı. Bu nedenle kurultay, modern anlamda halk egemenliğine dayalı bir parlamento değil; kağanın yetkisini sınırlayan ve boyların yönetime katılımını sağlayan aristokratik bir meclistir.

Kağan hatun aygucı boy beyleri ve komutanların katıldığı kurultay sahnesi
Örnek - 16
Kurultayın kağan seçebilmesi, töre üzerinde karar alabilmesi ve boy beylerini yönetime katması; buna karşılık kararların uygulanmasında son yetkinin kağanda bulunması aşağıdakilerden hangisini gösterir?

A) İlk Türk devletlerinde mutlak halk egemenliği bulunduğunu
B) Hükümdarlığın hiçbir kurumla sınırlandırılmadığını
C) Katılımcı danışma ve yasama unsurlarıyla hükümdar otoritesinin birlikte var olduğunu
D) Kurultayın yalnız askerî birlik olduğunu
E) Boy beylerinin devletten tamamen bağımsız olduğunu
Kurultay karar ve katılım mekanizması oluşturur; kağan ise yürütmenin başıdır. Bu yapı ne modern demokrasi ne de bütünüyle sınırsız monarşidir.

Cevap: C

Örnek - 17
Bir boy beyinin kurultaya çağrıldığı hâlde toplantıya katılmaması, ilk Türk devletlerinin siyasi yapısında neden isyan belirtisi sayılabilirdi?

A) Kurultay üyeliği yalnız din adamlarına ait olduğu için
B) Toplantıya katılım, boyun merkezî kağana bağlılığını görünür kıldığı için
C) Boy beyleri vergi toplamadığı için
D) Kurultay yalnız av töreni düzenlediği için
E) Kağan kurultaya hiç katılmadığı için
Boylar federasyonu niteliğindeki devlette kurultaya katılım siyasi bağlılığın ilanıdır. Katılmamak, merkezin otoritesini tanımama anlamına gelebilir.

Cevap: B

Devlet Görevlileri ve İş Bölümü

Yönetim yalnız kağan ve kurultaydan oluşmazdı. Aygucı başbakan/vezir, ayukı hükûmet, buyruk bakan, apa sivil yönetici, ağılıg hazineden sorumlu görevli, tudun vergi ve denetim memuru, bitikçi/tamgacı yazışma görevlisi, tarkan ordu komutanı, şad ise hanedan üyesi askerî yönetici olarak görev yapardı. Tigin hükümdar oğlu, inal/ataman tiginin eğitiminden sorumlu kişiydi.

Bu unvan çeşitliliği, hareketli bozkır devletinin kurumsuz olduğu iddiasını çürütür. Hazine, vergi, yazışma, askerlik ve eğitim için ayrı görevlilerin bulunması iş bölümünü; görevlilerin kağan tarafından atanması merkezî otoriteyi; şad ve tigin gibi hanedan mensuplarının görev alması ise yönetimin hanedan karakterini gösterir.

Alan Görevli/Kurum Temel işlev
Baş yönetim Kağan–aygucı–ayukı Siyaset ve yürütme
Maliye Ağılıg–tudun Hazine, vergi ve denetim
Yazışma Bitikçi/tamgacı Belge ve hükümdar emirleri
Askerlik Tarkan–şad Komuta ve taşra askerî yönetimi
Hanedan eğitimi İnal/ataman Tigin yetiştirme
Örnek - 18
İlk Türk devletlerinde tudun, ağılıg, bitikçi ve tarkan gibi farklı görevlilerin bulunması aşağıdakilerden hangisine doğrudan kanıttır?

A) Devletin yalnız askerî işlerle ilgilendiğine
B) Maliye, yazışma ve askerlik alanlarında idari iş bölümünün geliştiğine
C) Bütün görevlilerin halk oylamasıyla seçildiğine
D) Boy sisteminin tamamen ortadan kalktığına
E) Veraset sorunlarının kesin olarak çözüldüğüne
Farklı uzmanlık adları, yönetimde maliye, denetim, yazışma ve komuta gibi görevlerin ayrıldığını gösterir. Seçim veya veraset hakkında doğrudan kanıt vermez.

Cevap: B

İkili Teşkilat ve Ülke Yönetimi

Geniş bozkır sahasını tek merkezden yönetmenin güçlüğü, ülkenin doğu ve batı olmak üzere iki kanada ayrılmasını doğurdu. Güneşin doğduğu yön kutsal sayıldığı için doğu kanadını kağan yönetir ve merkez burada bulunurdu. Batı kanadı genellikle kağanın kardeşi veya hanedan üyesi olan yabguya bırakılırdı. Yabgu iç işlerinde geniş yetkiye sahipti; dış ilişkilerde ve genel egemenlikte doğudaki kağana bağlıydı.

İkili teşkilat yönetimi hızlandırır, sınır güvenliğini güçlendirir ve hanedan üyelerine görev alanı açar. Buna karşılık merkez zayıfladığında batı kanadı bağımsızlık isteyebilir; sistem idari iş bölümünden siyasi bölünmeye dönüşebilir. Dolayısıyla ikili teşkilat ne doğrudan federalizm ne de ülkenin iki eşit bağımsız devlete ayrılmasıdır.

Örnek - 19
İkili teşkilatın bir yandan geniş ülkeyi yönetmeyi kolaylaştırırken diğer yandan devletin parçalanma riskini artırması, aşağıdaki özelliklerden hangisinden kaynaklanır?

A) Batı yöneticisinin hiçbir yetkisinin bulunmamasından
B) Kanatların idari özerkliğinin merkez zayıfladığında siyasi bağımsızlığa dönüşebilmesinden
C) Doğu kanadının batıya bağlı olmasından
D) Sistemin yalnız Uygurlarda uygulanmasından
E) Kağanın hanedan dışından seçilmesinden
Batı kanadı iç işlerinde geniş hareket alanına sahiptir. Güçlü merkez varken bu bir yönetim kolaylığıdır; merkez zayıfladığında özerklik ayrılma eğilimine dönüşebilir.

Cevap: B

Örnek - 20
İkili teşkilatla ilgili;

I. Doğu kanadı merkez ve üstün konumdadır.
II. Batı yöneticisi dış siyasette kağana bağlıdır.
III. Her iki kanat kuruluş anından itibaren bağımsız devlettir.

yargılarından hangileri doğrudur?

A) Yalnız I
B) Yalnız II
C) I ve II
D) II ve III
E) I, II ve III
Doğu kutsal ve merkez kanattır; batı yöneticisi kağana bağlıdır. İki kanat başlangıçta iki bağımsız devlet değildir.

Cevap: C

Töre ve Hukukun Üstünlüğü

Töre, toplum ve devlet hayatını düzenleyen sözlü hukuk kuralları bütünüdür. Kaynağını eski gelenek ve görenekler, kurultay kararları ve kağanın düzenlemeleri oluşturur. Töre yalnız ceza kuralları değildir; aile, mülkiyet, yönetim, savaş, sosyal davranış ve kamu düzenini kapsar. Değişmez temel ilkeleri könilik (adalet), tüzlük (eşitlik), uzluk (iyilik/faydalılık) ve kişilik (insanlık) olarak özetlenir.

Kağan dâhil herkesin töreye uyması, hukukun üstünlüğü düşüncesinin erken bir örneğidir. Kağan ihtiyaç hâlinde kurultayla töreyi değiştirebilir; fakat keyfî davranamaz ve temel adalet ilkelerini ortadan kaldıramaz. Kağan yargılamaya başkanlık edebilir; yargılama işlerinde görev alan yargıca yargan/yargucu denirdi. Hapis cezalarının genellikle kısa tutulması, hareketli yaşamda uzun süreli cezaevi kurumunun elverişsizliğiyle ilişkilidir.

Dikkat
Törenin sözlü olması, kuralsız veya değişmez olduğu anlamına gelmez. Gelenek, kurultay ve kağan düzenlemeleriyle oluşan töre gerektiğinde değişebilir; ancak kağan da bu hukukun üzerindeki sınırsız bir güç değildir.
Örnek - 21
Bir Kök Türk kağanının Çin imparatoruna gönderdiği mektupta “Bizim töremizde yönetenlerle yönetilenler arasında kurulmuş kaideleri bozmaya cesaret edemem.” demesi aşağıdakilerden hangisini vurgular?

A) Kağanın töreden üstün olduğunu
B) Hukuk kurallarının yönetici üzerinde de bağlayıcı olduğunu
C) Törenin yalnız halk eğlencesi olduğunu
D) Çin hukukunun doğrudan benimsendiğini
E) Kurultayın kaldırıldığını
Kağan kendisini mevcut kaideleri keyfî biçimde bozabilecek bir güç olarak görmemektedir. Bu, törenin yönetici üzerinde de bağlayıcı olduğunu gösterir.

Cevap: B

Örnek - 22
Törenin gelenek, kurultay kararı ve kağan düzenlemesinden oluşması; buna karşılık adalet ve eşitlik gibi temel ilkelerin korunması aşağıdaki yargılardan hangisini destekler?

A) Hukukun hem süreklilik hem değişebilirlik taşıdığını
B) Törenin hiçbir zaman değişmediğini
C) Kağanın tek hukuk kaynağı olduğunu
D) Sözlü hukukun yaptırım gücü bulunmadığını
E) Kurultay kararlarının hukuka katkı vermediğini
Temel değerlerin korunması sürekliliği, yeni kurultay ve kağan kararlarıyla düzenleme yapılabilmesi değişebilirliği gösterir.

Cevap: A

İlk Türklerde Toplum Yapısı

Oğuş, Urug, Boy, Budun ve İl

Toplumun en küçük birimi oğuş yani ailedir. Aynı soydan ailelerin birleşmesi urugu, urugların birleşmesi boyu, boyların birleşmesi budunu (millet), budunların kağan çevresinde siyasi teşkilat kurması ise ili meydana getirir. Bazı kaynaklarda boy için “ok” sözcüğü de kullanılır. Yapı yalnız büyüklük sıralaması değil, sosyal bağın siyasi kuruma dönüşme sürecidir.

Boy beyi ekonomik ve askerî gücü yanında doğruluğu, cömertliği ve toplumun güveniyle öne çıkardı. Boyların katılımı gönüllü sadakat ve ortak çıkarla sürdüğü için kağanın görevi yalnız emretmek değil boylar arasındaki dengeyi ve töreyi korumaktı. Budun ile il aynı kavram değildir: budun insan topluluğunu, il ise bağımsız siyasi teşkilatı ifade eder.

Görselli Örnek - B
I aileden V teşkilatlı devlete büyüyen ilk Türk toplum birimleri

Görselde I numaralı tek aileden V numaralı siyasi teşkilata doğru nüfus, ortak sancak, yönetici kurul ve merkezî otağ gibi unsurlar artmaktadır. Buna göre I–V sıralaması aşağıdakilerden hangisidir?

A) Oğuş–urug–boy–budun–il
B) Urug–oğuş–budun–boy–il
C) Oğuş–boy–urug–il–budun
D) Boy–urug–oğuş–budun–il
E) Oğuş–urug–il–boy–budun
Tek aile oğuş, aynı soydan aileler urug, urugların birliği boy, boyların birliği budun, bağımsız teşkilatlı siyasi bütün ise ildir.

Cevap: A

Örnek - 23
Bir boylar topluluğunun ortak soy ve kültür bağlarına sahip olduğu, fakat bağımsız ülke ve merkezî teşkilat oluşturamadığı bilinmektedir. Bu topluluk için aşağıdakilerden hangisi söylenebilir?

A) Budun olabilir; ancak il değildir.
B) İl olabilir; ancak budun değildir.
C) Oğuş düzeyindedir.
D) Kesinlikle bağımsız devlettir.
E) Kurultay kurduğu için imparatorluktur.
Budun, boyların oluşturduğu millet topluluğudur. İl olabilmek için bağımsızlık, ülke ve teşkilat gerekir; bunlar örnekte yoktur.

Cevap: A

Aile, Soy Bağı ve Kadının Konumu

Aile kan bağına dayanır; anneye ög, babaya kang denirdi. Tek eşlilik yaygındı ve aile, üretim ile toplumsal eğitimin temel birimiydi. Çocuklar at binme, hayvan yetiştirme, el işi ve savunma becerilerini aile içinde öğrenirdi. Ailelerin birleşerek urug ve boy oluşturması, siyasi teşkilatın tabandan soy ilişkileri üzerine kurulmasını sağladı.

Kadınlar ekonomik üretime, toplumsal yaşama ve gerektiğinde savunmaya katılırdı. Hatunun yönetimdeki konumu, kadınların siyasi görünürlüğünün en güçlü örneğidir. Ancak bu durum bütün kadınların kağanla eşit siyasi yetkiye sahip olduğu veya toplumun anaerkil olduğu anlamına gelmez; statü, görev ve hanedan mensubiyeti ayrımı korunmalıdır.

Örnek - 24
Hatunun kurultaya katılması ve elçi kabul etmesiyle sıradan kadınların üretim ve savunmada etkin olması birlikte değerlendirildiğinde aşağıdaki sonuçlardan hangisine ulaşılabilir?

A) İlk Türk toplumunun kesinlikle anaerkil olduğuna
B) Kadının toplumsal görünürlüğünün aile, ekonomi ve yönetim alanlarına uzanabildiğine
C) Bütün kadınların hükümdar olduğuna
D) Soy bağının toplumda önem taşımadığına
E) Kurultay üyeliğinin yalnız kadınlara ait olduğuna
Veriler kadının farklı alanlarda etkinliğini gösterir; fakat bütün kadınların aynı siyasi statüye sahip olduğu veya toplumun anaerkil olduğu sonucunu doğurmaz.

Cevap: B

Konar-göçer Düzen, Şehirleşme ve Devlet–Halk İlişkisi

Hun ve Kök Türk toplumlarında hayvancılığa dayalı yaylak–kışlak hareketi yaygındı; aile, boy ve ordu aynı hareket kabiliyetinden yararlanıyordu. Bu düzen kişisel bağımlılığa dayalı keskin sınıfların ve toprağa bağlı köleliğin yaygınlaşmasını sınırlandırdı. Boylar arasında servet ve statü farkı bulunabilse de Avrupa feodalitesindeki gibi ayrıcalıkları hukukla kapanmış katı sınıflar belirgin değildi.

Uygurların şehir ve tarım çevresinde yerleşik hayatı geliştirmesi, Türk toplum düzeninin tek biçimli olmadığını gösterir. Devlet ile halk arasında karşılıklı görev anlayışı vardı: halk kağana ve töreye bağlı kalır, vergi ve askerlik yükümlülüğünü yerine getirir; kağan ise güvenliği, adaleti ve refahı sağlardı. Orhun Yazıtlarındaki uyarılar, devletin yıkılmasını hem yöneticinin hatasına hem halkın birlikten uzaklaşmasına bağlar.

Örnek - 25
Orhun Yazıtlarında bir yandan kağanın halkı doyurup giydirmesi, diğer yandan budunun kağana ve töreye bağlı kalması gerektiğinin belirtilmesi aşağıdakilerden hangisini gösterir?

A) Devlet–halk ilişkisinin tek taraflı itaate dayandığını
B) Yönetici ile halk arasında karşılıklı görev ve sorumluluk anlayışı bulunduğunu
C) Halkın askerlik yükümlülüğü olmadığını
D) Kağanın ekonomik sorumluluk taşımadığını
E) Törenin yalnız hanedan üyelerine uygulandığını
Kağan refah ve düzeni sağlamakla, halk ise bağlılık ve ortak yükümlülüklerle sorumludur. İlişki karşılıklıdır.

Cevap: B

İlk Türklerde Ordu ve Askerî Kültür

Ordu-Millet Anlayışı ve Atlı Birlikler

Bozkırın sert iklimi, uzak mesafeler, boy mücadeleleri ve dış tehditler askerî beceriyi gündelik yaşamın parçası hâline getirdi. Eli silah tutan kadın ve erkeklerin gerektiğinde savaşa katılması ordu-millet anlayışıyla açıklanır. Hazarlar gibi bazı istisnalar dışında sürekli ücretli yabancı asker sistemi yaygın değildi; halk devletin savunma gücünü oluşturduğu için ordu ayrıca maaşlı bir sınıf hâlinde örgütlenmedi.

Ordunun temelini hızlı atlı okçular oluşturur; yaya birlikler daha çok geri hizmette kullanılırdı. At, üzengi, eyer, gem, bileşik yay, hafif zırh ve hareketli erzak düzeni uzun mesafede hız kazandırdı. Savaşçının aynı anda at sürüp geriye doğru ok atabilmesi hareket üstünlüğünü artırdı. Bu yapı ağır zırhlı piyade ordularına karşı doğrudan cephe çarpışmasından çok çeviklik ve yıpratma üzerine kuruluydu.

Örnek - 26
İlk Türk ordularında halkın savaş zamanı seferber olması, ücretli yabancı askerin yaygınlaşmaması ve atlı birliklerin temel gücü oluşturması aşağıdakilerden hangisiyle en yakından ilişkilidir?

A) Toplum ile askerî teşkilat arasındaki ayrımın sınırlı olmasıyla
B) Deniz ticaretinin temel geçim kaynağı olmasıyla
C) Ordunun yalnız kölelerden kurulmasıyla
D) Şehir surlarının her savaşta belirleyici olmasıyla
E) Kurultayın askerliği yasaklamasıyla
Ordu-millet düzeninde savunma gücü toplumun içinden çıkar. Savaşçılık ayrı bir ücretli sınıfa bütünüyle bırakılmaz.

Cevap: A

Mete Han ve Onlu Sistem

Mete Han’ın MÖ 209’da kurduğu kabul edilen onlu sistem, askerleri 10, 100, 1000 ve 10.000 kişilik birliklere ayırır. Bu birliklerin başında sırasıyla onbaşı, yüzbaşı, binbaşı ve tümenbaşı bulunur. Kademeli örgütlenme, emrin merkezden en küçük birliğe hızla iletilmesini; farklı boylardan askerlerin tek komuta düzeninde eritilmesini ve büyük ordunun parçalara ayrılarak esnek hareket etmesini sağlar.

Asker sayısı Birlik Komutan
10 Takım Onbaşı
100 Bölük Yüzbaşı
1.000 Tabur Binbaşı
10.000 Tümen Tümenbaşı
Örnek - 27
Onlu sistemin farklı boylara mensup askerleri aynı komuta basamaklarına yerleştirmesi aşağıdaki sonuçlardan hangisini öncelikle doğurur?

A) Boy bağlılığının devlet ordusu içindeki ortak disipline dönüştürülmesini
B) Her boyun bağımsız dış politika izlemesini
C) Ücretli asker sayısının zorunlu olarak artmasını
D) Kurultayın kaldırılmasını
E) Ordunun yalnız piyadelerden oluşmasını
Kademeli ortak komuta, farklı boyların ayrı savaş grupları olarak kalmasını engelleyip devlet ordusu disiplini oluşturur.

Cevap: A

Keşif, Yıpratma ve Turan/Hilal Taktiği

Savaş öncesinde düşman hakkında bilgi toplamak için gönderilen keşif birliğine yelme denirdi. Türk orduları düşmanı uzun yürüyüşlerde yıpratır, ikmal yollarını zorlar ve uygun araziye çekmeye çalışırdı. En tanınmış yöntem Turan veya Hilal taktiğidir: öncü birlik düşmana saldırır, ardından yenilmiş gibi geri çekilerek sahte ricat yapar; takip düzeni bozulan düşman önceden gizlenmiş kuvvetlerin bulunduğu alana çekilir ve yanlardan kuşatılır.

Taktiğin başarısı hız, disiplin, haberleşme ve zamanlamaya bağlıdır. Geri çekilen birlik gerçekten dağılırsa ya da düşman takibe girmezse plan bozulur. Bu nedenle sahte ricat korkaklık veya düzensiz kaçış değil, bütün birliklerin önceden kararlaştırılmış plana uymasını gerektiren karmaşık bir manevradır.

Görselli Örnek - C
I temas II sahte ricat III iki yandan kuşatma aşamaları

Görselde I numaralı ilk temastan sonra II’de mavi atlılar sola çekilirken kırmızı piyadeler düzenlerini uzatarak onları izlemekte, III’te ise kırmızı birlik iki yandan çevrilmektedir. II ve III numaralı aşamalar sırasıyla hangi kavramlarla açıklanır?

A) Sahte ricat–hilal kuşatması
B) Falanks–deniz ablukası
C) Keşif–kale savunması
D) Doğrudan hücum–meydan savaşı
E) İkili teşkilat–onlu sistem
Planlı geri çekilme sahte ricattır. Takip sırasında düzeni bozulan düşmanın atlı kanatlarca çevrilmesi hilal kuşatmasını tamamlar.

Cevap: A

Örnek - 28
Bir Türk birliğinin düşmana kısa süre saldırdıktan sonra merkezden geri çekilmesi; düşman takip için düzenini bozduğunda iki kanattaki süvarilerin kapanması aşağıdakilerden hangisinin birlikte uygulandığını gösterir?

A) Falanks ve kuşatma kulesi
B) Sahte ricat ve hilal kuşatması
C) Deniz ablukası ve amfibi çıkarma
D) Hendek savaşı ve ağır piyade hücumu
E) Savunma hattı ve hareketsiz bekleme
Merkezin planlı geri çekilişi sahte ricat, düşmanın iki yandan çevrilmesi hilal kuşatmasıdır. İkisi Turan taktiğinin ardışık aşamalarıdır.

Cevap: B

Türk ve Roma Ordularının Yapısal Karşılaştırması

Türk ordusunda hız, atlı okçu, hafif donanım ve geniş arazi manevrası öne çıkarken Roma ordusunun önemli dönemlerinde disiplinli ağır piyade, zırh, kalkan ve sık düzen belirgindi. Roma’nın falanks benzeri sık piyade düzenleri cephe dayanıklılığı sağlar; fakat hareketli atlı okçular karşısında kanat ve ikmal güvenliği zayıflayabilir. Türk ordusu ise hız üstünlüğüne rağmen güçlü surlara ve uzun kuşatmalara karşı zorlanabilirdi.

Bu karşılaştırma bir ordunun her durumda üstün olduğunu göstermez. Başarı; arazi, lojistik, komuta, sayı, silah, istihbarat ve taktiğin uyumuna bağlıdır. Açık bozkır atlı manevrayı, dar ve savunmalı alan ağır piyadeyi avantajlı kılabilir.

Boy BirliğiOğuş, urug ve boylar siyasi bir merkez çevresinde toplandı.

İlKutla meşrulaşan kağan; kurultay, töre ve görevlilerle devleti yönetti.

Askerî GüçAtlı birlikler ve onlu teşkilat geniş sahalarda hareket üstünlüğü sağladı.
Görselli Örnek - D
I hafif atlı Türk okçuları II ağır donanımlı sık Roma piyade düzeni

Görseldeki I ve II numaralı birliklerin yapıları karşılaştırıldığında aşağıdaki eşleştirmelerden hangisi doğrudur?

A) I hareket ve menzil üstünlüğü – II zırh ve sık düzen dayanıklılığı
B) I ağır piyade – II atlı okçu
C) I kuşatma kulesi – II sahte ricat
D) I yalnız savunma – II yalnız keşif
E) I deniz gücü – II göçebe süvari
I numaralı atlı okçular hız ve uzaktan atışla, II numaralı ağır piyadeler ise kalkan-zırh ve sık düzenle avantaj kazanır.

Cevap: A

Örnek - 29
Açık bozkırda savaşan atlı okçu ordusunun ağır zırhlı ve sık düzenli piyadeye karşı doğrudan çarpışmadan kaçınarak uzaktan atış ve sahte ricat uygulaması aşağıdakilerden hangisini gösterir?

A) Taktik seçimin arazi ve birlik özelliklerine göre yapıldığını
B) Ağır piyadenin her arazide kesin üstün olduğunu
C) Atlı birliklerin hız avantajı bulunmadığını
D) Türk ordusunun ok kullanmadığını
E) Roma ordusunun yalnız süvarilerden oluştuğunu
Atlı okçu, hız ve menzil üstünlüğünü; ağır piyade ise sık düzen ve zırh üstünlüğünü kullanır. Komutan kendi birlik ve arazi avantajına uygun yöntem seçmiştir.

Cevap: A

Örnek - 30
İlk Türk devletlerinde onlu sistem, ikili teşkilat ve oğuş–urug–boy–budun–il sıralamasının ortak özelliği aşağıdakilerden hangisidir?

A) Yönetim, ordu ve toplumda küçük birimleri daha büyük bütünler içinde kademelendirmeleri
B) Bütün yetkiyi bağımsız yerel birimlere bırakmaları
C) Yalnız Uygur şehirlerinde uygulanmaları
D) Hanedan sistemini ortadan kaldırmaları
E) Yazılı Roma hukukundan alınmaları
Üç yapı da küçük birimleri belirli bir hiyerarşi içinde daha büyük bütüne bağlar: asker takımdan tümene, ülke kanatlardan merkeze, toplum aileden devlete yükselir.

Cevap: A

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz