AYT HİKÂYE TÜRÜ: YAPI UNSURLARI, ANLATIM TEKNİKLERİ VE HİKÂYE ÇEŞİTLERİ

0
5
Hikâye türü, yapı unsurları ve anlatım teknikleri kapağı

AYT hikâye türü konusu; yaşanmış ya da yaşanabilir bir olay veya durumu, sınırlı kişi kadrosu ve yoğunlaştırılmış bir kurmaca düzen içinde anlatan kısa edebî türü kapsar. Sınavda konu yalnız “olay–durum hikâyesi” eşleştirmesiyle sınırlı değildir. Bir metindeki olay örgüsünü, anlatıcıyı, bakış açısını, yapı unsurlarını ve anlatım tekniğini birlikte çözümlemek gerekir.

AYT HİKÂYE TÜRÜNÜN ÇERÇEVESİ VE GELİŞİMİ

Hikâyenin Temel Özellikleri

Hikâyede olaylar romana göre daha dar bir zaman ve mekân içinde gelişir. Kişi sayısı az, ayrıntı seçimi ekonomiktir; her ayrıntı olayın, atmosferin veya kişinin kurulmasına hizmet eder. Bu kısalık, türün yüzeysel olduğu anlamına gelmez. Hikâye çoğu zaman tek bir çatışmayı, dönüm noktasını, karşılaşmayı ya da ruh hâlini yoğunlaştırarak okurun zihninde geniş bir anlam alanı oluşturur.

Hikâye anlatmaya bağlı bir metindir; fakat yalnız “ne oldu?” sorusuna cevap vermez. Olayın nasıl düzenlendiği, kimin gözünden aktarıldığı ve hangi ayrıntıların seçildiği metnin anlamını değiştirir. Yazar gerçek hayattan yararlansa bile kişileri, zamanı ve olayları kurmaca bir bütün içinde yeniden kurar. Bu nedenle anlatıcı doğrudan yazarın kendisi sayılmaz.

YoğunlukSınırlı ayrıntıyla güçlü anlam kurulur.
KurmacaGerçeklik, sanatçının seçimiyle yeniden düzenlenir.
ÇatışmaOlayı veya ruhsal gerilimi harekete geçirir.
AnlatıcıKurmaca dünyayı belirli bir bakış açısından sunar.
Örnek - 1
Bir hikâyede istasyonun ayrıntılı tarihçesine yer verilmez; yalnız duvardaki durmuş saat, son treni kaçıran kişinin bekleyişini belirginleştirmek için anlatılır. Bu kullanım hikâyenin hangi özelliğiyle doğrudan ilişkilidir?

A) Her ayrıntıyı belgesel gerçeklikle aktarmasıyla
B) Kişi kadrosunu sürekli genişletmesiyle
C) Seçilmiş ayrıntılarla yoğun bir kurmaca yapı oluşturmasıyla
D) Olayları tarih sırasına koyma zorunluluğuyla
E) Anlatıcı ile yazarı özdeş kabul etmesiyle
Durmuş saat, mekânı bütünüyle tanıtmak için değil; kişinin gecikme ve bekleyiş duygusunu yoğunlaştırmak için seçilmiştir. Bu, hikâyedeki ayrıntı ekonomisinin göstergesidir.

Cevap: C

Dünya ve Türk Edebiyatında İlk Basamaklar

Modern hikâyenin kaynakları masal, destan, halk hikâyesi ve mesnevi gibi eski anlatılara kadar uzanır. Dünya edebiyatında Boccaccio’nun Decameron‘u, hikâyenin modern kimlik kazanmasında temel eserlerden sayılır. Türk edebiyatında Tanzimat’tan önce anlatma ihtiyacını halk hikâyeleri ve mesneviler karşılamıştır.

Batılılaşma döneminde Emin Nihat’ın Müsameretnâme‘si ilk hikâye denemeleri arasında yer alır. Ahmet Mithat Efendi’nin Letâif-i Rivâyât‘ı ilk hikâye kitabı; Sami Paşazade Sezai’nin Küçük Şeyler‘i ise Batılı anlamdaki ilk başarılı küçük hikâyeler arasında kabul edilir. Bu kısa çerçeve türün başlangıcını gösterir; dönemlere göre Türk hikâyeciliğinin ayrıntılı gelişimi sonraki konuların kapsamındadır.

Basamak Eser / sanatçı Ayırt edici bilgi
Dünya edebiyatı Boccaccio – Decameron Modern hikâyenin kuruluşunda temel eser
İlk denemeler Emin Nihat – Müsameretnâme Tanzimat Dönemi hikâye denemesi
İlk hikâye kitabı Ahmet Mithat – Letâif-i Rivâyât Türün Türk edebiyatındaki ilk kitaplaşmış örneği
Batılı anlamda hikâye Sami Paşazade Sezai – Küçük Şeyler Küçük hikâyenin başarılı erken örnekleri
Örnek - 2
Aşağıdaki yargılardan hangisinde eser ile edebiyat tarihindeki yeri doğru eşleştirilmiştir?

A) Decameron – Türk edebiyatındaki ilk hikâye kitabı
B) Müsameretnâme – Dünya edebiyatındaki ilk modern hikâye
C) Letâif-i Rivâyât – Türk edebiyatındaki ilk hikâye kitabı
D) Küçük Şeyler – Halk hikâyeciliğinin ilk örneği
E) Decameron – İlk küçürek hikâye kitabı
Ahmet Mithat Efendi’nin Letâif-i Rivâyât‘ı Türk edebiyatındaki ilk hikâye kitabı kabul edilir. Küçük Şeyler ise Batılı anlamdaki ilk başarılı küçük hikâyeler arasındadır.

Cevap: C

HİKÂYENİN YAPISI VE TEMEL KAVRAMLARI

Olay Örgüsü, Olay Halkası ve Plan

Olay, kişilerin başından geçen değişim veya eylemdir. Olay örgüsü ise olayların metnin anlamını oluşturacak biçimde seçilip neden–sonuç, karşılaşma veya çağrışım ilişkileriyle düzenlenmesidir. Yaşamdaki kronolojik sıra ile metindeki sunuluş sırası aynı olmak zorunda değildir. Anlatıcı sonucu başta verip geçmişe dönebilir ya da iki farklı zamanı dönüşümlü kullanabilir.

Klasik olay hikâyesinde plan genellikle serim–düğüm–çözüm çizgisinde ilerler. Serimde kişiler ve başlangıç durumu tanıtılır; düğümde çatışma yoğunlaşır, merak artar; çözümde temel sorun bir sonuca bağlanır. Ancak modern ve durum hikâyelerinde bu basamaklar belirgin olmayabilir, son açık bırakılabilir. Plan, her hikâyeye zorla uygulanacak değişmez bir kalıp değildir.

SerimKişiler, ortam ve başlangıç durumu belirir.

DüğümÇatışma gelişir, gerilim yoğunlaşır.

ÇözümTemel sorun sonuçlanır veya anlamlı biçimde açık kalır.
Dikkat
Serim–düğüm–çözüm, özellikle olay hikâyesinde belirgindir. Bir metinde klasik çözüm bölümünün bulunmaması, onun hikâye olmadığı anlamına gelmez; durum ve modern hikâyelerde açık son bilinçli bir kurgu tercihidir.
Örnek - 3
Hikâye, kahramanın mahkeme salonundan çıkışıyla başlar; ikinci bölümde onu bu noktaya getiren olaylar üç yıl öncesinden itibaren anlatılır, son bölümde ilk sahneye dönülür. Bu kurgu için aşağıdakilerden hangisi söylenebilir?

A) Olay örgüsü ile kronolojik yaşantı sırası birbirinden ayrılmıştır.
B) Metinde olay örgüsü bulunmamaktadır.
C) Yalnız gözlemci bakış açısı kullanılabilir.
D) Serim bölümü zorunlu olarak son cümlededir.
E) Zaman unsuru kurmacanın dışında bırakılmıştır.
Sonuç niteliğindeki sahnenin başta verilmesi ve geçmişe dönülmesi, yaşantıların kronolojik sırası ile anlatıdaki düzenin farklı olduğunu gösterir.

Cevap: A

Çatışma, Karşılaşma, Tema ve Konu

Çatışma, karşıt güçlerin hikâyede oluşturduğu temel gerilimdir. Kişi başka bir kişiyle, toplumla, doğayla, teknolojiyle veya kendi iç dünyasıyla çatışabilir. Karşılaşma, olay halkalarını harekete geçiren kişilerin ya da güçlerin yüz yüze gelmesidir; her karşılaşma çatışma doğurmayabilir, fakat çatışma çoğu zaman bir karşılaşmayla görünür hâle gelir.

Tema, metnin merkezindeki genel ve soyut duygu ya da düşüncedir: yalnızlık, adalet, korku, aidiyet gibi. Konu, bu temanın belirli kişiler ve olaylarla somutlaşmış biçimidir. “Yalnızlık” tema; “yeni taşındığı kentte kimseyle bağ kuramayan bir öğrencinin bir gecelik yolculuğu” konudur. Metnin iletisi ise okurun olay, kişi ve anlatım düzeninden çıkardığı daha kapsamlı anlamdır.

TemaSoyut ve genel anlam çekirdeği
KonuTemanın belirli olay ve kişilerle somutlaşması
ÇatışmaKarşıt istek veya güçlerin oluşturduğu gerilim
KarşılaşmaOlayı yönlendiren yüz yüze geliş
Örnek - 4
Kasabanın tek hekimi, salgın sırasında kendi çocuğunu korumak için evde kalmak ile hastaneye dönüp yüzlerce insana yardım etmek arasında seçim yapamaz. Bu kurmacanın temel çatışması aşağıdakilerden hangisidir?

A) Kişi–doğa çatışması
B) Kişi–kişi çatışması
C) Kişinin kendi içindeki değer çatışması
D) Toplum–teknoloji çatışması
E) Mekân–zaman çatışması
Kahraman iki değer ve sorumluluk arasında kalmaktadır. Gerilimin kaynağı başka bir kişi değil, kahramanın kendi içindeki seçimdir.

Cevap: C

KİŞİLER, ZAMAN VE MEKÂN

Hikâye kişileri olay örgüsünü yaşayan veya yönlendiren kurmaca varlıklardır. Başkişi merkezî çatışmayı taşır; yardımcı kişiler onun değişimini, çevresini veya karşıtını belirginleştirir. Tek bir özelliğiyle bir sınıfı, mesleği ya da düşünceyi temsil eden kişi tip; çelişkileri, değişimi ve bireysel yönleriyle derinleştirilen kişi karakter olarak adlandırılır. Bu ayrım mutlak değildir; bir kişi tipik özellikler taşırken psikolojik derinlik de kazanabilir.

Zaman, olayların gerçekleştiği dönem ve süreyi; anlatma zamanı ise olayların hangi noktadan aktarıldığını gösterir. Özetleme, geriye dönüş, ileriye sıçrama ve sahneleme anlatının hızını değiştirir. Mekân yalnız olayın geçtiği yer değildir: kapalı bir oda sıkışmışlığı, kalabalık bir gar yalnızlığı, sürekli değişen sokaklar yabancılaşmayı somutlaştırabilir. Çevrenin kişi üzerindeki etkisi güçlü ise mekân işlevsel bir yapı unsuruna dönüşür.

Unsur Temel soru Metindeki işlev
Kişi Kim yaşıyor, değişiyor veya çatışıyor? Olayı taşır, temayı somutlaştırır.
Zaman Ne zaman, ne kadar süre ve hangi sırayla? Ritmi ve neden–sonuç ilişkisini kurar.
Mekân Nerede ve nasıl bir çevrede? Atmosferi, kişiyi ve çatışmayı destekler.
Örnek - 5
Bir hikâyede yıllardır aynı durakta çalışan görevli; adı, geçmişi ve kişisel çatışmaları verilmeden yalnızca “kuralları insanlardan üstün tutan bürokrat” yönüyle ele alınmıştır. Bu kişi aşağıdaki kavramlardan hangisiyle açıklanır?

A) Anlatıcı
B) Karakter
C) Tip
D) Başkişi
E) Gözlemci
Kişi bireysel ve çok yönlü özellikleriyle değil, belirli bir tutumu temsil eden tek yönlü niteliğiyle kurulmuştur; bu nedenle tiptir.

Cevap: C

Örnek - 6
“Koridor, her gelişinde biraz daha daralıyordu sanki. Duvarların rutubeti omuzlarına çökerken kapının ardındaki konuşmayı duymamak için adımlarını yavaşlattı.” Bu parçada mekânın temel işlevi aşağıdakilerden hangisidir?

A) Tarihî bilgi vermek
B) Kahramanın ruhsal sıkışmışlığını somutlaştırmak
C) Olayların süresini kesinleştirmek
D) Anlatıcıyı yazarla özdeşleştirmek
E) Kişi sayısını artırmak
Daralan koridor ve omuzlara çöken rutubet, fiziksel çevreyi kahramanın iç sıkıntısıyla ilişkilendirir. Mekân burada atmosfer ve ruhsal durum kurar.

Cevap: B

ANLATICI VE BAKIŞ AÇISI

Yazar, Anlatıcı ve Anlatım Kişisi

Yazar, gerçek dünyada eseri üreten kişidir; anlatıcı ise olayları okura aktarmak üzere metin içinde kurulmuş sestir. Birinci kişi anlatımında “ben/biz”, üçüncü kişi anlatımında “o/onlar” zamirleri öne çıkar. Ancak yalnız zamire bakmak yeterli değildir. Birinci kişi anlatıcı geçmişte yaşadığı olayları sonradan değerlendiriyor olabilir; üçüncü kişi anlatıcı ise kişilerin yalnız dış davranışlarını ya da bütün iç dünyalarını aktarabilir.

Anlatıcının olaylara olan uzaklığı, bildiklerinin sınırı ve yorumlayıcı tutumu bakış açısını belirler. Aynı olay farklı anlatıcılarla aktarıldığında okurun hangi bilgiye ulaşacağı ve kime güveneceği değişir. Anlatıcının sınırlı, yanlı veya güvenilmez olabileceği unutulmamalıdır.

Dikkat
Metinde “ben” denmesi, anlatıcının yazar olduğunu kanıtlamaz. Kurmaca anlatıcı ile biyografik yazar ancak metin dışı güvenilir kanıt bulunduğunda ilişkilendirilebilir; soru yalnız parçaya dayanıyorsa bu ikisi özdeş kabul edilmez.
Örnek - 7
“O gün kapıyı neden açmadığımı şimdi de tam olarak bilmiyorum. Belki gelenin babam olduğunu sezmiştim; belki de yıllardır kurduğum düzenin tek bir cümleyle bozulmasından korkmuştum.” Bu parçanın anlatıcısıyla ilgili aşağıdakilerden hangisi kesin olarak söylenebilir?

A) Yazarın gerçek yaşamını anlatmaktadır.
B) Bütün kişilerin düşüncelerini bilmektedir.
C) Olayı yaşayan kurmaca kişilerden biridir.
D) Olayları kamera nesnelliğiyle aktarmaktadır.
E) Üçüncü kişi anlatımı kullanmaktadır.
“Açmadığımı, bilmiyorum, korkmuştum” sözleri anlatıcının olayın içinde bulunduğunu ve kendi yaşantısını birinci kişiyle aktardığını gösterir. Bunun yazarın yaşamı olduğu söylenemez.

Cevap: C

KAHRAMAN, GÖZLEMCİ VE HÂKİM BAKIŞ AÇISI

Kahraman bakış açısında anlatıcı olay kişilerinden biridir. Kendi gördüklerini, bildiklerini ve düşündüklerini aktarır; başka kişilerin iç dünyasını doğrudan bilemez. Gözlemci bakış açısında anlatıcı olayların dışındadır; kamera gibi görülebilen davranış, konuşma ve çevre ayrıntılarını verir, kişilerin zihnine girmez. Hâkim bakış açısında anlatıcı zaman ve mekân engelini aşar, birden fazla kişinin geçmişini ve iç dünyasını bilir; yorum veya yargıda da bulunabilir.

Bakış açısı Bilgi sınırı Belirleyici ipucu
Kahraman Anlatıcının yaşadığı ve bildiği kadar Birinci kişi, öznel yaşantı
Gözlemci Dışarıdan görülebilen ve işitilebilen kadar Davranış ve konuşma; iç dünya yok
Hâkim Kişilerin geçmişi, geleceği ve iç dünyası Sınırsız bilgi, birden çok zihne erişim
Örnek - 8
“Meral pencerenin önünde sustu. Salondakiler onun öfkelendiğini düşündüler. Oysa Meral, on yıl önce aynı saatte aldığı mektubu hatırlıyor; masadaki çiçeklerin o günkü kokusunu yeniden duyuyordu. Bahçedeki çocuk ise içerideki sessizliğin kendi yüzünden olduğunu sanmıştı.” Bu parçada hangi bakış açısı kullanılmıştır?

A) Gözlemci
B) Kahraman
C) Hâkim
D) Çoğul birinci kişi
E) Nesnel belgesel
Anlatıcı hem Meral’in anılarına hem salondakilerin ve çocuğun düşüncelerine ulaşmaktadır. Birden fazla kişinin iç dünyasını bilmesi hâkim bakış açısını gösterir.

Cevap: C

Örnek - 9
Aşağıdaki parçalardan hangisi gözlemci bakış açısına örnektir?

A) Çantasını sandalyeye bıraktı, iki kez saate baktı ve kapıya yöneldi.
B) Çantasını bırakırken çocukluğunun bütün korkuları yeniden uyandı.
C) Odaya girdiğimde beni beklediklerini hemen anlamıştım.
D) Herkes susuyordu; içlerinden yalnız Nermin gerçeği biliyordu.
E) Bir gün bu sessizliğin hayatını değiştireceğini henüz bilmiyordu.
A seçeneğinde yalnız dışarıdan gözlenebilen davranışlar aktarılmıştır. Diğerlerinde iç düşünce, geçmiş–gelecek bilgisi veya birinci kişi yaşantısı vardır.

Cevap: A

HİKÂYE ÇEŞİTLERİ

Olay ve Durum Hikâyesi

Olay hikâyesi, belirgin bir çatışmayı serim–düğüm–çözüm düzeninde geliştirir; merak, gerilim ve sonuç önemlidir. Dünya edebiyatında Guy de Maupassant, Türk edebiyatında Ömer Seyfettin, Refik Halit Karay ve Reşat Nuri Güntekin bu çizgiyle anılır.

Durum hikâyesi, büyük bir olaydan çok yaşamın bir kesitine, kişinin ruh hâline ve sıradan görünen bir ana yönelir. Klasik düğüm ve çözüm belirgin değildir; okurun metindeki boşlukları tamamlaması beklenir. Dünya edebiyatında Anton Çehov, Türk edebiyatında Sait Faik Abasıyanık ve Memduh Şevket Esendal öne çıkar.

Ölçüt Olay hikâyesi Durum hikâyesi
Odak Çatışma ve olay zinciri Yaşam kesiti ve ruh hâli
Plan Serim–düğüm–çözüm belirgin Klasik plan belirsiz veya eksik
Okur etkisi Merak ve sonuç beklentisi Sezdirme ve yorumlama
Dünya temsilcisi Maupassant Çehov
Türk temsilcileri Ömer Seyfettin, Refik Halit Sait Faik, Memduh Şevket
Örnek - 10
Bir hikâyede yaşlı bir adamın her sabah aynı bankta oturuşu, geçen insanlara taktığı adlar ve akşam olduğunda bankı boş bırakışı anlatılmıştır. Belirgin bir çatışma sonuçlanmaz; metin adamın yalnızlığını sezdiren açık bir sonla biter. Bu parça hangi hikâye anlayışına daha yakındır?

A) Olay hikâyesi
B) Durum hikâyesi
C) Halk hikâyesi
D) Manzum hikâye
E) Tarihî hikâye
Metin belirgin bir olay zinciri ve çözüme değil, günlük yaşamdan bir kesit ile yalnızlık duygusuna odaklanmıştır; bu nedenle durum hikâyesine yakındır.

Cevap: B

Ben Merkezli, Küçürek ve Modern Hikâye

Ben merkezli hikâye, dış olaylardan çok bireyin iç dünyasını, yalnızlığını, bunalımını ve kendisiyle hesaplaşmasını öne çıkarır. Kahraman anlatıcı ve psikolojik çözümleme sıklıkla kullanılır. Bu adlandırma belirli bir plan kalıbından çok anlatının merkezindeki bireysel bilince işaret eder.

Küçürek hikâye, birkaç cümleye, paragrafa veya çok kısa bir sayfaya sığan; eksilti, çağrışım ve yoğun anlamla kurulan anlatıdır. Kısalık tek başına yeterli değildir: söylenmeyen alan okurun yorumuyla tamamlanır. Türk edebiyatında Ferit Edgü ve Necati Tosuner bu türle ilişkilendirilir.

Modern ve postmodern hikâye; doğrusal zamanı kırabilir, anlatıcıyı güvenilmez kılabilir, metinler arası göndermelere ve üstkurmacaya başvurabilir. “Modern hikâye” tek bir biçim değildir; bireyin parçalanmış algısını, kent yaşamını, yabancılaşmayı veya anlatının kendi kuruluşunu farklı tekniklerle görünür kılan geniş bir alandır.

Ben merkezliBireyin iç dünyası ve öznel algısı merkezde
KüçürekEksilti, çağrışım ve yoğunlaştırılmış kısa yapı
ModernParçalı zaman, bilinç ve yabancılaşma
PostmodernÜstkurmaca, oyun, çoğul anlam ve metinler arasılık
Örnek - 11
“Anahtarı masaya bıraktı. Ev artık onundu. İçeri girmedi.” biçimindeki kısa bir metnin küçürek hikâye sayılabilmesi için aşağıdaki özelliklerden hangisi en belirleyicidir?

A) Üç cümleden oluşması
B) Bütün olayların ayrıntılı açıklanması
C) Eksiltili yapının okura geniş bir yorum alanı bırakması
D) Serim–düğüm–çözümün açıkça gösterilmesi
E) Yalnız tarihî kişileri anlatması
Küçürek hikâyeyi belirleyen yalnız sözcük sayısı değildir. Az sözle yoğun anlam kurması ve söylenmeyen alanı okurun tamamlamasına bırakması gerekir.

Cevap: C

ANLATIM BİÇİMLERİ VE SUNUŞ YOLLARI

Öyküleme, Betimleme, Anlatma ve Gösterme

Öyküleyici anlatım, hareket ve olay akışı kurar; fiiller, zaman ilişkileri ve eylemler belirgindir. Betimleyici anlatım, kişi, yer veya varlığı ayırt edici özellikleriyle zihinde canlandırır. Hikâyede bu iki biçim çoğu zaman birlikte kullanılır: öyküleme ilerlemeyi, betimleme atmosfer ve görünüşü sağlar.

Anlatma tekniğinde anlatıcı olay ile okur arasına girer; kişiyi tanıtır, olayları özetler, iç dünyayı açıklar. Gösterme tekniğinde ise sahne doğrudan kurulur; konuşma ve davranışlar okura sunulur, yorum payı artar. Diyalog, iç konuşma ve kimi kullanımlarda bilinç akışı göstermenin; kişi tanıtımı, olay anlatımı, özetleme ve iç çözümleme anlatmanın başlıca yollarıdır.

ÖykülemeHareket ve olay akışı
BetimlemeVarlık ve ortamı canlandırma
AnlatmaAnlatıcının açıklayıcı biçimde araya girmesi
GöstermeSahnenin konuşma ve davranışlarla doğrudan sunulması
Örnek - 12
Aşağıdaki parçalardan hangisinde gösterme tekniği ağır basmaktadır?

A) Selim, çocukluğundan beri karar vermekte zorlanan, içine kapanık biriydi.
B) Aradan geçen beş yılda kasaba büyümüş, eski evlerin yerini apartmanlar almıştı.
C) — Mektubu sen mi bıraktın? dedi. Kadın gözlerini kaçırdı: — Hangi mektup?
D) Onun bu sessizliği, geçmişte yaşadığı hayal kırıklıklarından kaynaklanıyordu.
E) O gün olanları kısaca anlatmak gerekirse herkes evine dönmüş, sorun kapanmıştı.
C seçeneğinde sahne, kişilerin konuşma ve davranışlarıyla doğrudan kurulmuştur. Diğerlerinde anlatıcı tanıtma, özetleme veya açıklama yapmaktadır.

Cevap: C

KİŞİNİN İÇ DÜNYASINI AKTARAN TEKNİKLER

İç konuşmada kişinin zihninden geçenler, kendi kendine konuşuyormuş gibi doğrudan ve genellikle mantıklı bir sıra içinde verilir. Bilinç akışında düşünceler çağrışımlarla sıçrar; cümle yapısı bozulabilir, zamanlar ve imgeler birbirine karışabilir. İç çözümlemede ise kişinin duygu ve düşüncelerini doğrudan kişi değil, anlatıcı açıklar.

Teknik Sesi kim taşır? Düşünce düzeni
İç konuşma Kişinin kendisi Görece düzenli ve konuşma biçiminde
Bilinç akışı Kişinin zihni Çağrışımsal, sıçramalı, kimi zaman parçalı
İç çözümleme Anlatıcı Kişinin ruh hâli açıklanarak aktarılır
Dikkat
İç konuşma ile iç çözümlemenin konusu aynıdır: kişinin iç dünyası. Ayrım, aktarımı kimin yaptığıdır. Kişi kendi kendine konuşuyorsa iç konuşma; anlatıcı kişinin zihnini açıklıyorsa iç çözümlemedir.
Örnek - 13
“Şimdi dönsem mi? Hayır, dönmek… Annemin mavi fincanı, vapurun düdüğü, çocukken kaybettiğim düğme; hepsi aynı çekmecede sanki. İstasyon neden deniz kokuyor?” Bu parçada ağır basan anlatım tekniği hangisidir?

A) Özetleme
B) Bilinç akışı
C) Kişi tanıtımı
D) İç çözümleme
E) Diyalog
Düşünceler mantıksal bir konuşma düzeninden çok serbest çağrışımlarla fincan, vapur, düğme ve istasyon arasında sıçramaktadır; bu yapı bilinç akışını gösterir.

Cevap: B

Örnek - 14
Aşağıdakilerden hangisi iç çözümleme örneğidir?

A) “Bu kapıyı açmayacağım,” diye geçirdi içinden.
B) Kapının önünde durdu, anahtarı iki kez çevirdi.
C) Onun sert görünüşünün altında, yeniden terk edilme korkusu vardı.
D) — Burada bekle, dedi ve merdivenlere yöneldi.
E) Kapı, koyu renkli ve ağır bir tahtadan yapılmıştı.
C seçeneğinde kişinin iç dünyası, kişinin kendi sesiyle değil anlatıcının açıklamasıyla verilmiştir. A seçeneği ise iç konuşmadır.

Cevap: C

ZAMANI VE KURMACAYI DÜZENLEYEN TEKNİKLER

Geriye dönüş, anlatının şimdiki zamanından geçmişteki bir olaya yönelmesidir. Özetleme, uzun bir zaman dilimini veya olay dizisini kısa biçimde aktarır; anlatı hızını artırır. Diyalog, kişilerin karşılıklı konuşması; leitmotiv, bir sözün, sesin veya ayrıntının anlam kazanacak biçimde tekrarlanmasıdır. İroni, söylenen ile kastedilen veya görünen ile gerçek arasındaki karşıtlıktan doğar.

Montaj, mektup, haber, şarkı, tutanak gibi başka türden parçaların anlatıya yerleştirilmesidir. Metinler arasılık, başka metinlerle alıntı, anıştırma ya da dönüştürme yoluyla ilişki kurar. Pastiş bir sanatçının veya türün söyleyiş biçimini taklit ederken parodi bir eserin içeriğini ya da kuruluşunu dönüştürerek çoğu zaman gülünç veya eleştirel bir sonuç üretir. Üstkurmaca ise anlatının yazılma ve kurulma sürecini metnin konusu hâline getirir.

Teknik Belirleyici işlev
Geriye dönüş Şimdiki akışı kesip geçmiş olayı sunar.
Özetleme Uzun zamanı kısa anlatım içinde geçirir.
Leitmotiv Tekrarlanan unsurla anlam ve ritim kurar.
Montaj Başka türden bir metin parçasını anlatıya yerleştirir.
Pastiş / parodi Üslubu taklit eder / içeriği dönüştürür.
Üstkurmaca Metnin kurmaca oluşunu görünür kılar.
Örnek - 15
Bir hikâyede anlatıcı, “Bu noktada kahramanımı yağmur altında bırakmam doğru mu, bilmiyorum; fakat onun eve girmesine izin verirsem birazdan yazacağım karşılaşma gerçekleşmeyecek.” demektedir. Bu cümlede kullanılan teknik hangisidir?

A) Üstkurmaca
B) İç çözümleme
C) Leitmotiv
D) Betimleme
E) Özetleme
Anlatıcı, kahramanın ve olayın nasıl yazıldığını metnin içinde tartışarak kurmacanın kuruluş sürecini görünür kılmıştır; bu üstkurmacadır.

Cevap: A

Örnek - 16
Bir hikâyede her karar anında uzaktan aynı tren düdüğü duyulmakta; ilkinde ayrılığı, ikincisinde dönüş umudunu, sonuncusunda ise kaçırılmış fırsatı çağrıştırmaktadır. Tren düdüğünün bu kullanımı hangi teknikle açıklanır?

A) Parodi
B) Leitmotiv
C) Montaj
D) Pastiş
E) İç çözümleme
Aynı sesin farklı dönüm noktalarında tekrarlanarak anlam katmanları oluşturması leitmotiv tekniğinin özelliğidir.

Cevap: B

AYT hikâye türü sorularında belirleyici olan, tek bir kavramı ezberlemek değil; metindeki yapı, anlatıcı, bakış açısı, tür ve teknik ipuçlarını birlikte değerlendirmektir.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz