AYT Enerji Kaynakları, Sürdürülebilirlik ve Nanoteknoloji konu anlatımı kapsamında enerji kaynağı ile enerji taşıyıcısı arasındaki fark, fosil ve yenilenebilir kaynaklar, hidrojen ve nükleer enerji, sürdürülebilirlik, geri dönüşüm, nanomalzemeler ve nanoteknolojinin uygulama alanları işlenecektir.
AYT kimya konu anlatımları ve diğer derslere ait tüm içeriklere AYT konu anlatımı sayfasından ulaşabilirsiniz.
Enerji Kaynaklarının Sınıflandırılması
Enerji Kaynağı ve Enerji Taşıyıcısı
Enerji kaynağı, işe dönüşebilen enerjinin ilk elde edildiği doğal varlık ya da olaydır. Kömürün kimyasal enerjisi, uranyum çekirdeğinin bağ enerjisi, Güneş’ten gelen ışınım ve hareketli havanın kinetik enerjisi bu tanıma girer. Birincil enerji kaynağı doğada doğrudan bulunur; elektrik ve hidrojen ise çoğu durumda birincil kaynaktan üretilir.
Enerji taşıyıcısı, enerjiyi üretildiği yerden kullanılacağı yere götürmeye yarayan biçimdir. Elektrik; kömür, doğal gaz, rüzgâr, Güneş veya nükleer enerjiden üretilebilir. Hidrojen de suyun elektroliziyle ya da hidrokarbonlardan elde edilebilir. Bu nedenle elektrik ile hidrojenin çevresel niteliği, yalnız kullanıldıkları ana değil üretimlerinde kullanılan kaynağa da bağlıdır.

B) Yalnız II
C) I ve III
D) II ve III
E) I, II ve III
Yenilenebilir ve Yenilenemez Kaynaklar
Yenilenebilir kaynak, insan zaman ölçeğinde doğal süreçlerle yeniden sağlanabilen kaynaktır. Güneş, rüzgâr, su döngüsü, jeotermal enerji ve uygun yönetilen biyokütle bu gruptadır. Yenilenemez kaynak ise tüketim hızına kıyasla çok yavaş oluşur; kömür, petrol, doğal gaz ve nükleer yakıtlarda kullanılan uranyum bu gruba girer.
“Yenilenebilir” sözü “etkisiz” anlamına gelmez. Barajlar ekosistemleri değiştirebilir, rüzgâr ve güneş tesisleri alan ve malzeme gerektirir, biyokütlenin yanlış yönetimi ormansızlaşma ve hava kirliliği doğurabilir. Karşılaştırma; ham madde çıkarımı, tesis üretimi, işletme, taşıma ve kullanım sonunu kapsayan yaşam döngüsü üzerinden yapılır.
B) İşletme emisyonu ile yaşam döngüsü etkisi aynı kavram değildir.
C) Teknolojinin çevresel etkisi sıfırdır.
D) Metal kullanımı enerji üretimini olanaksızlaştırır.
E) Yalnız yakıtın fiyatı karşılaştırılmalıdır.
Fosil Yakıtlar ve Çevresel Etkileri
Kömürün Oluşumu ve Türleri
Fosil yakıtlar, eski canlı kalıntılarındaki organik maddenin oksijence sınırlı ortamlarda gömülmesi; uzun zaman boyunca basınç ve sıcaklık etkisi altında dönüşmesiyle oluşur. Kömürde bitkisel kalıntılar önce turbaya dönüşür. Kömürleşme ilerledikçe genel sıra turba → linyit → taş kömürü → antrasit biçimindedir. Bu sırada su ve uçucu madde oranı azalırken karbon oranı ve birim kütleden alınabilen enerji genel olarak artar.
Grafit bir karbon allotropudur; kömür türü değildir. Kok kömürü de doğal kömürleşme basamağı sayılmaz. Taş kömürünün havasız ortamda yüksek sıcaklıkta işlenmesiyle uçucu bileşenlerin uzaklaştırılması sonucu elde edilen, karbonca zengin endüstriyel üründür.

B) Yalnız II
C) I ve III
D) II ve III
E) I, II ve III
Petrol ve Ayrımsal Damıtma
Ham petrol tek bir saf madde değil; çoğu hidrokarbon olan çok sayıda bileşenin karışımıdır. Rafineride ham petrol ısıtılır ve ayrımsal damıtma kulesine gönderilir. Bileşenler kimyasal tepkimeyle değil, kaynama noktası farklarıyla ayrılır. Kule altta daha sıcak, üstte daha soğuktur.
Küçük moleküllü, düşük kaynama noktalı fraksiyonlar kulenin üst bölümlerinde; büyük moleküllü, yüksek kaynama noktalı fraksiyonlar alt bölümlerinde yoğunlaşır. Gazlar ve benzin üstlere, gaz yağı ile dizel orta bölümlere, ağır yağlar ve bitüm alta yakın bölgelere alınır. Fraksiyon bir saf bileşik değil, benzer kaynama aralığındaki maddeler karışımıdır.
B) Yalnız III
C) I ve II
D) II ve III
E) I, II ve III
Doğal Gaz ve Yanma Ürünleri
Doğal gazın ana bileşeni metandır; etan ve daha büyük hidrokarbonlarla CO2, N2 ve kükürtlü bileşikler küçük oranlarda bulunabilir. Bileşim yatağa ve arıtma düzeyine göre değişir. Metanın yeterli oksijenle tam yanması CH4 + 2O2 → CO2 + 2H2O denklemine göre gerçekleşir.
Oksijen yetersizliğinde CO ve kurum oluşabilir. Karbon monoksit renksiz ve kokusuzdur; hemoglobine güçlü bağlandığı için dokulara oksijen taşınmasını engeller. Yakıttaki kükürtten oluşan SOx ile yüksek sıcaklıkta havanın azot ve oksijeninden oluşabilen NOx, atmosferde asit oluşturan süreçlere katılabilir. CO2 ise sera etkisini güçlendiren başlıca yanma ürünüdür.
B) Yalnız III
C) I ve II
D) II ve III
E) I, II ve III
Yenilenebilir Kaynaklar, Hidrojen ve Nükleer Enerji
Güneş, Rüzgâr, Hidroelektrik ve Jeotermal Enerji
Güneş pilleri ışınım enerjisini doğrudan elektrik enerjisine dönüştürür; güneş kolektörleri ise ışınımı ısı elde etmek için kullanır. Rüzgâr türbininde hareketli havanın kinetik enerjisi önce mekanik, sonra elektrik enerjisine dönüşür. Hidroelektrik santralde yüksekteki suyun kütle çekim potansiyel enerjisi türbin ve jeneratör üzerinden elektriğe çevrilir.
Jeotermal enerji, yerin iç ısısından yararlanır. Sıcak su ve buhar doğrudan ısıtmada veya elektrik üretiminde kullanılabilir. Akışkanın yer altına geri basılması rezervuar basıncını korumaya ve yüzeydeki kimyasal etkileri azaltmaya yardım eder. Kaynak seçimi; bölgenin ışınımı, rüzgârı, su rejimi, jeolojisi, ekosistemi ve enerji gereksinimi birlikte değerlendirilerek yapılır.
B) Yalnız III
C) I ve II
D) II ve III
E) I, II ve III

Görseldeki I–III sistemleriyle ilgili aşağıdaki yargılardan hangisi yanlıştır?
B) II’de rüzgârın kinetik enerjisi mekanik işe dönüştürülebilir.
C) III’te akışkanın geri basılması rezervuar yönetimine katkı sağlayabilir.
D) Üç sistemin de yaşam döngüsü boyunca hiçbir çevresel etkisi yoktur.
E) Bölgesel koşullar sistem seçimini etkiler.
Biyokütle, Biyogaz ve Biyoyakıtlar
Biyokütle; bitkisel, hayvansal ve organik atık kökenli maddelerin enerji hammaddesi olarak değerlendirilmesidir. Oksijensiz ortamda mikroorganizmaların organik maddeleri parçalamasıyla metanca zengin biyogaz oluşabilir. Bitkisel şekerlerin fermantasyonundan biyoetanol; yağların uygun kimyasal dönüşümünden biyodizel elde edilebilir.
Biyokütlenin sürdürülebilirliği kendiliğinden garanti değildir. Ham maddenin yeniden yetişme hızı, arazi ve su kullanımı, gübreleme, taşıma uzaklığı ve yanma emisyonları hesaba katılır. Atıkların değerlendirilmesi, yeni tarım alanı açılmasına dayanan üretime göre farklı bir yaşam döngüsü sonucu verebilir.
B) Taşıma uzaklığı enerji tüketimini etkileyebilir.
C) X, bir atığın değerlendirilmesini sağlar.
D) Her biyokütle uygulamasının çevresel sonucu aynıdır.
E) Arazi kullanımı karşılaştırmada dikkate alınabilir.
Hidrojenin Üretimi, Depolanması ve Kullanımı
Hidrojen doğada enerji bakımından kullanılabilir H2 hâlinde bol bulunmadığından önce üretilmelidir. Suyun elektrolizinde elektrik enerjisi kullanılır: 2H2O(l) → 2H2(g) + O2(g). Elektrik yenilenebilir kaynaktan geliyorsa üretim aşamasının karbon etkisi düşük olabilir; elektrik fosil yakıttan geliyorsa dolaylı emisyon artar.
Hidrojen sıkıştırılmış gaz, çok düşük sıcaklıkta sıvı veya metal hidrür ve sodyum borhidrür gibi kimyasal taşıyıcılarda depolanabilir. Sodyum borhidrürün suyla tepkimesi NaBH4 + 2H2O → NaBO2 + 4H2 biçiminde gösterilebilir. Yakıt pilinde toplam tepkime 2H2 + O2 → 2H2O’dur; kimyasal enerji doğrudan elektrik enerjisine çevrilir.

B) 0,40
C) 0,60
D) 0,80
E) 1,60
B) Yalnız II
C) I ve II
D) II ve III
E) I, II ve III
Nükleer Fisyon ve Füzyon
Fisyon, ağır bir çekirdeğin daha küçük çekirdeklere ayrılmasıdır. Nükleer santrallerde açığa çıkan enerji suyu ısıtır; oluşan buhar türbin ve jeneratör üzerinden elektrik üretir. İşletme sırasında fosil yakıt yanması olmadığı için doğrudan CO2 emisyonu düşüktür; ancak uranyum madenciliği, tesis yapımı, güvenlik ve radyoaktif atık yönetimi yaşam döngüsünün parçalarıdır.
Füzyon, hafif çekirdeklerin birleşerek daha ağır çekirdek oluşturmasıdır ve yıldızların enerji kaynağıdır. Çok yüksek sıcaklık ve plazma denetimi gerektirdiğinden fisyon santralleri gibi yaygın ticari elektrik üretim yöntemi değildir. Nükleer enerji yenilenebilir sayılmaz; çünkü kullanılan yakıt rezervleri sınırlıdır.
B) Yalnız II
C) I ve III
D) II ve III
E) I, II ve III
Sürdürülebilirlik ve Döngüsel Malzeme Yönetimi
Çevresel, Toplumsal ve Ekonomik Boyutlar
Sürdürülebilirlik yalnız çevreyi koruma değil; çevresel, toplumsal ve ekonomik koşulları birlikte gözetme yaklaşımıdır. Bir enerji projesinin emisyonu ve su kullanımı çevresel; çalışan güvenliği, yerel halk ve erişilebilirlik toplumsal; yatırım, bakım, ham madde ve uzun dönem maliyeti ekonomik boyuta girer.
Bir seçeneğin tek göstergede üstün olması bütünüyle sürdürülebilir olduğunu kanıtlamaz. Örneğin düşük işletme emisyonuna sahip bir sistem kritik ham madde, güvenli olmayan çalışma koşulu ya da çözülemeyen atık sorunu taşıyabilir. Karar verilirken etkilerin yalnız başka bölgeye veya gelecek zamana aktarılmadığı da incelenir.
B) I çevresel, II toplumsal, III ekonomik
C) I toplumsal, II ekonomik, III çevresel
D) I ve II yalnız çevresel, III ekonomik
E) Üçü de yalnız ekonomik
Azaltma, Yeniden Kullanma ve Geri Dönüşüm
Kaynak yönetiminde ilk amaç atığın hiç oluşmaması veya daha az oluşmasıdır. Azaltma, aynı işlevi daha az malzemeyle karşılamaktır. Yeniden kullanma, ürünü önemli bir hammadde işlemine sokmadan tekrar kullanmaktır. Geri dönüşüm, atığı işlemlerden geçirip ikincil ham maddeye dönüştürür. Enerji geri kazanımı ve bertaraf, malzemenin değerini daha az koruyan sonraki seçeneklerdir.

B) Yeniden kullanma – azaltma – bertaraf
C) Geri dönüşüm – yeniden kullanma – azaltma
D) Azaltma – geri dönüşüm – yeniden kullanma
E) Bertaraf – azaltma – geri dönüşüm
Polimer, Kâğıt ve Metallerin Geri Dönüşümü
Polimer atıklar türlerine göre ayrılır, temizlenir, parçalanır ve uygun olanlar eritilerek yeniden şekillendirilebilir. Farklı polimerlerin erime davranışları ve kimyasal yapıları aynı olmadığından karışık atık, ürün kalitesini düşürebilir. Termoplastikler ısıtıldığında yeniden şekillenmeye daha uygundur; çapraz bağlı termosetler aynı yolla kolayca eritilip biçimlendirilemez.
Kâğıt geri dönüşümünde lifler suyla hamurlaştırılır, yabancı maddeler ve mürekkep ayrılır, yeni kâğıt tabakası oluşturulur. Lifler her çevrimde kısalıp zayıflayabildiği için sonsuz kez aynı kalitede dönüştürülemez. Metallerde ayırma ve eritme önemlidir. Özellikle alüminyumun geri dönüşümü, cevherden üretime göre önemli miktarda enerji ve ham madde tasarrufu sağlayabilir; ancak toplama, ayırma ve eritme yine enerji gerektirir.
B) Termosetlerin çapraz bağlı yapıları nedeniyle eriyerek yeniden şekillenmemesi
C) Termoplastiklerin yalnız metal bağ içermesi
D) Polimerlerin karbon içermemesi
E) Geri dönüşümün kimyasal yapıyla ilgisiz olması
B) 560
C) 680
D) 960
E) 1240
Nanoteknoloji ve Nanomalzemeler
Nano Ölçek ve Yüzey Alanı Etkisi
Nanometre, metrenin milyarda biridir: 1 nm = 10−9 m. Nanoteknoloji çoğunlukla en az bir boyutu yaklaşık 1–100 nm aralığında olan yapıların üretilmesi, incelenmesi ve kullanılmasıyla ilgilenir. Bu sınır yalnız bir adlandırma değildir; tanecik küçüldüğünde yüzeyde bulunan atomların toplam atomlara oranı belirgin biçimde artar.
Aynı madde miktarı daha küçük taneciklere ayrıldığında toplam hacim değişmez, fakat toplam yüzey alanı büyür. Bu nedenle yüzeyde gerçekleşen kataliz, çözünme ve bazı tepkimeler hızlanabilir. Nano ölçekte elektronların hareketinin sınırlanması da optik, elektriksel ve manyetik özellikleri büyük parçadakinden farklılaştırabilir. “Nano olan her madde daha güçlüdür” gibi tek yönlü bir genelleme yapılamaz; değişen özellik maddeye, boyuta, şekle ve yüzey kimyasına bağlıdır.


Görselde X ve Y örneklerinin toplam madde miktarı ve yoğunluğu eşittir. Yalnız küp boyutları farklı olduğuna göre I. toplam hacimleri eşittir, II. Y’nin toplam yüzey alanı daha büyüktür, III. yüzeyde gerçekleşen aynı tepkimenin Y’de daha hızlı olması beklenebilir yargılarından hangileri doğrudur?
B) Yalnız II
C) I ve III
D) II ve III
E) I, II ve III
B) 3
C) 4
D) 8
E) 16
Karbon Nanoyapıları
Karbon atomları bağlanma düzenlerine göre farklı allotroplar oluşturur. Fullerenler, karbon atomlarının kapalı kafesler oluşturduğu moleküllerdir; C60 futbol topunu andıran yapısıyla bilinir. Karbon nanotüpler, grafen benzeri altıgen karbon örgüsünün silindir biçiminde düşünülmesiyle açıklanabilir. Çapları nano ölçekte, uzunlukları çok daha büyük olabilir.
Grafen, karbon atomlarının tek atom kalınlığında altıgen bir ağ oluşturduğu tabakadır. Bu yapıların elektriksel iletkenlik, mekanik dayanım, düşük yoğunluk ve yüzey özellikleri birbirinin aynı değildir; ayrıca özellikler kusur, çap, katman sayısı ve üretim yöntemine bağlıdır. Bir nanoyapının kullanım alanı adıyla değil, ölçülmüş özelliğiyle ilişkilendirilir.
B) Yalnız III
C) I ve II
D) II ve III
E) I, II ve III
Nanoteknolojinin Uygulamaları ve Riskleri
Nanomalzemeler; hedefli ilaç taşıma, görüntüleme, sensör, güneş pili, batarya, katalizör, su arıtma, dayanıklı ve hafif kompozit, çizilmeye veya kirlenmeye dirençli kaplama gibi alanlarda kullanılabilir. Yüksek özgül yüzey alanı katalizörde etkin temas yüzeyi sağlayabilir; nano boyutlu yarı iletkenlerde boyuta bağlı optik özelliklerden yararlanılabilir.
Küçük boyut aynı zamanda biyolojik zarları geçme, havada dağılma veya çevrede farklı davranma olasılığını artırabilir. Risk; yalnız “nano” sözcüğünden değil, taneciğin kimyasal bileşimi, boyutu, şekli, yüzey kaplaması, dozu ve maruz kalma yolundan doğar. Bu nedenle yarar değerlendirmesi; toksisite, işçi güvenliği, çevresel yayılım ve kullanım sonu yönetimiyle birlikte yapılır.
B) Yalnız III
C) I ve II
D) II ve III
E) I, II ve III
B) Yüzey alanı artışı katalitik etkinliği artırabilir; maruz kalma riski ayrıca yönetilmelidir.
C) Katalizör tepkimenin denge sabitini değiştirir.
D) Nano boyuta geçildiğinde madde miktarı kendiliğinden artar.
E) İş güvenliği kimyasal özelliklerden bağımsızdır.
Önceki Konu: Karboksilik Asitler ve Esterler
