AYT BİTKİSEL HORMONLAR, HAREKETLER VE FOTOPERİYODİZM

0
84
AYT bitkisel hormonlar, hareketler ve fotoperiyodizm konu anlatımı kapağı

AYT bitkisel hormonlar, hareketler ve fotoperiyodizm konu anlatımı kapsamında hormonların büyüme ve gelişmeyi nasıl düzenlediği, bitkisel hareketlerin mekanizmaları ve çiçeklenmede kritik gece ilişkisi işlenecektir.
AYT biyoloji konularının tamamına AYT konu anlatımı arşivinden ulaşabilirsiniz.

Bitkisel Hormonların Genel Özellikleri

Hormon, Hedef Hücre ve Reseptör

Bitkilerde büyüme, farklılaşma, dormansi, çiçeklenme, meyve olgunlaşması ve çevresel strese yanıt; çok düşük derişimlerde etkili olabilen organik düzenleyicilerle denetlenir. Bu maddeler bitkisel hormon olarak adlandırılır. Hayvanlardaki gibi yalnız belirli bir bezden salgılanma zorunluluğu yoktur; sürgün ve kök uçları, genç yapraklar, embriyolar, gelişen meyveler ve yaşlanan dokular farklı hormonları üretebilir.

Bir hormonun bulunduğu her hücre etkilenmez. Yanıt için hücrenin uygun reseptörü ve sinyal iletim düzeni bulunmalıdır. Hormon üretildiği yerde etkili olabileceği gibi iletim demetleriyle, hücreden hücreye ya da etilen örneğinde gaz hâlinde başka dokulara ulaşabilir.

Oksin, giberellin, sitokinin, absisik asit ve etilenin üretim kaynağı, taşınma ve hedef organlarını gösteren şema
Beş temel bitkisel hormon, hedef dokunun duyarlılığı ve diğer hormonlarla kurduğu denge üzerinden etki gösterir.
Örnek - 1
Aynı oksin derişimine maruz bırakılan X ve Y dokularından yalnız X’te belirgin uzama görülüyor. İki dokunun canlılığı ve enerji üretimi eşit olduğuna göre bu farkı en doğrudan açıklayan durum hangisidir?

A) Oksin yalnız üretildiği hücrede kalmıştır.
B) Y dokusu mutlaka ölüdür.
C) X ve Y’nin reseptör yoğunluğu ya da sinyal iletim duyarlılığı farklıdır.
D) Bütün bitki hormonları yalnız gaz hâlinde taşınır.
E) Oksin derişimi bütün dokularda aynı etkiyi zorunlu kılar.
Hormon yanıtı yalnız ortam derişimine değil, hedef dokunun reseptörlerine ve sinyal iletim kapasitesine bağlıdır. Aynı hormon farklı dokularda farklı eşik ve sonuç oluşturabilir.

Cevap: C

Derişim, Doku Duyarlılığı ve Hormon Etkileşimi

Bitkisel hormonlar “varsa artırır, yoksa azaltır” biçiminde tek yönlü çalışmaz. Aynı hormonun düşük ve yüksek derişimleri farklı sonuçlar doğurabilir; kök, tomurcuk ve gövdenin eşik değerleri birbirinden farklıdır. Ayrıca iki hormon birbirini destekleyebilir ya da karşıt etkiler oluşturabilir. Bu nedenle gözlenen sonuç, tek bir hormonun miktarından çok hormon dengesi × doku duyarlılığı × gelişim evresi bileşkesidir.

Örnek - 2
Bir fideye verilen X hormonu düşük derişimde köklenmeyi artırırken yüksek derişimde kök uzamasını azaltıyor; aynı yüksek derişim gövdede uzamayı artırabiliyor. Bu bulgulardan hangisine ulaşılamaz?

A) Organların hormon duyarlılığı farklı olabilir.
B) Bir hormonun etkisi derişime bağlı olabilir.
C) Kök, gövdeden daha düşük optimum derişime sahip olabilir.
D) “Büyümeyi artırıcı hormon” ifadesi her doz için mutlak değildir.
E) X yalnız kökte sentezlenir ve başka dokuya taşınamaz.
Veriler yanıt eşiği ve derişim etkisini gösterir; hormonun yalnız kökte sentezlendiğine ya da taşınamadığına ilişkin kanıt içermez.

Cevap: E

Büyüme ve Gelişmeyi Düzenleyen Başlıca Hormonlar

Oksin

Oksin başlıca sürgün uç meristeminde, genç yapraklarda, embriyoda ve gelişen meyvede sentezlenir. Sürgünde hücre çeperinin gevşemesini ve hücre uzamasını destekler; kambiyum etkinliği ile iletim dokularının farklılaşmasına katılır. Uygun derişimde adventif ve yan kök oluşumunu uyarabilir, meyve gelişimini destekleyebilir ve genç organların dökülmesini geciktirebilir.

Sürgün ucundan taşınan oksin, yanal tomurcukların gelişmesini dolaylı olarak baskılar; bu duruma apikal baskınlık denir. Uç tomurcuk çıkarıldığında oksin kaynağı azalır ve sitokinin etkisi görece belirginleşerek yan dallanma artabilir. Çok yüksek oksin derişimi ise özellikle duyarlı kök dokusunda uzamayı engelleyebilir ve etilen sentezini uyarabilir.

Kök, tomurcuk ve gövdenin oksin derişimine göre kontrole göre büyüme etkisini gösteren grafik
K kökü, T tomurcuğu, G gövdeyi temsil eder; optimum oksin derişimi kökten gövdeye doğru yükselir.
Örnek - 3
Özdeş fidelerde K’nin uç tomurcuğu korunuyor, L’ninki kesiliyor, M’ninki kesildikten sonra kesik yüzeye oksinli jel sürülüyor. Diğer koşullar eşitse yan tomurcuk gelişiminin çoktan aza sıralanışı hangisidir?

A) K > M > L
B) L > M ≈ K
C) M > L > K
D) K ≈ L > M
E) M ≈ L ≈ K
Uç tomurcuğun çıkarılması apikal baskınlığı azaltır; L’de yan tomurcuklar en çok gelişir. Kesik yüzeye oksin verilmesi M’de baskıyı yeniden kurar; K ve M’nin yan dallanması L’den azdır.

Cevap: B

Örnek - 4
Kök, yanal tomurcuk ve gövdenin artan oksin derişimlerindeki büyüme yanıtını ve yüksek derişimde inhibisyonu gösteren grafik

Bir araştırmada kök, yanal tomurcuk ve gövde parçaları artan oksin derişimlerine bırakılıyor. Grafikte kökün düşük, tomurcuğun orta, gövdenin daha yüksek derişimde en güçlü büyüme yanıtı verdiği; çok yüksek derişimde üçünün de baskılandığı görülüyor. Buna göre hangisi doğrudur?

A) Bütün organlarda optimum oksin derişimi aynıdır.
B) Kök, yüksek oksin derişimine en dayanıklı organdır.
C) Oksin yalnız büyümeyi engeller.
D) Aynı derişim bir organı uyarırken başka bir organı baskılayabilir.
E) Gövde büyümesi oksinden bağımsızdır.
Organların duyarlılık eşikleri farklıdır. Kök düşük derişimde optimuma ulaşırken aynı derişim gövdede yetersiz kalabilir; daha yüksek bir değer kökü baskılarken gövdeyi uyarabilir.

Cevap: D

Giberellin

Giberellin genç yapraklarda, kök ve sürgün meristemlerinde ve tohum embriyosunda üretilir. Hücre bölünmesi ile uzamasını destekleyerek gövde ve boğum aralarının uzamasını sağlar; eksikliğinde bazı bitkiler cüce kalabilir. Tohumda dormansinin kırılmasını, depo besinleri parçalayan enzimlerin sentezini ve embriyonun kullanılabilir besine erişmesini uyarır. Bazı türlerde çiçeklenme, meyve bağlama ve meyve büyümesini de artırabilir.

Örnek - 5
Cüce fenotipli iki bitkiden K’ye dışarıdan giberellin verildiğinde boy normale yaklaşırken L’de değişmiyor. En uygun yorum hangisidir?

A) K’de giberellin sentezi, L’de ise hormon algısı/sinyal iletimi kusurlu olabilir.
B) L kesinlikle fazla oksin üretmektedir.
C) K’nin bütün genleri normaldir.
D) Giberellin yalnız kök uzamasını sağlar.
E) Her iki bitkide aynı mutasyon bulunmak zorundadır.
Dış giberellinin K’yi düzeltmesi sentez yetersizliğiyle uyumludur. L’nin yanıt vermemesi reseptör veya sinyal iletim kusurunu düşündürür; hormon verilse de hedef yanıt oluşmaz.

Cevap: A

Sitokinin

Sitokinin özellikle kök uçlarında sentezlenir ve ksilemle sürgüne taşınır; genç meyve, yaprak ve embriyonik dokularda da üretilebilir. Sitokinezi ve hücre bölünmesini uyarır, klorofil ve proteinlerin korunmasını destekleyerek yaprak yaşlanmasını geciktirir. Apikal baskınlığın zayıfladığı koşullarda yan tomurcuk gelişimini artırır.

Doku kültüründe oksin–sitokinin oranı farklılaşmanın yönünü belirler: oksinin görece fazla olması kök, sitokininin görece fazla olması sürgün oluşumunu destekler; birbirine yakın uygun düzeyler farklılaşmamış kallus dokusunun gelişmesine yol açabilir.

Örnek - 6
K, L ve M ortamlarında eş başlangıç kalluslarının farklı oksin-sitokinin oranlarını gösteren düzenek

Aynı kallustan alınan özdeş parçalar K, L ve M ortamlarına yerleştiriliyor. K’de oksin/sitokinin oranı yüksek, L’de yaklaşık dengeli, M’de düşüktür. Beklenen sonuç sırasıyla hangisidir?

A) Sürgün–kök–kallus
B) Kallus–sürgün–kök
C) Kök–kallus–sürgün
D) Kök–sürgün–kallus
E) Sürgün–kallus–kök
Oksinin sitokinine göre yüksekliği kök; dengeli oran kallus; sitokininin görece yüksekliği sürgün gelişimini destekler.

Cevap: C

Örnek - 7
Kesilmiş bir yaprak, su ve mineralce yeterli ortamda iki gruba ayrılıyor. Bir gruba sitokinin uygulanırken diğerine uygulanmıyor. Sitokininli grupta klorofil kaybının daha geç olması hangi sonucu destekler?

A) Sitokinin bütün solunumu durdurur.
B) Sitokinin yaprak yaşlanmasını geciktirebilir.
C) Sitokinin yalnız kökte etkilidir.
D) Klorofil sitokininin yapısına katılır.
E) Yaprakta protein sentezi gerçekleşmez.
Klorofil ve proteinlerin daha uzun süre korunması sitokininin senesensi geciktiren etkisiyle uyumludur; metabolizmanın durduğu anlamına gelmez.

Cevap: B

Absisik Asit

Absisik asit (ABA) büyümenin yavaşlatılması ve stres koşullarında yaşamın korunmasıyla ilişkilidir. Tohum ve tomurcuk dormansisini sürdürür; su azlığında bekçi hücrelerinde iyon kaybını ve su çıkışını tetikleyerek stomaların kapanmasına katkı verir. Böylece CO2 alımı ve fotosentez azalabilse de su kaybı sınırlandırılır. Bu etki “bitkiye zarar veren hormon” değil, olumsuz koşulda hayatta kalma yanıtıdır.

Örnek - 8
ABA reseptörü işlevsiz bir mutant ile normal bitki kuraklığa bırakılıyor. Mutantta beklenen değişim hangisidir?

A) Stomalar daha hızlı kapanır ve su kaybı azalır.
B) Giberellin sentezi zorunlu olarak durur.
C) Klorofil doğrudan ABA’ya dönüşür.
D) Kök gravitropizması bütünüyle yok olur.
E) Stoma kapanma yanıtı zayıflar ve su kaybı artabilir.
Reseptör işlevsizse ABA birikse bile bekçi hücrelerinde sinyal yeterince iletilemez. Stomalar açık kalmaya eğilim gösterir ve terleme kaybı artabilir.

Cevap: E

Etilen

Etilen gaz hâlindeki bitkisel hormondur; olgunlaşan meyvelerde, yaşlanan dokularda ve mekanik baskı, enfeksiyon, su stresi gibi koşullarda üretimi artabilir. Nişastanın şekere dönüşmesi, hücre çeperinin yumuşaması, renk ve aroma değişimleriyle meyve olgunlaşmasını hızlandırır. Yaprak ve meyve dökülmesi ile senesensi destekleyebilir.

Genç fidelerde etilen; gövde uzamasının azalması, gövdenin kalınlaşması ve yatay büyüme eğilimiyle tanınan üçlü yanıtı oluşturabilir. Kapalı ortamda bir olgun meyvenin çevresindeki meyveleri hızla olgunlaştırması, etilenin gaz hâlinde yayılmasına dayanır.

Örnek - 9
Ham meyveler dört kaba konuyor: K açık kap, L kapalı kap, M kapalı kap + etilen tutucu, N kapalı kap + olgun meyve. En hızlı olgunlaşma ve en yavaş olgunlaşma sırasıyla hangi kaplarda beklenir?

A) K ve N
B) L ve K
C) M ve N
D) N ve M
E) N ve L
Olgun meyvenin saldığı etilen kapalı N kabında birikir ve olgunlaşmayı hızlandırır. Etilen tutucu bulunan M’de gaz uzaklaştırıldığı için süreç en yavaştır.

Cevap: D

Hormonların Birlikte Çalışması

ABA–Giberellin Karşıtlığı

Olgunlaşan tohumda ABA’nın baskınlığı dormansiyi destekler. Uygun su, sıcaklık ve oksijen koşullarında ABA etkisinin azalması ve embriyoda giberellin etkisinin artması; depo besinleri parçalayan enzimlerin sentezini, besinlerin embriyoya aktarılmasını ve büyümenin başlamasını kolaylaştırır. Bu düzen, iki hormonun “iyi–kötü” ayrımından çok çevre koşullarına uygun zamanlama sağlamasıdır.

Örnek - 10
Uygun çimlenme koşullarındaki özdeş tohumlara K’de ABA, L’de giberellin, M’de her ikisinin etkisini engelleyen maddeler uygulanıyor. Başlangıçtaki en uygun beklenti hangisidir?

A) K’de dormansi eğilimi artar, L’de depo besinlerinin kullanılmasına yönelik enzimler uyarılabilir.
B) K ve L’de kesinlikle aynı yanıt oluşur.
C) Giberellin dormansiyi güçlendirir.
D) ABA yalnız meyve olgunlaşmasını etkiler.
E) M’de bütün metabolizma zorunlu olarak hızlanır.
ABA dormansiyi sürdürürken giberellin dormansinin kırılması ve depo besinlerin mobilizasyonunu destekler. M’nin sonucu diğer düzenleyicilere bağlıdır; doğrudan hızlanma çıkarılamaz.

Cevap: A

Oksin–Sitokinin ve Oksin–Etilen Dengesi

Oksin ile sitokinin birlikte hücre bölünmesi ve organ farklılaşmasını düzenler; önemli olan mutlak miktardan çok oran ve hedef dokunun gelişim durumudur. Oksin apikal baskınlığı güçlendirirken sitokinin yan tomurcuk büyümesini destekleyebilir. Yaşlanan yaprakta oksin azalması ile etilen etkisinin artması, ayrılma tabakasının gelişmesini ve dökülmeyi kolaylaştırır.

Örnek - 11
Bir bitkide uç tomurcuk kesildikten sonra yan tomurcuklara sitokinin uygulanıyor. Kontrole göre güçlü yan dallanma görülmesi hangi iki değişimin birlikte etkisiyle en iyi açıklanır?

A) ABA artışı ve etilen azalması
B) Giberellin azalması ve ABA artışı
C) Apikal oksin baskısının azalması ve sitokinin etkisinin artması
D) Etilenin bütünüyle yok olması ve kökün ölmesi
E) Fotoperiyodun ortadan kalkması
Uç tomurcuğun alınması sürgün kökenli oksin baskısını azaltır; dış sitokinin de yan tomurcuk bölünme ve gelişmesini destekler.

Cevap: C

Örnek - 12
Yaşlanan bir yaprakta oksin düzeyi yapay olarak yüksek tutulurken etilen etkisi engelleniyor. Kontrole göre en olası sonuç hangisidir?

A) Ayrılma tabakası daha erken oluşur.
B) Yaprak dökülmesi gecikebilir.
C) Giberellin zorunlu olarak sıfırlanır.
D) Stoma yalnız gece açılır.
E) Kökün pozitif gravitropizması tersine döner.
Oksinin azalması ve etilenin artması dökülmeyi destekleyen dengedir. Oksinin yüksek tutulması ve etilen sinyalinin engellenmesi ayrılma tabakasını geciktirebilir.

Cevap: B

Dikkat
Oksin, giberellin ve sitokinin her koşulda büyümeyi artıran; ABA ve etilen her koşulda büyümeyi azaltan maddeler değildir. Yanıt hormonun derişimine, dokuya, gelişim evresine ve diğer hormonlarla oranına bağlıdır.

Bitkilerde Tropizma Hareketleri

Tropizmanın Temel Mantığı

Tropizma, büyüyen bir bitki organının uyaranın geliş yönüne göre yaptığı yönelim hareketidir. Organ uyarana doğru büyüyorsa pozitif, uyarandan uzaklaşıyorsa negatif tropizma görülür. “Pozitif” yararlı, “negatif” zararlı anlamına gelmez; yalnız büyümenin uyaran yönüyle ilişkisini belirtir. Yönelim çoğunlukla iki taraf arasında farklı uzama oluşmasına dayanır ve bu nedenle büyüme tamamlandıktan sonra kolayca geri çevrilemeyebilir.

Örnek - 13
Bir bitkinin kökü su kaynağına doğru, yüksek tuzlu bölgeden uzağa büyüyor. Bu iki yanıt sırasıyla nasıl adlandırılır?

A) Negatif hidrotropizma–pozitif kemotropizma
B) Pozitif fotonasti–negatif termonasti
C) Pozitif gravitropizma–negatif fototropizma
D) Pozitif hidrotropizma–negatif kemotropizma
E) Sismonasti–tigmotropizma
Kök su uyaranına doğru büyüdüğünden pozitif hidrotropizma; yüksek tuz derişiminden uzaklaştığından negatif kemotropizma gösterir.

Cevap: D

Koleoptil Deneyleri ve Işığın Algılanması

Tek çenekli bir fidenin genç sürgününü saran kılıfa koleoptil denir. Tek yönlü ışık deneylerinde ışık koleoptil ucunda algılanır; uçtan alt uzama bölgesine taşınabilen kimyasal sinyal iletilir. Uç kesildiğinde ya da ışık geçirmeyen bir başlıkla kapatıldığında yönelim görülmez. Ucun saydam başlıkla kapatılması veya yalnız alt bölümün ışık geçirmeyen kılıfla sarılması ise yönelimi engellemez.

Uç ile alt kısım arasına kimyasalların geçişine izin veren jelatin konulduğunda eğilme sürer; geçirimsiz mika sinyal yolunu bütünüyle kestiğinde eğilme durur. Mika yalnız bir yana konulursa sonuç, sinyalin hangi taraftan geçebildiğine bağlıdır. Bu deneyler ışığın algılandığı yer ile uzamanın gerçekleştiği yerin aynı olmadığını gösterir.

Koleoptil ucunda ışığın algılanmasını ve oksin sinyalinin iletimini gösteren 1-6 deney düzenekleri
Koleoptil deneyleri, ışığın uçta algılandığını; kıvrılmayı sağlayan uzamanın ise daha aşağıdaki bölgede gerçekleştiğini gösterir.
Örnek - 14
K, L, M, N ve P koleoptil başlangıç düzenekleri

Tek yönlü ışık alan koleoptillerde K’nin ucu açık, L’nin ucu opak başlıklı, M’nin ucu saydam başlıklı, N’nin uç–alt bölgesi arasına geçirgen jelatin yerleştirilmiş, P’ninkine ise kesintisiz geçirimsiz mika konulmuştur. Hangilerinde ışığa yönelim beklenir?

A) Yalnız K
B) K ve L
C) L, M ve P
D) K, N ve P
E) K, M ve N
K’de algılama ve iletim açıktır. Saydam başlık ışığı engellemez; jelatin de kimyasal sinyalin geçişine izin verir. Opak başlık algılamayı, kesintisiz mika iletimi engeller.

Cevap: E

Fototropizma ve Asimetrik Uzama

Tek yönlü ışıkta oksin sürgünün gölgede kalan tarafında daha fazla etkinlik gösterir. Sürgün dokusunda bu taraftaki hücreler daha çok uzadığı için gövde ışığa doğru kıvrılır; bu pozitif fototropizmadır. Kökler oksine daha duyarlıdır ve ışık–yer çekimi–su gibi uyaranlar birlikte bulunduğunda net yönelim bu sinyallerin bileşkesine bağlıdır.

Gölgeli tarafta oksin birikimi ve asimetrik hücre uzamasıyla ışığa yönelim
1 numaralı başlangıçta gölgeli tarafta oksin etkinliği artar; 2 numaralı durumda dış taraftaki fazla uzama sürgünü ışığa çevirir.
Örnek - 15
Tek yönlü ışık alan bir sürgünün gölgeli tarafındaki hücre uzaması deneysel olarak engelleniyor; ışıklı taraf normal kalıyor. En olası sonuç hangisidir?

A) Işığa doğru kıvrılma azalır veya ortadan kalkar.
B) Sürgün mutlaka ışığın tersine güçlü kıvrılır.
C) Işık artık uçta algılanmaz.
D) Kökün bütün hormonları yok olur.
E) Nasti hareketi zorunlu olarak başlar.
Işığa doğru kıvrılmayı oluşturan temel fark, gölgeli tarafın daha fazla uzamasıdır. Bu uzama engellenirse asimetrik büyüme ve dolayısıyla pozitif fototropizma zayıflar.

Cevap: A

Gravitropizma ve Klinostat

Gravitropizma, yer çekimi yönüne bağlı büyüme yanıtıdır. Normal koşullarda kök yer çekimi yönünde pozitif, sürgün yer çekiminin tersine negatif gravitropizma gösterir. Yatay konuma getirilen organda yer çekimi algısı oksinin iki yana eşit dağılmamasına yol açar. Sürgünün alt tarafında oksin uzamayı artırdığı için sürgün yukarı; kökün alt tarafında yüksek oksin uzamayı baskıladığı için kök aşağı kıvrılır.

Klinostat, bitkiyi yavaş ve sürekli döndürerek yer çekiminin tek bir yöne uzun süre etki etmesini engeller. Yer çekimi ortadan kalkmaz; uyaranın yönü organa göre sürekli değiştiği için kalıcı asimetrik dağılım ve net yönelim oluşmaz.

Örnek - 16
Sabit ve dönen klinostattaki fidelerin gravitropizma deneyi

Karanlıkta tutulan özdeş iki fide yatay yerleştiriliyor. K sabit, L ise yatay eksende yavaş ve sürekli dönen klinostata bağlanıyor. Bir süre sonra hangisi beklenir?

A) K ve L’de kök ile sürgün aynı yöne kıvrılır.
B) Yalnız L’de güçlü gravitropik kıvrılma oluşur.
C) K’de kök aşağı, sürgün yukarı kıvrılır; L’de net gravitropik yönelim zayıflar.
D) Klinostat yer çekimini fiziksel olarak yok eder.
E) Karanlıkta gravitropizma gerçekleşemez.
Sabit K’de kök pozitif, sürgün negatif gravitropizma gösterir. L’de sürekli dönüş, yer çekiminin organa göre tek tarafta kalmasını engellediği için net asimetri zayıflar; yer çekimi yok olmaz.

Cevap: C

Hidro, Kemo, Tigmo ve Travmatropizma

Kökün suya doğru büyümesi hidrotropizma; uygun kimyasala yönelmesi ya da zararlı yüksek derişimden uzaklaşması kemotropizmadır. Polen tüpünün yumurtalığa doğru kimyasal sinyallerle büyümesi de pozitif kemotropizma örneğidir. Sarılıcı bitkinin sülüğünün desteğe temas eden ve etmeyen taraflarında farklı büyüme oluşması tigmotropizma ya da haptotropizma olarak adlandırılır. Yaralanan organda büyümenin yara yönünden uzaklaşması travmatropizmadır.

Hidro, kemo, tigmo ve travmatropizma örnekleri
Paneller sırasıyla suya yönelimi, mineral uyaranına yönelimi, desteğe sarılmayı ve yara bölgesinden uzaklaşmayı gösterir.
Örnek - 17
Dört bitkisel yönelim düzeneğinde uyaran ve büyüme yönleri

Dört düzende sırasıyla (I) kök nemli bölgeye, (II) polen tüpü yumurtalığa, (III) sülük desteğe, (IV) kök yara bölgesinin tersine büyüyor. Doğru eşleştirme hangisidir?

A) Foto–gravito–nasti–termonasti
B) Hidro–kemo–tigmo–travmatropizma
C) Kemo–hidro–travma–tigmotropizma
D) Hidro–foto–sismo–kemotropizma
E) Gravito–kemo–termo–fotonasti
Suya yönelim hidro; kimyasal sinyale yönelim kemo; dokunulan desteğe sarılma tigmo; yaradan uzaklaşma travmatropizmadır.

Cevap: B

Nasti Hareketleri

Tropizma–Nasti Ayrımı

Nasti, yanıtın yönünün uyaranın geldiği yöne bağlı olmadığı harekettir. Çoğu nasti hareketi özel hücre ya da organlarda iyon ve su hareketinin değiştirdiği turgor basıncıyla oluşur; büyümeye dayanmak zorunda değildir ve geri dönüşlü olabilir. Uyaran ışık ise fotonasti, sıcaklık ise termonasti, dokunma ya da sarsıntı ise sismonasti, kimyasal madde ise kemonasti adını alır.

Örnek - 18
Bir küstüm otu yaprağı sağdan, soldan ve üstten dokunulduğunda her defasında aynı kapanma biçimini gösteriyor. Bu gözlem en doğrudan hangisini destekler?

A) Hareket asimetrik büyümeye dayanır.
B) Uyaranın yönü pozitif–negatif sınıflandırmasını belirler.
C) Olay yalnız koleoptil ucunda algılanır.
D) Yanıt yönü uyaranın geliş yönünden bağımsızdır ve nasti özelliği gösterir.
E) Yer çekimi ortadan kalkmıştır.
Farklı yönlerden gelen dokunmaya aynı yönlü kapanma yanıtı verilmesi, hareket yönünün uyaran yönüne bağlı olmadığını gösterir. Bu sismonasti için ayırt edicidir.

Cevap: D

Turgor Değişimi ve Nasti Türleri

Küstüm otunda dokunma sonrası yaprakçık tabanındaki motor hücrelerden iyon çıkışı, suyun osmozla hücreleri terk etmesine ve turgorun hızla azalmasına yol açar; yaprakçıklar kapanır. İyon dengesi yeniden kurulduğunda su geri alınır ve yaprak açılır. Akşamsefası çiçeğinin aydınlık–karanlık döngüsüne göre açılıp kapanması fotonasti; lale çiçeğinin sıcaklığa bağlı açılması termonasti örneğidir.

Küstüm otunun bileşik yaprağında dokunma sonrası yaprakçıkların kapanması ve turgor kazanımıyla yeniden açılma aşamaları
1: başlangıçta açık bileşik yaprak; 2: dokunma sonrası motor hücrelerde turgor kaybı ve yaprakçıkların kapanması; 3: iyon ve su dengesi yeniden kurulunca turgor kazanımı ve yaprakçıkların yeniden açılması.
Örnek - 19
K, L ve M yapraklarında açık kapalı durum ile turgor düzeyleri

Küstüm otunda dokunmadan hemen sonra motor hücrelerde K+ miktarı ve turgor azalıyor, birkaç dakika sonra ikisi de eski düzeye yaklaşıyor. Hangisi bu verilerle en uyumludur?

A) Kapanma hızlı ve geri dönüşlü bir turgor hareketidir.
B) Kapanma yalnız yeni hücre üretimiyle olur.
C) Hareket uyaranın geldiği yöne doğru büyümedir.
D) Hücre çeperi kalıcı olarak parçalanır.
E) Olay pozitif tigmotropizmadır.
Dakikalar içinde iyon, su ve turgorun azalması; ardından eski düzeye dönmesi, kalıcı büyüme değil geri dönüşlü turgor mekanizmasını gösterir.

Cevap: A

Dikkat
Sarmaşığın desteğe doğru büyüyüp sarılması tigmotropizma, küstüm otunun dokununca hızla kapanması sismonastidir. İkisinde de dokunma bulunması, mekanizma ve yön bağımlılığının aynı olduğu anlamına gelmez.

Fotoperiyodizm ve Kritik Gece

Fotoperiyot ve Algılama Yeri

Fotoperiyot, bir günlük döngüdeki aydınlık ve karanlık sürelerinin düzenidir. Fotoperiyodizm ise bitkinin bu düzene bağlı olarak çiçeklenme, dormansi ve bazı gelişim olaylarında yanıt oluşturmasıdır. Çiçek tomurcuğu yanıtı gerçekleştirse de ışık–karanlık süresi çoğunlukla yaprakta algılanır; uygun sinyal sürgün ucuna taşınır.

Örnek - 20
Bir bitkinin bütün yaprakları uygun olmayan fotoperiyotta tutulurken yalnız sürgün ucu uygun fotoperiyotta aydınlatılıyor ve çiçeklenme gerçekleşmiyor. En uygun yorum hangisidir?

A) Çiçeklenme ışıkla ilişkili değildir.
B) Sürgün ucu çiçek oluşturamaz.
C) Fotoperiyot yalnız kökte algılanır.
D) Bitki nötr gün bitkisidir.
E) Fotoperiyodik sinyalin algılanmasında yapraklar temel rol oynayabilir.
Sürgün ucunun uygun ışık düzeninde olması tek başına yetmemiştir; yaprakların uygun fotoperiyodu algılayıp çiçeklenme sinyali oluşturması gerektiği desteklenir.

Cevap: E

Uzun Gün, Kısa Gün ve Nötr Gün Bitkileri

Uzun gün bitkisi, kesintisiz karanlık süresi kritik gece uzunluğundan kısa olduğunda; kısa gün bitkisi, kesintisiz karanlık kritik değerden uzun olduğunda çiçeklenir. Bu adlar mutlak olarak “gündüz 12 saatten uzun/kısa” demek değildir; türün kritik eşiğine göre tanımlanır. Nötr gün bitkisi ise çiçeklenme bakımından fotoperiyot süresine belirgin bağımlılık göstermez; uygun gelişim ve çevre koşulları yine gereklidir.

Örnek - 21
Farklı gece süreleri ve gece kesintilerinde çiçeklenme düzenekleri

Kritik gece süresi 10 saat olan uzun gün bitkisi ile 10 saat olan kısa gün bitkisi, 14 saat ışık + 10 saat kesintisiz karanlıkta tutuluyor. Eşik değerde çiçeklenme olmadığı kabul edilirse hangisi doğrudur?

A) İkisi de kesin çiçeklenir.
B) Yalnız uzun gün bitkisi çiçeklenir.
C) İkisi de kritik koşulda olduğundan verilen kurala göre çiçeklenmez.
D) Yalnız kısa gün bitkisi çiçeklenir.
E) Nötr gün bitkisine dönüşürler.
Uzun gün bitkisi için gece kritik değerden kısa, kısa gün bitkisi için uzun olmalıdır. Gece tam eşik değerde ve eşikte çiçeklenmeme koşulu verildiğinden ikisi de çiçeklenmez.

Cevap: C

Örnek - 22
Aynı tür bitkiler 8 saat ışık + 16 saat karanlıkta çiçekleniyor; 16 saat ışık + 8 saat karanlıkta çiçeklenmiyor. Bu tür için en uygun sınıflandırma hangisidir?

A) Uzun gün bitkisi
B) Kısa gün bitkisi
C) Nötr gün bitkisi
D) Fototropik olmayan bitki
E) Yalnız termonasti yapan bitki
Uzun ve kesintisiz gece çiçeklenmeyi sağlamış, kısa gece sağlamamıştır. Bu yanıt kısa gün/uzun gece bitkisi özelliğidir.

Cevap: B

Gece Kesintisi Deneyleri

Fotoperiyodik yanıtta belirleyici olan çoğu kez toplam ışık değil, kesintisiz karanlığın uzunluğudur. Uzun bir gecenin ortasında kısa süreli ışık verilmesi geceyi iki kısa parçaya ayırır. Bu uygulama kısa gün bitkisinin çiçeklenmesini engelleyebilir, uzun gün bitkisinin çiçeklenmesini ise destekleyebilir. Buna karşılık uzun gündüzün ortasındaki kısa karanlık kesinti, kesintisiz geceyi uzatmadığından aynı etkiyi oluşturmaz.

Kısa gün ve uzun gün bitkilerinde ışık, karanlık ve gece kesintisinin çiçeklenmeye etkisini gösteren deney şeması
Çiçeklenme yanıtını çoğu durumda gündüz uzunluğundan çok kesintisiz karanlık süresinin kritik eşiğe göre konumu belirler.
Örnek - 23
Kritik gece süresi 9 saat olan bir kısa gün bitkisine aşağıdaki uygulamalar yapılıyor: K: 15 saat kesintisiz karanlık; L: 15 saat karanlığın ortasında 5 dakikalık ışık; M: 8 saat kesintisiz karanlık. Diğer koşullar eşitse çiçeklenme olasılığı en yüksek düzen hangisidir?

A) Yalnız L
B) L ve M
C) Yalnız M
D) Yalnız K
E) K ve L
K’de kesintisiz gece kritik değerden uzundur. L’deki ışık geceyi iki kısa parçaya böler; M’deki gece zaten kritik değerden kısadır. Bu nedenle en yüksek olasılık K’dedir.

Cevap: D

Örnek - 24
Bir uzun gün bitkisinde 16 saatlik gecenin ortasındaki kısa ışık çiçeklenmeyi sağlıyor; aynı toplam ışık süresi gecenin başına eklenip 16 saatlik kesintisiz karanlık korunduğunda çiçeklenme olmuyor. Bu sonuç hangisini gösterir?

A) Çiçeklenme yalnız toplam ışık miktarına değil, karanlık dönemin kesintisizliğine bağlıdır.
B) Bitki kısa gün bitkisidir.
C) Kısa ışık her koşulda ABA’yı yok eder.
D) Yapraklar fotoperiyodu algılayamaz.
E) Gece süresi çiçeklenmede etkisizdir.
Toplam ışık aynı olmasına karşın yalnız gecenin ortasındaki kesinti sonucu değiştirmiştir. Belirleyici değişken kesintisiz karanlık süresidir.

Cevap: A

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz