ATATÜRK İNKILAPLARI

0
27
Atatürk İnkılapları KPSS Tarih konu anlatımı kapak görseli

Atatürk inkılapları, Millî Mücadele ile kazanılan bağımsızlığın çağdaş, millî egemenliğe dayalı ve kurumsallaşmış bir devlet düzeniyle tamamlanmasını amaçlayan köklü değişikliklerdir. Siyasi yapıdan hukuka, eğitimden toplumsal hayata ve ekonomiye uzanan bu düzenlemeler birbirinden kopuk adımlar değil; yeni Türkiye Cumhuriyeti’nin ihtiyaçlarına cevap veren bütünlüklü bir dönüşüm programıdır.

İnkılapların siyasi zeminini oluşturan Cumhuriyet’in ilanı, halifeliğin kaldırılması ve çok partili hayata geçiş denemeleri için önce Cumhuriyet’in İlanı ve Siyasi Gelişmeler yazısını inceleyebilirsiniz.

Atatürk İnkılaplarının Amacı ve Kapsamı

İnkılap, yalnızca mevcut kurumlarda küçük düzeltmeler yapmak anlamına gelmez. Toplumun ihtiyaçlarını karşılayamayan kurumların yerine çağın gereklerine uygun yeni kurumların kurulmasını ifade eder. Türk inkılabının temel hedefleri arasında millî egemenliği güçlendirmek, hukuk ve eğitim birliğini sağlamak, toplum hayatını çağdaşlaştırmak, ekonomik bağımsızlığı desteklemek ve devlet hizmetlerini ülke geneline yaymak bulunur.

Bu dönüşümün alanları kesin duvarlarla birbirinden ayrılmaz. Örneğin Tevhid-i Tedrisat Kanunu eğitim alanında bir düzenleme olmakla birlikte laikleşme ve hukuk birliğiyle de ilişkilidir. Türk Medeni Kanunu hukuk alanında kabul edilmiş, fakat aile ve toplum hayatında önemli sonuçlar doğurmuştur. Bu nedenle KPSS sorularında bir düzenlemenin öncelikle hangi alana ait olduğu kadar hangi ihtiyaca cevap verdiği de önemlidir.

Atatürk inkılaplarını siyasi, hukuk, eğitim ve kültür, toplumsal, ekonomi ve sağlık alanlarında sınıflandıran diyagram

Örnek - 1

Aşağıdaki inkılaplardan hangisi öncelikle hukuk alanında yapılan düzenlemeler arasında yer alır?

A) Kabotaj Kanunu’nun kabul edilmesi
B) Türk Medeni Kanunu’nun kabul edilmesi
C) Millet Mekteplerinin açılması
D) Soyadı Kanunu’nun çıkarılması
E) Aşar vergisinin kaldırılması

Türk Medeni Kanunu, özel hukuk ve aile hukukunu çağdaş ve laik esaslara göre düzenlediği için öncelikle hukuk alanındaki inkılaplar arasında değerlendirilir. Diğer seçenekler sırasıyla ekonomi, eğitim-kültür, toplumsal ve ekonomi alanlarıyla ilişkilidir.

Cevap: B

Siyasi Alandaki İnkılaplar

Siyasi alandaki inkılaplar, egemenliğin hanedandan millete geçmesini ve yeni devletin cumhuriyet esaslarına göre teşkilatlanmasını sağladı. Bu adımların bir kısmı Cumhuriyet’in ilanından önce başlamış, bir kısmı ise yeni yönetim biçimini tamamlayan düzenlemeler olarak kabul edilmiştir.

Tarih Düzenleme Temel sonucu
1 Kasım 1922 Saltanatın kaldırılması Monarşik yönetim ve Osmanlı saltanatı sona erdi.
29 Ekim 1923 Cumhuriyet’in ilanı Devletin yönetim biçimi kesinleşti; kabine sistemine geçildi.
3 Mart 1924 Halifeliğin kaldırılması Devlet yönetiminde iki başlılık ihtimali ortadan kaldırıldı.

Şer’iye ve Evkaf Vekâleti ile Erkan-ı Harbiye-i Umumiye Vekâletinin kaldırılması da 3 Mart 1924 düzenlemelerindendir. Din hizmetleri ile askerî komuta, siyasi karar alma mekanizmasından ayrılarak yeni kurumlar eliyle yürütülmeye başladı. Böylece Cumhuriyet’in merkezi devlet yapısı güçlendirildi.

Örnek - 2

Aşağıdakilerden hangisi siyasi alandaki inkılapların ortak amaçlarından biridir?

A) Devlet yönetiminde millî egemenliği yerleştirmek
B) Özel hukukta kadın ve erkek arasındaki eşitliği düzenlemek
C) Yeni Türk harflerini halka öğretmek
D) Tarımsal üretimi artırmak
E) Ölçü birimlerini uluslararası sisteme uyarlamak

Saltanatın kaldırılması, Cumhuriyet’in ilanı ve halifeliğin kaldırılması egemenliğin millete ait olduğu anlayışını güçlendirmiştir. Diğer seçenekler hukuk, eğitim, ekonomi ve toplumsal alanlardaki düzenlemelerdir.

Cevap: A

Hukuk Alanındaki İnkılaplar

Osmanlı Devleti’nin son döneminde şer’i hukuk, örfî hukuk, cemaat hukukları ve yabancılara tanınan ayrıcalıklar nedeniyle farklı hukuk düzenleri yan yana bulunuyordu. Cumhuriyet yönetimi, vatandaşların aynı hukuk kurallarına tabi olduğu laik ve millî bir hukuk sistemi kurmayı hedefledi. Bu amaçla eski mevzuatın yerine çağdaş kanunlar kabul edildi, mahkemelerin ve hukuk eğitiminin yeni sisteme uyumu sağlandı.

Ankara Hukuk Mektebi ve Hukuk Birliği

Yeni kanunları hazırlayacak ve uygulayacak hukukçulara duyulan ihtiyaç nedeniyle Ankara Hukuk Mektebi 1925’te açıldı. Bu kurum, Cumhuriyet döneminin ilk yükseköğretim kuruluşlarından biri olarak yeni hukuk düzeninin insan kaynağını yetiştirmeyi amaçladı. Hukuk birliği yalnızca yeni kanunların çıkarılmasıyla değil, bu kanunları yorumlayacak hâkim, savcı ve hukukçuların yetiştirilmesiyle mümkün olabilirdi.

Türk Medeni Kanunu (17 Şubat 1926)

İsviçre Medeni Kanunu örnek alınarak hazırlanan Türk Medeni Kanunu 17 Şubat 1926’da kabul edildi ve 4 Ekim 1926’da yürürlüğe girdi. Kanunla Mecelle yürürlükten kaldırıldı; evlenme, boşanma, miras, velayet ve mülkiyet gibi özel hukuk ilişkileri laik esaslara göre yeniden düzenlendi.

  • Resmî nikâh zorunluluğu getirildi.
  • Tek eşli evlilik esası benimsendi.
  • Kadınlara boşanma davası açma ve istediği mesleği seçme hakkı tanındı.
  • Miras ve aile hukukunda kadın-erkek eşitliğini güçlendiren hükümler kabul edildi.
  • Farklı cemaatlere göre değişen özel hukuk uygulamalarının yerine hukuk birliği geliştirildi.
Dikkat

Türk Medeni Kanunu kadınlara siyasi hak vermemiştir. Kadınların belediye seçimlerine katılma hakkı 1930’da, muhtarlık seçimlerine katılma hakkı 1933’te, milletvekili seçme ve seçilme hakkı ise 1934’te tanınmıştır. Medeni Kanun daha çok aile, miras, evlenme, boşanma ve mülkiyet gibi özel hukuk alanlarını düzenlemiştir.

Örnek - 3

Türk Medeni Kanunu ile aşağıdakilerden hangisinin sağlandığı söylenemez?

A) Resmî nikâh zorunluluğunun getirilmesi
B) Tek eşli evlilik esasının benimsenmesi
C) Kadınlara boşanma hakkının tanınması
D) Kadınlara milletvekili seçme ve seçilme hakkının verilmesi
E) Aile hukukunun laik esaslara göre düzenlenmesi

Kadınlara milletvekili seçme ve seçilme hakkı 1934’te yapılan siyasi düzenlemeyle verilmiştir. Bu hak Türk Medeni Kanunu’nun sonucu değildir.

Cevap: D

Diğer Temel Kanunlar

Cumhuriyet yönetimi yalnızca medeni hukuku değil, ticaret, ceza ve borçlar hukukunu da yeniledi. Avrupa’daki farklı hukuk sistemlerinden yararlanılırken Türkiye’nin ihtiyaçlarına uygun düzenlemeler yapıldı.

Kanun alanı Başlıca örnek alınan ülke Düzenlediği ilişkiler
Medeni Kanun ve Borçlar Kanunu İsviçre Kişiler, aile, miras, mülkiyet ve borç ilişkileri
Ticaret Kanunu Almanya Ticari işletmeler ve ticaret ilişkileri
Ceza Kanunu İtalya Suçlar ve cezalar

Bu kanunların kabulüyle kapitülasyonlar döneminden kalan ayrı hukuk uygulamalarının yeniden ortaya çıkması önlendi, vatandaşlık temelinde ortak hukuk düzeni güçlendirildi. Kanunların farklı ülkelerden örnek alınması bir ülkenin hukuk sisteminin bütünüyle kopyalandığı anlamına gelmez; her alan için dönemin ihtiyaçlarına uygun görülen düzenlemelerden yararlanılmıştır.

Örnek - 4

Aşağıdaki kanun ve örnek alınan ülke eşleştirmelerinden hangisi yanlıştır?

A) Medeni Kanun — İsviçre
B) Borçlar Kanunu — İsviçre
C) Ceza Kanunu — İtalya
D) Ticaret Kanunu — Almanya
E) Medeni Kanun — Fransa

Türk Medeni Kanunu hazırlanırken İsviçre Medeni Kanunu örnek alınmıştır. Bu nedenle “Medeni Kanun — Fransa” eşleştirmesi yanlıştır.

Cevap: E

Eğitim ve Kültür Alanındaki İnkılaplar

Eğitim ve kültür alanındaki düzenlemeler, yeni devletin ihtiyaç duyduğu bilimsel düşünceye sahip kuşakları yetiştirmeyi, eğitimdeki çok başlılığı sona erdirmeyi ve millî kültür çalışmalarını kurumsallaştırmayı hedefledi. Bu alandaki inkılaplar okullaşma, alfabe, tarih, dil, üniversite ve güzel sanatlar gibi birbirini tamamlayan başlıklarda ilerledi.

Tevhid-i Tedrisat Kanunu (3 Mart 1924)

Tevhid-i Tedrisat Kanunu ile ülkedeki eğitim kurumları Maarif Vekâletine, yani Millî Eğitim Bakanlığına bağlandı. Böylece farklı kurum ve programlara göre yürütülen eğitim yerine devlet denetiminde ortak bir eğitim sistemi kurulması amaçlandı. Medreseler 11 Mart 1924’te kapatıldı; din görevlisi yetiştirmek üzere imam hatip okulları ve yüksek din eğitimi için İlahiyat Fakültesi açılması kararlaştırıldı.

Maarif Teşkilatı Hakkında Kanun’un 1926’da kabulüyle eğitim teşkilatının yapısı ve okul programları yeniden düzenlendi. İlköğretimin parasız ve zorunlu olması yönündeki uygulamalar güçlendirildi; yabancı ve azınlık okulları devlet denetimine alındı. Eğitimde birlik, yalnız okulların bir bakanlığa bağlanması değil, ortak vatandaşlık ve millî eğitim hedeflerinin yerleşmesi anlamına geliyordu.

Örnek - 5

Tevhid-i Tedrisat Kanunu’nun aşağıdakilerden hangisini doğrudan amaçladığı söylenebilir?

A) Eğitim kurumlarını tek bir bakanlığa bağlamak
B) Ticari işletmeleri devletleştirmek
C) Soyadı kullanma zorunluluğu getirmek
D) Deniz taşımacılığını Türk vatandaşlarına bırakmak
E) Kadınlara milletvekili seçme hakkı vermek

Tevhid-i Tedrisat Kanunu eğitim kurumlarını Maarif Vekâletine bağlayarak eğitimde birliği ve devlet denetimini sağlamayı amaçlamıştır.

Cevap: A

Yeni Türk Harfleri ve Millet Mektepleri (1928)

Yeni Türk harflerinin kabulüne ilişkin kanun 1 Kasım 1928’de çıkarıldı. Latin temelli Türk alfabesiyle okuma ve yazmanın kolaylaştırılması, yazı diliyle konuşma dili arasındaki uyumun artırılması ve eğitim faaliyetlerinin geniş kitlelere ulaştırılması hedeflendi. Yeni alfabeyi yalnız okul çağındaki çocuklara değil yetişkinlere de öğretmek için Millet Mektepleri açıldı.

Mustafa Kemal, yeni harflerin halka öğretilmesi çalışmalarına bizzat katıldı ve Millet Mekteplerinin Başöğretmeni kabul edildi. Alfabe değişikliği tek başına okuryazarlığı artıran bir işlem değildi; Millet Mektepleri, öğretmen yetiştirme ve yaygın eğitim faaliyetleri bu dönüşümün uygulama araçları oldu.

Örnek - 6

Millet Mekteplerinin açılmasının temel nedeni aşağıdakilerden hangisidir?

A) Yeni Türk harflerini yetişkin nüfusa öğretmek
B) Yalnızca üniversite öğrencilerine yabancı dil eğitimi vermek
C) Medeni Kanun’u uygulayacak hukukçular yetiştirmek
D) Sanayi kuruluşlarına teknik personel sağlamak
E) Çok partili hayatı başlatmak

Millet Mektepleri, 1928’de kabul edilen yeni Türk harflerini okul çağı dışındaki halka öğretmek ve okuma-yazma seferberliğini yaygınlaştırmak amacıyla açılmıştır.

Cevap: A

Tarih, Dil, Üniversite ve Halk Eğitimi

Türk Tarihi Tetkik Cemiyeti 15 Nisan 1931’de kuruldu; kurum daha sonra Türk Tarih Kurumu adını aldı. Amaç, Türk tarihini bilimsel yöntemlerle araştırmak, Türklerin dünya medeniyetine katkılarını incelemek ve millî tarih bilincini geliştirmekti. Türk Dili Tetkik Cemiyeti ise 12 Temmuz 1932’de kuruldu; Türkçenin söz varlığını araştırmak, dilin bilim ve kültür dili olarak gelişmesini desteklemek için çalışmalar yürüttü.

Halkevleri 1932’de açılarak halk eğitimi, kültür, sanat, spor, temsil ve yayın faaliyetleri düzenledi. 1933 Üniversite Reformu ile Darülfünun kaldırıldı ve İstanbul Üniversitesi kuruldu. Yükseköğretimin bilimsel yapısının yenilenmesi, öğretim kadrolarının geliştirilmesi ve araştırma faaliyetlerinin çağdaş standartlara ulaştırılması hedeflendi. Ankara Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi, konservatuvar çalışmaları, müzeler ve güzel sanatlar alanındaki kurumlaşma da kültür politikasının parçalarıydı.

Örnek - 7

Aşağıdaki kurum ve temel amaç eşleştirmelerinden hangisi yanlıştır?

A) Türk Tarih Kurumu — Türk tarihini bilimsel yöntemlerle araştırmak
B) Türk Dil Kurumu — Türkçenin gelişmesini desteklemek
C) Halkevleri — Halk eğitimi ve kültür faaliyetlerini yaygınlaştırmak
D) İstanbul Üniversitesi — 1933 Üniversite Reformu’nun yükseköğretimdeki kurumsal sonucu olmak
E) Millet Mektepleri — Medeni hukuk davalarını karara bağlamak

Millet Mektepleri mahkeme değildir; yeni Türk harflerini halka öğretmek ve okuma-yazmayı yaygınlaştırmak için açılmış eğitim kurumlarıdır.

Cevap: E

Toplumsal Alandaki İnkılaplar

Toplumsal alandaki inkılaplar, günlük hayatta kullanılan kıyafet, takvim, saat, ölçü, ad ve unvan gibi unsurları düzenledi. Bu değişikliklerle resmî işlemlerde karışıklığın önlenmesi, toplumda ayrıcalık bildiren unvanların kaldırılması ve uluslararası ilişkilerde ortak standartların kullanılması hedeflendi.

Düzenleme Tarih Başlıca amaç
Şapka Kanunu 25 Kasım 1925 Kılık ve kıyafette çağdaşlaşmayı desteklemek
Tekke, zaviye ve türbelerin kapatılması 30 Kasım 1925 Tarikat merkezlerinin kamusal ve siyasi etkisini sona erdirmek
Miladi takvimin kabulü 26 Aralık 1925 Takvim ve saat sistemini uluslararası uygulamalarla uyumlu hâle getirmek
Uluslararası rakamların kabulü 1928 Resmî ve ekonomik işlemlerde ortak gösterim kullanmak
Metre ve kilogram sistemine geçiş 1931 Ölçülerde birlik sağlamak
Soyadı Kanunu 21 Haziran 1934 Resmî işlemlerde ad karışıklığını önlemek
Lakabı ve unvanları kaldıran kanun 26 Kasım 1934 Toplumda ayrıcalık izlenimi oluşturan unvanları kaldırmak
Hafta tatilinin pazara alınması 1935 Ekonomik hayatı uluslararası çalışma düzeniyle uyumlu hâle getirmek

Soyadı Kanunu’ndan sonra TBMM, 24 Kasım 1934’te Mustafa Kemal’e “Atatürk” soyadını verdi. “Ağa, hacı, hoca, hafız, molla, efendi, bey, paşa” gibi lakap ve unvanların resmî kullanımını kaldıran düzenleme ise Soyadı Kanunu’ndan ayrı olarak 26 Kasım 1934’te kabul edildi. İki kanunun amaçları bağlantılı olsa da tarihleri ve kapsamları birbirine karıştırılmamalıdır.

Örnek - 8

Aşağıdakilerden hangisi Soyadı Kanunu’nun temel amaçlarından biridir?

A) Resmî işlemlerde kişilerin ayırt edilmesini kolaylaştırmak
B) Yeni Türk harflerini halka öğretmek
C) Eğitim kurumlarını tek bakanlığa bağlamak
D) Deniz ticaretini yabancı şirketlere bırakmak
E) Ceza hukukunu yeniden düzenlemek

Soyadı Kanunu, aynı adı taşıyan kişilerin resmî ve toplumsal işlemlerde karıştırılmasını önleyerek kayıt düzenini kolaylaştırmıştır.

Cevap: A

Ekonomi Alanındaki İnkılaplar

Siyasi bağımsızlığın ekonomik bağımsızlıkla desteklenmesi, Cumhuriyet yönetiminin temel hedeflerinden biriydi. Osmanlı’dan devralınan sermaye yetersizliği, sınırlı sanayi altyapısı, dışa bağımlılık, ulaşım eksikliği ve tarımda düşük verimlilik yeni ekonomi politikasının başlıca sorunlarını oluşturuyordu.

Millî Ekonominin Temelleri (1923-1929)

17 Şubat-4 Mart 1923 tarihleri arasında toplanan İzmir İktisat Kongresi’nde çiftçi, tüccar, sanayici ve işçi temsilcileri bir araya geldi. Kongrede ekonomik bağımsızlık, yerli üretimin geliştirilmesi, özel girişimin desteklenmesi ve millî bir bankacılık sisteminin kurulması üzerinde duruldu. Alınan kararlar Misak-ı İktisadi adıyla anıldı.

  • Aşar vergisi 1925’te kaldırılarak köylünün üzerindeki ağır vergi yükü hafifletildi.
  • Türkiye İş Bankası 1924’te kurularak özel girişime kredi desteği sağlandı.
  • Kabotaj Kanunu 19 Nisan 1926’da kabul edildi ve 1 Temmuz 1926’da yürürlüğe girdi; Türk limanları arasındaki taşıma ve liman hizmetleri Türk vatandaşlarına bırakıldı.
  • Teşvik-i Sanayi Kanunu 1927’de çıkarılarak özel sanayi kuruluşlarına vergi ve arazi kolaylıkları tanındı.
  • Demiryollarının bir bölümü satın alınarak millîleştirildi; yeni hatlarla iç pazarın ve ulaşımın geliştirilmesi amaçlandı.

Özel girişim esas alınmakla birlikte yeterli sermaye, teknik bilgi ve girişimci birikimi bulunmaması sanayileşmeyi yavaşlattı. 1929 Dünya Ekonomik Bunalımı da dış ticareti ve özel yatırımları olumsuz etkiledi. Bu koşullar, 1930’lu yıllarda devletin ekonomide daha etkin rol üstlenmesine zemin hazırladı.

Örnek - 9

Kabotaj Kanunu’nun kabul edilmesiyle aşağıdakilerden hangisi amaçlanmıştır?

A) Türk limanları arasındaki taşıma hakkını Türk vatandaşlarına vermek
B) Medreseleri Millî Eğitim Bakanlığına bağlamak
C) Kadınlara siyasi haklar tanımak
D) Aile hukukunu laik esaslara göre düzenlemek
E) Tekke ve zaviyeleri yeniden açmak

Kabotaj Kanunu, Türkiye kıyıları ve limanları arasındaki deniz taşımacılığı ile liman hizmetlerini Türk vatandaşlarına bırakarak ekonomik egemenliği güçlendirmiştir.

Cevap: A

Planlı ve Devletçi Sanayileşme (1930-1938)

1930’lu yıllarda özel girişim desteklenmeye devam ederken büyük sermaye ve teknik uzmanlık gerektiren temel sanayi yatırımlarını devlet üstlendi. Bu uygulama, özel mülkiyeti ortadan kaldıran bir sistem değil; özel sektörün yetersiz kaldığı alanlarda devletin yatırımcı ve düzenleyici olarak devreye girdiği karma ekonomi yaklaşımıydı.

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası 1930’da kuruldu ve 1931’de faaliyete geçti. Birinci Beş Yıllık Sanayi Planı 1934-1938 arasında uygulandı. Dokuma, maden, kâğıt, cam, kimya ve seramik gibi temel sanayi kollarına öncelik verildi. Sümerbank sanayi yatırımlarını ve fabrikaları desteklerken Etibank madencilik alanında görev yaptı; Maden Tetkik ve Arama Enstitüsü yer altı kaynaklarını araştırmak üzere kuruldu. Şeker, dokuma, kâğıt ve cam fabrikalarıyla üretim çeşitlendirildi.

Tarımda örnek çiftlikler, tohum ıslah istasyonları, tarım kredi kooperatifleri ve ziraat eğitimi çalışmaları yürütüldü. Ekonomi politikasının genel yönü; millî kaynakları değerlendirmek, ithalata bağımlılığı azaltmak, üretimi artırmak ve ekonomik kalkınmayı devletin planlama gücüyle hızlandırmaktı.

Örnek - 10

1930’lu yıllarda devletçi ekonomi uygulamalarının güçlenmesinde aşağıdakilerden hangisinin etkili olduğu söylenebilir?

A) Özel sermaye ve teknik birikimin temel sanayi yatırımları için yetersiz kalması
B) Saltanat yönetiminin yeniden kurulmak istenmesi
C) Tevhid-i Tedrisat Kanunu’nun yürürlükten kaldırılması
D) Medeni Kanun’un ekonomik yatırımları yasaklaması
E) Türkiye’nin deniz ticaretinden bütünüyle vazgeçmesi

Sermaye, girişimci ve teknik uzmanlık yetersizliği ile 1929 Dünya Ekonomik Bunalımı, büyük sanayi yatırımlarında devletin daha etkin rol üstlenmesine yol açmıştır.

Cevap: A

Sağlık ve Sosyal Hizmetlerde Kurumlaşma

Sağlık hizmetleri Cumhuriyet’in kuruluş yıllarında devletin temel görevlerinden biri olarak ele alındı. Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanlığının teşkilatı geliştirildi; sıtma, trahom, verem ve frengi gibi yaygın hastalıklarla mücadele programları yürütüldü. Numune hastaneleri, sanatoryumlar, dispanserler ve koruyucu sağlık kurumları açıldı.

1928’de kurulan Hıfzıssıhha Enstitüsü aşı ve serum üretimi ile laboratuvar çalışmalarında görev aldı. 1930 tarihli Umumi Hıfzıssıhha Kanunu, bulaşıcı hastalıklarla mücadele ve toplum sağlığının korunması için kapsamlı bir hukuki çerçeve oluşturdu. Hilal-i Ahmer Cemiyeti 1935’te Kızılay adını aldı. Bu çalışmalar, tedavi hizmetlerinin yanında koruyucu hekimliğe ve merkezi sağlık teşkilatına verilen önemi gösterir.

Dikkat

Köy Enstitüleri 1940’ta kurulmuştur. Bu nedenle kurum, Cumhuriyet dönemi eğitim tarihinin önemli bir parçası olsa da Atatürk’ün hayatta olduğu 1923-1938 döneminde yapılan inkılaplar arasında gösterilmemelidir.

Atatürk İnkılaplarının Genel Sonuçları

Atatürk inkılaplarıyla egemenliğin millete ait olduğu cumhuriyet düzeni kurumsallaştı; hukuk ve eğitimde birlik yönünde önemli adımlar atıldı. Toplumsal hayatta ortak ölçü, takvim, soyadı ve resmî işlem standartları yerleşti. Millî kültür araştırmaları kurumlara kavuştu; ekonomik bağımsızlık için tarım, bankacılık, ulaşım ve sanayide yeni yapılanmalar oluşturuldu. Sağlık hizmetlerinde koruyucu hekimlik ve merkezi teşkilatlanma güçlendirildi.

Bu düzenlemeleri yalnız tarih sırasıyla ezberlemek yerine alan, amaç ve sonuç ilişkisiyle öğrenmek daha kalıcıdır. Tevhid-i Tedrisat eğitim birliğini, Medeni Kanun hukuk birliğini ve aile hukukundaki dönüşümü, Kabotaj Kanunu ekonomik egemenliği, Soyadı Kanunu ise toplumsal ve resmî işlemlerde düzeni temsil eder.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz