AYT bitkisel organlar ve bitkilerde madde taşınması konu anlatımında kök, gövde ve yaprağın yapı–işlev ilişkileri; su ve minerallerin kökten ksileme geçişi; ksilemde kohezyon-gerilim ve floemde basınç-akış mekanizması birlikte işlenecektir.
AYT biyoloji konularının tamamına AYT konu anlatımı arşivinden ulaşabilirsiniz.
Bitkisel Organlara Genel Bakış
Kök ve Sürgün Sistemi
Çiçekli bir bitkinin organları iki bütünleşik sistem oluşturur. Kök sistemi bitkiyi toprağa bağlar; su ve mineral alır, bunları sürgüne iletir ve birçok türde depo görevi görür. Sürgün sistemi gövde, dal, yaprak, tomurcuk, çiçek ve meyveleri kapsar. Gövde organları konumlandırır, yaprak fotosentez ve gaz alışverişinin başlıca yüzeyini oluşturur.
Bu ayrım, organların birbirinden bağımsız çalıştığı anlamına gelmez. Kökler yapraklardan gelen organik maddelere; yapraklar ise kökten gelen su ve minerallere bağımlıdır. Ksilem ve floem kök–gövde–yaprak boyunca süreklilik gösteren bir iletim ağı kurar.
Organlarda Doku Sistemlerinin Sürekliliği
Her organda örtü, temel ve iletim doku farklı bir düzende bulunur. Kök epidermisi emici tüylerle madde alımına, yaprak epidermisi kütikula ve stomalarla su kaybı–gaz alışverişi dengesine uyarlanmıştır. Kök korteksi çoğunlukla depo ve kısa mesafeli taşıma; yaprak mezofili fotosentez; gövde temel dokusu destek ve depo işlevlerini öne çıkarır.
Organ kesiti sorularında yalnız hücrenin adına değil, dokunun konumuna ve komşuluğuna bakılır. Örneğin kökte endodermisin içindeki merkezi silindir, gövdede iletim demetlerinin dizilişi ve yaprakta palizat–sünger parankimasının yönü organ tanımında güçlü kanıtlardır.
B) Yalnız floemin çift yönlü madde taşıdığını
C) Kökün su-mineral, sürgünün organik madde sağlayarak karşılıklı bağımlılık oluşturduğunu
D) Yaprakların mineral iyonlarını atmosferden aldığını
E) Ksilemin organik maddeyi köke taşıdığını
Kökün Yapısı ve Görevleri
Kök Tipleri ve Kökün İşlevleri
Embriyonik kökün gelişmesini sürdürmesiyle belirgin bir ana kök ve ondan çıkan yan kökler oluşuyorsa kazık kök, gövde tabanından çıkan benzer kalınlıktaki çok sayıda kök baskınsa saçak kök düzeni görülür. Kazık kök çift çeneklilerde, saçak kök tek çeneklilerde yaygındır; ancak bu ayrım “istisnasız tür tanısı” değildir.
Kökün temel görevleri bitkiyi toprağa bağlamak, su ve mineral almak, iletmek ve bazı türlerde besin depolamaktır. Depo kök, hava kökü ve tutunma kökü gibi değişimler temel organ planının çevresel ya da işlevsel uyarlanmalarıdır.

B) Oluşan yeni kökler su ve mineral alabilir.
C) Görünüm saçak kök düzenine yaklaşabilir.
D) Bitki kesinlikle tek çeneklidir.
E) Kök sistemi bitkinin toprağa tutunmasına katılır.
Kök Ucunun Bölgeleri ve Emici Tüyler
Kök ucunda kaliptra apikal meristemi mekanik etkilerden korur. Gerisindeki bölünme bölgesinde mitozla yeni hücreler üretilir; uzama bölgesinde hücrelerin boyu artar; farklılaşma bölgesinde hücreler kalıcı dokulara dönüşür. Kökün boyca uzamasına en büyük anlık katkı uzama bölgesinden gelir, fakat yeni hücre kaynağı bölünme bölgesidir.
Emici tüyler, farklılaşma bölgesindeki epidermis hücrelerinin uzantılarıdır. Hücre sayısını değil, temas yüzeyini büyütürler. Kısa ömürlü olduklarından kök ilerledikçe eski bölgelerde kaybolur, yeni olgunlaşan bölgelerde oluşurlar.
B) Kısa süre uzama sürebilir; yeni hücre gelmediği için daha sonra büyüme belirgin azalır.
C) Yalnız sekonder büyüme artar; primer büyüme değişmez.
D) Endodermis epidermise dönüşür; su alımı artar.
E) Kaliptra ksileme, periskl floeme dönüşür.
Kök Enine Kesitinde Doku Düzeni
Genç kökte dıştan içe epidermis, korteks ve merkezi silindir ayırt edilir. Korteksin en iç sırası olan endodermis, çeperlerindeki süberinli Kaspari şeritleriyle merkezi silindire girişi düzenler. Endodermisin hemen içindeki periskl canlı hücrelerden oluşur; yan köklerin köken aldığı başlıca tabakadır.
Merkezi silindirde ksilem ve floem radyal düzende bulunur. Tipik çift çenekli genç kökte merkezde yıldız biçimli ksilem, kollar arasında floem vardır. Tek çenekli kökte çok sayıda ksilem–floem kolu geniş bir öz çevresinde dizilir. Bu nedenle kök kesitinde yıldız biçimli merkezi ksilem ile dairesel demet dizilişi aynı şey değildir.


Görselde K korteks, L endodermis, M floem ve N periskl bölgelerini gösteriyorsa aşağıdaki çıkarımlardan hangisi yanlıştır?
B) M’de organik maddeler kaynak–havuz ilişkisine göre taşınabilir.
C) N, yan köklerin köken alabildiği canlı tabakadır.
D) M, su ve minerallerin kökten yaprağa uzun mesafeli taşındığı yıldız biçimli dokudur.
E) Kesit tipik bir çift çenekli genç köke aittir.
Gövdenin Yapısı ve Görevleri
Boğum, Boğum Arası ve Tomurcuklar
Yaprakların gövdeye bağlandığı bölge boğum, iki boğum arasındaki kısım boğum arasıdır. Sürgün ucundaki uç tomurcuk apikal meristemi; yaprak koltuğundaki yan tomurcuk ise yeni dal veya bazı türlerde çiçek sürgünü oluşturabilecek meristemleri barındırır.
Gövde yalnız pasif bir destek değildir. Yaprakları ışığa uygun konuma taşır, kök ile yaprak arasındaki iletimi sağlar, tomurcuklarla yeni sürgünler oluşturur; bazı türlerde fotosentez, depo ve vejetatif üreme görevleri üstlenebilir.

Apikal Dominansi ve Dallanma
Uç tomurcuğun, alttaki yan tomurcukların gelişmesini baskılamasına apikal dominansi denir. Uçta üretilen oksin bu düzenlemede rol oynar; köklerden gelen sitokininler yan tomurcuk gelişimini destekleyebilir. Uç tomurcuk uzaklaştırıldığında oksin etkisi azalır ve uygun yan tomurcuklar gelişerek bitki daha çok dallanabilir.
Apikal dominansi, dormansi ile aynı kavram değildir. Dormansi, uygun olmayan dönemlerde büyümenin geçici olarak durmasıdır; apikal dominansi ise organlar arasındaki hormon ve kaynak ilişkisine bağlı büyüme üstünlüğüdür.
B) L > K ≈ M
C) M > L > K
D) K = L = M
E) M > K > L
Otsu ve Odunsu Gövdeler
Genç otsu gövdelerde primer dokular belirgindir; destek turgor, kollenkima ve sklerenkima katkısıyla sağlanır. Odunsu gövdelerde vasküler kambiyumun ürettiği sekonder ksilem yıllar içinde birikir, periderm epidermisin yerini alır. “Otsu bitkiler hiç sekonder büyümez” veya “odunsu bitkiler yalnız çift çeneklidir” biçimindeki mutlak genellemeler doğru değildir.
Odunsu gövdede genç ve iletim yapan dış ksilem tabakaları diri odunu, daha içte iletim kapasitesi azalmış tabakalar öz odunu oluşturabilir. Bu ayrım, bütün ksilemin aynı anda su taşıdığı varsayımını geçersiz kılar.
Tek ve Çift Çenekli Gövde Kesitleri
Tipik çift çenekli otsu gövdede iletim demetleri halka düzenindedir. Her açık kollateral demette dışta floem, içte ksilem ve arada kambiyum bulunur. Kambiyumun varlığı sekonder iletim dokusu üretme potansiyeli sağlar.
Tipik tek çenekli gövdede iletim demetleri temel doku içine dağılmıştır. Demetler çoğunlukla kapalı kollateraldir; floem ile ksilem arasında demet kambiyumu yoktur. “Açık” ve “kapalı” terimleri gövdenin dışa açık olmasıyla değil, demette kambiyum bulunmasıyla ilgilidir.

B) Yalnız II
C) I ve II
D) II ve III
E) I, II ve III
B) Hasarlı demetin hizmet ettiği bölgede taşıma azalabilir; dağınık diğer demetler iletimi kısmen sürdürebilir.
C) Ksilem otomatik olarak floeme dönüşür.
D) Demet kambiyumu hızla yeni floem üretir.
E) Kök basıncı organik maddeyi hasarlı floemden geçirir.

K kesitinde demetler halka biçiminde ve kambiyumlu, L kesitinde dağınık ve kambiyumsuzdur. Buna göre hangisi yanlıştır?
B) L’de tipik demet içi sekonder büyüme beklenmez.
C) K tipik çift çenekli, L tipik tek çenekli gövde olabilir.
D) Her iki kesitte de floem demet içinde ksilemin dış tarafındadır.
E) L’de iletim demetlerinin tümü tek bir kambiyum halkasıyla birleşmiştir.
Yaprağın Yapısı ve Görevleri
Yaprak Ayası, Sapı ve Damarlanma
Yaprak ayası ışık yakalama ve gaz alışverişi için geniş yüzey sağlar; yaprak sapı ayayı gövdeye bağlar ve uygun konumlandırılmasına yardım eder. Tek bir ayası olan yaprak basit, bir sap üzerinde yaprakçıklara ayrılan yapı bileşik yapraktır. Yaprakçık koltuğunda tomurcuk bulunmaması, yaprakçığı gerçek yapraktan ayırmada kullanılabilir.
Ağsı damarlanma çift çeneklilerde, paralel damarlanma tek çeneklilerde yaygındır. Damarlar ksilem ve floem içerir; yalnız taşıma değil, yaprağa mekanik destek de sağlar. Damar düzeni tür tanısında güçlü ipucu olsa da tek başına mutlak kanıt sayılmaz.
Yaprak Enine Kesiti
Tipik çift çenekli yaprağın üst ve alt yüzünü epidermis örter; üst yüzeyde kütikula genellikle daha belirgindir. Üst epidermisin altında sık, uzun ve kloroplastça zengin palizat parankiması; daha aşağıda hücreler arası boşlukları geniş sünger parankiması bulunur. İki tabaka birlikte mezofili oluşturur.
Palizat parankiması güçlü ışık altında fotosentezin büyük bölümünü yapar; ancak “fotosentez yalnız palizatta olur” denemez. Sünger parankiması da kloroplast taşır ve geniş hava boşluklarıyla gazların mezofil içinde yayılmasını kolaylaştırır. Damar kesitinde ksilem çoğunlukla üst, floem alt epidermise yakındır.

B) K palizat, L sünger parankimasıdır; ikisi de uygun koşullarda fotosentez yapabilir.
C) K floem, L ksilemdir.
D) K olgunlukta ölü, L çekirdeksizdir.
E) K ve L epidermis türevidir.
B) Yaprakta üretilen sakkarozun havuzlara taşınması
C) Bekçi hücresinin oluşması
D) Mezofil hücrelerinin mitozla çoğalması
E) Yaprakçık koltuğunda tomurcuk oluşması

Özdeş yapraklardan K kaplanmıyor, L’nin yalnız üst, M’nin yalnız alt yüzeyi geçirimsiz şeffaf maddeyle kaplanıyor. Stomaların alt yüzde daha yoğun olduğu biliniyor. Işıklı ortamda diğer koşullar aynıysa su kaybı ve karbondioksit alımı için en uygun yorum hangisidir?
B) M’de alt yüzey stomaları engellendiği için iki olay da L’ye göre daha fazla azalabilir.
C) K’de su kaybı sıfırdır.
D) Kaplama yalnız ksilemi etkiler, gaz alışverişini etkilemez.
E) M’de palizat hücreleri floeme dönüşür.
Kökten Su ve Mineral Alınması
Su Potansiyeli ve Osmoz
Su, yalnız “çok olduğu yerden az olduğu yere” biçiminde açıklanamaz; biyolojik sistemlerde su potansiyeli yüksek olan bölgeden daha düşük olana doğru hareket eder. Nemli toprak çözeltisinin su potansiyeli kök tüyü hücresinden daha yüksekse su, seçici geçirgen zar üzerinden osmozla hücreye girer.
Kök hücrelerinde çözünmüş madde birikimi osmotik potansiyeli düşürür; solunumla sağlanan ATP bazı mineral iyonlarının derişim farkına karşı alınmasını destekleyebilir. Ancak aşırı tuzlu veya kurak toprakta toprağın su potansiyeli çok düşebilir; kökün su alması zorlaşır, hatta su kökten toprağa çıkabilir.
B) Başlangıçta su köke girer; potansiyel farkı küçüldükçe net giriş azalabilir.
C) Su hareketinin yönü yalnız ksilem basıncına bağlıdır.
D) İnhibitör, toprağın su potansiyelini zorunlu olarak −1,0 MPa yapar.
E) Mineral alımı azalınca osmoz hızının sonsuza kadar artması gerekir.
Mineral İyonlarının Alınması
Mineral iyonları kök hücresine elektrokimyasal gradyanına uygun biçimde kanallar veya taşıyıcılarla pasif; gradyana karşı ise dolaylı ya da doğrudan aktif taşıma ile alınabilir. Kök hücresinin proton pompaları ATP harcayarak zar boyunca elektrokimyasal fark oluşturur; birçok iyon bu gradyanla eş taşınır.
Bu nedenle “bütün mineraller aktif taşımayla alınır” ve “su alımı doğrudan ATP harcar” genellemeleri yanlıştır. Su zardan osmozla geçer; fakat aktif iyon birikiminin oluşturduğu su potansiyeli farkı su girişini dolaylı olarak etkileyebilir.
B) Yalnız II
C) I ve III
D) II ve III
E) I, II ve III
Apoplast, Simplast ve Kaspari Şeridi
Apoplast yolunda su ve iyonlar hücre çeperleri ile hücreler arası boşluklardan, plazma zarını geçmeden korteks boyunca ilerler. Simplast yolunda ise bir kez zardan geçen maddeler sitoplazmalar arasında plazmodesmalarla taşınır. Transmembran yol, hücreden hücreye geçerken zarların tekrar tekrar aşılmasını ifade eder.
Endodermisteki hidrofobik Kaspari şeridi apoplast ilerleyişini keser. Su ve iyonlar endodermis hücresinin seçici plazma zarını geçmek zorunda kalır; böylece merkezi silindire giriş denetlenir ve iyonların geri sızması azaltılır. Bariyer, suyu bütünüyle durdurmaz; kontrolsüz çeper yolunu durdurur.

B) Perisklin yan kök oluşturma yeteneğinin kesin olarak artması
C) Ksilemde organik madde taşınmasının başlaması
D) Floem elemanlarının ligninleşerek ölmesi
E) Emici tüylerin bölünme bölgesinde oluşması

Görselde K hücre çeperleri boyunca ilerleyip endodermiste duran yolu, L sitoplazmalar içinde ilerleyen yolu, M ise endodermisteki koyu bariyeri gösteriyor. Buna göre hangisi doğrudur?
B) K’nin M’de durması, bütün su hareketinin sona erdiğini gösterir.
C) M, apoplast akışı keserek su ve iyonları seçici zardan geçmeye zorlar.
D) L yalnız ölü hücrelerin lümeninden ilerler.
E) M ksilem trakesinin merkezindeki kalburlu plaktır.
Ksilemde Su ve Mineral Taşınması
Kök Basıncı ve Gutasyon Bağlantısı
Kök hücrelerinin iyonları ksileme aktarması ksilem öz suyunun su potansiyelini düşürebilir; çevre dokulardan su girişiyle pozitif kök basıncı oluşur. Toprak nemli, kök etkin ve terleme düşük olduğunda bu basınç suyu kısa bir mesafe yukarı itebilir. Gece veya sabah yaprak kenarındaki hidatotlardan sıvı damla çıkması olan gutasyona katkı sağlayabilir.
Kök basıncı, uzun ağaçlarda suyun tepeye çıkmasını tek başına açıklayamaz. Bazı bitkilerde çok zayıftır veya belirgin değildir; gündüz yüksek terlemede ksilem basıncı çoğunlukla negatiftir.
Kılcallık, Adezyon ve Kohezyon
Suyun ksilem çeperine tutunmasına adezyon, su moleküllerinin hidrojen bağlarıyla birbirini çekmesine kohezyon denir. Dar borulardaki adezyon–kohezyon etkileşimi kılcallığa katkı verir. Fakat trake çapları ve ağaç yüksekliği düşünüldüğünde kılcallık da tek başına yeterli değildir.
Kohezyonun asıl önemi, yaprakta oluşan çekimin kesintisiz su sütunu boyunca köke iletilmesidir. Ligninli ksilem çeperleri negatif basınç altında boruların çökmesini önler; adezyon su sütununun çeperden ayrılmasını zorlaştırır.
Terleme Çekimi ve Kohezyon-Gerilim Modeli
Mezofil hücre yüzeyinden su buharlaştığında hücrenin su potansiyeli düşer; su yaprak ksileminden mezofile çekilir. Yaprak ksileminde oluşan negatif basınç yani gerilim, kohezyon sayesinde aşağıdaki su sütununa iletilir. Böylece su ve çözünmüş mineraller ksilemde kökten yaprağa doğru pasif kütle akışıyla yükselir.
Uzun mesafeli ksilem akışının ana motoru, yaprak–atmosfer arasındaki su potansiyeli gradyanıyla beslenen terleme çekimidir. Bitki ksilem boyunca her su molekülünü ATP ile pompalamaz; enerji doğrudan güneşin buharlaşmayı sürdürmesinden ve su potansiyeli farkından gelir.

B) L’de terleme çekimi ve ksilem gerilimi genellikle daha büyük olur.
C) K’de kohezyon tamamen ortadan kalkar.
D) L’de su yalnız floemden yükselir.
E) Nem farkı ksilem akışını hiçbir koşulda etkilemez.
B) Negatif basınç altındaki iletim elemanlarının çökme direncinin azalması
C) Sakkaroz yüklemesinin zorunlu olarak hızlanması
D) Endodermisin epidermise dönüşmesi
E) Kök tüylerinin kloroplast kazanması
Kaviteleşme ve Su Sütununun Sürekliliği
Kuraklık, donma-çözülme veya kesik yüzeyden hava girişi ksilemde gaz kabarcığı oluşturarak su sütununu kesebilir; bu olaya kaviteleşme/embolizm denir. Bir iletim elemanındaki kesinti çekimin o yol boyunca iletilmesini azaltır. Yan çukurlar ve paralel trake–trakeit yolları suyun çevre elemanlara yönelmesini sağlayarak hasarı sınırlayabilir.
Kesilmiş bir sürgünün su altında yeniden kesilmesi, kesik yüzeyden ksileme hava girmesini azaltır. Bu yöntem kohezyon-gerilim modelinin deneysel yorumlarında sık kullanılır.
B) Kabarcık ilgili su sütununu kesebilir; yan bağlantılar akışın bir bölümünü sağlam yollara yönlendirebilir.
C) Gaz kabarcığı floemde sakkaroz yüklemesini doğrudan başlatır.
D) Ksilem elemanı canlılığını kaybettiği için sorun oluşur.
E) Kök basıncı her koşulda kabarcığı tamamen çözer.

Özdeş sürgünlerden K su altında yeniden kesiliyor, L havada kesildikten sonra boyalı suya alınıyor. Yaprak koşulları aynıysa K’de boyalı suyun daha hızlı yükselmesi hangi açıklamayı destekler?
B) Su altında kesim, ksilemde su sütununu bozan hava girişini azaltır.
C) K’nin kök basıncı vardır, L’nin yoktur.
D) Boyalı su yalnız canlı ksilem hücrelerinden geçer.
E) L’de kohezyon arttığı için akış yavaşlar.
Floemde Organik Madde Taşınması
Kaynak ve Havuz Organlar
Net organik madde üreten veya depodan dolaşıma organik madde veren organ kaynak; net organik madde tüketen ya da depolayan organ havuzdur. Olgun fotosentetik yaprak tipik kaynak; büyüyen kök ucu, genç yaprak, çiçek, meyve, tohum ve depo organı tipik havuz olabilir.
Kaynak–havuz kimliği sabit değildir. İlkbaharda depo kök veya yumru yeni sürgün için kaynakken büyüme sonunda yeniden depo dolduran bir havuza dönüşebilir. Genç yaprak başlangıçta havuz, fotosentez kapasitesi geliştikten sonra kaynak olur.
B) Her iki dönemde de yalnız havuzdur.
C) İlkbaharda kaynak, yaz sonunda havuzdur.
D) İlkbaharda havuz, yaz sonunda kaynaktır.
E) Ksilem taşıdığı için kaynak–havuz kavramı uygulanamaz.
Floem Yükleme, Osmoz ve Turgor Farkı
Kaynak yaprakta üretilen sakkaroz, arkadaş hücreleri ve kalburlu boru elemanlarına simplastik ya da apoplastik yollarla yüklenir. Bazı türlerde bu yükleme aktif taşıma ve proton gradyanı gerektirir; bazılarında derişim ilişkileri pasif yüklemeye izin verir. Sakkaroz birikince floemin su potansiyeli düşer ve yakın ksilemden su osmozla floeme girer.
Su girişi kaynak ucunda yüksek hidrostatik basınç oluşturur. Havuzda sakkaroz boşaltılıp kullanıldığında veya depolandığında floemin su potansiyeli yükselir; su ksileme dönebilir ve basınç azalır.
Basınç-Akış Modeli
Kaynak ve havuz arasındaki hidrostatik basınç farkı, kalburlu boru öz suyunu yüksek basınçtan düşük basınca doğru kütle akışıyla hareket ettirir. Kalburlu plaklar bu akışa izin verir; arkadaş hücreleri çekirdeksiz kalburlu boru elemanlarının metabolik gereksinimlerini destekler.
Uzun mesafeli boru içi hareket, yol boyunca her sakkaroz molekülünün ATP ile pompalanması değildir. Enerji daha çok yükleme, boşaltma ve iyon gradyanlarının kurulmasında harcanabilir; oluşan basınç farkı boru içindeki toplu akışı sürdürür.

B) Ksilemden floeme osmotik su girişi ve kaynak ucundaki basınç artışı azalır.
C) Havuz ucundaki sakkaroz miktarı anında artar.
D) Ksilem elemanları çekirdek kazanır.
E) Basınç farkı bağımsız olarak sonsuza kadar sürer.
B) Havuz basıncı zorunlu olarak sıfıra düşer.
C) Su floemden hiç ayrılamadığı için ksilem taşınması tamamen durur.
D) Kaynak yaprak otomatik olarak köke dönüşür.
E) Kalburlu borular ligninleşerek trake olur.
Floem Taşınmasında Yönlülük
Aynı bitkide üstteki bir kaynak yaprak genç sürgüne, alttaki başka bir kaynak yaprak köke organik madde gönderebilir. Bu nedenle floem taşınması bitki ölçeğinde aynı anda yukarı ve aşağı yönlerde görülebilir. Ancak belirli bir kalburlu boru yolundaki net kütle akışı, o anda bir kaynak bölgesinden bağlantılı havuz bölgesine doğrudur.
“Floem daima aşağı taşır” yanlıştır; yön yer çekimiyle değil, kaynak ve havuzların konumuyla belirlenir. Bir demette yan yana farklı kalburlu borular zıt yönlü net akış taşıyabilir.

Ortadaki olgun yaprağa kısa süre ¹⁴CO₂ veriliyor. K gelişen genç yaprak, L büyüyen kök ucu, M ise başka bir olgun ve ışık alan yapraktır. Bir süre sonra işaretli organik maddenin dağılımı için en uygun beklenti hangisidir?
B) K ve L’ye taşınabilir; M net kaynak olduğundan güçlü bir havuz olması beklenmez.
C) Yalnız L’ye taşınır; floem hiçbir zaman yukarı taşımaz.
D) Ksilemle yalnız K’ye taşınır.
E) K, L ve M’ye eşit miktarda dağılmak zorundadır.
Ksilem–Floem Karşılaştırması ve Deneysel Kanıt
Yapı, Madde, Basınç ve Enerji Karşılaştırması
Ksilemin trake ve trakeitleri olgunlukta ölü, ligninli ve içi boş elemanlardır; su ve mineraller çoğunlukla kökten yaprağa negatif basınç altında taşınır. Floemin kalburlu boru elemanları canlı fakat çekirdeksizdir; arkadaş hücreleriyle metabolik bütünlük kurar ve organik çözeltileri kaynak–havuz basınç farkıyla taşır.
Ksilem akışı terleme çekimine bağlı pasif kütle akışıdır. Floemde yükleme–boşaltma enerji gerektirebilse de boru içindeki akış basınç farkıyla gerçekleşir. Her iki sistemde de uzun mesafeli toplu akış vardır; fakat taşınan maddeler, hücrelerin canlılık durumu ve basıncın işareti farklıdır.

B) Yalnız II
C) I ve II
D) II ve III
E) I, II ve III
Halkalama Deneyi
Odunsu bir gövdenin çevresinden kabukla birlikte floem halkası çıkarılıp içteki ksilem korunursa, yapraklarda üretilen organik maddelerin kesinin altına taşınması bozulur. Kesinin üstünde sakkaroz birikmesi, su girişi ve büyümeyle şişme görülebilir. Kökler zamanla organik madde yetersizliği çeker.
Ksilem zarar görmediği için ilk dönemde kökten yapraklara su ve mineral taşınması sürebilir. Ancak köklerin solunumu ve aktif mineral alımı organik madde kıtlığından zamanla azalınca bütün bitki etkilenir. Deney, floemin organik madde; ksilemin su-mineral taşınmasındaki rolünü ayırır.

Görselde kabuk ve floem halkası çıkarılmış, ksilem korunmuştur. K kesinin üstü, L altıdır. Bir süre sonra I. K’de organik madde birikimine bağlı şişme, II. L ve köklerde organik madde azalması, III. yapraklara su iletiminin uygulama anında kesin olarak durması sonuçlarından hangileri beklenir?
B) Yalnız III
C) I ve II
D) II ve III
E) I, II ve III
Stomaların kapanması terleme çekimini azaltır; bunun sonucunda ksilemdeki su akışı ve mineral taşınma hızı etkilenebilir. Floem hasarı ise kesinin altındaki organlara organik madde akışını sınırlar; bu durum zaman içinde köklerin solunumu ve aktif iyon alımı üzerinde de dolaylı değişiklikler oluşturabilir. Böylece su–mineral taşınması ile organik madde taşınması, kök–gövde–yaprak arasındaki karşılıklı bağımlılığı birlikte gösterir.
B) I ve IV
C) II ve III
D) I, II ve III
E) I, II, III ve IV
