AYT bitkisel dokular konu anlatımı kapsamında meristem, temel, iletim ve örtü dokular; bu dokuların hücresel özellikleri, bitkideki konumları ve yapı–işlev ilişkileri birlikte işlenecektir.
AYT biyoloji konularının tamamına AYT konu anlatımı arşivinden ulaşabilirsiniz.
Bitkisel Dokulara Genel Bakış
Doku Kavramı ve Dört Ana Doku Sistemi
Doku, belirli görevleri yerine getirmek üzere yapısal ve işlevsel uyum gösteren hücre topluluğudur. Bitki organlarında dört ana doku sistemi bulunur: yeni hücreleri üreten meristem doku, organların büyük bölümünü dolduran temel doku, uzun mesafeli madde iletimini sağlayan iletim doku ve dış çevreyle sınırı oluşturan örtü doku.
Bu sınıflandırma yalnız hücrenin şekline göre yapılmaz. Bölünme yeteneği, canlılık durumu, hücre çeperinin bileşimi, organ içindeki konum ve görev birlikte değerlendirilir. Örneğin hem kollenkima hem sklerenkima destek sağlar; ancak kollenkima canlı ve esnek, sklerenkima çoğunlukla olgunlukta ölü ve daha serttir.
B) Meristem – iletim – temel – örtü
C) Örtü – temel – meristem – iletim
D) İletim – örtü – temel – meristem
E) Meristem – temel – iletim – örtü
Kök ve Sürgün Sisteminde Dokuların Dağılımı
Çiçekli bir bitkinin toprak altındaki bölümü kök sistemi, gövde, dal, yaprak, çiçek ve meyveyi kapsayan toprak üstü bölümü sürgün sistemi olarak adlandırılır. Dört doku sistemi her iki organ sisteminde de farklı düzenlerde bulunabilir. Aynı doku, bulunduğu organa göre farklı görev ağırlığı kazanır.
Kökteki epidermis emici tüylerle yüzey alanını artırırken yapraktaki epidermis kütikula ve stomalarla su kaybı–gaz alışverişi dengesine katılır. Ksilem ile floem kök, gövde ve yaprakta kesintisiz bir iletim ağı oluşturur; ancak demetlerin dizilişi organa göre değişir.
Farklılaşma ve Yapı–İşlev İlişkisi
Meristem hücrelerinin bölünmesiyle oluşan yeni hücrelerin bir bölümü meristem özelliğini korur, bir bölümü ise farklılaşarak kalıcı doku hücrelerine dönüşür. Farklılaşma sırasında hücre büyüklüğü, koful, organel içeriği, çeper kalınlığı ve canlılık durumu değişebilir.
Ksilem iletim elemanlarının olgunlukta sitoplazma ve çekirdeğini kaybetmesi kesintisiz bir su yolu oluşturur. Buna karşılık kalburlu boru elemanlarının canlı kalması, organik maddelerin seçici biçimde yüklenip boşaltılmasını mümkün kılar. Bu nedenle “canlı hücre her zaman daha gelişmiştir” gibi bir çıkarım yapılamaz; hücresel özellik görevle uyumludur.
B) L yeniden mitozla çoğalır.
C) K sklerenkima, L meristem hücresidir.
D) Her iki hücre de olgunlukta canlı kalmak zorundadır.
E) K özümleme parankimasına, L ksilem elemanına farklılaşmış olabilir.
Meristem Doku ve Bitkide Büyüme
Meristem Hücrelerinin Yapısal Özellikleri
Meristem hücreleri küçük, ince birincil çeperli, yoğun sitoplazmalı ve büyük çekirdeklidir. Kofulları az sayıda ve küçüktür; hücreler arasında belirgin boşluk bulunmaz. Genellikle kloroplast taşımazlar. Yüksek metabolik etkinlikleri ve mitoz yetenekleriyle yeni hücrelerin kaynağını oluştururlar.
Bölünme sonrasında oluşan hücrelerden bazıları meristem havuzunda kalır, diğerleri uzayıp farklılaşır. Böylece bitki yaşamı boyunca yeni organ ve dokular oluşturabilir. Bu büyüme biçimi, hayvanlardaki çoğu dokudan farklı olarak belirli bölgelerde süren belirsiz büyüme olanağı sağlar.

B) L kesinlikle ölüdür.
C) K’da hücreler arası boşluk çok fazladır.
D) L mutlaka ksilem elemanıdır.
E) K olgunluk bölgesinden alınmıştır.
Apikal Meristem ve Primer Büyüme
Kök ve sürgün uçlarında bulunan apikal meristem, bitkinin boyuna uzamasını sağlayan primer büyümenin temel kaynağıdır. Kökün toprağın yeni bölgelerine ilerlemesi, sürgünün ışığa doğru uzaması ve genç primer dokuların oluşması bu etkinliğe bağlıdır.
Kök apikal meristemi kaliptra tarafından, sürgün apikal meristemi ise genç yaprak taslakları tarafından korunur. Primer büyüme yalnız “boyun artması” değildir; apikal meristemin ürettiği hücrelerin uzaması ve primer dokulara farklılaşması birlikte gerçekleşir.
Kök Ucundaki Büyüme Bölgeleri
Kök ucunda dıştan geriye doğru kaliptra, hücre bölünme bölgesi, uzama bölgesi ve farklılaşma–olgunlaşma bölgesi ayırt edilir. Kaliptra toprağın mekanik etkisine karşı meristemi korur ve kökün ilerlemesini kolaylaştıran salgılar üretir. Zedelendiğinde apikal meristemin ürettiği hücrelerle yenilenebilir.
Bölünme bölgesinde yeni hücreler oluşur. Uzama bölgesinde bu hücrelerin boyu artarak kökün uzunluğuna en büyük katkı sağlanır. Farklılaşma bölgesinde hücreler epidermis, temel ve iletim doku gibi kimlikler kazanır; emici tüyler bu bölgede görülür.

B) Emici tüylerin bölünme bölgesinde artması
C) Sekonder ksilemin dışa doğru oluşması
D) Yeni hücre üretiminin durması, kök uzamasının kısa süre sonra yavaşlaması
E) Floemde taşımanın yön değiştirmesi

Görselde K, L, M ve N ile gösterilen kök bölgeleri için hangi eşleştirme doğrudur?
B) K bölünme; L kaliptra; M farklılaşma; N uzama
C) K uzama; L farklılaşma; M kaliptra; N bölünme
D) K kaliptra; L uzama; M bölünme; N farklılaşma
E) K kaliptra; L bölünme; M uzama; N farklılaşma
Lateral Meristem ve Sekonder Büyüme
Lateral meristemler kök ve gövde boyunca silindirler hâlinde uzanır; organın enine kalınlaşmasını sağlayan sekonder büyümeyi gerçekleştirir. Vasküler kambiyum sekonder iletim dokularını, mantar kambiyumu ise peridermin önemli bileşenlerini üretir.
Tipik sekonder büyüme odunsu çift çeneklilerde ve açık tohumlularda belirgindir. Birçok tek çeneklide klasik vasküler kambiyum bulunmaz; ancak bu durum “bütün otsu bitkiler yalnız primer büyür” biçiminde mutlak bir kurala dönüştürülemez. Bazı otsu çift çenekliler sınırlı sekonder büyüme gösterebilir.

B) K’da yalnız floem, L’de yalnız epidermis oluşmaz.
C) Her ikisinde de yalnız kök tüyleri kaybolur.
D) K’da yaş halkaları artar, L’de sürgün uzaması tamamen durur.
E) Her iki uygulama aynı meristemi etkiler.
Vasküler Kambiyum ve Mantar Kambiyumu
Vasküler kambiyum bölündükçe içe doğru sekonder ksilem, dışa doğru sekonder floem oluşturur. Sekonder ksilem tabakalarının yıllar boyunca birikmesi odun dokusunun büyük bölümünü meydana getirir. Daha dıştaki floem tabakaları basınç altında kalabilir ve zamanla ezilebilir.
Mantar kambiyumu dışa doğru süberinli mantar hücreleri üretir; iç yönde parankimatik hücreler oluşturabilir. Sekonder büyüme sırasında epidermis gerilmeye dayanamayarak parçalanır ve yerini periderm alır. İki kambiyum da lateral meristemdir, ancak ürünleri ve konumları farklıdır.

B) Kaliptra
C) Sünger parankiması
D) Sekonder ksilem
E) Stoma bekçi hücreleri

Görselde K ve L yönlerinde oluşan yeni dokular gösterilmiştir. Kambiyum iki doku arasında halka oluşturduğuna göre K ve L hangileridir?
B) K periderm, L epidermis
C) K sekonder ksilem, L sekonder floem
D) K primer ksilem, L kaliptra
E) K kollenkima, L sklerenkima
Primer ve Sekonder Meristemlerin Kökeni
Primer meristemler embriyodan beri bölünme yeteneğini koruyan hücrelerden gelişir ve primer büyümeyi sağlar. Sekonder meristemler ise farklılaşmış bazı canlı hücrelerin yeniden bölünme yeteneği kazanmasıyla oluşabilir; vasküler kambiyum ve mantar kambiyumu bu gruptadır.
Parankima hücrelerinin yaralanma veya hormon sinyalleri altında yeniden hücre döngüsüne girebilmesi, bitkilerin yara onarımı ve vejetatif çoğalma kapasitesine katkı sağlar. Fakat her olgun bitki hücresi aynı kolaylıkla meristem özelliği kazanmaz.
Yaş Halkaları ve Mevsimsel Büyüme
Ilıman bölgelerde ilkbaharda su ve büyüme koşulları elverişli olduğunda kambiyum geniş lümenli, daha ince çeperli ksilem elemanları üretir; bu bölüm açık renkli ilkbahar odunu görünümü verir. Büyüme mevsiminin sonlarına doğru daha küçük lümenli, kalın çeperli elemanların oluşturduğu koyu sonbahar odunu gelişir.
Bir açık ve bir koyu bölüm birlikte yaklaşık bir yıllık büyümeyi temsil eder. Halka genişliği yalnız yaşa değil, yağış, sıcaklık, ışık, besin, rekabet, hastalık ve zararlı etkilerine bağlıdır. Bu yüzden dar halka tek başına belirli bir çevresel nedeni kanıtlamaz; yalnız büyümenin sınırlı olduğunu gösterir.

B) 2022’de yalnız azot eksikliği yaşanmıştır.
C) 2022 büyüme döneminde sekonder ksilem üretimi görece sınırlı kalmıştır.
D) Ağaç 2022’de fotosentez yapmamıştır.
E) Kambiyum tamamen ölmüştür.

Görselde P, R ve S yıllarına ait halka genişlikleri verilmiştir. Diğer değişkenler bilinmiyorsa en güvenli yorum hangisidir?
B) R yılında kambiyum hiç çalışmamıştır.
C) S yılında ağaç diğer yıllardan daha gençtir.
D) R yılındaki sekonder ksilem artışı P ve S’den fazladır.
E) Halka genişliği yaşla ilişkisizdir.
Temel Doku ve Parankima
Temel Dokunun Konumu ve Görevleri
Temel doku epidermis ile iletim demetleri arasındaki hacmin büyük bölümünü doldurur. Fotosentez, depolama, havalandırma, kısa mesafeli iletim ve mekanik destek görevleri üstlenir. Parankima, kollenkima ve sklerenkima temel dokunun başlıca hücre gruplarıdır.
Temel doku “tek tip dolgu” değildir. Aynı organda farklı temel doku hücreleri birlikte bulunabilir: yaprakta parankima fotosentez yaparken damar çevresindeki sklerenkima destek sağlayabilir, genç yaprak sapındaki kollenkima bükülmeye direnç oluşturabilir.
Parankima Hücreleri ve Yeniden Bölünme Potansiyeli
Parankima hücreleri çoğunlukla canlı, ince birincil çeperli, büyük kofullu ve metabolik olarak etkin hücrelerdir. Bitkinin kök, gövde, yaprak, meyve ve tohumlarında bulunabilir. Görevine göre kloroplast, nişasta tanesi ya da geniş hava boşlukları gibi özellikler kazanır.
Bazı parankima hücreleri yaralanma sonrasında farklılaşma derecesini azaltıp yeniden bölünebilir. Yara dokusu oluşumu ve kültür ortamında kallus gelişimi bu esnekliğe dayanır. Bu özellik parankimayı sürekli bölünen meristemle özdeş yapmaz; normal koşulda hücre döngüsüne girmesi sınırlıdır.
B) Ksilem trakesinin canlı kalmasını
C) Kütikulanın mitoz yapmasını
D) Kalburlu borunun ligninleşmesini
E) Parankimanın uygun sinyallerle yeniden bölünme yeteneği kazanabilmesini
Özümleme Parankiması: Palizat ve Sünger
Yaprak mezofilindeki palizat parankiması üst epidermisin altında sık dizili, uzun hücrelerden oluşur ve çok sayıda kloroplast taşır. Sünger parankiması daha düzensiz dizilir; geniş hücreler arası boşlukları gazların yaprak içinde yayılmasını kolaylaştırır.
Her iki doku da fotosentez yapabilir. Tipik bir kara bitkisi yaprağında birim hacimdeki kloroplast yoğunluğu ve ışığa yakınlık nedeniyle palizat parankimasının fotosentez kapasitesi daha yüksektir. Sünger parankimasının boşluklu yapısı ise gaz alışverişine uyumdur.

B) Kök emici tüylerinin oluşması
C) Kaliptranın yenilenmesi
D) Yaprak içindeki gazların difüzyonu
E) Floem elemanlarının çekirdeğini kaybetmesi
Depo, Havalandırma ve İletim Parankiması
Depo parankiması kök, gövde, tohum ve meyvede nişasta, protein, yağ ya da su depolayabilir. Patatesin yumrusunda nişasta, yağlı tohumlarda lipit ve sukkulent gövdelerde su depolanması aynı temel hücre tipinin farklılaşmış işlevleridir.
Havalandırma parankiması özellikle sucul ve bataklık bitkilerinde geniş hava boşluklarıyla gazların iç dokulara taşınmasına ve kaldırma kuvvetine katkı sağlar. İletim parankiması ise iletim demetleriyle çevre dokular arasındaki kısa mesafeli madde alışverişine aracılık eder.
B) Kambiyumu epidermise dönüştürme
C) Ksilemi canlı hâle getirme
D) Kütikulayı kalınlaştırma
E) Kalburlu borulara lignin ekleme
B) Kollenkima – ksilem – floem
C) Özümleme – depo – sklerenkima
D) Havalandırma – iletim – depo parankiması
E) Depo – kollenkima – özümleme parankiması
Temel Doku Hücrelerinin Karşılaştırılması
Parankima genellikle ince çeperli ve çok işlevli; kollenkima düzensiz selüloz–pektin kalınlaşmalı ve esnek; sklerenkima ise ligninli kalın ikincil çeperli ve serttir. Canlılık bakımından parankima ile kollenkima olgunlukta canlı, sklerenkima elemanlarının çoğu olgunlukta ölüdür.

Destek Dokuları
Kollenkimanın Canlı ve Esnek Desteği
Kollenkima, uzaması süren genç gövde, yaprak sapı ve çiçek sapı gibi organlarda destek sağlar. Hücreleri canlıdır; birincil çeperlerinde selüloz ve pektin düzensiz biçimde birikir. Kalınlaşmamış çeper bölgeleri dokunun esneyip bükülebilmesine izin verir.
Kollenkimanın desteği özellikle büyümeyi engellemeden mekanik dayanıklılık sağlaması bakımından önemlidir. Rüzgârla eğilen genç bir sapın kırılmadan eski konumuna dönebilmesi bu esnek yapı ile ilişkilidir.
Köşe ve Levha Kollenkiması
Çeper kalınlaşması komşu hücrelerin köşelerinde belirginse köşe kollenkiması, teğetsel çeperlerde tabakalar hâlindeyse levha kollenkiması adını alır. Her ikisinde de kalınlaşmanın temel bileşenleri selüloz ve pektindir; lignin baskın değildir.
Kollenkima tipini belirlemek için yalnız doku konumuna değil, kesitte kalınlaşmanın dağılımına bakılır. Hücrelerin canlı olması ve düzensiz birincil çeper kalınlaşması ortak özelliktir.
Sklerenkimanın Ligninli ve Sert Desteği
Sklerenkima hücreleri kalın, çoğunlukla ligninleşmiş ikincil çeperleriyle sert mekanik destek sağlar. Birçok sklerenkima hücresi olgunlaşırken protoplastını kaybeder; geride dar lümenli, dayanıklı hücre çeperi kalır.
Lignin su geçişini azaltır, basınca ve çökmeye karşı direnç kazandırır. Bu nedenle sklerenkima yaşlı, büyümesini büyük ölçüde tamamlamış organlarda ve iletim demetlerinin çevresinde sık görülür.
Lifler, Taş Hücreleri ve Kollenkima–Sklerenkima Ayrımı
Uzun ve sivri sklerenkima lifleri keten ve kenevir gibi bitkilerde çekme dayanımı sağlar. Daha kısa ve düzensiz sklereidler ya da taş hücreleri armut etindeki pütürlü dokuda, sert tohum ve meyve kabuklarında bulunabilir.
Kollenkima büyüyen organı esnekçe destekler; sklerenkima sertlik ve yüksek dayanım sağlar. Hücre canlılığı, lignin varlığı ve çeper kalınlaşmasının düzeni bu iki dokuyu ayıran temel ölçütlerdir.
B) Her ikisi de yalnız depo yapar.
C) K’da lignin, L’de yalnız pektin baskındır.
D) Her ikisi de sürekli mitoz geçirir.
E) K esnek destek, L sert destek sağlar.

Görseldeki K, L ve M hücre gruplarından K ince çeperli, L köşelerde düzensiz kalınlaşmış, M ligninli çok kalın çeperlidir. Doğru eşleştirme hangisidir?
B) K kollenkima, L parankima, M ksilem
C) K sklerenkima, L kollenkima, M parankima
D) K epidermis, L floem, M meristem
E) K parankima, L sklerenkima, M kollenkima
İletim Doku
İletim Demetlerinin Genel Düzeni
İletim doku ksilem ve floemden oluşur. Bu dokular kökten yaprağa kadar devam eden demetler hâlinde düzenlenir; su, mineral ve organik maddelerin uzun mesafeli taşınmasını sağlar. Ligninli elemanlar ve destek hücreleri, bitkinin dik durmasına da katkıda bulunur.
Kök, gövde ve yaprakta ksilem–floem konumları aynı değildir. Tipik çift çenekli gövdede ksilem içte, floem dışta ve aralarında kambiyum bulunur. Kök ve yaprak kesitlerinde demetlerin biçimi değişebilir; organ tanımında tek bir hücreye değil bütün dizilişe bakılır.
Ksilem Elemanları: Trake ve Trakeit
Trakeitler uzun, dar, uçları sivri ve geçitli hücrelerdir. Trake elemanları daha kısa ve geniştir; uç çeperleri büyük ölçüde eriyerek üst üste dizilen kesintisiz borular oluşturur. Her ikisi de olgunlukta çoğunlukla ölü ve ligninli iletim elemanlarıdır.
Çeperlerdeki geçitler suyun yanal hareketine izin verir. Ligninleşme, su sütununun oluşturduğu gerilim altında boruların içe çökmesini önler. Ksilemde ayrıca canlı parankima ve destek sağlayan lifler bulunabilir; bu nedenle “ksilemin bütün hücreleri ölüdür” ifadesi doğru değildir.
Ksilemde Yapı–İşlev İlişkisi
Olgun trake ve trakeitlerin protoplastını kaybetmesi akışa direnç oluşturan hücre içeriğini ortadan kaldırır. Kalın ligninli çeper mekanik dayanım sağlar, geniş lümen su ve mineraller için yol oluşturur. Taşıma çoğunlukla kökten sürgüne doğrudur; ayrıntılı mekanizma bir sonraki konuda ele alınır.
Ksilem elemanlarının oluşumu programlı hücre ölümüyle tamamlanır. Bu nedenle metabolik zehir doğrudan olgun trake içinde ATP üretimini durduramaz; ancak kökün canlı hücrelerini ve su alımını etkileyerek taşımayı dolaylı biçimde azaltabilir.
B) Trake yalnız organik besin taşır.
C) Trake hücresi sürekli mitoz geçirir.
D) Olgun trake zaten çekirdek ve sitoplazmasını kaybetmiştir.
E) Lignin çekirdek görevi yapar.
Floem Elemanları: Kalburlu Boru ve Arkadaş Hücresi
Kalburlu boru elemanları üst üste dizilir; uç çeperlerindeki gözenekli kalburlu plaklar hücreler arası madde geçişine izin verir. Olgun hücre canlı ve sitoplazmalıdır fakat çekirdeğini ve bazı organellerini kaybeder. Bu sadeleşme iletim için alan açar.
Her kalburlu boru elemanına yakın arkadaş hücresi çekirdekli, yoğun sitoplazmalı ve metabolik olarak aktiftir. Plazmodesmalarla kalburlu boruya bağlanır; protein sentezi ve yükleme–boşaltma süreçlerinde destek verir. İki hücre çoğunlukla aynı ana hücrenin bölünmesinden oluşur.
Floemde Yapı–İşlev İlişkisi
Floem fotosentez ürünleri başta olmak üzere organik maddeleri kaynak bölgelerden tüketim veya depolama bölgelerine taşır. Aynı bitkide farklı kalburlu borularda taşınma yönü farklı olabilir; bu nedenle floem için “yalnız aşağı taşır” denemez. Tek bir kalburlu borudaki net akış ise belirli anda baskın bir yöndedir.
Floemin canlı hücre düzeni metabolik süreçlere duyarlıdır. Arkadaş hücresinin ATP üretiminin engellenmesi, kalburlu boru elemanı canlı kalsa bile yükleme ve boşaltma kapasitesini azaltabilir.
Ksilem–Floem Karşılaştırması
Ksilemin başlıca iletim elemanları olgunlukta ölü, ligninli ve geniş lümenlidir; su–mineral taşınmasına ve desteğe uyumludur. Floemin kalburlu boru elemanları canlı fakat çekirdeksiz, arkadaş hücreleri canlı ve çekirdeklidir; organik madde taşınmasına uyumludur.

B) Trake – kalburlu boru – arkadaş hücresi
C) Trakeit – arkadaş hücresi – kalburlu boru
D) Sklerenkima – trake – epidermis
E) Kollenkima – floem lifi – trake
B) Sklerenkima lifi
C) Kalburlu boru elemanı
D) Taş hücresi
E) Olgun trakeit

Bir gövdede yalnız floem halkası kesintiye uğratılıyor, ksilem büyük ölçüde korunuyor. İlk dönemde en olası sonuç hangisidir?
B) Kökten yaprağa mineral taşınması artar ve organik taşıma değişmez.
C) Organik maddelerin kesinin altına taşınması aksar; su iletimi kısa süre devam edebilir.
D) Bütün trake elemanları çekirdek kazanır.
E) Kambiyum kaliptraya dönüşür.
Epidermis ve Epidermal Türevler
Epidermisin Yapısı ve Kütikula
Epidermis genç kök, gövde ve yaprakların dışını genellikle tek sıra, sık dizilmiş canlı hücrelerle örter. Hücreler arası boşluğun az olması fiziksel bariyer oluşturur. Bekçi hücreleri dışında epidermis hücreleri çoğunlukla kloroplast taşımaz.
Toprak üstü organlarda epidermisin dış yüzeyine salgılanan kutin, mumsu kütikula tabakasını oluşturur. Kütikula kontrolsüz su kaybını ve patojen girişini azaltır. Kök epidermisinde su–mineral alımını engellememek için kütikula bulunmaz ya da çok incedir; kurak ortam yapraklarında ise genellikle daha kalındır.
B) Yaprakta kontrolsüz su kaybını azaltırken kökte su emilimini engellememek
C) Yaprak epidermisini ksileme dönüştürmek
D) Kökte lignin sentezini durdurmak
E) Yaprakta mitozu hızlandırmak
Stomanın Doku Kökeni ve Bekçi Hücreleri
Stoma, epidermisten farklılaşan iki bekçi hücresi ile aralarındaki açıklıktan oluşur. Bekçi hücreleri kloroplast taşımasıyla sıradan epidermis hücrelerinden ayrılır. Açıklık gaz alışverişi ve terleme için kontrollü bir geçittir.
Bu yazıda stomanın doku kökeni ve ayırt edici yapısı önemlidir. Bekçi hücrelerinin turgor değişimiyle açılıp kapanma mekanizması ve çevresel düzenlenmesi sonraki bitki beslenmesi konusunda ayrıntılandırılacaktır.
Hidatot ve Epidermis Tüyleri
Hidatot genellikle yaprak ucu veya kenarında bulunur; kök basıncının yüksek, terlemenin düşük olduğu koşullarda su ve çözünmüş minerallerin damla hâlinde dışarı verilmesine gutasyon aracılık eder. Stoma gibi bekçi hücreleriyle açılıp kapanmaz.
Epidermis tüyleri tek ya da çok hücreli olabilir. Kök tüyleri emilim yüzeyini artırır; yaprak ve gövde tüyleri su kaybını azaltabilir, savunma ya da salgı görevi yapabilir, bazı tüyler tutunmaya yardım eder. İşlev, tüyün yapısına ve bulunduğu organa bağlıdır.
B) Hidatot
C) Lentisel
D) Emergens
E) Kollenkima
Emergens ve Örtü Doku Türevlerinin Ayrımı
Emergens, yalnız epidermisten oluşan basit bir tüy değildir; epidermisle birlikte altındaki parankima ve bazen iletim dokusunun katıldığı çok dokulu bir çıkıntıdır. Gülün sivri çıkıntıları bu yapıya örnek verilir ve gerçek dal dikeniyle karıştırılmamalıdır.
Stoma, hidatot ve tüy epidermis kökenli yapılardır. Emergens daha derin doku katılımı taşıdığı için koparıldığında yüzeyin altındaki dokulardan da ayrılır. Yapıların tümü dış yüzeyle ilişkili olsa da kökenleri ve görevleri aynı değildir.

B) Stoma
C) Emergens
D) Hidatot
E) Kaliptra
Periderm ve Lentisel
Sekonder Büyümede Epidermisin Yerini Peridermin Alması
Kök ve gövde sekonder büyümeyle kalınlaştığında epidermis yeni çevre uzunluğuna yetişemez; gerilir, parçalanır ve koruyucu işlevini kaybeder. Bunun yerine mantar kambiyumunun etkinliğiyle periderm gelişir.
Periderm; mantar kambiyumu, dışta üretilen mantar doku ve iç yöndeki parankimatik tabakalarla ilişkilidir. Böylece yaşlı odunsu organların yüzeyinde epidermisten farklı, sekonder bir örtü sistemi oluşur.
Mantar Doku, Süberin ve Koruma
Mantar hücrelerinin çeperinde biriken süberin, su ve gaz geçişini büyük ölçüde azaltır. Olgun mantar hücrelerinin çoğu ölür; iç dokuları su kaybı, sıcaklık değişimi, mekanik etkiler ve patojenlere karşı koruyan dayanıklı bir tabaka oluşturur.
Süberinli tabakanın geçirimsizliği koruyucudur fakat canlı iç dokuların gaz alışverişi gereksinimini ortadan kaldırmaz. Bu gereksinim peridermdeki lentisellerle karşılanır.
Lentisel ve Stoma–Hidatot–Lentisel Ayrımı
Lentisel, peridermde gevşek dizilmiş tamamlayıcı hücrelerin oluşturduğu gaz alışveriş bölgesidir. Bekçi hücreleri bulunmadığından stoma gibi düzenli biçimde açılıp kapanmaz. Yapının tamamını “cansız” diye nitelemek doğru değildir; ayırıcı özellik kontrol edilebilir bir gözenek olmamasıdır.
Stoma çoğunlukla yaprak ve genç gövdede, hidatot yaprak kenar ve uçlarında, lentisel ise peridermli odunsu organlarda bulunur. Stoma gaz ve su buharı, hidatot sıvı su–mineral, lentisel ise çoğunlukla gaz alışverişiyle ilişkilidir.

Görselde K yaprak yüzeyinde iki bekçi hücreli, L yaprak kenarında sıvı damlasıyla ilişkili, M odunsu gövdede gevşek hücreli açıklıktır. K, L ve M sırasıyla hangileridir?
B) Stoma – hidatot – lentisel
C) Lentisel – hidatot – stoma
D) Stoma – emergens – hidatot
E) Tüy – lentisel – stoma
B) Yaprak kenarından sıvı su çıkarma
C) Periderm kökenli olma
D) Gaz alışverişine aracılık etme
E) Aktif biçimde açılıp kapanma
Bitkisel Dokularda Bütünleşik Yorum
Canlılık, Çeper, Kloroplast ve Bölünme Karşılaştırması
Bitkisel dokuları ayırırken tek özellik yeterli olmayabilir. Meristem ince çeperli ve bölünebilir; parankima ince çeperli fakat çoğunlukla farklılaşmıştır; kollenkima canlı ve düzensiz kalın çeperli; sklerenkima ile ksilem elemanları ligninli ve çoğunlukla ölüdür. Floemin kalburlu borusu canlı fakat çekirdeksizdir.
Kloroplast açısından özümleme parankiması ve stoma bekçi hücreleri belirgin örneklerdir. Sıradan epidermis, meristem, olgun ksilem ve çoğu depo parankimasında kloroplast beklenmez. Ancak plastitlerin türü ve varlığı organa, ışığa ve farklılaşmaya göre değişebileceğinden yalnız “parankima” adı fotosentezi kanıtlamaz.
B) Parankima – arkadaş hücresi – trake – sklerenkima
C) Meristem – trake – kalburlu boru – kollenkima
D) Kambiyum – epidermis – hidatot – parankima
E) Sklerenkima – kalburlu boru – trakeit – meristem
Organ Kesitleri ve Çevresel Uyumdan Doku Tanıma
Organ kesitlerinde doku kimliği; konum, komşuluk ve hücre yapısının oluşturduğu yapı–işlev ilişkisiyle açıklanır. Dıştaki tek sıra hücre epidermis; yaprakta onun altındaki sık kloroplastlı hücreler palizat; boşluklu hücreler sünger parankimasıdır. Gövdede ksilem içte, floem dışta ve kambiyum arada olabilir.
Çevresel uyumda kalın kütikula su kaybını azaltır, geniş havalandırma parankiması suya doymuş koşullarda gaz değişimini destekler, gelişmiş sklerenkima mekanik dayanıklılığı artırır, yoğun emici tüyler su–mineral alım yüzeyini genişletir. Bu özellikler, ortam koşulları ile doku yapı ve işlevi arasındaki neden–sonuç ilişkisini gösterir; tek başına tür tanısı değildir.
B) Bulundukları çevrede sınırlayıcı fiziksel koşula karşı madde alışverişini düzenlemek
C) Bütün hücreleri ligninleştirmek
D) Ksilem ile floemi aynı dokuya dönüştürmek
E) Sekonder büyümeyi durdurmak

