KPSS Türkiye’nin Yer Şekilleri, Jeolojik Yapı ve İç Kuvvetler konu anlatımı kapsamında Türkiye’nin jeolojik yapısı, iç kuvvetlerin oluşumu ve yer şekillerini biçimlendiren etkileri işlenecektir.
KPSS Coğrafya konularının tamamına KPSS Coğrafya Konu Anlatım arşivinden ulaşabilirsiniz.
TÜRKİYE’NİN JEOLOJİK YAPISI
Türkiye, Alp-Himalaya kıvrım kuşağında yer alsa da yüzeyindeki kayaçların tümü aynı yaşta değildir. Jeolojik yaş, bir kayaç veya birimin ne zaman oluştuğunu; bugünkü yer şekilleri ise bu birimlerin daha sonra geçirdiği kıvrılma, kırılma, yükselme, volkanizma ve aşınma süreçlerini anlatır. Bu nedenle eski bir kayaç, çok daha sonra yükselmiş veya biçimlenmiş bir dağlık alanın içinde bulunabilir.
Jeolojik zamanların güncel uluslararası sınıflamasındaki başlıca dönemler ve Türkiye açısından öne çıkan örnekler şöyledir. Tarihler yaklaşık sınır değerleridir; bilimsel veriler geliştikçe yeniden değerlendirilebilir.
- Paleozoyik (yaklaşık 539–252 milyon yıl önce): Dünya tarihindeki eski dönemleri kapsar. Türkiye’de bu dönemde oluşmuş temel kayaçlar ve birimler farklı tektonik kuşaklarda görülür. Zonguldak-Amasra çevresindeki taş kömürü yatakları Karbonifer yaşlıdır.
- Mesozoyik (yaklaşık 252–66 milyon yıl önce): Triyas, Jura ve Kretase dönemlerini kapsar. Tetis okyanusu ve çevresindeki havzalarda biriken denizel tortullar ile okyanusal kayaç parçaları, Türkiye’nin jeolojik kaydının bir bölümünü oluşturur. Bu birimler sonraki sıkışma ve çarpışma süreçlerinde kıvrılmış, kırılmış veya tektonik olarak yer değiştirmiştir.
- Senozoyik (66 milyon yıl önce–günümüz): Paleojen (yaklaşık 66–23 milyon yıl önce), Neojen (yaklaşık 23–2,58 milyon yıl önce) ve Kuvaterner’i (yaklaşık 2,58 milyon yıl önce–günümüz) kapsar. Alp-Himalaya kuşağındaki sıkışma, kıvrılma, bindirme ve yükselme süreçleri Türkiye’deki birçok dağlık alanın bugünkü yüksekliğini ve yapısını kazanmasında etkili olmuştur. Neojen ve Kuvaterner’de faylanma, volkanizma, havza oluşumu ve akarsu aşındırması gibi süreçler de farklı bölgelerde sürmüştür.
Eski kaynaklarda geçen “III. Jeolojik Zaman” ve “IV. Jeolojik Zaman” adları güncel uluslararası sınıflamanın resmî dönem adları değildir. Geleneksel “Tersiyer” kullanımı kabaca Paleojen ile Neojeni karşılar; güncel sınıflamada Senozoyik, Paleojen, Neojen ve Kuvaterner olarak ayrılır. Dönem sınırları, Türkiye’deki tüm dağların veya kayaçların aynı anda oluştuğu anlamına gelmez.
Masif, geniş bir jeolojik blok içinde eski kristalin temel kayaçlarının, çoğunlukla metamorfik kayaçlarla birlikte, yüzeylendiği yapısal bir birimdir. Bir masifin tek bir kayaçtan veya tek bir jeolojik dönemden oluşması gerekmez. Batı Anadolu’daki Menderes Masifi ve İç Anadolu’daki Kırşehir Masifi Türkiye’den örneklerdir. Menderes Masifi’nde Prekambriyen’den Alt Eosen’e uzanan farklı yaşlarda metamorfik kayaçlar; Kırşehir Masifi çevresinde ise Devoniyen-Permiyen yaşlı metamorfik birimlerle birlikte daha genç Triyas ve Jura-Kretase birimleri tanımlanmıştır. Bu örnekler, “masif” adının bütün kayaçların aynı yaşta olduğu anlamına gelmediğini gösterir.
Taş kömürü ile linyit de Türkiye’nin farklı jeolojik ortam ve dönemlerdeki gelişimini yansıtır. Zonguldak-Amasra taş kömürü Karbonifer yaşlıdır. Linyit yataklarının bir bölümü, Neojen’de gelişen karasal-gölsel havzalarla ilişkilidir; örneğin MTA kayıtlarında Orta Menderes Neojeni ve linyit yatakları birlikte ele alınır. Türkiye’deki önemli bor tuzu yatakları da Batı Anadolu’da Neojen oluşumları içinde yer alır. Bu ilişki, her linyit yatağının aynı yaşta veya aynı ortamda oluştuğu anlamına gelmez.
Genç Oluşumlu Arazinin Sonuçları
Türkiye’nin ortalama yükseltisi fazladır ve yükselti genel olarak batıdan doğuya artar. Dağlık alanların geniş yer kaplaması, kısa mesafelerde yükselti farklarının büyümesi, eğimin fazla olması ve akarsuların denge profiline ulaşmamış bulunması genç reliefin sonuçlarıdır. Buna bağlı olarak akarsuların aşındırma gücü ve hidroelektrik enerji potansiyeli yüksektir; ulaşım maliyeti artar, tarım alanları parçalanır ve iklim kısa mesafelerde değişebilir.
Genç tektonik yapı aynı zamanda deprem olasılığını artırır. Ancak “fayın bulunması”, “deprem tehlikesi” ve “deprem riski” aynı kavram değildir. Tehlike, belirli bir yerde belirli şiddette yer hareketinin oluşma olasılığıyla; risk ise bu tehlikenin nüfus, yapı stoku, altyapı ve hazırlık düzeyiyle birleşmesiyle ilgilidir. Aynı tehlike düzeyine sahip iki yerleşmenin riski farklı olabilir.
B) Genç tektonik hareketlerle yükselen engebeli reliefle
C) Kıyıların yalnız gelgitlerle şekillenmesiyle
D) Buzulların ülkenin tamamını kaplamasıyla
E) Akarsuların denge profiline ulaşmasıyla
B) Sıcak su kaynaklarının bulunması
C) Deprem etkinliğinin yüksek olması
D) Ortalama yükseltinin fazla olması
E) Gelgit genliğinin bütün kıyılarda çok yüksek olması
İÇ KUVVETLER
İç kuvvetler, enerjisini Dünya’nın iç kısmından alan süreçlerdir. Yerkabuğundaki gerilme ve sıkışmaların sonucunda orojenez, epirojenez, volkanizma ve deprem olayları meydana gelir. Bu süreçler yer şekillerini yükseltir, büker veya kırar; dış kuvvetler ise oluşan reliefi aşındırır, taşır ve biriktirir. Bir yer şeklinin bugünkü görünümü çoğu zaman iç ve dış kuvvetlerin birlikte çalışmasının sonucudur.
Orojenez: Dağ Oluşumu
Orojenez, levha hareketleriyle sıkışan tortul tabakaların kıvrılması veya sert tabakaların kırılması sonucunda dağların oluşmasıdır. Esnek tabakalar kıvrıldığında yukarı doğru kubbeleşen bölüme antiklinal, aşağı doğru çanaklaşan bölüme senklinal denir. Türkiye’deki Kuzey Anadolu Dağları ile Toroslar, Alp orojenezi sırasında kıvrılarak yükselen ana dağ kuşaklarıdır.
Kıvrılmaya elverişli olmayan sert tabakalar kırıldığında yükselen blok horst, çöken blok graben adını alır. Batı Anadolu’da Madra, Yunt, Bozdağlar ve Aydın Dağları horstlara; Bakırçay, Gediz, Küçük Menderes ve Büyük Menderes ovaları grabenlere örnektir. Horst-graben sistemi, Batı Anadolu’da dağların çoğunlukla kıyıya dik uzanmasına ve doğu-batı doğrultulu çöküntü ovalarının oluşmasına katkı sağlamıştır.
| Süreç | Temel kavram | Türkiye’den örnek | Başlıca sonuç |
|---|---|---|---|
| Kıvrılma | Antiklinal–senklinal | Kuzey Anadolu Dağları, Toroslar | Uzun kıvrım dağ kuşakları |
| Kırılma | Horst–graben | Batı Anadolu | Kırık dağlar ve çöküntü ovaları |
B) Sert blokların faylarla yükselip çökmesinin
C) Buzul vadilerinin deniz altında kalmasının
D) Karstik erimenin geniş alanlara yayılmasının
E) Kıyı oklarının koyları kapatmasının
Epirojenez: Kıta Oluşumu ve Denge Hareketleri
Epirojenez, geniş kara kütlelerinin kubbeleşerek yükselmesi veya çanaklaşarak alçalmasıdır. Orojenezde tabakalar dar alanlarda kıvrılıp kırılarak dağ kuşağı oluştururken epirojenezde çok geniş bir saha, bütünlüğünü büyük ölçüde koruyarak dikey yönde hareket eder. Kara yükselir ya da deniz seviyesi göreli olarak alçalırsa deniz çekilmesi yani regresyon; kara alçalır veya deniz seviyesi göreli olarak yükselirse deniz ilerlemesi yani transgresyon görülür.
Türkiye, özellikle Neojen sonu ve Kuvaterner boyunca bütünüyle yükselmiş; akarsular bu yükselmeye yataklarını derine kazarak karşılık vermiştir. Akarsu taraçaları, gömük vadiler ve yüksek düzlüklerin yarılması bu genç yükselmenin izlerini taşıyabilir. Epirojenez yalnız kıyı çizgisini değiştirmez; akarsuların eğimini, aşındırma gücünü ve denge profilini de etkiler.
B) Regresyon — gençleşme
C) Orojenez — peneplenleşme
D) Volkanizma — delta oluşumu
E) Karstlaşma — kıyı oku oluşumu
B) Senklinal — kıvrımın alçalan bölümü
C) Horst — faylarla yükselen blok
D) Graben — faylarla çöken blok
E) Orojenez — kara kütlesinin geniş alanlı toptan yükselmesi
Volkanizma
Volkanizma, magmanın yerkabuğu içindeki çatlaklardan yüzeye çıkması veya yüzeye yakın kesimlerde katılaşmasıdır. Yüzeye çıkan lav, tüf ve kül dış püskürük şekilleri oluşturur. Yer altında soğuyup katılaşan magma ise iç püskürük kütleler meydana getirir. Batolit, derinde katılaşan çok büyük ve düzensiz biçimli bir magma kütlesidir; üzerindeki kayaçlar aşınıp uzaklaştığında yüzeyde açığa çıkabilir. Lakolit, tabakalar arasına sokulan magmanın üstteki tabakaları kubbe biçiminde yükseltmesiyle oluşan mercek biçimli kütledir. Dayk, kaya tabakalarını dik ya da eğik yönde kesen levha biçimli bir sokulumdur; sill ise tabakalar arasına girip onlara paralel uzanan levha biçimli bir sokulumdur. Türkiye’de volkanik alanlar Doğu Anadolu, İç Anadolu ve Güneydoğu Anadolu’da belirgindir.
Ağrı, Tendürek, Süphan ve Nemrut Doğu Anadolu’da; Erciyes, Hasan Dağı, Melendiz ve Karadağ İç Anadolu’da; Karacadağ ise Güneydoğu Anadolu’da öne çıkan volkanik dağlardır. Manisa-Kula çevresinde genç volkanik şekiller bulunur. Volkanik faaliyetler lav platoları, krater-kaldera gölleri, volkanik topraklar ve jeotermal kaynaklar üzerinde etkili olabilir. Bir dağın volkanik olması, günümüzde mutlaka sürekli püskürdüğü anlamına gelmez; oluşum kökenini ifade eder.
B) Ağrı Dağı
C) Karacadağ
D) Süphan Dağı
E) Kaçkar Dağları
Depremler ve Aktif Faylar
Deprem, yerkabuğunda biriken enerjinin kırılma boyunca aniden açığa çıkmasıyla oluşan sarsıntıdır. Türkiye’deki depremlerin büyük bölümü tektonik kökenlidir. Volkanik depremler magma hareketleriyle; çöküntü depremleri ise karstik boşluk, maden galerisi veya yer altı boşluğunun çökmesiyle ilişkilidir ve genellikle daha dar alanlıdır. Depremde kırılmanın yer içinde başladığı bölgeye odak (iç merkez), bu odak bölgesinin yeryüzündeki iz düşümüne merkez üssü (dış merkez) denir. Sismik dalgalar odak bölgesinden çevreye yayılır.
Türkiye’nin başlıca tektonik sistemleri Kuzey Anadolu Fay Zonu, Doğu Anadolu Fay Zonu ve Batı Anadolu’nun çok sayıda normal fayla parçalandığı genişleme alanlarıdır. Kuzey Anadolu Fay Zonu kabaca doğu-batı doğrultusunda kuzey kesimleri; Doğu Anadolu Fay Zonu kuzeydoğu-güneybatı doğrultusunda doğu ve güneydoğu kesimleri etkiler. Batı Anadolu’da ise graben sistemleriyle bağlantılı çok sayıda fay bulunur. Fay dağılışı ile deprem etkisinin büyüklüğü birlikte düşünülmeli; yapı kalitesi, zemin, nüfus ve hazırlık düzeyi göz ardı edilmemelidir.
B) Fayların yalnız kırsal alanlarda bulunmasıyla
C) Riskin yapı stoku, zemin ve maruziyete göre değişmesiyle
D) Tektonik depremlerin yalnız volkan çevresinde oluşmasıyla
E) Deprem tehlikesinin nüfustan bağımsız olarak sıfırlanmasıyla
B) Taşeli Platosu’nun yalnız karstik çukurları
C) Çukurova’nın bütün alüvyal birikim alanları
D) Ergene Havzası’nın yalnız tarım ovaları
E) Tuz Gölü’nün buharlaşma yüzeyi
İÇ KUVVETLERİN TÜRKİYE’DEKİ ORTAK SONUÇLARI
İç kuvvetler ayrı başlıklarda incelense de sonuçları birbiriyle bağlantılıdır. Alp orojenezi dağ kuşaklarını oluşturmuş, epirojenik yükselme ülkenin ortalama yükseltisini artırmış, faylanma çöküntü ovaları ile deprem kuşaklarını belirginleştirmiş, volkanizma ise bazı dağ ve platoları şekillendirmiştir. Dış kuvvetler daha sonra bu ana iskeleti aşındırarak vadiler, kanyonlar, deltalar, birikinti konileri ve kıyı şekilleri meydana getirmiştir.
| Gözlenen özellik | İç kuvvet bağlantısı | Coğrafi sonuç |
|---|---|---|
| Yüksek ve engebeli relief | Orojenez + epirojenik yükselme | Ulaşım güçleşir, iklim kısa mesafede değişir. |
| Horst-graben sistemi | Faylanma | Kırık dağlar, çöküntü ovaları ve jeotermal kaynaklar oluşur. |
| Volkanik dağ ve platolar | Volkanizma | Volkanik topraklar ve özgün relief şekilleri görülür. |
| Aktif deprem kuşakları | Levha hareketleri + faylanma | Yerleşme ve yapılaşmada afet risk yönetimi gerekir. |
B) Aktif kırık hatlarının yer altı sularının dolaşımını kolaylaştırmasıyla
C) Bütün dağların volkanik koni olmasıyla
D) Akarsuların denge profiline ulaşmasıyla
E) Kalkerli arazilerin ülkenin tamamını kaplamasıyla
I. Kuzey Anadolu Dağları ile Toroslar kıvrım dağlarıdır.
II. Batı Anadolu’daki horst ve grabenler kırılma sonucunda oluşmuştur.
III. Türkiye’deki bütün ovalar volkanik çökme sonucunda meydana gelmiştir.
IV. Epirojenik yükselme akarsuların yataklarına gömülmesini hızlandırabilir.
yargılarından hangileri doğrudur?
B) I ve III
C) II ve IV
D) I, II ve IV
E) II, III ve IV
Sonraki konu: Dış Kuvvetler ve Türkiye’de Oluşturduğu Yer Şekilleri


