AYT Cumhuriyet Dönemi Türk romanı, Millî Edebiyat’tan devralınan toplum ve Anadolu ilgisinin farklı roman anlayışlarına ayrıldığı geniş bir alanı kapsar. 1923 sonrasında aynı dönemde millî ve dinî duyarlığı sürdüren, bireyin iç dünyasına yönelen, toplumcu gerçekçi çizgide yazan ve modernist ya da postmodernist teknikleri kullanan romancılar birlikte görülür. Bu nedenle AYT sorularında yalnız sanatçı–eser eşleştirmesi değil; tema, anlatım tekniği, mekân, kişi ve dönem ilişkisi de önem taşır. Önceki konu olan Servetifünun ve Millî Edebiyat Dönemi Türk Romanı, bu çeşitlenmenin tarihsel zeminini oluşturur.
CUMHURİYET ROMANINDA DÖNEMLER VE ANA EĞİLİMLER
1923–1950 Arasında Roman
Cumhuriyet’in ilk yıllarında Yakup Kadri Karaosmanoğlu, Reşat Nuri Güntekin, Halide Edip Adıvar ve Refik Halit Karay gibi Millî Edebiyat döneminde yetişen sanatçılar eser vermeyi sürdürür. Kurtuluş Savaşı, yeni devlet düzeni, yanlış Batılılaşma, kuşak çatışması, Anadolu’nun sorunları ve Cumhuriyet’in yeni kurumları romanın başlıca konularıdır. Gözlemci gerçekçilik yaygındır; toplumsal değişim çoğu zaman aile, konak, kasaba veya köy çevresindeki kişilerin hayatından izlenir.
Bu dönemde Peyami Safa, Ahmet Hamdi Tanpınar, Abdülhak Şinasi Hisar ve Sabahattin Ali gibi farklı yönelişleri temsil eden romancılar da öne çıkar. Böylece Cumhuriyet romanı tek bir sanat anlayışına bağlı kalmaz: aynı yıllarda psikolojik çözümleme, toplum eleştirisi, tarih bilinci ve Anadolu gerçekliği yan yana gelişir.
Gözlemci gerçekçilik
→
Birey ve modernleşme
→
Postmodern arayışlar
1950 Sonrasında Çeşitlenme
1950 sonrasında hızlı kentleşme, köyden kente göç, sanayileşme, işçi hayatı, toprak düzeni ve siyasal çatışmalar romana daha güçlü biçimde girer. Köy Enstitülü yazarlar, köyü dışarıdan seyredilen bir dekor olmaktan çıkarıp üretim ilişkileri, eğitim, su, toprak ve makineleşme sorunlarıyla anlatır. Kent romanında ise gecekondu, işsizlik, yoksulluk ve yabancılaşma öne çıkar.
1970’lerden itibaren modernist anlatım teknikleri belirginleşir; kronolojik olay örgüsü parçalanabilir, anlatıcı güvenilirliğini yitirebilir, bilinç akışı ve iç monolog önem kazanabilir. 1980 sonrasında postmodern roman; üst kurmaca, metinler arasılık, parodi, pastiş ve çoğul bakış açısı gibi tekniklerle romanın nasıl yazıldığını da anlatının konusu hâline getirir.
MİLLÎ VE DİNÎ DUYARLIĞI YANSITAN ROMAN
Anadolu, Tarih ve Değerler
Bu anlayış, Millî Edebiyat’ın sade dil, Anadolu’ya yöneliş ve tarih bilinci gibi özelliklerini Cumhuriyet döneminde sürdürür. Kurtuluş Savaşı, Türk tarihi, Doğu–Batı çatışması, ahlaki değerler, halk–aydın ilişkisi ve modernleşmenin doğurduğu kimlik sorunları başlıca temalardır. Realist gözlemden yararlanılır; ancak tarih ve toplum yalnız dış koşulları göstermek için değil, insanın değer dünyasını açıklamak için de kullanılır.
Millî ve dinî duyarlık aynı şey değildir. Bazı romanlarda Türk tarihi, destan ve millî kimlik öne çıkarken bazılarında tasavvuf, gelenek, ahlak ve inanç merkezîdir. AYT sorularında sanatçının yönelişi, eser adı ve tarihî dönem birlikte değerlendirilmelidir.
Sanatçılar ve Eserler
Mustafa Necati Sepetçioğlu, tarihî roman dizileriyle Türk tarihinin farklı evrelerini işler. Kilit, Anahtar, Kapı, Konak ve Çatı onun tarih çizgisini kuran romanları arasındadır. Hüseyin Nihal Atsız’ın Bozkurtların Ölümü, Bozkurtlar Diriliyor, Deli Kurt ve Ruh Adam romanlarında tarih, ülkü ve bireysel çatışma farklı oranlarda birleşir.
Emine Işınsu’nun Azap Toprakları, Ak Topraklar, Tutsak ve Küçük Dünya; Sevinç Çokum’un Bizim Diyar, Hilal Görününce ve Çırpıntılar adlı romanları millî kimlik, göç, Balkanlar ve toplumsal değişim çevresinde okunabilir. Bahaeddin Özkişi’nin Sokakta, Köprü ve Uçtaki Adam romanlarında tarihî ve metafizik duyarlık görülür. Samiha Ayverdi ise İbrahim Efendi Konağı, İnsan ve Şeytan ve Mesihpaşa İmamı gibi eserlerinde gelenek, tasavvuf ve medeniyet değişimini işler.
Mithat Cemal Kuntay’ın Üç İstanbulu, II. Abdülhamit, II. Meşrutiyet ve Mütareke İstanbul’unu aynı kahramanın değişen konumu üzerinden birleştirir. Aka Gündüz de Dikmen Yıldızı ve Bir Şoförün Gizli Defteri gibi romanlarında Millî Mücadele, Anadolu ve toplumsal değerler çevresinde eser verir. Böylece bu başlıkta yalnız tarihî romanlar değil, yakın dönemin zihniyet ve medeniyet değişimini işleyen romanlar da değerlendirilir.
| Sanatçı | Belirgin Yön | Örnek Eserler |
|---|---|---|
| Mustafa Necati Sepetçioğlu | Tarihî süreklilik ve Türk tarihi | Kilit, Anahtar, Kapı |
| Hüseyin Nihal Atsız | Tarih, ülkü, kahramanlık | Bozkurtların Ölümü, Deli Kurt |
| Emine Işınsu | Millî kimlik, Balkanlar ve birey | Azap Toprakları, Küçük Dünya |
| Sevinç Çokum | Göç ve tarihî-toplumsal değişim | Bizim Diyar, Hilal Görününce |
| Samiha Ayverdi | Tasavvuf ve medeniyet | İbrahim Efendi Konağı |
BİREYİN İÇ DÜNYASINI ESAS ALAN ROMAN
Psikolojik Çözümleme ve Zaman
Bu romanlarda dış olaydan çok kişinin iç çatışması önemlidir. Yalnızlık, yabancılaşma, bilinçaltı, kimlik sorunu, Doğu–Batı arasında kalma, geçmiş özlemi ve toplumla uyuşamama sık işlenen temalardır. İç monolog, bilinç akışı, geriye dönüş ve çağrışım gibi teknikler kişinin zihinsel sürecini görünür kılar. Mekân ve zaman da çoğu kez ruh hâline göre algılanır.
Psikolojik romanla modernist roman birbirine yaklaşabilir; ancak aynı değildir. Psikolojik romanda kişinin ruhsal çözümlemesi güçlü bir olay örgüsü içinde verilebilir. Modernist romanda ise gerçekliğin parçalı algılanışı, zamanın kırılması ve anlatımın biçimsel olarak sorunlaştırılması daha belirgindir.
Peyami Safa ve Ahmet Hamdi Tanpınar
Peyami Safa, psikolojik tahlili Doğu–Batı çatışması, hastalık, yalnızlık ve ahlaki çözülme sorunlarıyla birleştirir. Dokuzuncu Hariciye Koğuşunda hasta bir gencin korkuları ve çaresizliği; Fatih-Harbiyede Neriman’ın iki kültür arasında kalışı; Yalnızızda bireysel ve toplumsal yabancılaşma; Matmazel Noraliya’nın Koltuğunda maddi dünya ile metafizik arayış arasındaki geçiş işlenir. Bir Tereddüdün Romanı, Mahşer, Şimşek ve Biz İnsanlar da önemli romanlarıdır.
Ahmet Hamdi Tanpınar’ın romanlarında zaman, rüya, bilinçaltı, musiki ve medeniyet değişimi iç içedir. Huzur, Mümtaz ile Nuran’ın ilişkisini İstanbul ve II. Dünya Savaşı öncesinin tedirginliği içinde ele alır. Saatleri Ayarlama Enstitüsü, Hayri İrdal’ın anlatımıyla kurumları, modernleşmeyi ve zaman anlayışını ironik biçimde sorgular. Mahur Beste, Sahnenin Dışındakiler ve Aydaki Kadın diğer romanlarıdır.
Tarık Buğra, Abdülhak Şinasi Hisar ve Samiha Ayverdi
Tarık Buğra, bireyin iç dünyasını tarihî ve toplumsal dönüşümle birlikte ele alır. Küçük Ağa, Millî Mücadele sırasında İstanbullu Hoca’nın değişimini; Osmancık, Osman Bey’in kurucu lidere dönüşmesini anlatır. İbiş’in Rüyası, Yağmur Beklerken, Dönemeçte ve Firavun İmanı diğer önemli romanlarıdır.
Abdülhak Şinasi Hisar, geçmiş zaman özlemi ve Boğaziçi medeniyetini Fahim Bey ve Biz, Çamlıca’daki Eniştemiz ve Ali Nizami Bey’in Alafrangalığı ve Şeyhliği adlı romanlarında işler. Samiha Ayverdi’nin romanlarında iç dünya, tasavvuf ve geleneksel hayatın çözülüşü bir aradadır. Bu sanatçılar, bireysel duyarlığın toplumsal ve tarihî bağlamdan kopmadan işlenebileceğini gösterir.
TOPLUMCU GERÇEKÇİ ROMAN
Köy, Kent ve Üretim İlişkileri
Toplumcu gerçekçi roman; toplumsal eşitsizlikleri, ekonomik ilişkileri ve emek sorunlarını bireyin kaderinden bağımsız görmez. Köyde toprak düzeni, ağa–köylü ve imam–öğretmen çatışması, makineleşme, su ve eğitim sorunları; kentte işçilik, yoksulluk, gecekondu, göç ve sınıf farklılıkları işlenir. Kahraman çoğu kez yalnız kişisel bir sorunla değil, içinde yaşadığı düzenle karşı karşıyadır.
Bu romanlarda gözlem, yöresel söyleyiş ve canlı çevre betimlemeleri önemlidir. Bununla birlikte bütün toplumcu gerçekçi yazarlar aynı üslubu kullanmaz: Yaşar Kemal destansı ve şiirsel bir dil kurarken Orhan Kemal daha yalın, hareketli ve diyaloga dayalı anlatır; Kemal Tahir tarih ve toplum yapısını tartışır.
Ağa–köylü çatışması
Yoksulluk ve sınıf
Kurumların dönüşümü
Gerçekçi kişi ve çevre
Orhan Kemal, Yaşar Kemal ve Kemal Tahir
Orhan Kemal, Adana çevresindeki pamuk işçilerini, küçük insanın geçim mücadelesini ve köyden kente göçü yalın bir dille anlatır. Bereketli Topraklar Üzerinde, iş bulmak için Çukurova’ya gelen köylülerin sömürülmesini; Gurbet Kuşları, göçle İstanbul’a gelen bir ailenin tutunma çabasını işler. Murtaza, Baba Evi, Avare Yıllar, Hanımın Çiftliği ve Cemile önemli romanlarıdır.
Yaşar Kemal, Çukurova’yı destan, efsane, ağıt ve halk söyleyişinden yararlanarak anlatır. İnce Memed, ağa düzenine başkaldıran bir köylünün hikâyesidir. Teneke, Yılanı Öldürseler, Deniz Küstü ve Kuşlar da Gitti romanlarında doğa, insan ve toplumsal baskı iç içedir.
Kemal Tahir, köy ve hapishane hayatının yanında Osmanlı toplum yapısını ve yakın tarihi tartışan romanlar yazar. Sağırdere, Körduman ve Yedi Çınar Yaylası köy çevresine; Devlet Ana, Yorgun Savaşçı, Kurt Kanunu, Esir Şehrin İnsanları ve Yol Ayrımı tarihî-siyasal süreçlere yönelir.
Toplumcu gerçekçi çizginin erken örneklerinde Sadri Ertem’in Çıkrıklar Duruncası, sanayileşmenin geleneksel üretim üzerindeki etkisini ve köylünün ekonomik sıkışmışlığını ele alır. Sabahattin Ali ise Kuyucaklı Yusufta taşra düzenini ve güç ilişkilerini, İçimizdeki Şeytanda aydın çevresindeki ahlaki zayıflıkları, Kürk Mantolu Madonnada yalnızlık ve iç dünyayı işler. Bu nedenle Sabahattin Ali yalnız tek bir roman anlayışına sıkıştırılmamalı; eserin toplumsal ve psikolojik yönü birlikte okunmalıdır.
Köy Romanının Diğer Temsilcileri
Fakir Baykurt, Yılanların Öcü, Irazca’nın Dirliği ve Kara Ahmet Destanından oluşan üçlemede köydeki hiyerarşiye başkaldırıyı işler; Kaplumbağalar ve Tırpan da önemli romanlarıdır. Talip Apaydın’ın Sarı Traktörü makineleşmenin köye etkisini, Tütün Yorgunu tütün üreticilerinin sorunlarını anlatır.
Samim Kocagöz’ün Kalpaklılar ve Doludizgin romanları Millî Mücadele’yi; Necati Cumalı’nın Tütün Zamanı, Acı Tütün, Yağmurlar ve Topraklar romanları Ege kırsalını işler. Kemal Bilbaşar’ın Cemo ve Memosu Doğu Anadolu’daki ağa–şeyh–köylü ilişkisine yönelir. Rıfat Ilgaz toplumsal eleştiriyi mizahla, Aziz Nesin ise siyasal ve bürokratik çelişkileri yergiyle anlatır.
II. Irazca’nın Dirliği
III. Kara Ahmet Destanı
Bu eserleri bir üçleme hâlinde yazan sanatçı aşağıdakilerden hangisidir?
MODERNİST ROMAN VE YENİ ANLATIM TEKNİKLERİ
Parçalanan Gerçeklik
Modernist romanda dünya, herkes için aynı biçimde kavranabilen düzenli bir bütün değildir. Bireyin yalnızlığı, toplumla uyuşamaması ve varoluşsal kaygısı anlatının merkezine yerleşir. Kronolojik zaman kırılır; olaylar anı, rüya ve çağrışımlarla verilebilir. İç monolog kişinin kendi kendine konuşmasını, bilinç akışı ise zihinden geçen dağınık düşüncelerin mantıksal bağları gevşetilerek aktarılmasını sağlar.
Geriye dönüş, leitmotiv, montaj ve farklı anlatıcıların kullanılması da modernist romanda görülür. Okur, olayları hazır bir açıklama içinde almaz; parçaları birleştirerek anlam kurar. Bu nedenle modernist romanı yalnız “konusu bireysel” diye değil, anlatım biçimindeki kırılmalarla tanımak gerekir.
Yusuf Atılgan, Oğuz Atay ve Adalet Ağaoğlu
Yusuf Atılgan, yalnız ve topluma yabancılaşmış bireyi ayrıntılı psikolojik çözümlemelerle anlatır. Aylak Adamda C., gündelik ilişkilerin ve sıradan düzenin dışında anlam arar. Anayurt Otelinde otel kâtibi Zebercet’in yalnızlığı, takıntıları ve giderek ağırlaşan ruhsal çözülüşü işlenir.
Oğuz Atay’ın Tutunamayanlar romanında Turgut Özben, intihar eden arkadaşı Selim Işık’ın hayatını araştırırken kendi çevresiyle ve kimliğiyle hesaplaşır. İroni, metinler arasılık, bilinç akışı ve türler arası geçişler romanın yapısını belirler. Tehlikeli Oyunlar ve biyografik nitelikli Bir Bilim Adamının Romanı diğer önemli eserleridir.
Adalet Ağaoğlu, toplumsal değişimi bireyin iç dünyası ve zaman kurgusuyla birleştirir. Ölmeye Yatmak, Bir Düğün Gecesi ve Hayır “Dar Zamanlar” üçlemesini oluşturur. Fikrimin İnce Gülü ise Bayram’ın bir otomobil çevresinde kurduğu hayat hayali üzerinden tüketim, statü ve yabancılaşmayı ele alır.
POSTMODERNİST ROMAN
Üst Kurmaca, Metinler Arasılık ve Oyun
Postmodern roman, tek ve kesin bir gerçeklik sunmak yerine farklı anlatıları yan yana getirir. Romanın yazılma sürecinin yine romanın konusu olması üst kurmaca; başka metinlere açık veya örtük göndermeler yapılması metinler arasılıktır. Bir yazarın ya da türün söyleyişini taklit eden pastiş, bir metni dönüştürerek eleştirel veya gülünç etki kuran parodi ve farklı metin parçalarını bir araya getiren kolaj sık kullanılan tekniklerdir.
Postmodern romanda tarihî belge, masal, efsane, polisiye, biyografi ve günlük aynı kurgu içinde buluşabilir. Anlatıcı güvenilir olmayabilir; başlangıç ve son belirsizleşebilir. Bu özellikler yalnız biçim oyunu değildir: gerçeğin anlatılar aracılığıyla kurulduğu düşüncesini görünür kılar.
Başlıca Temsilciler
Orhan Pamuk, tarih, kimlik, Doğu–Batı ilişkisi ve sanat sorunlarını çoğul anlatılarla işler. Beyaz Kale, Benim Adım Kırmızı, Kara Kitap, Yeni Hayat ve Masumiyet Müzesi önemli romanlarıdır. İhsan Oktay Anar’ın Puslu Kıtalar Atlası, Kitab-ül Hiyel, Amat ve Suskunlar romanlarında tarih, fantastik öğeler ve eski anlatı biçimleri özgün bir dille birleşir.
Latife Tekin, Sevgili Arsız Ölüm ve Berci Kristin Çöp Masallarında köyden kente göçü, gecekondu hayatını ve gerçeküstü öğeleri bir arada kullanır. Bilge Karasu’nun Gece ve Kılavuzu yoğun, imgesel ve çok anlamlı yapılarıyla; Hasan Ali Toptaş’ın Gölgesizler ve Sonsuzluğa Noktası gerçek ile düş arasındaki belirsizlikle dikkat çeker. Pınar Kür, İnci Aral, Buket Uzuner, Selim İleri ve Nazlı Eray da çağdaş romanın farklı yönelişlerini temsil eder.
DÜNYA EDEBİYATINDA ROMANIN GELİŞİMİ
Don Kişot’tan 19. Yüzyıla
Romanın kaynakları destan, şövalye hikâyesi, pikaresk anlatı ve uzun mensur öykülere kadar uzansa da Cervantes’in 17. yüzyılda yayımlanan Don Kişotu modern romanın başlangıcı kabul edilir. Eser, şövalye romanlarının kalıplarını dönüştürürken gerçeklik ile hayal arasındaki çatışmayı güçlü bir kurguya dönüştürür.
18. yüzyılda Daniel Defoe’nun Robinson Crusoesu, Jonathan Swift’in Gulliver’in Gezileri, Voltaire’in Candidei, Rousseau’nun Emilei ve Goethe’nin Genç Werther’in Acıları roman türünün gelişiminde etkili olur. 19. yüzyılda romantizm, realizm ve natüralizm romanı teknik bakımdan güçlendirir; toplum, sınıf, kent ve birey daha ayrıntılı biçimde ele alınır.
19. ve 20. Yüzyılda Roman
19. yüzyıl Fransız ve Rus romanı, gerçekçi karakter ve toplum çözümlemesinin güçlü örneklerini verir. 20. yüzyılda savaşlar, ideolojiler, kentleşme ve bireyin iç dünyasındaki parçalanma romanın konusunu ve biçimini değiştirir. Kafka’nın tekinsiz bürokratik dünyası, Camus’nün varoluşçu sorgulamaları, Hemingway’in yalın anlatımı ve Steinbeck’in toplumsal gerçekçiliği bu çeşitlenmenin farklı yüzleridir.
Modern ve postmodern romanın ortaya çıkmasıyla anlatıcı, zaman ve olay örgüsü geleneksel kesinliğini kaybeder. Böylece dünya romanı, yalnız yeni konular değil, gerçeği anlatmanın yeni yollarını da geliştirir.
DÜNYA ROMANINDA ÜLKE–YAZAR–ESER EŞLEŞTİRMELERİ
Fransız ve Rus Romanı
Fransız romanında Victor Hugo romantizmin; Balzac, Stendhal ve Flaubert realizmin; Emile Zola natüralizmin önemli temsilcileridir. Hugo’nun Sefilleri, Balzac’ın Goriot Babası, Stendhal’ın Kırmızı ve Siyahı, Flaubert’in Madame Bovarysi ve Zola’nın Germinali temel eşleşmelerdir. Madame Bovary, dünya edebiyatının ilk büyük realist romanlarından ve ilk realist roman kabul edilen eseridir.
Rus romanında Puşkin’in Yüzbaşının Kızı, Gogol’ün Ölü Canlar, Dostoyevski’nin Suç ve Ceza ile Karamazov Kardeşler, Tolstoy’un Savaş ve Barış ile Anna Karenina, Turgenyev’in Babalar ve Oğullar ve Gorki’nin Ana romanı öne çıkar. Dostoyevski psikolojik ve ahlaki çatışmalara, Tolstoy tarih ve toplum içindeki insanın kaderine yönelir.
| Edebiyat | Sanatçı | Temel Eser |
|---|---|---|
| Fransız | Victor Hugo | Sefiller |
| Fransız | Gustave Flaubert | Madame Bovary |
| Fransız | Emile Zola | Germinal |
| Rus | Dostoyevski | Suç ve Ceza |
| Rus | Tolstoy | Savaş ve Barış |
| Rus | Turgenyev | Babalar ve Oğullar |
Alman, Amerikan ve İngiliz Romanı
Alman edebiyatında Goethe’nin Genç Werther’in Acıları, Kafka’nın Dönüşüm ve Dava, Stefan Zweig’ın Satranç eserleri önemlidir. Amerikan edebiyatında Mark Twain’in Tom Sawyer’ın Maceraları, Jack London’ın Beyaz Diş, John Steinbeck’in Gazap Üzümleri ve Fareler ve İnsanlar, Ernest Hemingway’in İhtiyar Adam ve Deniz ile Çanlar Kimin İçin Çalıyor, Harper Lee’nin Bülbülü Öldürmek romanı öne çıkar.
İngiliz romanında Daniel Defoe, Jonathan Swift ve Charles Dickens temel isimlerdendir. Dickens’ın Oliver Twist, David Copperfield ve İki Şehrin Hikâyesi romanları sanayileşme çağının toplumsal sorunlarını güçlü karakterlerle anlatır. Dünya romanı sorularında ülke eşleştirmesinin yanında eserin bağlı olduğu akım ve işlediği problem de sorulabilir.
Kırgız edebiyatının öne çıkan romancısı Cengiz Aytmatov; Gün Olur Asra Bedel, Beyaz Gemi, Toprak Ana, Elveda Gülsarı ve Selvi Boylum Al Yazmalım gibi eserlerinde gelenek, savaş, tabiat, toplumsal dönüşüm ve insanın ahlaki seçimlerini bir araya getirir. AYT’de Aytmatov, özellikle sanatçı–eser ve ülke–edebiyat eşleştirmelerinde ayırt edici bir isimdir.
AYT’DE ROMAN ANLAYIŞLARINI AYIRMA
Tema ile Tekniği Birlikte Okumak
Bir parçada yalnız “köy” sözcüğünün geçmesi toplumcu gerçekçilik için yeterli değildir; köyün üretim, toprak ve güç ilişkileriyle nasıl ele alındığına bakılır. Yalnızlık teması da tek başına modernist romanı göstermez; zamanın kırılması, bilinç akışı veya anlatıcının parçalanması gibi teknik belirtiler aranır. Tarihî bir konu millî duyarlıklı, toplumcu veya postmodern bir romanda farklı amaçlarla kullanılabilir.
| Anlayış | Temel Odak | Ayırt Edici İpucu |
|---|---|---|
| Millî ve dinî duyarlık | Tarih, Anadolu, değerler | Kimlik ve medeniyet bilinci |
| Bireyin iç dünyası | Ruhsal çatışma | Psikolojik tahlil ve bilinçaltı |
| Toplumcu gerçekçilik | Emek ve toplumsal düzen | Üretim ilişkileri ve sınıf çatışması |
| Modernizm | Parçalanmış birey ve gerçeklik | Kırık zaman, bilinç akışı, çoklu bakış |
| Postmodernizm | Anlatının kuruluşu | Üst kurmaca, pastiş, parodi, metinler arasılık |
Eserden Sanatçıya Ulaşmak
AYT’de bir eser adı çoğu zaman tek başına değil, kahraman, mekân veya teknikle birlikte verilir. Zebercet–otel–yalnızlık bağlantısı Yusuf Atılgan’ın Anayurt Oteline; Turgut Özben–Selim Işık–ironi bağlantısı Oğuz Atay’ın Tutunamayanlarına; Çukurova–ağa düzeni–destansı dil bağlantısı Yaşar Kemal’e; Hayri İrdal–Halit Ayarcı–kurum eleştirisi bağlantısı Tanpınar’ın Saatleri Ayarlama Enstitüsüne götürür.
II. Romanın yazılma süreci kurguya katılır ve eski metinlerin üslubu taklit edilir.
III. Köylünün ağa düzenine başkaldırısı destansı bir dille işlenir.
Bu açıklamalar sırasıyla hangi sanatçı veya anlayışla ilişkilendirilmelidir?
Cumhuriyet Dönemi Türk romanı, aynı tarih dilimi içinde birbirinden farklı sanat anlayışlarının birlikte geliştiği bir alandır. Sağlam bir dönem–tema–teknik–eser bağı kurulduğunda uzun sanatçı listeleri ezber yığını olmaktan çıkar; dünya romanı eşleşmeleri de bu geniş gelişim çizgisinin tamamlayıcı parçası hâline gelir.
Sonraki konu: Tiyatro: Geleneksel Türk Tiyatrosu ve Modern Tiyatro
