AYT tiyatro konu anlatımı, tiyatro türünün yapı unsurlarından geleneksel Türk tiyatrosuna ve modern Türk tiyatrosunun dönemlerine uzanan geniş bir alanı kapsar. AYT’de sorular; tür özelliklerini, Karagöz–orta oyunu ayrımını, oyunların bölümlerini, dönemlerin sanat anlayışını ve sanatçı–eser eşleştirmelerini birlikte yoklar. Bu nedenle yalnız eser adlarını ezberlemek yerine “hangi biçim, hangi dönem, hangi işlev?” sorularına cevap veren bir çerçeve kurmak gerekir. Cumhuriyet tiyatrosunun romanla ortak toplumsal zeminini görmek için önceki konu olan Cumhuriyet Dönemi Türk Romanı ve Dünya Edebiyatında Roman da yararlı bir bağlantı sunar.
TİYATRO TÜRÜ VE SAHNE YAPISI
Tiyatronun Temel Özellikleri
Tiyatro, bir olayın kişiler tarafından seyirci önünde canlandırılmasına dayanan dramatik türdür. Roman ve hikâyeden farklı olarak anlatıcı çoğu zaman geri çekilir; olay, kişilerin sözleri ve hareketleriyle görünür hâle gelir. Metinde oyuncunun davranışını, dekoru veya sahne geçişini bildiren açıklamalar ayraç içinde verilebilir. Tiyatronun nihai varlık alanı sahnedir; bu yüzden metin, oyunculuk, mekân, ışık, dekor, kostüm, müzik ve seyirci aynı bütünün parçalarıdır.
Bir tiyatro eserinin temel yapısını dramatik örgü, yer, zaman, kişiler ve çatışma oluşturur. Dramatik örgü, olayların neden–sonuç ilişkisi içinde düzenlenmesidir. Çatışma; kişiler, değerler, kuşaklar ya da bireyin kendi iç dünyası arasında doğabilir. Oyun genellikle serim, düğüm ve çözüm doğrultusunda ilerler; ancak modern tiyatro bu düzeni parçalayabilir.
Serim–düğüm–çözüm
Karşıt güçlerin mücadelesi
Olayın süresi ve dönemi
Işık, müzik ve seyirci
Tiyatro Terimleri
Diyalog, iki ya da daha çok kişinin konuşmasıdır. Monolog, kişinin tek başına konuşması; tirat ise bir oyuncunun kesintisiz ve uzun konuşmasıdır. Replik, oyuncunun söyleyeceği söz; jest, beden ve el hareketi; mimik, yüz hareketidir. Oyuncunun unuttuğu sözleri seyirciye duyurmadan hatırlatan kişiye suflör denir.
Dekor sahnenin yer ve dönem özelliklerini kuran düzen; kostüm rol gereği giyilen kıyafet; aksesuar oyuncunun veya dekorun kullandığı yardımcı eşyadır. Kulis sahne arkasını, perde oyunun ana bölümlerini, sahne ise canlandırmanın gerçekleştiği alanı ifade eder. Bir yabancı eserin yerli koşullara uyarlanmasına adaptasyon; yazılı metne sıkı sıkıya bağlı kalmadan doğaçlamaya dayalı oyuna tuluat denir.
| Terim | Anlam | Karıştırılmaması Gereken |
|---|---|---|
| Diyalog | İki veya daha çok kişinin konuşması | Monolog: tek kişinin konuşması |
| Replik | Oyuncunun söyleyeceği söz | Tirat: uzun ve kesintisiz konuşma |
| Jest | Beden hareketi | Mimik: yüz hareketi |
| Dekor | Sahne çevresini kuran öğeler | Aksesuar: yardımcı eşya |
| Adaptasyon | Bir eseri yeni koşullara uyarlama | Çeviri: dili değiştirme |
MODERN TİYATRONUN TEMEL TÜRLERİ
Trajedi, Komedi ve Dram
Trajedi, seyircide korku ve acıma duyguları uyandırarak arınma sağlamayı amaçlar. Klasik trajedide konular tarih ve mitolojiden, kişiler soylu çevreden seçilir; kaba söz ve kanlı olaylar sahnede gösterilmez. Nazımla yazılan, koro ve diyalog bölümlerinden oluşan klasik örneklerde üç birlik kuralına uyulur: tek olay, tek yer ve yaklaşık bir günlük zaman.
Komedi, insan ve toplumdaki aksaklıkları güldürerek düşündürür. Kişiler günlük hayattan seçilebilir; halk dili, söz oyunları ve kusurlar sahneye taşınır. Karakter komedisi cimrilik veya hastalık hastalığı gibi kişisel bir kusuru; töre komedisi toplumun aksayan gelenek ve alışkanlıklarını; entrika komedisi ise merak uyandıran karmaşık olay örgüsünü öne çıkarır.
Dram, hayatın acıklı ve gülünç yanlarını birlikte gösterebilir. Kişiler toplumun her kesiminden seçilir; kaba sözler ve şiddet sahnede yer alabilir. Nazım ya da nesirle yazılabilir, perde sayısı ve zaman–yer düzeni sanatçının tercihine bağlıdır. Böylece trajedi ile komedinin kesin sınırlarını aşar.
| Özellik | Trajedi | Komedi | Dram |
|---|---|---|---|
| Konu | Tarih ve mitoloji | Günlük yaşam | Tarih ve günlük yaşam |
| Kişiler | Soylular | Halktan kişiler | Her kesim |
| Acıklı–gülünç | Acıklı | Gülünç | Birlikte olabilir |
| Üç birlik | Klasik örneklerde var | Klasik örneklerde var | Zorunlu değil |
| Şiddet | Sahne dışında | Sahnede olabilir | Sahnede olabilir |
Epik, Absürt ve Müzikli Tiyatro
Epik tiyatro, Bertolt Brecht’in geliştirdiği eleştirel ve toplumcu anlayıştır. Seyircinin olayla duygusal biçimde özdeşleşmesi yerine, sahnedeki sorun üzerine düşünmesi istenir. Anlatıcı, şarkı, afiş, sahne değişikliğinin görünür kılınması ve oyuncunun rolüne mesafe koyması gibi yabancılaştırma yolları kullanılır. Türk tiyatrosunda Haldun Taner’in Keşanlı Ali Destanı bu türün başlıca örneğidir.
Absürt tiyatro, insanın yalnızlığını, iletişimsizliğini ve dünyanın anlamsızlığını geleneksel olay örgüsünü bozarak anlatır. Mantıksal sürekliliği kırılmış konuşmalar, tekrarlanan eylemler ve çözümsüz bekleyişler görülebilir. Türk edebiyatında Güngör Dilmen’in Canlı Maymun Lokantası adlı oyunu bu anlayışla ilişkilendirilir.
Opera, operet, müzikal, bale ve revü; müzik, dans ve sahne gösterisini farklı oranlarda birleştirir. Operada sözlerin tamamı bestelenir; operette daha hafif konular ve konuşmalı bölümler bulunabilir. Müzikal, olay örgüsüyle şarkı ve dansı bütünleştirir; bale anlatımı dans ve müzikle kurar; revü ise birbirine gevşek biçimde bağlı gösteri parçalarından oluşur.
GELENEKSEL TÜRK TİYATROSU
Ortak Özellikler ve Temsil Biçimleri
Geleneksel Türk tiyatrosu, sözlü kültüre ve doğaçlamaya dayanır. Oyunların çoğunda değişmez bir yazılı metin bulunmaz; sanatçı, bilinen bir olay çevresinde sözünü seyirciye ve ortama göre kurar. Tipler bireysel psikolojiden çok belirgin toplumsal özellikleri temsil eder. Yanlış anlamalar, ağız taklitleri, söz oyunları, müzik, dans ve seyirciyle doğrudan ilişki başlıca özelliklerdir.
Karagöz, orta oyunu, meddah, köy seyirlik oyunları ve kukla bu geleneğin temel biçimleridir. Karagöz perdede tasvirlerle, orta oyunu açık bir oyun alanında canlı oyuncularla, meddah tek anlatıcıyla yürür. Köy seyirlik oyunları toplu ve törensel kökenli olabilir; kuklada ise insan veya hayvan biçimli hareketli figürler kullanılır.
Karagöz–Hacivat
Kavuklu–Pişekâr
Taklit ve hikâye
Hareketli figürler
Karagöz: Kişiler, Perde ve Bölümler
Karagöz, deriden kesilmiş ve tasvir adı verilen renkli şekillerin arkadan ışıklandırılmış beyaz perdeye yansıtıldığı gölge oyunudur. Oyunu oynatan kişiye hayalî veya hayalbaz, perdeye Küşteri Meydanı, perde arkasında şarkı ve türkülere eşlik eden yardımcıya yardak denir.
Karagöz, okumamış fakat hazırcevap ve sezgili halk insanını; Hacivat, eğitimli ve süslü konuşan yarı aydını temsil eder. Hacivat’ın ağır sözlerini Karagöz’ün yanlış anlaması güldürünün temel kaynaklarındandır. Çelebi, Beberuhi, Tiryaki, Tuzsuz Deli Bekir, Zenne, Kastamonulu, Laz, Acem ve Arnavut gibi tipler farklı yaş, meslek, yöre ve topluluk özellikleriyle oyuna katılır.
Oyun dört ana bölümden oluşur. Mukaddimede Hacivat perdeye gelir, semai okur ve Karagöz’ü çağırır. Muhavere, Karagöz ile Hacivat arasındaki, asıl olaydan bağımsız olabilen söz oyunlu konuşmadır. Fasıl, oyunun ana olayının işlendiği bölümdür. Bitişte olay sona erer; Hacivat ile Karagöz kısa bir konuşmayla oyunu kapatır.
→
→
→
Orta Oyunu: Oyun Yeri, Kişiler ve Bölümler
Orta oyunu, çevresi seyircilerle kuşatılmış palanga adlı açık alanda oynanır. Yazılı bir metne bağlı değildir; olay akışı doğaçlamayla gelişir. Dekor son derece yalındır: yenidünya adı verilen paravan ev veya başka bir büyük mekânı, dükkân adlı alçak tezgâh iş yerini temsil eder.
Kavuklu, Karagöz gibi hazırcevap ve halktan kişidir; Pişekâr ise Hacivat gibi oyunu düzenleyen, eğitimli ve ara bulucu tiptir. Pişekâr’ın elindeki iki dilimli şakşak pastav, oyunun başlamasını ve geçişleri yönetmeye yarar. Arnavut, Rumelili, Kayserili, Laz, Kürt, Acem, Zenne ve Kastamonulu gibi tipler ağız ve davranış özellikleriyle yer alır.
Orta oyunu da mukaddime, muhavere, fasıl ve bitiş bölümlerinden oluşur. Mukaddimede Pişekâr seyirciyi selamlar ve oyunu başlatır. Muhaverede Kavuklu ile Pişekâr konuşur; “arzbar” ve Kavuklu’nun başından geçmiş gibi anlattığı olağan dışı olay “tekerleme” bu bölümde bulunabilir. Fasılda asıl olay oynanır; bitişte Pişekâr oyunu kapatır.
Meddah, Köy Seyirlik Oyunları ve Kukla
Meddah, tek sanatçının hikâye anlatma ve taklit yapma sanatıdır. Meddah bir sandalye üzerinde oturabilir; mendilini farklı kişileri ve sesleri canlandırmak, sopasını oyunu başlatmak veya çeşitli nesneleri temsil etmek için kullanır. Perde, dekor ve sahne kadrosu yoktur. Karagöz ve orta oyunundaki toplumsal tipleri tek başına canlandırabilse de anlatıcı konumunda olmasıyla onlardan ayrılır.
Köy seyirlik oyunları; düğün, bayram ve mevsim geçişleri çevresinde oynanan, kimi zaman eski törenlerin izlerini taşıyan toplu oyunlardır. Bolluk, ölüm–dirilme, kız kaçırma, hayvan taklidi ve köy hayatı gibi motifler işlenebilir. Kukla ise hareketli figürlerle oynatılan gösteridir; Karagöz ve orta oyunundaki tiplerin benzerleri kuklada da görülebilir.
TANZİMAT DÖNEMİ TÜRK TİYATROSU
Tanzimat I. Dönem: İlkler ve Toplum İçin Sanat
Batılı anlamda tiyatro Türk edebiyatına Tanzimat’la girer. Şinasi’nin 1859’da yazdığı Şair Evlenmesi, Batılı anlamda ilk Türk tiyatro eseridir. Görücü usulü evliliği ve aracılar yüzünden doğan yanlışlığı töre komedisi biçiminde ele alır. Ancak “ilk yazılan eser” ile “ilk sahnelenen eser” aynı değildir: Namık Kemal’in Vatan yahut Silistresi sahnelenen ilk Türk tiyatro eseri kabul edilir.
Tanzimat I. Dönem sanatçıları tiyatroyu halkı eğitme aracı sayar. Dil görece sadedir; vatan, hürriyet, aile, gelenek, tarih ve toplumsal aksaklıklar işlenir. Namık Kemal; Vatan yahut Silistre, Celaleddin Harzemşah, Gülnihal, Akif Bey, Zavallı Çocuk ve Kara Bela ile dönemin en etkili tiyatro yazarlarındandır. Ahmet Vefik Paşa, Molière’den yaptığı çeviri ve uyarlamalarla; Direktör Ali Bey mizah ve adaptasyonlarıyla; Ahmet Mithat Efendi toplumsal konulu oyunlarıyla öne çıkar.
| Sanatçı | Belirgin Yön | Örnek Eserler |
|---|---|---|
| Şinasi | İlk Batılı Türk tiyatrosu | Şair Evlenmesi |
| Namık Kemal | Toplum, vatan ve tarih | Vatan yahut Silistre, Gülnihal |
| Ahmet Vefik Paşa | Molière çeviri ve uyarlamaları | Zor Nikâh, Zoraki Tabip |
| Direktör Ali Bey | Mizah ve adaptasyon | Kokana Yatıyor, Ayyar Hamza |
| Ahmet Mithat Efendi | Toplumsal konular | Çengi, Açıkbaş |
Tanzimat II. Dönem: Okunmak İçin Tiyatro
Tanzimat II. Dönem’de siyasal baskının da etkisiyle toplumsal konuların yerini bireysel ve tarihî konular alır. “Sanat için sanat” anlayışı güçlenir; dil ağırlaşır, eserler sahnelenmekten çok okunmak için yazılır. Teknik bakımdan ilerleme görülse de uzun konuşmalar ve sahnelenmesi güç mekânlar dikkat çeker.
Abdülhak Hamit Tarhan dönemin en üretken tiyatro yazarıdır. Macera-yı Aşk, Sabr u Sebat, İçli Kız, Duhter-i Hindu, Nesteren, Eşber, Tarık, Finten ve İlhan önemli oyunlarıdır. Nesteren aruz dışındaki heceyle yazılmış ilk manzum tiyatrolardan, Eşber aruzla yazılmış manzum tiyatrolardandır. Recaizade Mahmut Ekrem’in Afife Anjelik, Çok Bilen Çok Yanılır, Vuslat ve Atala adlı oyunları da bu dönemde değerlendirilir.
SERVETİFÜNUN, FECRİATİ VE MİLLÎ EDEBİYAT TİYATROSU
Servetifünun ve Fecriati Dönemlerinde Tiyatro
Servetifünun Dönemi’nde tiyatro öteki türlere göre zayıftır. Sansür ve sahne imkânlarının sınırlılığı nedeniyle eserlerin önemli bir kısmı 1908’den sonra yayımlanır; oyunların çoğu sahnelenmekten çok okunmaya elverişlidir. Halit Ziya Uşaklıgil’in Kâbus, Füruzan, Fare; Cenap Şahabettin’in Yalan, Körebe, Küçük Beyler; Mehmet Rauf’un Pençe, Cidal, Sansar; Hüseyin Cahit Yalçın’ın Kâbus dışındaki çeşitli oyunları dönemin repertuvarında anılır.
Fecriati’de de tiyatro güçlü bir sahne geleneğine dönüşmez. Şahabettin Süleyman, tiyatro ve eleştirileriyle öne çıkar; Çıkmaz Sokak, Siyah Süs ve Fırtına bilinen oyunlarıdır. Müfit Ratip’in tiyatro çalışmaları da önemlidir. Dönemin ortak niteliği, Batılı tiyatro anlayışına ilgi duyulmasına karşın sürekli ve geniş bir sahne hayatının kurulamamasıdır.
Millî Edebiyat, Darülbedayi ve Yerli Sahne
II. Meşrutiyet’ten sonra tiyatro yeniden canlanır. Konuşma diline yakın anlatım, yerli hayat, Osmanlı tarihi, aile ve toplumsal değişim işlenir. 1914’te kurulan Darülbedayi-i Osmanî, tiyatro eğitimi veren ve düzenli sahne hayatını geliştiren ilk şehir tiyatrosu niteliğindedir. Daha sonra İstanbul Şehir Tiyatrolarına dönüşür; Muhsin Ertuğrul’un yönetmenlik ve oyunculuk çalışmaları modern sahnenin kurumsallaşmasında belirleyici olur.
Musahipzade Celal, eski İstanbul hayatını ve Osmanlı toplumundaki aksaklıkları töre komedisiyle işler. Köprülüler, İstanbul Efendisi, Lale Devri, Aynaroz Kadısı, Bir Kavuk Devrildi ve Fermanlı Deli Hazretleri önemli oyunlarıdır. İbnürrefik Ahmet Nuri Sekizinci, Reşat Nuri Güntekin, Faruk Nafiz Çamlıbel, Halit Fahri Ozansoy ve Yusuf Ziya Ortaç dönemin başka tiyatro yazarlarıdır.
CUMHURİYET DÖNEMİ TÜRK TİYATROSU
Kurumsallaşma ve Dönemlerin Eğilimleri
Cumhuriyet’le birlikte tiyatro devlet desteği, eğitim kurumları, şehir tiyatroları ve turnelerle yaygınlaşır. Darülbedayi’nin Şehir Tiyatrolarına dönüşmesi, Ankara Devlet Konservatuvarının kurulması, Devlet Tiyatroları ve Operasının kurumsallaşması modern tiyatronun hem oyuncu hem seyirci tabanını genişletir. Muhsin Ertuğrul, yönetmen, oyuncu ve eğitici kimliğiyle bu dönüşümün merkezindedir.
1923–1950 arasında Millî Mücadele, yeni devlet düzeni, yanlış Batılılaşma, eski–yeni çatışması, Türk tarihi, mitoloji ve halk kültürü işlenir. 1950’lerde köy–kent, aile, sınıf, ekonomik değişim ve kuşak çatışmaları öne çıkar. 1960’larda özel tiyatroların ve eleştirinin gelişmesiyle epik, absürt, kabare ve deneysel biçimler yaygınlaşır. 1970’lerde siyasal ve toplumsal sorunlar, işçi hayatı ve tarihsel benzetmeler yoğunlaşır. 1980 sonrasında tek kişilik oyun, çoklu medya, postmodern denemeler, yalnızlık ve iletişimsizlik temaları belirginleşir.
Tarih ve yeni toplum
→
Toplumsal değişim
→
Siyasal eleştiri
→
Birey ve iletişimsizlik
Haldun Taner, Güngör Dilmen ve Orhan Asena
Haldun Taner, geleneksel Türk tiyatrosu ile modern teknikleri birleştirir; epik tiyatro ve kabarenin Türkiye’deki öncü adıdır. Keşanlı Ali Destanı epik tiyatronun; Gözlerimi Kaparım Vazifemi Yaparım toplumsal değişimin; Sersem Kocanın Kurnaz Karısı tiyatro tarihimizin dönüşümünün önemli örnekleridir. Günün Adamı, Fazilet Eczanesi, Eşeğin Gölgesi, Zilli Zarife ve Ayışığında Şamata diğer oyunlarıdır.
Güngör Dilmen, mitoloji ve tarihten aldığı konuları çağdaş insanın sorunlarıyla birleştirir. Midas’ın Kulakları, Midas’ın Altınları, Midas’ın Kördüğümü üçlemesi; Deli Dumrul, Akad’ın Yayı ve absürt tiyatroyla ilişkilendirilen Canlı Maymun Lokantası başlıca eserleridir.
Orhan Asena, tarihî olayları iktidar, başkaldırı, kadın ve insan çatışmaları üzerinden işler. Hürrem Sultan, Tohum ve Toprak, Atçalı Kel Mehmet, Simavnalı Şeyh Bedrettin, Tanrılar ve İnsanlar, Fadik Kız, Kocaoğlan önemli oyunlarıdır. Tarih, onun eserlerinde yalnız geçmişi anlatmak için değil, güç ve insan doğasını tartışmak için kullanılır.
Recep Bilginer, Refik Erduran, Turgut Özakman ve Turan Oflazoğlu
Recep Bilginer, Anadolu’nun ve Türkiye’nin toplumsal sorunlarını sağlam sahne tekniğiyle işler. Gazeteciden Dost, İsyancılar, Sarı Naciye, Yunus Emre ve Parkta Bir Sonbahar Günüydü önemli oyunlarıdır. Refik Erduran; toplumsal aksaklıkları, aile ilişkilerini ve modern hayatın çelişkilerini Cengiz Han’ın Bisikleti, Bir Kilo Namus, Büyük Jüstinyen, Deli gibi oyunlarında ele alır.
Turgut Özakman, nesiller arasındaki çatışmayı ve değişen Türkiye’yi işler. Fehim Paşa Konağı, Ocak, Kanaviçe, Duvarların Ötesi, Töre, Resimli Osmanlı Tarihi, Pembe Evin Kaderi ve Ah Şu Gençler tiyatroları arasındadır. Turan Oflazoğlu özellikle Osmanlı tarihini iktidar ve insan trajedisi ekseninde sahneye taşır. Kösem Sultan, Cem Sultan, Deli İbrahim, IV. Murat, Genç Osman, Bizans Düştü–Fatih, Sokrates Savunuyor önemli oyunlarıdır.
Diğer Cumhuriyet Dönemi Oyun Yazarları
Cevat Fehmi Başkut, toplumdaki ahlaki çözülmeyi ve günlük hayatı Paydos, Buzlar Çözülmeden, Harput’ta Bir Amerikalı, Hacıyatmaz gibi oyunlarla işler. Ahmet Kutsi Tecer’in Köşebaşı, mahalle hayatını; Necati Cumalı’nın Boş Beşik, Mine, Nalınlar, Derya Gülü adlı oyunları Ege ve Anadolu insanını sahneye taşır. Sabahattin Kudret Aksal’ın Evin Üstündeki Bulut, Kahvede Şenlik Var, Tersine Dönen Şemsiye; Orhan Kemal’in 72. Koğuş; Necip Fazıl Kısakürek’in Bir Adam Yaratmak, Tohum, Sabır Taşı oyunları da Cumhuriyet tiyatrosunun çeşitliliğini gösterir.
Vedat Nedim Tör, Yaşar Nabi Nayır, Behçet Kemal Çağlar, Cevdet Kudret, Oktay Rifat, Melih Cevdet Anday, Behçet Necatigil, Çetin Altan, Vasfi Öngören, Oktay Arayıcı ve Başar Sabuncu farklı dönem ve eğilimlerde tiyatroya katkı sağlamıştır. AYT’de uzun eser listeleri içinde ayırıcı olan, sanatçının baskın yönüyle birkaç güvenilir eserini birlikte tanımaktır.
| Sanatçı | Ana Yönelim | Ayırt Edici Eserler |
|---|---|---|
| Haldun Taner | Epik ve kabare | Keşanlı Ali Destanı, Gözlerimi Kaparım Vazifemi Yaparım |
| Güngör Dilmen | Mitoloji, tarih, absürt | Midas’ın Kulakları, Canlı Maymun Lokantası |
| Orhan Asena | Tarih ve iktidar | Hürrem Sultan, Atçalı Kel Mehmet |
| Turan Oflazoğlu | Osmanlı tarihi | Kösem Sultan, IV. Murat |
| Turgut Özakman | Toplumsal değişim ve kuşak | Fehim Paşa Konağı, Ah Şu Gençler |
| Cevat Fehmi Başkut | Toplum ve ahlak eleştirisi | Paydos, Buzlar Çözülmeden |
AYT’DE TİYATROYU AYIRMA YÖNTEMİ
Tür, Dönem, Kişi ve Eser İpuçları
Bir soruda önce biçim ipucunu belirlemek gerekir. Tasvir, hayalî ve perde Karagöz’ü; palanga, yenidünya, dükkân, Kavuklu ve Pişekâr orta oyununu; mendil, sopa ve tek anlatıcı meddahı gösterir. Üç birlik, soylu kişiler ve kanlı olayın sahne dışında kalması trajediye; seyirciyi yabancılaştırma epik tiyatroya; mantıksal bağların parçalanması absürt tiyatroya götürür.
Dönem sorularında Tanzimat I’in toplumsal yararı ve sade dili, Tanzimat II’nin ağır dili ve okunmak için yazılan oyunları; Millî Edebiyat’ın konuşma dilini, yerli hayatı ve Darülbedayi’yi öne çıkarması ayırıcıdır. Cumhuriyet tiyatrosunda kurumlaşma, biçim çeşitliliği ve tarih–toplum–birey eksenlerinin birlikte gelişmesi belirleyicidir. Sanatçı sorularında ise Haldun Taner–epik/kabare, Güngör Dilmen–mitoloji/absürt, Orhan Asena ve Turan Oflazoğlu–tarih, Musahipzade Celal–eski İstanbul/töre ilişkileri sağlam eşleştirme merkezleridir.
Sonraki Konu: Masal, Fabl, Destan ve Efsane
