İslamiyet öncesi Türk edebiyatı, Türklerin henüz İslamiyet’i kabul etmediği çağlarda sözlü kültür çevresinde gelişen ve daha sonra Göktürk ile Uygur metinleriyle yazılı birikime dönüşen edebî mirastır. AYT’de bu konu; yalnız eser adlarını değil, bir ürünün hangi tören ortamında doğduğunu, nazım özelliklerini, ait olduğu topluluğu ve Göktürk–Uygur ayrımını birlikte yorumlamayı gerektirir. Bu nedenle dönem, sözlü ve yazılı kollar arasındaki ilişkiler korunarak ele alınmalıdır.
DÖNEMİN ÇERÇEVESİ VE SÖZLÜ KÜLTÜR
İslamiyet Öncesi Türk Edebiyatının Genel Özellikleri
İslamiyet öncesi edebiyatın ilk ve en geniş katmanı sözlü gelenektir. Ürünlerin önemli bölümü kuşaktan kuşağa ezber ve icra yoluyla aktarıldığı için anonimleşmiştir. Şiirler çoğunlukla dörtlüklerle, hece ölçüsüyle ve yarım uyakla söylenmiş; yalın, anlaşılır bir dil kullanılmıştır. Aşk, doğa, yiğitlik, savaş, ölüm ve toplumsal hafıza başlıca konu alanlarıdır.
DilYalın ve yabancı etkilerden görece uzak
Nazım birimiDörtlük
Ölçü ve uyakHece ölçüsü, çoğunlukla yarım uyak
İcraKopuz eşliğinde sözlü aktarım
TemalarDoğa, aşk, kahramanlık, savaş ve ölüm
YapıAnonimleşmeye açık ortak hafıza
Sözlü ürünlerin sonradan yazıya geçirilmiş olması, onların doğduğu ortamı değiştirmez. Örneğin koşuk, sagu, sav ve destan örneklerinin bir kısmı Divânu Lugâti’t-Türk aracılığıyla günümüze ulaşmıştır; ancak bu ürünler sözlükte yer aldığı için Karahanlı döneminde doğmuş sayılmaz. Sınav sorularında ürünün oluştuğu dönem ile kayda geçirildiği eser birbirinden ayrılır.
Dikkat
“Sözlü dönem” yazının hiç bilinmediği bütün bir çağın adı değildir. Bu adlandırma, ürünlerin oluşma ve yayılma biçimini anlatır. Aynı kültür çevresinde sözlü ürünler yaşamaya devam ederken taş, kâğıt ve yazma geleneğine dayalı metinler de ortaya çıkmıştır.
Örnek - 1
İslamiyet öncesi Türk edebiyatıyla ilgili aşağıdaki yargılardan hangisine ulaşılamaz?
A) Sözlü aktarım, ürünlerin zaman içinde anonimleşmesini kolaylaştırmıştır.
B) Şiirin toplu törenlerle ilişkisi, edebiyatın sosyal hayatın parçası olduğunu gösterir.
C) Nazımda yalnız aruz ölçüsü ve beyit birimi kullanılmıştır.
D) Doğa, kahramanlık ve ölüm gibi temalar öne çıkmıştır.
E) Sözlü ürünlerin bir kısmı daha sonraki yazılı kaynaklarla korunmuştur.
Bu dönemin şiirlerinde temel nazım birimi dörtlük, ölçü ise hecedir. Aruz ve beyit, İslami dönem şiirinde belirginleşir. Diğer seçenekler sözlü geleneğin yapısıyla uyumludur.
Cevap: C
Örnek - 2
Aşağıdaki tabloda bazı özellikler verilmiştir:
Özellik
I. Sözlü ürün
II. Yazılı ürün
Aktarım
İcra ve hafıza
Taş veya kâğıt
Yaratıcı
Anonimleşebilir
Yazarı/söyleyeni bilinebilir
Dil
Yalın Türkçe
Yalın ya da dinî etkili Türkçe
Bu tablodan hareketle aşağıdaki sonuçlardan hangisine ulaşılabilir?
A) Yazılı ürünlerin tümü İslami döneme aittir.
B) Sözlü ve yazılı dönem kesin bir tarihte birbirinden kopmuştur.
C) Aktarım aracının değişmesi, kültürel belleğin farklı biçimlerde korunmasını sağlamıştır.
D) Sözlü ürünlerde belirli bir ölçü kullanılmamıştır.
E) Yazılı ürünlerin tamamı anonimdir.
Tablo, belleğin önce icra ve ezberle, sonra taş ve kâğıt gibi kalıcı yüzeylerle korunduğunu gösterir. İki dönem birbirini bir anda ortadan kaldırmamış; sözlü gelenek yazılı çağda da sürmüştür.
Cevap: C
Sözlü Kültürün Ortamları: Sığır, Şölen ve Yuğ
Sözlü şiir gündelik hayattan kopuk bir metin değil, belirli toplumsal törenlerin parçasıdır. Sığır av töreni, şölen ziyafet ve kutlama, yuğ ise ölüm ve yas törenidir. Şiirin konusu ile söylendiği ortam arasında doğrudan bağ kurulur: sığırda av ve yiğitlik, şölende coşku ve topluluk, yuğda ölüm ve kayıp duygusu öne çıkar.
SığırAv töreni
→
KoşukYiğitlik ve doğa
|
ŞölenZiyafet ve kutlama
→
KoşukAşk ve coşku
|
YuğÖlüm töreni
→
SaguYas ve övgü
Şiiri söyleyen sanatçıya topluluğa göre ozan, baksı, kam veya şaman adı verilebilir. Bu kişiler yalnız şair değil; müzik, tören, anlatıcılık ve kimi zaman dinî-şifacı görevleri bir arada üstlenen kültür taşıyıcılarıdır. Şiirin kopuz eşliğinde söylenmesi, ses ve ritmin sözlü belleği desteklediğini gösterir.
Örnek - 3
Bir araştırmacı üç törenle ilgili şu notları almıştır:
Tören
Gözlenen içerik
I
Ölen kişinin yiğitlikleri anılıyor.
II
Av başarısı topluca kutlanıyor.
III
Yeme-içme ve eğlence çevresinde coşkulu şiirler söyleniyor.
I, II ve III numaralı törenlerin doğru sıralanışı hangisidir?
A) Şölen – yuğ – sığır
B) Yuğ – sığır – şölen
C) Sığır – şölen – yuğ
D) Yuğ – şölen – sığır
E) Şölen – sığır – yuğ
Ölüm ve yiğitliklerin anılması yuğ; av başarısı sığır; ziyafet ve eğlence şölen ortamına aittir. Doğru sıra yuğ–sığır–şölendir.
Cevap: B
Örnek - 4
Ozan, baksı, kam ve şaman adlarının aynı konu içinde birlikte anılmasının temel nedeni aşağıdakilerden hangisidir?
A) Aynı alfabenin harflerini göstermeleri
B) Farklı Türk topluluklarında benzer kültürel işlevler üstlenmeleri
C) Yalnız yazılı metinleri çoğaltmaları
D) Divan şiirinin ilk temsilcileri olmaları
E) Bütün ürünlerini bireysel adlarıyla yayımlamaları
Adlar topluluktan topluluğa değişse de bu kişiler şiir, müzik, tören ve anlatıcılık görevlerini bir arada yürüten kültür taşıyıcılarıdır. Bu nedenle doğru seçenek B’dir.
Cevap: B
SÖZLÜ DÖNEM ÜRÜNLERİ
Koşuk
Koşuk, sığır ve şölenlerde kopuz eşliğinde söylenen; aşk, doğa, av, savaş ve yiğitlik konularını işleyen şiirdir. Dörtlüklerle, hece ölçüsüyle ve çoğunlukla yarım uyakla kurulur. Uyak düzeni yaygın olarak aaab / cccb / dddb biçimindedir; bentlerin son dizeleri ortak bir ses örgüsü oluşturur.
Koşuğun yönü
Ayırt edici özellik
Ortam
Sığır ve şölen
İcra
Kopuz eşliğinde
Yapı
Dörtlük, hece, yarım uyak
İçerik
Aşk, doğa, yiğitlik, av ve savaş
Devamı
Halk şiirinde koşma; divan şiirinde gazelle benzer işlev
Koşuk ile halk edebiyatındaki koşma arasında biçim, konu ve söyleyiş geleneği bakımından süreklilik vardır. Divan şiirindeki gazel de aşk ve doğa gibi lirik konuları işlemesi yönüyle koşuğun işlevsel devamı sayılabilir; ancak gazel aruzla ve beyitlerle yazılır. Bu nedenle “devam” sözü, bütün biçim özelliklerinin aynen korunduğu anlamına gelmez.
Dikkat
Koşuk–koşma–gazel ilişkisi sorularında biçim ile işlev ayrılır. Koşma, koşuğa nazım tekniği bakımından daha yakındır; gazel ise lirik konu ve şiir geleneğindeki işlev bakımından benzer kabul edilir.
Örnek - 5
Aşağıdaki dörtlüklerden hangisi tema ve söyleyiş bakımından koşuğa en yakındır?
A) Taş yazıda budunuma seslendim / İl bir olsun diye söz söyledim
B) Bahar indi yeşil düzün bağrına / Atım koştu gün ışığı ardına
C) Bilge kişi dünyayı bir gölge bildi / Gönlünü geçici mala vermedi
E) Şehir sustu, yalnızlığım çoğaldı / Serbest dizelerde zaman dağıldı
B seçeneğindeki bahar, doğa, at ve hareketli yiğitlik havası koşuğun konu dünyasına uygundur. Diğer seçenekler yazıt, öğüt, divan veya modern şiir bağlamına yaklaşır.
Cevap: B
Örnek - 6
Koşuğun halk şiirinde koşmaya, divan şiirinde gazele bağlanması aşağıdakilerden hangisiyle en doğru açıklanır?
A) Üçünün de aynı alfabe ve ölçüyü kullanmasıyla
B) Koşmanın biçimsel, gazelin ise lirik işlev bakımından süreklilik göstermesiyle
C) Üçünün de yalnız ölüm temasını işlemesiyle
D) Bütün örneklerin anonim olmasıyla
E) Koşuğun beyit ve aruzla kurulmasıyla
Koşma dörtlük, hece ve halk söyleyişi bakımından koşuğa yakındır. Gazel ise biçimce farklı olsa da aşk ve lirik duyuşun temsilcisi olarak benzer işlev taşır.
Cevap: B
Sagu
Sagu, yuğ törenlerinde ölen kişinin ardından söylenen yas şiiridir. Ölenin iyilikleri, yiğitliği ve toplumdaki yeri anlatılır; ölüm karşısındaki acı dile getirilir. Koşuk gibi dörtlük, hece ölçüsü ve yarım uyak geleneğine bağlıdır. Sagunun halk edebiyatındaki karşılığı ağıt, divan edebiyatındaki karşılığı mersiyedir.
Saguİslamiyet öncesi
→
AğıtHalk edebiyatı
→
MersiyeDivan edebiyatı
Bilinen en önemli sagu örneği, Saka hükümdarı Alp Er Tunga’nın ölümü üzerine söylenen ve daha sonra Divânu Lugâti’t-Türkte parçaları korunan Alp Er Tunga Sagusudur. Eserin yazıya geçirildiği kaynakla sagunun doğduğu kültür çevresi yine birbirinden ayrılmalıdır.
Örnek - 7
Bir şiirde ölen savaşçının cömertliği ve cesareti anılıyor; topluluğun onun ardından duyduğu acı dörtlüklerle dile getiriliyor. Bu şiirle ilgili aşağıdakilerden hangisi söylenebilir?
A) Şölen ortamında söylenen koşuktur.
B) Yuğ töreniyle ilişkili sagudur.
C) Uygur dönemine ait dinî düzyazıdır.
D) Göktürk yazıtı niteliğinde söylevdir.
E) Geçiş dönemine ait mesnevidir.
Ölüm, yas ve ölen kişinin niteliklerinin anılması sagunun temel özellikleridir. Sagu yuğ töreninde söylenir.
Cevap: B
Örnek - 8
Aşağıdaki kavram zincirlerinden hangisi edebî dönem ve tür sürekliliği bakımından doğrudur?
A) Koşuk – mersiye – sav
B) Sagu – ağıt – mersiye
C) Destan – gazel – ağıt
D) Sav – kaside – koşma
E) Sagu – koşma – nutuk
Ölüm ve yas temasının İslamiyet öncesindeki adı sagu, halk edebiyatındaki karşılığı ağıt, divan edebiyatındaki karşılığı mersiyedir.
Cevap: B
Sav
Sav, uzun gözlem ve deneyimlerin kısa, yoğun ve çoğu zaman mecazlı bir yargıya dönüştüğü özlü sözdür. Toplumun ahlak, çalışma, dayanışma, tedbir ve insan ilişkileri konusundaki ortak bilgisini taşır. Savların günümüzdeki karşılığı atasözüdür.
Sav, bir olayı anlatmaktan çok sonuç ve öğüt bildirir. “Rüzgârı küçümseyen, çatısını geç onarır.” biçimindeki özgün bir söz; kısa, genellenebilir ve deneyime dayalı bir yargı taşıdığı için sav mantığına yaklaşır. Her kısa cümle sav değildir; bireysel bir duygunun anlık ifadesi yerine toplumsal geçerlilik aranır.
Örnek - 9
Aşağıdaki sözlerden hangisi sav niteliğine en uygundur?
A) Bu akşam dağların ardında yalnız kaldım.
B) Erken davranan, dar geçitte yol bulur.
C) Alp atına bindi, düşmanı ardına kattı.
D) Baharın gelişiyle gönlüm coştu.
E) Taşın yüzüne kağanın buyruğu kazındı.
B seçeneği bireysel bir anı değil; tedbirli davranmanın yararını kısa ve genellenebilir bir yargıyla anlatır. Bu yapı savın özlü öğüt niteliğine uygundur.
Cevap: B
Örnek - 10
Savı koşuk ve sagudan ayıran temel özellik aşağıdakilerden hangisidir?
A) Yalnız taş üzerine yazılması
B) Uzun olay örgüsüne dayanması
C) Deneyimi kısa ve genellenebilir bir yargıya dönüştürmesi
D) Yalnız ölüm töreninde söylenmesi
E) Aşk ve doğa temalarını dörtlüklerle işlemesi
Savın ayırıcı yönü, ortak deneyimi kısa ve özlü bir yargı hâline getirmesidir. D ve E seçenekleri sırasıyla sagu ve koşuğa yaklaşır.
Cevap: C
Destan ve Doğal Destanın Oluşumu
Destan, bir milletin hafızasında derin iz bırakan savaş, göç, felaket, kahramanlık veya türeyiş gibi olayların olağanüstü unsurlarla genişleyerek kuşaktan kuşağa aktarılmasıyla oluşan uzun anlatıdır. İslamiyet öncesi destanlar çoğunlukla doğal destandır; tek bir şairin tasarımıyla bir anda ortaya çıkmaz.
Çekirdek olayToplumu etkileyen tarihî gerçeklik
→
YayılmaSözlü aktarım ve olağanüstüleşme
→
DerlemeParçaların yazıya geçirilmesi
Doğal destanın çekirdek olayı tarihî olabilir; fakat anlatı zamanla mitolojik motifler, olağanüstü doğumlar, kutsal hayvanlar, yol gösterici ışıklar ve toplumu kurtaran kahramanlarla zenginleşir. Bu durum destanı tarih kitabına dönüştürmez. Destan, tarihî belleği edebî ve mitik bir dille işler.
Topluluk/dönem
Başlıca destanlar
Altay–Yakut
Yaratılış
Saka
Alp Er Tunga, Şu
Hun
Oğuz Kağan
Göktürk
Bozkurt, Ergenekon
Uygur
Türeyiş, Göç
Destan eşleştirmelerinde kahraman, motif ve topluluk birlikte düşünülür. Örneğin demir dağı eriterek yeniden çıkış motifi Ergenekon; ışık ve kutsal kaynağa bağlanan soy anlatısı Türeyiş; kutsal kayanın elden çıkarılmasıyla başlayan yurt kaybı Göç destanıyla ilişkilidir.
Dikkat
Bir destanın belirli bir toplulukla eşleştirilmesi, elimizde o topluluğun kendi döneminde yazdığı eksiksiz bir kitap bulunduğu anlamına gelmez. Birçok doğal destan parça, özet veya başka milletlerin kaynaklarına yansıyan kayıtlar hâlinde korunmuştur.
Örnek - 11
Aşağıdaki sıralamalardan hangisi doğal destanın oluşum aşamalarını doğru verir?
A) Derleme – çekirdek olay – unutulma
B) Çekirdek olay – sözlü yayılma – derleme
C) Sözlü yayılma – bireysel yazım – çekirdek olay
D) Bireysel yazım – sahneleme – basım
E) Çekirdek olay – aruzla yazım – anonimleşme
Önce toplumu etkileyen olay doğar, sonra sözlü gelenekte yayılıp olağanüstü unsurlarla genişler ve son aşamada derlenerek yazıya geçirilir.
Cevap: B
Örnek - 12
Aşağıdaki tabloda verilen eşleştirmelerden hangisi yanlıştır?
Seçenek
Topluluk
Destan
A
Saka
Alp Er Tunga
B
Hun
Oğuz Kağan
C
Göktürk
Ergenekon
D
Uygur
Göç
E
Altay–Yakut
Şu
Şu Destanı Saka dönemine aittir. Altay–Yakut çevresi Yaratılış Destanı ile eşleştirilir. Bu nedenle yanlış eşleştirme E’dir.
Cevap: E
YAZILI DÖNEM: GÖKTÜRK VE UYGUR METİNLERİ
Göktürk Yazıtları (Orhun Abideleri)
Göktürk Yazıtları, Türk dili ve edebiyatının ilk büyük yazılı belgeleri arasında yer alır. AYT kaynaklarında yaygın kabulle Türk adının geçtiği ilk Türkçe metinler ve Türk hitabetinin ilk güçlü örnekleri olarak değerlendirilir. Yazıtlarda devlet yöneticileri Türk milletine seslenir; bağımsızlık, birlik, Çin siyaseti karşısında uyanıklık, devlet düzeni ve yöneticilerin sorumluluğu işlenir.
Tonyukuk Yazıtı8. yüzyılın ilk çeyreği; Tonyukuk’un mücadeleleri ve öğütleri
Kül Tigin Yazıtı732; Yolluğ Tigin tarafından yazıya geçirilmiştir
Bilge Kağan Yazıtı735; Yolluğ Tigin tarafından yazıya geçirilmiştir
Yazıtlarda anlatım bilgi vermekle yetinmez; soru, tekrar, karşıtlık, doğrudan seslenme ve güçlü söylev ritmi kullanılır. Bu nedenle metinlerde tarih, anı ve söylev özellikleri iç içedir. Yöneticinin kendi yanlışlarını da dile getirmesi, metinlere özeleştiri niteliği kazandırır.
Başlık
Göktürk Yazıtlarında görünümü
Dil
Gelişmiş, işlenmiş ve yabancı etkisi sınırlı Türkçe
Alfabe
Göktürk alfabesi
Anlatıcı
Devlet yöneticisi ve tarihî özne
Hedef
Türk milleti; birlik ve bağımsızlık bilinci
Tür
Söylev ağırlıklı tarih ve anı özellikleri
Dikkat
Kül Tigin ve Bilge Kağan yazıtlarının yazıya geçirilmesinde Yolluğ Tigin adı öne çıkar. Tonyukuk Yazıtı ise devlet adamı Tonyukuk’un kendi hayatı ve mücadeleleri çevresinde kurulur. “Yolluğ Tigin bütün yazıtların yazarıdır.” yargısı bu nedenle doğru değildir.
Örnek - 13
Aşağıdakilerden hangisi Göktürk Yazıtlarının söylev niteliğini en güçlü biçimde gösterir?
A) Dinî hikâyelerin başka dillerden çevrilmesi
B) Hükümdarın millete doğrudan seslenerek birlik ve bağımsızlık çağrısı yapması
C) Yalnız doğa güzelliklerinin dörtlüklerle anlatılması
D) Kâğıt üzerine Budist öğretilerin yazılması
E) Ölüm töreninde kopuzla yas şiiri söylenmesi
Söylevin temel özelliği topluluğa doğrudan seslenme ve onu belirli bir düşünce çevresinde harekete geçirme amacıdır. Birlik ve bağımsızlık çağrısı bu niteliği gösterir.
Cevap: B
Örnek - 14
Aşağıdaki yazıt–özellik eşleştirmelerinden hangisi yanlıştır?
A) Kül Tigin – 732 – Yolluğ Tigin
B) Bilge Kağan – 735 – Yolluğ Tigin
C) Tonyukuk – devlet adamının mücadeleleri ve öğütleri
D) Göktürk Yazıtları – Budist ve Maniheist tercümelerin ortak adı
E) Orhun Abideleri – millet ve devlet ilişkisini işleyen metinler
Budist ve Maniheist tercümeler Uygur dönemiyle ilişkilidir. Göktürk Yazıtları devlet, millet, birlik, bağımsızlık ve tarih bilinci çevresinde kurulmuştur.
Cevap: D
Göktürk Yazıtlarında Dil, Tarih ve Hitabet
Yazıtların dili, Türkçenin 8. yüzyılda gelişmiş bir anlatım gücüne ulaştığını gösterir. Soyut devlet düşüncesi, neden–sonuç ilişkileri, tarihî olaylar ve duygusal seslenişler aynı metin içinde kurulabilmektedir. Bu yüzden yazıtlar yalnız dil tarihi belgesi değil; edebî üslup, siyasal düşünce ve kültürel hafıza kaynağıdır.
TarihSeferler ve devlet olayları
+
AnıYaşanmışlık ve kişisel tanıklık
+
SöylevMillete doğrudan sesleniş
=
Yazıt üslubuBilgi, uyarı ve coşku
Yazıtların modern dünyaya tanıtılması ve okunması da ayrı bir bilgi alanıdır. Danimarkalı dil bilimci Vilhelm Thomsen 1893’te Göktürk alfabesini çözmüş; Wilhelm Radloff metinlerin okunması ve yayımlanması çalışmalarında önemli rol üstlenmiştir. Bu adlar yazıtların tarihî kişileri değil, modern araştırmacılarıdır.
Örnek - 15
Bir metinde hükümdar geçmiş savaşları anlatmakta, kendi kararlarını değerlendirmekte ve “Ey Türk milleti!” biçiminde topluluğa seslenmektedir. Bu metinde aşağıdaki tür özelliklerinden hangilerinin birlikte bulunduğu söylenebilir?
A) Masal – fabl – tiyatro
B) Tarih – anı – söylev
C) Koşuk – sagu – sav
D) Roman – hikâye – deneme
E) Mersiye – gazel – kaside
Geçmiş olayların anlatımı tarih, kişinin kendi yaşantısını değerlendirmesi anı, topluluğa doğrudan sesleniş söylev özelliğidir.
Cevap: B
Örnek - 16
Vilhelm Thomsen ve Wilhelm Radloff adları Göktürk Yazıtları konusunda hangi ortak bağlamda önemlidir?
A) Yazıtları diktiren hükümdarlar olmaları
B) Sözlü destanları ilk kez söylemeleri
C) Yazıtların çözülmesi, okunması ve bilim dünyasına tanıtılmasına katkı sağlamaları
D) Uygur alfabesini icat etmeleri
E) Koşukları Divânu Lugâti’t-Türk’e almaları
Thomsen alfabeyi çözmüş, Radloff metinlerin okunması ve yayımlanması çalışmalarına katkı vermiştir. İkisi de modern araştırmacıdır.
Cevap: C
Uygur Dönemi Metinleri
Uygurların yerleşik hayata geçmesi, şehir ve yazma kültürünün gelişmesi, edebî üretimin biçimini değiştirmiştir. Maniheizm ve Budizm çevresinde çok sayıda dinî metin çevrilmiş; kâğıt ve çoğaltma teknikleri yaygınlaşmıştır. Uygur metinlerinde dinî-ahlaki öğreti, hikâye ve çeviri niteliği Göktürk Yazıtlarındaki siyasal hitabetten daha belirgindir.
Eser
Temel nitelik
Altun Yaruk
Budist öğretileri ve anlatıları içeren “Altın Işık” metni
Sekiz Yükmek
Budist inanç ve öğretilerini açıklayan metin
Kalyanamkara ve Papamkara
İyi ve kötü düşünceli iki kardeş çevresinde gelişen anlatı
Maitrisimit
Budist çevrede oluşmuş, sahnelenmeye elverişli dramatik metin
Huastuanift
Maniheist tövbe ve dua metni
Irk Bitig
Fal kitabı; din dışı unsurlar taşıyan önemli metin
Uygur şiirinde adı bilinen en eski şairlerden Aprın Çor Tigin, dinî şiirlerin yanında aşk konulu şiirler de söylemiştir. Onun adının bilinmesi, sözlü dönemdeki anonimleşmeye karşı yazılı kültürün sanatçı kimliğini daha görünür kılmasına örnektir. Böylece Uygur dönemi yalnız tercüme metinlerden değil, adı bilinen şairlerin özgün ürünlerinden de oluşur.
Uygur döneminde yalnız tek bir alfabe kullanılmamıştır; ancak dönemin adıyla özdeşleşen Uygur alfabesi başlıca yazı sistemidir. Metinlerde Göktürk alfabesinin yanı sıra Uygur, Mani ve Brahmi kökenli yazı sistemleriyle de karşılaşılabilir. AYT düzeyinde asıl ayırıcı nokta, alfabe listesini ezberlemekten çok Uygur metinlerinin dinî-çeviri ağırlıklı, yerleşik kültür ürünü olduğunu kavramaktır.
Dikkat
Irk Bitig, Uygur çevresinde anılan eserlerden biridir; fakat Budist veya Maniheist bir öğreti kitabı değil, fal metnidir. “Uygur dönemindeki bütün eserler dinîdir.” genellemesi bu nedenle yanlıştır.
Örnek - 17
Aşağıdaki eşleştirmelerden hangisi yanlıştır?
A) Aprın Çor Tigin – adı bilinen Uygur şairi
B) Maitrisimit – Budist çevrede dramatik metin
C) Huastuanift – Maniheist tövbe metni
D) Irk Bitig – fal kitabı
E) Orhun Yazıtları – Uygur döneminin Budist tercüme külliyatı
Orhun Yazıtları Göktürk dönemine ait siyasal ve tarihî metinlerdir. Diğer eşleştirmeler Uygur dönemi edebî birikiminin temel ad ve nitelikleriyle uyumludur.
Cevap: E
Örnek - 18
Bir metnin Budizm çevresinde başka bir dilden çevrildiği, kâğıt üzerine yazıldığı ve ahlaki öğütleri hikâye yoluyla aktardığı bilinmektedir. Bu metnin aşağıdaki dönemlerden hangisine ait olma olasılığı daha yüksektir?
A) Sözlü destan dönemi
B) Göktürk yazıtları çevresi
C) Uygur yazılı dönemi
D) Divan edebiyatı
E) Tanzimat edebiyatı
Budist çevri, kâğıt, hikâye ve öğretici içerik Uygur yazılı kültürünün tipik işaretleridir. Göktürk metinlerinde taş anıt ve siyasal hitabet öne çıkar.
Cevap: C
Göktürk ve Uygur Yazılı Kültürünü Ayırma
Göktürk ve Uygur dönemleri aynı “yazılı dönem” içinde anılsa da metinlerin amacı, yüzeyi ve kültürel çevresi farklıdır. Göktürk Yazıtlarında taş, devlet, millet, tarih ve hitabet; Uygur metinlerinde kâğıt, çeviri, dinî öğreti, hikâye ve yerleşik hayat belirgindir. Bu karşıtlık mutlak değildir fakat sınav sorularında güçlü bir ayırıcıdır.
GöktürkTaş anıt, devlet ve millet
UygurKâğıt, çeviri ve dinî metin
Göktürk anlatımıHitabet, tarih, anı
Uygur anlatımıÖğreti, hikâye, tercüme
Göktürk simgesiOrhun Yazıtları
Uygur simgeleriAltun Yaruk, Sekiz Yükmek, Irk Bitig
Ölçüt
Göktürk dönemi
Uygur dönemi
Temel yüzey
Taş anıt
Kâğıt ve yazma
Baskın amaç
Millete seslenme, tarih ve devlet bilinci
Dinî öğretim, çeviri ve hikâye
Başlıca alfabe
Göktürk alfabesi
Uygur alfabesi ve başka yazı sistemleri
Kültürel yapı
Bozkır devleti
Yerleşik şehir ve çeviri kültürü
Örnek - 19
Aşağıdaki özellik kümelerinden hangisi sırasıyla Göktürk ve Uygur dönemlerini doğru ayırır?
A) Dinî tercüme ve kâğıt – taş anıt ve hitabet
B) Taş anıt ve millet bilinci – kâğıt, çeviri ve dinî öğreti
C) Yuğ ve sagu – sığır ve koşuk
D) Aruz ve beyit – hece ve dörtlük
E) Roman ve hikâye – destan ve sav
Göktürk çevresinde taş anıt, devlet ve millet bilinci; Uygur çevresinde kâğıt, çeviri ve dinî öğretici metinler öne çıkar. Doğru sıra B’dir.
Cevap: B
Örnek - 20
Aşağıdaki tabloda I–IV numaralı ürünlerin özellikleri verilmiştir:
Ürün
Özellik
I
Yuğda söylenen yas şiiri
II
Millete doğrudan seslenen taş yazıt
III
Budist öğretileri içeren Uygur metni
IV
Deneyime dayalı kısa ve özlü söz
Bu ürünlerin doğru adlandırılışı hangisidir?
A) Koşuk – Altun Yaruk – sagu – destan
B) Sagu – Orhun Yazıtları – Altun Yaruk – sav
C) Sav – Irk Bitig – koşuk – sagu
D) Sagu – koşuk – Orhun Yazıtları – sav
E) Destan – Orhun Yazıtları – sav – koşuk
Yuğ şiiri sagu, millete seslenen taş metin Orhun Yazıtları, Budist Uygur eseri Altun Yaruk, özlü söz ise savdır. Doğru sıralama B seçeneğindedir.
Cevap: B
İslamiyet öncesi Türk edebiyatının sözlü ve yazılı kolları birbirinden kopuk iki alan değildir. Koşuk, sagu, sav ve destan ortak hafızayı sözle taşırken Göktürk Yazıtları devlet ve millet bilincini taşa; Uygur metinleri dinî, ahlaki ve anlatısal birikimi kâğıda aktarmıştır. Dönemi ayırt etmenin en güvenli yolu, ürün adıyla birlikte ortam, biçim, amaç ve kültürel çevre özelliklerini değerlendirmektir.