TYT MÖ 6. YÜZYIL-MS 2. YÜZYIL FELSEFESİ (İLK ÇAĞ FELSEFESİ)

0
20
TYT İlk Çağ felsefesi konu anlatımı kapağı

TYT İlk Çağ felsefesi konusu, doğayı mitolojik anlatılar yerine akla dayalı açıklamalarla anlama çabasından insan, bilgi, ahlak ve devlet problemlerine uzanan düşünsel dönüşümü ele alır. Önceki Felsefe ile Düşünme konusunda mantık, argüman ve safsata kavramlarını incelemiştik. Bu yazıda MÖ 6. yüzyıldan MS 2. yüzyıla kadar öne çıkan filozofları, temel problemleri ve felsefe okullarını karşılaştırmalı biçimde öğreneceğiz.

İLK ÇAĞ FELSEFESİNİN DOĞUŞU VE DÖNEMLERİ

Felsefeyi Hazırlayan Uygarlıklar ve İyonya

Felsefi düşüncenin ortaya çıkışı yalnızca tek bir toplumun birikimiyle açıklanamaz. Sümer ve Mezopotamya uygarlıkları yazı, sayı sistemleri ve gök gözlemleriyle; Mısır geometri, tıp ve takvim bilgisiyle; Hint, Çin ve İran düşünceleri ise insan, evren, ahlak ve yaşam düzeni hakkındaki sorularıyla önemli bir düşünsel zemin hazırlamıştır. Bu birikimler ticaret ve kültürel etkileşim yoluyla Akdeniz dünyasına taşınmıştır.

MÖ 6. yüzyılda İyonya’nın Milet kentinde doğa olaylarını yine doğal nedenlerle açıklama arayışı belirginleşmiştir. Deniz ticaretinin farklı kültürlerle teması artırması, şehir devletlerinin tartışma ortamı, ekonomik refah, pratik bilgilerin birikmesi ve katı bir ruhban sınıfının bulunmaması özgür sorgulamayı desteklemiştir. Felsefeyi ayıran temel nokta, hazır bir anlatıyı tekrarlamak yerine nedenleri akılla araştırması ve görüşlerini gerekçelendirmesidir.

Eski uygarlıkların birikimiYazı, matematik, astronomi, ahlak ve evren tasarımları

İyonya ortamıTicaret, kültürel etkileşim ve özgür tartışma

Felsefi sorgulamaDoğal neden, akıl ve temellendirme
Dikkat
Felsefenin Eski Yunan’da sistemli ve bağımsız bir etkinlik hâline gelmesi, önceki uygarlıkların düşünsel katkılarını yok saymaz. Ayrım, bilgi birikiminin akla dayalı ve eleştiriye açık biçimde yeniden ele alınmasıdır.
Örnek - 1
İyonya’da felsefi düşüncenin gelişmesini açıklayan aşağıdaki özelliklerden hangisi doğrudan eleştirel sorgulamayı destekler?

A) Bilginin yalnız rahiplerce korunması
B) Farklı görüşlerin tartışılabildiği şehir yaşamı
C) Doğa olaylarının değişmez mitlerle açıklanması
D) Ticaretin bütünüyle yasaklanması
E) Yazının henüz bilinmemesi
İyonya’daki görece özgür tartışma ortamı, farklı açıklamaların karşılaştırılmasına ve görüşlerin gerekçelendirilmesine imkân vermiştir.

Cevap: B

İlk Çağ Felsefesinin Karakteristik Özellikleri

İlk Çağ felsefesi, mitosun simgesel anlatımından logosun akla dayalı açıklamasına yönelmiştir. Düşünürler başlangıçta evrenin ana maddesini ve değişmenin nasıl gerçekleştiğini araştırmış, daha sonra insanın bilgisi, erdemli yaşam, adalet ve ideal devlet gibi problemlere yönelmiştir. Böylece konu bakımından doğadan insana, yöntem bakımından aktarılan inançtan eleştirel temellendirmeye doğru genişleyen bir çizgi oluşmuştur.

Bu dönemde tek bir görüş yoktur. Aynı probleme farklı yanıtların verilmesi felsefenin çoğulcu niteliğini gösterir. Thales suyu, Anaksimenes havayı, Herakleitos ateşi ve değişimi, Parmenides ise değişmeyen bir olanı öne çıkarmıştır. Felsefi düşünce bu görüşlerden birini ezberlemekten çok hangi soruya nasıl gerekçe üretildiğini anlamayı gerektirir.

ArkheVarlığın temelinde ne vardır?
DeğişimOluş gerçek midir?
BilgiDoğru bilgi mümkün müdür?
AhlakErdemli yaşam nedir?
SiyasetAdil düzen nasıl kurulur?
YöntemGörüş nasıl temellendirilir?
Örnek - 2
İlk Çağ felsefesinde arkhe tartışmasından Sofist ve Sokrates’in insan sorunlarına geçiş, aşağıdakilerden hangisini gösterir?

A) Felsefenin yalnız doğa olaylarıyla sınırlı kaldığını
B) Düşünürlerin bütün sorulara aynı yanıtı verdiğini
C) Felsefenin problem alanının zamanla genişlediğini
D) Akla dayalı açıklamaların terk edildiğini
E) Bilgi probleminin hiç ele alınmadığını
Doğa ve varlık sorularına insan, bilgi, ahlak ve siyaset problemlerinin eklenmesi felsefenin problem alanının genişlediğini gösterir.

Cevap: C

Helenik ve Helenistik Dönemler

Helenik dönem, MÖ 6. yüzyılda doğa filozoflarıyla başlayıp Aristoteles’e kadar uzanan; doğa, insan ve sistem problemlerinin biçimlendiği dönemdir. Doğa filozofları arkhe ve değişimi, Sofistler ile Sokrates insan ve bilgiyi, Platon ile Aristoteles ise varlık, bilgi ve değer alanlarını bütünlüklü sistemler içinde ele almıştır.

Helenistik dönem, Büyük İskender’in seferlerinden sonra şehir devletlerinin siyasal gücünü kaybettiği ve farklı kültürlerin kaynaştığı ortamda gelişmiştir. Bireyin değişken ve güvensiz bir dünyada nasıl huzurlu yaşayacağı öne çıkmış; Stoacılık, Epikürcülük, Kinizm ve Septisizm gibi okullar ahlak ve yaşam felsefesine ağırlık vermiştir. Roma döneminde Seneca, Epiktetos ve Marcus Aurelius gibi düşünürler Stoacı çizgiyi sürdürmüştür.

Doğa dönemiArkhe ve değişim

İnsan dönemiBilgi ve erdem

Sistematik dönemVarlık-bilgi-değer

Helenistik dönemBireysel huzur ve yaşam sanatı

DOĞA FELSEFESİ: ARKHE VE DEĞİŞİM

Milet Okulu: Thales, Anaksimandros ve Anaksimenes

Milet Okulu düşünürleri, varlıkların çeşitliliğinin gerisinde ortak bir ilk neden bulunduğunu savunmuştur. Bu ilk nedene arkhe denir. Thales arkheyi su olarak belirler. Suyun canlılık için zorunlu olması, farklı hâllere dönüşebilmesi ve yaşamın her yerinde bulunması onun gözlemlerinin temelidir. Bu açıklamanın felsefi önemi, evreni yine evrenin içindeki doğal bir unsurla açıklamasıdır.

Anaksimandros, belirli bir maddenin kendi karşıtını nasıl oluşturacağını sorgulayarak arkhenin apeiron, yani sınırsız ve belirsiz olan olduğunu savunur. Anaksimenes ise arkheyi hava kabul eder; havanın seyrekleşerek ateşe, yoğunlaşarak rüzgâr, bulut, su ve toprağa dönüştüğünü ileri sürer. Üç düşünür farklı yanıtlar verse de doğadaki çokluğu tek bir ilkeyle açıklama arayışında birleşir.

ThalesArkhe: su
AnaksimandrosArkhe: apeiron
AnaksimenesArkhe: hava
Dikkat
Arkhe yalnızca “ilk ortaya çıkan madde” değildir; değişen çokluğun altında kalıcı olduğu düşünülen temel ilke veya tözdür. Milet Okulu’nun ayırt edici yönü, bu ilkeyi mitolojik kişiliklerle değil doğa içinden açıklamasıdır.
Örnek - 3
“Belirli bir madde karşıt nitelikteki varlıkları açıklayamaz; bu nedenle evrenin kaynağı sınırsız ve belirsiz olmalıdır.” görüşü hangi filozofa aittir?

A) Thales
B) Anaksimandros
C) Anaksimenes
D) Herakleitos
E) Demokritos
Arkheyi belirli bir madde yerine sınırsız ve belirsiz olan apeironla açıklayan filozof Anaksimandros’tur.

Cevap: B

Herakleitos ve Parmenides: Değişim Problemi

Herakleitos’a göre evrende her şey sürekli bir oluş ve değişim içindedir. Aynı ırmağa ikinci kez girilememesi, hem suyun hem giren kişinin değişmesini anlatır. Değişim rastgele değildir; karşıtların çatışması ve uyumu, logos adı verilen evrensel düzen içinde gerçekleşir. Ateş, dönüşümü simgeleyen temel unsurdur.

Parmenides ise değişmenin gerçek olamayacağını savunur. “Varlık vardır, yokluk yoktur.” ilkesinden hareketle varlığın bir, değişmez, ezelî ve bölünmez olduğunu söyler. Duyular bize oluş ve çokluk gösterse de akıl, yokluktan varlığın veya varlıktan yokluğun çıkamayacağını bildirir. Böylece Herakleitos oluşu, Parmenides kalıcılığı temel alır.

HerakleitosGerçeklik oluş, değişim ve karşıtların birliğidir.
ParmenidesGerçek varlık bir, sürekli ve değişmezdir.
Örnek - 4
Bir düşünür, duyuların değişim gösterdiğini fakat aklın “yok olanın var, var olanın yok olamayacağını” kanıtladığını savunmaktadır. Bu görüş aşağıdakilerden hangisine yakındır?

A) Herakleitos’un oluş anlayışına
B) Parmenides’in değişmez varlık anlayışına
C) Protagoras’ın rölativizmine
D) Epiküros’un haz anlayışına
E) Sokrates’in doğurtma yöntemine
Duyuların gösterdiği değişimi reddedip akılla kavranan değişmez varlığı savunmak Parmenides’in yaklaşımıdır.

Cevap: B

Empedokles, Anaksagoras ve Demokritos

Empedokles, tek bir arkhe yerine toprak, su, hava ve ateşten oluşan dört kökü kabul eder. Bu unsurlar meydana gelmez ve yok olmaz; sevgi onları birleştirir, nefret ayırır. Böylece değişme, temel unsurların farklı oranlarda karışması ve ayrışmasıdır. Anaksagoras’a göre her şeyde her şeyden bir parça bulunur; başlangıçtaki karışımı düzenleyen ilke akıl anlamındaki noustur.

Demokritos, varlığın bölünemeyen atomlar ile atomların hareket ettiği boşluktan oluştuğunu savunur. Atomlar nitelikçe aynı, şekil ve büyüklük bakımından farklıdır; birleşmeleri oluşu, ayrılmaları yok oluşu açıklar. Bu yaklaşım, değişmenin temel varlıkların kendilerinin değişmesinden değil düzenlenişlerinin değişmesinden kaynaklandığını ileri sürer.

EmpedoklesDört unsur + sevgi ve nefret
AnaksagorasTohumlar + düzenleyici nous
DemokritosAtomlar + boşluk ve hareket
Örnek - 5
“Nesneler ortaya çıkarken temel varlıklar yaratılmaz; yalnızca bölünemeyen parçalar farklı biçimlerde birleşir.” görüşü hangi filozofun yaklaşımını anlatır?

A) Demokritos
B) Parmenides
C) Sokrates
D) Platon
E) Protagoras
Bölünemeyen atomların birleşme ve ayrılmalarıyla oluşu açıklayan filozof Demokritos’tur.

Cevap: A

İNSAN, BİLGİ VE SİSTEM FELSEFESİ

Sofistler: Protagoras ve Gorgias

Sofistler, MÖ 5. yüzyılda şehir şehir dolaşarak ücret karşılığında hitabet, siyaset ve tartışma eğitimi veren düşünürlerdir. Doğa filozoflarının evren sorunundan insanın bilgisine, diline ve toplumsal yaşamına yönelmişlerdir. Farklı toplumların farklı yasa ve değerleri bulunduğunu gözlemlemeleri, evrensel bilgi ve ahlak kurallarına kuşkuyla yaklaşmalarında etkili olmuştur.

Protagoras’ın “İnsan her şeyin ölçüsüdür.” sözü, bilginin algılayan kişiye ve koşullara göre değiştiğini anlatan rölativizmle ilişkilidir. Gorgias ise “Hiçbir şey yoktur; olsa da bilinemez; bilinse de başkasına aktarılamaz.” görüşüyle varlık ve bilgi konusunda nihilist ve kuşkucu bir çizgi izler. Sofistlerin dil ve ikna gücüne önem vermesi, hem eleştirel düşünceyi geliştirmiş hem de hakikati yalnız başarıyla ikna etmeye indirgedikleri gerekçesiyle eleştirilmiştir.

ProtagorasBilgi özneye ve koşullara göredir.
GorgiasVarlık, bilgi ve aktarım konusunda nihilist kuşku
Dikkat
Sofistlerin “insana yönelmesi”, bütün Sofistlerin aynı görüşü savunduğu anlamına gelmez. Protagoras göreliliği, Gorgias ise daha radikal bir varlık ve bilgi kuşkusunu temsil eder.
Örnek - 6
Aynı yiyeceğin sağlıklı birine tatlı, hastaya acı gelmesinden hareketle herkes için değişmez bir algı bilgisinin bulunmadığını savunan görüş hangisidir?

A) Protagoras’ın rölativizmi
B) Parmenides’in monizmi
C) Demokritos’un atomculuğu
D) Platon’un idealizmi
E) Aristoteles’in altın ortası
Bilginin algılayan kişiye ve koşullara göre değiştiğini savunmak Protagoras’ın rölativist yaklaşımıdır.

Cevap: A

Sokrates: Bilgi, Erdem ve Sokratik Yöntem

Sokrates yazılı eser bırakmamış, düşüncelerini karşılıklı konuşmalarla geliştirmiştir. Sofistlerin göreliliğine karşı erdem, adalet ve iyilik gibi kavramların herkes için geçerli tanımlarına ulaşılabileceğini savunur. “Bildiğim tek şey hiçbir şey bilmediğimdir.” sözü, bilgisizliğin farkına varmayı sorgulamanın başlangıcı sayar.

Sokratik yöntemin ilk aşaması ironidir: Sokrates sorularla karşısındakinin çelişkilerini ve bilgisinin sınırlarını görünür kılar. İkinci aşama maiötik, yani doğurtmadır; yeni sorularla kişinin zihnindeki doğru bilgiyi kendisinin açığa çıkarmasına yardım eder. Sokrates’e göre bilgi ile erdem bağlantılıdır; insan iyinin ne olduğunu gerçekten bilirse kötülük yapmaz. Bu nedenle erdem öğretilebilir ve sorgulanmış yaşam ahlaki gelişimin temelidir.

İroniBilgisizlik ve çelişkiler fark edilir.

MaiötikSorularla doğru bilgi açığa çıkarılır.

ErdemBilgi davranışa yön verir.
Örnek - 7
Bir öğretmen doğrudan cevap vermek yerine öğrencisine art arda sorular sorarak önce çelişkisini fark ettiriyor, ardından doğru sonuca kendisinin ulaşmasını sağlıyor. Bu uygulama hangi yönteme örnektir?

A) Arkhe araştırmasına
B) Sokratik ironi ve maiötiğe
C) Epikürcü haz hesabına
D) Stoacı kaderciliğe
E) Sofist hitabete
Çelişkiyi açığa çıkarma ironi, sorularla bilgiyi doğurtma ise maiötik aşamasıdır; ikisi birlikte Sokratik yöntemi oluşturur.

Cevap: B

Platon: İdealar, Bilgi ve Devlet

Platon’a göre duyularla algılanan nesneler sürekli değiştiği için kesin bilginin konusu olamaz. Asıl gerçeklik, değişmeyen ve akılla kavranan idealar dünyasıdır. Tek tek güzel şeyler değişir; fakat güzellik ideası değişmez. Duyusal dünyaya ilişkin sanı doxa, ideaların akılla kavranmasına dayalı kesin bilgi ise epistemedir. Mağara benzetmesi, gölgelerden gerçekliğe ve bilgisizlikten bilgiye yükselişi anlatır.

Platon’un ruh anlayışında akıl, irade ve istek bölümleri; devlet anlayışında yöneticiler, koruyucular ve üreticiler sınıflarıyla karşılık bulur. Adalet, her bölümün kendi görevini uyum içinde yerine getirmesidir. Bilgeliğe ulaşan filozofların yönetici olması gerektiğini savunması, bilgi ile siyaset arasında doğrudan ilişki kurduğunu gösterir.

Duyusal dünyaDeğişen görünüşler, doxa ve tek tek nesneler
İdealar dünyasıDeğişmeyen özler, episteme ve akılsal bilgi
Dikkat
Platon’da idea, kişinin zihninde keyfî biçimde kurduğu düşünce değildir. Tek tek nesnelerin ne olduğunu açıklayan, değişmeyen ve nesnel özdür.
Örnek - 8
Bir filozof, çizilmiş bütün üçgenlerin kusurlu olabileceğini fakat “üçgen”in değişmeyen özünün akılla bilinebileceğini savunmaktadır. Bu görüş aşağıdakilerden hangisine dayanır?

A) Platon’un idealar kuramına
B) Protagoras’ın rölativizmine
C) Herakleitos’un oluş anlayışına
D) Demokritos’un atomculuğuna
E) Kiniklerin doğaya uygun yaşamına
Değişen tekil nesnelerin ötesinde akılla kavranan değişmez özleri kabul etmek Platon’un idealar kuramıdır.

Cevap: A

Aristoteles: Madde-Form, Dört Neden ve Altın Orta

Aristoteles, Platon’un ideaları ayrı bir dünyaya yerleştirmesine karşı çıkar. Ona göre gerçek varlık tek tek nesnelerdir ve her somut varlık madde ile formun birleşimidir. Madde, bir şeyin yapılabileceği imkânı; form ise onu belirli bir varlık yapan özü ve düzeni gösterir. Değişme, potansiyel hâlde bulunan bir imkânın etkin hâle gelmesidir.

Bir varlığı tam açıklamak için dört neden araştırılır. Maddi neden neyden yapıldığını, formel neden ne olduğunu, fail neden değişimi başlatanı, ereksel neden ise hangi amaç için olduğunu gösterir. Aristoteles’in ahlakında amaç mutluluk, yani insanın akla uygun etkinliğidir. Erdem, koşullara göre akılla belirlenen iki aşırılık arasındaki altın ortadır; örneğin cesaret korkaklık ile ölçüsüz atılganlık arasındadır.

Maddi nedenHeykelin mermeri
Formel nedenHeykelin biçimi
Fail nedenHeykeltıraşın etkinliği
Ereksel nedenHeykelin yapılma amacı
Örnek - 9
Bir mimarın yaptığı kütüphanenin “öğrencilerin bilgi kaynaklarına ulaşmasını sağlamak” amacıyla açıklanması Aristoteles’in hangi nedenine örnektir?

A) Maddi neden
B) Formel neden
C) Fail neden
D) Ereksel neden
E) Rastlantısal neden
Bir şeyin hangi amaç için yapıldığını açıklayan neden, ereksel nedendir.

Cevap: D

Helenistik Okullar: Stoacılık, Epikürcülük, Kinizm ve Septisizm

Helenistik okulların ortak sorusu, bireyin dış koşullar üzerinde sınırlı güce sahip olduğu bir dünyada nasıl huzurlu yaşayacağıdır. Stoacılık, evrenin akılsal bir düzene sahip olduğunu ve insanın değiştiremeyeceği olayları sükûnetle kabul edip kendi yargı ve davranışlarını yönetmesi gerektiğini savunur. Erdem, doğaya ve akla uygun yaşamaktır. Epiktetos’un “Bazı şeyler bize bağlıdır, bazıları değildir.” ayrımı bu yaklaşımı özetler.

Epikürcülük hazzı en yüksek iyi sayar ancak bunu ölçüsüz zevk değil bedensel acının ve ruhsal kaygının yokluğu olarak anlar. Sade yaşam, dostluk ve gereksiz korkulardan kurtulma önemlidir. Kinizm, toplumsal yapay ihtiyaçlardan uzaklaşıp bağımsız ve doğaya uygun yaşamayı savunur; Diyojen bu okulun simgesidir. Septisizm ise kesin bilgi iddiaları karşısında yargıyı askıya almanın ruh dinginliği sağlayacağını ileri sürer.

StoacılıkKontrol alanını ayır, akla ve doğaya uygun yaşa.
EpikürcülükÖlçülü haz, acısızlık, dostluk ve kaygısızlık
KinizmYapay ihtiyaçlardan bağımsız, sade yaşam
SeptisizmKesin yargıyı askıya alma ve dinginlik
Örnek - 10
“Sınavın sorularını ben belirleyemem; fakat çalışma düzenimi ve sorular karşısındaki tutumumu yönetebilirim.” diyen bir öğrenci hangi okulun temel ayrımını kullanmaktadır?

A) Stoacılık
B) Septisizm
C) Sofizm
D) Atomculuk
E) Elea Okulu
Denetlenebilen yargı ve davranışları, denetlenemeyen dış olaylardan ayırmak Stoacılığın temel düşüncesidir.

Cevap: A

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz