TYT ahlak felsefesi, insanın eylemlerini iyi–kötü, doğru–yanlış, özgürlük ve sorumluluk bakımından sorgular. Önceki Varlık Felsefesi konusunda var olanın temel yapısını incelemiştik. Bu yazıda ahlak felsefesinin kavramlarını, ahlaki eylemde özgürlük ve amaç problemlerini, evrensel ahlak yasasına ilişkin görüşleri, erdem–mutluluk ilişkisini ve uygulamalı etiği öğreneceğiz.
AHLAK FELSEFESİNİN KONUSU VE TEMEL KAVRAMLARI
Ahlak Felsefesinin Konusu ve Temel Soruları
Ahlak, birey ve toplum tarafından benimsenen; insan davranışlarını iyi–kötü, doğru–yanlış bakımından değerlendiren kurallar ve değerler bütünüdür. Ahlak felsefesi (etik) ise bu kuralları hazır biçimde kabul etmekten çok, onların temelini ve geçerliliğini sorgular. “İyi nedir?”, “İnsan eylemlerinde özgür müdür?”, “Ahlaki eylemin amacı nedir?”, “Evrensel bir ahlak yasası var mıdır?” ve “Bir eylemi ahlaki yapan niyet mi, sonuç mu?” soruları etiğin başlıca problemleridir.
Ahlak kuralları zamana ve topluma göre değişebilir. Etik, bu çeşitliliği betimlemekle yetinmez; bir davranışın neden iyi veya kötü sayıldığını gerekçelendirmeye çalışır. Bu nedenle ahlak yaşanan değer ve kuralları, etik ise bu alan üzerine felsefi düşünmeyi ifade eder.
Ahlak Felsefesinin Temel Kavramları ve Değer Yargıları
İyi, ahlaki bakımdan yapılması değerli görülene; kötü, kaçınılması gerekene işaret eder. Özgürlük, kişinin iradesiyle seçim yapabilmesi; sorumluluk, özgürce seçtiği eylemin sonuçlarını üstlenmesidir. Vicdan, kişinin eylemlerini ahlaki bakımdan değerlendiren içsel yargı gücü; ödev, yapılması gerektiği için üstlenilen yükümlülüktür.
Ahlaki karar, kişinin özgür iradesiyle verdiği bilinçli seçim; ahlaki eylem, bu kararın davranışa dönüşmüş hâlidir. Ahlak yasası, eylemlere yön veren ilke ve kurallar sistemidir. Yargı bir olgu veya kavram hakkında hüküm verir. Olgu yargıları betimleyici ve sınanabilirken değer yargıları iyi, kötü, güzel veya yararlı gibi değerlendirmeler içerir.
Erdem, Mutluluk ve Yaşam İlişkisi
Erdem, insanın iyi olmasını ve doğru davranmasını sağlayan karakter niteliğidir. Dürüstlük, adalet, cesaret, ölçülülük ve yardımseverlik erdeme örnektir. Erdem yalnız bir kuralı bilmek değil, iyi davranışı bilinçli seçimle ve süreklilik içinde gerçekleştirmektir. Bu nedenle tek bir rastlantısal davranıştan çok, yerleşmiş tutumu ifade eder.
Antik Yunan düşüncesinde erdem çoğunlukla iyi yaşam ve mutlulukla ilişkilendirilir. Sokrates erdemi bilgiyle bağdaştırır; insanın iyiyi gerçekten bilirse ona yöneleceğini savunur. Aristoteles’e göre mutluluk geçici haz değil, insanın akla uygun ve erdemli etkinlikle yaşamını gerçekleştirmesidir. Erdem, aşırılık ile eksiklik arasındaki kişiye ve duruma uygun ortayı bulmayı gerektirir.
→
→
AHLAKİ EYLEMDE ÖZGÜRLÜK VE AMAÇ
İnsan Eylemlerinde Özgür müdür?
Determinizm, insan davranışlarının psikolojik, toplumsal veya başka nedenlerle belirlendiğini; bu nedenle kişinin gerçek anlamda özgür olmadığını savunur. İndeterminizm, insanın önceden belirlenmemiş seçimler yapabildiğini kabul eder. Otodeterminizm, kişinin kendi karakterini ve değerlerini geliştirerek kendi kendisini belirleyebileceğini ileri sürer.
Libertaryanizm, dış baskı bulunmadığında insanın alternatifler arasından özgürce seçim yapabileceğini ve bu nedenle sorumlu olduğunu savunur. Fatalizm (kadercilik) ise insan eylemlerinin önceden belirlenmiş bir yazgının sonucu olduğunu, kişinin bu yazgıyı değiştiremeyeceğini ileri sürer.
Ahlaki Eylemin Amacı: Mutluluk ve Erdem
Ahlaki eylemin amacı konusunda düşünürler mutluluk, haz, yarar, erdem ve ödev gibi farklı ölçütler ileri sürmüştür. Sokrates, mutluluğun bilgiye dayalı erdemli yaşamla elde edileceğini savunur. Platon, ruhun bölümleri arasında uyum ve adalet kurulduğunda insanın iyi yaşama ulaşacağını belirtir.
Aristoteles için en yüksek iyi eudaimonia, yani insanın yetkinleştiği iyi yaşamdır. Bu mutluluk tek bir anlık duygu değil, bütün yaşam boyunca akla ve erdeme uygun etkinliktir. Farabi de en yüksek amacın gerçek mutluluk olduğunu, bilgi ve erdemle ona ulaşılabileceğini savunur. Stoacılar ise mutluluğu doğaya ve akla uygun yaşamakta, tutkular karşısında içsel denge kurmakta görür.
Hazcılık ve Faydacılık
Hazcılık (hedonizm), ahlaki yaşamın amacını hazla ilişkilendirir. Aristippos, anlık ve bedensel hazları öne çıkarır. Epikuros ise her hazzın peşinden koşmayı değil, acı ve huzursuzluktan uzak kalmayı; ölçülü, dingin ve hesaplı bir yaşamı savunur. Bu nedenle iki düşünür aynı başlık altında yer alsa da haz anlayışları aynı değildir.
Faydacılık (utilitarizm), eylemin ahlaki değerini doğurduğu yarar ve mutlulukla değerlendirir. Jeremy Bentham, mümkün olan en fazla sayıda insan için en fazla mutluluğu ölçüt alır. John Stuart Mill yalnız hazzın miktarına değil niteliğine de önem verir; düşünsel ve ahlaki hazların bedensel hazlardan daha yüksek olabileceğini savunur.
Kant’ın Ödev Ahlakı
Kant’a göre bir eylemin ahlaki değeri, sağladığı hazdan veya başarılı sonucundan değil, ödevden dolayı yapılmasından doğar. Kişi çıkar, korku veya ödül beklentisiyle değil; ahlak yasasına duyduğu saygıyla davranmalıdır. İyi isteme, sonuçlardan bağımsız olarak ahlaki değere sahip olan istemedir.
Koşula bağlı “Şunu istiyorsan bunu yap.” biçimindeki buyruklar hipotetik imperatiftir. Ahlaki yasa ise koşulsuz bir kategorik imperatiftir. Kant’ın ölçütlerinden biri, “Yalnızca aynı zamanda evrensel bir yasa olmasını isteyebileceğin ilkeye göre davran.” düşüncesidir. Diğer bir anlatımla insan, hem kendisinde hem başkasında insanlığı yalnız araç olarak değil, aynı zamanda amaç olarak görmelidir.
→
→
EVRENSEL AHLAK YASASI VE UYGULAMALI ETİK
Evrensel Ahlak Yasasını Reddeden Görüşler
Evrensel ahlak yasasının mümkün olmadığını savunan görüşler, insanın çıkarlarının, seçimlerinin veya toplumsal koşulların değişkenliğini vurgular. Egoizm, bireyin kendi çıkarını ve iyiliğini temel alır. Anarşizm, otorite ve zorlayıcı kurumların özgürlüğü sınırladığını savunarak dışarıdan dayatılan genel kurallara karşı çıkar. Nihilizm, geleneksel değerlerin nesnel ve bağlayıcı temelini reddeder.
Varoluşçuluk, insanın önceden belirlenmiş bir ahlaki özle doğmadığını ve seçimleriyle kendisini kurduğunu vurgular. Sartre’a göre insan özgürdür ve seçiminin sorumluluğunu üstlenmek zorundadır. Bu yaklaşım “Her davranış eşit ölçüde doğrudur.” demek değildir; bireyin hazır kuralların arkasına saklanmadan sorumluluk almasını öne çıkarır.
Evrensel Ahlak Yasasını Kabul Eden Görüşler
Evrensel ahlak yasasını kabul eden görüşler, ortak bir ahlaki ölçütün mümkün olduğunu savunur. Bazıları ölçütü insanın özelliklerine dayandırır. Faydacılık, herkesin mutluluğunu ve yararını; Bergson’un sezgici ahlakı ise sevgiyle açılan yaratıcı ahlakı öne çıkarır. Bunlar evrenselliği öznel bir yeti veya insanla ilişkili ölçüt üzerinden temellendiren yaklaşımlar olarak sınıflandırılır.
Nesnel temellendirmelerde ölçüt bireysel tercihin ötesindedir. Sokrates bilgiyle kavranan erdemi, Platon değişmeyen iyi ideasını, Farabi en yüksek iyi ve zorunlu varlık düzenini, Spinoza doğanın zorunlu düzeninin bilgisini temel alır. Kant ise ahlak yasasını aklın evrensel ve koşulsuz buyruğuyla açıklar. Din temelli yaklaşımlar da evrensel ahlak yasasını ilahi buyruk ve vahye dayandırabilir.
Uygulamalı Etik ve Güncel Etik Problemler
Uygulamalı etik, genel ahlak ilkelerini tıp, çevre, teknoloji, siyaset, medya ve spor gibi somut alanlardaki problemlere uygular. Amaç yalnız bir kural söylemek değil; eylemden etkilenen tarafları, hakları, olası zararları ve sorumlulukları birlikte değerlendirerek gerekçeli karar vermektir.
Biyoetik ve tıp etiği hasta hakları, bilgilendirilmiş onam, organ nakli, genetik müdahale ve yaşamın başlangıcı–sonu gibi sorunları inceler. Çevre etiği insanın doğaya ve gelecek kuşaklara karşı sorumluluğunu; bilgi ve medya etiği mahremiyet, doğruluk, telif ve yanıltıcı içerikleri; siyaset etiği kamu gücü, adalet ve hesap verebilirliği; spor etiği adil rekabet ve doping sorununu ele alır.
