TYT 17. YÜZYILDA OSMANLI DEVLETİ VE DEĞİŞEN DÜNYA DENGELERİ

0
16
TYT Tarih 17. Yüzyılda Osmanlı Devleti ve Değişen Dünya Dengeleri konu anlatımı kapağı

TYT 17. Yüzyılda Osmanlı Devleti ve Değişen Dünya Dengeleri konu anlatımı; devlet yönetimindeki dönüşümü, tımar ve maliye düzenindeki bozulmayı, iç isyanları, dış cepheleri, antlaşmaları ve ıslahat arayışlarını neden-sonuç ilişkisiyle ele alır. Önceki konuda incelenen Yeni Çağ’da Avrupa ve Değişim Çağı, Osmanlı Devleti’nin XVII. yüzyılda karşılaştığı yeni askerî, ekonomik ve diplomatik ortamı açıklar.

Bu yüzyıl yalnızca “duraklama” sözüyle açıklanamaz. Osmanlı Devleti geniş bir coğrafyayı yönetmeye devam etmiş, uzun savaşlar yürütmüş ve bazı önemli başarılar kazanmıştır. Bununla birlikte Avrupa’daki askerî dönüşüm, ticaret yollarındaki değişim, merkezî yönetimdeki sorunlar, nakit para ihtiyacı ve iç isyanlar eski düzeni zorlamıştır. TYT sorularında önemli olan, değişimin tek bir nedene değil birbirini besleyen iç ve dış etkenlere dayandığını görmektir.

XVII. YÜZYILA GİRERKEN DEĞİŞEN GÜÇ DENGELERİ

Osmanlı Devleti XVII. yüzyıla geniş toprakları ve güçlü merkezî geleneğiyle girdi. Ancak Avrupa’da ateşli silahların gelişmesi, sürekli orduların yaygınlaşması ve devlet gelirlerinin artması savaşların niteliğini değiştirdi. Uzayan cepheler daha fazla asker, mühimmat ve nakit gerektiriyordu. Coğrafi Keşiflerle dünya ticaretinin Atlas Okyanusu’na yönelmesi ve Avrupa’ya değerli maden girişi de Osmanlı ekonomisini etkiledi.

Bu ortamda Avusturya, Safevi İran, Venedik ve Lehistan ile mücadeleler sürerken merkezde yönetim ve maliye sorunları büyüdü. Dolayısıyla dış savaşlar ile iç dönüşüm birbirinden ayrı değildir: uzun savaşların maliyeti vergi baskısını artırmış, mali sıkıntılar askerî düzeni ve taşra güvenliğini zorlamıştır.Osmanlı Devleti'nin Avusturya, İran, Venedik ve Lehistan cepheleri ile iç isyanlar ve ıslahat arayışları arasındaki denge ağı

Avrupa’da askerî dönüşümSürekli ordu, ateşli silah ve tahkimat gelişir

Uzun savaşlarAsker, mühimmat ve nakit ihtiyacı büyür

Osmanlı’da değişim baskısıYönetim, maliye ve ordu yeni koşullarla karşılaşır
Örnek - 1
XVII. yüzyılda Osmanlı maliyesi üzerindeki baskının artmasında aşağıdakilerden hangisi doğrudan etkili olmuştur?

A) Uzun süren savaşların nakit ve asker ihtiyacını artırması
B) Tımar sisteminin bütün ülkede güçlenmesi
C) Avrupa’da ateşli silahların terk edilmesi
D) Vergi gelirlerine duyulan ihtiyacın azalması
E) Bütün ticaret yollarının Osmanlı limanlarına yönelmesi
Uzun savaşlar, ordunun beslenmesi ve mühimmatın sağlanması için düzenli nakit gerektiriyordu. Bu durum merkezî maliye üzerindeki baskıyı artırdı.

Cevap: A

Yönetim ve Veraset Düzeninde Değişim

Önceki dönemlerde şehzadelerin sancaklarda yönetim tecrübesi kazanması beklenirdi. XVII. yüzyılda şehzadelerin sancaklara gönderilmesi uygulaması büyük ölçüde sona erdi ve sarayda gözetim altında tutuldukları kafes usulü yaygınlaştı. Bu değişiklik taht mücadelelerini ve şehzade ölümlerini azaltmayı amaçlasa da bazı padişahların yöneticilik deneyimi kazanmadan tahta çıkmasına yol açtı.

I. Ahmet döneminden itibaren hanedanın en yaşlı ve yönetmeye uygun erkeğinin tahta geçmesini esas alan ekber ve erşed sistemi benimsendi. Böylece hükümdarlığın babadan oğula geçmesi zorunluluğu zayıfladı. Saray görevlileri, valide sultanlar ve yüksek devlet adamları zaman zaman karar süreçlerinde daha görünür hâle geldi; sık sadrazam değişiklikleri yönetimde sürekliliği zorlaştırdı.

Sancak deneyiminin azalmasıŞehzadeler taşrada yönetim tecrübesi edinemez
Kafes usulüHanedan üyeleri sarayda gözetim altında tutulur
Ekber ve erşedHanedanın en yaşlı ve uygun erkeği tahta geçer
Örnek - 2
Ekber ve erşed sisteminin temel amacı aşağıdakilerden hangisidir?

A) Taht geçişini hanedanın en yaşlı ve uygun erkeği üzerinden düzenlemek
B) Bütün şehzadeleri aynı anda hükümdar yapmak
C) Tımar topraklarını özel mülkiyete dönüştürmek
D) Yeniçeri Ocağını kaldırmak
E) Sadrazamlığı verasetle geçen bir makama çevirmek
Ekber ve erşed, hanedanın en yaşlı ve yönetmeye uygun erkeğinin tahta geçmesini esas alarak taht mücadelelerini azaltmayı hedefledi.

Cevap: A

Tımar, Maliye ve Ekonomide Dönüşüm

Tımar sistemi, vergi gelirlerinin sipahilere bırakılması karşılığında asker yetiştirilmesine dayanıyordu. Uzun savaşlarda ateşli silah kullanan ücretli askerlere duyulan ihtiyacın artması, devletin doğrudan nakit gelir aramasına yol açtı. Bu nedenle bazı dirlik gelirleri iltizam yoluyla mültezimlere verildi. Vergi toplama hakkının daha uzun süreli olarak bırakıldığı malikâne uygulaması ise yüzyılın sonunda yaygınlaştı.

Amerika’dan Avrupa’ya taşınan değerli madenlerin oluşturduğu fiyat artışları Osmanlı piyasalarını da etkiledi. Akçenin değer kaybetmesi, maaşların satın alma gücünün düşmesi ve vergilerin artması toplumdaki hoşnutsuzluğu büyüttü. Taşrada üreticinin toprağını bırakması hem vergi gelirlerini hem de tarımsal üretimi azalttı.

Nakit ihtiyacıUzun savaşlar ve ücretli askerler

İltizam ve malikâneVergi gelirleri peşin para karşılığı işletilir

Taşrada baskıVergi yükü, üretim kaybı ve göç artabilir
Örnek - 3
Osmanlı Devleti’nin iltizam uygulamasına daha fazla başvurması öncelikle hangi ihtiyaca yöneliktir?

A) Merkezî hazineye hızlı biçimde nakit sağlama
B) Şehzadelerin sancak deneyimini artırma
C) Kapitülasyonları bütünüyle kaldırma
D) Toprakların tamamını köylüye dağıtma
E) Deniz ticaretini sona erdirme
İltizamda vergi toplama hakkı belirli bir bedel karşılığında mültezime bırakılır; devlet böylece gelecekteki gelirin bir bölümünü peşin nakde dönüştürür.

Cevap: A

Askerî Yapıdaki Değişim ve İstanbul İsyanları

Avrupa ordularında ateşli silahların ve disiplinli piyadenin önem kazanması Osmanlı ordusunda da tüfekli asker sayısını artırma ihtiyacı doğurdu. Buna karşılık tımarlı sipahilerin askerî ağırlığı azaldı. Yeniçeri Ocağına usulsüz alımlar yapılması, askerlerin ticaretle uğraşması ve maaşların değer kaybeden akçeyle ödenmesi ocak disiplinini sarstı.

Başkentte çıkan İstanbul isyanları çoğunlukla yeniçeriler ve kapıkulu askerleri tarafından gerçekleştirildi. Maaşların gecikmesi, ulufe değerinin düşmesi ve devlet adamları arasındaki mücadeleler isyanları besledi. II. Osman’ın öldürülmesi ve IV. Mehmet dönemindeki Çınar Vakası (Vaka-i Vakvakiye), askerî grupların merkez siyaseti üzerindeki etkisini gösteren önemli örneklerdir.

Örnek - 4
İstanbul isyanlarının Celali isyanlarından ayrılan yönü aşağıdakilerden hangisidir?

A) Başkentte kapıkulu askerlerinin etkisiyle ortaya çıkması
B) Yalnız tarımsal üretim sorunlarından doğması
C) Anadolu’da köylülerin toprağı terk etmesine yol açması
D) Safevi Devleti tarafından yönetilmesi
E) Sadece medrese öğrencilerince çıkarılması
İstanbul isyanları merkezde, özellikle kapıkulu askerlerinin maaş ve siyasetle ilgili talepleri çevresinde gelişmiştir. Celali isyanlarının ana sahası Anadolu’dur.

Cevap: A

Celali, Eyalet ve Suhte İsyanları

Anadolu’daki Celali isyanları; artan vergi yükü, tımar düzeninin bozulması, işsiz kalan sekban ve sarıcalar, nüfus artışı, uzun savaşlar ve taşra yöneticilerinin baskısı gibi nedenlerle büyüdü. Canbolatoğlu ve Kalenderoğlu gibi isyancılar geniş bölgelerde etkili oldu. Köylülerin güvenli yerlere kaçmasıyla yaşanan büyük nüfus hareketine Büyük Kaçgun denir.

Eyalet isyanları, Abaza Mehmet Paşa ve Vardar Ali Paşa gibi taşra yöneticilerinin merkezî otoriteye karşı hareketleriyle ortaya çıktı. Suhte isyanları ise medrese öğrencilerinin eğitim düzenindeki bozulma ve işsizlik nedeniyle çıkardığı hareketlerdi. Bu isyanlar devlet düzenini değiştirmeye yönelik toplumsal devrimler değil; daha çok yönetim, güvenlik ve geçim sorunlarının sonucuydu.

İsyan türü Başlıca çevre Belirgin neden / özellik
İstanbul isyanları Kapıkulu askerleri Ulufe, ayarı düşük akçe ve merkez siyaseti
Celali isyanları Anadolu’daki askerî ve toplumsal gruplar Vergi baskısı, güvenlik sorunu ve tımar düzenindeki bozulma
Eyalet isyanları Taşra yöneticileri Merkezî otoriteye karşı yerel güç mücadelesi
Suhte isyanları Medrese öğrencileri Eğitim düzenindeki bozulma ve işsizlik
Örnek - 5
Büyük Kaçgun aşağıdakilerden hangisini ifade eder?

A) Anadolu’da güvenlik ve vergi baskısı nedeniyle köylülerin yerlerini terk etmesini
B) Yeniçerilerin İstanbul’dan Avrupa’ya göç etmesini
C) Şehzadelerin sancaklara gönderilmesini
D) Venediklilerin Girit’i boşaltmasını
E) Safevilerin Bağdat’tan çekilmesini
Celali karışıklıkları ve ağır vergi baskısı sırasında köylüler üretim alanlarını terk ederek daha güvenli yerlere yönelmiş; bu hareket Büyük Kaçgun olarak adlandırılmıştır.

Cevap: A

XVII. YÜZYIL SİYASİ MÜCADELELERİ

Osmanlı-İran İlişkileri ve Kasr-ı Şirin

Osmanlı-Safevi mücadelesinde Doğu Anadolu, Kafkasya ve Irak üzerinde hâkimiyet kurma isteği belirleyiciydi. 1590 Ferhat Paşa Antlaşması ile Osmanlı Devleti doğuda en geniş sınırlarına ulaştı. Ancak savaşlar yeniden başladı; 1612 Nasuh Paşa ve 1618 Serav antlaşmaları kalıcı bir çözüm sağlayamadı.

IV. Murat’ın Revan ve Bağdat seferlerinden sonra imzalanan 1639 Kasr-ı Şirin Antlaşması, Bağdat’ı Osmanlı Devleti’ne bıraktı ve bugünkü Türkiye-İran sınırının büyük ölçüde temelini oluşturdu. Antlaşma, iki devlet arasındaki uzun mücadelede görece kalıcı bir denge sağladı.

1590Ferhat Paşa: doğuda en geniş sınırlar

1612–1618Nasuh Paşa ve Serav antlaşmaları

1639Kasr-ı Şirin: sınırda kalıcı denge
Örnek - 6
Kasr-ı Şirin Antlaşması’nın tarihî önemi aşağıdakilerden hangisidir?

A) Türkiye-İran sınırının büyük ölçüde temelini oluşturması
B) Osmanlı-Avusturya savaşlarını sona erdirmesi
C) Girit’i Venedik’e bırakması
D) Lehistan’ı Osmanlı eyaleti yapması
E) Kutsal İttifakı kurması
1639 Kasr-ı Şirin Antlaşması, Osmanlı-Safevi sınırında uzun süreli bir denge kurmuş ve bugünkü Türkiye-İran sınırının ana çizgisini belirlemiştir.

Cevap: A

Avusturya Cephesi ve Zitvatorok

1593’te başlayan Osmanlı-Avusturya savaşlarında 1596 Haçova Meydan Muharebesi Osmanlı zaferiyle sonuçlandı. Ancak savaşın uzun sürmesi iki tarafı da yıprattı. 1606’da imzalanan Zitvatorok Antlaşması ile Avusturya hükümdarı Osmanlı padişahına denk kabul edildi; Avusturya’nın ödediği yıllık vergi kaldırılarak bir defalık savaş tazminatına dönüştürüldü.

Zitvatorok, Osmanlı Devleti’nin Avusturya karşısındaki diplomatik üstünlüğünün zayıfladığını gösterir. Yüzyılın ilerleyen döneminde Köprülü Fazıl Ahmet Paşa’nın seferleri sonucunda 1664 Vasvar Antlaşması imzalandı. Bu başarılar Osmanlı askerî gücünün tamamen sona ermediğini, fakat mücadelenin giderek daha dengeli hâle geldiğini gösterir.

Örnek - 7
Zitvatorok Antlaşması’nın Osmanlı diplomasisi açısından önemli sonucu aşağıdakilerden hangisidir?

A) Avusturya hükümdarının Osmanlı padişahına denk kabul edilmesi
B) İran sınırının kesinleşmesi
C) Girit’in fethedilmesi
D) Kırım’ın bağımsız olması
E) Kapitülasyonların kaldırılması
Zitvatorok ile Avusturya hükümdarı protokol bakımından Osmanlı padişahına denk sayılmış; Osmanlı’nın diplomatik üstünlüğü zayıflamıştır.

Cevap: A

Venedik, Girit ve Lehistan Cepheleri

Doğu Akdeniz ticareti ve deniz güvenliği bakımından stratejik olan Girit, Venedik’in elindeydi. 1645’te başlayan kuşatma yaklaşık yirmi dört yıl sürdü; Kandiye’nin 1669’da alınmasıyla adanın büyük bölümü Osmanlı hâkimiyetine girdi. Kuşatmanın uzunluğu, denizden desteklenen güçlü kalelerin ve değişen savaş teknolojisinin fetih maliyetini artırdığını gösterir.

Lehistan ile mücadelede Köprülü Fazıl Ahmet Paşa döneminde Kamaniçe alındı ve 1672 Bucaş Antlaşması imzalandı. Podolya Osmanlı Devleti’ne bırakıldı; Osmanlı Devleti Batı’da en geniş sınırlarına ulaştı. Ancak Lehistan antlaşmanın bazı hükümlerini kabul etmeyince savaş yeniden başladı ve sonraki düzenlemelerde Osmanlı lehine olan koşulların bir bölümü değişti.

Girit’in fethi1669’da tamamlandı; Doğu Akdeniz güvenliği güçlendi
Bucaş Antlaşması1672’de Batı’daki en geniş sınırlara ulaşıldı
Örnek - 8
Osmanlı Devleti’nin Batı’da en geniş sınırlarına ulaştığı antlaşma aşağıdakilerden hangisidir?

A) Bucaş
B) Kasr-ı Şirin
C) Zitvatorok
D) Karlofça
E) İstanbul
1672 Bucaş Antlaşması ile Podolya Osmanlı Devleti’ne bırakılmış ve devlet Batı’daki en geniş sınırlarına ulaşmıştır.

Cevap: A

II. Viyana Kuşatması ve Karlofça

Merzifonlu Kara Mustafa Paşa komutasındaki Osmanlı ordusu 1683’te Viyana’yı ikinci kez kuşattı. Kuşatma başarısız oldu; ardından papa öncülüğünde Avusturya, Lehistan, Venedik ve daha sonra Rusya’nın katıldığı Kutsal İttifak kuruldu. Osmanlı Devleti farklı cephelerde on altı yıl süren ağır savaşlarla karşılaştı.

Savaşların sonunda Avusturya, Lehistan ve Venedik ile 1699 Karlofça Antlaşması imzalandı. Macaristan ve Erdel’in büyük bölümü Avusturya’ya, Podolya Lehistan’a, Mora ve Dalmaçya kıyılarındaki bazı yerler Venedik’e bırakıldı. Karlofça, Osmanlı Devleti’nin Avrupa’da ilk kez geniş ölçekte toprak kaybettiği ve savunma ağırlıklı bir siyasete yöneldiği dönüm noktasıdır. Rusya ile 1700 İstanbul Antlaşması yapılarak Azak Kalesi Rusya’ya bırakıldı.

1683II. Viyana Kuşatması başarısız olur

Kutsal İttifakOsmanlı’ya karşı çok cepheli savaş başlar

1699Karlofça ile büyük toprak kayıpları yaşanır
Örnek - 9
Karlofça Antlaşması’nın Osmanlı tarihi açısından dönüm noktası sayılmasının temel nedeni aşağıdakilerden hangisidir?

A) Avrupa’da ilk kez geniş ölçekte toprak kaybedilmesi
B) İran sınırının belirlenmesi
C) Osmanlı Devleti’nin Batı’da en geniş sınırlara ulaşması
D) Girit kuşatmasının başlaması
E) Yeniçeri Ocağının kurulması
Karlofça, Osmanlı Devleti’nin Avrupa’da geniş çaplı toprak kaybını kabul ettiği ve fetih ağırlıklı siyasetten savunma-diplomasi ağırlıklı siyasete yöneldiği bir dönüm noktasıdır.

Cevap: A

XVII. YÜZYIL ISLAHATLARI

XVII. yüzyıl ıslahatları, devlet düzenindeki bozulmayı durdurmak ve eski işleyişi yeniden kurmak amacıyla yapıldı. II. Osman, Yeniçeri Ocağını düzenlemek ve merkezî otoriteyi güçlendirmek istedi; ancak yeniçeriler tarafından öldürüldü. IV. Murat sert disiplin önlemleriyle İstanbul’da güvenliği sağladı, devlet görevlilerini denetledi ve Revan-Bağdat seferleriyle merkezî otoriteyi güçlendirdi.

Tarhuncu Ahmet Paşa maliyeyi düzeltmek amacıyla gelir-gider dengesini gösteren bütçe hazırladı ve saray harcamalarını kısmaya çalıştı. Köprülü Mehmet Paşa görevi kabul ederken yetkilerine karışılmamasını şart koştu; Köprülüler döneminde devlet otoritesi geçici olarak güçlendi. Koçi Bey Risalesi ise yönetim, tımar ve askerî düzende görülen sorunları nedenleriyle açıklayıp padişaha çözüm önerileri sundu.

Dikkat
XVII. yüzyıl ıslahatları Batı’yı örnek alan modernleşme hareketleri değildir. Amaç, bozulduğu düşünülen klasik Osmanlı düzenini yeniden işler hâle getirmektir. Islahatların kişilere bağlı kalması, baskı ve şiddete dayanması ve kurumlaşamaması kalıcı sonuç alınmasını zorlaştırmıştır.
II. OsmanOrduyu ve merkezî yönetimi düzenleme girişimi
IV. MuratSert disiplin, güvenlik ve merkezî otorite
Tarhuncu Ahmet PaşaBütçe ve mali disiplin çalışmaları
KöprülülerGeniş yetkiyle otoriteyi yeniden kurma çabası
Örnek - 10
XVII. yüzyıl Osmanlı ıslahatlarının ortak özelliği aşağıdakilerden hangisidir?

A) Klasik düzeni yeniden işler hâle getirmeyi amaçlamaları
B) Avrupa’dan anayasa almaları
C) Halkın yönetime katılımını temel almaları
D) Yeniçeri Ocağını tamamen kaldırmaları
E) Sanayi Devrimi’ni başlatmaları
Bu dönemdeki ıslahatçılar yeni bir düzen kurmaktan çok, bozulduğunu düşündükleri klasik kurumları düzeltmeye ve merkezî otoriteyi güçlendirmeye çalışmıştır.

Cevap: A

KONUNUN ÖZÜ

XVII. yüzyılda Osmanlı Devleti; değişen savaş teknolojisi, uzun cepheler, nakit ihtiyacı, tımar düzenindeki çözülme ve iç isyanlarla karşılaştı. Ekber ve erşed sistemi taht geçişini düzenlerken kafes usulü yönetim deneyimini sınırladı. Celali isyanları Anadolu’da güvenlik ve üretim kaybına, İstanbul isyanları merkez siyasetinde askerî baskıya yol açtı. Kasr-ı Şirin doğu sınırında denge kurdu; Zitvatorok Avusturya karşısındaki diplomatik üstünlüğün zayıfladığını gösterdi; Bucaş Batı’daki en geniş sınırlara ulaşılan antlaşma oldu. II. Viyana yenilgisinin ardından kurulan Kutsal İttifak ve 1699 Karlofça Antlaşması ise Osmanlı siyasetinde savunma ve diplomasi ağırlıklı yeni bir dönemi başlattı. Dönemin ıslahatları, yeni bir sistem kurmaktan çok klasik düzeni yeniden işler hâle getirme amacı taşıdı.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz