Edatlar (ilgeçler), tek başlarına tam bir kavram karşılamaktan çok cümlede sözcükler ve söz grupları arasında anlam ilişkisi kuran görevli sözcüklerdir. Gibi, kadar, göre, için, ile, doğru, karşı, üzere, rağmen, dolayı, beri, başka gibi sözcükler; benzetme, karşılaştırma, amaç, sebep, araç, birliktelik, yön, sınır ve karşıtlık anlamları oluşturabilir.
TYT sorularında önemli olan bir sözcüğü ezberlenmiş bir listeye göre değil, cümledeki görevine ve kurduğu anlam ilişkisine göre değerlendirmektir. “Doğru cevap” sözünde doğru sıfat, “Doğru konuştu.” cümlesinde zarf, “Eve doğru yürüdü.” cümlesinde ise edattır.
Edatı Cümlede Tanıma
Edatın Görevi ve Edat Grubu
Edat, kendinden önceki sözcük veya söz grubuyla birlikte bir edat grubu kurar: çocuk gibi, akşama kadar, bana göre, sınav için, yağmura rağmen. Bu grupta asıl anlamı taşıyan unsur önceki sözcük, ilişkiyi kuran unsur ise edattır. Edatlar çekim eki değildir; ayrı yazılan sözcüklerdir. Bununla birlikte ile, ünlüyle biten sözcüklerden sonra -yle/-yla, ünsüzle bitenlerden sonra -le/-la biçiminde ekleşebilir: arabayla, kalemle.
Edat grubu cümlede farklı öge görevleri üstlenebilir. “Bu kitabı senin için aldım.” cümlesinde amaç/ilgi bildiren grup zarf tümleci; “Onun tavırları çocuk gibiydi.” cümlesinde yüklem görevindedir. Edatı tanımak için yalnız cümle ögesine değil, grubun kurduğu anlam bağına bakılır.
Edat ile Bağlacı Ayırma
Edatlar bir sözcükle başka bir unsur arasında anlam ilişkisi kurar; bağlaçlar ise eş görevli sözcükleri, söz gruplarını veya cümleleri birbirine bağlar. Özellikle ile, yalnız, ancak sözcüklerinde bu ayrım önemlidir. “Ayşe ile Ece geldi.” cümlesinde ile yerine ve getirilebildiği için bağlaçtır. “Kalemi ile not aldı.” cümlesinde araç anlamı kurduğu için edattır.
Yalnız ve ancak, “sadece” anlamındaysa edat; “ama, fakat” anlamındaysa bağlaçtır: “Bu soruyu yalnız Elif çözdü.”, “Seni aradım yalnız ulaşamadım.” Aynı sözcükler başka görevlerde de bulunabilir: “Yalnız çocuk” sözünde sıfat, “Çocuk yalnız yaşıyor.” cümlesinde zarf vardır.
Benzetme, Karşılaştırma ve Görelik Bildiren Edatlar
“Gibi” Edatı
Gibi edatı en çok benzetme ve karşılaştırma ilişkisi kurar: “Aslan gibi cesurdu.”, “Senin gibi düzenli çalışıyor.” Cümleye yaklaşıklık da katabilir: “Saat beş gibi buluşalım.” Bazı kullanımlarda durum veya olasılık anlamı belirginleşir: “Yağmur yağacak gibi görünüyor.”
Gibi ile kurulan söz öbeğinin hangi unsura bağlandığı anlamı değiştirir. “Çocuk babası gibi konuşuyor.” benzerlik, “On dakika gibi bekledik.” yaklaşık süre bildirir. “Bildiğin gibi” kalıbında ise daha önce bilinen bir duruma gönderme yapılır. Edatın adı aynı olsa da soru, cümleye kattığı özel anlamı ölçebilir.
“Göre” Edatı
Göre edatı çoğunlukla yönelme hâli eki almış bir sözcükten sonra gelir: bana göre, kurala göre, geçen yıla göre. Kişisel görüş veya ölçüt bildirir: “Bana göre bu çözüm daha açık.” Uygunluk bildirir: “Soruları yönergeye göre yanıtladı.” Karşılaştırma kurar: “Bu yıl geçen yıla göre daha çok çalıştı.”
Cümlede göre bulunduğunda karşılaştırmanın iki tarafı her zaman açıkça yazılmayabilir: “Yaşına göre oldukça olgun.” cümlesinde kişinin olgunluğu, yaşıyla ilgili genel beklentiyle karşılaştırılır. “Herkese göre değişir.” sözünde ise kişiden kişiye değişen görelilik vurgulanır.
Sınır, Yön ve Yaklaşma Bildiren Edatlar
“Kadar” Edatı
Kadar edatı; karşılaştırma ve eşitlik, ölçü, yaklaşık miktar veya zaman-mekân sınırı bildirebilir. “Senin kadar hızlı koşuyor.” eşitlik/karşılaştırma, “On kişi kadar geldi.” yaklaşık sayı, “Akşama kadar çalıştı.” zaman sınırı, “Okula kadar yürüdü.” mekân sınırı kurar.
Kadar sözcüğünün önündeki ek de ipucu verir. Yalın veya tamlayan biçimindeki sözlerle karşılaştırma; yönelme hâli ekiyle çoğunlukla bitiş sınırı kurar: benim kadar, çocuk kadar; sabaha kadar, kapıya kadar. Ancak karar yalnız biçime göre değil, bütün cümlenin anlamına göre verilir.
“Doğru”, “Karşı”, “Üzere” ve “Beri” Edatları
Yönelme hâli eki almış sözcüklerden sonra gelen doğru ve karşı, yön ya da ilişki bildirir: “Sahile doğru yürüdü.”, “Eleştirilere karşı sakin kaldı.” Doğru bir ismi nitelerse sıfat, fiili durum bakımından belirtirse zarftır. Karşı da “karşı ev” sözünde sıfat, “karşıya geçti” kullanımında isimdir.
Üzere; amaç, koşul veya çok yakın zaman anlamı kurabilir: “Görüşmek üzere ayrıldılar.”, “Sözünü tutmak üzere anlaştık.”, “Tren kalkmak üzere.” Beri ise başlangıç noktası bildirir: “Dünden beri seni bekliyorum.” Bu kullanımda eylemin geçmişte başlayıp konuşma anına kadar sürdüğü anlaşılır.
Amaç, Sebep, Araç ve Birliktelik Bildiren Edatlar
“İçin” Edatı
İçin edatı amaç, sebep, özgülük, uygunluk, karşılık veya hakkında olma ilişkisi kurabilir. “Sınavı kazanmak için düzenli çalıştı.” amaç; “Geç kaldığı için özür diledi.” sebep; “Bu oyuncak kardeşim için.” özgülük; “Bu çanta yolculuk için uygun.” elverişlilik bildirir.
Amaç ile sebebi ayırmak için ilk bölümdeki eylemin henüz gerçekleşip gerçekleşmediğine bakılabilir. “Dinlenmek için eve gitti.” cümlesinde dinlenme, eve gitmenin hedefidir. “Dinlendiği için kendini iyi hissediyor.” cümlesinde dinlenme gerçekleşmiş ve sonraki durumun sebebi olmuştur.
“İle” Edatında Araç, Birliktelik ve Durum
İle edatı araç, birliktelik, durum, sebep veya zaman ilişkisi kurabilir: “Mektubu kalemle yazdı.” araç; “Arkadaşıyla sinemaya gitti.” birliktelik; “Haberi sevinçle karşıladı.” durum; “Soğukla elleri kızardı.” sebep ilişkisi taşır. Ekleşmiş biçimler de aynı görevde olabilir.
İlenin bağlaç olup olmadığını anlamak için ve sözcüğüyle değiştirme deneyi yararlıdır, ancak cümlenin anlamı da gözetilmelidir. “Ece ile Deniz konuştu.” → “Ece ve Deniz konuştu.” eş görevli iki özneyi bağlar. “Deniz otobüs ile geldi.” cümlesinde ve getirilemez; ulaşım aracı bildirilir.
Diğer Edatlar ve Çoklu Görevler
“Diye”, “Başka”, “Rağmen”, “Dolayı” ve “Ötürü”
Diye amaç, sebep, adlandırma veya aktarma ilişkisi kurabilir: “Üşümesin diye pencereyi kapattı.”, “Geç kaldım diye telaşlandı.”, “Buraya uğur böceği diye bir böcek kondu.” Başka, ayrılma hâli ekiyle “hariç” anlamında edat olur: “Senden başka kimse gelmedi.” “Başka bir soru” sözünde ise ismi belirten sıfattır.
Rağmen ve karşın beklenenin tersine gerçekleşme, dolayı ve ötürü sebep bildirir: “Yağmura rağmen yola çıktık.”, “Yoğun sis dolayısıyla sefer iptal edildi.” Bu edatlar çoğunlukla yönelme veya ayrılma hâli eki almış sözlerden sonra gelir.
“Mi”, “Yalnız” ve “Ancak” Sözcüklerinde Görev Ayrımı
Geleneksel okul dil bilgisinde mi soru edatı olarak ele alınır. Kendinden önceki sözcükten ayrı yazılır; sonraki ekler ona bitişir: geldi mi, geliyor musun, güzel miydi. Yalnız soru sormaz; zaman, koşul, pekiştirme veya şaşırma anlamı da kurabilir: “Akşam oldu mu sokaklar sessizleşir.”, “Güzel mi güzel bir gündü.”
Yalnız, ancak, bir, tek sözcükleri “sadece” anlamındaysa edat kabul edilir. Aynı sözcükler “ama, fakat” anlamında bağlaç; isimden önce niteleme/belirtme görevinde sıfat; fiile bağlandığında zarf olabilir. Tür tayininde sözcüğün yerine getirilebilecek anlam ve bağlandığı unsur birlikte değerlendirilmelidir.

