AYT Soğuk Savaş Dönemi, 1960 sonrası dünya ve Türk dış politikası konu anlatımı kapsamında iki kutuplu sistem, bölgesel çatışmalar, yumuşama, Türkiye’nin Batı ittifakına yönelişi, Kıbrıs ve Ege sorunları ile 1960–1983 siyasal, ekonomik ve toplumsal dönüşüm neden-sonuç bağlantılarıyla işlenecektir. AYT konu anlatımı arşivinden ulaşabilirsiniz.
Soğuk Savaş Düzeninin Kuruluşu
İki Kutupluluk, Almanya ve Berlin
Soğuk Savaş, ABD ile SSCB’nin doğrudan genel savaşa girmeden siyasal, ekonomik, askerî, teknolojik ve ideolojik üstünlük kurmaya çalıştığı 1947–1991 dönemidir. Nükleer silahların karşılıklı yıkım kapasitesi doğrudan çatışmayı caydırırken rekabet; ittifaklar, propaganda, ekonomik yardım, casusluk, uzay yarışı ve vekâlet savaşları üzerinden yürüdü.
Almanya ve Berlin savaş sonrası işgal bölgelerine ayrıldı. Batı bölgelerinden Federal Almanya, Sovyet bölgesinden Demokratik Almanya doğdu. Batı Berlin’in Sovyet alanı içinde kalması, Berlin Ablukası ve hava köprüsüyle ilk büyük krize; 1961’de Berlin Duvarı’nın kurulması ise Avrupa’daki bölünmenin kalıcı simgesine dönüştü.

B) Birleşmiş Milletlerin bütün çatışmaları önlemesi
C) Sömürgeciliğin aynı anda sona ermesi
D) Nükleer caydırıcılığın rekabeti vekâlet savaşlarına yöneltmesi
E) Almanya’nın tarafsızlaştırılması
B) Batı Berlin terk edilmeden doğrudan SSCB ile savaştan kaçınılmıştır
C) Varşova Paktı dağılmıştır
D) NATO üyeleri Berlin’den çekilmiştir
E) Marshall Planı sona ermiştir
B) Bağlantısızlar Hareketinin Avrupa’ya egemen olmasının
C) ABD ile SSCB arasında ekonomik bütünleşmenin
D) Birleşmiş Milletlerin dünya devleti olmasının
E) Avrupa’daki ideolojik ve jeopolitik bölünmenin
B) Almanya’nın NATO’dan çıktığı
C) Doğu-Batı ayrımının insan hareketliliğini de sınırlayan somut bir sınıra dönüştüğü
D) SSCB’nin Batı Berlin’i ilhak ettiği
E) Avrupa Konseyinin feshedildiği
B) Kolektif sömürgecilik
C) Açık kapı politikası
D) Mekik diplomasisi
E) Ulusal egemenlik
Doğu ve Batı Bloklarının Kurumları
ABD’nin çevreleme politikası, Truman Doktrini ile Sovyet baskısı altındaki Türkiye ve Yunanistan’a destek; Marshall Planı ile Avrupa’nın ekonomik toparlanması; NATO ile ortak savunma biçiminde somutlaştı. Avrupa Konseyi insan hakları ve demokrasi alanında, Avrupa Kömür ve Çelik Topluluğu ile AET ise ekonomik bütünleşmede Batı Avrupa bağlarını güçlendirdi.
SSCB, Kominform ile komünist partiler arasında siyasal-ideolojik eşgüdüm; Comecon ile ekonomik iş birliği; Varşova Paktı ile askerî ittifak kurdu. Ancak Yugoslavya’nın Moskova’dan bağımsız çizgisi, 1956 Macaristan ve 1968 Çekoslovakya müdahaleleri ile Çin–SSCB ayrılığı Doğu Bloku’nun bütünüyle yekpare olmadığını gösterdi.
B) Sadece nükleer saldırı
C) Sömürgelerin yeniden paylaşılması
D) Siyasal destek, ekonomik toparlanma ve askerî ittifak
E) Tarafsızlık ve silahsızlanma
B) Birincisinin siyasal-ideolojik, ikincisinin ekonomik eşgüdüm sağlaması
C) İkisinin de Batı Avrupa örgütü olması
D) Comecon’un insan hakları mahkemesi olması
E) Kominform’un petrol fiyatını belirlemesi
B) NATO üyeliğini teşvik etme
C) Piyasa ekonomisine geçişi hızlandırma
D) Sömürge yönetimi kurma
E) Blok bütünlüğünü üye devletlerin bağımsız reform tercihinin önünde tutma
B) NATO’nun askerî ittifak olduğu yargısını
C) Komünist devletlerin dış politikada her zaman tam birlik içinde olduğu yargısını
D) Marshall Planı’nın ekonomik araç olduğu yargısını
E) Berlin’in bölündüğü yargısını
B) SSCB öncülüğünde kurulması
C) Askerî darbeleri yönetmesi
D) Petrol ambargosu uygulaması
E) Asya-Afrika ülkelerini birleştirmesi
Görsel Kurum Analizi
Kurum Dosyalarıyla Blokların İşlevlerini Çözümleme
Soğuk Savaş boyunca her iki blokta da siyasal eşgüdüm, ekonomik iş birliği ve askerî ittifak için ayrı kurumlar oluşturuldu. Görsel, bu kurumları işlev ve bloklarına göre kodlamaktadır.
Asya, Afrika ve Vekâlet Savaşları
Çin, Kore, Güneydoğu Asya ve Vietnam
1949’da Çin Halk Cumhuriyeti’nin kurulması Asya’daki güç dengesini değiştirdi. Kore Savaşı’nda kuzeyi Çin ve SSCB, güneyi Birleşmiş Milletler çatısı altında ABD öncülüğündeki güçler destekledi; 1953 ateşkesi yarımadanın bölünmüşlüğünü korudu. ABD çevreleme siyasetini SEATO gibi bölgesel örgütlerle genişletti.
Vietnam’da sömürgecilikten bağımsızlığa geçiş, iç bölünme ve Soğuk Savaş aynı çatışmada birleşti. ABD’nin askerî üstünlüğü siyasal meşruiyet ve gerilla savaşı sorunlarını çözemedi. Nixon Doktrini ve Vietnamlaştırma Amerikan birliklerini azaltırken savaş yükünü Güney Vietnam’a devretmeyi amaçladı; 1973 Paris Barış Antlaşması çekilmeyi sağladı, 1975’te ülke kuzey öncülüğünde birleşti.
B) Çin’in Batı Bloku’na katıldığı
C) Kore’nin sömürgeleştirildiği
D) Vekâlet savaşlarının yüksek maliyet üretip siyasal bölünmeyi koruyabilmesi
E) Nükleer silahların kaldırıldığı
B) SSCB’nin Vietnam’ı işgal ettiğini
C) BM’nin bütün orduları yönettiğini
D) Fransa’nın ABD’ye savaş açtığını
E) Askerî kapasitenin yerel meşruiyet, coğrafya ve toplumsal desteği tek başına ikame edemeyeceğini
B) Çin’i işgal etmek
C) ABD askerlerini azaltırken savaş sorumluluğunu Güney Vietnam güçlerine devretmek
D) Fransız sömürge yönetimini geri getirmek
E) Kore’yi birleştirmek
B) İki kutupluluğun sona erdiği
C) Asya’da tüm devletlerin tarafsızlaştığı
D) Sömürgeciliğin güçlendiği
E) NATO’nun Asya devleti olduğu
Dekolonizasyon, Bandung ve Bağlantısızlar
Hindistan’ın 1947’de bağımsız olması, Pakistan’ın ayrılması ve Keşmir sorunu; sömürge yönetiminin sona ermesinin her zaman sorunsuz ulus-devletleşme yaratmadığını gösterdi. Cezayir’in Fransa’ya karşı savaşı ve 1960’larda Afrika’da hızlanan bağımsızlaşma, Avrupa sömürge imparatorluklarını daralttı.
1955 Bandung Konferansı Asya-Afrika dayanışmasını güçlendirdi. Bağlantısızlar, ABD ya da SSCB’nin askerî bloklarına bağlanmadan bağımsız dış politika, sömürgeciliğe karşı dayanışma ve barış içinde bir arada yaşama ilkelerini savundu. Bu tavır edilgen tarafsızlık değil, yeni devletlerin karar özerkliği arayışıydı.
B) İki devletin NATO’ya katıldığını
C) İngiltere’nin Asya’dan hiç çekilmediğini
D) Dekolonizasyonun sınır, kimlik ve egemenlik sorunları üretebildiğini
E) SSCB’nin Hindistan’ı yönettiğini
B) Blok dışı karar özerkliğini ve sömürgecilik karşıtı ortak tutumu aktif biçimde savunması
C) Nükleer silah üretmesi
D) Avrupa bütünleşmesini yönetmesi
E) Varşova Paktına bağlı olması
B) Berlin Duvarı’nı yıkması
C) AET’yi dağıtması
D) İran-Irak Savaşı’nı bitirmesi
E) Yeni bağımsız Asya-Afrika devletlerinin ortak ses ve dayanışma zemini oluşturması
B) SSCB’nin kıtayı ilhakı
C) Bağımsız Afrika devletlerinin sayısının artması ve kıtasal dayanışma arayışı
D) NATO’nun Afrika ordusu kurması
E) Petrolün önemini yitirmesi
B) Dekolonizasyonun maliyetsiz olduğu
C) Afrika devletlerinin tek parti kurduğu
D) ABD’nin Fransa’yı işgal ettiği
E) AET’nin askerî ittifak olduğu
Yumuşama Dönemi ve Bölgesel Gerilimler
Küba Bunalımı, SALT ve Helsinki
1950’lerin sonundan itibaren nükleer dengenin yıkıcı maliyeti, blok içi görüş ayrılıkları ve ekonomik yükler yumuşama arayışını güçlendirdi. 1962 Küba Bunalımı iki süper gücü nükleer savaş eşiğine taşıdı; kriz sonrasında doğrudan iletişim hattı ve silahların kontrolü görüşmeleri önem kazandı.
SALT I (1972) stratejik silahlanmayı sınırlama yönünde önemli bir adımdı. 1975 Helsinki Nihai Senedi sınırların dokunulmazlığı, egemenlik, iş birliği ve insan hakları ilkelerini aynı çerçevede topladı. SALT II 1979’da imzalansa da Sovyetlerin Afganistan’ı işgali üzerine ABD Senatosunda onaylanmadı. Dolayısıyla yumuşama rekabeti bitirmedi; kriz yönetimini ve görüşmeyi öne çıkardı.

B) Berlin Duvarı’nı kaldırmak
C) SALT görüşmelerini yasaklamak
D) Yanlış değerlendirme ve gecikmenin nükleer tırmanmaya yol açmasını önlemek
E) Vietnam’ı bölmek
B) SALT I stratejik silahlara, Helsinki ise güvenlik, iş birliği ve insan haklarına odaklanmıştır
C) Helsinki NATO’yu kurmuştur
D) SALT I sömürgeleri bağımsızlaştırmıştır
E) İkisi de aynı gün imzalanmıştır
B) ABD Senatosunun dış politikada rolü olmadığını
C) Afganistan işgalinin desteklendiğini
D) Nükleer rekabetin sona erdiğini
E) Diplomatik uzlaşının uluslararası krizlerden ve iç onay süreçlerinden etkilenebildiğini
B) BM’nin dünya hükûmeti olduğu
C) Yumuşamanın sistemik rekabeti sona erdirmeyip yönetilebilir kılmaya çalıştığı
D) Bütün askerî ittifakların dağıldığı
E) Dekolonizasyonun durduğu
B) Sınırların tamamen kaldırıldığını
C) Varşova Paktının NATO’ya dönüştüğünü
D) Sömürge sınırlarının zorla genişletildiğini
E) Yalnız ticaret tarifelerinin görüşüldüğünü
Orta Doğu: İsrail, Petrol ve Devrimler
Arap-İsrail Savaşları ve Camp David
Filistin Mandası üzerindeki çatışma, BM taksim planı ve İsrail’in 14 Mayıs 1948’de kurulmasıyla bölgesel savaşa dönüştü. 1948 savaşı Filistinli mülteci sorununu büyüttü. 1956 Süveyş Krizi’nde Mısır’ın kanalı millîleştirmesine karşı İsrail, İngiltere ve Fransa harekete geçti; ABD ile SSCB’nin baskısı eski sömürge güçlerinin bölgedeki etkisinin gerilediğini gösterdi.
1967 Altı Gün Savaşı İsrail’in toprak kazanımlarını genişletti. 1973 Yom Kippur Savaşı askerî sonuç kadar petrolün siyasal araç olarak kullanılmasıyla küresel ekonomi üzerinde etkili oldu. ABD arabuluculuğundaki 1978 Camp David görüşmeleri Mısır–İsrail barışının yolunu açarken Arap dünyasında yeni ayrışmalar yarattı.

B) Petrol fiyatlarının düştüğünü
C) NATO’nun bölgeden çekildiğini
D) Devlet kuruluşu ve savaşın uzun süreli insani-siyasal sonuçlar ürettiğini
E) İsrail’in kurulmadığını
B) Eski Avrupa sömürge güçleri karşısında ABD ve SSCB ağırlığının artmasını
C) Bağlantısızların NATO’yu yönetmesini
D) İran’ın Mısır’ı işgalini
E) AET’nin dağılmasını
B) Petrolün önemini yitirmesine
C) Camp David’in 1967’de imzalanmasına
D) Filistin sorununun bitmesine
E) 1967’de kaybedilen toprakları geri alma hedefinin sürmesine
B) OPEC’i dağıtması
C) Bölgesel çatışmanın enerji fiyatları üzerinden küresel ekonomiyi etkilemesi
D) Arap-İsrail barışını hemen sağlaması
E) ABD ile SSCB’yi tek devlette birleştirmesi
B) Savaşların tamamının sona ermesiyle
C) OPEC’in askerî ittifaka dönüşmesiyle
D) SSCB’nin Mısır’ı ilhakıyla
E) İran devriminin iptaliyle
OPEC, OAPEC, İKÖ, İran Devrimi ve İran-Irak Savaşı
OPEC petrol ihraç eden ülkelerin üretim ve fiyat politikalarında eşgüdüm arayışını; OAPEC ise Arap petrol ihracatçılarının bölgesel dayanışmasını temsil etti. 1969’da kurulan İslam Konferansı Örgütü Kudüs ve İslam dünyasının ortak sorunları etrafında diplomatik iş birliği zemini oluşturdu.
1979 İran İslam Devrimi monarşiyi sona erdirerek bölgesel ittifak dengelerini değiştirdi; İran CENTO’dan ayrıldı. Sınır, Şattülarap ve bölgesel üstünlük rekabeti 1980–1988 İran-Irak Savaşı’na dönüştü. Uzun savaş kesin üstünlük sağlamadan ağır insan ve ekonomik kayıp üretti; Körfez’in enerji ve güvenlik önemini artırdı.
B) Birinin askerî, diğerinin dinî örgüt olmasına
C) İkisinin de yalnız Avrupa ülkelerinden oluşmasına
D) OPEC’in petrol ihracatçısı, OAPEC’in Arap petrol ihracatçısı üyelik zeminine
E) OAPEC’in insan hakları mahkemesi olmasına
B) İslam ülkeleri arasında ortak diplomatik tepki ve iş birliği mekanizması
C) AET’ye katılma
D) Nükleer silah paylaşma
E) Sömürge yönetimi kurma
B) Petrolün siyasette rolü olmadığını
C) İran’ın NATO’ya girdiğini
D) Irak’ın Varşova Paktını kurduğunu
E) İç rejim değişikliğinin dış ittifak tercihlerini dönüştürebileceğini
B) Tarafların aynı ittifakta olduğunu
C) Bölgesel güç savaşlarının uzun yıpranma ve yüksek maliyetle kilitlenebileceğini
D) BM’nin savaşı başlattığını
E) Petrol fiyatlarının önem taşımadığını
B) Kolektif güvenliği güçlendirme
C) Bağlantısız kalma
D) Silahsızlanmayı tamamlama
E) Ekonomik bütünleşme
Soğuk Savaş Döneminde Türkiye
Batı İttifakına Yöneliş ve Bölgesel Paktlar
II. Dünya Savaşı sonrasında Sovyetlerin Boğazlar ve doğu sınırıyla ilgili talepleri Türkiye’nin güvenlik kaygısını büyüttü. Çok partili yaşama geçiş, Truman ve Marshall yardımları, Avrupa Konseyi üyeliği, Kore Savaşı’na asker gönderilmesi ve 1952 NATO üyeliği Batı sistemine yönelişin birbirini tamamlayan halkaları oldu.
B) Batı güvenlik sistemine katkı iradesini göstererek NATO üyeliğini destekleme
C) Varşova Paktıyla yakınlaşma
D) AET’den ayrılma
E) Kıbrıs’ı ilhak etme
Türkiye, Yunanistan ve Yugoslavya ile Balkan Paktı’nı; Irak, İran, Pakistan ve İngiltere ile Bağdat Paktı’nı kurarak çevresinde güvenlik kuşağı oluşturmaya çalıştı. Irak’ın ayrılması sonrası örgüt CENTO adını aldı. Ancak bölgesel paktlar üye devletlerin farklı tehdit algıları ve iç rejim değişiklikleri nedeniyle NATO kadar kalıcı olamadı.
B) Varşova Paktına katılım
C) Boğazların egemenlikten çıkarılması
D) Tehdit algısının dış yardım ve kolektif savunma arayışını hızlandırması
E) Batı ile ilişkilerin kesilmesi
B) İç siyasal çoğulculuk ile Batı dünyasının siyasal değerlerine yakınlaşma birbirini desteklemiştir
C) Çok partili hayat SSCB talebiyle başlamıştır
D) Türkiye tek partiyle Varşova Paktına girmiştir
E) İki süreç tamamen ilişkisizdir
B) NATO’nun Kore’de kurulması
C) SSCB’nin üyeliği desteklemesi
D) Avrupa Konseyinin askerî örgüte dönüşmesi
E) Türkiye’nin ortak savunmaya askerî katkı kapasitesini ve iradesini göstermesi
B) NATO’nun aynı anda dağıldığını
C) Bölgesel ittifakların ortak tehdit algısı zayıflayınca dayanıklılığını yitirebildiğini
D) Türkiye’nin bağlantısız olduğunu
E) Paktın ekonomik birlik olduğunu
B) Türkiye’nin NATO’dan çıkması
C) İran’ın 1955’te devrilmesi
D) Pakistan’ın AET’ye girmesi
E) Süveyş Kanalı’nın açılması
1960 Sonrası Türk Dış Politikası
Kıbrıs Sorunu, Johnson Mektubu ve 1974 Harekâtı
Kıbrıs’ta Rumların Enosis hedefi doğrultusunda EOKA’yı kurmasına karşı Türk toplumu TMT çevresinde örgütlendi. Zürih ve Londra düzenlemeleriyle 1960 Kıbrıs Cumhuriyeti kuruldu; Türkiye, Yunanistan ve İngiltere garantör oldu. Ortaklık düzeninin bozulması ve 1963 Kanlı Noel saldırıları krizi derinleştirdi.
Türkiye’nin müdahale hazırlığına karşı 1964 Johnson Mektubu, NATO silahlarının kullanımı ve Sovyet tepkisi konusunda sınırlamalar ileri sürdü. Bu mektup, ittifak üyeliğinin ulusal çıkar konusunda otomatik destek sağlamadığını göstererek dış politikada seçenekleri çeşitlendirme arayışını güçlendirdi. 1974’te Yunanistan destekli darbe ve Enosis tehlikesi üzerine Türkiye garantörlük hakkına dayanarak Kıbrıs Barış Harekâtı’nı yaptı. Sonrasında ABD silah ambargosu, savunma ilişkilerinde gerilim ve 1983’te KKTC’nin ilanı geldi.
B) Kıbrıs’ı NATO üyesi yapmayı
C) İngiltere’yi garantörlükten çıkarmayı
D) Enosis ve taksim talepleri arasında bağımsız, garantili bir denge kurmayı
E) TMT’yi hükûmete dönüştürmeyi
B) Ortaklık düzeninin işlemediğini ve Türk toplumunun güvenlik sorununun uluslararasılaştığını göstermesi
C) Türkiye’nin NATO’dan çıkması
D) EOKA’nın barış örgütüne dönüşmesi
E) AET’nin adayı yönetmesi
B) Kıbrıs Cumhuriyeti’ni kurması
C) Kore Savaşı’nı başlatması
D) Bağdat Paktını sona erdirmesi
E) Müttefik desteğinin ulusal çıkar çatışmasında koşullu olabileceğini göstermesi
B) SALT I
C) 1960 Garanti Antlaşması ve anayasal düzeni bozan darbe
D) Helsinki Nihai Senedi
E) Varşova Paktı
B) Bağlantısızlar Hareketinden ayrılma
C) SSCB’ye savaş ilan etme
D) Kıbrıs’ı ilhak etme
E) NATO’yu dağıtma
Ege, Batı Trakya ve ASALA Terörü
1974 sonrasında Türk–Yunan ilişkilerinde Ege kıta sahanlığı, kara sularının genişliği, hava sahası ve FIR hattı, adaların silahlandırılması gibi birbirine bağlı sorunlar öne çıktı. Türkiye, Ege’deki özel coğrafyanın dikkate alınmasını; Yunanistan ise hukukî tezlerinin uygulanmasını savundu. Sorunların aynı anda askerî, hukukî ve ekonomik boyut taşıması uzlaşmayı zorlaştırdı. Batı Trakya Türk azınlığının eğitim, kimlik ve mülkiyet sorunları da ikili ilişkilerin insani boyutunu oluşturdu.
1970’lerin ortasından 1980’lere uzanan ASALA saldırıları Türk diplomatlarını hedef aldı. Ermeni iddialarını şiddet yoluyla uluslararası gündeme taşımayı amaçlayan örgüt, çok sayıda diplomat ve vatandaşın ölümüne yol açtı. Terör eylemleri tarih tartışmasıyla şiddet yönteminin birbirinden ayrılması gerektiğini gösterir.
B) Kıbrıs’la hiçbir ilişkisi bulunmadığını
C) Yalnız balıkçılıktan kaynaklandığını
D) Aynı coğrafi alanın egemenlik, güvenlik ve kaynak paylaşımı boyutlarının iç içe geçtiğini
E) NATO tarafından tamamen çözüldüğünü
B) Ege’nin özel coğrafyasında denize ve uluslararası sulara erişim dengesini değiştirebilmesi
C) Petrolün önemini yitirmesi
D) Kıta sahanlığının hava sahası olması
E) Batı Trakya’nın ada olması
B) Petrol fiyatlandırması
C) Uzay yarışı
D) Sömürge yönetimi
E) Azınlık hakları ve karşılıklılık boyutunu
B) Ekonomik birlik kurmayı
C) Tarihsel-siyasal iddiaları terör yoluyla uluslararası görünür kılma çabasını
D) NATO savunmasını güçlendirmeyi
E) Kıbrıs’ta ortaklık kurmayı
B) NATO üyeliğinin tüm ikili sorunları bitirdiğini
C) İttifakların egemenliği kaldırdığını
D) Soğuk Savaşın Ege’yi etkilemediğini
E) Azınlık sorunlarının önemsiz olduğunu
1960–1983 Türkiye: Siyaset, Ekonomi ve Toplum
Darbeler, Anayasalar ve Ekonomik Dönüşüm
27 Mayıs 1960 askerî müdahalesi sonrasında hazırlanan 1961 Anayasası; Anayasa Mahkemesi, Cumhuriyet Senatosu ve geniş temel hak düzenlemeleriyle çoğulcu bir yapı kurdu. Ancak siyasal kutuplaşma, koalisyonların istikrarsızlığı ve toplumsal şiddet 12 Mart 1971 Muhtırası’na, ardından 12 Eylül 1980 askerî müdahalesine giden ortamı besledi. 1982 Anayasası yürütme ve devlet otoritesini güçlendirdi; 1983 seçimleri sivil yönetime geçişi başlattı.
1960’larda Devlet Planlama Teşkilatı ve beş yıllık planlarla karma ekonomi içinde ithal ikameci sanayileşme izlendi. 1970’lerde petrol krizi, döviz darboğazı, yüksek enflasyon ve siyasal istikrarsızlık modeli zorladı. 24 Ocak 1980 Kararları dışa açılma, ihracat, serbest piyasa ve fiyat mekanizmasına daha fazla ağırlık verdi. Böylece siyasal ve ekonomik dönüşüm aynı dönemin karşılıklı etkileyen süreçleri oldu.
B) Tek parti yönetimine dönme
C) Askerî ittifak kurma
D) İktidarın yetkilerini dengeleyip çoğulcu denetim mekanizmaları kurma
E) Yerel yönetimleri kapatma
B) Siyasal kutuplaşma, şiddet ve yönetim istikrarsızlığı
C) Tek parti uzlaşması
D) NATO’nun dağılması
E) Petrol bolluğu
B) 1982’nin çift meclisi kurması
C) 1961’in Anayasa Mahkemesini kaldırması
D) 1982’nin devleti feshetmesi
E) 1961’in özgürlük ve çoğulculuğa, 1982’nin otorite ve yürütme gücüne daha fazla ağırlık vermesi
B) Tarımın tamamen bitmesi
C) İç üretimin makine, ara malı ve enerji ithalatına bağımlılığının sürmesi
D) DPT’nin NATO kurumu olması
E) Petrolün bedava olması
B) Planlamadan tam kapalı ekonomiye geçiş
C) NATO’dan Comecon’a geçiş
D) Tarımı yasaklama
E) Kamu harcamalarını sınırsız artırma
Göç, Kentleşme, Bilim, Medya ve Kültür
Tarımda makineleşme, kırsal iş gücü fazlası ve kentlerde sanayi-hizmet işlerinin artması iç göçü hızlandırdı. Plansız kentleşme, gecekondu, altyapı ve istihdam sorunları doğarken yeni toplumsal ve siyasal örgütlenme biçimleri gelişti. Yurt dışına işçi göçü döviz girişi sağladı ve aile-toplum ilişkilerini dönüştürdü.
Televizyonun 1968’de düzenli yayına geçmesi kitle kültürünü değiştirdi. Uzay yarışı, Sputnik, insanlı uzay uçuşu, Ay’a iniş, bilgisayar ve tıp alanındaki ilerlemeler bilimsel rekabetin gündelik yaşama etkisini gösterdi. Türkiye’de edebiyat köyden kente göçü, yoksulluğu ve toplumsal çatışmayı işlerken sinema, tiyatro, arabesk ve Anadolu rock hızlı dönüşümün farklı seslerini taşıdı.
B) Sanayinin tamamen kapanması
C) Televizyonun tarımı yasaklaması
D) Kırsalda azalan emek ihtiyacının kente göçü hızlandırması
E) Yurt dışı göçün bitmesi
B) İşçi dövizleriyle dış ödeme imkânına katkı sağlaması
C) DPT’yi kaldırması
D) NATO üyeliğini sona erdirmesi
E) Tarımı tamamen makineleştirmesi
B) Nükleer silahların hemen yok edilmesi
C) Bağlantısızların uzayı yönetmesi
D) AET’nin uzay ordusu kurması
E) Bilimsel-teknolojik başarının sistem üstünlüğü ve propaganda aracı olması
B) Kentleşmenin sona ermesini
C) Ortak haber, eğlence ve kültür içeriklerinin geniş kitlelere eş zamanlı ulaşmasını
D) Basılı kültürün yasaklanmasını
E) Dış politikanın önemini yitirmesini
B) Sömürge yönetiminin geri gelmesi
C) Köy nüfusunun artması
D) NATO’nun müzik politikası
E) Televizyonun kapanması
Önceki Konu: II. Dünya Savaşı ve Türkiye
Sonraki Konu: 1990 Sonrası Türkiye, Küreselleşme ve Yeni Dünya Düzeni

