AYT 1990 sonrası Türkiye, küreselleşme ve yeni dünya düzeni konu anlatımı kapsamında SSCB’nin dağılmasından Avrupa Birliği’ne, Balkan ve Orta Doğu krizlerinden Türkiye’nin siyasal, ekonomik, toplumsal ve bilimsel dönüşümüne kadar dönemin bütün ana süreçleri neden-sonuç ilişkileriyle işlenecektir.
AYT tarih konularının tamamına AYT konu anlatımı arşivinden ulaşabilirsiniz.
Küreselleşme ve Yeni Dünya Düzeninin Temelleri
Küreselleşme: Dolaşım ve Karşılıklı Bağımlılık
Küreselleşme; mal, hizmet, sermaye, bilgi, teknoloji, insan ve kültür akışlarının devlet sınırlarını aşarak yoğunlaşmasıdır. Bu süreç ülkeleri birbirine yalnız ekonomik bakımdan bağlamaz; bir finans krizinin, salgının, enerji kesintisinin, çevre felaketinin veya güvenlik tehdidinin kısa sürede başka toplumları etkilemesine de yol açar. Dolayısıyla küreselleşmenin ayırt edici kavramı karşılıklı bağımlılıktır.
Ulaşım maliyetlerinin düşmesi, uydu haberleşmesi, internet, çok uluslu şirketler ve uluslararası kuruluşlar süreci hızlandırdı. Üretim zincirleri farklı ülkelere yayılırken ulusal ekonomiler dünya piyasalarındaki dalgalanmalara daha açık hâle geldi. Küresel kültür ürünlerinin yayılması ortak tüketim kalıpları doğururken yerel kimlikleri koruma arayışını da güçlendirdi.

İki Kutupluluktan Çok Aktörlü Sisteme
1991’de SSCB’nin dağılmasıyla Soğuk Savaş’ın iki kutuplu sistemi sona erdi. ABD askerî ve ekonomik üstünlüğüyle öne çıksa da Avrupa Birliği, Rusya, Çin, bölgesel örgütler, çok uluslu şirketler ve devlet dışı aktörler uluslararası siyasetin etkili unsurlarına dönüştü. Bu nedenle 1990’lar için tek süper güçlü, daha uzun dönem için ise çok aktörlü ve değişken bir yapıdan söz etmek daha isabetlidir.
Bir ülkedeki konut piyasası krizinin uluslararası bankaları, üretimi ve istihdamı farklı kıtalarda etkilemesi küreselleşmenin öncelikle hangi niteliğini gösterir?
B) Ekonomilerin karşılıklı bağımlılığının artmasını
C) Bölgesel ticaretin sona ermesini
D) Kültürel farklılıkların yok olmasını
E) Devlet dışı aktörlerin etkisizleşmesini
1990 sonrasında ABD’nin üstünlüğünü korumasına rağmen Çin, AB, Rusya ve devlet dışı aktörlerin etkisinin artması aşağıdaki yargılardan hangisini destekler?
B) Uluslararası örgütler kaldırılmıştır
C) Sistem, tek merkezli görünümden daha çok aktörlü bir yapıya evrilmiştir
D) İdeolojik rekabet bütün biçimleriyle sona ermiştir
E) Bölgesel sorunlar önemini yitirmiştir
SSCB’nin Dağılması ve Doğu Avrupa
Glasnost ve Perestroyka
SSCB’de merkezî planlamanın verimsizliği, tüketim mallarındaki yetersizlik, Afganistan Savaşı’nın yükü, silahlanma ve uzay yarışının maliyeti ile farklı milliyetlerin bağımsızlık talepleri sistemi zorladı. Mihail Gorbaçov, 1985’ten itibaren glasnost (açıklık) ile siyasal ve toplumsal tartışma alanını genişletmeyi; perestroyka (yeniden yapılanma) ile ekonomiyi ve yönetimi yenilemeyi amaçladı.
Reformlar sistemi güçlendirmek için başlatıldı; fakat sansürün gevşemesi birikmiş sorunların görünürleşmesini, cumhuriyetlerde milliyetçi hareketlerin büyümesini ve Komünist Partinin denetiminin zayıflamasını hızlandırdı. 1991’de reform karşıtı darbe girişimi başarısız oldu; Boris Yeltsin’in etkisi yükseldi ve aynı yıl SSCB dağıldı.
BDT, Doğu Avrupa ve Güvenlik Mimarisi
SSCB’nin yerine Rusya Federasyonu dâhil eski Sovyet cumhuriyetlerinin çoğunu gevşek biçimde bir araya getiren Bağımsız Devletler Topluluğu (BDT) kuruldu. Varşova Paktı ile Comecon’un sona ermesi Doğu Bloku’nun askerî ve ekonomik kurumlarını ortadan kaldırdı. Berlin Duvarı’nın yıkılmasının ardından Doğu ve Batı Almanya 1990’da birleşti; Doğu Avrupa devletleri çoğulcu siyaset ve piyasa ekonomisine yöneldi.
NATO ve AB’nin doğuya doğru genişlemesi Avrupa’daki eski bölünmeyi dönüştürdü; ancak Rusya’nın güvenlik kaygılarını da artırdı. Rusya ve Çin’in Orta Asya güvenliği bağlamında öncülük ettiği Şanghay İşbirliği Örgütü, yeni dönemde Batı dışı bölgesel örgütlenmelerin önem kazanmasına örnektir.

Glasnost ve perestroykanın SSCB’yi güçlendirmek amacıyla başlatıldığı hâlde çözülmeyi hızlandırması aşağıdakilerden hangisiyle en iyi açıklanır?
B) NATO’nun aynı yıl kendisini feshetmesiyle
C) Sovyet cumhuriyetlerinin ekonomik sorun yaşamamasıyla
D) Merkezî yönetimin denetimini mutlak biçimde artırmasıyla
E) Varşova Paktı’nın Batı Avrupa’ya genişlemesiyle
Varşova Paktı ve Comecon’un dağılması birlikte değerlendirildiğinde hangi sonuca ulaşılır?
B) Soğuk Savaş’ın yalnız kültürel yönünün sona erdiğine
C) Batı Bloku’nun askerî ve ekonomik kurumlarını kaybettiğine
D) Doğu Bloku’nun askerî ve ekonomik örgütlenmesinin çözüldüğüne
E) Almanya’nın yeniden ikiye ayrıldığına
Almanya’nın birleşmesi ile Doğu Avrupa’da çok partili yönetime geçişlerin ortak sonucu hangisidir?
B) Sömürge imparatorluklarının yeniden kurulması
C) SSCB’nin ekonomik gücünün artması
D) Bağlantısızlar Hareketinin askerî pakta dönüşmesi
E) Avrupa bütünleşmesinin durması
Türk Cumhuriyetleri ve Türkiye
Bağımsız Türk Cumhuriyetleri
SSCB’nin dağılmasıyla Azerbaycan, Kazakistan, Kırgızistan, Özbekistan ve Türkmenistan bağımsız oldu. Türkiye bu devletlerin bağımsızlığını tanıyan ilk ülkeler arasında yer aldı; diplomatik temsilcilikler açtı ve eğitimden kalkınmaya uzanan iş birliği programları geliştirdi. Ortak dil, tarih ve kültür yakınlaşmayı kolaylaştırırken her devletin farklı dış politika ve ekonomik öncelikleri bulunduğu unutulmamalıdır.
Kurumsal, Kültürel ve Ekonomik İş Birliği
TİKA kalkınma, teknik yardım ve kurumsal kapasite projeleri; TÜRKSOY ortak kültürel mirasın tanıtılması ve kültür-sanat iş birliği; öğrenci değişimleri ve burslar ise eğitim ilişkileri üzerinden etkili oldu. Hazar enerji kaynaklarının dünya pazarlarına taşınması, Türkiye’nin Kafkasya ve Orta Asya politikasına ekonomik ve jeopolitik bir boyut kazandırdı.
Dağlık Karabağ sorunu, SSCB sonrası sınır ve egemenlik çatışmalarının en önemlilerinden biri oldu. Hocalı’da sivillere yönelik katliam Türkiye kamuoyunda derin tepki doğurdu; Türkiye, Azerbaycan’ın toprak bütünlüğünü destekledi.

TİKA’nın teknik yardım projeleri ile TÜRKSOY’un kültür programlarının birlikte yürütülmesi Türkiye’nin Türk cumhuriyetleri politikasında hangi yaklaşımı gösterir?
B) Ekonomik-kurumsal kapasite ile kültürel yakınlığı birlikte geliştirme
C) Cumhuriyetleri BDT’den zorla çıkarma
D) Ortak para birimini tek taraflı yürürlüğe koyma
E) Bölgedeki tüm ulusal farklılıkları reddetme
Hazar enerji kaynaklarını Türkiye üzerinden dünya pazarlarına ulaştıran projelerin en kapsamlı sonucu hangisidir?
B) Avrupa’nın enerji ihtiyacını tamamen ortadan kaldırması
C) Karadeniz Ekonomik İşbirliğini feshetmesi
D) Orta Asya devletlerini tek devlet hâline getirmesi
E) Deniz taşımacılığını bütünüyle sona erdirmesi
Türkiye’nin Karabağ sorununda Azerbaycan’ın toprak bütünlüğünü savunması aşağıdakilerden hangisinin dış politika kararlarında etkili olabildiğini kanıtlar?
B) Sömürge yönetimi kurma isteğinin
C) Tarihî-kültürel yakınlık ile uluslararası hukuk anlayışının
D) Avrupa Birliğinden ayrılma hedefinin
E) NATO’nun feshedilmesinin
Avrupa Birliği ve Türkiye–AB İlişkileri
AET’den Avrupa Birliğine
Avrupa bütünleşmesi, 1951 Avrupa Kömür ve Çelik Topluluğu ile savaşın temel sanayi kaynaklarını ortak denetime açtı; 1957 Roma Antlaşması’yla Avrupa Ekonomik Topluluğu kuruldu. 1992 Maastricht Antlaşması, ekonomik bütünleşmeyi siyasal birlik, ortak dış politika ve parasal birlik hedefleriyle derinleştirerek Avrupa Birliği’ni oluşturdu.
Kopenhag kriterleri; demokrasi, hukukun üstünlüğü, insan hakları ve azınlıkların korunması gibi siyasal ölçütlerin yanı sıra işleyen piyasa ekonomisi ve AB müktesebatını üstlenme kapasitesini üyelik koşulu hâline getirdi. Avrupa Komisyonu yürütme ve mevzuat önerme; Avrupa Parlamentosu halkı temsil etme ve yasama-bütçe süreçlerine katılma; Avrupa Birliği Konseyi üye devlet hükûmetlerini temsil etme işlevi taşır.
Türkiye’nin Ortaklıktan Adaylığa Uzanan Süreci
| Yıl | Gelişme | Anlamı |
|---|---|---|
| 1959 | AET’ye ortaklık başvurusu | Kurumsal sürecin başlangıcı |
| 1963 | Ankara Anlaşması | Hazırlık, geçiş ve son dönemli ortaklık |
| 1973 | Katma Protokol’ün yürürlüğe girmesi | Geçiş dönemi ve gümrük indirimleri |
| 1987 | Tam üyelik başvurusu | Ortaklıktan üyelik talebine geçiş |
| 1996 | Gümrük Birliği | Sanayi ürünlerinde ekonomik bütünleşmenin derinleşmesi |
| 1999 | Helsinki Zirvesi | Türkiye’nin aday ülke kabul edilmesi |
| 2005 | Katılım müzakereleri | Müktesebat başlıkları üzerinden tam üyelik görüşmeleri |
Gümrük Birliği üyelik anlamına gelmez; malların serbest dolaşımına ve ortak ticaret kurallarına dayanan ileri bir ekonomik bütünleşme aşamasıdır. AB eğitim programları ve Ulusal Ajans, öğrenci ve gençlik hareketliliğini güçlendirerek ilişkilerin toplumsal boyutunu genişletti.

Maastricht Antlaşması’nın AET döneminden ayrılan temel yönü aşağıdakilerden hangisidir?
B) Ekonomik bütünleşmeyi siyasal ve parasal birlik hedefleriyle genişletmesi
C) Üyeliği yalnız Balkan devletlerine açması
D) NATO’nun askerî kanadını yönetmesi
E) Ulusal para politikalarını bütünüyle güçlendirmesi
Türkiye’nin 1996’da Gümrük Birliğine girmesi ile 1999’da aday ülke sayılması arasındaki fark hangi seçenekte doğru verilmiştir?
B) İlki tam üyelik, ikincisi ortaklıktan çekilmedir
C) İlki ekonomik bütünleşme düzenlemesi, ikincisi üyelik sürecindeki siyasal statüdür
D) İkisi de aynı hukuki sonucu doğurur
E) İkincisi Türkiye’nin AET’ye ilk başvurusudur
Kopenhag kriterlerinin aday ülkelerde anayasa, yargı ve temel hak reformlarını teşvik etmesi AB’nin hangi yönünü gösterir?
B) Siyasal değerleri üyelik koşuluna dönüştürdüğünü
C) Üye devletlerin hukuk düzenlerini kaldırdığını
D) Savunma harcamalarını tek ölçüt saydığını
E) Ekonomik ölçütleri tamamen reddettiğini
Balkanlarda Yeni Devletler ve Çatışmalar
Yugoslavya’nın Dağılması, Bosna ve Dayton
Yugoslavya’da Tito sonrasında ekonomik kriz, federal merkez ile cumhuriyetler arasındaki gerilim ve etnik milliyetçilik güçlendi. Slovenya ve Hırvatistan’ın ardından Bosna-Hersek’in bağımsızlığı kanlı bir savaşa dönüştü. Saraybosna kuşatması, etnik temizlik ve 1995 Srebrenitsa Soykırımı, uluslararası toplumun sivilleri korumadaki yetersizliğinin simgesi oldu.
NATO müdahalesinin ardından imzalanan Dayton Antlaşması savaşı sona erdirdi ve Bosna-Hersek’in devlet bütünlüğünü koruyan karmaşık bir idari yapı kurdu. Antlaşma çatışmayı durdurdu; fakat etnik ayrışmayı siyasal kurumlara taşıdığı için kalıcı barış ile toplumsal bütünleşmenin aynı şey olmadığını gösterdi.
Arnavutluk, Kosova ve Türkiye’nin Rolü
Arnavutluk komünist yönetim sonrasında çoğulcu düzene geçti. Kosova’da Sırp yönetimi ile Arnavut nüfus arasındaki gerilim, 1998–1999 çatışması ve NATO müdahalesiyle uluslararası bir krize dönüştü. Türkiye NATO operasyonlarına, barışı koruma birliklerine ve insani yardımlara katılarak Balkanlarda güvenlik ile tarihî-toplumsal bağları birlikte gözetti.

Yugoslavya’nın dağılmasında ekonomik kriz, federal yapının zayıflaması ve etnik milliyetçiliğin birlikte etkili olması hangi tarihsel yorum yöntemini gerektirir?
B) Yalnız dış müdahaleyi esas alma
C) Çok nedenli açıklama yapma
D) Kronolojiyi bütünüyle reddetme
E) Kültürel unsurları önemsiz sayma
Dayton Antlaşması’nın savaşı durdurmasına karşın etnik temelli idari yapıyı sürdürmesi hangi çıkarımı destekler?
B) Yugoslavya’nın yeniden kurulduğu
C) Balkanlarda milliyetçiliğin tamamen sona erdiği
D) Bosna-Hersek’in devlet niteliğini kaybettiği
E) NATO’nun feshedildiği
Türkiye’nin Bosna ve Kosova krizlerinde diplomasi, insani yardım ve barışı koruma faaliyetlerini birlikte yürütmesi hangi dış politika anlayışına örnektir?
B) Çok boyutlu ve bölgesel istikrara dönük
C) Sömürgeci ve yayılmacı
D) Tarafsızlığı mutlaklaştıran
E) Yalnız ekonomik yaptırıma dayalı
Orta Doğu, Filistin ve Afganistan
Körfez Savaşları ve Türkiye
Irak’ın 1990’da Kuveyt’i işgali, BM kararlarıyla oluşturulan uluslararası koalisyonun müdahalesine yol açtı. Birinci Körfez Savaşı sonrasında Irak’a yaptırımlar uygulandı, kuzeyde güvenli bölge oluşturuldu ve Türkiye güvenlik, göç ve ticaret kayıplarıyla karşılaştı. 2003’te ABD’nin Irak müdahalesi sırasında 1 Mart tezkeresinin TBMM’de kabul edilmemesi, hükûmet tercihi ile yasama iradesinin aynı dış politika kararında ayrışabileceğini gösterdi.
Filistin Sorunu ve Barış Arayışları
Filistin Kurtuluş Örgütü Filistin halkının ulusal temsil iddiasını taşıdı. İntifadalar işgale karşı kitlesel direnişi görünür kıldı. 1993 Oslo süreci karşılıklı tanıma ve sınırlı Filistin özerkliği için çerçeve oluşturdu; fakat yerleşimler, Kudüs, sınırlar, mülteciler ve güvenlik konularının çözülememesi kalıcı barışı engelledi.
Afganistan, 11 Eylül ve Yeni Güvenlik Tehditleri
Sovyet işgalinin ardından iç savaşa sürüklenen Afganistan’da Taliban geniş bir alanı kontrol etti; Kuzey İttifakı muhalefeti sürdürdü. 11 Eylül 2001 saldırılarından sonra ABD öncülüğünde müdahale başladı ve NATO’nun görev alanı Avrupa-Atlantik sahasının ötesine taşındı. Türkiye, ISAF kapsamında askerî eğitim, güvenlik ve yeniden yapılanma görevleri üstlendi.
Su Sorunu ve Arap Baharı
Fırat ve Dicle sularının paylaşımı Türkiye, Suriye ve Irak arasında teknik olduğu kadar egemenlik ve kalkınma boyutları taşıyan bir konudur. 2010 sonunda başlayan Arap Baharı otoriter yönetim, işsizlik, yolsuzluk ve siyasal katılım taleplerini görünür kıldı; ancak ülkeden ülkeye reform, yönetim değişikliği, iç savaş veya otoriter restorasyon gibi farklı sonuçlar doğurdu. Suriye iç savaşı Türkiye’yi sınır güvenliği, kitlesel göç, insani yardım ve terör tehdidi bakımından doğrudan etkiledi.
Birinci Körfez Savaşı’nın Türkiye’de sınır güvenliği, kitlesel göç ve dış ticaret kaybı doğurması hangi yargıyı destekler?
B) Küreselleşmenin bütün sınırları ortadan kaldırdığı
C) Türkiye’nin savaşa resmen taraf olmadığı için hiç etkilenmediği
D) Ekonomik yaptırımların yalnız hedef ülkeyi etkilediği
E) BM kararlarının ulusal politikaları etkilemediği
1 Mart tezkeresinin TBMM’de kabul edilmemesi aşağıdakilerden hangisine kanıt oluşturur?
B) Türkiye’nin NATO’dan çıktığına
C) Hükûmet çoğunluğunun her dış politika kararını otomatik kabul ettirdiğine
D) Meclis iradesinin askerî iş birliği kararının yönünü değiştirebildiğine
E) Irak Savaşı’nın sona erdiğine
Oslo sürecinin kalıcı barış üretememesinde Kudüs, mülteciler, yerleşimler ve sınırlar gibi konuların ertelenmesi hangi sorunu ortaya koyar?
B) Tarafların birbirini hemen tamamen tanımasını
C) Filistin sorununun yalnız ekonomik olmasını
D) Bölgedeki bütün silahlı grupların dağılmasını
E) BM’nin feshedilmesini
11 Eylül sonrasında NATO’nun Afganistan’da görev üstlenmesi örgütün hangi dönüşümünü gösterir?
B) Üye devletlerin ordularını kaldırmasını
C) Alan dışı ve asimetrik tehditlere karşı görev üstlenmesini
D) Varşova Paktına katılmasını
E) BM’nin yerini tamamen almasını
Arap Baharı’nın Tunus’ta siyasal değişim, Suriye’de ise uzun iç savaş doğurması hangi yargıyı güçlendirir?
B) Toplumsal hareketlerin sonucunu ülkeye özgü kurum ve güç dengelerinin etkilediğini
C) Ekonomik sorunların siyasal sonuç doğurmadığını
D) Dış müdahalenin hiçbir ülkede rol oynamadığını
E) Bölgesel gelişmelerin Türkiye’yi etkilemediğini
Değişen Türk Dış Politikası
Rusya, Kafkasya ve Enerji Koridorları
Soğuk Savaş sonrasında Türkiye ile Rusya arasında ticaret ve enerji bağı büyürken Karadeniz, Kafkasya, Balkanlar ve Orta Doğu’da çıkar farklılıkları sürdü. Bu tablo, uluslararası ilişkilerde iş birliği ile rekabetin aynı anda bulunabileceğini gösterir. Bakü–Tiflis–Ceyhan petrol boru hattı ve Bakü–Tiflis–Erzurum doğal gaz hattı, Türkiye’nin doğu-batı enerji koridorundaki rolünü güçlendirdi.
Karadeniz, Balkanlar ve Komşularla İlişkiler
Türkiye’nin girişimiyle 1992’de oluşturulan Karadeniz Ekonomik İşbirliği, farklı siyasal yönelimlere sahip kıyı ve bölge ülkelerini ekonomi, ulaştırma ve ticaret başlıklarında buluşturdu. Bulgaristan’la ilişkiler, komünist dönemdeki zorunlu isim değiştirme ve göç krizinden sonra normalleşti. Yunanistan’la Ege ve Kıbrıs anlaşmazlıkları sürerken deprem diplomasisi gibi toplumsal dayanışma anları diyalog kanallarını güçlendirdi.
Barışı Koruma ve İnsani Diplomasi
Türkiye; Bosna, Kosova, Afganistan ve başka sahalarda BM veya NATO çerçevesindeki barışı destekleme görevlerine katıldı. Böylece güvenlik politikası, yalnız sınır savunması değil; uluslararası istikrar, eğitim, yeniden yapılanma ve insani yardım boyutlarını da kapsadı.
Türkiye ile Rusya arasında enerji ticareti artarken Suriye ve Kafkasya’da görüş ayrılıklarının sürmesi hangi kavramla açıklanabilir?
B) Tek taraflı bağımlılık
C) İş birliği ve rekabetin eş zamanlılığı
D) Tam siyasal bütünleşme
E) Bağlantısızlık
Karadeniz Ekonomik İşbirliğinin Soğuk Savaş sonrasında kurulması aşağıdakilerden hangisini yansıtır?
B) Varşova Paktı’nın yeniden canlandırılmasını
C) Karadeniz’in uluslararası ticarete kapatılmasını
D) Üye ülkelerin egemenliğini devretmesini
E) NATO’nun ekonomik örgüte dönüşmesini
Türkiye’nin barışı koruma görevlerinde güvenlik, eğitim ve insani yardım faaliyetlerini birlikte yürütmesi hangi dönüşüme kanıttır?
B) Güvenlik anlayışının çok boyutlu hâle gelmesine
C) Uluslararası örgütlerin önemini kaybetmesine
D) Bölgesel diplomasinin terk edilmesine
E) Ekonomik ilişkilerin kesilmesine
Yeni Dünya Düzeni Belge Dosyaları

A’dan C’ye uzanan gelişmelerin ortak arka planı aşağıdakilerden hangisidir?
B) İki kutuplu sistemin çözülmesiyle bastırılmış millî ve siyasal taleplerin görünürleşmesi
C) Avrupa’da bütün sınırların kaldırılması
D) BM’nin bütün iç savaşları önlemesi
E) Petrolün önemini kaybetmesi
1980 Sonrası Türkiye’de Siyaset, Ekonomi ve Toplum
Siyasal Gelişmeler ve Demokrasi
1983 seçimleriyle sivil yönetime geçilirken ANAP iktidarı ekonomi ve yönetimde liberalleşmeyi savundu. 1987 halk oylaması eski siyasetçilere getirilen yasakları kaldırdı. 1990’larda koalisyon hükûmetleri, ekonomik krizler, terör ve hızlı toplumsal değişim siyasal gündemi belirledi.
28 Şubat 1997’de Millî Güvenlik Kurulu kararları üzerinden hükûmete yöneltilen baskı “postmodern darbe” olarak nitelendirildi. 27 Nisan 2007’de Genelkurmayın internet sitesinde yayımlanan bildiri “e-muhtıra” tartışmasını doğurdu. 15 Temmuz 2016’daki FETÖ darbe girişimi halkın, güvenlik güçlerinin ve demokratik kurumların direnişiyle başarısız oldu. Bu örnekler, asker-siyaset ilişkileri ile demokratik meşruiyet sorununu farklı araçlar üzerinden gösterir.
Ekonomik Krizler ve Yapısal Dönüşüm
24 Ocak kararlarıyla başlayan dışa açık piyasa yönelimi 1980’lerde ihracat, özel girişim ve sermaye hareketleriyle hızlandı. 1994 krizi kamu açıkları, yüksek enflasyon ve güven kaybıyla; 2001 krizi bankacılık sisteminin kırılganlığı, kamu borcu ve siyasal belirsizlikle derinleşti. Sonrasında bankacılık düzenlemeleri ve mali disiplin ön plana çıktı. 2008 küresel krizi ise Türkiye’nin dünya ekonomisiyle bütünleşmesinin dış talep ve finans kanalı üzerinden risk de taşıdığını gösterdi.
Göç, Medya, Eğitim, Kültür ve Spor
Kırdan kente göç, büyükşehirlerin büyümesi, gecekondu alanları ve hizmet talebini artırdı; zamanla metropoller arası ve uluslararası göç de toplumsal yapıyı etkiledi. 1990’larda özel radyo-televizyon yayınlarının yaygınlaşması tek kanallı medya düzenini dönüştürdü. Türkiye’nin 1993’te internete bağlanması bilgiye erişim, haberleşme ve ekonomik etkinliklerde yeni bir dönem açtı.
Zorunlu eğitimin sekiz yıla çıkarılması ve üniversite sayısındaki artış eğitimin kitleselleşmesini hızlandırdı. Orhan Pamuk’un Nobel Edebiyat Ödülü, Nuri Bilge Ceylan’ın uluslararası sinema başarıları, Sertab Erener’in Eurovision birinciliği ve Naim Süleymanoğlu başta olmak üzere sporcuların başarıları Türkiye’nin kültür ve spor alanındaki uluslararası görünürlüğüne örnektir.

28 Şubat, 27 Nisan e-muhtırası ve 15 Temmuz darbe girişimi birlikte değerlendirildiğinde hangi ortak tema öne çıkar?
B) Yerel yönetimlerin mali yapısı
C) Sivil siyaset ile demokratik meşruiyetin askerî/bürokratik müdahale karşısındaki konumu
D) Avrupa bütünleşmesinin kurumsal tarihi
E) Tarımsal üretimin makineleşmesi
2001 krizinden sonra bankacılık denetiminin güçlendirilmesi aşağıdaki ilkelerden hangisine dayanır?
B) Finansal istikrar için kurumsal düzenleme ve gözetimin gerekli olduğuna
C) Piyasa ekonomisinin hukuk kurallarına ihtiyaç duymadığına
D) Kamu maliyesinin bankacılığı etkilemediğine
E) Bütün bankaların kapatılması gerektiğine
Özel yayıncılığın yaygınlaşması ve internet bağlantısının kurulması aşağıdakilerden hangisini doğrudan hızlandırmıştır?
B) Kentleşmenin tamamen durmasını
C) Basılı kültürün aynı anda yok olmasını
D) Devlet sınırlarının hukuken kaldırılmasını
E) Tarım toplumuna geri dönüşü
Bilim ve Teknolojide Yeni Ufuklar
İnternet, Biyoteknoloji, Uzay ve Savunma
İnternet bilgi üretimini ve dolaşımını hızlandırdı; elektronik ticaret, uzaktan eğitim ve dijital medya günlük hayatı dönüştürdü. Nanoteknoloji maddenin çok küçük ölçekteki özelliklerinden yararlanırken genetik ve klonlama çalışmaları tıp, tarım ve etik alanlarında yeni tartışmalar doğurdu. Uydu ve uzay teknolojileri iletişimden gözleme; savunma teknolojileri insansız sistemlerden hassas yönlendirmeye kadar devletlerin kapasitesini değiştirdi.
Türk Bilim İnsanları
Oktay Sinanoğlu kuramsal kimya, Gazi Yaşargil mikrocerrahi ve nöroşirürji, Fuat Sezgin İslam bilim tarihi alanındaki çalışmalarıyla uluslararası tanınırlık kazandı. Aziz Sancar, DNA onarım mekanizmaları üzerine araştırmalarıyla 2015 Nobel Kimya Ödülü’nü paylaştı. Bu başarılar bilimin evrensel üretim ağları içinde geliştiğini, aynı zamanda ulusal eğitim ve araştırma kurumlarının önemini gösterir.
İnternetin uzaktan eğitim, elektronik ticaret ve sosyal hareketleri aynı anda etkilemesi teknolojik gelişmelerin hangi niteliğini kanıtlar?
B) Toplumun farklı alanlarında eş zamanlı dönüşüm oluşturmasını
C) Coğrafi mesafeyi hukuken ortadan kaldırmasını
D) Devlet kurumlarını gereksiz hâle getirmesini
E) Bütün toplumlarda aynı sonucu üretmesini
Aziz Sancar’ın DNA onarımı araştırmalarının kanser çalışmalarına katkı sağlaması temel bilim ile uygulama arasındaki hangi ilişkiyi gösterir?
B) Bilimsel araştırmanın uluslararası iş birliğini engellemesini
C) Tıp ile kimyanın birbirinden bütünüyle kopuk olmasını
D) Nobel ödüllerinin yalnız edebiyata verilmesini
E) Genetik araştırmaların etik tartışma doğurmamasını
Küresel Sorunlar ve Ortak Sorumluluk
İklim Değişikliği, Kirlilik ve Nükleer Risk
Sera gazlarının artışı küresel ısınmayı; bu da kuraklık, aşırı hava olayları, deniz seviyesinde yükselme ve ekosistem kaybı risklerini büyüttü. Kyoto Protokolü emisyonları uluslararası yükümlülüklerle sınırlandırma arayışının ürünüdür. Çernobil nükleer kazası ise çevre ve sağlık etkilerinin ulusal sınırlarla tutulamayacağını gösterdi.
Nüfus, Eşitsizlik, Açlık ve Göç
Dünya nüfusunun artışı ve kaynakların eşitsiz dağılımı gıda, su, barınma ve istihdam baskısını artırır. Sorun yalnız üretim miktarı değildir; gelire, teknolojiye ve dağıtım ağlarına erişim farklılıkları da açlık ve yoksulluğu derinleştirir. Savaş, iklim ve ekonomik eşitsizlik kitlesel göçü besler; göç de hem kaynak hem hedef ülkelerde yeni toplumsal ve siyasal gündemler oluşturur.
Terörizm, Salgınlar ve Doğal Afetler
Küresel terör ağları iletişim ve finans imkânlarını sınır aşan örgütlenme için kullanabilir. Salgın hastalıklar yoğun ulaşım ağlarıyla hızlı yayılırken sağlık sistemleri, bilimsel veri paylaşımı ve uluslararası koordinasyonun önemini artırır. Deprem gibi doğal olayların afete dönüşme derecesini yapı stoku, kentleşme, hazırlık ve yönetim kapasitesi belirler; bu nedenle afet riski yalnız doğa olayıyla açıklanamaz.
Küresel sorun, bütün ülkeleri aynı ölçüde etkileyen sorun demek değildir. Etki ve sorumluluk dağılımı farklı olabilir; ortak nokta, sorunun sınır aşması ve tek bir devletin çabasıyla bütünüyle çözülememesidir.
Küresel Etki Panelleri

I ve IV numaralı paneller birlikte ele alındığında küresel yönetişimin hangi güçlüğü ortaya çıkar?
B) Bütün sermaye hareketlerini ortadan kaldırma zorunluluğu
C) Çevre sorunlarının yalnız ulusal hukukla çözülebilmesi
D) Teknolojik gelişmenin ekonomik ilişkileri etkilememesi
E) Uluslararası anlaşmaların egemenlikle hiçbir bağının bulunmaması
Çernobil kazasının radyoaktif etkilerinin farklı ülkelere ulaşması ile iklim değişikliğinin ortak yönü hangisidir?
B) Uluslararası iş birliğini gerektiren sınır aşan çevre sonuçları doğurmaları
C) Tamamen askerî çatışmadan kaynaklanmaları
D) Teknoloji kullanımını bütünüyle sona erdirmeleri
E) Ekonomik faaliyetlerle ilişkisiz olmaları
Dünyada yeterli toplam gıda üretimine rağmen bazı bölgelerde kronik açlığın sürmesi aşağıdakilerden hangisini gösterir?
B) Tarımsal teknolojinin hiçbir sonuç doğurmadığını
C) Uluslararası ticaretin bütünüyle sona erdiğini
D) İklimin gıda üretimini etkilemediğini
E) Göç ile yoksulluk arasında ilişki bulunmadığını
Benzer büyüklükteki depremlerin farklı ülkelerde çok farklı can kayıpları doğurması hangi yargıyı destekler?
B) Afet sonucunu yapı kalitesi, hazırlık ve yönetim kapasitesinin etkilediğini
C) Doğal olayların hiçbir biçimde öngörülemeyeceğini
D) Kentleşmenin riskle ilgisi olmadığını
E) Uluslararası yardımın gereksiz olduğunu
