AYT I. Dünya Savaşı konu anlatımı kapsamında savaşın yapısal ve özel nedenleri, tarafları, Osmanlı Devleti’nin savaşa girişi, cepheleri, diplomatik gelişmeleri ve çok yönlü sonuçları işlenecektir.
AYT tarih konularının tamamına AYT konu anlatımı arşivinden ulaşabilirsiniz.
I. Dünya Savaşı’nın Yapısal Nedenleri
Sömürgecilik, Milliyetçilik, Silahlanma ve Bloklaşma
XIX. yüzyılın sonlarında sanayileşen devletlerin ham madde, pazar ve yatırım alanı arayışı sömürge rekabetini sertleştirdi. Almanya’nın siyasi birliğini geç tamamlamasına rağmen hızla büyüyen sanayisi ve donanması, Britanya’nın deniz ve sömürge üstünlüğünü tehdit etti. Fransa Almanya’ya kaptırdığı Alsace-Lorraine’i geri almak isterken Rusya ile Avusturya-Macaristan Balkanlarda nüfuz mücadelesine girişti. Ekonomik rekabet böylece toprak, prestij ve güvenlik sorunlarıyla birleşti.
Milliyetçilik, çok uluslu Avusturya-Macaristan ile Osmanlı Devleti’ndeki ayrılıkçı hareketleri besledi; Rusya’nın Panslavizmi ve Almanya’nın Pangermen siyaseti gerilimi büyüttü. Zorunlu askerlik, savaş planları ve donanma yarışı barış zamanını silahlı bir bekleyişe çevirdi. Üçlü İttifak ile Üçlü İtilaf, yerel bir krizin müttefikleri peş peşe harekete geçireceği bir güvenlik zinciri kurdu. Bu nedenle Saraybosna suikastı savaşın tek nedeni değil, birikmiş gerilimleri ateşleyen kıvılcımdır.

I sanayi ve ticaret rekabetini, II sömürge paylaşımını, III milliyetçiliğin çok uluslu devletlere baskısını, IV silahlanma yarışını; ortak yönelim ise bozulan güç dengesini temsil eder.
B) Milliyetçiliğin yalnız Osmanlı Devleti’ni etkilediğine
C) Sömürgeciliğin Avrupa diplomasisindeki önemini yitirdiğine
D) Almanya ile Britanya arasında kalıcı bir ittifak kurulduğuna
E) Silahlanmanın devletler arası gerilimi azalttığına
I. Fransa’nın Alsace-Lorraine’i geri alma isteği,
II. Rusya ile Avusturya-Macaristan’ın Balkan rekabeti,
III. silahlı blokların karşılıklı güvenlik kaygısı
olgularından hangileri bölgesel bir bunalımın genel savaşa dönüşmesini açıklamada kullanılabilir?
B) Yalnız II
C) I ve II
D) II ve III
E) I, II ve III
Bloklar ve Saraybosna’dan Genel Savaşa Geçiş
İttifak Sistemi, Taraf Değişiklikleri ve Savaş Zinciri
Savaş öncesinde Üçlü İttifak’ın çekirdeğini Almanya, Avusturya-Macaristan ve İtalya; Üçlü İtilaf’ın çekirdeğini Britanya, Fransa ve Rusya oluşturuyordu. Ancak bloklar donmuş yapılar değildi. İtalya 1914’te tarafsız kaldı, 1915 Londra Antlaşması’yla toprak vaatleri karşılığında İtilaf Devletleri safına geçti. Osmanlı Devleti ve Bulgaristan İttifak Devletlerine katılırken Japonya, Romanya, Yunanistan ve daha sonra ABD İtilaf tarafında yer aldı.
Avusturya-Macaristan veliahdı Franz Ferdinand’ın 28 Haziran 1914’te Saraybosna’da bir Sırp milliyetçisi tarafından öldürülmesi Temmuz Bunalımı’nı başlattı. Avusturya-Macaristan’ın Sırbistan’a savaş ilanı Rus seferberliğini, Almanya’nın Rusya ve Fransa’ya savaş ilanlarını, Belçika’nın işgali de Britanya’nın savaşa girişini tetikledi. İttifak sistemi suikastı yaratmamış; fakat yerel çatışmayı kısa sürede genel savaşa çevirmiştir.
| Blok | 1914 çekirdeği | Savaş sırasındaki önemli değişim |
|---|---|---|
| İttifak Devletleri | Almanya, Avusturya-Macaristan | Osmanlı ve Bulgaristan katıldı; İtalya ayrıldı |
| İtilaf Devletleri | Britanya, Fransa, Rusya | İtalya, Japonya, Romanya, Yunanistan ve ABD katıldı |
B) Blok tercihlerinin toprak vaatleri ve ulusal çıkarlara göre değişebildiğini
C) İtalya’nın savaş boyunca tarafsız kaldığını
D) Osmanlı Devleti’nin İtalya’yı İtilaf grubuna zorladığını
E) Savaş öncesi bütün antlaşmaların hükümsüz olduğunu
B) Milletler Cemiyetinin arabuluculuk yapmasının
C) İttifak ve seferberlik planlarının zincirleme işlemesinin
D) ABD’nin savaşın başında Avrupa’ya asker göndermesinin
E) Rusya’nın Brest-Litovsk’u imzalamasının
Osmanlı Devleti’nin Savaşa Girişi
Tarafsızlıktan Karadeniz Baskınına
Osmanlı yönetimi savaş başında tarafsızlığını ilan ederek orduda seferberliğe girişti. Yakın savaşlarda kaybedilen toprakları geri alma isteği, Rusya karşısında güvenlik arayışı, siyasi yalnızlıktan çıkma düşüncesi ve Almanya’nın savaşı kazanacağı beklentisi İttifak tercihinde etkiliydi. Almanya ise Osmanlı’nın jeostratejik konumundan yararlanmak; Boğazları Rusya’ya kapatmak, Britanya’nın sömürge yollarını tehdit etmek ve yeni cephelerle İtilaf kuvvetlerini bölmek istiyordu.
Akdeniz’de Britanya donanmasından kaçan Alman Goeben ve Breslau gemileri Çanakkale’ye sığındı; gemilerin satın alındığı açıklandı ve adları Yavuz ile Midilli yapıldı. Alman Amiral Wilhelm Souchon komutasındaki filo 29 Ekim 1914’te Rusya’nın Karadeniz limanlarını bombaladı. Rusya’nın 2 Kasım’da savaş ilanı, ardından Britanya ve Fransa’nın katılmasıyla Osmanlı Devleti fiilen savaşa girdi. Böylece sembolik satın alma işlemi komuta ve harekât denetiminin bütünüyle Osmanlılaştığı anlamına gelmedi.

I Alman gemilerinin Osmanlı sularına gelişini, II Yavuz ve Midilli adlarıyla Osmanlı hizmetine alınmalarını, III Karadeniz limanlarının bombalanarak fiilî savaş durumunun doğmasını gösterir.
I. Boğazları Rusya’ya kapatma,
II. Britanya’nın sömürge ulaşımını tehdit etme,
III. İtilaf kuvvetlerini yeni cephelere dağıtma
amaçlarından hangileri etkili olmuştur?
B) I ve II
C) I ve III
D) II ve III
E) I, II ve III
B) Gemilerin satın alınmasının Almanya ile askerî bağları tamamen kestiğine
C) Fiilî askerî eylemin diplomatik tarafsızlığı sürdürülemez hâle getirdiğine
D) Rusya’nın Osmanlı Devleti’yle ittifak kurduğuna
E) Boğazların bütün devletlere açıldığına
Osmanlı’nın Katılımının Savaşın Seyrine Etkisi
Boğazlar, Yeni Cepheler ve Cihad-ı Ekber
Osmanlı Devleti’nin katılımıyla Kafkasya’dan Kanal’a, Irak’tan Çanakkale’ye uzanan geniş cepheler açıldı; İtilaf Devletleri insan ve malzeme gücünü bu alanlara ayırmak zorunda kaldı. Boğazların kapanması Rusya’nın Akdeniz üzerinden yardım ve ihracat bağlantısını daralttı. Savaşın coğrafyası genişledi, süresi uzadı ve Almanya’nın Avrupa cephelerindeki baskısı kısmen hafifledi.
Osmanlı yönetimi halifenin nüfuzundan yararlanmak amacıyla Cihad-ı Ekber ilan etti; fakat İtilaf sömürgelerindeki bütün Müslümanları ortak bir ayaklanmaya sevk edemedi. Kapitülasyonlar savaş ortamında tek taraflı olarak kaldırıldı; bu karar ekonomik ve hukuki bağımsızlık arzusunu gösterse de İtilaf Devletleri tarafından tanınmadı. Katılım Osmanlı’ya kayıpları geri alma fırsatı sunarken mevcut insan, ulaşım ve mali kaynakları aşan çok cepheli bir yük de getirdi.
B) Rusya’nın deniz bağlantılarının güçlendiğine
C) Almanya’nın bütün cepheleri tek başına yürüttüğüne
D) Osmanlı katılımının savaşın coğrafyasını genişletip İtilaf kaynaklarını böldüğüne
E) İtilaf Devletlerinin sömürge yolları üzerindeki kaygılarının sona erdiğine
B) Halifelik kurumunun savaş öncesinde kaldırıldığını
C) Osmanlı Devleti’nin İtilaf grubuna geçtiğini
D) Bütün Müslüman toplumların aynı devletin vatandaşı olduğunu
E) Kapitülasyonların İtilafça hemen tanındığını
Osmanlı Cephelerinin Sınıflandırılması
Taarruz, Savunma ve Müttefiklere Yardım Cepheleri
Osmanlı cepheleri açılış amacı ve askerî işlevine göre sınıflandırılabilir. Kafkas ve Kanal cepheleri Osmanlı-Alman hedefleri doğrultusunda sonuç almayı amaçlayan taarruz cepheleridir. Çanakkale, Irak, Suriye-Filistin ve Hicaz-Yemen cepheleri Osmanlı toprağını ya da stratejik geçitleri korumaya yönelik savunma cepheleridir. Galiçya, Romanya ve Makedonya ise Osmanlı birliklerinin müttefiklerine destek için kendi ana vatan sınırları dışında savaştığı yardım cepheleridir.
Sınıflandırmada “cephenin kim tarafından ilk açıldığı” ile “Osmanlı ordusunun o cephedeki amacı” karıştırılmamalıdır. Örneğin Çanakkale’de İtilaf saldırısı karşılanırken Kanal’da Osmanlı kuvvetleri Süveyş’e ilerlemeyi denedi. Bir cephenin zamanla savunmaya dönüşmesi başlangıçtaki stratejik niteliğini bütünüyle ortadan kaldırmaz.
| Cephe türü | Başlıca örnekler | Temel işlev |
|---|---|---|
| Taarruz | Kafkas, Kanal | Toprak/stratejik hat kazanmak |
| Savunma | Çanakkale, Irak, Suriye-Filistin, Hicaz-Yemen | Toprak ve geçitleri korumak |
| Yardım | Galiçya, Romanya, Makedonya | Müttefik ordularını desteklemek |

I karlı dağlarda ileri harekâtı, II Boğaz önünde savunmayı, III Osmanlı birliğinin müttefik ordusuna desteğini simgeler.
Panellerin temsil ettiği cephe türleri sırasıyla aşağıdakilerden hangisidir?
B) Taarruz – savunma – yardım
C) Yardım – savunma – taarruz
D) Taarruz – yardım – savunma
E) Savunma – yardım – taarruz
B) Kanal — Süveyş üzerinden Britanya’nın sömürge yolunu tehdit etme
C) Çanakkale — Boğazları ve başkenti savunma
D) Galiçya — Osmanlı’nın kaybettiği Kars’ı doğrudan geri alma
E) Irak — Basra ve petrol bölgesine yönelen Britanya ilerleyişini durdurma
Kafkas Cephesi
Sarıkamış’tan Brest-Litovsk’a
Kafkas Cephesi Rus kuvvetlerini doğuda durdurmak, 1878’de kaybedilen Kars, Ardahan ve Batum’u geri almak, Bakü petrollerine ulaşmak ve daha geniş Turan hedeflerine zemin hazırlamak amacıyla açıldı. Enver Paşa’nın kış, arazi, ikmal ve ulaşım koşullarını yeterince hesaba katmadan yürüttüğü Sarıkamış Harekâtı ağır kayıpla sonuçlandı. Bunun ardından Rus kuvvetleri Erzurum, Trabzon, Erzincan, Muş ve Bitlis yönünde ilerledi.
Mustafa Kemal 1916’da XVI. Kolordu Komutanı olarak Muş ve Bitlis’i geri aldı. 1917 Bolşevik Devrimi Rus ordusunun cepheden çözülmesine yol açtı; Sovyet Rusya 3 Mart 1918 Brest-Litovsk Antlaşması’yla savaştan çekildi ve Kars, Ardahan, Batum’u Osmanlı Devleti’ne bıraktı. Böylece cephede askerî başarısızlıkla başlayan süreç, Rusya’daki iç dönüşümün yarattığı diplomatik kazanımla farklı bir sonuca ulaştı.
B) Hedef ile lojistik kapasite arasında gerçekçi denge kurulması
C) Savaşın yalnız deniz kuvvetleriyle yürütülmesi
D) Müttefik devletlerden bütünüyle bağımsız hareket edilmesi
E) Savunma hatlarının kıyıda kurulması
B) Rusya’nın savaştan hiçbir toprak düzenlemesi yapmadan çekildiğini
C) İç siyasi devrimlerin savaşın diplomatik sonuçlarını değiştirebildiğini
D) Osmanlı’nın bütün Kafkasya’yı kalıcı olarak ele geçirdiğini
E) Brest-Litovsk’un İtilaf Devletleri arasında imzalandığını
Kanal ve Suriye-Filistin Cepheleri
Süveyş Hedefinden Anadolu Savunmasına
Kanal Cephesi, Süveyş Kanalı’nı ele geçirerek Britanya’nın Hindistan ve Uzak Doğu bağlantısını kesmek, Mısır’ı geri almak ve bölgedeki Britanya gücünü sarsmak amacıyla açıldı. Cemal Paşa komutasındaki 1915 ve 1916 harekâtları Sina Çölü’nün su, ulaşım ve ikmal güçlükleri ile Britanya savunması karşısında başarısız oldu. Bir kez daha coğrafya ve lojistik, siyasi hedefin askerî uygulanabilirliğini belirledi.
Başarısız Kanal girişimlerinden sonra inisiyatif Britanya’ya geçti; cephe Suriye-Filistin savunmasına dönüştü. Gazze direnişlerine rağmen Kudüs 1917’de, Şam 1918’de kaybedildi. Mustafa Kemal’in komuta ettiği 7. Ordu, Halep’in kuzeyinde bir savunma hattı kurarak Anadolu’ya yönelen ilerleyişi sınırladı. Kanal ile Suriye-Filistin birbirinden kopuk iki olay değil, aynı stratejik hattın taarruzdan geri çekilme ve savunmaya dönüşen evreleridir.
B) Britanya’nın Mısır’daki varlığını gönüllü olarak sona erdirdiği
C) Osmanlı donanmasının kanalı denizden ele geçirdiği
D) Harekâtın yalnız diplomatik görüşmelerle yürütüldüğü
E) Kanal’ın Rusya’nın Akdeniz’e açılan tek kapısı olduğu
B) Taarruz hedefinin başarısızlığıyla cephenin Anadolu’yu koruyan kademeli savunmaya dönüştüğüne
C) Britanya’nın Orta Doğu’dan tamamen çekildiğine
D) Suriye-Filistin Cephesi’nin Kafkasya’da açıldığına
E) Osmanlı kuvvetlerinin Galiçya’ya sevk edildiğine
Irak Cephesi
Basra, Kutü’l-Amâre ve Bağdat
Britanya Irak Cephesi’ni Basra Körfezi ve petrol bölgelerini güvenceye almak, Hindistan yolunu korumak ve kuzeye ilerleyerek Rusya’yla bağlantı kurmak amacıyla açtı. Basra’yı ele geçiren Britanya kuvvetleri Bağdat’a yöneldi. Osmanlı ordusu ilerleyen birlikleri Kutü’l-Amâre’de kuşattı; General Townshend komutasındaki kuvvet 29 Nisan 1916’da teslim oldu. Bu zafer Çanakkale’den sonra Osmanlı ordusunun önemli savunma başarılarından biridir.
Kûtü’l-Amâre’deki Osmanlı zaferi, Irak Cephesi’nin genel seyrini tek başına belirlemedi. Britanya kuvvetleri ikmal ve lojistik desteğini güçlendirerek ilerleyişini sürdürdü ve 11 Mart 1917’de Bağdat’a girdi.
B) Hindistan bağlantısını korumak
C) Rusya’yla karadan bağlantı kurma imkânı elde etmek
D) Osmanlı’nın Irak üzerindeki denetimini kırmak
E) Alsace-Lorraine’i Fransa’ya geri vermek
B) Bağdat’ın savaşın başında Osmanlı tarafından terk edildiğini
C) Tek bir muharebe başarısının cephenin stratejik sonucuyla aynı olmadığını
D) Britanya’nın Irak’ta ikmal yapamadığını
E) Cephenin Osmanlı taarruzuyla Hindistan’da açıldığını
Çanakkale Cephesi
Boğaz Savunması ve Savaşın Uzaması
İtilaf Devletleri Çanakkale Boğazı’nı geçerek İstanbul’u ele geçirmek, Osmanlı Devleti’ni savaş dışı bırakmak, Rusya’ya yardım ulaştırmak ve Balkan devletlerini kendi yanlarına çekmek istedi. 18 Mart 1915’te deniz harekâtı mayınlar, kıyı topçusu ve Cevat Paşa’nın savunma düzeni karşısında başarısız oldu. Bunun üzerine Gelibolu Yarımadası’na kara çıkarmaları yapıldı.
Mustafa Kemal Arıburnu, Conkbayırı ve Anafartalar’daki kararlarıyla çıkarmaların ilerlemesini durdurdu; Anafartalar Grup Komutanlığına yükseldi. İtilaf kuvvetleri 1916 başında yarımadayı boşalttı. Zafer İstanbul ve Boğazları korudu, Rusya’ya yardım yolunu açtırmadı, savaşın uzamasına ve Rusya’daki sıkıntıların derinleşmesine katkı sağladı; Bulgaristan’ın İttifak grubuna katılmasını kolaylaştırdı ve Mustafa Kemal’in ülke çapında tanınmasını sağladı.

I Boğazların savunulmasını, II Rusya’ya yardım yolunun açılamamasıyla savaşın uzamasını, III bir komutanın askerî itibar kazanmasını simgeler.
Bu üç kanıt birlikte değerlendirildiğinde aşağıdaki sonuçlardan hangisine ulaşılamaz?
B) Rusya’nın dış yardım bağlantısının sınırlı kaldığına
C) Mustafa Kemal’in askerî tanınırlığının arttığına
D) Osmanlı Devleti’nin savaşın hemen başında teslim olduğuna
E) Cephenin savaşın süresi üzerinde etkili olduğuna
I. Rusya’daki bunalımı derinleştiren etkenlerden biri olmuştur.
II. Bulgaristan’ın İttifak Devletlerine katılmasını kolaylaştırmıştır.
III. Mustafa Kemal’in Millî Mücadele’deki liderliğini hukuken otomatik olarak belirlemiştir.
yargılarından hangileri savunulabilir?
B) Yalnız II
C) I ve II
D) II ve III
E) I, II ve III
Hicaz-Yemen ve Yardım Cepheleri
Arap İsyanı, Medine Savunması ve Avrupa’daki Osmanlı Birlikleri
Hicaz-Yemen hattında Osmanlı Devleti kutsal şehirleri, Kızıldeniz bağlantılarını ve Arap Yarımadası’ndaki hâkimiyetini korumaya çalıştı. Britanya’nın bağımsız Arap devleti vaatleriyle desteklediği Mekke Emiri Şerif Hüseyin 1916’da isyan etti. Demiryolu ve ikmal hatlarına yönelik saldırılar Osmanlı birliklerini zorladı. Fahreddin Paşa Medine’yi uzun süre savundu ve şehir Mondros’tan sonra, Ocak 1919’da teslim edildi.
Osmanlı birlikleri Galiçya’da Rusya’ya, Romanya’da Romen-Rus kuvvetlerine, Makedonya’da İtilaf birliklerine karşı müttefiklerini destekledi. Bu cepheler doğrudan Osmanlı toprağını savunmaktan çok ittifak yükümlülüklerinin sonucuydu. Çok uzak alanlara asker gönderilmesi ittifak dayanışmasını gösterirken Osmanlı’nın sınırlı insan ve ikmal kaynaklarını daha geniş bir alana yaydı.
B) Britanya’nın Osmanlı toprak bütünlüğünü koruduğunu
C) Hicaz Demiryolu’nun saldırılardan etkilenmediğini
D) Medine’nin 1914’te savaşılmadan bırakıldığını
E) Bütün Arap toplumlarının aynı siyasi tercihi yaptığını
B) Osmanlı ordusu ittifak yükümlülükleri gereği kendi ana coğrafyası dışındaki cephelerde müttefiklerine destek vermiştir.
C) Cepheler Rusya’nın savaştan çekilmesinden sonra İtilaf tarafından Osmanlı’ya yardım amacıyla açılmıştır.
D) Bu cephelerde yalnız deniz savaşı yapılmıştır.
E) Yardım cepheleri Osmanlı’nın insan gücü yükünü azaltmıştır.
Mustafa Kemal’in I. Dünya Savaşı’ndaki Görevleri
Çanakkale’den Suriye-Filistin’e Komuta Deneyimi
Mustafa Kemal savaş başladığında Sofya’da askerî ataşeydi ve aktif görev isteyerek Çanakkale’ye atandı. 19. Tümen Komutanı olarak Arıburnu ve Conkbayırı’ndaki müdahaleleri, ardından Anafartalar Grup Komutanlığı savunmanın kritik anlarında inisiyatif kullanabildiğini gösterdi. 1916’da Kafkas Cephesi’nde XVI. Kolordu Komutanı olarak Muş ve Bitlis’in geri alınmasını sağladı.
Daha sonra Suriye-Filistin Cephesi’nde 7. Ordu Komutanlığı yaptı; Alman komuta anlayışıyla yaşadığı görüş ayrılıkları, kaynak ve savunma gerçeklerine verdiği önemi yansıttı. 1918’de Yıldırım Orduları Grup Komutanlığına getirildi. Farklı cephelerdeki görevler ona arazi, lojistik, asker morali, müttefik komutası ve geri çekilme yönetimi konusunda deneyim kazandırdı; fakat bu başarıları daha sonraki siyasi liderliğin tek nedeni olarak görmek doğru değildir.
B) Değişen cephe koşullarına göre askerî karar geliştirebilmesine
C) Savaş boyunca diplomatik görevden ayrılmamasına
D) Bütün cephelerde aynı taarruz planını uygulamasına
E) İtilaf ordularında komutanlık yapmasına
I. XVI. Kolordu Komutanlığı
II. Sofya askerî ataşeliği
III. Anafartalar Grup Komutanlığı
IV. 7. Ordu Komutanlığı
B) II – I – III – IV
C) II – III – I – IV
D) III – II – IV – I
E) IV – III – II – I
1915 Sevk ve İskânı ile Cephe Gerisi
Güvenlik Kaygısı, Zorunlu Göç ve Toplumsal Yük
Kafkas Cephesi ve Doğu Anadolu’daki savaş ortamında Osmanlı yönetimi bazı Ermeni örgütlerinin Rus ordusuyla iş birliği yaptığı, ikmal ve haberleşme hatlarını tehdit ettiği gerekçesiyle 27 Mayıs 1915 tarihli geçici sevk ve iskân düzenlemesini uyguladı. Düzenleme, cephe ve stratejik bölgelerdeki Ermeni nüfusun Suriye ve Irak’ın belirlenen yerlerine nakledilmesini öngörüyordu. Uygulama sırasında saldırılar, hastalık, açlık, kötü sevk koşulları ve idari ihlaller çok ağır can ve mal kayıplarına yol açtı.
Konu yalnız güvenlik kararı olarak değil, savaş şartlarında siviller üzerindeki yıkım ve uygulama sorumluluğu birlikte değerlendirilerek ele alınmalıdır. Hükûmet bazı suistimalleri soruşturmuş ve cezalar vermiş olsa da yaşanan büyük insani kayıplar ortadan kalkmamıştır. 31 Aralık 1918’de geri dönüş kararı çıkarıldı. Savaşın cephe gerisinde ayrıca kıtlık, salgın, üretim düşüşü, göç ve erkek nüfusun silah altında bulunması nedeniyle kadınlar ile çocukların artan emek yükü görüldü.
B) Yalnız savaş sonrası geri dönüş kararını, cephe güvenliğini yok sayarak
C) Cephe güvenliği gerekçesini, uygulamadaki ağır sivil kayıpları ve idari sorumlulukları birlikte
D) Konuyu Balkan Savaşlarından tamamen bağımsız bir barış dönemi göçü olarak
E) Bütün bölgelerde aynı uygulama koşullarının bulunduğunu varsayarak
B) Topyekûn savaşın toplum ve ekonomi üzerindeki yükü
C) Osmanlı ekonomisinin savaşta dış ticaretten bağımsız büyüdüğü
D) Sivil nüfus hareketlerinin tamamen durduğu
E) Teknolojik gelişmenin bütün kıtlığı sona erdirdiği
Gizli Antlaşmalar ve Osmanlı Topraklarının Paylaşılması
Boğazlar, Orta Doğu ve İtalya’ya Verilen Vaatler
İtilaf Devletleri savaş sürerken Osmanlı topraklarını paylaşan gizli düzenlemeler yaptı. İstanbul Antlaşması’yla Boğazlar ve İstanbul Rusya’ya; Londra Antlaşması’yla İtalya’ya Antalya çevresi ve On İki Ada üzerindeki beklentileri doğrultusunda vaatler verildi. 1916 Sykes-Picot düzenlemesi Britanya ile Fransa’nın Orta Doğu’daki nüfuz alanlarını belirledi; aynı yıl Petrograd düzenlemesi Rusya’nın Doğu Anadolu taleplerini genişletti. 1917 Saint-Jean-de-Maurienne görüşmeleri İtalya’ya Batı ve Güneybatı Anadolu’da yeni paylar öngördü.
Britanya’nın McMahon-Hüseyin yazışmalarında Araplara bağımsızlık umudu vermesiyle Sykes-Picot’nun paylaşım mantığı arasında açık bir çelişki vardı. Bolşevikler iktidara geldikten sonra Çarlık yönetiminin gizli belgelerini yayımlayarak bu diplomasiyi açığa çıkardı. Gizli antlaşmalar İtilaf birliğinin ortak ilkelerden çok savaş sonrası çıkar paylaşımına dayandığını; aynı bölge için farklı taraflara çakışan vaatler verilebildiğini gösterir.
| Düzenleme | Başlıca vaat/paylaşım | Ayırt edici yön |
|---|---|---|
| İstanbul, 1915 | İstanbul ve Boğazlar Rusya’ya | Rusya’nın tarihsel Boğaz hedefi |
| Londra, 1915 | İtalya’ya toprak vaatleri | İtalya’nın İtilaf’a çekilmesi |
| Sykes-Picot, 1916 | Orta Doğu’da Britanya-Fransa nüfuz alanları | Araplara verilen vaatlerle çelişme |
| Petrograd, 1916 | Rusya’nın Doğu Anadolu talepleri | Kafkasya bağlantılı paylaşım |
| Saint-Jean-de-Maurienne, 1917 | İtalya’ya Batı/Güneybatı Anadolu payı | İtalyan beklentilerinin genişlemesi |
B) Osmanlı Devleti’nin bütün gizli antlaşmalara taraf olduğuna
C) Arap Yarımadası’nın Rusya’ya bırakıldığına
D) Wilson İlkelerinin 1915’te eksiksiz uygulandığına
E) İtilaf Devletlerinin sömürgecilikten vazgeçtiğine
B) Rusya’nın Boğazlardan vazgeçmediğini ve İtilafın paylaşım planlarının bulunduğunu
C) Almanya’nın Sykes-Picot’nun tarafı olduğunu
D) İtalya’nın savaş boyunca hiçbir toprak beklentisi taşımadığını
E) Arap isyanının Rusya tarafından yönetildiğini
1917 Kader Yılı ve Savaşın Sona Ermesi
Rusya’nın Çekilişi, ABD’nin Girişi ve Ateşkesler
1917’de Rusya’da gerçekleşen Bolşevik Devrimi doğu cephesini değiştirdi; yeni yönetim savaştan çekilme kararı aldı ve 1918 Brest-Litovsk Antlaşması’nı imzaladı. Aynı yıl Almanya’nın sınırsız denizaltı savaşı, Amerikan gemi ve çıkarlarının zarar görmesi, ekonomik ve siyasi bağlar ABD’yi 6 Nisan 1917’de İtilaf yanında savaşa soktu. Rusya’nın çekilmesi Almanya’ya kısa vadeli rahatlama sağlarken ABD’nin mali, sanayi ve insan gücü İtilafın uzun vadeli üstünlüğünü pekiştirdi.
1918’de Almanya’nın Batı Cephesi taarruzu durduruldu; ABD birliklerinin gelişi ve İttifak blokunun ekonomik-askerî tükenişi çözülmeyi hızlandırdı. Bulgaristan 29 Eylül’de ateşkes yapınca Osmanlı ile Almanya arasındaki kara bağlantısı koptu. Osmanlı Devleti 30 Ekim’de Mondros Ateşkes Antlaşması’nı imzaladı; ayrıntılı hükümleri ve işgal süreci bir sonraki konunun kapsamındadır. Avusturya-Macaristan 3 Kasım’da, Almanya 11 Kasım’da ateşkes yaptı.

Sol kefedeki devrim ve çekilme Rusya’nın savaş dışına yönelişini, sağ kefedeki asker ve malzeme akışı ABD’nin İtilaf tarafına eklediği kapasiteyi; 1917 ibaresi iki zıt gelişmenin aynı yıldaki denge etkisini gösterir.
B) Rusya’nın çekilişi Almanya’yı kısa vadede rahatlatmış, ABD’nin kaynakları İtilafın uzun vadeli üstünlüğünü artırmıştır.
C) ABD’nin girişi Doğu Cephesi’ni Rusya adına yeniden açmıştır.
D) Rusya savaştan çekildikten sonra İtilaf Devletleri hemen teslim olmuştur.
E) İki gelişme savaş dengesini hiçbir biçimde etkilememiştir.
B) Rusya’yı İtilaf Devletlerine döndürmesi
C) Osmanlı ile Almanya arasındaki kara bağlantısını kesip stratejik yalnızlığı artırması
D) Çanakkale Boğazı’nı Osmanlı denetiminden çıkarması
E) ABD’nin İttifak grubuna katılmasını sağlaması
Wilson İlkeleri, Paris Barış Konferansı ve Antlaşmalar
Açık Diplomasi İdeali ile Galiplerin Çıkar Düzeni
ABD Başkanı Woodrow Wilson’ın Ocak 1918’de açıkladığı ilkeler açık diplomasi, denizlerde serbestlik, silahlanmanın azaltılması, ulusların geleceğini belirleme düşüncesi ve uluslararası barışı koruyacak bir örgüt kurulması gibi esaslar içeriyordu. On ikinci madde, Osmanlı Devleti’nin Türklerin çoğunlukta bulunduğu bölümlerinde egemenliğin güvenceye alınmasını, diğer topluluklara gelişme imkânı verilmesini ve Boğazların uluslararası geçişe açık tutulmasını öngörüyordu.
1919 Paris Barış Konferansı’nda Milletler Cemiyetinin kurulması kararlaştırıldı; fakat sömürge paylaşımı “manda” yönetimleriyle yeni bir biçimde sürdü. Almanya’yla Versailles, Avusturya’yla Saint-Germain, Bulgaristan’la Neuilly, Macaristan’la Trianon antlaşmaları imzalandı. Osmanlı Devleti’ne dayatılan Sevr ise Türk Millî Mücadelesi nedeniyle uygulanamadı ve Lozan’la geçersizleşti. Böylece Wilsoncu ilkeler ile galip devletlerin güvenlik, tazminat ve paylaşım talepleri arasında belirgin bir çelişki oluştu.
| Yenilen devlet | Barış antlaşması | Temel sonuç |
|---|---|---|
| Almanya | Versailles | Ağır askerî, toprak ve tazminat yükümlülükleri |
| Avusturya | Saint-Germain | Avusturya-Macaristan bütünlüğünün sona ermesi |
| Bulgaristan | Neuilly | Toprak ve askerî sınırlamalar |
| Macaristan | Trianon | Geniş toprak kayıpları |
| Osmanlı Devleti | Sevr | Uygulanamadı; Millî Mücadele sonunda Lozan |
B) Sömürgeciliğin hiçbir ad değişikliğine uğramadan tamamen sona erdiğini
C) İdeal ilkeler ile galip devletlerin çıkar siyasetinin çatışabildiğini
D) Milletler Cemiyetinin savaş başlamadan kurulduğunu
E) Yenilen devletlerin barış şartlarını tek başına belirlediğini
B) Avusturya — Saint-Germain
C) Bulgaristan — Neuilly
D) Macaristan — Trianon
E) Osmanlı Devleti — Brest-Litovsk
I. Dünya Savaşı’nın Küresel Sonuçları
İmparatorlukların Çöküşü ve Yeni Dünya Düzeni
Savaş Almanya, Avusturya-Macaristan, Rusya ve Osmanlı imparatorluklarının siyasal yapısını sona erdirdi ya da kökten dönüştürdü. Polonya, Çekoslovakya ve Yugoslavya gibi yeni devletler ortaya çıktı; fakat çizilen sınırlar farklı etnik toplulukları yeni azınlık sorunları içinde bıraktı. Bolşevik Devrimi sosyalist bir devletin doğmasına yol açtı. Milletler Cemiyeti kolektif güvenlik arayışını kurumsallaştırdıysa da yaptırım gücünün zayıflığı ve ABD’nin örgüte katılmaması etkinliğini sınırladı.
Milyonlarca insan öldü, yaralandı veya yerinden edildi; üretim, maliye ve ticaret ağları ağır zarar gördü. Tank, uçak, denizaltı, makineli tüfek ve kimyasal silahlar savaşın sanayi ve teknoloji boyutunu büyüttü; cephe ile sivil alan arasındaki sınır daraldı. Kadınların üretim ve hizmet alanlarındaki sorumluluğu arttı. Ağır barış şartları, ekonomik krizler ve çözülemeyen sınır sorunları savaş sonrasında revizyonist ve otoriter hareketlerin güçleneceği ortamı hazırladı; ancak bu hareketleri yalnız savaşa indirgemek tarihsel çok nedenliliği gözden kaçırır.
B) Milliyetçilik düşüncesinin Avrupa’da tamamen sona erdiğini
C) Bütün imparatorlukların aynı yönetim altında birleştiğini
D) Yeni devletlerin hiçbir sınır anlaşmazlığı yaşamadığını
E) Savaşın nüfus hareketlerine yol açmadığını
I. Ağır barış koşulları revizyonist hareketlere zemin hazırlamıştır.
II. Yeni sınırlar bütün milliyet ve azınlık sorunlarını kesin olarak çözmüştür.
III. Sanayi teknolojisinin savaşta yaygın kullanılması sivil toplum üzerindeki yükü artırmıştır.
yargılarından hangileri doğrudur?
B) Yalnız II
C) I ve II
D) I ve III
E) I, II ve III
Önceki Konu: Trablusgarp ve Balkan Savaşları
Sonraki Konu: Mondros, İşgaller, Cemiyetler ve Kuvâ-yi Milliye
