TYT hücre, organeller ve hücre çeşitleri konusu; canlıların ortak yapı birimi olan hücrenin nasıl organize edildiğini, organellerin görevlerini ve farklı hücre tiplerinin hangi özelliklerle ayırt edildiğini inceler. Sorularda çoğu zaman tek bir organel adı değil; yapı–işlev ilişkisi, organeller arası madde aktarımı, deney sonuçları ve hücrenin yaşadığı ortama uyumu birlikte yorumlanır. Bu nedenle konu, organelleri ezberlemek yerine hücre içindeki iş bölümü üzerinden ele alınmalıdır.
HÜCRENİN KEŞFİ VE TEMEL YAPISI
Hücrenin Keşfi ve Hücre Teorisi
Robert Hooke, mantar dokusunu mikroskopla incelediğinde gördüğü boş odacıklara “hücre” adını verdi. Antonie van Leeuwenhoek canlı tek hücrelileri gözlemledi; Robert Brown çekirdeği tanımladı. Schleiden bitkilerin, Schwann hayvanların hücrelerden oluştuğunu belirtti. Virchow ise yeni hücrelerin var olan hücrelerden meydana geldiği görüşünü güçlendirdi.
Bu birikim hücre teorisinin temelini oluşturur: Bütün canlılar bir ya da daha fazla hücreden oluşur; hücre, canlılığın temel yapı ve işlev birimidir; yeni hücreler var olan hücrelerin bölünmesiyle oluşur. Modern yaklaşım ayrıca kalıtsal bilginin hücreden hücreye aktarıldığını ve metabolik olayların hücrelerde yürütüldüğünü kabul eder. Virüsler hücresel yapıda olmadığı için hücre teorisinin kapsamına doğrudan girmez.
Dikkat
Hooke’un gördüğü mantar dokusu hücreleri canlı değildi. Hücre adını vermesi ile canlı hücreyi ilk kez gözlemlemesi aynı olay değildir.
Örnek - 1
Hücre teorisinin gelişimiyle ilgili aşağıdaki yargılardan hangisi, “yeni hücrelerin önceden var olan hücrelerden oluştuğu” ilkesini doğrudan destekler?
A) Mantar dokusunda odacıkların görülmesi
B) Bitki ve hayvan dokularında benzer temel birimlerin bulunması
C) Bir bakterinin uygun ortamda iki yavru hücreye bölünmesi
D) Çekirdeğin hücre içinde ayırt edilmesi
E) Virüslerin yalnız canlı hücre içinde çoğalması
Bir bakterinin bölünerek yeni hücreler oluşturması, hücrenin başka bir hücreden meydana geldiğini doğrudan gösterir.
Cevap: C
Örnek - 2
Bir araştırmacı, aynı canlıdan aldığı kas ve sinir hücrelerinin şekil ve görevlerinin farklı olduğunu; ancak her ikisinin de hücre zarı, sitoplazma ve kalıtsal madde taşıdığını belirliyor. Bu bulgu aşağıdakilerden hangisini en iyi destekler?
A) Bir canlının bütün hücreleri aynı genleri etkin kullanır.
B) Hücreler farklılaşsa da canlılığın ortak temel organizasyonunu korur.
C) Çok hücreli canlılarda her hücre bağımsız bir organizmadır.
D) Hücresel farklılaşma kalıtsal maddenin yok olmasıyla gerçekleşir.
E) Yalnız sinir hücrelerinde metabolik olay görülür.
Görev ve biçim değişebilse de hücre zarı, sitoplazma ve kalıtsal madde gibi temel yapılar korunur.
Cevap: B
Hücrelerin Ortak Özellikleri ve Hücre Çeşitleri
Bütün hücrelerde hücre zarı, sitoplazma, genetik madde ve protein sentezleyen ribozom bulunur. ATP üretimi ve kullanımı, enzimlerle yürütülen metabolizma ve çevreyle madde alışverişi de canlı hücrelerin ortak özellikleridir. Bununla birlikte hücrenin büyüklüğü, biçimi ve iç organizasyonu canlı türüne ve hücrenin görevine göre değişebilir.
Prokaryot hücrelerde zarla çevrili çekirdek ve zarlı organeller yoktur. DNA, sitoplazmadaki nükleoit bölgede bulunur; bakteriler ve arkeler bu hücre tipindedir. Ökaryot hücrelerde DNA’nın büyük bölümü çift katlı çekirdek zarıyla çevrilidir ve zarlı organeller bulunur. Protistler, mantarlar, bitkiler ve hayvanlar ökaryottur.
Görselde 1 prokaryot hücreyi, 2 hayvan hücresini ve 3 bitki hücresini gösterir.
Özellik
Prokaryot hücre
Ökaryot hücre
Çekirdek zarı
Yok
Var
Zarlı organel
Yok
Var
Ribozom
Var
Var
DNA’nın temel konumu
Nükleoit bölge
Çekirdek
Dikkat
Prokaryotlarda mitokondri bulunmaması, bu canlıların hücresel solunum yapamadığı anlamına gelmez. Solunumla ilişkili elektron taşıma elemanları hücre zarında görev alabilir.
Örnek - 3
Şemada X, Y ve Z hücrelerinin bazı yapıları karşılaştırılmıştır.
Buna göre X, Y ve Z hücrelerinin sırasıyla bakteri, bitki ve hayvan hücresi olduğu biliniyorsa aşağıdakilerden hangisi doğrudur?
A) X’te protein sentezi gerçekleşmez.
B) Y’de kalıtsal madde bulunmaz.
C) Y’nin bütün hücrelerinde kloroplast bulunur.
D) X’te zarlı organel yoktur, Y ve Z’de bulunabilir.
E) Yalnız Z hücresinde hücre zarı vardır.
Bakteri prokaryottur ve zarlı organel taşımaz. Hayvan ve bitki hücreleri ökaryot olduğu için zarlı organellere sahip olabilir. Üçünde de hücre zarı, genetik madde ve ribozom bulunur.
Cevap: D
Örnek - 4
Bir hücrede çekirdek zarı ve mitokondri gözlenmiyor; ribozom, halkasal DNA ve hücre zarı bulunuyor. Bu hücreyle ilgili;
I. Prokaryot yapıdadır.
II. Protein sentezleyebilir.
III. ATP sentezleyemez.
yargılarından hangileri doğrudur?
A) Yalnız I
B) Yalnız II
C) I ve II
D) II ve III
E) I, II ve III
Çekirdek zarı ve zarlı organel bulunmaması prokaryot yapıyı destekler. Ribozom sayesinde protein sentezi, hücre zarındaki sistemler sayesinde ATP sentezi gerçekleşebilir. III yanlıştır.
Cevap: C
SİTOPLAZMA VE ORGANELLER
Sitoplazma ve Organellerin Sınıflandırılması
Sitoplazma, hücre zarı ile çekirdek arasındaki bölgedir; sıvı kısım olan sitozol ile organel ve hücresel yapılardan oluşur. Sitozol su, iyonlar, organik moleküller ve enzimler içerir. Glikoliz gibi birçok metabolik olay burada gerçekleşir.
Organeller zar durumlarına göre sınıflandırılabilir. Ribozom ve sentrozom zarsız; endoplazmik retikulum, Golgi aygıtı, lizozom, koful ve peroksizom tek zarlı; mitokondri ve plastitler çift zarlıdır. Çekirdek de çift katlı bir zarla çevrilidir. Bu sınıflandırma, organelin görevinin yanı sıra hücre içi madde alışverişini yorumlamada kullanılır.
ZarsızRibozom, sentrozom
Tek zarlıER, Golgi, lizozom, koful, peroksizom
Çift zarlıMitokondri, plastit
Yönetim bölgesiÇift katlı zarla çevrili çekirdek
Örnek - 5
Bir hücreden tek zarlı organeller seçici olarak uzaklaştırılıyor. Bu işlemden sonra aşağıdaki olaylardan hangisinin doğrudan devam etmesi beklenir?
A) Golgi’de salgı paketlenmesi
B) Lizozomda hücre içi sindirim
C) Ribozomda polipeptit sentezi
D) Kofulda su depolanması
E) Granülsüz ER’de lipit sentezi
Ribozom zarsızdır; tek zarlı organeller uzaklaştırıldığında doğrudan hedef alınmaz. Diğer seçeneklerdeki yapılar tek zarlıdır.
Cevap: C
Örnek - 6
Bir ökaryot hücrenin sitozolunda belirli bir enzimin etkinliği durdurulduğunda glikozun pirüvata dönüşümü aksıyor; organellerin yapısı ise korunuyor. Bu sonuç aşağıdakilerden hangisini gösterir?
A) Bütün metabolik olaylar çekirdekte yürür.
B) Sitozol yalnız su ve iyonlardan oluşur.
C) Bazı metabolik tepkimeler organel dışında gerçekleşir.
D) Glikoliz yalnız prokaryotlarda görülür.
E) Enzimler sadece zarlı organellerde bulunur.
Glikoliz sitozolde enzimlerle yürür. Organeller sağlam olduğu hâlde sürecin aksaması, organel dışındaki sitozolün metabolik rolünü gösterir.
Cevap: C
Ribozom ve Sentrozom
Ribozom, ribozomal RNA ve proteinden oluşan zarsız yapıdır. Küçük ve büyük iki alt birimi vardır. Protein sentezi sırasında aynı mRNA üzerinde birden fazla ribozomun çalışması poliribozom oluşturur. Serbest ribozomlarda çoğunlukla sitozolde kullanılacak proteinler; granüllü ER’ye bağlı ribozomlarda ise salgılanacak, zara yerleşecek veya bazı organellere gönderilecek proteinler sentezlenir.
Sentrozom, hayvan hücrelerinde mikrotübüllerin düzenlenmesinde görev alır ve çoğunlukla birbirine dik iki sentriyol içerir. Hücre bölünmesinde iğ ipliklerinin organizasyonuna katkı sağlar. Yüksek yapılı bitki hücreleri belirgin sentrozom taşımadan da mikrotübülleri düzenleyip bölünebilir; bu nedenle “sentrozom olmadan bölünme olmaz” genellemesi doğru değildir.
Dikkat
Ribozom bütün hücrelerde bulunur; fakat prokaryot ve ökaryot ribozomlarının büyüklükleri aynı değildir. Ribozomun bulunması, hücrenin ökaryot olduğunu göstermez.
Örnek - 7
Aynı mRNA üzerinde aynı anda çok sayıda ribozomun ilerlediği bir hücrede aşağıdakilerden hangisi doğrudan artar?
A) Farklı genlerden üretilen mRNA çeşidi
B) Aynı proteinin birim zamanda üretilen kopya sayısı
C) DNA’daki nükleotit çeşidi
D) Çekirdek zarı sayısı
E) Sentriyol eşlenme hızı
Poliribozomda aynı mRNA birden fazla ribozom tarafından okunur; böylece aynı polipeptidin üretim hızı artar.
Cevap: B
Örnek - 8
Bir hayvan hücresinde sentrozomun mikrotübül düzenleme işlevi deneysel olarak engelleniyor. Bu hücrede öncelikle aşağıdaki süreçlerden hangisinin aksaması beklenir?
A) DNA’nın nükleotitlerden oluşması
B) Hücre bölünmesinde kromozomların kutuplara hareketi
C) Ribozomda peptit bağı kurulması
D) Lizozom enzimlerinin çalışması
E) Glikozun sitozolde parçalanması
Kromozom hareketini sağlayan iğ iplikleri mikrotübüllerden oluşur. Sentrozomun mikrotübül organizasyonu bozulduğunda bu süreç doğrudan etkilenir.
Cevap: B
Endoplazmik Retikulum ve Golgi Aygıtı
Endoplazmik retikulum (ER), çekirdek zarıyla bağlantılı olabilen zar kanalları sistemidir. Üzerinde ribozom bulunan granüllü ER, özellikle salgı ve zar proteinlerinin sentez sonrası katlanması ile taşınmasında görev alır. Ribozom taşımayan granülsüz ER lipit ve steroid sentezi, bazı zehirli maddelerin etkisizleştirilmesi ve kas hücrelerinde kalsiyum depolanması gibi işlevler üstlenir.
Golgi aygıtı, ER’den taşıma keseleriyle gelen ürünleri değiştirir, sınıflandırır ve paketler. Salgı keseleri ile bazı lizozomların oluşumuna katkı sağlar. Bitki hücrelerinde hücre duvarının bazı polisakkaritlerinin üretim ve düzenlenmesinde de görev alabilir. Salgı yapan hücrelerde granüllü ER ve Golgi genellikle gelişmiştir.
Numaralar sırasıyla 1 granüllü endoplazmik retikulumu, 2 taşıma kesesini, 3 Golgi aygıtını, 4 salgı kesesini ve 5 ekzositozu gösterir.
Bağlı ribozomPolipeptit sentezi
➜
Granüllü ERKatlanma ve ilk düzenleme
➜
GolgiDeğiştirme, ayırma, paketleme
➜
Salgı kesesiHücre zarına taşıma
Örnek - 9
Bir hücrede sentezlenen salgı proteininin izlediği yol şemada numaralanmıştır.
Şemadaki merkezî yassı keseciklerden oluşan Golgi aygıtı çalışamaz hâle gelirse aşağıdakilerden hangisi en doğrudan aksar?
A) Amino asitlerin ribozoma taşınması
B) DNA’nın eşlenmesi
C) Proteinin sınıflandırılıp salgı kesesine paketlenmesi
D) Glikolizle ATP üretilmesi
E) Hücre zarında fosfolipitlerin bulunması
Golgi, ER’den gelen ürünlerin işlenmesi, sınıflandırılması ve uygun keseciklere paketlenmesinde görev yapar.
Cevap: C
Örnek - 10
Karaciğer hücreleri uzun süre belirli bir ilaca maruz bırakıldığında granülsüz ER miktarının arttığı gözleniyor. Bu değişim en uygun biçimde nasıl açıklanır?
A) Hücrenin DNA sentezini tamamen durdurması
B) Detoksifikasyon kapasitesinin artması
C) Ribozomların zarlı organellere dönüşmesi
D) Hücrenin prokaryot yapıya geçmesi
E) Kromozomların hücre dışına atılması
Granülsüz ER, bazı ilaç ve zehirlerin etkisizleştirilmesinde görev alır. Uzun süreli maruz kalmada bu sistemin gelişmesi uyumsal bir yanıttır.
Cevap: B
Lizozom, Koful ve Peroksizom
Lizozom, asidik ortamda çalışan hidroliz enzimleri taşıyan tek zarlı organeldir. Hücre içine alınan büyük moleküllerin ve yaşlanmış organellerin parçalanmasında görev yapar. Hücrenin kendi yıpranmış yapılarını lizozom aracılığıyla sindirmesi otofajidir. Lizozom içeriğinin denetimsiz biçimde yayılması hücreye zarar verebilir; ancak programlı hücre ölümü olan apoptoz yalnız lizozoma indirgenemez.
Şemada 1 besin kofulunun oluşmasını, 2 yıpranmış organelin lizozoma yönlendirilmesini, 3 lizozom enzimleriyle sindirimi ve yapı taşlarının sitozole verilmesini, 4 ise sindirilemeyen artıkların hücre dışına atılmasını gösterir.
Kofullar depolama, boşaltım, sindirim ve su dengesi gibi farklı görevler üstlenir. Bitki hücresindeki büyük merkezî koful su ve çözünmüş maddeleri depolar, turgor basıncına katkı sağlar. Tatlı suda yaşayan bazı tek hücrelilerin kontraktil kofulları fazla suyu ATP harcayarak dışarı atar. Peroksizom ise yağ asitlerinin parçalanması ve zehirli maddelerin etkisizleştirilmesinde rol alır; oluşabilen hidrojen peroksidi katalaz enzimiyle su ve oksijene dönüştürür.
Dikkat
Klasik TYT karşılaştırmalarında lizozom hayvan hücresiyle ilişkilendirilir. Bitki hücrelerinde benzer sindirim görevini çoğunlukla litik kofullar üstlenir; “bitkide hücre içi sindirim yoktur” sonucu çıkarılamaz.
Örnek - 11
Tatlı suda yaşayan bir paramesyumun kontraktil koful etkinliği durduruluyor. Diğer koşullar değişmediğine göre bir süre sonra aşağıdakilerden hangisi beklenir?
A) Hücreye su girişinin tamamen durması
B) Fazla suyun birikmesi ve hücrenin zarar görmesi
C) Ribozomların ATP üretmeye başlaması
D) Hücrenin prokaryota dönüşmesi
E) DNA’nın sitoplazmadan uzaklaşması
Hipotonik tatlı su ortamında su hücreye girer. Kontraktil koful fazla suyu uzaklaştıramazsa hücre şişebilir ve zarar görebilir.
Cevap: B
Örnek - 12
Bir hücrede katalaz enziminin etkinliği büyük ölçüde azalıyor. Bu değişim sonucunda öncelikle hangi maddenin hücrede birikme riski artar?
A) Hidrojen peroksit
B) DNA
C) Selüloz
D) Glikojen
E) Ribozomal RNA
Peroksizomdaki katalaz, zehirli hidrojen peroksidi su ve oksijene parçalar. Etkinlik azalınca hidrojen peroksit birikebilir.
Cevap: A
Mitokondri ve Plastitler
Mitokondri çift zarlıdır. İç zarın kıvrımları krista, iç bölümdeki sıvı ortam matrikstir. Oksijenli solunumun önemli basamakları matriks ve iç zar üzerinde gerçekleşir. Mitokondrinin kendine ait DNA, RNA ve ribozomları vardır; gereksinim ve hücre tipine göre sayısı değişebilir. Enerji gereksinimi yüksek kas hücrelerinde çok sayıda mitokondri bulunması beklenir.
Plastitler bitki ve bazı protist hücrelerinde görülür. Kloroplast klorofil içerir ve fotosentez yapar; kromoplast sarı, turuncu ve kırmızı renklerin oluşmasına katkı sağlar; lökoplast ise renksizdir ve nişasta, yağ ya da protein depolayabilir. Plastitler uygun koşullarda birbirine dönüşebilir. Bitkinin her hücresinde kloroplast bulunmaz; kök hücreleri bunun tipik örneğidir.
Görselde A mitokondriyi, B kloroplastı gösterir.
Özellik
Mitokondri
Kloroplast
Temel enerji dönüşümü
Organik maddelerden ATP üretimi
Işık enerjisinden organik madde üretimi
İç zar sistemi
Krista
Tilakoit ve granum
Kendine ait DNA ve ribozom
Var
Var
Bulunabildiği hücreler
Bitki ve hayvan dâhil pek çok ökaryot
Bitki ve bazı protistler
Örnek - 13
Işık alan bir bitki hücresinde mitokondri ve kloroplast etkinliği birlikte inceleniyor. Bu iki organel için;
I. çift zarlı olma,
II. kendine ait DNA bulundurma,
III. ışık enerjisini kimyasal bağ enerjisine çevirme
özelliklerinden hangileri ortaktır?
A) Yalnız I
B) Yalnız III
C) I ve II
D) II ve III
E) I, II ve III
Her ikisi çift zarlıdır ve kendi DNA’sını taşır. Işık enerjisini doğrudan kullanan kloroplasttır; mitokondri organik maddelerin kimyasal enerjisinden yararlanır.
Cevap: C
Örnek - 14
Aynı bitkinin yaprak, olgun kök ve renkli meyve hücreleri karşılaştırılıyor. Bu hücrelerde sırasıyla daha belirgin olması beklenen plastitler hangisidir?
A) Lökoplast – kloroplast – kromoplast
B) Kloroplast – lökoplast – kromoplast
C) Kromoplast – kloroplast – lökoplast
D) Kloroplast – kromoplast – lökoplast
E) Kromoplast – lökoplast – kloroplast
Fotosentez yapan yapraklarda kloroplast, depo görevi baskın köklerde lökoplast, sarı-turuncu-kırmızı renkli meyvelerde kromoplast belirgin olabilir.
Cevap: B
Çekirdeğin Yapısı ve Görevleri
Çekirdek, ökaryot hücrelerde genetik bilginin büyük bölümünü taşır ve hücresel faaliyetlerin düzenlenmesinde rol oynar. Çift katlı çekirdek zarı üzerindeki porlar, çekirdek ile sitoplazma arasında seçici madde alışverişini sağlar. Çekirdek içindeki sıvı kısım çekirdek plazmasıdır.
DNA, proteinlerle birlikte kromatin hâlinde bulunur; hücre bölünmesi sırasında yoğunlaşarak kromozomları oluşturur. Çekirdekçik zarla çevrili değildir; ribozomal RNA sentezi ve ribozom alt birimlerinin oluşumunda görev alır. Olgun memeli alyuvarı gibi bazı özelleşmiş ökaryot hücreler çekirdeklerini kaybedebilir; bu durum onların prokaryot olduğu anlamına gelmez.
Örnek - 15
Çekirdekçik etkinliği baskılanan bir ökaryot hücrede aşağıdaki süreçlerden hangisinin zamanla doğrudan yavaşlaması beklenir?
A) Ribozom alt birimlerinin oluşturulması
B) Hücre zarında difüzyon
C) Peroksizomda hidrojen peroksit parçalanması
D) Kofulda su depolanması
E) Mitokondride krista oluşması
Çekirdekçik rRNA sentezi ve ribozom alt birimlerinin kurulmasıyla ilişkilidir. Etkinliğinin baskılanması yeni ribozom oluşumunu azaltır.
Cevap: A
Örnek - 16
Çekirdek porlarını tıkayan bir madde, DNA’nın yapısını bozmadan çekirdek–sitoplazma alışverişini engelliyor. Bu durumda aşağıdakilerden hangisinin aksaması en olasıdır?
A) mRNA’nın sitoplazmadaki ribozomlara ulaşması
B) Hücre zarındaki fosfolipitlerin hareketi
C) Sitozolde glikolizin başlaması
D) Lizozom enzimlerinin asidik ortamda çalışması
E) Klorofilin ışığı soğurması
Çekirdekte sentezlenen mRNA, protein sentezi için porlardan sitoplazmaya çıkmalıdır. Porların tıkanması bu aktarımı doğrudan engeller.
Cevap: A
Hücre İskeleti
Hücre iskeleti, sitoplazma boyunca uzanan protein yapılı dinamik ağdır. Hücrenin biçimini korur, organellerin konumlanmasına ve hücre içi taşımaya katkı sağlar. Mikrofilamentler hücre hareketi, kasılma ve boğumlanmada; ara filamentler mekanik dayanıklılıkta; mikrotübüller organel taşınması, sil-kamçı yapısı ve iğ ipliklerinde önemlidir.
Hücre iskeleti sabit bir çatı değildir. Birimleri kurulup sökülebilir; böylece hücre biçim değiştirebilir ve maddeler belirli yönlerde taşınabilir. Motor proteinler, mikrotübül veya mikrofilament boyunca ilerleyerek kesecikleri taşıyabilir.
Örnek - 17
Mikrotübül oluşumunu engelleyen bir madde verilen hücrede;
I. salgı keselerinin hücre içinde yönlendirilmesi,
II. kromozomların bölünme sırasında ayrılması,
III. sitozolde glikoliz tepkimelerinin yürütülmesi
olaylarından hangilerinin doğrudan etkilenmesi beklenir?
A) Yalnız I
B) Yalnız III
C) I ve II
D) II ve III
E) I, II ve III
Mikrotübüller hücre içi taşımada ray görevi görebilir ve iğ ipliklerini oluşturur. Glikoliz sitozolde enzimlerle yürür ve mikrotübüle doğrudan bağlı değildir.
Cevap: C
Örnek - 18
Bir hayvan hücresinde sitokinez sırasında hücre zarının içe doğru boğumlanmasını sağlayan protein lifleri etkisizleştiriliyor. Bu lifler aşağıdaki hücre iskeleti elemanlarından hangisidir?
A) Mikrofilament
B) Ara filament
C) Hücre duvarı
D) Kromatin
E) Nükleoit
Hayvan hücresindeki boğumlanma halkasında aktin yapılı mikrofilamentler görev alır.
Cevap: A
HÜCRE ÇEŞİTLERİ VE ORGANEL İŞ BİRLİĞİ
Bitki ve Hayvan Hücrelerinin Karşılaştırılması
Bitki ve hayvan hücreleri ökaryot oldukları için çekirdek, mitokondri, ER, Golgi ve ribozom gibi pek çok yapıyı ortak taşır. Bitki hücresinde hücre zarının dışında selüloz yapılı hücre duvarı, plastitler ve çoğunlukla büyük merkezî koful bulunur. Hayvan hücrelerinde sentrozom tipik olarak belirgindir; küçük ve çok sayıda koful görülebilir.
Hücrelerin organel sayıları ve gelişmişlik düzeyleri görevlerine göre değişir. Salgı hücrelerinde granüllü ER ve Golgi, kas hücrelerinde mitokondri, fagositoz yapan hücrelerde lizozomların gelişmiş olması beklenir. Bir hücrenin yapısı, yaptığı iş hakkında kanıt sağlar; ancak tek bir özelliğe dayanarak kesin tür tanısı konmamalıdır.
Salgı hücresiGranüllü ER ve Golgi gelişmiş
Kas hücresiEnerji gereksinimine uygun çok sayıda mitokondri
Fagositoz yapan hücreHücre içi sindirime uygun lizozomlar
Fotosentetik yaprak hücresiKloroplast bakımından zengin
Dikkat
“Bitki hücresinde sentrozom, hayvan hücresinde koful hiç yoktur” gibi mutlak ifadeler yerine TYT düzeyindeki tipik farklar değerlendirilmelidir. Yapıların bulunma ve gelişmişlik durumu hücre tipine göre değişebilir.
Örnek - 19
Şekilde ökaryot bir hücrenin bazı organelleri harflerle gösterilmiştir.
Hücre dışına protein yapılı enzim salgılayan bu hücrede, proteinin sentezlenmesi ve salgıya hazırlanması sırasında harfli yapılardan hangilerinin birlikte görev yapması beklenir?
A) K ve N
B) L ve M
C) M ve N
D) K ve P
E) N ve P
L, üzerinde ribozomlar bulunan granüllü ER’yi; M ise Golgi aygıtını gösterir. Salgı proteini L üzerindeki ribozomlarda sentezlenip ER’de taşınır ve M’de işlenerek paketlenir.
Cevap: B
Örnek - 20
Üç farklı hücreyle ilgili şu bilgiler veriliyor:
K: Çok sayıda mitokondri içeriyor.
L: Granüllü ER ve Golgi aygıtı gelişmiş.
M: Büyük merkezî koful ve kloroplast taşıyor.
Buna göre K, L ve M hücrelerinin baskın görevleri sırasıyla aşağıdakilerden hangisi olabilir?
A) Yoğun kasılma – protein salgılama – fotosentez
B) Protein salgılama – fotosentez – yoğun kasılma
C) Fotosentez – hücre içi sindirim – protein salgılama
D) DNA eşleme – osmoz – glikoliz
E) Hücre duvarı üretme – hareket – fagositoz
Enerji gereksinimi yüksek kas hücresinde mitokondri; protein salgılayan hücrede granüllü ER ve Golgi; fotosentetik bitki hücresinde kloroplast ve merkezî koful belirgindir.
Cevap: A
Hücredeki yapılar birbirinden bağımsız çalışan parçalar değildir. Çekirdekteki bilgi ribozomlarda proteine çevrilir; ER ve Golgi bu ürünlerin işlenip taşınmasına katılır; mitokondri birçok süreç için gerekli ATP’yi sağlar; hücre iskeleti keseciklerin doğru konuma ulaşmasına yardım eder. TYT hücre ve organel sorularında en güçlü yaklaşım, verilen yapı değişikliğinin bu iş birliği ağında hangi sonuçları doğuracağını izlemektir.