TYT DOĞAL AFETLER VE AFETLERDEN KORUNMA

0
19
TYT doğal afetler ve afetlerden korunma konu anlatımı kapak görseli

TYT doğal afetler konu anlatımı, doğal olayların hangi koşullarda afete dönüştüğünü, başlıca afet türlerini ve zararları azaltmak için yapılması gerekenleri açıklar. Önceki Uluslararası Ulaşım Hatları ve Ticaret Yolları konusunda insan ve mekân arasındaki bağlantıları incelemiştik. Bu yazıda tehlike, risk ve afet kavramlarından başlayarak depremden kuraklığa kadar doğal afetleri ve bütünleşik afet yönetimini ele alacağız.

TEMEL KAVRAMLAR VE SINIFLANDIRMA

Doğal Olay, Tehlike, Risk ve Afet

Doğada gerçekleşen her olay afet değildir. İnsanlara, yerleşmelere ve ekonomik faaliyetlere zarar verme potansiyeli taşıyan durum tehlike; bu tehlikenin belirli bir yerde kayıp oluşturma olasılığı ise risk olarak adlandırılır. Olay, toplumun kendi imkânlarıyla baş etmekte zorlanacağı ölçüde can ve mal kaybına, çevresel zarara ve günlük yaşamın kesintiye uğramasına yol açtığında afet ortaya çıkar.

Afetin büyüklüğünü yalnızca doğal olayın şiddeti belirlemez. Tehlikeye açık nüfus ve yapıların fazlalığı maruziyeti, dayanıksız binalar ve yetersiz hazırlık zarar görebilirliği artırır. Eğitim, sağlam altyapı, erken uyarı ve örgütlü müdahale kapasitesi ise kayıpları azaltır. Bu nedenle aynı büyüklükteki iki deprem farklı yerlerde çok farklı sonuçlar doğurabilir.

TehlikeZarar verme potansiyeli

Maruziyetİnsan ve değerlerin tehlike alanında bulunması

Zarar görebilirlikDayanıksızlık ve hazırlıksızlık

KapasiteBaş etme ve uyum gücü

Afet riskiOlası kayıp düzeyi
Dikkat
Doğal olay ile afet aynı şey değildir. Yerleşme bulunmayan bir alandaki güçlü doğa olayı afet oluşturmayabilir; daha zayıf bir olay ise yoğun ve dayanıksız yerleşmede büyük afete dönüşebilir.
Örnek - 1
Aynı büyüklükteki iki depremden birinin sağlam yapılı ve hazırlıklı kentte daha az kayba yol açması öncelikle hangisiyle açıklanır?

A) Depremin doğal olay olmamasıyla
B) Riskin yalnız büyüklüğe bağlı olmasıyla
C) Zarar görebilirlik ve kapasitenin farklı olmasıyla
D) Yer şekillerinin her yerde aynı olmasıyla
E) Maruziyetin afetle ilgisiz olmasıyla
Sağlam yapılaşma, hazırlık ve müdahale kapasitesi zarar görebilirliği azaltır; aynı tehlike daha az kayıp doğurabilir.

Cevap: C

Doğal Afetlerin Sınıflandırılması

Doğal afetler oluşum kaynaklarına göre gruplandırılır. Jeolojik ve jeomorfolojik kökenli afetlere deprem, volkanizma, tsunami, heyelan ve kaya düşmesi; meteorolojik, klimatolojik ve hidrolojik afetlere fırtına, sel, taşkın, kuraklık, çığ ve aşırı sıcaklık örnek verilebilir. Orman yangınları, salgınlar ve zararlı canlı istilaları biyolojik süreçlerle de ilişkilendirilebilir.

Bir afet tek bir etkene bağlanmayabilir. Örneğin deprem deniz tabanında yer değiştirme oluşturarak tsunamiyi, aşırı yağış eğimli arazide heyelanı tetikleyebilir. Kuraklık ve sıcak hava, orman yangını riskini büyütebilir. Bu yüzden sınıflandırma öğrenmeyi kolaylaştırır; afetler arasındaki neden-sonuç bağlarını ortadan kaldırmaz.

JeolojikDeprem, volkanizma ve tsunami
JeomorfolojikHeyelan, kaya düşmesi ve erozyon
Atmosferik ve hidrolojikFırtına, sel, taşkın, kuraklık ve çığ
Biyolojik bağlantılıOrman yangını, salgın ve zararlı istilası

Sanayi kazası, ulaşım kazası, büyük yangın, savaş veya altyapı arızası gibi olaylar ise kaynağına göre teknolojik ya da insan kaynaklı afetler içinde değerlendirilir. Bu yazının ana odağı doğal süreçlerle başlayan afetlerdir; ancak yanlış yer seçimi, plansız kentleşme ve hazırlıksızlık doğal tehlikenin sonuçlarını ağırlaştırabilir.

Örnek - 2
Aşağıdaki afetlerden hangisi oluşum kaynağı bakımından diğerlerinden farklıdır?

A) Deprem
B) Volkanik patlama
C) Tsunami
D) Fırtına
E) Kaya düşmesi
Fırtına atmosfer kökenlidir; diğerleri jeolojik ya da jeomorfolojik süreçlerle daha doğrudan ilişkilidir.

Cevap: D

JEOLOJİK VE JEOMORFOLOJİK AFETLER

Depremler ve Türkiye’de Deprem Tehlikesi

Yer kabuğundaki kırılmalar sırasında açığa çıkan enerjinin sismik dalgalar hâlinde yayılması deprem oluşturur. Depremin yer içinde başladığı noktaya odak, bunun yeryüzündeki karşılığına merkez üssü denir. Büyüklük açığa çıkan enerjiyle, şiddet ise depremin belirli bir yerde yol açtığı gözlenen etkilerle ilgilidir.

Depremler levha sınırlarında ve aktif fay kuşaklarında yoğunlaşır. Türkiye, Alp-Himalaya deprem kuşağında yer alır; Kuzey Anadolu, Doğu Anadolu ve Batı Anadolu’daki aktif kırık sistemleri nedeniyle deprem tehlikesi yüksektir. Ancak zarar düzeyi yalnız faylara yakınlıkla değil, zeminin özellikleri, yapı kalitesi, nüfus yoğunluğu ve hazırlıkla birlikte değerlendirilir.

BüyüklükDeprem kaynağında açığa çıkan enerji
ŞiddetBelirli bir yerde gözlenen etki ve hasar
Tehlikeyi artıranAktif fay, uygun olmayan zemin
Kaybı artıranDayanıksız yapı, yoğun maruziyet ve hazırlıksızlık
Dikkat
Eski “deprem derece bölgeleri” şemaları güncel resmî tehlike değerlendirmesi gibi kullanılmamalıdır. Sınav sorularında aktif fay kuşakları, zemin, yapı dayanıklılığı ve maruziyet birlikte düşünülmelidir.
Örnek - 3
Bir depremin farklı ilçelerde farklı şiddette hissedilmesinde aşağıdakilerden hangisi etkili olabilir?

A) Depremin büyüklüğünün her ilçede değişmesi
B) Zemin ve yapı özelliklerinin farklı olması
C) Levhaların yalnız kent merkezinde hareket etmesi
D) Şiddetin yalnız saatle belirlenmesi
E) Merkez üssünün bütün ilçelerde aynı uzaklıkta olması
Şiddet yerel zemin, uzaklık ve yapıların özelliklerine göre değişebilir; büyüklük depremin kaynağına ait tek bir değerdir.

Cevap: B

Tsunami ve Volkanik Afetler

Tsunami, çoğunlukla deniz tabanındaki büyük depremlerle su kütlesinin ani yer değiştirmesi sonucunda oluşan uzun dalgalardır. Deniz altı heyelanları ve volkanik patlamalar da tsunami oluşturabilir. Açık denizde alçak görünen dalga, sığ kıyıya yaklaştıkça yavaşlayıp yükselerek geniş alanları basabilir. Güçlü kıyı depremi ya da denizin olağan dışı biçimde çekilmesi doğal uyarı kabul edilmeli, resmî tahliye yönlerine uyulmalıdır.

Volkanik faaliyet sırasında lav, kül, zehirli gaz ve sıcak akıntılar can ve mal kaybına yol açabilir. Kül bulutları hava ulaşımını, tarımı ve solunum sağlığını etkiler. Buna karşılık volkanik alanlar uzun vadede verimli toprak, jeotermal enerji ve turizm potansiyeli de oluşturabilir. Bir sürecin yarar sağlaması, tehlike niteliğini ortadan kaldırmaz.

Örnek - 4
Tsunami dalgalarının kıyıya yaklaştıkça daha yıkıcı olmasının temel nedeni hangisidir?

A) Sığlaşan suda dalga yüksekliğinin artması
B) Kıyıda yer çekiminin ortadan kalkması
C) Her tsunaminin fırtınadan doğması
D) Deniz suyunun tatlılaşması
E) Volkanların yalnız kıyıda bulunması
Dalganın hızı sığ suda azalırken enerji daha büyük dalga yüksekliği ve kıyı baskını olarak ortaya çıkabilir.

Cevap: A

Kütle Hareketleri ve Erozyon

Toprak ve kaya kütlelerinin yer çekimi etkisiyle yamaç aşağı hareket etmesine kütle hareketi denir. Heyelan suya doygunlaşan malzemenin kayması, kaya düşmesi ise dik yamaçlardaki parçaların kopup yuvarlanmasıyla oluşur. Suya doygun ince malzemenin akışkan bir kütle hâlinde yamaç aşağı ilerlemesi çamur akıntısı olarak adlandırılır. Eğimin fazlalığı, tabakaların uzanışı, şiddetli yağış, kar erimesi, deprem, bitki örtüsünün kaldırılması ve yol kazıları riski artırabilir.

Erozyon, toprağın su ve rüzgârla aşındırılıp taşınmasıdır. Doğal bir süreç olmakla birlikte yanlış arazi kullanımı, aşırı otlatma, ormansızlaşma ve eğime paralel sürüm erozyonu hızlandırır. Verimli üst toprağın kaybı tarımsal üretimi azaltır; akarsulara taşınan malzeme barajların dolmasını hızlandırabilir. Bitkilendirme, teraslama, nadasın azaltılması ve araziyi eğime dik sürme koruyucu uygulamalardır.

Heyelanı azaltmaDrenaj, yamaç dengesini koruma ve riskli alanda yapılaşmama
Kaya düşmesini azaltmaŞev düzenleme, koruyucu ağ ve kontrollü güzergâh
Erozyonu azaltmaBitki örtüsü, teraslama ve doğru sürüm
Ortak ilkeArazi kullanımını doğal koşullara uygun planlama
Örnek - 5
Eğimli bir tarım alanında erozyonu azaltmak için aşağıdakilerden hangisi uygulanmalıdır?

A) Bitki örtüsünü kaldırmak
B) Tarlayı eğim yönünde sürmek
C) Aşırı otlatmayı artırmak
D) Eğime dik sürüm ve teraslama yapmak
E) Toprağı yıl boyunca çıplak bırakmak
Eğime dik sürüm ve teraslama yüzey akışını yavaşlatır, toprağın taşınmasını azaltır.

Cevap: D

KLİMATİK VE HİDROLOJİK AFETLER

Şiddetli Rüzgârlar ve Fırtınalar

Basınç farkının büyümesi rüzgâr hızını artırabilir. Kuvvetli rüzgârın çevreye zarar verecek düzeye ulaşması fırtına olarak adlandırılır. Tropikal okyanuslarda gelişen dönen sistemler kasırga, daha dar alanlı ve şiddetli dönen hava sütunları hortum oluşturabilir. Bu olaylar çatıların uçması, ağaç ve enerji hatlarının devrilmesi, ulaşımın aksaması ve kıyıda fırtına kabarması gibi sonuçlar doğurur.

Erken uyarıları izlemek, açık alandaki gevşek eşyaları sabitlemek, sağlam kapalı alanlara geçmek ve kıyı taşkını riski bulunan yerlerden uzaklaşmak kaybı azaltır. Olay sırasında ağaç, direk, tabela, pencere ve hafif yapılardan uzak durulmalıdır.

Örnek - 6
Şiddetli fırtına uyarısı verilen bir kıyı yerleşmesinde aşağıdakilerden hangisi riski azaltır?

A) Sahilde dalgaları izlemek
B) Gevşek eşyaları sabitleyip resmî uyarıları izlemek
C) Ağaç altına sığınmak
D) Pencere önünde beklemek
E) Uyarıları dikkate almamak
Gevşek eşyaların sabitlenmesi ve resmî uyarılara göre hareket edilmesi maruziyeti ve ikincil tehlikeleri azaltır.

Cevap: B

Sel ve Taşkın

Suyun normalde kuru olan alanları geçici olarak kaplaması sel; akarsuyun yatağından taşarak çevreye yayılması taşkın olarak ifade edilir. Kısa sürede düşen şiddetli yağış, hızlı kar erimesi, geçirimsiz yüzeylerin artması, dere yataklarının daraltılması ve yetersiz drenaj riski büyütür. Kentlerde beton ve asfalt sızmayı azalttığı için yüzey akışı hızlanır.

Akarsu havzasını bütünüyle planlamak, dere yataklarını yapılaşmadan korumak, yağmur suyu altyapısını güçlendirmek ve bitki örtüsünü korumak temel önlemlerdir. Sel sırasında suyla kaplı yola araçla ya da yürüyerek girilmemeli; yüksek ve güvenli yerlere çıkılmalı, elektrik tehlikesine karşı resmî yönlendirmeler izlenmelidir.

Şiddetli yağışKısa sürede çok su

Geçirimsiz yüzeySızmanın azalması

Daraltılmış yatakAkış alanının küçülmesi

Sel riskiHızlı ve yıkıcı yüzey akışı
Örnek - 7
Bir kentte kısa süreli şiddetli yağışların sık sık sele dönüşmesinde aşağıdakilerden hangisi etkili olur?

A) Geçirimsiz yüzeylerin ve yapılaşmanın artması
B) Yağmur bahçelerinin yaygınlaşması
C) Dere yataklarının korunması
D) Drenajın güçlendirilmesi
E) Yeşil alanların artırılması
Beton ve asfalt sızmayı azaltır; yüzey akışı kısa sürede yoğunlaşarak sel riskini yükseltir.

Cevap: A

Çığ, Kuraklık ve Orman Yangınları

Çığ, kar kütlesinin eğimli yüzey boyunca hızla hareket etmesidir. Dik yamaç, tabakalı ve dengesiz kar örtüsü, yeni kar yükü, sıcaklık değişimi ve titreşimler çığ oluşumunu etkiler. Çığ yollarına yerleşmemek, risk haritaları hazırlamak, koruyucu yapılar kurmak ve uyarılara göre güzergâh seçmek gerekir.

Kuraklık, yağışın uzun süre normalin altında kalmasıyla su kaynakları, tarım ve ekosistem üzerinde biriken etkiler oluşturur. Yavaş geliştiği için başlangıcı sel ya da deprem kadar belirgin olmayabilir. Su tasarrufu, kuraklığa uygun ürün, verimli sulama, havza yönetimi ve kayıp-kaçağın azaltılması dayanıklılığı artırır.

Orman yangınları yıldırım gibi doğal nedenlerle başlayabilse de insan ihmali ve kasıt önemli paya sahiptir. Yüksek sıcaklık, düşük nem, kurumuş bitki örtüsü ve rüzgâr yangının hızla yayılmasını kolaylaştırır. Ateş yakma kısıtlarına uymak, yanıcı atık bırakmamak, erken ihbar ve güvenli tahliye önceliklidir.

Örnek - 8
Aşağıdakilerden hangisi kuraklığın diğer bazı afetlerden ayrılan özelliğidir?

A) Yalnız dağlık alanlarda görülmesi
B) Etkilerinin uzun sürede birikmesi
C) Her zaman depremle başlaması
D) Yalnız birkaç dakika sürmesi
E) Su kaynaklarını etkilememesi
Kuraklık çoğunlukla yavaş gelişir; su, tarım ve ekosistem üzerindeki etkileri zaman içinde birikir.

Cevap: B

Türkiye’de Başlıca Afetlerin Dağılışı

Türkiye’de doğal afetlerin dağılışı; iklim, yer şekilleri, jeolojik yapı, bitki örtüsü ve arazi kullanımının birlikte etkisiyle farklılaşır. Heyelan yağışın ve eğimin fazla olduğu Karadeniz’de, özellikle Doğu Karadeniz’de yaygındır. Erozyon bitki örtüsünün zayıf, yağışın düzensiz ve yanlış arazi kullanımının görüldüğü İç Anadolu, Doğu Anadolu ve Güneydoğu Anadolu’nun geniş kesimlerinde belirgindir.

Yüksek, dik ve uzun süre karla kaplı yamaçlar nedeniyle çığ tehlikesi Doğu Anadolu ile Doğu Karadeniz’in yüksek kesimlerinde artar. Yaz kuraklığının belirgin, sıcaklığın yüksek olduğu Akdeniz ve Ege kıyı kuşağı orman yangınlarına daha elverişlidir. Kısa sürede şiddetli yağış alan dar Karadeniz vadileri ile geçirimsiz yüzeylerin çoğaldığı kent havzalarında sel ve taşkın riski yükselir. Bu örüntüler kesin il sınırları değildir; yerel eğim, zemin, yağış ve yapılaşma koşulları riski aynı bölge içinde de değiştirebilir.

HeyelanYağışlı ve eğimli Karadeniz, özellikle Doğu Karadeniz
ErozyonBitki örtüsü zayıf iç, doğu ve güneydoğu kesimler
ÇığDoğu Anadolu ve Doğu Karadeniz’in yüksek yamaçları
Orman yangınıYazları sıcak ve kurak Akdeniz ile Ege kıyıları
Sel ve taşkınDar yağışlı vadiler ve geçirimsiz kent yüzeyleri
Temel ölçütDağılış, doğal koşullar ile maruziyetin ortak sonucudur

AFET RİSKİNİ AZALTMA VE KORUNMA

Bütünleşik Afet Yönetimi Döngüsü

Afet yönetimi yalnız olaydan sonra yardım ulaştırmak değildir. Risk azaltma tehlike ve zarar görebilirliği önceden düşürmeyi; hazırlık plan, eğitim, tatbikat, erken uyarı ve kaynak düzenini; müdahale olay sırasında can kurtarma ve acil ihtiyaçları karşılamayı; iyileştirme ise yaşamı güvenli biçimde yeniden kurmayı kapsar.

Bu aşamalar bir döngü oluşturur. İyileştirme sırasında aynı riski yeniden üretmeyen yer seçimi ve yapılaşma yapılırsa sonraki afetin zararı azalır. Türkiye Afet Risk Azaltma Planı da afet olmadan önce riskleri belirleme ve azaltma yaklaşımını güçlendirmeyi amaçlar.

Risk azaltma hazırlık müdahale ve iyileştirme aşamalarını gösteren bütünleşik afet yönetimi döngüsü

Örnek - 9
Deprem olmadan önce binaların güçlendirilmesi ve tehlike haritalarına göre arazi kullanım kararı alınması hangi aşamaya girer?

A) Müdahale
B) Risk azaltma
C) Enkaz kaldırma
D) Acil barınma
E) Hasar tespiti
Tehlike gerçekleşmeden önce yapı ve yerleşme kaynaklı kayıpları azaltan çalışmalar risk azaltma aşamasındadır.

Cevap: B

Bireysel ve Toplumsal Hazırlık

Afete hazırlık aile, okul, iş yeri, mahalle ve kamu kurumlarının birlikte çalışmasını gerektirir. Aile afet planında buluşma yeri, bölge dışı iletişim kişisi, tahliye yolu ve özel ihtiyaçlar belirlenmelidir. Acil durum çantasında su, dayanıklı gıda, fener, pil, düdük, ilk yardım malzemesi, gerekli ilaçlar ve belge kopyaları bulunabilir. Eşyaları sabitlemek ve düzenli tatbikat yapmak ikincil yaralanmaları azaltır.

Deprem sırasında AFAD’ın önerdiği ÇÖK–KAPAN–TUTUN hareketi uygulanmalı; camlardan ve devrilebilecek eşyalardan uzak durulmalıdır. Sarsıntı sırasında merdivenlere ya da çıkışlara koşulmamalı, asansör kullanılmamalıdır. Her afet türünde davranış farklılaşabileceği için resmî uyarı ve tahliye talimatları izlenmelidir. Yardım ederken de önce kendi güvenliğini sağlamak temel ilkedir.

PlanlaBuluşma yeri, iletişim kişisi ve tahliye yolunu belirle
HazırlaÇanta, ilaç, belge ve temel malzemeleri düzenle
Güvenli hâle getirDolap ve devrilebilecek eşyaları sabitle
UygulaTatbikat yap, resmî uyarıları izle
Dikkat
Deprem sırasında güvenli davranış AFAD’ın ÇÖK–KAPAN–TUTUN uygulamasıdır. Sarsıntı sürerken merdivene veya dışarıya koşmak, asansör kullanmak ve cam yakınında beklemek yaralanma riskini artırabilir.
Örnek - 10
Kapalı bir ortamda deprem sarsıntısı başladığında aşağıdakilerden hangisi doğru davranıştır?

A) Asansörle binayı terk etmek
B) Pencere önünde beklemek
C) Merdivenlere koşmak
D) Güvenli yerde ÇÖK–KAPAN–TUTUN uygulamak
E) Balkondan atlamak
AFAD, sarsıntı sırasında güvenli bir yerde ÇÖK–KAPAN–TUTUN hareketinin uygulanmasını önerir.

Cevap: D

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz