EDEBÎ AKIMLAR
Edebî akım; sanatçıların insan, toplum, doğa ve sanat karşısında benimsedikleri ortak ilkeler çevresinde oluşan estetik anlayıştır. Bir akım yalnız aynı dönemde yaşamış yazarların listesi değildir; eserin konusunu, gerçeğe bakışını, dilini, biçimini ve sanatçının görevini belirleyen düşünceler bütünüdür.
AYT sorularında akımlar çoğunlukla anahtar kelime, parça özelliği, tepki ilişkisi ve sanatçı–eser eşleştirmeleri üzerinden ölçülür. Konu, öğretici metinler ve Divan nesri konusundaki tür bilgisinden farklıdır: burada “metin hangi türdür?” sorusundan çok “metnin sanat anlayışı hangi akıma yakındır?” sorusu öne çıkar.
→
→
→
HÜMANİZM VE KLASİSİZM
Hümanizm
Hümanizm, 14. yüzyılda İtalya’da güçlenen ve insanı evrenin merkezine alan düşünce hareketidir. Eski Yunan ve Latin kültürüne yönelerek insan aklını, kişiliğini ve dünyevi yaşamı öne çıkarır. Rönesans’ın düşünsel temelini hazırlamış; sanatçıların antik metinleri yeniden yorumlamasına ortam oluşturmuştur.
- İnsan ve insan doğası temel ölçüdür.
- Antik Yunan–Latin eserleri örnek alınır.
- Akıl, özgür düşünce ve yaşama sevinci önemsenir.
- Dünya yaşamı yalnız geçici bir sınav olarak değil, incelenmeye değer bir alan olarak görülür.
- Sanatın konusu dinî metinlerle sınırlı tutulmaz.
Dante, Petrarca, Boccaccio, Rabelais, Montaigne, Cervantes ve Shakespeare hümanist geleneğin başlıca adlarıdır. Hümanizm, kesin kuralları olan bir edebî akımdan çok Rönesans’ı ve sonraki akımları besleyen düşünce yönelimi olarak değerlendirilir.
Klasisizm
Klasisizm, 17. yüzyılda Fransa’da belirginleşen; aklı, sağduyuyu, ölçüyü ve kuralları esas alan akımdır. Eski Yunan ve Latin edebiyatını örnek kabul eder. Sanatçının kişisel duygularından çok değişmeyen, evrensel insan doğasına yönelir.
- Akıl ve sağduyu duyguya üstün tutulur.
- Biçim kusursuzluğu, düzen, açıklık ve ölçülülük aranır.
- Konular tarih ve mitolojiden seçilebilir; günlük ve yerel ayrıntılar geri plandadır.
- Kahramanlar çoğunlukla soylu çevreden seçilir.
- Sanatçının kişiliğini eserde gizlemesi beklenir.
- Tiyatroda üç birlik kuralına ve türlerin ayrılığına önem verilir.
- “Sanat, sanat içindir.” anlayışı belirgindir.
| Tür | Dünya edebiyatı | Türk edebiyatına etkisi |
|---|---|---|
| Trajedi | Corneille, Racine | Abdülhak Hamit öncesi çeviri ve uyarlamalar |
| Komedi | Molière | Ahmet Vefik Paşa’nın Molière uyarlamaları |
| Fabl | La Fontaine | Şinasi ve Orhan Veli’nin çevirileri |
| Eleştiri / kuram | Boileau, La Bruyère | Şinasi’nin akılcı ve düzenli sanat anlayışı |
ROMANTİZM, REALİZM VE NATÜRALİZM
Romantizm
Romantizm, 18. yüzyılın sonlarında klasisizmin katı kurallarına ve akılcılığına tepki olarak doğmuştur. Duygu, hayal, coşku, özgürlük, birey ve millî tarih önem kazanır. Fransız İhtilali’nin özgürlük düşüncesi ile Rousseau’nun “doğaya dönüş” çağrısı akımın oluşumunu etkilemiştir.
- Akıl yerine duygu ve hayal gücü öne çıkar.
- Klasik tür kuralları ve üç birlik anlayışı reddedilir; dram gelişir.
- Sanatçı kişiliğini gizlemez, olaylara müdahale edebilir.
- İyi–kötü, güzel–çirkin, güçlü–zayıf karşıtlıklarından yararlanılır.
- Tarih, millî geçmiş, din, doğa ve uzak ülkeler konu olabilir.
- Toplum sorunlarına yönelen romantiklerde “toplum için sanat” anlayışı görülür.
- Tasvirler olayın akışını kesebilecek kadar geniş tutulabilir.
Victor Hugo, Goethe, Schiller, Puşkin, Lamartine, Chateaubriand, Alexandre Dumas, Alfred de Musset ve Lord Byron romantizmin önemli temsilcileridir. Türk edebiyatında Namık Kemal, Ahmet Mithat Efendi, Abdülhak Hamit Tarhan, Şemsettin Sami ve ilk döneminde Recaizade Mahmut Ekrem romantizmden etkilenmiştir.
Realizm
Realizm, 19. yüzyılın ikinci yarısında romantizmin aşırı duygusallığına ve idealize edilmiş kahramanlarına tepki olarak doğmuştur. Pozitivizmin ve bilimsel düşüncenin etkisiyle günlük yaşamı, insanı ve toplumu gözleme dayalı biçimde anlatır.
- Gözlem, belge ve araştırma önemlidir.
- Konu günlük hayattan; kişiler toplumun farklı katmanlarından seçilir.
- Kahramanlar olağanüstü değil, güçlü ve zayıf yönleriyle sıradan insanlardır.
- Sanatçı kişiliğini gizler; nesnel olmaya çalışır.
- Çevre betimlemeleri karakterin sosyal ve ruhsal yapısını açıklama işlevi taşır.
- Tip oluşturma ve insanı toplum içindeki ilişkileriyle ele alma yaygındır.
- Biçim güzelliği ve sağlam kurgu önemsenir.
Stendhal, Balzac, Flaubert, Gogol, Dostoyevski, Tolstoy, Çehov, Dickens ve Turgenyev realizmin başlıca temsilcileridir. Türk edebiyatında Recaizade Mahmut Ekrem, Sami Paşazade Sezai, Nabizade Nâzım, Halit Ziya Uşaklıgil, Mehmet Rauf, Yakup Kadri Karaosmanoğlu ve Refik Halit Karay gerçekçi anlatımın önemli adlarıdır.
| Ölçüt | Romantizm | Realizm |
|---|---|---|
| Temel güç | Duygu ve hayal | Gözlem ve gerçek |
| Kişiler | İyi–kötü karşıtlığıyla idealize edilebilir | Çelişkileri ve toplumsal çevresiyle verilir |
| Sanatçı | Kişiliğini ve görüşünü belli eder | Kişiliğini gizlemeye çalışır |
| Konu | Tarih, uzak ülke, olağanüstü ve millî geçmiş | Günlük yaşam ve sıradan insan |
| Betimleme | Coşku ve atmosfer kurar | Gözlem ve karakter çözümlemesine hizmet eder |
Natüralizm
Natüralizm, realizmin gözlem anlayışını deneysel yönteme ve determinizme taşıyan akımdır. Emile Zola, romancıyı laboratuvarda çalışan bilim insanına benzetir. İnsan davranışlarının soyaçekim, çevre ve toplumsal koşullar tarafından belirlendiğini savunur.
- Gözlemin yanında deneysel yöntem benimsenir.
- Determinizm, soyaçekim ve çevre etkisi temel açıklama araçlarıdır.
- İnsan, biyolojik ve toplumsal koşulların ürünü olarak ele alınır.
- Toplumun çirkin, yoksul ve karanlık yönleri de anlatılır.
- Dil, anlatılan çevrenin konuşma özelliklerine yaklaşabilir.
- Yazar kişiliğini gizler; olaylara bilimsel tarafsızlıkla yaklaşmayı amaçlar.
Emile Zola, Alphonse Daudet, Goncourt Kardeşler, Guy de Maupassant ve John Steinbeck natüralizmle ilişkilendirilen önemli adlardır. Türk edebiyatında Beşir Fuat akımın düşünsel öncüsü; Nabizade Nâzım ve Hüseyin Rahmi Gürpınar ise natüralist etkilerin belirgin olduğu yazarlardır.
PARNASİZM VE SEMBOLİZM
Parnasizm
Parnasizm, 19. yüzyılın ikinci yarısında romantizmin aşırı duygusallığına tepki olarak Fransa’da doğan şiir akımıdır. Realizmin şiirdeki karşılığı olarak görülür. Şair, dış dünyayı ressam titizliğiyle betimlerken şiirin biçimini kusursuzlaştırmaya çalışır.
- Gözlem, nesnellik ve ayrıntılı betimleme önemlidir.
- Şair kişiliğini ve duygularını geri planda tutar.
- Biçim mükemmelliği, ölçü, uyak ve sözcük işçiliği öne çıkar.
- “Sanat, sanat içindir.” anlayışı benimsenir.
- Tarih, mitoloji, uzak ülkeler, doğa ve felsefi konular işlenebilir.
- Şiir, adeta sözcüklerle yapılmış bir tablo gibi kurulur.
Théophile Gautier, Théodore de Banville, Leconte de Lisle, François Coppée ve José-Maria de Heredia parnasizmin önemli şairleridir. Türk edebiyatında Tevfik Fikret, Cenap Şahabettin ve Yahya Kemal Beyatlı parnasyen şiir anlayışından etkilenmiştir.
Sembolizm
Sembolizm, 19. yüzyılın sonlarında realizm, natüralizm ve parnasizmin dış gerçekliği nesnel biçimde anlatmasına tepki olarak ortaya çıkmıştır. Sembolistlere göre görünür dünya, duyularla sezilecek daha derin bir gerçeğin işaretidir. Şiir açıklamaz; sezdirir ve çağrıştırır.
- Anlam açıkça verilmez; sembol ve imgeyle sezdirilir.
- Şiirde musiki, ahenk ve sözcüklerin çağrışım gücü önemlidir.
- Şair dış dünyayı olduğu gibi değil, kendi ruhunda bıraktığı izlenimle verir.
- Akşam, gece, sis, gölge ve ay ışığı gibi belirsiz görüntüler sık kullanılır.
- Serbest çağrışım ve alışılmamış bağdaştırmalar görülebilir.
- “Sanat, sanat içindir.” anlayışı belirgindir.
Charles Baudelaire, Paul Verlaine, Arthur Rimbaud, Stéphane Mallarmé, Paul Valéry ve Maurice Maeterlinck sembolizmin önemli adlarıdır. Türk edebiyatında Cenap Şahabettin, Ahmet Haşim, Ahmet Hamdi Tanpınar, Ahmet Muhip Dıranas ve Cahit Sıtkı Tarancı sembolist etkiler taşır.
| Ölçüt | Parnasizm | Sembolizm |
|---|---|---|
| Gerçeklik | Dış dünya ve nesnel gözlem | Dış dünyanın ruhta uyandırdığı sezgi |
| Anlam | Belirgin, betimleyici | Kapalı, çağrışımlı |
| Biçim | Ölçü, uyak ve kusursuz işçilik | Musiki, ahenk ve imge |
| Şair | Kişiliğini gizler | Kendi izlenimini sezdirir |
| Resim / müzik | Şiiri resme yaklaştırır | Şiiri müziğe yaklaştırır |
20. YÜZYIL EDEBÎ AKIMLARI
Ekspresyonizm ve Empresyonizm
Ekspresyonizm (dışavurumculuk), dış dünyanın nesnel görünüşünden çok sanatçının iç dünyasını, kaygılarını ve ruhsal gerilimini anlatır. Gerçeklik bilinçli biçimde çarpıtılabilir; amaç görünüşün ardındaki ruhsal hakikati açığa çıkarmaktır. Franz Kafka, Georg Trakl, T. S. Eliot ve James Joyce akımla ilişkilendirilen adlardır. Türk edebiyatında Ahmet Haşim, Yedi Meşaleciler ve Cahit Sıtkı Tarancı’da dışavurumcu etkilerden söz edilir.
Empresyonizm (izlenimcilik), dış dünyanın sanatçı üzerinde bıraktığı anlık izlenimi aktarır. Nesnenin değişmez gerçeği yerine ışığa, zamana ve bakışa göre değişen görünüşü önemlidir. Paul Verlaine ve Rainer Maria Rilke bu anlayışla ilişkilendirilir; Türk şiirinde Ahmet Haşim belirgin izlenimci etkiler taşır.
Kübizm ve Fütürizm
Kübizm, nesneyi tek bakış açısından değil, farklı yönlerini aynı düzlemde birleştirerek göstermeyi amaçlar. Resimde Pablo Picasso ve Georges Braque; edebiyatta Guillaume Apollinaire ve Max Jacob öne çıkar. Şiirde sözcüklerin sayfa üzerindeki düzeni, noktalama işaretlerinin azaltılması ve parçalı bakış dikkat çeker.
Fütürizm (gelecekçilik), geçmişi ve geleneksel sanatı reddederek hız, makine, şehir, savaş, teknoloji ve hareketi yüceltir. Filippo Tommaso Marinetti akımın kurucusu; Vladimir Mayakovski önemli temsilcisidir. Türk edebiyatında Nâzım Hikmet’in ilk dönem şiirlerinde fütürist etkiler görülür.
Dadaizm ve Sürrealizm
Dadaizm, Birinci Dünya Savaşı’nın yarattığı yıkıma ve savaşın arkasındaki akılcı düzene tepki olarak doğmuştur. Tristan Tzara’nın öncülük ettiği akım; geleneksel estetik kuralları, mantıklı anlamı ve sanat kurumlarını reddeder. Rastlantı, anlamsızlık, alay ve kuralsızlık bilinçli bir başkaldırı aracıdır.
Sürrealizm (gerçeküstücülük), dadaizmin yıkıcı başkaldırısından etkilenmiş ancak bilinçaltını sanatın kurucu kaynağı hâline getirmiştir. Freud’un psikanalizinden yararlanır; rüya, çağrışım ve otomatik yazıyla aklın denetiminden kurtulmayı amaçlar. André Breton, Louis Aragon ve Paul Éluard önemli temsilcilerdir. Türk şiirinde Garip ve özellikle İkinci Yeni şairleri üzerinde gerçeküstücü etkiler görülür.
| Ölçüt | Dadaizm | Sürrealizm |
|---|---|---|
| Çıkış | Savaşa ve kurulu sanata yıkıcı tepki | Dadaist başkaldırı ve psikanaliz |
| Temel | Kuralsızlık, rastlantı, alay | Bilinçaltı, rüya, serbest çağrışım |
| Amaç | Sanat ve anlam kurumlarını sarsmak | Aklın denetimi dışındaki gerçeğe ulaşmak |
| Temsilci | Tristan Tzara, Francis Picabia, Jean Arp | André Breton, Louis Aragon, Paul Éluard |
Egzistansiyalizm ve Letrizm
Egzistansiyalizm (varoluşçuluk), “varoluş özden önce gelir” düşüncesine dayanır. İnsan önce dünyaya gelir, sonra seçimleriyle kendisini kurar; bu nedenle özgürlük aynı zamanda sorumluluk ve kaygı getirir. Yalnızlık, yabancılaşma, hiçlik, seçim ve bireysel sorumluluk temel izleklerdir. Jean-Paul Sartre, Albert Camus, Simone de Beauvoir, Franz Kafka ve André Gide akımla ilişkilendirilir. Türk edebiyatında Demir Özlü, Ferit Edgü, Orhan Duru ve Leylâ Erbil’de varoluşçu etkiler görülür.
Letrizm (harfçilik), İkinci Dünya Savaşı sonrasında Isidore Isou öncülüğünde doğmuş; sözcüğün anlamından önce harfin sesi ve görsel değerini öne çıkarmıştır. Geleneksel anlam birliğini parçalayarak harfleri bağımsız sanat malzemesi kabul eder.
EDEBÎ AKIMLARI AYIRT ETME
Anahtar Kavram ve Tepki Haritası
| Akım | Anahtar kavramlar | Öne çıkan temsilci |
|---|---|---|
| Klasisizm | Akıl, sağduyu, kural, evrensel insan | Molière, Racine |
| Romantizm | Duygu, hayal, özgürlük, karşıtlık | Victor Hugo |
| Realizm | Gözlem, belge, nesnellik, günlük yaşam | Balzac, Flaubert |
| Natüralizm | Deney, determinizm, çevre, soyaçekim | Emile Zola |
| Parnasizm | Biçim, dış dünya, betimleme, nesnellik | José-Maria de Heredia |
| Sembolizm | Sezgi, musiki, imge, kapalılık | Mallarmé, Verlaine |
| Ekspresyonizm | İç dünya, ruhsal gerilim, çarpıtma | Franz Kafka |
| Empresyonizm | Anlık duyum ve izlenim | Paul Verlaine |
| Kübizm | Çoklu bakış, parçalı yapı | Apollinaire |
| Fütürizm | Hız, makine, şehir, gelecek | Marinetti, Mayakovski |
| Dadaizm | Kuralsızlık, rastlantı, estetik yıkım | Tristan Tzara |
| Sürrealizm | Bilinçaltı, rüya, otomatik yazı | André Breton |
| Egzistansiyalizm | Özgürlük, seçim, kaygı, sorumluluk | Jean-Paul Sartre |
| Letrizm | Harf, ses, anlamın parçalanması | Isidore Isou |
