AYT BİTKİSEL DOKULAR

0
32
AYT biyoloji bitkisel dokular konu anlatımı kapağı

AYT bitkisel dokular konu anlatımı kapsamında meristem, temel, iletim ve örtü dokular; bu dokuların hücresel özellikleri, bitkideki konumları ve yapı–işlev ilişkileri birlikte işlenecektir.
AYT biyoloji konularının tamamına AYT konu anlatımı arşivinden ulaşabilirsiniz.

Bitkisel Dokulara Genel Bakış

Doku Kavramı ve Dört Ana Doku Sistemi

Doku, belirli görevleri yerine getirmek üzere yapısal ve işlevsel uyum gösteren hücre topluluğudur. Bitki organlarında dört ana doku sistemi bulunur: yeni hücreleri üreten meristem doku, organların büyük bölümünü dolduran temel doku, uzun mesafeli madde iletimini sağlayan iletim doku ve dış çevreyle sınırı oluşturan örtü doku.

Bu sınıflandırma yalnız hücrenin şekline göre yapılmaz. Bölünme yeteneği, canlılık durumu, hücre çeperinin bileşimi, organ içindeki konum ve görev birlikte değerlendirilir. Örneğin hem kollenkima hem sklerenkima destek sağlar; ancak kollenkima canlı ve esnek, sklerenkima çoğunlukla olgunlukta ölü ve daha serttir.

Örnek - 1
Bir bitki organından alınan kesitte sürekli bölünen hücreler, fotosentez yapan ince çeperli hücreler, ligninli iletim elemanları ve dış yüzeyi örten sık dizili hücreler görülüyor. Bu hücreler sırasıyla hangi doku sistemlerine aittir?

A) Temel – meristem – örtü – iletim
B) Meristem – iletim – temel – örtü
C) Örtü – temel – meristem – iletim
D) İletim – örtü – temel – meristem
E) Meristem – temel – iletim – örtü
Sürekli bölünme meristemi, fotosentez yapan ince çeperli hücreler temel dokudaki özümleme parankimasını, ligninli iletim elemanları ksilemi ve dış yüzeydeki sık hücreler örtü dokuyu gösterir.

Cevap: E

Kök ve Sürgün Sisteminde Dokuların Dağılımı

Çiçekli bir bitkinin toprak altındaki bölümü kök sistemi, gövde, dal, yaprak, çiçek ve meyveyi kapsayan toprak üstü bölümü sürgün sistemi olarak adlandırılır. Dört doku sistemi her iki organ sisteminde de farklı düzenlerde bulunabilir. Aynı doku, bulunduğu organa göre farklı görev ağırlığı kazanır.

Kökteki epidermis emici tüylerle yüzey alanını artırırken yapraktaki epidermis kütikula ve stomalarla su kaybı–gaz alışverişi dengesine katılır. Ksilem ile floem kök, gövde ve yaprakta kesintisiz bir iletim ağı oluşturur; ancak demetlerin dizilişi organa göre değişir.

Farklılaşma ve Yapı–İşlev İlişkisi

Meristem hücrelerinin bölünmesiyle oluşan yeni hücrelerin bir bölümü meristem özelliğini korur, bir bölümü ise farklılaşarak kalıcı doku hücrelerine dönüşür. Farklılaşma sırasında hücre büyüklüğü, koful, organel içeriği, çeper kalınlığı ve canlılık durumu değişebilir.

Ksilem iletim elemanlarının olgunlukta sitoplazma ve çekirdeğini kaybetmesi kesintisiz bir su yolu oluşturur. Buna karşılık kalburlu boru elemanlarının canlı kalması, organik maddelerin seçici biçimde yüklenip boşaltılmasını mümkün kılar. Bu nedenle “canlı hücre her zaman daha gelişmiştir” gibi bir çıkarım yapılamaz; hücresel özellik görevle uyumludur.

Örnek - 2
Aynı meristemden oluşan K hücresinde kloroplast ve büyük koful gelişirken L hücresinde lignin birikiyor, çekirdek ve sitoplazma kayboluyor. Buna göre en güçlü çıkarım hangisidir?

A) K ve L aynı görevi sürdürür.
B) L yeniden mitozla çoğalır.
C) K sklerenkima, L meristem hücresidir.
D) Her iki hücre de olgunlukta canlı kalmak zorundadır.
E) K özümleme parankimasına, L ksilem elemanına farklılaşmış olabilir.
Kloroplast ve büyük koful yaşayan parankima hücresine; ligninleşme ve protoplast kaybı ise ksilem iletim elemanına uyumludur. Aynı kökenden gelmeleri aynı son görevi yapacakları anlamına gelmez.

Cevap: E

Meristem Doku ve Bitkide Büyüme

Meristem Hücrelerinin Yapısal Özellikleri

Meristem hücreleri küçük, ince birincil çeperli, yoğun sitoplazmalı ve büyük çekirdeklidir. Kofulları az sayıda ve küçüktür; hücreler arasında belirgin boşluk bulunmaz. Genellikle kloroplast taşımazlar. Yüksek metabolik etkinlikleri ve mitoz yetenekleriyle yeni hücrelerin kaynağını oluştururlar.

Bölünme sonrasında oluşan hücrelerden bazıları meristem havuzunda kalır, diğerleri uzayıp farklılaşır. Böylece bitki yaşamı boyunca yeni organ ve dokular oluşturabilir. Bu büyüme biçimi, hayvanlardaki çoğu dokudan farklı olarak belirli bölgelerde süren belirsiz büyüme olanağı sağlar.

Meristem hücresi ile farklılaşmış bitki hücresinin karşılaştırılması
Meristem hücreleri küçük, yoğun sitoplazmalı ve küçük kofulludur; farklılaşma sırasında hücre büyür ve büyük merkezi koful gelişebilir.
Örnek - 3
Bir araştırmacı kök ucundan aldığı K ve L hücrelerini karşılaştırıyor. K’da büyük çekirdek, yoğun sitoplazma ve küçük kofullar; L’de büyük merkezi koful ve belirgin farklılaşma görülüyor. Hangisi doğrudur?

A) K’nın bölünme olasılığı L’den yüksektir.
B) L kesinlikle ölüdür.
C) K’da hücreler arası boşluk çok fazladır.
D) L mutlaka ksilem elemanıdır.
E) K olgunluk bölgesinden alınmıştır.
K’nın özellikleri meristem hücresine uygundur. L farklılaşmış bir hücredir; hangi dokuya ait olduğu ek veri olmadan belirlenemez.

Cevap: A

Apikal Meristem ve Primer Büyüme

Kök ve sürgün uçlarında bulunan apikal meristem, bitkinin boyuna uzamasını sağlayan primer büyümenin temel kaynağıdır. Kökün toprağın yeni bölgelerine ilerlemesi, sürgünün ışığa doğru uzaması ve genç primer dokuların oluşması bu etkinliğe bağlıdır.

Kök apikal meristemi kaliptra tarafından, sürgün apikal meristemi ise genç yaprak taslakları tarafından korunur. Primer büyüme yalnız “boyun artması” değildir; apikal meristemin ürettiği hücrelerin uzaması ve primer dokulara farklılaşması birlikte gerçekleşir.

Kök Ucundaki Büyüme Bölgeleri

Kök ucunda dıştan geriye doğru kaliptra, hücre bölünme bölgesi, uzama bölgesi ve farklılaşma–olgunlaşma bölgesi ayırt edilir. Kaliptra toprağın mekanik etkisine karşı meristemi korur ve kökün ilerlemesini kolaylaştıran salgılar üretir. Zedelendiğinde apikal meristemin ürettiği hücrelerle yenilenebilir.

Bölünme bölgesinde yeni hücreler oluşur. Uzama bölgesinde bu hücrelerin boyu artarak kökün uzunluğuna en büyük katkı sağlanır. Farklılaşma bölgesinde hücreler epidermis, temel ve iletim doku gibi kimlikler kazanır; emici tüyler bu bölgede görülür.

Kök ucunda kaliptra bölünme uzama ve farklılaşma bölgeleri
Kökün ilerleme yönündeki kaliptra meristemi korur; hücreler geriye doğru bölünme, uzama ve farklılaşma sırasını izler.
Örnek - 4
Kök ucundaki bölünme bölgesi seçici olarak ışınlanarak mitoz yapamaz hâle getiriliyor; mevcut hücrelerin uzaması bir süre devam ediyor. İlk olarak hangisi beklenir?

A) Kaliptranın anında kaybolması
B) Emici tüylerin bölünme bölgesinde artması
C) Sekonder ksilemin dışa doğru oluşması
D) Yeni hücre üretiminin durması, kök uzamasının kısa süre sonra yavaşlaması
E) Floemde taşımanın yön değiştirmesi
Bölünme bölgesi yeni hücre kaynağıdır. Var olan hücreler kısa süre uzayabilse de yeni hücre gelmeyince kökün uzaması giderek durur.

Cevap: D

Örnek - 5
K L M N harfleriyle gösterilmiş kök ucu büyüme bölgeleri

Görselde K, L, M ve N ile gösterilen kök bölgeleri için hangi eşleştirme doğrudur?

A) K emici tüy; L uzama; M bölünme; N kaliptra
B) K bölünme; L kaliptra; M farklılaşma; N uzama
C) K uzama; L farklılaşma; M kaliptra; N bölünme
D) K kaliptra; L uzama; M bölünme; N farklılaşma
E) K kaliptra; L bölünme; M uzama; N farklılaşma
Kök ucundan geriye doğru kaliptra, bölünme, uzama ve farklılaşma bölgeleri sıralanır. Emici tüyler farklılaşma bölgesindedir.

Cevap: E

Lateral Meristem ve Sekonder Büyüme

Lateral meristemler kök ve gövde boyunca silindirler hâlinde uzanır; organın enine kalınlaşmasını sağlayan sekonder büyümeyi gerçekleştirir. Vasküler kambiyum sekonder iletim dokularını, mantar kambiyumu ise peridermin önemli bileşenlerini üretir.

Tipik sekonder büyüme odunsu çift çeneklilerde ve açık tohumlularda belirgindir. Birçok tek çeneklide klasik vasküler kambiyum bulunmaz; ancak bu durum “bütün otsu bitkiler yalnız primer büyür” biçiminde mutlak bir kurala dönüştürülemez. Bazı otsu çift çenekliler sınırlı sekonder büyüme gösterebilir.

Apikal ve lateral meristemin oluşturduğu primer ve sekonder büyüme
Apikal meristem uzunluğu, lateral meristem kök ve gövdenin çapını artırır.
Örnek - 6
Aynı tür iki genç bitkiden K’nın apikal meristemleri, L’nin vasküler kambiyumu seçici olarak etkisizleştiriliyor. Bir süre sonra beklenen temel fark hangisidir?

A) K’da boyuna, L’de enine büyüme daha doğrudan aksar.
B) K’da yalnız floem, L’de yalnız epidermis oluşmaz.
C) Her ikisinde de yalnız kök tüyleri kaybolur.
D) K’da yaş halkaları artar, L’de sürgün uzaması tamamen durur.
E) Her iki uygulama aynı meristemi etkiler.
Apikal meristem primer/uzunlamasına büyümeyi, vasküler kambiyum sekonder/enine büyümeyi sağlar.

Cevap: A

Vasküler Kambiyum ve Mantar Kambiyumu

Vasküler kambiyum bölündükçe içe doğru sekonder ksilem, dışa doğru sekonder floem oluşturur. Sekonder ksilem tabakalarının yıllar boyunca birikmesi odun dokusunun büyük bölümünü meydana getirir. Daha dıştaki floem tabakaları basınç altında kalabilir ve zamanla ezilebilir.

Mantar kambiyumu dışa doğru süberinli mantar hücreleri üretir; iç yönde parankimatik hücreler oluşturabilir. Sekonder büyüme sırasında epidermis gerilmeye dayanamayarak parçalanır ve yerini periderm alır. İki kambiyum da lateral meristemdir, ancak ürünleri ve konumları farklıdır.

Vasküler kambiyumun içe ksilem dışa floem oluşturması
Vasküler kambiyumun iki yönlü hücre üretimi gövdede odun ve soymuk bölgelerini kalınlaştırır.
Örnek - 7
Gövde enine kesitinde kambiyum halkasının iç yüzüne işaret konuyor. Üç yıl sonra işaretin bulunduğu tarafta en fazla birikmesi beklenen doku hangisidir?

A) Primer epidermis
B) Kaliptra
C) Sünger parankiması
D) Sekonder ksilem
E) Stoma bekçi hücreleri
Vasküler kambiyum içe doğru sekonder ksilem üretir. Yıllık birikimin büyük bölümü odun dokusunu oluşturan bu tabakalardır.

Cevap: D

Örnek - 8
Kambiyumun iç ve dış yönünde K ve L ile gösterilen yeni dokular

Görselde K ve L yönlerinde oluşan yeni dokular gösterilmiştir. Kambiyum iki doku arasında halka oluşturduğuna göre K ve L hangileridir?

A) K sekonder floem, L sekonder ksilem
B) K periderm, L epidermis
C) K sekonder ksilem, L sekonder floem
D) K primer ksilem, L kaliptra
E) K kollenkima, L sklerenkima
K içe doğru biriken sekonder ksilemi, L dışa doğru üretilen sekonder floemi gösterir.

Cevap: C

Primer ve Sekonder Meristemlerin Kökeni

Primer meristemler embriyodan beri bölünme yeteneğini koruyan hücrelerden gelişir ve primer büyümeyi sağlar. Sekonder meristemler ise farklılaşmış bazı canlı hücrelerin yeniden bölünme yeteneği kazanmasıyla oluşabilir; vasküler kambiyum ve mantar kambiyumu bu gruptadır.

Parankima hücrelerinin yaralanma veya hormon sinyalleri altında yeniden hücre döngüsüne girebilmesi, bitkilerin yara onarımı ve vejetatif çoğalma kapasitesine katkı sağlar. Fakat her olgun bitki hücresi aynı kolaylıkla meristem özelliği kazanmaz.

Yaş Halkaları ve Mevsimsel Büyüme

Ilıman bölgelerde ilkbaharda su ve büyüme koşulları elverişli olduğunda kambiyum geniş lümenli, daha ince çeperli ksilem elemanları üretir; bu bölüm açık renkli ilkbahar odunu görünümü verir. Büyüme mevsiminin sonlarına doğru daha küçük lümenli, kalın çeperli elemanların oluşturduğu koyu sonbahar odunu gelişir.

Bir açık ve bir koyu bölüm birlikte yaklaşık bir yıllık büyümeyi temsil eder. Halka genişliği yalnız yaşa değil, yağış, sıcaklık, ışık, besin, rekabet, hastalık ve zararlı etkilerine bağlıdır. Bu yüzden dar halka tek başına belirli bir çevresel nedeni kanıtlamaz; yalnız büyümenin sınırlı olduğunu gösterir.

Ağaç gövdesinde ilkbahar ve sonbahar odunundan oluşan yıllık halkalar
Geniş açık ilkbahar odunu ile daha koyu sonbahar odunu birlikte bir büyüme yılını oluşturur.
Örnek - 9
Aynı ağacın ardışık yıllarına ait halkalardan 2022 halkası belirgin biçimde dardır. Yalnız bu gözleme dayanarak hangisi kesin söylenebilir?

A) 2022’de yağış hiç olmamıştır.
B) 2022’de yalnız azot eksikliği yaşanmıştır.
C) 2022 büyüme döneminde sekonder ksilem üretimi görece sınırlı kalmıştır.
D) Ağaç 2022’de fotosentez yapmamıştır.
E) Kambiyum tamamen ölmüştür.
Dar halka o yıl sekonder ksilem birikiminin az olduğunu gösterir. Bunun tek bir nedeni olduğu, yalnız halka genişliğinden belirlenemez.

Cevap: C

Örnek - 10
P R S yıllarında farklı genişlik gösteren ağaç yaş halkaları

Görselde P, R ve S yıllarına ait halka genişlikleri verilmiştir. Diğer değişkenler bilinmiyorsa en güvenli yorum hangisidir?

A) P yılında kesinlikle kuraklık olmuştur.
B) R yılında kambiyum hiç çalışmamıştır.
C) S yılında ağaç diğer yıllardan daha gençtir.
D) R yılındaki sekonder ksilem artışı P ve S’den fazladır.
E) Halka genişliği yaşla ilişkisizdir.
R halkası en geniş olduğundan o büyüme dönemindeki sekonder ksilem üretimi daha fazladır. Çevresel neden ise ek veri olmadan belirlenemez.

Cevap: D

Temel Doku ve Parankima

Temel Dokunun Konumu ve Görevleri

Temel doku epidermis ile iletim demetleri arasındaki hacmin büyük bölümünü doldurur. Fotosentez, depolama, havalandırma, kısa mesafeli iletim ve mekanik destek görevleri üstlenir. Parankima, kollenkima ve sklerenkima temel dokunun başlıca hücre gruplarıdır.

Temel doku “tek tip dolgu” değildir. Aynı organda farklı temel doku hücreleri birlikte bulunabilir: yaprakta parankima fotosentez yaparken damar çevresindeki sklerenkima destek sağlayabilir, genç yaprak sapındaki kollenkima bükülmeye direnç oluşturabilir.

Parankima Hücreleri ve Yeniden Bölünme Potansiyeli

Parankima hücreleri çoğunlukla canlı, ince birincil çeperli, büyük kofullu ve metabolik olarak etkin hücrelerdir. Bitkinin kök, gövde, yaprak, meyve ve tohumlarında bulunabilir. Görevine göre kloroplast, nişasta tanesi ya da geniş hava boşlukları gibi özellikler kazanır.

Bazı parankima hücreleri yaralanma sonrasında farklılaşma derecesini azaltıp yeniden bölünebilir. Yara dokusu oluşumu ve kültür ortamında kallus gelişimi bu esnekliğe dayanır. Bu özellik parankimayı sürekli bölünen meristemle özdeş yapmaz; normal koşulda hücre döngüsüne girmesi sınırlıdır.

Örnek - 11
Olgun gövdede yaralanma sonrası çevredeki canlı, ince çeperli hücrelerin mitozla çoğalıp yarayı kapattığı görülüyor. Bu gözlem en çok hangi doku özelliğini destekler?

A) Sklerenkimanın çekirdeğini yeniden oluşturmasını
B) Ksilem trakesinin canlı kalmasını
C) Kütikulanın mitoz yapmasını
D) Kalburlu borunun ligninleşmesini
E) Parankimanın uygun sinyallerle yeniden bölünme yeteneği kazanabilmesini
Canlı parankima hücreleri yaralanma ve hormonal sinyaller altında yeniden hücre döngüsüne girebilir. Olgun ksilem ve sklerenkima elemanları için bu beklenmez.

Cevap: E

Özümleme Parankiması: Palizat ve Sünger

Yaprak mezofilindeki palizat parankiması üst epidermisin altında sık dizili, uzun hücrelerden oluşur ve çok sayıda kloroplast taşır. Sünger parankiması daha düzensiz dizilir; geniş hücreler arası boşlukları gazların yaprak içinde yayılmasını kolaylaştırır.

Her iki doku da fotosentez yapabilir. Tipik bir kara bitkisi yaprağında birim hacimdeki kloroplast yoğunluğu ve ışığa yakınlık nedeniyle palizat parankimasının fotosentez kapasitesi daha yüksektir. Sünger parankimasının boşluklu yapısı ise gaz alışverişine uyumdur.

Yaprak enine kesitinde palizat ve sünger parankiması
Palizat hücreleri sık ve kloroplastça zengin; sünger parankiması ise geniş hücreler arası boşlukludur.
Örnek - 12
Bir yaprağın yalnız sünger parankimasındaki hücreler arası boşluklar yapay olarak sıvıyla dolduruluyor; hücreler canlı kalıyor. İlk olarak hangi süreç daha doğrudan sınırlanır?

A) Kambiyumun sekonder ksilem üretmesi
B) Kök emici tüylerinin oluşması
C) Kaliptranın yenilenmesi
D) Yaprak içindeki gazların difüzyonu
E) Floem elemanlarının çekirdeğini kaybetmesi
Sünger parankimasının geniş boşlukları CO₂, O₂ ve su buharının yaprak içindeki difüzyon yoludur. Boşlukların sıvıyla dolması gaz hareketini zorlaştırır.

Cevap: D

Depo, Havalandırma ve İletim Parankiması

Depo parankiması kök, gövde, tohum ve meyvede nişasta, protein, yağ ya da su depolayabilir. Patatesin yumrusunda nişasta, yağlı tohumlarda lipit ve sukkulent gövdelerde su depolanması aynı temel hücre tipinin farklılaşmış işlevleridir.

Havalandırma parankiması özellikle sucul ve bataklık bitkilerinde geniş hava boşluklarıyla gazların iç dokulara taşınmasına ve kaldırma kuvvetine katkı sağlar. İletim parankiması ise iletim demetleriyle çevre dokular arasındaki kısa mesafeli madde alışverişine aracılık eder.

Örnek - 13
Bataklık ortamındaki bir bitkinin kök korteksinde geniş ve bağlantılı hava boşluklarının gelişmesi en doğrudan hangi avantajı sağlar?

A) Kök hücrelerine gaz iletimini kolaylaştırma
B) Kambiyumu epidermise dönüştürme
C) Ksilemi canlı hâle getirme
D) Kütikulayı kalınlaştırma
E) Kalburlu borulara lignin ekleme
Oksijence fakir, suya doymuş toprakta havalandırma parankiması sürgünden veya yüzeyden gelen gazların iç dokulara yayılmasını kolaylaştırır.

Cevap: A

Örnek - 14
Aynı bitkide K hücreleri nişasta tanesi, L hücreleri çok sayıda kloroplast, M hücreleri geniş hava boşluklarıyla çevrilidir. K, L ve M sırasıyla hangileridir?

A) Depo – özümleme – havalandırma parankiması
B) Kollenkima – ksilem – floem
C) Özümleme – depo – sklerenkima
D) Havalandırma – iletim – depo parankiması
E) Depo – kollenkima – özümleme parankiması
Nişasta depolama parankimasını, kloroplast özümleme parankimasını, geniş hava boşlukları havalandırma parankimasını gösterir.

Cevap: A

Temel Doku Hücrelerinin Karşılaştırılması

Parankima genellikle ince çeperli ve çok işlevli; kollenkima düzensiz selüloz–pektin kalınlaşmalı ve esnek; sklerenkima ise ligninli kalın ikincil çeperli ve serttir. Canlılık bakımından parankima ile kollenkima olgunlukta canlı, sklerenkima elemanlarının çoğu olgunlukta ölüdür.

Parankima kollenkima ve sklerenkima hücre çeperlerinin karşılaştırılması
İnce parankima çeperi, düzensiz kalınlaşmış kollenkima çeperi ve ligninli sklerenkima çeperi farklı görevlerle uyumludur.

Destek Dokuları

Kollenkimanın Canlı ve Esnek Desteği

Kollenkima, uzaması süren genç gövde, yaprak sapı ve çiçek sapı gibi organlarda destek sağlar. Hücreleri canlıdır; birincil çeperlerinde selüloz ve pektin düzensiz biçimde birikir. Kalınlaşmamış çeper bölgeleri dokunun esneyip bükülebilmesine izin verir.

Kollenkimanın desteği özellikle büyümeyi engellemeden mekanik dayanıklılık sağlaması bakımından önemlidir. Rüzgârla eğilen genç bir sapın kırılmadan eski konumuna dönebilmesi bu esnek yapı ile ilişkilidir.

Köşe ve Levha Kollenkiması

Çeper kalınlaşması komşu hücrelerin köşelerinde belirginse köşe kollenkiması, teğetsel çeperlerde tabakalar hâlindeyse levha kollenkiması adını alır. Her ikisinde de kalınlaşmanın temel bileşenleri selüloz ve pektindir; lignin baskın değildir.

Kollenkima tipini belirlemek için yalnız doku konumuna değil, kesitte kalınlaşmanın dağılımına bakılır. Hücrelerin canlı olması ve düzensiz birincil çeper kalınlaşması ortak özelliktir.

Sklerenkimanın Ligninli ve Sert Desteği

Sklerenkima hücreleri kalın, çoğunlukla ligninleşmiş ikincil çeperleriyle sert mekanik destek sağlar. Birçok sklerenkima hücresi olgunlaşırken protoplastını kaybeder; geride dar lümenli, dayanıklı hücre çeperi kalır.

Lignin su geçişini azaltır, basınca ve çökmeye karşı direnç kazandırır. Bu nedenle sklerenkima yaşlı, büyümesini büyük ölçüde tamamlamış organlarda ve iletim demetlerinin çevresinde sık görülür.

Lifler, Taş Hücreleri ve Kollenkima–Sklerenkima Ayrımı

Uzun ve sivri sklerenkima lifleri keten ve kenevir gibi bitkilerde çekme dayanımı sağlar. Daha kısa ve düzensiz sklereidler ya da taş hücreleri armut etindeki pütürlü dokuda, sert tohum ve meyve kabuklarında bulunabilir.

Kollenkima büyüyen organı esnekçe destekler; sklerenkima sertlik ve yüksek dayanım sağlar. Hücre canlılığı, lignin varlığı ve çeper kalınlaşmasının düzeni bu iki dokuyu ayıran temel ölçütlerdir.

Örnek - 15
Genç yaprak sapından alınan K dokusu canlı ve köşeleri kalınlaşmış hücrelerden, ceviz kabuğundaki L dokusu ligninli ve olgunlukta ölü hücrelerden oluşuyor. K ve L için hangisi doğrudur?

A) K sklerenkima, L kollenkimadır.
B) Her ikisi de yalnız depo yapar.
C) K’da lignin, L’de yalnız pektin baskındır.
D) Her ikisi de sürekli mitoz geçirir.
E) K esnek destek, L sert destek sağlar.
K kollenkima, L sklerenkimadır. Kollenkima canlı ve esnek; sklerenkima ligninli ve sert destek dokusudur.

Cevap: E

Örnek - 16
K L M ile gösterilen farklı bitkisel hücre çeperi kalınlaşmaları

Görseldeki K, L ve M hücre gruplarından K ince çeperli, L köşelerde düzensiz kalınlaşmış, M ligninli çok kalın çeperlidir. Doğru eşleştirme hangisidir?

A) K parankima, L kollenkima, M sklerenkima
B) K kollenkima, L parankima, M ksilem
C) K sklerenkima, L kollenkima, M parankima
D) K epidermis, L floem, M meristem
E) K parankima, L sklerenkima, M kollenkima
İnce çeper parankimaya, köşelerde selüloz–pektin kalınlaşması kollenkimaya, ligninli kalın ikincil çeper sklerenkimaya özgüdür.

Cevap: A

İletim Doku

İletim Demetlerinin Genel Düzeni

İletim doku ksilem ve floemden oluşur. Bu dokular kökten yaprağa kadar devam eden demetler hâlinde düzenlenir; su, mineral ve organik maddelerin uzun mesafeli taşınmasını sağlar. Ligninli elemanlar ve destek hücreleri, bitkinin dik durmasına da katkıda bulunur.

Kök, gövde ve yaprakta ksilem–floem konumları aynı değildir. Tipik çift çenekli gövdede ksilem içte, floem dışta ve aralarında kambiyum bulunur. Kök ve yaprak kesitlerinde demetlerin biçimi değişebilir; organ tanımında tek bir hücreye değil bütün dizilişe bakılır.

Ksilem Elemanları: Trake ve Trakeit

Trakeitler uzun, dar, uçları sivri ve geçitli hücrelerdir. Trake elemanları daha kısa ve geniştir; uç çeperleri büyük ölçüde eriyerek üst üste dizilen kesintisiz borular oluşturur. Her ikisi de olgunlukta çoğunlukla ölü ve ligninli iletim elemanlarıdır.

Çeperlerdeki geçitler suyun yanal hareketine izin verir. Ligninleşme, su sütununun oluşturduğu gerilim altında boruların içe çökmesini önler. Ksilemde ayrıca canlı parankima ve destek sağlayan lifler bulunabilir; bu nedenle “ksilemin bütün hücreleri ölüdür” ifadesi doğru değildir.

Ksilemde Yapı–İşlev İlişkisi

Olgun trake ve trakeitlerin protoplastını kaybetmesi akışa direnç oluşturan hücre içeriğini ortadan kaldırır. Kalın ligninli çeper mekanik dayanım sağlar, geniş lümen su ve mineraller için yol oluşturur. Taşıma çoğunlukla kökten sürgüne doğrudur; ayrıntılı mekanizma bir sonraki konuda ele alınır.

Ksilem elemanlarının oluşumu programlı hücre ölümüyle tamamlanır. Bu nedenle metabolik zehir doğrudan olgun trake içinde ATP üretimini durduramaz; ancak kökün canlı hücrelerini ve su alımını etkileyerek taşımayı dolaylı biçimde azaltabilir.

Örnek - 17
Olgun bir trake elemanına yalnız çekirdek faaliyetini durduran bir madde uygulanıyor. Neden doğrudan bir etki beklenmez?

A) Trake çekirdeğini floeme taşır.
B) Trake yalnız organik besin taşır.
C) Trake hücresi sürekli mitoz geçirir.
D) Olgun trake zaten çekirdek ve sitoplazmasını kaybetmiştir.
E) Lignin çekirdek görevi yapar.
Olgun trake elemanı protoplastını kaybetmiş ölü bir iletim hücresidir. Taşıma borunun fiziksel yapısına ve çevredeki canlı dokuların oluşturduğu koşullara bağlıdır.

Cevap: D

Floem Elemanları: Kalburlu Boru ve Arkadaş Hücresi

Kalburlu boru elemanları üst üste dizilir; uç çeperlerindeki gözenekli kalburlu plaklar hücreler arası madde geçişine izin verir. Olgun hücre canlı ve sitoplazmalıdır fakat çekirdeğini ve bazı organellerini kaybeder. Bu sadeleşme iletim için alan açar.

Her kalburlu boru elemanına yakın arkadaş hücresi çekirdekli, yoğun sitoplazmalı ve metabolik olarak aktiftir. Plazmodesmalarla kalburlu boruya bağlanır; protein sentezi ve yükleme–boşaltma süreçlerinde destek verir. İki hücre çoğunlukla aynı ana hücrenin bölünmesinden oluşur.

Floemde Yapı–İşlev İlişkisi

Floem fotosentez ürünleri başta olmak üzere organik maddeleri kaynak bölgelerden tüketim veya depolama bölgelerine taşır. Aynı bitkide farklı kalburlu borularda taşınma yönü farklı olabilir; bu nedenle floem için “yalnız aşağı taşır” denemez. Tek bir kalburlu borudaki net akış ise belirli anda baskın bir yöndedir.

Floemin canlı hücre düzeni metabolik süreçlere duyarlıdır. Arkadaş hücresinin ATP üretiminin engellenmesi, kalburlu boru elemanı canlı kalsa bile yükleme ve boşaltma kapasitesini azaltabilir.

Ksilem–Floem Karşılaştırması

Ksilemin başlıca iletim elemanları olgunlukta ölü, ligninli ve geniş lümenlidir; su–mineral taşınmasına ve desteğe uyumludur. Floemin kalburlu boru elemanları canlı fakat çekirdeksiz, arkadaş hücreleri canlı ve çekirdeklidir; organik madde taşınmasına uyumludur.

Ksilem trake trakeitleri ile floem kalburlu boru ve arkadaş hücresinin karşılaştırılması
Ksilemde ligninli boş iletim yolu, floemde kalburlu plaklarla bağlı canlı hücreler bulunur.
Dikkat
“Ksilemin bütün hücreleri ölü, floemin bütün hücreleri canlıdır” biçimindeki ezber eksiktir. Ksilem parankiması canlı olabilir; floem lifleri olgunlukta ölü olabilir. Karşılaştırma yapılırken özellikle iletim elemanları olan trake–trakeit ile kalburlu boru–arkadaş hücresi esas alınmalıdır.
Örnek - 18
Bir iletim demetinde K hücreleri ligninli ve olgunlukta ölü, L hücreleri canlı fakat çekirdeksiz, M hücreleri canlı ve çekirdeklidir. K, L ve M sırasıyla hangileridir?

A) Kalburlu boru – trake – arkadaş hücresi
B) Trake – kalburlu boru – arkadaş hücresi
C) Trakeit – arkadaş hücresi – kalburlu boru
D) Sklerenkima – trake – epidermis
E) Kollenkima – floem lifi – trake
K ksilem trakesi, L kalburlu boru elemanı, M arkadaş hücresidir. Canlılık ve çekirdek durumu ayırıcıdır.

Cevap: B

Örnek - 28
Bir öğrenci “çekirdeksiz bütün bitki hücreleri ölüdür” diyor. Aşağıdaki hücrelerden hangisi bu genellemeyi doğrudan çürütür?

A) Olgun trake elemanı
B) Sklerenkima lifi
C) Kalburlu boru elemanı
D) Taş hücresi
E) Olgun trakeit
Kalburlu boru elemanı çekirdeksiz olmasına rağmen canlıdır ve arkadaş hücresinin metabolik desteğiyle işlev görür. Diğer seçeneklerdeki hücreler olgunlukta ölüdür.

Cevap: C

Örnek - 19
K L M ile gösterilen çift çenekli gövde iletim demeti kesiti

Görseldeki çift çenekli gövde demetinde K dışta, L arada, M içte gösterilmiştir. Doğru eşleştirme hangisidir?

A) K ksilem, L floem, M kambiyum
B) K floem, L kambiyum, M ksilem
C) K kambiyum, L ksilem, M floem
D) K epidermis, L kaliptra, M periderm
E) K sklerenkima, L parankima, M epidermis
Tipik açık kollateral demette floem dışta, kambiyum arada, ksilem içtedir.

Cevap: B

Örnek - 20
Gövde çevresinde floem halkası çıkarılmış fakat ksilemi korunmuş deney düzeneği

Bir gövdede yalnız floem halkası kesintiye uğratılıyor, ksilem büyük ölçüde korunuyor. İlk dönemde en olası sonuç hangisidir?

A) Yapraklara su ulaşması anında tamamen durur.
B) Kökten yaprağa mineral taşınması artar ve organik taşıma değişmez.
C) Organik maddelerin kesinin altına taşınması aksar; su iletimi kısa süre devam edebilir.
D) Bütün trake elemanları çekirdek kazanır.
E) Kambiyum kaliptraya dönüşür.
Floem kesisi organik madde taşınmasını, özellikle kaynak yapraklardan kesinin altındaki dokulara akışı bozar. Ksilem korunduğundan su iletimi başlangıçta sürebilir.

Cevap: C

Epidermis ve Epidermal Türevler

Epidermisin Yapısı ve Kütikula

Epidermis genç kök, gövde ve yaprakların dışını genellikle tek sıra, sık dizilmiş canlı hücrelerle örter. Hücreler arası boşluğun az olması fiziksel bariyer oluşturur. Bekçi hücreleri dışında epidermis hücreleri çoğunlukla kloroplast taşımaz.

Toprak üstü organlarda epidermisin dış yüzeyine salgılanan kutin, mumsu kütikula tabakasını oluşturur. Kütikula kontrolsüz su kaybını ve patojen girişini azaltır. Kök epidermisinde su–mineral alımını engellememek için kütikula bulunmaz ya da çok incedir; kurak ortam yapraklarında ise genellikle daha kalındır.

Örnek - 21
Aynı bitkinin kök emici bölgesi ile yaprak üst epidermisi karşılaştırılıyor. Yaprakta kütikulanın daha belirgin olmasının temel nedeni hangisidir?

A) Kökte fotosentezi artırmak
B) Yaprakta kontrolsüz su kaybını azaltırken kökte su emilimini engellememek
C) Yaprak epidermisini ksileme dönüştürmek
D) Kökte lignin sentezini durdurmak
E) Yaprakta mitozu hızlandırmak
Toprak üstündeki yaprakta kütikula su kaybını azaltır. Kökte kalın kütikula su ve mineral alımına engel olurdu.

Cevap: B

Stomanın Doku Kökeni ve Bekçi Hücreleri

Stoma, epidermisten farklılaşan iki bekçi hücresi ile aralarındaki açıklıktan oluşur. Bekçi hücreleri kloroplast taşımasıyla sıradan epidermis hücrelerinden ayrılır. Açıklık gaz alışverişi ve terleme için kontrollü bir geçittir.

Bu yazıda stomanın doku kökeni ve ayırt edici yapısı önemlidir. Bekçi hücrelerinin turgor değişimiyle açılıp kapanma mekanizması ve çevresel düzenlenmesi sonraki bitki beslenmesi konusunda ayrıntılandırılacaktır.

Hidatot ve Epidermis Tüyleri

Hidatot genellikle yaprak ucu veya kenarında bulunur; kök basıncının yüksek, terlemenin düşük olduğu koşullarda su ve çözünmüş minerallerin damla hâlinde dışarı verilmesine gutasyon aracılık eder. Stoma gibi bekçi hücreleriyle açılıp kapanmaz.

Epidermis tüyleri tek ya da çok hücreli olabilir. Kök tüyleri emilim yüzeyini artırır; yaprak ve gövde tüyleri su kaybını azaltabilir, savunma ya da salgı görevi yapabilir, bazı tüyler tutunmaya yardım eder. İşlev, tüyün yapısına ve bulunduğu organa bağlıdır.

Örnek - 22
Bir yaprak yapısının epidermisten farklılaştığı, sıvı su ve mineral attığı, fakat aktif açılıp kapanmadığı belirleniyor. Bu yapı hangisidir?

A) Stoma
B) Hidatot
C) Lentisel
D) Emergens
E) Kollenkima
Sıvı su ve mineralin gutasyonla atılması hidatodun görevidir. Hidatot stoma gibi aktif açılıp kapanmaz.

Cevap: B

Emergens ve Örtü Doku Türevlerinin Ayrımı

Emergens, yalnız epidermisten oluşan basit bir tüy değildir; epidermisle birlikte altındaki parankima ve bazen iletim dokusunun katıldığı çok dokulu bir çıkıntıdır. Gülün sivri çıkıntıları bu yapıya örnek verilir ve gerçek dal dikeniyle karıştırılmamalıdır.

Stoma, hidatot ve tüy epidermis kökenli yapılardır. Emergens daha derin doku katılımı taşıdığı için koparıldığında yüzeyin altındaki dokulardan da ayrılır. Yapıların tümü dış yüzeyle ilişkili olsa da kökenleri ve görevleri aynı değildir.

Stoma hidatot epidermis tüyü emergens ve lentisel karşılaştırması
Örtü yapıları köken, hücresel düzen ve açılıp kapanma özellikleri bakımından ayrılır.
Örnek - 23
Gül gövdesindeki sivri bir çıkıntının kesitinde epidermis, parankima ve iletim elemanları birlikte görülüyor. Bu bulgu yapının hangi adla anılmasını destekler?

A) Kök tüyü
B) Stoma
C) Emergens
D) Hidatot
E) Kaliptra
Birden fazla doku sisteminin katıldığı yüzey çıkıntısı emergenstir. Basit epidermis tüyü yalnız epidermal kökenlidir.

Cevap: C

Periderm ve Lentisel

Sekonder Büyümede Epidermisin Yerini Peridermin Alması

Kök ve gövde sekonder büyümeyle kalınlaştığında epidermis yeni çevre uzunluğuna yetişemez; gerilir, parçalanır ve koruyucu işlevini kaybeder. Bunun yerine mantar kambiyumunun etkinliğiyle periderm gelişir.

Periderm; mantar kambiyumu, dışta üretilen mantar doku ve iç yöndeki parankimatik tabakalarla ilişkilidir. Böylece yaşlı odunsu organların yüzeyinde epidermisten farklı, sekonder bir örtü sistemi oluşur.

Mantar Doku, Süberin ve Koruma

Mantar hücrelerinin çeperinde biriken süberin, su ve gaz geçişini büyük ölçüde azaltır. Olgun mantar hücrelerinin çoğu ölür; iç dokuları su kaybı, sıcaklık değişimi, mekanik etkiler ve patojenlere karşı koruyan dayanıklı bir tabaka oluşturur.

Süberinli tabakanın geçirimsizliği koruyucudur fakat canlı iç dokuların gaz alışverişi gereksinimini ortadan kaldırmaz. Bu gereksinim peridermdeki lentisellerle karşılanır.

Lentisel ve Stoma–Hidatot–Lentisel Ayrımı

Lentisel, peridermde gevşek dizilmiş tamamlayıcı hücrelerin oluşturduğu gaz alışveriş bölgesidir. Bekçi hücreleri bulunmadığından stoma gibi düzenli biçimde açılıp kapanmaz. Yapının tamamını “cansız” diye nitelemek doğru değildir; ayırıcı özellik kontrol edilebilir bir gözenek olmamasıdır.

Stoma çoğunlukla yaprak ve genç gövdede, hidatot yaprak kenar ve uçlarında, lentisel ise peridermli odunsu organlarda bulunur. Stoma gaz ve su buharı, hidatot sıvı su–mineral, lentisel ise çoğunlukla gaz alışverişiyle ilişkilidir.

Dikkat
Lentisel, “ölü olduğu için açılıp kapanmayan bir delik” biçiminde ezberlenmemelidir. Gevşek tamamlayıcı hücrelerden oluşur; stoma bekçi hücreleri gibi etkin bir açma–kapama mekanizması yoktur. Ayrıca bütün otsu bitkilerin sekonder büyüme göstermediği biçimindeki mutlak genelleme de doğru değildir.
Örnek - 24
K L M ile gösterilen stoma hidatot ve lentisel yapıları

Görselde K yaprak yüzeyinde iki bekçi hücreli, L yaprak kenarında sıvı damlasıyla ilişkili, M odunsu gövdede gevşek hücreli açıklıktır. K, L ve M sırasıyla hangileridir?

A) Hidatot – stoma – lentisel
B) Stoma – hidatot – lentisel
C) Lentisel – hidatot – stoma
D) Stoma – emergens – hidatot
E) Tüy – lentisel – stoma
İki bekçi hücresi stoma, sıvı su çıkaran yaprak kenarı yapısı hidatot, odunsu peridermdeki gaz alışveriş bölgesi lentiseldir.

Cevap: B

Örnek - 25
Stoma ve lentisel için aşağıdakilerden hangisi ortaktır?

A) İki bekçi hücresinden oluşma
B) Yaprak kenarından sıvı su çıkarma
C) Periderm kökenli olma
D) Gaz alışverişine aracılık etme
E) Aktif biçimde açılıp kapanma
İkisi de gaz alışverişine aracılık eder. Bekçi hücresi ve düzenli açılma–kapanma stomaya özgüdür; lentisel peridermde bulunur.

Cevap: D

Bitkisel Dokularda Bütünleşik Yorum

Canlılık, Çeper, Kloroplast ve Bölünme Karşılaştırması

Bitkisel dokuları ayırırken tek özellik yeterli olmayabilir. Meristem ince çeperli ve bölünebilir; parankima ince çeperli fakat çoğunlukla farklılaşmıştır; kollenkima canlı ve düzensiz kalın çeperli; sklerenkima ile ksilem elemanları ligninli ve çoğunlukla ölüdür. Floemin kalburlu borusu canlı fakat çekirdeksizdir.

Kloroplast açısından özümleme parankiması ve stoma bekçi hücreleri belirgin örneklerdir. Sıradan epidermis, meristem, olgun ksilem ve çoğu depo parankimasında kloroplast beklenmez. Ancak plastitlerin türü ve varlığı organa, ışığa ve farklılaşmaya göre değişebileceğinden yalnız “parankima” adı fotosentezi kanıtlamaz.

Örnek - 26
K, L, M ve N hücreleri için şu bilgiler veriliyor: K sürekli mitoz yapıyor; L canlı, çekirdeksiz ve kalburlu plaklı; M ligninli, içi boş boru; N canlı ve köşelerde kalın çeperli. Sırasıyla hangileridir?

A) Meristem – kalburlu boru – trake – kollenkima
B) Parankima – arkadaş hücresi – trake – sklerenkima
C) Meristem – trake – kalburlu boru – kollenkima
D) Kambiyum – epidermis – hidatot – parankima
E) Sklerenkima – kalburlu boru – trakeit – meristem
Sürekli mitoz meristemi; canlı, çekirdeksiz ve kalburlu plaklı yapı kalburlu boruyu; ligninli boş boru trakeyi; canlı, köşeleri kalın hücre kollenkimayı gösterir.

Cevap: A

Organ Kesitleri ve Çevresel Uyumdan Doku Tanıma

Organ kesitlerinde doku kimliği; konum, komşuluk ve hücre yapısının oluşturduğu yapı–işlev ilişkisiyle açıklanır. Dıştaki tek sıra hücre epidermis; yaprakta onun altındaki sık kloroplastlı hücreler palizat; boşluklu hücreler sünger parankimasıdır. Gövdede ksilem içte, floem dışta ve kambiyum arada olabilir.

Çevresel uyumda kalın kütikula su kaybını azaltır, geniş havalandırma parankiması suya doymuş koşullarda gaz değişimini destekler, gelişmiş sklerenkima mekanik dayanıklılığı artırır, yoğun emici tüyler su–mineral alım yüzeyini genişletir. Bu özellikler, ortam koşulları ile doku yapı ve işlevi arasındaki neden–sonuç ilişkisini gösterir; tek başına tür tanısı değildir.

Örnek - 27
Kurak ortam bitkisinin yaprağında kalın kütikula ve yoğun tüy, bataklık bitkisinin kökünde geniş hava boşlukları gözleniyor. Bu uyumların ortak sonucu hangisidir?

A) Her iki bitkide de stomayı tamamen yok etmek
B) Bulundukları çevrede sınırlayıcı fiziksel koşula karşı madde alışverişini düzenlemek
C) Bütün hücreleri ligninleştirmek
D) Ksilem ile floemi aynı dokuya dönüştürmek
E) Sekonder büyümeyi durdurmak
Kurak bitkide su kaybı, bataklık kökünde oksijen erişimi sınırlayıcıdır. Doku özellikleri bu farklı madde alışverişi sorunlarına uyum sağlar.

Cevap: B

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz