AYT Tarih Bilimi, Tarihî Kaynaklar ve Zamanın Taksimi konu anlatımı kapsamında tarihin konusu ve yöntemi, olay–olgu ayrımı, kaynak türleri, yardımcı bilimler, takvimler, kronoloji hesapları ve tarih yazıcılığı işlenecektir.
AYT tarih konularının tamamına AYT konu anlatımı arşivinden ulaşabilirsiniz.
Tarih Biliminin Konusu ve Bilimsel Niteliği
Tarihin Tanımı ve İnceleme Alanı
Tarih, insan topluluklarının geçmişteki siyasi, askerî, sosyal, ekonomik, kültürel, dinî ve mimari faaliyetlerini; yer ve zaman göstererek, neden–sonuç ilişkileri kurarak ve kanıtlara dayanarak inceleyen sosyal bilimdir. Tarihin merkezinde insan bulunur. Bir deprem doğa olayıdır; fakat depremin yol açtığı göç, üretim kaybı, yönetim kararı ve toplumsal değişme tarihin inceleme alanına girer.
Tarihçi geçmişteki olayı yeniden oluşturup deneyemez. Olay bir kez gerçekleşmiş ve kendi koşulları içinde sona ermiştir. Bu nedenle tarihsel bilgi; kaynakların bulunması, karşılaştırılması ve eleştirilmesiyle kurulur. Yeni bir belge mevcut açıklamayı destekleyebilir, sınırlandırabilir veya değiştirebilir. Tarihte kanıta bağlı açıklama esastır; değişmez ve her toplum için aynı biçimde işleyen doğa yasaları aranmaz.
B) Bütün doğa olaylarının tarihî olay sayılması
C) Doğa olayının insan ve toplum üzerindeki sonuçlarının ele alınması
D) Araştırmada yalnız sayısal verilerin kullanılması
E) Olayın kesin bir yasaya bağlanabilmesi
Tarihî Olay ve Tarihî Olgu
Tarihî olay, belirli bir yer ve zamanda başlayan, gelişen ve sona eren tekil gelişmedir. Malazgirt Savaşı, İstanbul’un Fethi ve Lozan Barış Antlaşması olaydır. Her biri kendine özgüdür ve aynı koşullarda tekrarlanamaz. Tarihî olgu ise aynı türden birçok olayın uzun zaman içinde meydana getirdiği genel ve süreklilik gösteren değişmedir. Anadolu’nun Türkleşmesi, kentleşme ve demokratikleşme olgudur.
Olay ile olgu birbirinden kopuk değildir. Olaylar olgunun oluşmasına katkı sağlar; olgu da tek tek olayların tarihsel bağlamını açıklar. Belirli bir savaş kısa süreli bir olayken, yüzyıllara yayılan devletleşme veya kültürel değişme olgudur. Bu ayrım, sürenin tek başına uzunluğuna değil; gelişmenin tekilliği ile genellik derecesine dayanır.
B) I olay, II olgu, III olay
C) I olay, II olay, III olgu
D) I olgu, II olgu, III olay
E) Üçü de olay
Yer, Zaman, Neden–Sonuç ve Değişim
Tarihsel açıklama yalnız “ne oldu?” sorusuna cevap vermez. Olayın nerede ve ne zaman gerçekleştiği; hangi koşulların olayı hazırladığı, olayın hangi sonuçları doğurduğu ve süreçte nelerin değişip nelerin devam ettiği araştırılır. Aynı gelişmenin siyasi, ekonomik ve toplumsal nedenleri birlikte bulunabilir. Bu nedenle tek nedene dayalı açıklamalar çoğu karmaşık tarihsel olayı eksik bırakır.
Kronolojik yakınlık, tek başına neden–sonuç bağı kanıtlamaz. İki olayın peş peşe gelmesi, ilk olayın ikincisini zorunlu olarak doğurduğu anlamına gelmez. Kaynaklar; aktörlerin kararlarını, dönemin imkânlarını ve olaylar arasındaki somut bağlantıyı göstermelidir.
B) Vergi artışı isyanla bütünüyle ilgisizdir.
C) Tarihsel olaylar tek bir belgeyle açıklanmalıdır.
D) Zaman sırası gerekli olsa da nedensellik farklı kanıtlarla sınanmalıdır.
E) Yerel koşullar tarih araştırmasının dışında tutulmalıdır.
B) Yalnız I
C) Yalnız II
D) I ve III
E) II ve III
Tarih Bilinci ve Geçmişi Değerlendirme
Ortak Hafıza, Kimlik ve Eleştirel Düşünme
Tarih, toplumların ortak hafızasının oluşmasına katkı sağlar. İnsanların geçmişteki kurumları, değerleri ve ortak deneyimleri tanıması aidiyet ve süreklilik bilinci doğurabilir. Bununla birlikte tarih öğreniminin amacı yalnız ortak başarıları sıralamak değildir. Kanıt kullanma, karşılaştırma, farklı görüşleri değerlendirme ve değişim–süreklilik bağını kurma becerileri de tarih bilincinin parçasıdır.
Geçmiş bilgisi bugünü anlamaya yardım eder; fakat tarihin aynı biçimde tekrar edeceği varsayılmaz. Benzer koşullar karşılaştırılabilir, geçmiş kararların sonuçları incelenebilir ve farklı toplumların insanlığın ortak mirasına katkıları görülebilir.
B) Geçmişi bugünün değerleriyle yargılama
C) Tek anlatıyı değişmez doğru sayma
D) Olayları yalnız ezberleme
E) Kanıt temelli eleştirel düşünme
Tarihsel Empati ve Anakronizm
Tarihsel empati, geçmişte yaşayan insanların kararlarını dönemin bilgi, değer, kurum ve imkânları içinde anlamaya çalışmaktır. Bu yaklaşım davranışı haklı çıkarmak değil, kararın hangi koşullarda ortaya çıktığını açıklamaktır. Anakronizm ise bugüne ait kavram, kurum veya değerleri geçmişe aitmiş gibi kullanmak ya da geçmişi yalnız bugünün ölçüleriyle açıklamaktır.
Tarihçi kendi bakış açısından bütünüyle bağımsız olamaz; fakat kaynak çeşitliliği, açık yöntem, karşı görüşleri sınama ve dönemin dilini çözümleme yoluyla öznel etkileri azaltabilir.
B) Kronoloji
C) Anakronizm
D) Nümismatik
E) Tasnif
Tarihî Kaynaklar ve Araştırma Yöntemi
Birinci ve İkinci El Kaynaklar
Birinci el kaynak, incelenen olay veya dönemde üretilmiş belge, bulgu ya da tanıklıktır. Dönemin fermanı, mektubu, günlüğü, kitabesi, sikkesi, fotoğrafı ve arkeolojik buluntusu bu gruba girebilir. İkinci el kaynak, olaydan sonra birinci el kaynaklar ve önceki araştırmalar kullanılarak hazırlanmış çalışmadır.
Birinci el kaynak, olaya zaman bakımından yakındır; fakat kendiliğinden tarafsız veya doğru değildir. Bir hükümdarın zafer yazıtı, iktidarın bakışını yansıtabilir. İkinci el bir çalışma ise farklı kaynakları karşılaştırarak daha geniş açıklama kurabilir. Kaynağın değeri; araştırma sorusuna uygunluğu, özgünlüğü, amacı, yazarı, üretim koşulu ve diğer kanıtlarla uyumu birlikte incelenerek belirlenir.
B) Günlük birinci el, monografi ikinci el kaynaktır.
C) Monografi daha geç yazıldığı için kaynak sayılamaz.
D) Günlüğün iç tenkide ihtiyacı yoktur.
E) Birinci el kaynak her zaman daha doğrudur.
Kaynakların Türlerine Göre Sınıflandırılması
Kaynaklar taşıdıkları bilgi biçimine göre yazılı, sözlü, gerçek eşya ve nesne ile sesli ve görüntülü kaynaklar olarak sınıflandırılabilir. Ferman, berat, kitabe, gazete ve tablet yazılı; destan, efsane, menkıbe ve sözlü tanıklık sözlü; sikke, mühür, silah, yapı ve kazı buluntusu gerçek eşya; fotoğraf, film ve ses kaydı sesli-görüntülü kaynaktır.
Bir kaynak birden fazla özellik taşıyabilir. Üzerinde yazı bulunan sikke hem maddi nesnedir hem yazılı veri sunar. Sınıflandırma, araştırmacının hangi özelliği incelemek istediğine göre yapılır; kaynağın güvenilirlik derecesini tek başına belirlemez.
Yukarıdaki kaynaklardan hangileri olayla çağdaş olmaları bakımından birinci el kaynak niteliği taşır?
B) I ve II
C) II ve IV
D) I, II ve III
E) I ve III
B) Yalnız III
C) I ve III
D) I ve II
E) II ve III
Tarama, Tasnif, Tahlil, Tenkit ve Terkip
Tarih araştırması birbirini tamamlayan beş temel aşamada yürütülür. Tarama, konuyla ilgili kaynakların aranıp bulunmasıdır. Tasnif, toplanan verilerin zamana, mekâna, konuya veya başka ölçütlere göre sınıflandırılmasıdır. Tahlil, verinin ne anlattığının, araştırma için yeterli ve kullanılabilir olup olmadığının çözümlenmesidir.
Tenkit, kaynağın gerçekliği ve güvenilirliğinin sınanmasıdır. Dış tenkit belgenin kâğıdı, yazısı, mührü, tarihi, yazarı ve özgünlüğü gibi dış özellikleri; iç tenkit ise metindeki iddianın tutarlılığını, yazarın amacı ve bakışını, bilginin diğer kaynaklarla uyumunu inceler. Terkip, eleştiriden geçen bilgilerin anlamlı bir açıklama hâlinde birleştirilip yazılmasıdır.

B) Tarama
C) Dış tenkit
D) Tahlil
E) Terkip
B) İç tenkit
C) Dış tenkit
D) Tasnif
E) Kronolojik tasnif
B) İç tenkit
C) Dış tenkit
D) Yalnız tasnif
E) Terkip
B) I–III–II–IV
C) III–I–IV–II
D) II–III–I–IV
E) I–II–III–IV
Tarihe Yardımcı Bilimler
Zaman, Mekân ve Toplumun İncelenmesi
Kronoloji olayların zamanını belirler ve sıralar; neden–sonuç ilişkisi ile değişim–süreklilik incelemesine zemin hazırlar. Coğrafya, insan ile mekânın karşılıklı etkileşimini; iklim, yer şekilleri, konum ve ulaşım imkânlarının tarihsel gelişmelere etkisini inceler. Sosyoloji toplum yapısı ve toplumsal ilişkileri; istatistik ise nüfus, üretim, vergi ve benzeri verilerin toplanması, sınıflandırılması ve yorumlanmasını destekler.
B) Nümismatik – heraldik – filoloji
C) Arkeoloji – kimya – onomastik
D) Coğrafya – sosyoloji – istatistik
E) Kronoloji – sigilografi – antropoloji
Maddi ve Yazılı Kanıtların Çözümlenmesi
Arkeoloji, kazılarla toprak ve su altındaki maddi kalıntıları ortaya çıkarır; yazısız dönemler için temel önemdedir. Antropoloji insanın biyolojik özelliklerini ve toplumların kültürel yapılarını inceler. Nümismatik sikkeleri ve paraları; paleografya eski yazı türlerini ve alfabeleri; epigrafi kitabe, anıt ve mezar taşı gibi dayanıklı yüzeylerdeki yazıları inceler.
Diplomatik ferman, berat, antlaşma ve resmî yazışmaların biçim ve içerik özelliklerini; sigilografi mühürleri; heraldik armaları araştırır. Bu alanlar çoğu zaman birlikte çalışır. Bir fermanın yazısı paleografya, belgenin türü diplomatik, üzerindeki mühür sigilografi ve tarihi kronoloji yardımıyla değerlendirilebilir.
B) Epigrafi – nümismatik – heraldik
C) Filoloji – kronoloji – arkeoloji
D) Antropoloji – diplomatik – kimya
E) Paleografya – sosyoloji – epigrafi
I–IV buluntularının temel inceleme alanları sırasıyla hangisidir?
B) Epigrafi – paleografya – arkeoloji – sosyoloji
C) Epigrafi – nümismatik – sigilografi – antropoloji
D) Diplomatik – nümismatik – epigrafi – kimya
E) Arkeoloji – heraldik – sigilografi – kronoloji
Dil, Kültür, Yer Adları ve Bilimsel Analiz
Filoloji dillerin tarihini, gelişimini ve akrabalık bağlarını; etnografya toplumların örf, âdet, gelenek ve yaşayışlarını; onomastik kişi ve yer adlarını inceler. Kimya, fizik ve biyoloji gibi bilimler de maddi kanıtların tarihlendirilmesi ve yapısının belirlenmesinde kullanılır. Karbon-14 yöntemi, uygun organik buluntuların yaşını tahmin etmeye yardım eder; her maddeye ve her döneme uygulanabilen sınırsız bir yöntem değildir.
B) Kimya – antropoloji – onomastik
C) Nümismatik – arkeoloji – diplomatik
D) Heraldik – sosyoloji – paleografya
E) İstatistik – coğrafya – sigilografi
Zamanın Taksimi ve Tarihin Sınıflandırılması
Zamana, Mekâna ve Konuya Göre Tasnif
Tarihin çok geniş inceleme alanı, öğrenmeyi ve araştırmayı kolaylaştırmak için sınıflandırılır. Zamana göre tasnif İlk Çağ tarihi, 17. yüzyıl tarihi veya 1950’ler gibi zaman dilimlerine; mekâna göre tasnif Anadolu, Avrupa veya bir şehir tarihine; konuya göre tasnif siyasi, askerî, hukuk, ekonomi, bilim veya sanat tarihine odaklanır.
Dönemlendirme, geçmişin doğal olarak keskin çizgilerle ayrıldığı anlamına gelmez. Yazının icadı, Kavimler Göçü, İstanbul’un Fethi veya Fransız İhtilali gibi dönüm noktaları farklı coğrafyaları aynı anda ve aynı ölçüde değiştirmemiştir. Çağ ayrımı, tarihsel süreci düzenleyen analitik bir araçtır.
B) Yalnız mekân
C) Zaman ve konu
D) Mekân ve konu
E) Zaman, mekân ve konu
Ay ve Güneş Yılına Dayalı Takvimler
Takvim, zamanı gün, ay ve yıl gibi düzenli bölümlere ayıran sistemdir. Ay yılı, Ay’ın Dünya çevresindeki on iki dolanımını esas alır ve yaklaşık 354 gündür. Güneş yılı, Dünya’nın Güneş çevresindeki bir dolanımını esas alır ve yaklaşık 365 gün 6 saattir. Ay yılı ile güneş yılı arasındaki yaklaşık 11 günlük fark, ay takvimine bağlı dinî günlerin mevsimler içinde yer değiştirmesini açıklar.
Toplumlar takvim başlangıcına kendileri için önemli olayları yerleştirmiştir. İbraniler geleneksel yaratılış yılı MÖ 3761’i, Yunanlar ilk olimpiyatların kabul edilen tarihi MÖ 776’yı, Müslümanlar Hicret’in gerçekleştiği 622’yi başlangıç kabul etmiştir. Miladi takvim Hz. İsa’nın doğumunu milat sayan gelenekten gelişmiştir.
B) Başlangıcını Hz. İsa’nın doğumuna dayandırması
C) Her yıl artık gün eklemesi
D) Ay yılını esas alması
E) Mali işlemler için düzenlenmesi
Türklerin Kullandığı Takvimler
| Takvim | Esas | Başlangıç / Amaç | Ayırt Edici Özellik |
|---|---|---|---|
| 12 Hayvanlı Türk | Güneş yılı | Kesin başlangıcı bilinmez | Yıllar on iki hayvan adıyla gösterilir; Kök Türkler ve Uygurlar kullanmıştır. |
| Hicrî | Ay yılı | 622 Hicret | Hz. Ömer döneminde düzenlenmiştir; dinî günlerin belirlenmesinde kullanılır. |
| Celâlî | Güneş yılı | 1079 | Melikşah döneminde Ömer Hayyam başkanlığındaki heyetçe hazırlanmıştır. |
| Rûmî | Güneş yılı | Hicret / mali amaç | Osmanlı’da 1839’dan itibaren mali işlerde kullanılmıştır. |
| Miladi | Güneş yılı | Hz. İsa’nın doğumu | Türkiye’de 1 Ocak 1926’dan itibaren kullanılmaktadır. |
Takvimlerin ortak veya farklı özellikleri karşılaştırılırken üç ölçüt birbirine karıştırılmaz: yılın dayandığı gök hareketi, başlangıç kabul edilen olay ve kullanım amacı. Rûmî takvimin başlangıcı Hicret iken yıl sistemi güneş yılıdır; bu nedenle başlangıcı Hicret olan her takvim ay takvimi değildir.
B) Üçü de ay yılını esas alır.
C) Yalnız II ay yılını esas alır.
D) I ve II’nin başlangıcı Hz. İsa’nın doğumudur.
E) III Osmanlı mali işlerini düzenlemek için hazırlanmıştır.
B) 12 Hayvanlı Türk
C) Celâlî
D) Rûmî
E) Miladi
MÖ–MS Sıralama ve Yüzyıl Hesapları
Miladi zaman çizgisinde MÖ tarihler milada yaklaştıkça sayısal olarak küçülür; MS tarihler ilerledikçe büyür. Aynı taraftaki iki tarih arasındaki süre büyük sayıdan küçük sayı çıkarılarak bulunur. Biri MÖ, diğeri MS ise ders düzeyindeki yaklaşık zaman farkı sayılar toplanarak hesaplanır. Bununla birlikte tarihsel kronolojide sıfır yılı bulunmadığı için tam yıl sayımında MÖ 1’den MS 1’e geçiş bir yıldır; hassas hesapta toplamdan bir çıkarılır.
Bir tarihin yüzyılı, yılın son iki basamağı 00 değilse yüzler basamağına bir eklenerek bulunur. 1453 yılı 15. yüzyıldır; 1500 yılı ise 15. yüzyılın son yılıdır. Yüzyılın 1–25. yılları birinci, 26–50. yılları ikinci, 51–75. yılları üçüncü, 76–00. yılları dördüncü çeyrektir. MÖ yüzyıllarda sayıların milada doğru küçüldüğü unutulmaz.
→
→
→
X, Y ve Z tarihleriyle ilgili I. X ile Y arasındaki ders düzeyindeki yaklaşık fark 2706 yıldır. II. Y, 15. yüzyılın ikinci yarısındadır. III. Z, 18. yüzyılın dördüncü çeyreğindedir. yargılarından hangileri doğrudur?
B) I, II ve III
C) Yalnız III
D) I ve III
E) II ve III
B) 1923 – 20. yüzyıl – 1. çeyrek
C) 1453 – 15. yüzyıl – 2. çeyrek
D) 1789 – 18. yüzyıl – 4. çeyrek
E) 1500 – 15. yüzyıl – 4. çeyrek
Tarih Yazıcılığı ve Yorum
Tarih Yazıcılığının Başlıca Türleri
Tarih yazıcılığının erken örnekleri arasında Hititlerin hükümdar faaliyetlerini kaydeden analları bulunur. Hikâyeci tarih yazıcılığı, olayları anlatı ağırlıklı aktarır; Herodotos bu türün öncü temsilcisi kabul edilir. Öğretici (pragmatik) tarih yazıcılığı, geçmiş deneyimlerden ders çıkarma ve topluma yön verme amacı taşır; Thukydides neden ve sonuç ilişkilerine daha fazla önem vermiştir.
Araştırıcı veya bilimsel tarih yazıcılığı, birinci el kaynakları, kaynak eleştirisini ve olayları kendi döneminin koşulları içinde açıklamayı öne çıkarır. Sosyal tarih, yalnız hükümdarlar ve savaşlara değil; toplum, ekonomi, kültür ve gündelik yaşama da odaklanır. Osmanlı’da olayları resmî olarak kaydeden vakanüvislik gelişmiş, ilk resmî vakanüvis Naima Efendi kabul edilmiştir. Cumhuriyet döneminde Türk Tarihini Tetkik Cemiyeti 1931’de kurulmuş, kurum 1935’te Türk Tarih Kurumu adını almıştır.
B) Efsanevi tarih yazıcılığı
C) Sadece biyografik tarih
D) Kaynaksız hikâyeci tarih
E) Araştırıcı ve sosyal tarih yazıcılığı
Nesnellik, Yorum ve Yeni Kanıt
Tarihçi kaynakları seçer, sorular sorar ve kanıtlar arasında anlam ilişkisi kurar; bu nedenle tarih yazımı yorum içerir. Yorumun bulunması keyfîlik anlamına gelmez. Açıklamanın kaynaklara dayanması, karşı kanıtları hesaba katması, yöntemin görünür olması ve iddianın yeni bulgularla sınanabilmesi gerekir.
Aynı kaynaklara bakan tarihçiler farklı sorular nedeniyle farklı yönleri öne çıkarabilir. Bilimsel tartışma, bu yorumların kanıt gücünü karşılaştırır. Yeni bir belge bulunduğunda eski açıklamanın değişebilmesi tarihin zayıflığı değil, kanıta açık bir bilim olmasının sonucudur.
