AYT ENDOKRİN SİSTEM VE HORMONLAR

0
18
AYT Biyoloji Endokrin Sistem ve Hormonlar konu anlatımı kapağı

AYT endokrin sistem ve hormonlar konu anlatımı kapsamında hormonal denetimin temel ilkeleri, hipotalamus–hipofiz bağlantısı, endokrin bezler, hormonların hedefleri ve homeostatik geri bildirim mekanizmaları işlenecektir.
AYT biyoloji konularının tamamına AYT konu anlatımı arşivinden ulaşabilirsiniz.

Endokrin Denetimin Temel İlkeleri

Uyarıİç ortamda değişiklik

HormonKana verilen kimyasal haberci

Hedef hücreUygun reseptörü taşıyan hücre

YanıtHomeostaziye katkı sağlayan değişim

Endokrin, Ekzokrin ve Karma Bezler

Bez, belirli bir maddeyi üretip salgılayan hücre ya da hücre topluluğudur. Endokrin bezler salgı kanalı taşımaz; ürettikleri hormonları doku sıvısına, ardından kana verir. Kanla taşınan hormon, üretildiği yerden uzaktaki hücreleri de etkileyebilir. Hipofiz, tiroit, paratiroit ve böbreküstü bezleri bu gruptadır.

Ekzokrin bezler salgılarını bir kanal aracılığıyla vücut yüzeyine veya sindirim kanalı gibi bir boşluğa boşaltır. Ter, tükürük ve gözyaşı bezleri örnektir. Karma bez ise hem endokrin hem ekzokrin işlev taşır. Pankreas hormonlarını kana, sindirim enzimlerini kanalla onikiparmak bağırsağına verir. Ders kitabı sınıflandırmasında yumurtalık ve testisler de hormonları kana, üreme hücrelerini kanallara verdikleri için karma yapı olarak değerlendirilir.

Hipofiz, epifiz, tiroit, paratiroit, timüs, böbreküstü bezleri, pankreas, yumurtalık ve testisin kadın ve erkek vücudundaki konumları
Hipofiz ve epifiz başta; tiroit ve paratiroit boyunda; timüs göğüste; böbreküstü bezleri böbreklerin üzerinde; pankreas üst karında, gonadlar pelvis bölgesindedir.
Örnek - 1
Bir bezin K bölümünde üretilen moleküller doğrudan kana, L bölümünde üretilen moleküller ise bir kanalla sindirim boşluğuna verilmektedir. Buna göre bez ve bölümler için aşağıdaki yorumlardan hangisi doğrudur?

A) Bez yalnız endokrindir; K ve L hormon üretir.
B) Bez yalnız ekzokrindir; K kana salgı verir.
C) Bez karmadır; K endokrin, L ekzokrin işlevlidir.
D) Bez karmadır; K ekzokrin, L endokrin işlevlidir.
E) Bez sinir dokusudur; K ve L nörotransmitter üretir.
Kana doğrudan verilen salgı endokrin, kanalla bir boşluğa verilen salgı ekzokrin özelliktedir. İki işlevi birlikte taşıyan bez karma bezdir.

Cevap: C

Hormon, Hedef Hücre ve Reseptör

Hormon, bir hücre veya bezde sentezlenen; çok düşük derişimlerde bile uygun hedef hücrede düzenleyici yanıt oluşturabilen kimyasal habercidir. Hormonlar enerji verici madde veya enzim değildir. Büyüme, metabolizma, üreme, su–iyon dengesi ve kan glikozu gibi süreçlerin hızını ya da yönünü değiştirir.

Bir hormon kanla birçok dokuya ulaşsa da yalnız kendisine özgü reseptörü taşıyan hücrelerde etkili olur. Bu hücrelere hedef hücre denir. Reseptörün bulunmaması, sayısının azalması veya hormona yanıt verememesi durumunda kanda hormon bulunsa bile beklenen hücresel yanıt oluşmayabilir. Bu nedenle hormonun kandaki miktarı ile dokunun hormona duyarlılığı ayrı değişkenlerdir.

Kanla taşınan hormonun uygun reseptör taşıyan hedef hücrede yanıt oluştururken reseptörsüz hücrede yanıt oluşturmaması
Hormon her iki hücreye ulaşır; yalnız uygun reseptörü taşıyan hedef hücrede yanıt oluşur.
Örnek - 2
Kandaki X hormonu normal düzeyde olmasına rağmen yalnız karaciğer hücrelerinde X’e bağlı yanıt oluşmamakta, aynı hormondan etkilenen başka dokular normal yanıt vermektedir. Bu durum öncelikle aşağıdakilerden hangisiyle açıklanabilir?

A) X hormonunun kana hiç verilmemesiyle
B) Karaciğer hücrelerindeki X reseptörünün işlevsiz olmasıyla
C) Bütün endokrin bezlerin aynı anda durmasıyla
D) X hormonunun yalnız ekzokrin kanalla taşınmasıyla
E) Kandaki tüm hormonların enzim olarak kullanılmasıyla
Diğer hedef dokular yanıt verdiğine göre hormon üretilip kana taşınmaktadır. Sorun yalnız karaciğerde görüldüğünden bu dokudaki reseptör veya reseptör sonrası iletim basamağı bozuk olabilir.

Cevap: B

Hormonların Kimyasal Yapısı ve Etki Biçimi

Hormonlar kimyasal yapılarına göre başlıca peptit/protein hormonlar, amino asit türevi hormonlar ve steroit hormonlar olarak incelenir. İnsülin, glukagon ve büyüme hormonu peptit/protein; adrenalin ve tiroksin amino asit türevi; kortizol, aldosteron, östrojen, progesteron ve testosteron steroit yapıdadır.

Suda çözünen peptit hormonlar ve katekolaminler hücre zarından serbestçe geçemez; zar üzerindeki reseptöre bağlanıp hücre içinde ikinci haberci sistemlerini çalıştırır. Steroit hormonlar ve tiroksin gibi lipitte çözünen hormonlar hücre içine girebilir, sitoplazmik ya da çekirdekteki reseptörlerle genlerin çalışmasını değiştirebilir. Gen ifadesine dayalı yanıtlar çoğunlukla daha yavaş başlar fakat daha uzun sürebilir. Kimyasal köken tek başına yeterli değildir: adrenalin de tiroksin de amino asit türevidir, ancak reseptör konumları ve etki biçimleri farklıdır.

Örnek - 3
X hormonu zar reseptörüne bağlanıp hücre içi ikinci haberciyi hızla artırmakta; Y hormonu ise hücre içine girip çekirdekte belirli genlerin okunmasını değiştirmektedir. Buna göre X ve Y için aşağıdaki eşleştirmelerden hangisi kesinlikle doğrudur?

A) X yalnız steroit, Y yalnız peptit olabilir.
B) X’in reseptörü çekirdekte, Y’nin reseptörü zardadır.
C) X suda çözünen, Y lipitte çözünen bir hormon olabilir.
D) X ve Y mutlaka aynı bezden salgılanır.
E) Y hedef hücre reseptörüne ihtiyaç duymaz.
Zar reseptörü ve ikinci haberci yolu suda çözünen hormonlara; hücre içi reseptör ve gen ifadesi lipitte çözünen hormonlara uygundur. Her hormon etkisini yine özgül reseptör aracılığıyla gösterir.

Cevap: C

Sinirsel ve Hormonal Denetimin Karşılaştırılması

Sinir sisteminde bilgi nöron boyunca elektriksel değişimlerle, sinapsta ise nörotransmitterle aktarılır. Belirli sinir yollarına bağlı olduğu için hedefi dardır; yanıt çoğunlukla hızlı başlar ve kısa sürer. Endokrin sistemde hormon kana verildiğinden vücuda yayılır, fakat yalnız reseptörlü hücreler yanıt verir. Hormonun taşınması ve hücresel mekanizmanın kurulması daha uzun sürebilir; etkisi çoğunlukla daha yavaş başlar ve daha uzun sürer.

Bu iki sistem birbirinden bağımsız değildir. Hipotalamus sinirsel bilgileri değerlendirip hormon salınımını düzenler; böbreküstü bezinin medullası sempatik sinirlerle uyarılır. Böylece kısa süreli sinirsel yanıt ile daha geniş ve uzun süreli hormonal yanıt aynı fizyolojik olayda birleşebilir.

Örnek - 4
Bir düzenleyici yanıtın uyarıdan milisaniyeler sonra başlayıp yalnız belirli kasa ulaştığı; başka bir yanıtın ise daha geç başlayıp reseptör taşıyan birçok dokuda saatlerce sürdüğü gözleniyor. Bu iki yanıt için aşağıdaki yorumlardan hangisi en uygundur?

A) Birincisi sinirsel, ikincisi hormonal denetimle uyumludur.
B) Birincisi hormonal, ikincisi yalnız refleks yanıtıdır.
C) Her ikisi de yalnız ekzokrin salgıyla oluşmuştur.
D) Hız farkı hedef hücrelerde reseptör bulunmadığını gösterir.
E) Hormonal yanıt daima sinirsel yanıttan daha kısa sürer.
Hızlı, belirli yol üzerinden dar hedefe ulaşan yanıt sinirsel; kana yayılan, reseptörlü çok sayıda dokuda daha uzun süren yanıt hormonal denetime uygundur.

Cevap: A

Geri Bildirim Mekanizmaları ve Homeostazi

Homeostazi, iç ortam değişkenlerinin dar bir fizyolojik aralıkta tutulmasıdır. Negatif geri bildirimde başlangıçtaki değişime karşıt bir yanıt oluşur. Kan glikozunun yükselmesi insülini artırır; insülinin etkisi kan glikozunu düşürür. Sonuç başlangıç uyarısını azalttığı için sistem kendini sınırlar.

Pozitif geri bildirimde yanıt başlangıç uyarısını güçlendirir ve olay belirli bir son noktaya kadar büyür. Doğum sırasında rahim kasılması oksitosin salınımını, oksitosin de kasılmayı artırır; doğum tamamlandığında döngü sona erer. Pozitif geri bildirim homeostazinin genel yöntemi değil, bitiş noktası bulunan özel süreçlerin büyütme düzenidir.

Hipotalamus ve Hipofiz Bezi

Hipotalamus–Hipofiz Bağlantısı

Hipotalamus, ara beyinde bulunan; sinir sistemiyle endokrin sistemi birleştiren düzenleme merkezidir. Kanın sıcaklığı, ozmolaritesi ve enerji durumuna ilişkin bilgileri değerlendirir. Ürettiği salgılatıcı ve durdurucu hormonlar, özel bir portal damar sistemiyle hipofizin ön lobuna ulaşır ve buradaki endokrin hücrelerin hormon salgısını değiştirir.

Ön hipofiz bez epitelinden oluşur ve kendi hormonlarını sentezler. Arka hipofiz ise hipotalamusun sinirsel uzantısıdır. ADH ve oksitosin hipotalamustaki nöron gövdelerinde sentezlenir; aksonlarla arka hipofize taşınır, burada depolanır ve gerektiğinde kana salınır. Arka hipofizin bu iki hormonu üretmeyip depolaması ve salması temel ayrımdır.

Hipotalamik salgılatıcı ve durdurucu hormonların portal damarla ön hipofize, ADH ve oksitosinin nöron aksonlarıyla arka hipofize taşınması
Ön loba kimyasal düzenleme portal kanla, arka loba ADH ve oksitosin taşınması aksonlarla ulaşır.
Dikkat
ADH ve oksitosin “arka hipofiz hormonları” olarak anılsa da arka lobda sentezlenmez. Hormonlar hipotalamusta üretilir; arka hipofizden kana verilir.
Örnek - 5
Hipotalamus, ön hipofiz ve hedef bez arasında X, Y ve Z ile gösterilen hormonlar ve Z'nin üst merkezleri baskıladığı eksen

Şemadaki hedef bezin Z üretme kapasitesi belirgin biçimde azalırken hipotalamus ve ön hipofiz sağlam kalmaktadır. Buna göre yeni denge kurulana kadar X, Y ve Z düzeylerinde beklenen değişim hangisidir?

A) X azalır, Y azalır, Z artar.
B) X azalır, Y artar, Z artar.
C) X artar, Y azalır, Z değişmez.
D) X artar, Y artar, Z azalır.
E) X, Y ve Z birlikte artar.
Hedef bez yetersiz kaldığında Z azalır. Z’nin hipotalamus ve ön hipofiz üzerindeki baskısı hafiflediği için X ve Y artar; ancak hasarlı hedef bez yeterli Z üretemez.

Cevap: D

Ön Hipofizin Denetleyici Hormonları: TSH ve ACTH

TSH, tiroit uyarıcı hormondur; tiroit bezinin büyümesini, tiroksin ve triiyodotironin üretimini destekler. ACTH, adrenokortikotropik hormondur; böbreküstü bezinin korteksini, özellikle kortizol salgısını uyarır. Bu hormonlar hedef bez üzerinde etkili oldukları için tropik hormonlardır.

TSH ve ACTH kendi hedef bezlerinin hormonlarıyla negatif geri bildirime bağlı eksenler kurar. Tiroksin yükseldiğinde TRH ve TSH; kortizol yükseldiğinde CRH ve ACTH baskılanır. Hedef bez hasarında çevresel hormon azalırken onu uyaran hipofiz hormonunun artması, negatif geri bildirim mantığının sonucudur.

Örnek - 6
Ön hipofizde yalnız TSH üreten hücreler işlevsiz hâle geliyor. Diğer bez ve hücreler başlangıçta sağlam olduğuna göre aşağıdaki değişimlerden hangisi bu bozukluğun en doğrudan sonucudur?

A) Kortizolün artması ve ACTH’nin azalması
B) Parathormonun TSH ile birlikte azalması
C) ADH’nin sentezlenememesi
D) Adrenal medulladan adrenalin salgısının tamamen durması
E) Tiroksinin azalması ve hipotalamik TRH uyarısının artması
TSH azalınca tiroit yeterince uyarılamaz ve tiroksin düşer. Tiroksinin negatif geri bildirimi azaldığından hipotalamik TRH uyarısı artar; ancak ön hipofizin bozuk hücreleri yeterli TSH üretemez.

Cevap: E

Büyüme Hormonu ve Büyüme Bozuklukları

Büyüme hormonu (GH veya STH), ön hipofizden salgılanır. Özellikle karaciğerde büyüme faktörlerinin oluşmasını uyararak kemik ve kıkırdak dokuda büyümeyi destekler; amino asit alımını ve protein sentezini artırır. Enerji kullanımında yağların parçalanmasını destekleyip glikoz kullanımını azaltabildiğinden fazla salgısı kan glikozunu yükseltebilir.

Çocuklukta GH eksikliği orantılı boy kısalığıyla seyreden hipofizer cüceliğe; büyüme plakları kapanmadan önce fazlalığı gigantizme yol açabilir. Büyüme plakları kapandıktan sonra boyuna uzama gerçekleşmez; fazla GH el, ayak, çene ve yüz kemiklerinde orantısız büyümeyle akromegali oluşturabilir. Bozukluğun etkisi yalnız hormon miktarına değil, ortaya çıktığı yaşa da bağlıdır.

Örnek - 7
K ve L bireylerinde büyüme hormonu uzun süre normalin üzerindedir. K’de epifiz plakları açık, L’de kapalıdır. Buna göre aşağıdakilerden hangisi beklenir?

A) K’de gigantizm, L’de akromegali
B) K’de akromegali, L’de orantılı cücelik
C) K’de miksödem, L’de gigantizm
D) Her ikisinde yalnız boyuna uzama
E) Her ikisinde yalnız tiroksin eksikliği
Büyüme plakları açıkken GH fazlalığı uzun kemiklerin boyuna büyümesini artırarak gigantizme; plaklar kapandıktan sonra ise akromegaliye yol açar.

Cevap: A

Prolaktin ve Melanosit Uyarıcı Hormon

Prolaktin (PRL) ön hipofizden salgılanır; gebelikte meme bezlerinin gelişmesine katkı verir ve doğumdan sonra süt sentezini destekler. Sütün üretilmesi prolaktinle, üretilmiş sütün kanallardan dışarı itilmesi ise oksitosinle ilişkilidir. Bu iki işlev aynı değildir.

Melanosit uyarıcı hormon (MSH), melanositlerde melanin üretimini etkiler. İnsanlarda hipofizin ara bölgesi belirgin bir ayrı lob oluşturmadığından MSH, ön hipofizle ilişkili hormonlar arasında ele alınır. Melanin üretimi deri renginin düzenlenmesine katkı sağlar; hormonun temel hedefi süt bezi veya tiroit değildir.

Örnek - 8
Doğum yapan bir bireyde süt sentezi normal, fakat bebeğin emmesi sırasında süt kanallardan yeterince boşalamamaktadır. Hipofizin yalnız bir hormonuna ait salınım bozukluğu düşünüldüğünde hangi eşleştirme en uygundur?

A) Prolaktin fazlalığı
B) MSH eksikliği
C) Oksitosin eksikliği
D) TSH eksikliği
E) ACTH fazlalığı
Sütün sentezlenmiş olması prolaktin etkisinin bulunduğunu gösterir. Süt kanallarının çevresindeki kasılabilir hücrelerle boşaltım oksitosin tarafından uyarılır.

Cevap: C

FSH ve LH

FSH ve LH, ön hipofizden salgılanan gonadotropinlerdir. FSH, yumurtalıkta folikül gelişimini ve östrojen üretimini; testiste Sertoli hücreleri üzerinden sperm oluşumunu destekler. LH, dişide ovulasyonu ve korpus luteum oluşumunu; erkekte Leydig hücrelerinden testosteron salgısını uyarır.

Bu hormonlar doğrudan gamet değildir ve gonadlardan salgılanmaz. Hipotalamik GnRH ön hipofizi, FSH ve LH gonadları, gonad hormonları da hedef dokuları etkiler. Gonad hormonları çoğu durumda hipotalamus ve hipofiz üzerinde geri bildirim oluşturur.

Örnek - 9
Hipotalamustan ön hipofize giden portal damarlar tıkanmış, hipotalamik nöronların arka loba uzanan aksonları ise korunmuştur. Buna göre kısa sürede aşağıdakilerden hangisinin doğrudan etkilenmesi beklenmez?

A) TSH salgısı
B) ACTH salgısı
C) FSH salgısı
D) ADH’nin arka hipofizden kana verilmesi
E) Büyüme hormonu salgısının hipotalamik denetimi
Portal damar tıkanması ön hipofizin hipotalamik düzenlenmesini bozar. ADH ise hipotalamik aksonlarla arka loba taşındığından verilen koşulda bu yol korunmuştur.

Cevap: D

Örnek - 10
Ön hipofizde LH salgısı seçici olarak azalırken FSH normal kalmaktadır. Buna göre aşağıdaki olaylardan hangisinin doğrudan bozulması en olasıdır?

A) Erkekte Sertoli hücrelerinin FSH ile uyarılması
B) Dişide folikül gelişiminin başlaması
C) Erkekte Leydig hücrelerinden testosteron salgılanması
D) Arka hipofizden ADH verilmesi
E) Tiroit bezinden kalsitonin salgılanması
Leydig hücreleri LH etkisiyle testosteron üretir. Sertoli hücreleri ve folikül gelişimi FSH ile daha doğrudan ilişkilidir; verilen durumda FSH normaldir.

Cevap: C

Arka Hipofiz, ADH ve Su Dengesi

Antidiüretik hormon (ADH veya vazopressin), hipotalamusta sentezlenip arka hipofizden kana verilen bir nörohormondur. Su kaybı kan plazmasının ozmolaritesini, yani çözünmüş madde yoğunluğunun suya oranını artırır. Hipotalamustaki ozmoreseptörler bu değişimi algılar; ADH salınımı ve susama duygusu artar.

ADH böbreğin özellikle toplayıcı kanallarında su geçirgenliğini artırır. Daha fazla su kana geri döner; idrar hacmi azalırken idrar yoğunluğu artar ve kan ozmolaritesi normal aralığa yaklaşır. Fazla su alındığında ADH azalır; su geri emilimi düşer ve daha fazla seyreltik idrar oluşur. ADH’nin yetersizliği veya böbreğin ADH’ye yanıt verememesi, glikoz bulunmayan fazla ve seyreltik idrarla seyreden şekersiz diyabete yol açabilir.

Su kaybı, artan kan ozmolaritesi, hipotalamus ve arka hipofiz uyarısı, ADH artışı, böbrekte su geri emilimi ve azalan idrar hacmi sırası
ADH artışı böbrekte su geri emilimini artırır; idrar hacmi azalır ve kan ozmolaritesi normal değere yaklaşır.
Örnek - 11
K grubuna normal su verildiği, L grubuna su verilmediği, M grubuna su verilmeyip ADH reseptörünün engellendiği deney şeması

Eşit süre sonunda böbrekleri sağlıklı K, L ve M grupları karşılaştırılıyor. Buna göre idrar hacmi ve idrar yoğunluğu için aşağıdaki sıralamalardan hangisi beklenir?

A) Hacim: L<K<M; yoğunluk: L>K>M
B) Hacim: M<K<L; yoğunluk: M>K>L
C) Hacim: K<L<M; yoğunluk: K>L>M
D) Hacim: L<M<K; yoğunluk: M>L>K
E) Hacim: K=L=M; yoğunluk: K=L=M
L’de su kaybı ADH’yi artırır; su geri emilimi yüksek, idrar hacmi düşük ve yoğunluğu yüksektir. M’de ADH reseptörü engellendiğinden hormon artsa bile hedef yanıt oluşmaz; en fazla ve en seyreltik idrar M’dedir. K ara değerdedir.

Cevap: A

Oksitosin ve Pozitif Geri Bildirim

Oksitosin hipotalamusta sentezlenir ve arka hipofizden kana verilir. Doğum sırasında rahim düz kaslarının kasılmasını güçlendirir. Rahim ağzının gerilmesi hipotalamik uyarıyı, oksitosin kasılmayı, artan kasılma da gerilmeyi büyütür. Bebek doğduğunda gerilme uyarısı ortadan kalkar ve pozitif geri bildirim sonlanır.

Emzirme sırasında meme başındaki mekanik uyarı oksitosin salınımını artırır; oksitosin süt bezlerinin çevresindeki kasılabilir hücreleri uyararak sütün kanallara itilmesini sağlar. Süt üretimi prolaktin, süt boşaltımı oksitosin etkisidir.

Örnek - 12
Doğum sırasında rahim ağzındaki gerilme arttıkça oksitosin salınımı, oksitosin arttıkça rahim kasılması güçlenmektedir. Bu süreçle ilgili aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

A) Negatif geri bildirimdir; yanıt başlangıç uyarısını azaltır.
B) Oksitosinin temel görevi süt sentezlemektir.
C) Oksitosin ön hipofizde sentezlenir.
D) Pozitif geri bildirimdir; doğum tamamlanınca uyarı kaynağı ortadan kalkar.
E) Süreçte hedef doku yalnız böbrektir.
Kasılma gerilmeyi, gerilme oksitosini, oksitosin de kasılmayı artırdığı için süreç pozitif geri bildirimdir. Doğum tamamlandığında rahim ağzı gerilmesi sona erer.

Cevap: D

Tiroit, Paratiroit ve Kalsiyum Dengesi

Tiroksin ve Metabolizma

Tiroit bezi, boyunda soluk borusunun önünde bulunan iki loblu bir endokrin bezdir. Folikül hücreleri iyot içeren T4 (tiroksin) ve T3 hormonlarını üretir. Bu hormonlar hücrelerin oksijen tüketimini, enerji üretimini ve bazal metabolizma hızını artırır; büyüme ve sinir sisteminin gelişimi için gereklidir.

İyot yetersizliğinde tiroit hormonlarının sentezi azalır. Negatif geri bildirim zayıfladığı için TSH artar ve tiroit bezi büyüyerek basit guatr oluşturabilir. Çocuklukta ağır hormon eksikliği büyüme ve sinir sistemi gelişimini bozabilir; yetişkinlikte belirgin eksiklik metabolizmanın yavaşlaması, halsizlik, soğuğa duyarlılık ve miksödemle ilişkilidir. Hormon fazlalığında metabolizma hızlanır; kilo kaybı, sıcaklık intoleransı ve kalp hızında artış görülebilir.

Örnek - 13
Besinlerle iyot alımı uzun süre yetersiz kalan bir bireyde tiroit bezinin hormon üretme kapasitesi düşüyor. Hipotalamus ve hipofiz sağlam olduğuna göre aşağıdaki değişimlerden hangisi beklenir?

A) Tiroksin azalır, TSH artar, bez büyüyebilir.
B) Tiroksin artar, TSH azalır, bez küçülür.
C) Tiroksin ve TSH birlikte azalır, bez değişmez.
D) Kalsitonin artar ve parathormon tamamen durur.
E) ADH azalır ve idrar yoğunluğu artar.
İyot eksikliği tiroit hormonu sentezini azaltır. Tiroksinin baskılayıcı geri bildirimi azaldığı için TSH yükselir; sürekli TSH uyarısı bezin büyümesine yol açabilir.

Cevap: A

Tiroit Ekseninde Negatif Geri Bildirim

Hipotalamustan salgılanan TRH ön hipofizi, ön hipofizden salgılanan TSH tiroit bezini uyarır. Tiroit hormonları yükseldiğinde hipotalamus ve ön hipofiz baskılanır; TRH ile TSH azalır. Böylece çevresel hormon kendi üretim eksenini sınırlar.

Bozukluğun yeri hormon örüntüsünden çıkarılabilir. Tiroit bezinin kendisi yetersizse tiroksin düşük, TSH yüksek olabilir. Ön hipofiz yetersizliğinde hem TSH hem tiroksin düşebilir. Dışarıdan fazla tiroit hormonu alınması veya tiroit bezinin bağımsız aşırı çalışması ise tiroksini yükseltip TSH’yi baskılayabilir.

Hipotalamustan TRH, ön hipofizden TSH ve tiroit bezinden tiroksin salgılanması ile tiroksinin üst merkezleri baskılaması
TRH ve TSH uyarıcıdır; yükselen tiroksin hipotalamus ile ön hipofizi baskılar.
Örnek - 14
K bireyinde TSH yüksek tiroksin düşük, L bireyinde TSH düşük tiroksin yüksek, M bireyinde her iki hormon düşük sütun grafiği

Grafikteki bireylerden K’de tiroit bezinin, M’de ise ön hipofizin yetersiz çalıştığı bilinmektedir. L bireyinde dışarıdan yüksek doz tiroksin alınmıştır. Buna göre,
I. K’de tiroksinin negatif geri bildirimi azalmıştır.
II. L’de yüksek tiroksin TSH’yi baskılamıştır.
III. M’de düşük TSH, tiroit bezinin yeterince uyarılamamasına yol açmıştır.
yargılarından hangileri doğrudur?

A) Yalnız I
B) Yalnız II
C) I ve II
D) II ve III
E) I, II ve III
K’de düşük tiroksin baskıyı azaltır ve TSH yükselir. L’de fazla tiroksin TSH’yi baskılar. M’de ön hipofiz yetersizliği TSH’yi, dolayısıyla tiroit uyarısını ve tiroksini düşürür.

Cevap: E

Kalsitonin

Kalsitonin, tiroit bezindeki parafoliküler C hücrelerinden salgılanır. Kan Ca2+ düzeyi yükseldiğinde salgısı artar; kalsiyumun kemik dokuya geçmesini destekler ve böbrekten geri emilimini azaltarak kan kalsiyumunu düşürür. Etkisi parathormonun temel etkisine karşıttır.

Kalsitonin salgısı doğrudan TSH’ye bağlı bir eksen olarak değerlendirilmez; temel uyarı kan Ca2+ düzeyidir. Tiroksinle aynı bezden salgılanmasına rağmen hedefi ve düzenlenme biçimi farklıdır.

Örnek - 15
Sağlıklı bir bireyde kan Ca2+ düzeyi kısa süreli olarak normalin üzerine çıkıyor. Buna karşı oluşan hormonal yanıtta aşağıdakilerden hangisi beklenir?

A) Parathormon artar, kemikten kana Ca2+ geçişi artar.
B) ADH artar, bağırsaktan Ca2+ emilimi durur.
C) TSH artar, böbrekten Ca2+ atımı durur.
D) Kalsitonin artar, kemiğe Ca2+ geçişi desteklenir.
E) İnsülin azalır, kalsitonin tamamen baskılanır.
Yüksek kan Ca2+ düzeyi kalsitonini artırır. Kalsitonin kalsiyumun kemiğe geçmesini ve böbrekten atılmasını destekleyerek düzeyi düşürür.

Cevap: D

Parathormon

Paratiroit bezleri, çoğunlukla tiroit bezinin arka yüzünde bulunan küçük bezlerdir. Salgıladıkları parathormon (PTH), kan Ca2+ düzeyi düştüğünde artar. PTH kemik dokudan kana kalsiyum geçişini, böbrekten Ca2+ geri emilimini ve böbrekte D vitamininin etkinleşmesini artırır. Etkin D vitamini bağırsaktan kalsiyum emilimini yükseltir.

PTH’nin uzun süre fazla olması kemik mineralinin azalmasına ve böbrek taşı riskinin artmasına; belirgin eksikliği ise düşük kan kalsiyumu nedeniyle sinir ve kasların aşırı uyarılmasına, ağrılı kasılmalarla seyreden tetaniye yol açabilir. PTH’nin hedefi yalnız kemik değildir; böbrek ve dolaylı olarak bağırsak da düzenlemeye katılır.

Örnek - 16
Parathormona yanıt veremeyen bir bireyde diğer hormonlar başlangıçta normaldir. Buna göre aşağıdaki değişimlerden hangisi beklenir?

A) Böbrekten Ca2+ geri emiliminin artması
B) D vitamininin etkinleşmesinin artması
C) Kan Ca2+ düzeyinin düşmesi ve kas uyarılabilirliğinin artması
D) Kemikten kana Ca2+ geçişinin sürekli artması
E) Kalsitoninin etkisiyle kan Ca2+ düzeyinin yükselmesi
PTH etkisi oluşmazsa böbrekten geri emilim, kemikten kana geçiş ve D vitamini üzerinden bağırsak emilimi yeterince artamaz. Kan Ca2+ düşer ve sinir–kas uyarılabilirliği artabilir.

Cevap: C

Kan Kalsiyumunun Antagonistik Düzenlenmesi

İki hormonun aynı değişken üzerinde karşıt yönde etkili olmasına antagonistik etki denir. Kalsitonin yüksek kan Ca2+ düzeyini düşürürken PTH düşük kan Ca2+ düzeyini yükseltir. Her hormon kendi uyarısını azaltarak negatif geri bildirim oluşturur.

Kalsitonin ve PTH aynı anda eşit miktarda salgılanmak zorunda değildir. Kan kalsiyumu düştüğünde PTH salgısı artar; yükseldiğinde PTH salgısı baskılanır. Kemik, böbrek ve bağırsak farklı yönlerde düzenlenerek kan ile depo arasındaki denge korunur.

Yüksek kan kalsiyumunda kalsitoninin, düşük kan kalsiyumunda parathormonun kemik, böbrek ve bağırsak üzerindeki etkileri
Kalsitonin kan Ca2+ düzeyini düşüren, parathormon yükselten yolları etkinleştirir.
Dikkat
Kalsitonin ve parathormonun antagonistik olması, iki hormonun aynı bezden veya aynı uyarıyla salgılandığı anlamına gelmez. Kalsitonin tiroitten yüksek Ca2+ düzeyinde; parathormon paratiroitten düşük Ca2+ düzeyinde salgılanır.
Örnek - 17
A bezinden X hormonunun kandan kemiğe kalsiyum geçişini, B bezinden Y hormonunun kemikten kana geçişi ve böbrekten geri emilimi artırmasını gösteren şema

Şemada A ve B bezleri ile X ve Y hormonları gösterilmiştir. Buna göre doğru eşleştirme hangisidir?

A) A: Tiroit, X: Kalsitonin; B: Paratiroit, Y: PTH
B) A: Paratiroit, X: PTH; B: Tiroit, Y: Kalsitonin
C) A: Hipofiz, X: TSH; B: Tiroit, Y: Tiroksin
D) A: Pankreas, X: İnsülin; B: Pankreas, Y: Glukagon
E) A: Tiroit, X: Tiroksin; B: Hipofiz, Y: TSH
Kandan kemiğe Ca2+ geçişini artıran X kalsitonindir ve tiroitten salgılanır. Kemikten kana geçişi ve böbrekten geri emilimi artıran Y parathormondur ve paratiroitten salgılanır.

Cevap: A

Böbreküstü Bezleri ve Stres Yanıtı

Korteks ve Medulla Ayrımı

Böbreküstü bezleri, her iki böbreğin üst bölümünde yer alan endokrin bezlerdir. Dıştaki korteks ve içteki medulla embriyonik köken, uyarılma biçimi ve hormon yapısı bakımından farklıdır. Korteks steroit yapılı aldosteron, kortizol ve adrenal eşey hormonlarını; medulla amino asit türevi katekolaminler olan adrenalin ile noradrenalini salgılar.

Korteksin özellikle kortizol salgısı hipotalamus–ön hipofiz–ACTH ekseniyle düzenlenir. Aldosteronun temel denetiminde kan basıncı ve böbrekle ilişkili renin–anjiyotensin sistemi ile kan K+ düzeyi daha belirleyicidir. Medulla ise sempatik sinir sisteminin doğrudan uyarısıyla hızlı yanıt verir. Bu nedenle “böbreküstü bezinin bütün hormonları ACTH ile salgılanır” genellemesi doğru değildir.

Bölge Başlıca uyarı Hormonlar Temel rol
Korteks ACTH; renin–anjiyotensin; K+ Kortizol, aldosteron, adrenal androjenler Uzun süreli stres, enerji ve iyon dengesi
Medulla Sempatik sinirler Adrenalin, noradrenalin Kısa süreli savaş ya da kaç yanıtı
Örnek - 18
Böbreküstü bezi kesitinde dış bölgenin K, iç bölgenin L ile gösterilmesi

Şemada K dış, L iç bölgedir. Buna göre,
I. K’de steroit yapılı kortizol sentezlenebilir.
II. L doğrudan sempatik sinirlerle uyarılabilir.
III. K’den adrenalin, L’den aldosteron salgılanır.
yargılarından hangileri doğrudur?

A) Yalnız I
B) Yalnız II
C) I ve II
D) II ve III
E) I, II ve III
K korteks, L medulladır. Korteks kortizol ve aldosteron; medulla adrenalin ve noradrenalin salgılar. Medulla sempatik sinirlerle doğrudan uyarılır. I ve II doğru, III ters yazılmıştır.

Cevap: C

Örnek - 19
Böbreküstü bezinin korteksi tamamen işlevsiz, medullası ise sağlam kalan bir bireyde aşağıdakilerden hangisinin üretimi doğrudan korunabilir?

A) Aldosteron
B) Kortizol
C) Adrenal androjen
D) Adrenalin
E) Kortikosteron
Adrenalin ve noradrenalin medulladan; aldosteron, kortizol ve adrenal eşey hormonları korteksten salgılanır. Medulla sağlam olduğundan adrenalin üretimi korunabilir.

Cevap: D

Aldosteron ve İyon–Su Dengesi

Aldosteron, adrenal korteksin mineralokortikoid hormonudur. Böbrek tübüllerinde Na+ geri emilimini ve K+ salgılanmasını artırır. Sodyumu su izlediği için aldosteron dolaylı olarak kan hacminin ve kan basıncının korunmasına katkı verir. Hormon doğrudan su kanalı açan ADH ile aynı değildir: ADH su geçirgenliğini, aldosteron öncelikle iyon taşınmasını değiştirir.

Aldosteron yetersizliğinde Na+ ve su kaybı, düşük kan basıncı ve yüksek kan K+ düzeyi görülebilir. Korteks hormonlarının genel yetersizliği Addison hastalığıyla ilişkilidir; ACTH artışıyla bağlantılı deri koyulaşması, halsizlik ve kilo kaybı eşlik edebilir. Aldosteron fazlalığı Na+ ve su tutulmasını artırarak hipertansiyona, K+ kaybıyla kas güçsüzlüğüne yol açabilir.

Örnek - 20
Aldosteron reseptörleri işlevsiz olan bir bireyde böbreğin diğer hormonlara yanıtı normaldir. Buna göre aşağıdaki değişimlerden hangisi beklenir?

A) Na+ geri emiliminin azalması ve kan basıncının düşme eğilimi
B) Na+ geri emiliminin artması ve K+ atımının azalması
C) Suyun ADH’den bağımsız olarak tamamen tutulması
D) Kan hacminin artması ve idrarda Na+ bulunmaması
E) Glukagon salgısının tamamen durması
Aldosteron etkisi oluşmazsa Na+ geri emilimi azalır; su kaybı artabilir ve kan hacmi ile kan basıncı düşme eğilimi gösterir. K+ atımı da azalabilir.

Cevap: A

Kortizol ve Uzun Süreli Stres

Kortizol, adrenal korteksten salgılanan glukokortikoiddir. Uzun süreli stres ve açlıkta protein ile yağ depolarından sağlanan maddelerin karaciğerde glikoza dönüştürülmesini artırır; böylece kan glikozunun korunmasına katkı sağlar. Yağ ve protein yıkımının artması, uzun süreli fazlalıkta kas ve bağ dokusunun zayıflamasına neden olabilir.

Kortizol iltihap ve bağışıklık yanıtını baskılayabilir; bu özellik kontrollü tedavide yararlı, uzun süre yüksek düzeyde ise enfeksiyonlara yatkınlığı artırıcı olabilir. Kortizol yükseldiğinde hipotalamus ve ön hipofizi baskılayarak CRH ve ACTH’yi azaltır. Bu eksen, kısa süreli sempatik–adrenalin yanıtından daha yavaş fakat daha uzun etkilidir.

Örnek - 21
Uzun süre yüksek kortizol düzeyine maruz kalan bir bireyde aşağıdakilerden hangisinin birlikte görülmesi beklenir?

A) Kan glikozunda azalma – bağışıklık yanıtında artış
B) Glikoz üretiminde artış – bağışıklık yanıtında baskılanma
C) Protein yıkımında azalma – ACTH’de artış
D) İnsülin reseptörlerinin zorunlu olarak yok olması – kalsitoninde artış
E) Tiroksin sentezinin doğrudan durması – ADH’de azalma
Kortizol amino asit ve gliserol gibi maddelerden glikoz üretimini destekler, bağışıklık ve iltihap yanıtlarını baskılayabilir. Yüksek kortizolün geri bildirimi ACTH’yi artırmaz, azaltır.

Cevap: B

Adrenal Eşey Hormonları

Adrenal korteks az miktarda androjen ve diğer eşey steroitlerini üretir. Bu hormonlar her iki eşeyde de bulunur; kıllanma ve cinsel gelişim üzerinde gonad hormonlarına destekleyici etki gösterebilir. Adrenal androjenler, testisten salgılanan testosteronla aynı kaynakta değildir.

Gonadların temel eşey hormonu üretimi FSH ve LH ile ilişkiliyken adrenal korteksin hormonları ACTH ve korteks içi düzenleme ile bağlantılıdır. Bir hormonun kimyasal olarak benzer olması, aynı bezden veya aynı eksenden salgılandığı anlamına gelmez.

Adrenalin ve Noradrenalin

Adrenalin ve noradrenalin, adrenal medulladan sempatik sinir uyarısıyla salgılanan katekolaminlerdir. Kısa süreli stres, korku veya yoğun egzersizde kalp hızını ve kasılma gücünü artırır; bronşları genişletir, karaciğerde glikojen yıkımını hızlandırır ve kan akımını iskelet kasları ile kalbe yönlendiren değişikliklere katkı verir.

Noradrenalin damarların daralması ve kan basıncının yükselmesinde daha belirgin olabilir; ayrıca sinir sisteminde nörotransmitter olarak da görev yapar. Medullanın hızlı yanıtı doğrudan sempatik sinirlerle başlatılır; ACTH’nin medullayı uyarması gerekmez.

Örnek - 22
Ani korku yaşayan sağlıklı bir bireyde aşağıdaki değişimlerden hangisinin birlikte ortaya çıkması beklenmez?

A) Kalp hızının artması – bronşların genişlemesi
B) Karaciğerde glikojen yıkımının artması – kan glikozunun yükselmesi
C) İskelet kaslarına kan akımının artması – sindirim etkinliğinin yavaşlaması
D) Adrenal medullanın sempatik uyarılması – adrenalin artışı
E) Kalp hızının azalması – bronşların daralması
Savaş ya da kaç yanıtında kalp hızı ve solunum kapasitesi artar. Kalp hızının azalması ve bronşların daralması bu yanıtın tersidir.

Cevap: E

Pankreas ve Kan Glikozunun Düzenlenmesi

Pankreasın Karma Bez Özelliği

Pankreasın ekzokrin bölümündeki asiner hücreler sindirim enzimlerini kanalla onikiparmak bağırsağına gönderir. Endokrin bölüm olan Langerhans adacıkları ise hormonlarını kana verir. Adacıklardaki alfa hücreleri glukagon, beta hücreleri insülin salgılar.

Endokrin hücreler pankreas dokusunun küçük bir bölümünü oluştursa da kan glikozu homeostazisinde belirleyicidir. Sindirim enzimi ile hormonun ikisi de protein yapılı olabilir; salgının nereye verildiği bezin endokrin veya ekzokrin işlevini belirler.

Örnek - 23
Pankreasın ekzokrin kanalı tıkanmış, Langerhans adacıklarının kan dolaşımı ise korunmuştur. İlk aşamada aşağıdakilerden hangisinin doğrudan sürmesi beklenir?

A) Sindirim enzimlerinin bağırsağa ulaşması
B) İnsülin ve glukagonun kana verilmesi
C) Safranın pankreasta üretilmesi
D) TSH’nin pankreastan salgılanması
E) Pankreas enzimlerinin kana hormon olarak verilmesi
Kanal tıkanması ekzokrin salgının bağırsağa ulaşmasını bozar. Endokrin adacıklar hormonlarını kanala değil doğrudan kana verdiği için insülin ve glukagon salgısı sürebilir.

Cevap: B

İnsülin

İnsülin, kan glikozu yükseldiğinde beta hücrelerinden salgılanır. İskelet kası ve yağ dokusunda glikozun hücre içine alınmasını artırır; karaciğer ve kaslarda glikojen sentezini, yağ dokusunda yağ sentezini ve birçok dokuda protein sentezini destekler. Bu etkiler kan glikozunu düşürür ve enerji fazlasının depolanmasını sağlar.

Beyin hücreleri ve alyuvarlar gibi bazı hücreler glikoz alımında insüline doğrudan bağımlı değildir. Buna karşın insülin bütün vücudun yakıt paylaşımını ve karaciğerin glikoz üretimini düzenlediği için eksikliği sistemik sonuç doğurur.

Glukagon

Glukagon, kan glikozu düştüğünde alfa hücrelerinden salgılanır. Başlıca karaciğerde glikojenin glikoza parçalanmasını ve amino asit ile gliserol gibi maddelerden yeni glikoz oluşturulmasını artırır. Karaciğer kana glikoz vererek kan düzeyini yükseltir.

Glukagonun temel hedefi iskelet kasındaki glikojeni doğrudan kana glikoz sağlamak üzere parçalatmak değildir; kas glikojeni büyük ölçüde kasın kendi enerji gereksiniminde kullanılır. İnsülin depolamayı, glukagon özellikle açlıkta yakıtın kana kazandırılmasını destekler.

Örnek - 24
Sağlıklı bir birey uzun süre aç kaldığında aşağıdaki değişimlerden hangisinin gerçekleşmesi beklenir?

A) İnsülin artar, karaciğerde glikojen sentezi hızlanır.
B) Glukagon artar, karaciğerde glikojen yıkımı hızlanır.
C) Glukagon azalır, kana glikoz verilmesi artar.
D) Beta hücreleri glukagon salgılar.
E) Alfa hücreleri insülin salgılar.
Açlıkta kan glikozunun düşmesi alfa hücrelerinden glukagon salgısını artırır. Glukagon karaciğerde glikojen yıkımını ve glikoz üretimini destekler.

Cevap: B

Kan Glikozunda Negatif Geri Bildirim

Yemekten sonra yükselen kan glikozu beta hücrelerini uyarır. İnsülin etkisiyle glikozun hücrelere girişi ve depolanması artar; kan glikozu normal aralığa yaklaşınca insülin uyarısı azalır. Açlıkta düşen kan glikozu alfa hücrelerini uyarır. Glukagon etkisiyle karaciğer kana glikoz verir; düzey normale yaklaşınca glukagon uyarısı azalır.

İnsülin ve glukagon kan glikozu üzerinde antagonistik etki gösterir; ancak her metabolik olayda birbirinin tam tersi değildir. Homeostazi, yalnız iki hormonun miktarına değil hedef dokuların duyarlılığına, beslenme durumuna ve diğer stres hormonlarına da bağlıdır.

Yüksek kan glikozunda beta hücresi ve insülinin, düşük kan glikozunda alfa hücresi ve glukagonun karaciğer ve dokular üzerindeki etkileri
İnsülin yüksek, glukagon düşük kan glikozuna yanıt verir; iki yol düzeyi normal aralığa yaklaştırır.
Örnek - 25
Bir deneyde sağlıklı bireye glukagon verildikten kısa süre sonra kan glikozu yükseliyor. Bu yükselişin ardından pankreasın normal geri bildirim yanıtı aşağıdakilerden hangisidir?

A) Alfa hücrelerinden daha fazla glukagon salgılanması
B) Beta hücrelerinden insülin salgısının artması
C) İnsülin reseptörlerinin bütün dokularda yok olması
D) Karaciğerde glikojen yıkımının insülinle artması
E) Pankreasın ekzokrin salgısının tamamen durması
Yükselen kan glikozu beta hücrelerini uyarır ve insülini artırır. İnsülin glikozun kullanılmasını ve depolanmasını destekleyerek yükselişe karşıt yanıt oluşturur.

Cevap: B

Tip 1 ve Tip 2 Diyabetin Temel Ayrımı

Tip 1 diyabette bağışıklık sistemi pankreasın beta hücrelerine zarar verir; insülin üretimi ileri derecede azalır veya yok olur. Tip 2 diyabette hedef dokuların insüline duyarlılığı azalır; başlangıçta insülin üretimi sürse hatta artabilse de hücresel yanıt yetersizdir. Zamanla beta hücrelerinin kapasitesi de azalabilir.

Her iki durumda da kan glikozu yüksek kalabilir; ancak mekanizma aynı değildir. Tip 1 yalnız çocuklarda, Tip 2 yalnız ileri yaşta görülür biçiminde mutlak yaş ayrımı doğru değildir. İnsülin yetersizliği veya direnci nedeniyle hücrelerin yakıt kullanımı bozulur; yağ yıkımı ve keton oluşumu özellikle Tip 1’de belirginleşebilir. Kan glikozu böbrek eşiğini aşarsa idrarda glikoz, buna bağlı su kaybı ve sık idrara çıkma görülebilir.

Örnek - 26
Aynı glikoz yüklemesinden sonra K'nin yaklaşık iki saatte başlangıca döndüğü, L'nin yüksek kaldığı, M'nin yavaş düştüğü üç eğrili grafik

Aynı miktarda glikoz verilen K, L ve M bireylerinden K sağlıklıdır. L’de insülin üretimi çok düşük, M’de ise insülin üretilmesine rağmen hedef dokuların duyarlılığı azalmıştır. Buna göre,
I. L Tip 1 diyabet mekanizmasıyla uyumludur.
II. M’de insülin direnci düşünülebilir.
III. K’de negatif geri bildirim kan glikozunu başlangıç düzeyine yaklaştırmıştır.
yargılarından hangileri doğrudur?

A) Yalnız I
B) Yalnız II
C) I ve II
D) II ve III
E) I, II ve III
L’de üretim yetersizliği Tip 1, M’de hedef doku duyarsızlığı Tip 2 mekanizmasıyla uyumludur. K’nin normale yaklaşması insülin temelli negatif geri bildirimin sonucudur.

Cevap: E

Örnek - 27
K ve L bireylerinde yemek sonrası kan glikozu yüksektir. K’de plazma insülini ölçülemeyecek kadar düşük, L’de ise normalin üzerindedir. Buna göre aşağıdaki çıkarımlardan hangisi en uygundur?

A) K’de insülin direnci kesin, L’de beta hücresi yoktur.
B) K’de insülin üretim yetersizliği, L’de hedef doku direnci düşünülebilir.
C) Her iki bireyde de glukagon üretimi kesinlikle yoktur.
D) L’nin bütün hücreleri reseptörsüzdür.
E) K ve L’de bozukluğun mekanizması zorunlu olarak aynıdır.
Yüksek glikoza rağmen K’de insülinin çok düşük olması üretim yetersizliğini; L’de insülin yüksekken glikozun düşmemesi hedef doku yanıtının azalmasını düşündürür. Tek ölçüm bütün ayrıntıları kanıtlamaz, ancak en uygun çıkarım budur.

Cevap: B

Eşeysel Bezler, Epifiz, Timüs ve Geçici Endokrin Yapılar

Yumurtalık Hormonları

Yumurtalık folikülleri başlıca östrojen, ovulasyondan sonra oluşan korpus luteum ise ağırlıklı olarak progesteron salgılar. Östrojen dişi üreme organlarının gelişimi, ikincil eşey özellikleri ve rahim iç tabakasının büyümesiyle ilişkilidir. Progesteron rahim iç tabakasının gebeliğe uygun durumda korunmasına katkı sağlar.

FSH folikül gelişimini ve östrojen üretimini, LH ovulasyonu ve korpus luteum oluşumunu uyarır. Üreme döngüsünün ayrıntılı hormon grafiği ayrı üreme sistemi kapsamında ele alınır; endokrin sistem açısından temel bağlantı hipotalamus–hipofiz–yumurtalık eksenidir.

Testis Hormonları

Testiste Leydig hücreleri LH etkisiyle başlıca testosteron salgılar. Testosteron erkek üreme organlarının gelişimini, ikincil eşey özelliklerini ve sperm üretiminin sürdürülmesini destekler. Sertoli hücrelerinin sperm oluşumuna desteğinde FSH etkilidir.

Testosteron steroit yapılıdır ve hücre içi reseptörler üzerinden gen ifadesini değiştirebilir. Testisin sperm üretmesi ekzokrin, testosteronu kana vermesi endokrin işlev olarak değerlendirilir.

Epifiz ve Melatonin

Epifiz bezi ara beyin bölgesinde bulunur ve melatonin salgılar. Retina üzerinden algılanan ışık bilgisi hipotalamustaki biyolojik saat merkezine ulaşır; karanlıkta melatonin salgısı genellikle artar. Melatonin uyku–uyanıklık zamanlaması ve günlük biyolojik ritimlerin çevre ışığıyla eşleştirilmesine katkı verir.

Melatonin göze ışık düşmesini sağlamaz; ışık bilgisi melatonin salınımını düzenler. Hormonun karanlıkta artması doğrudan uyku oluşturan tek mekanizma değildir, fakat sirkadiyen zamanlamaya güçlü bir sinyal sağlar.

Timüs ve Timozin

Timüs, göğüs boşluğunda kalbin üst bölümüne yakın yer alan lenfoid ve endokrin işlevli organdır. Timozin adı altında anılan peptitler ve timik çevre, T lenfositlerin olgunlaşmasına katkı sağlar. Bu nedenle timüs endokrin sistem ile bağışıklık sistemi arasında bağlantı kurar.

Timüs çocuklukta daha belirgindir; ergenlikten sonra yağ dokusunun artmasıyla küçülür. Küçülme tüm bağışıklığın ortadan kalktığı anlamına gelmez; daha önce oluşmuş T hücreleri ve diğer bağışıklık organları işlevlerini sürdürür.

Plasentanın Endokrin İşlevi

Plasenta, gebelik sırasında gelişen geçici endokrin organdır. Erken dönemde salgılanan hCG, korpus luteumun progesteron üretimini sürdürmesine yardımcı olur. Gebelik ilerledikçe plasenta östrojen ve progesteron üretimine önemli ölçüde katılır; rahim iç ortamının ve gebeliğin sürdürülmesini destekler.

Plasentanın hormon üretmesi onu kalıcı bir bez yapmaz. İşlevi gebelikle sınırlıdır ve anne ile embriyo/fetüs arasındaki madde alışverişi görevine ek olarak gerçekleşir.

Yapı Hormon Temel işlev
Yumurtalık Östrojen, progesteron Dişi üreme sistemi ve rahim iç tabakasının düzenlenmesi
Testis Testosteron Erkek üreme sistemi ve ikincil eşey özellikleri
Epifiz Melatonin Sirkadiyen ritim ve ışık–karanlık zamanlaması
Timüs Timik hormonlar T lenfosit olgunlaşmasına katkı
Plasenta hCG, östrojen, progesteron Gebeliğin hormonal olarak desteklenmesi
Örnek - 28
Aşağıdaki yapı–hormon–işlev eşleştirmelerinden hangisi yanlıştır?

A) Epifiz – melatonin – ışık/karanlık döngüsüne bağlı biyolojik ritim
B) Timüs – timik hormonlar – T lenfosit olgunlaşmasına katkı
C) Testis – testosteron – erkek ikincil eşey özellikleri
D) Plasenta – hCG – gebeliğin erken döneminde korpus luteumun desteklenmesi
E) Yumurtalık – ADH – böbrekte su geri emiliminin artırılması
ADH hipotalamusta sentezlenip arka hipofizden salınır; yumurtalık hormonu değildir. Diğer eşleştirmeler ilgili yapıların temel endokrin görevleriyle uyumludur.

Cevap: E

Önceki Konu: Sinir Sistemi
Sonraki Konu: Duyu Organları

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz