AYT TANZİMAT’TAN MİLLÎ EDEBİYAT’A TÜRK HİKÂYESİ

0
60
Tanzimat'tan Millî Edebiyat'a Türk hikâyesi AYT Edebiyat konu anlatımı kapağı

AYT Tanzimat’tan Millî Edebiyat’a Türk hikâyesi konu anlatımı kapsamında Türk hikâyesinin dönemlere göre gelişimi, dil ve teknik özellikleri, başlıca sanatçıları ve eserleri işlenecektir.
AYT edebiyat konularının tamamına AYT konu anlatımı arşivinden ulaşabilirsiniz.

TANZİMAT’TA HİKÂYENİN KURULUŞU

İlk Denemelerden Modern Hikâyeye

Tanzimat’tan önce anlatma ihtiyacını halk hikâyeleri, mesneviler, meddah anlatıları ve kıssalar karşılıyordu. Batılı anlamdaki hikâye ise çeviri ve uyarlamalarla tanındı. İlk örneklerde geleneksel anlatıcının okurla konuşan sesi, rastlantılar, olağanüstü olaylar ve öğretme amacı belirgindir. Tür geliştikçe olayın kuruluşu, kişi çözümlemesi ve çevre betimlemesi güçlenmiştir.

Geleneksel anlatıMesnevi, halk hikâyesi, meddah ve kıssa birikimi

→

İlk denemelerÇeviri, uyarlama, öğretme amacı ve anlatıcı müdahalesi

→

Batılı hikâyeYoğun kurgu, gözlem ve teknik bütünlük

Emin Nihat ve Ahmet Mithat Efendi

Emin Nihat’ın Müsameretnâme‘si, Tanzimat yıllarındaki ilk hikâye denemelerindendir. Çerçeve anlatı mantığı taşıyan eser, farklı kişilerin anlattığı hikâyelerden oluşur; geleneksel anlatı ile modern hikâye arasında bir geçiş görünümü verir.

Ahmet Mithat Efendi, halkı eğitme düşüncesini hikâyelerine de taşır. Letâif-i Rivâyât, Türk edebiyatındaki ilk hikâye kitabı kabul edilir; Kıssadan Hisse de türün erken örnekleri arasındadır. Yazar, olay akışını keserek bilgi verebilir, okura seslenebilir ve kendi yargısını açıklayabilir. Romantizmin etkisiyle tesadüflere, olağanüstü gelişmelere ve iyilerle kötülerin keskin karşıtlığına yer verir. Bu özellikler teknik kusur sayılsa da hikâye okurunun oluşmasında ve türün yaygınlaşmasında belirleyici olmuştur.

Edebiyat tarihindeki yeri Sanatçı / eser Ayırt edici özellik
İlk deneme Emin Nihat – Müsameretnâme Çerçeve anlatı ve geleneksel hikâye etkisi
İlk hikâye kitabı Ahmet Mithat – Letâif-i Rivâyât Öğretme amacı, anlatıcı müdahalesi, romantik kurgu
Erken derleme Ahmet Mithat – Kıssadan Hisse Kıssa geleneğiyle öğretici anlatım
Dikkat
Müsameretnâme, Türk hikâyesinin ilk denemeleri arasında; Letâif-i Rivâyât ise ilk hikâye kitabı olarak anılır. Bu nitelemeler eserlerin edebiyat tarihindeki yerini belirtir, yayımlanma sıralarını göstermez. Batılı anlamdaki ilk başarılı küçük hikâye Küçük Şeyler‘dir.
Örnek - 1
Bir hikâyede anlatıcı, olayın en gerilimli anında sözü kesip “Burada okuruma eski İstanbul konaklarında misafir ağırlama usulünü anlatmalıyım.” diyerek uzun bir açıklama yapmaktadır. Bu tutum aşağıdaki yazarlardan hangisinin erken dönem hikâyeciliğiyle daha çok ilişkilidir?

A) Ömer Seyfettin
B) Halit Ziya Uşaklıgil
C) Ahmet Mithat Efendi
D) Refik Halit Karay
E) Sami Paşazade Sezai
Okura seslenme, olay akışını keserek bilgi verme ve öğretme amacı Ahmet Mithat’ın meddah geleneğini sürdüren anlatıcı tavrıdır.

Cevap: C

Örnek - 2
Müsameretnâme 1871’de, Letâif-i Rivâyât dizisi 1870’te yayımlanmaya başlamıştır. Küçük Şeyler ise 1891’de yayımlanmıştır. Bu eserlerin yayım başlangıçlarına göre doğru sıralanışı hangisidir?

A) Küçük Şeyler → Müsameretnâme → Letâif-i Rivâyât
B) Müsameretnâme → Letâif-i Rivâyât → Küçük Şeyler
C) Letâif-i Rivâyât → Küçük Şeyler → Müsameretnâme
D) Müsameretnâme → Küçük Şeyler → Letâif-i Rivâyât
E) Letâif-i Rivâyât → Müsameretnâme → Küçük Şeyler
Letâif-i Rivâyât dizisi 1870’te, Müsameretnâme 1871’de yayımlanmaya başlamıştır. Küçük Şeyler ise 1891’de yayımlanmıştır. Yayım başlangıçlarına göre sıra Letâif-i Rivâyât → Müsameretnâme → Küçük Şeyler olur.

Cevap: E

TANZİMAT İKİNCİ DÖNEMİNDE BATILI TEKNİK

Sami Paşazade Sezai ve Küçük Şeyler

Tanzimat’ın ikinci döneminde sanatçılar bireysel konulara yönelmiş, gözlem ve teknik bütünlüğe daha çok önem vermiştir. Sami Paşazade Sezai, Küçük Şeyler ile Batılı anlamdaki ilk başarılı küçük hikâyeleri verir. Gündelik yaşamın sıradan görünen anlarını, küçük insanları ve onların duyarlılıklarını işler. Betimlemelerinde ağırlaşabilen diline karşılık konuşmalarda daha doğal bir söyleyiş kullanır. Pandomima, Hiç ve Kediler tanınan hikâyelerindendir.

Recaizade Mahmut Ekrem ve Nabizade Nâzım

Recaizade Mahmut Ekrem, Muhsin Bey ve Şemsa gibi hikâyelerinde bireysel duyguları ve gündelik yaşam kesitlerini işler. Nabizade Nâzım ise realizm ve natüralizmin etkisiyle gözleme yönelir; hikâyeyi İstanbul dışına çıkarır ve sade bir dil kullanır. Yadigârlarım, Haspa, Zavallı Kız, Bir Hatıra, Sevda ve Hâlâ Güzel hikâyeleri arasındadır.

Sami Paşazade SezaiBatılı küçük hikâye · gündelik yaşam · güçlü teknik
Recaizade Mahmut EkremBireysel duyarlılık · yaşam kesiti · Muhsin Bey
Nabizade NâzımGözlem · realizm/natüralizm · İstanbul dışı çevre
DönüşümAnlatıcı müdahalesinden sahne ve gözlem ağırlığına geçiş
Örnek - 3
Bir Tanzimat hikâyesinde büyük olaylar yerine geçim sıkıntısı çeken sıradan bir adamın tek günlük yaşantısı, çevre gözlemleri ve küçük ayrıntılarla anlatılmış; anlatıcı olayın akışına müdahale etmemiştir. Bu parçanın aşağıdaki eserlerden hangisine ait olma ihtimali daha yüksektir?

A) Letâif-i Rivâyât
B) Kıssadan Hisse
C) Küçük Şeyler
D) Müsameretnâme
E) Memleket Hikâyeleri
Sıradan yaşam kesiti, küçük insan ve anlatıcı müdahalesinin azalması Küçük Şeyler‘in Batılı teknikle kurulan hikâyelerine uygundur.

Cevap: C

Örnek - 4
I. Hikâyeyi İstanbul dışındaki çevrelere taşımıştır.
II. Realizm ve natüralizmden yararlanmıştır.
III. Haspa ve Yadigârlarım adlı hikâyeleri vardır.

Bu özelliklerin tümü aşağıdaki sanatçılardan hangisine aittir?

A) Nabizade Nâzım
B) Recaizade Mahmut Ekrem
C) Ahmet Mithat Efendi
D) Mehmet Rauf
E) Hüseyin Cahit Yalçın
Üç bilgi de Nabizade Nâzım’ın hikâyeciliğini ayırt eder.

Cevap: A

SERVETİFÜNUN’DA TEKNİK OLGUNLUK

Dönemin Hikâye Anlayışı

Servetifünun sanatçıları Batı edebiyatını yakından izledikleri için hikâyeyi yapı, anlatıcı, zaman ve betimleme bakımından olgunlaştırmıştır. Olaylar çoğunlukla İstanbul’da geçer; kahramanlar aydın çevreden seçilir. Bireysel duyarlılıklar, aşk, aile, evlilik, yalnızlık, düş–gerçek çatışması ve karamsarlık öne çıkar. Realizm ve natüralizmin etkisiyle çevre ve ruh çözümlemeleri güçlenir; ancak dil Arapça–Farsça söz ve tamlamalarla ağırlaşır.

Anlatım örneği: Mektubu açmadı. Yağmur dinince sokağa çıktı; evde kalırsa kararını yine erteleyeceğini biliyordu. Dış olay, kişinin kararsızlığı ve çevre ayrıntısı birbirini tamamlar; seçilmiş ayrıntılar olayın ritmini ve neden-sonuç bağını kurar.
Ölçüt Tanzimat hikâyesi Servetifünun hikâyesi
Kurgu İlk örneklerde rastlantı ve anlatıcı müdahalesi Neden–sonuç ilişkisi ve teknik bütünlük
Kişi/çevre Toplumsal tipler, İstanbul ağırlığı İstanbul’un aydın çevresi, psikolojik derinlik
Tema Öğretme, Batılılaşma, aile ve ahlak Aşk, aile, yalnızlık, düş–gerçek çatışması
Dil Halka yaklaşma isteği; dönemlere göre değişken Sanatlı, ağır ve seçkinci

Hikâye ile Roman Arasındaki İlişki

Servetifünun’da roman ve hikâye çoğu kez aynı sanatçılar tarafından yazılır. Romanlardaki güçlü gözlem, betimleme ve ruh çözümlemesi hikâyeye de taşınır; ancak hikâyede ayrıntı daha seçici kullanılır. Dönemin öyküleri genellikle Maupassant tarzında, olay merkezli ve sonuçlu bir yapıya sahiptir.

Dikkat
Servetifünun hikâyesi teknik bakımdan Tanzimat’tan ileridedir; fakat sade dil bakımından Millî Edebiyat’ın gerisindedir. “Teknik olgunluk” ile “yalın dil” aynı dönem özelliği değildir.
Örnek - 5
Bir hikâyede İstanbul’daki seçkin bir ailenin dağılma süreci, kişilerin iç çatışmaları ve evin ayrıntılı betimlemeleriyle verilmiştir. Dil sanatlı, kurgu ise neden–sonuç bakımından sıkıdır. Bu hikâye aşağıdaki dönemlerden hangisine daha yakındır?

A) Tanzimat I. Dönem
B) Servetifünun
C) Millî Edebiyat
D) Cumhuriyet Dönemi toplumcu hikâye
E) Halk hikâyeciliği
İstanbul’un seçkin çevresi, psikolojik çözümleme, ağır dil ve güçlü teknik Servetifünun hikâyesinin bileşimidir.

Cevap: B

Örnek - 6
Servetifünun hikâyesiyle ilgili aşağıdakilerden hangisi yanlıştır?

A) Realizm ve natüralizmin etkisi görülür.
B) Bireysel konular ve psikolojik çözümlemeler öne çıkar.
C) Hikâye tekniği Tanzimat’a göre güçlenmiştir.
D) Konuşma dili yazı diline dönüştürülerek yalınlık amaçlanmıştır.
E) Olayların önemli bir bölümü İstanbul’da geçer.
Konuşma dilini yazı dili hâline getirme ve yalınlaşma Millî Edebiyat’ın programıdır; Servetifünun’da ağır ve sanatlı dil görülür.

Cevap: D

SERVETİFÜNUN HİKÂYECİLERİ

Halit Ziya Uşaklıgil ve Mehmet Rauf

Halit Ziya Uşaklıgil, Türk hikâyeciliğini Batılı örneklere en çok yaklaştıran ve türün ilk yetkin örneklerini veren sanatçıdır. İzmir ve İstanbul çevresini, aile hayatını, yoksulluğu, çocukları ve gündelik çatışmaları işler. Solgun Demet, Bir Yazın Tarihi, Bir Şi’r-i Hayal, Hepsinden Acı, Kadın Pençesi, Onu Beklerken ve İzmir Hikâyeleri başlıca hikâye kitaplarıdır.

Dil örneği: “Gurûbun hazin manzarası karşısında müteessir olan genç kadın, kalbinin sükûtuna gömülmüştü.” “Gurûb” gün batımı, “müteessir” etkilenmiş, “sükût” sessizlik anlamındadır. Bu sözcükler ve tamlamalar cümleye sanatlı ve ağır bir ton kazandırır.

Mehmet Rauf, Halit Ziya’nın etkisinde kalmış; aşk, evlilik, kıskançlık, hastalık, ölüm ve bunların doğurduğu ruhsal gerilimleri işlemiştir. Son Emel, Aşkâne, İhtizar, Kadın İsterse, Hanımlar Arasında ve Bir Aşkın Tarihi hikâye kitapları arasındadır.

Ruh çözümlemesi örneği: “Beklemediğini söylüyor, kapı her açıldığında yüreği aynı umutla çarpıyordu.” Söylediğiyle istemsiz tepkisinin çelişmesi, kişinin iç çatışmasını davranış ve düşünce üzerinden görünür kılar.

Hüseyin Cahit, Ahmet Hikmet ve Bağımsızlar

Hüseyin Cahit Yalçın, Hayat-ı Muhayyel, Hayat-ı Hakikiye Sahneleri ve Niçin Aldatırlarmış? adlı eserlerinde Servetifünun çevresinin bireysel ve şehirli dünyasını yansıtır. Ahmet Hikmet Müftüoğlu önce Servetifünun çizgisinde Haristan ve Gülistan‘ı yazmış, daha sonra Millî Edebiyat’a yönelerek Çağlayanlar‘da millî tarih ve Türkçülük temalarını işlemiştir.

Topluluk dışında kalan Hüseyin Rahmi Gürpınar, toplum için sanat anlayışı, natüralist gözlem ve mizahla İstanbul’un farklı kesimlerini anlatır. Kadınlar Vaizi, Katil Buse, Gönül Ticareti, Melek Sanmıştım Şeytanı ve İki Hödüğün Seyahati hikâye türündeki eserlerindendir. Ahmet Rasim de İstanbul yaşamını canlı, açık ve doğal bir dille anlatan bağımsız isimler arasındadır.

Sanatçı Belirleyici yön Hikâye eseri
Halit Ziya Batılı teknik, gözlem, aile ve şehir yaşamı Solgun Demet, İzmir Hikâyeleri
Mehmet Rauf Ruhsal gerilim, aşk ve evlilik Son Emel, Aşkâne
Hüseyin Cahit Servetifünun’un bireysel ve hayalci dünyası Hayat-ı Muhayyel
Ahmet Hikmet Servetifünun’dan millî çizgiye geçiş Haristan ve Gülistan, Çağlayanlar
Hüseyin Rahmi Natüralizm, mizah, toplumsal gözlem Kadınlar Vaizi
Örnek - 7
Aşağıdaki sanatçı–eser eşleştirmelerinden hangisi yanlıştır?

A) Halit Ziya Uşaklıgil – Solgun Demet
B) Mehmet Rauf – Son Emel
C) Hüseyin Cahit Yalçın – Hayat-ı Muhayyel
D) Ahmet Hikmet Müftüoğlu – Haristan ve Gülistan
E) Hüseyin Rahmi Gürpınar – Bir Yazın Tarihi
Bir Yazın Tarihi Halit Ziya’ya aittir. Hüseyin Rahmi’nin hikâyeleri arasında Kadınlar Vaizi bulunur.

Cevap: E

Örnek - 8
Bir sanatçının ilk hikâye kitabı Servetifünun’un ağır ve bireysel çizgisindedir. Daha sonraki kitabında ise Türk tarihine, millî kültüre ve sade dile yönelmiştir. Bu sanatçı ve eser çifti aşağıdakilerden hangisidir?

A) Ahmet Hikmet – Haristan ve Gülistan / Çağlayanlar
B) Mehmet Rauf – Aşkâne / Son Emel
C) Halit Ziya – Solgun Demet / Kadın Pençesi
D) Hüseyin Cahit – Hayat-ı Muhayyel / Nadide
E) Hüseyin Rahmi – Kadınlar Vaizi / Şıpsevdi
Servetifünun’dan Millî Edebiyat çizgisine geçen Ahmet Hikmet’in iki farklı dönemini bu eserler gösterir.

Cevap: A

FECRİATİ’DEN MİLLÎ EDEBİYAT’A GEÇİŞ

Fecriati’de Hikâye

Fecriati, Servetifünun’un sanat anlayışını büyük ölçüde sürdürür. “Sanat şahsi ve muhteremdir.” görüşü doğrultusunda bireysel temalar, ağır dil ve sanatlı anlatım devam eder. Topluluk roman ve hikâyede belirgin bir yenilik kuramamıştır. Yakup Kadri Karaosmanoğlu, Fecriati döneminde Bir Serencam‘daki hikâyelerini yazmış; topluluk dağıldıktan sonra Millî Edebiyat’a yaklaşmıştır.

Eserlerde Dil ve Tema Dönüşümü

Ahmet Hikmet Müftüoğlu ile Yakup Kadri Karaosmanoğlu’nun hikâye kitaplarında dil ve konular zamanla değişir. İki yazarın önceki ve sonraki eserleri arasındaki farklar şöyledir.

Sanatçı Önceki eser Sonraki eser
Ahmet Hikmet Müftüoğlu Haristan ve Gülistan (1901): Servetifünun üslubuna uygun ağır ve tasvirli dil; aşk, aile ve yalnızlık gibi bireysel konular. Çağlayanlar (1922): sade dil; vatan ve millet sevgisi, savaş, Türkçülük ve toplumsal konular.
Yakup Kadri Karaosmanoğlu Bir Serencam: Fecr-i Ati çizgisinde bireysel ve ailevi konular; birey-cemiyet çatışması. Millî Savaş Hikâyeleri: Millî Mücadele yıllarındaki savaş ve zulüm sahneleri; bireysel acılardan toplum meselelerine yöneliş.
Örnek - 9
“Yazar, bu hikâyelerinde bireysel duyarlılıkları ve karamsar ruh hâllerini ağır bir dille işler. Sonraki yıllarda ise Millî Mücadele’yi ve Anadolu insanını konu edinir.” Bu açıklama aşağıdaki sanatçılardan hangisinin değişimini anlatır?

A) Sami Paşazade Sezai
B) Yakup Kadri Karaosmanoğlu
C) Ahmet Mithat Efendi
D) Mehmet Rauf
E) Nabizade Nâzım
Yakup Kadri’nin Fecriati dönemindeki Bir Serencam‘ı ile Millî Mücadele yıllarını anlatan Millî Savaş Hikâyeleri bu dönüşümü gösterir.

Cevap: B

Örnek - 10
Bir araştırmacı, bir yazarın iki hikâye kitabını karşılaştırırken ilkinde Servetifünun estetiğini, ikincisinde Türkçülük ve millî tarih anlayışını belirliyor. Araştırmacının incelediği eserler hangileri olabilir?

A) Solgun Demet – İzmir Hikâyeleri
B) Haristan ve Gülistan – Çağlayanlar
C) Aşkâne – İhtizar
D) Küçük Şeyler – Pandomima
E) Letâif-i Rivâyât – Kıssadan Hisse
Ahmet Hikmet’in iki kitabı, Servetifünun’dan millî edebiyat anlayışına geçişi doğrudan yansıtır.

Cevap: B

MİLLÎ EDEBİYAT HİKÂYESİNİN GENEL ÇİZGİSİ

Yeni Lisan, Anadolu ve Memleket Edebiyatı

Millî Edebiyat, 1911’de Genç Kalemler dergisinde yayımlanan Yeni Lisan makalesiyle dilde sadeleşmeyi programlaştırır. İstanbul Türkçesinin esas alınması, konuşma dili ile yazı dilinin yakınlaşması ve yabancı kurallardan kaçınma hikâyeyi geniş okur kitlesine ulaştırır.

Hikâyelerde Anadolu, savaş, göç, yoksulluk, halkın yaşamı, millî tarih, Türkçülük, yanlış Batılılaşma ve toplumsal sorunlar işlenir. Gözlem güçlenir; realizm etkisi sürer. Olay hikâyesi ve Maupassant tekniği yaygındır. Dönemin hikâyeciliği, hem sade dil hem de İstanbul dışına açılan mekânlarla memleket edebiyatının temelini kurar.

Dönemin Hikâye Haritası

Dilİstanbul Türkçesi, konuşma diline yakın yalın anlatım
MekânAnadolu, kasaba, köy ve savaş coğrafyası
TemaMillî tarih, toplum, savaş, göç, yoksulluk ve halk
TeknikGözlem, realizm ve olay hikâyesi
Dikkat
Millî Edebiyat’ta “millî” yalnız tarih konusunu göstermez. Sade dil, Anadolu’ya yöneliş ve halkın gündelik yaşamının gerçekçi biçimde anlatılması da dönemin millîleşme anlayışının parçalarıdır.
Örnek - 11
Aşağıdaki parçalardan hangisi Millî Edebiyat hikâyesinin dil ve konu anlayışına en uygundur?

A) “Gurûbun son ışıkları çekilirken, müteessir genç kadın vuslat umudunu kalbinin en derin köşesine gömmüştü.”
B) “Köyden şehre gidecek otobüsü beklerken annem çantama ekmek koydu. Tarlayı bu yıl da komşumuz ekecekti.”
C) “Dağın doruğunda üç başlı dev görünce yiğit kılıcını çekti; gece boyunca ejderhayla çarpıştı.”
D) “Okur, burada genç adamı hemen yargılamamalı; yanılgısının nedenini birazdan açıklayacağım.”
E) “Kapı gıcırtısı onu eski bir ayrılığa götürdü. Korkmadığını düşündü ama mektubu yırtan eli titriyordu.”
Köyden kente gidiş ve tarımsal yaşam kısa, gözleme dayalı cümlelerle verilir. Sade anlatım, Anadolu yaşamını ve toplumsal değişimi öne çıkarır.

Cevap: B

Örnek - 12
Servetifünun ve Millî Edebiyat hikâyelerinin ortak yönü aşağıdakilerden hangisidir?

A) Konuşma dilini yazı dili hâline getirmeleri
B) Anadolu’yu temel mekân seçmeleri
C) Realist gözlem ve Batılı hikâye tekniğinden yararlanmaları
D) Türk tarihini millî bilinç amacıyla işlemeleri
E) Halkı eğitmek için anlatıcı müdahalesine başvurmaları
İki dönemde de realizm ve Batılı teknik etkilidir. Sade dil, Anadolu ve millî tarih Millî Edebiyat’ı ayırır.

Cevap: C

ÖMER SEYFETTİN VE REFİK HALİT KARAY

Ömer Seyfettin: Olay Hikâyesi ve Millî Bilinç

Ömer Seyfettin, Yeni Lisan hareketinin öncülerinden ve Türk edebiyatında hikâyeyi bağımsız bir tür hâline getiren temel isimdir. Maupassant tarzı olay hikâyeleri yazar; merak unsurunu canlı tutar ve çoğu kez çarpıcı bir sona ulaşır. Dili sade, açık ve konuşma diline yakındır. Çocukluk anıları, Balkanlar, Osmanlı tarihi, millî bilinç, yanlış Batılılaşma ve gündelik yaşam başlıca konu alanlarıdır.

Konu alanı Örnek eserler
Çocukluk ve okul Falaka, Ant, Kaşağı, İlk Namaz
Osmanlı tarihi ve kahramanlık Pembe İncili Kaftan, Başını Vermeyen Şehit, Forsa, Topuz, Diyet
Balkanlar ve millî bilinç Beyaz Lale, Bomba
Gündelik yaşam ve eleştiri Yüksek Ökçeler, Gizli Mabet, Bahar ve Kelebekler

Refik Halit: Memleket ve Gurbet

Refik Halit Karay, güçlü gözlemi, sade dili ve mizahi anlatımıyla olay hikâyeciliğinin önemli temsilcisidir. Memleket Hikâyeleri, Anadolu kasaba ve köylerindeki insanları, memurları ve yerel yaşamı gerçekçi biçimde anlatır; Anadolu’yu bütün canlılığıyla edebiyata taşıyan temel kitaplardandır. Gurbet Hikâyeleri ise sürgün yıllarının farklı coğrafyalarını, yabancılık ve özlem duygusunu işler.

Örnek - 13
Bir hikâyede sınır boyundaki asker, padişahın gönderdiği armağanı reddetmeden önce onurunu koruyan kesin bir karar verir; olay hızlı gelişir ve kahramanın fedakârlığını belirginleştiren çarpıcı bir sonla biter. Bu hikâyenin yazarı aşağıdakilerden hangisi olabilir?

A) Mehmet Rauf
B) Ömer Seyfettin
C) Sami Paşazade Sezai
D) Hüseyin Cahit Yalçın
E) Ahmet Mithat Efendi
Millî tarih, kahramanlık, yoğun olay ve çarpıcı son Ömer Seyfettin’in tarihî hikâyelerine özgüdür.

Cevap: B

Örnek - 14
I. Anadolu’nun kasaba ve köylerini güçlü gözlemle anlatır.
II. Sade bir dil ve yer yer mizahi anlatım kullanır.
III. Sürgün coğrafyalarında yabancılık ve özlem duygusunu işler.

Bu özelliklerle ilişkili iki eser aşağıdakilerden hangisidir?

A) Memleket Hikâyeleri – Gurbet Hikâyeleri
B) Solgun Demet – Aşkâne
C) Küçük Şeyler – Şemsa
D) Haristan ve Gülistan – Çağlayanlar
E) Bir Serencam – Rahmet
Üç özellik Refik Halit’in iki temel hikâye kitabını ayırt eder.

Cevap: A

MİLLÎ EDEBİYAT’IN DİĞER HİKÂYECİLERİ

Halide Edip ve Yakup Kadri

Halide Edip Adıvar, Harap Mabetler‘de ölüm, yaşam, insan ve felsefe gibi bireysel konuları; Dağa Çıkan Kurt‘ta savaşın ve işgalin doğurduğu yıkımı işler. Canlı karakterleri ve kuvvetli gözlemleriyle tanınır. Yakup Kadri Karaosmanoğlu, Bir Serencam ve Rahmet‘te bireysel ve şehirli temalara; Millî Savaş Hikâyeleri‘nde Millî Mücadele’nin toplum üzerindeki etkilerine yönelir.

Reşat Nuri ve Aka Gündüz

Reşat Nuri Güntekin, yurdun çeşitli bölgelerindeki insanları, bozulan değerleri, yanlış Batılılaşmayı ve günlük yaşamı yalın bir dille anlatır. Eski Ahbap, Tanrı Misafiri, Sönmüş Yıldızlar, Roçild Bey ve Olağan İşler hikâye kitaplarındandır. Aka Gündüz, Türk Kalbi ve Türk’ün Kitabı‘nda Türkçülük, savaş, halk yaşamı ve toplumsal meseleleri işler.

Sanatçı Dönüşüm / odak Hikâye eserleri
Halide Edip Bireysel temalardan savaş ve millî mücadeleye Harap Mabetler, Dağa Çıkan Kurt
Yakup Kadri Fecriati duyarlılığından toplum ve Millî Mücadele’ye Bir Serencam, Rahmet, Millî Savaş Hikâyeleri
Reşat Nuri Anadolu, insan, bozulan değerler ve gündelik yaşam Tanrı Misafiri, Sönmüş Yıldızlar
Aka Gündüz Türkçülük, savaş ve halk yaşamı Türk Kalbi, Türk’ün Kitabı
Örnek - 15
Aşağıdaki eserlerden hangileri aynı sanatçının farklı edebî evrelerini gösterir?

A) Bir Serencam – Millî Savaş Hikâyeleri
B) Harap Mabetler – Memleket Hikâyeleri
C) Tanrı Misafiri – Çağlayanlar
D) Solgun Demet – Dağa Çıkan Kurt
E) Küçük Şeyler – Gurbet Hikâyeleri
Yakup Kadri’nin Bir Serencam‘ı Fecriati dönemini, Millî Savaş Hikâyeleri ise Millî Mücadele ve toplum yönelişini temsil eder.

Cevap: A

Örnek - 16
Bir eserde Balkan Savaşları ve işgal yıllarının yarattığı acılar, kuvvetli kadın karakterler çevresinde ele alınmaktadır. Aynı yazarın daha önce bireysel ve felsefi konular taşıyan bir hikâye kitabı da vardır. Bu iki eser aşağıdakilerden hangisidir?

A) Rahmet – Bir Serencam
B) Harap Mabetler – Dağa Çıkan Kurt
C) Solgun Demet – İzmir Hikâyeleri
D) Tanrı Misafiri – Sönmüş Yıldızlar
E) Haristan ve Gülistan – Çağlayanlar
Halide Edip’in Harap Mabetler‘i bireysel-felsefi, Dağa Çıkan Kurt‘u ise savaş ve işgal temalıdır.

Cevap: B

Haristan ve Gülistan’dan Çağlayanlar’a ağır ve sanatlı anlatımdan sade dile ve millî temalara geçilir. Bir Serencam’dan Millî Savaş Hikâyeleri’ne ise bireysel ve ailevi çatışmalardan Millî Mücadele’nin toplumsal meselelerine yöneliş görülür.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz