TYT ORGANİK BİLEŞİKLER: KARBONHİDRATLAR, YAĞLAR VE PROTEİNLER

0
9
TYT organik bileşikler karbonhidratlar yağlar ve proteinler konu anlatımı kapağı

Canlı hücrelerdeki karbonhidratlar, yağlar ve proteinler aynı elementlerden türeyen sıradan besin adları değildir. Bu moleküllerin yapı taşları, aralarında kurulan bağlar ve üç boyutlu düzenleri; enerji sağlama, hücre zarını kurma, hareket etme, savunma ve madde taşıma gibi farklı sonuçlar doğurur. TYT soruları çoğu zaman bir molekülün adını değil, yapı–özellik–görev bağlantısını sorgular.

ORGANİK BİLEŞİKLERİN TEMEL MANTIĞI

Organik Bileşiklerin Ortak Özellikleri

Organik bileşiklerin temel iskeletinde karbon bulunur; hidrojen ve oksijen yaygındır, proteinlerde azot ve bazı amino asitlerde kükürt de yapıya katılabilir. Karbonun dört bağ kurabilmesi; düz, dallanmış ve halkalı iskeletlerin oluşmasını sağlar. Aynı sayıda atom içeren moleküllerin dizilişi değiştiğinde glukoz, fruktoz ve galaktoz örneğinde olduğu gibi farklı özellikte izomerler ortaya çıkabilir.

Karbonhidrat ve proteinlerin büyük üyeleri tekrarlanan yapı taşlarından kurulabildiği için polimer niteliği gösterebilir. Lipitler ise hidrofobik ortak özellikleriyle bir araya getirilen geniş bir gruptur; trigliseritleri karbonhidrat ve proteinler gibi tekrarlanan tek tip monomerlerden oluşan gerçek polimer saymak doğru değildir.

EnerjiKarbonhidrat ve yağ başlıca enerji kaynaklarıdır; protein zorunlu durumda kullanılabilir.
YapıSelüloz, kitin, fosfolipit, kolesterol ve proteinler yapısal görev üstlenebilir.
DüzenlemeBazı protein ve lipit türevleri hücresel süreçleri etkiler.
ÖzgüllükÖzellikle proteinlerde amino asit dizisi biçimi ve işlevi belirler.
Örnek - 1
Bir hücrede sentezlenen X molekülünün yapısında C, H, O ve N bulunmakta; X’in farklı bireylerdeki çeşitliliği yapı taşlarının sayısı, türü ve dizilişine bağlı olarak değişmektedir. Buna göre X ile ilgili aşağıdakilerden hangisi kesinlikle söylenebilir?

A) Hücrede yalnız enerji verici olarak kullanılır.
B) Yapı taşları arasında peptit bağı kurulabilir.
C) Bütün örnekleri suda çözünür.
D) Yapısında gliserol bulunur.
E) Bitkilerde depo polisakkarittir.
Azot içermesi ve çeşitliliğin yapı taşı dizilişine bağlı olması proteini düşündürür. Proteinlerin yapı taşları amino asitlerdir ve aralarında peptit bağı kurulur.

Cevap: B

Monomer, Polimer, Dehidrasyon ve Hidroliz

Küçük yapı taşlarının bağlanarak daha büyük molekül oluşturmasına dehidrasyon sentezi denir. Her yeni bağ kurulurken bir su molekülü açığa çıkar. Büyük molekülün su kullanılarak yapı taşlarına ayrılması ise hidrolizdir. Doğrusal bir zincirde n yapı taşı varsa aralarındaki bağ sayısı n − 1 olur; tam sentezde n − 1 su çıkar, tam hidrolizde aynı sayıda su kullanılır.

İki monomerin dehidrasyonla dimer oluşturması ve dimerin hidrolizle monomerlere ayrılması
MonomerlerKüçük yapı taşları

+

DehidrasyonBağ kurulur, su çıkar

PolimerDaha büyük molekül
Dikkat
Her dehidrasyon ürünü polimer değildir. İki monosakkaritin birleşmesiyle oluşan disakkarit büyük bir molekül olsa da çok sayıda tekrar eden birim içeren polimerlerle aynı kapsamda değerlendirilmez. Ayrıca lipit sentezinde su çıkabilmesine karşın lipitler gerçek polimer kabul edilmez.
Örnek - 2
Doğrusal yapılı bir polisakkaritin tam hidrolizinde 41 su molekülü kullanıldığına göre başlangıçtaki polisakkaritte kaç monosakkarit birimi vardır?

A) 20
B) 40
C) 41
D) 42
E) 82
Tam hidrolizde kullanılan su sayısı kırılan bağ sayısına eşittir. Doğrusal zincirde bağ sayısı n − 1 olduğundan n − 1 = 41 ve n = 42 bulunur.

Cevap: D

KARBONHİDRATLAR

Karbonhidratlar çoğunlukla C, H ve O atomlarından oluşur. Hücresel solunumda öncelikle kullanılmaları, onların yalnız enerji deposu olduğu anlamına gelmez: riboz ve deoksiriboz nükleik asitlerin; selüloz, kitin ve bazı hücre yüzeyi karbonhidratları ise yapısal düzenin parçasıdır.

Monosakkarit disakkarit ve polisakkaritlerin örneklerle sınıflandırılması

Monosakkaritler

Monosakkaritler hidrolizle daha küçük karbonhidratlara ayrılamayan basit şekerlerdir. Beş karbonlu riboz RNA ve ATP’nin, deoksiriboz DNA’nın yapısına katılır. Altı karbonlu glukoz, fruktoz ve galaktoz aynı atom tür ve sayısına sahip izomerlerdir. Glukoz hücresel solunumun temel yakıtıdır; fruktoz meyvelerde, galaktoz ise süt şekerinin yapısında öne çıkar.

Örnek - 3
Glukoz, fruktoz ve galaktoz için aşağıdaki özelliklerden hangisi ortaktır?

A) Aynı hücresel görevde kullanılmaları
B) Hidrolizle iki küçük şekere ayrılmaları
C) Altı karbonlu monosakkarit olmaları
D) Yalnız bitki hücrelerinde sentezlenmeleri
E) Birbirleriyle aynı yapısal formüle sahip olmaları
Üçü de altı karbonlu monosakkarittir; atomlarının dizilişi farklı olduğundan izomerdir. Hidrolizle daha küçük karbonhidrata ayrılmazlar.

Cevap: C

Disakkaritler

İki monosakkaritin glikozit bağıyla birleşmesi disakkaritleri oluşturur. Maltoz = glukoz + glukoz, sakkaroz = glukoz + fruktoz, laktoz = glukoz + galaktoz biçimindedir. Bir disakkarit sentezinde bir glikozit bağı kurulur ve bir su çıkar; hidrolizinde bir su kullanılır.

Disakkarit Yapı taşları Yaygın ilişki
Maltoz Glukoz + glukoz Çimlenen tohum, arpa şekeri
Sakkaroz Glukoz + fruktoz Çay şekeri, bitkilerde taşıma şekeri
Laktoz Glukoz + galaktoz Süt şekeri
Örnek - 4
Bir hücrede eşit sayıda maltoz, sakkaroz ve laktoz molekülü tam hidroliz ediliyor. Oluşan monosakkaritlerle ilgili aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

A) Fruktoz sayısı galaktoz sayısının iki katıdır.
B) Glukoz sayısı diğer iki monosakkaritin toplamından fazladır.
C) Glukoz, fruktoz ve galaktoz sayıları eşittir.
D) Yalnız glukoz oluşur.
E) Galaktoz sayısı glukoz sayısına eşittir.
Her birinden x molekül hidroliz edilirse 4x glukoz, x fruktoz ve x galaktoz oluşur. Glukoz sayısı diğer ikisinin toplamı olan 2x’ten fazladır.

Cevap: B

Polisakkaritler

Çok sayıda monosakkaritin glikozit bağlarıyla birleşmesi polisakkaritleri oluşturur. Nişasta bitkilerde, glikojen mantar ve hayvanlarda glukozun depo biçimidir. Selüloz bitki hücre duvarının, kitin ise mantar hücre duvarı ile eklembacaklı dış iskeletinin temel bileşenlerindendir. Bu dört polisakkaritin yapı taşı glukoz olabilse de bağlanma biçimleri ve dallanma dereceleri farklıdır; sonuçta görevleri ve sindirilebilirlikleri değişir.

İnsanlar selülozu hidroliz edecek enzime sahip değildir. Selüloz enerji kaynağı olarak sindirilmese de besin lifi olarak bağırsak hareketlerine katkıda bulunur. Otçulların selülozdan yararlanabilmesi çoğunlukla sindirim sistemlerinde yaşayan karşılıklı yarar sağlayan mikroorganizmalarla ilişkilidir.

Dikkat
Nişasta, glikojen ve selülozun yapı taşı glukozdur; ancak “aynı monomerden oluşma” aynı özellik ve görev anlamına gelmez. Bağın konumu, zincirin yönü ve dallanma molekülün üç boyutlu düzenini değiştirir.
Örnek - 5
Üç özdeş deney düzeneği aşağıda gösterilmiştir. Zar glukoz ve iyoda geçirgen, nişastaya geçirgen değildir. C kabındaki enzim nişastayı glukoza kadar parçalayabilmektedir.

İyot çözeltisi ve yarı geçirgen zar içeren A B C karbonhidrat deney düzenekleri

Yeterli süre sonunda düzeneklerle ilgili aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

A) A’daki nişastanın tamamı dış ortama geçer.
B) B’de glukoz yalnız zarın içinde kalır.
C) C’de oluşan glukozun bir kısmı dış ortama geçebilir.
D) İyot hiçbir düzeneğin zar içi bölümüne giremez.
E) A, B ve C’de zar içi madde miktarı aynı kalır.
Nişasta zardan geçemez; glukoz geçebilir. C’de enzim nişastayı glukoza dönüştürdüğünde oluşan glukoz derişim farkına bağlı olarak dış ortama yayılabilir.

Cevap: C

Örnek - 6
Aynı sayıda glukoz birimi içeren doğrusal nişasta ve çok dallanmış glikojen molekülleri eşit miktarda suyla tam hidroliz ediliyor. Buna göre aşağıdakilerden hangisi kesinlikle doğrudur?

A) Glikojenden daha fazla glukoz oluşur.
B) Nişastadan daha fazla su oluşur.
C) Her ikisinden eşit sayıda glukoz oluşur.
D) Glikojen hidroliz edilemez.
E) Nişasta hidrolizinde peptit bağı kırılır.
Başlangıçtaki glukoz birimi sayıları eşitse tam hidrolizde oluşacak glukoz sayıları da eşittir. Dallanma, enzimlerin uçlara erişimini ve parçalanma hızını etkileyebilir; toplam monomer sayısını değiştirmez.

Cevap: C

Karbonhidratların Canlılar İçin Önemi

Glukoz hücrelerin hızlı erişebildiği temel enerji kaynağıdır. Nişasta ve glikojen, çok sayıda glukozun tek tek serbest durumda bulunmasına göre hücrenin ozmotik yükünü sınırlayan depo biçimleridir. Riboz ve deoksiriboz genetik moleküllerin; selüloz ve kitin hücre dışı dayanıklı yapıların parçasıdır. Hücre zarındaki bazı karbonhidratlar protein veya lipitlere bağlanarak hücrelerin birbirini tanımasına katkıda bulunur.

Örnek - 7
Bir bitki hücresinde glukozların nişasta biçiminde depolanmasının aşağıdaki sonuçlardan hangisine doğrudan katkı sağlaması beklenir?

A) Hücrede serbest çözünen tanecik sayısının sınırlanması
B) Peptit bağı sayısının artması
C) DNA’daki deoksiribozun riboza dönüşmesi
D) Hücre zarındaki fosfolipitlerin hidrolizi
E) Selülozun enerji deposuna dönüşmesi
Çok sayıda glukozun tek polisakkarit içinde tutulması, çözeltideki bağımsız tanecik sayısını ve buna bağlı ozmotik etkiyi sınırlar.

Cevap: A

YAĞLAR (LİPİTLER)

Lipitler suda çözünmeyen ya da çok az çözünen hidrofobik moleküllerdir. C ve H bakımından zengin olmaları gram başına karbonhidratlardan daha fazla enerji vermelerini sağlar. Bununla birlikte lipitlerin görevi depo enerjiyle sınırlı değildir; hücre zarının temel düzeni, ısı yalıtımı, organların mekanik korunması ve bazı düzenleyici moleküllerin oluşumu da lipitlerle ilişkilidir.

Doymuş ve doymamış yağ asitleri ile trigliserit fosfolipit ve steroit yapıları

Yağ Asitleri: Doymuş ve Doymamış

Doymuş yağ asitlerinin karbon zincirinde karbonlar arasında tek bağ bulunur; zincir görece düzdür ve moleküller sık paketlenebilir. Doymamış yağ asitlerinde bir veya daha fazla çift bağ vardır. Doğal cis çift bağlar zincirde kıvrım oluşturur, sık paketlenmeyi azaltır ve erime sıcaklığını düşürür. Bu nedenle doymuş yağların oda sıcaklığında katı, doymamış yağların sıvı olma eğilimi yüksektir; bu bir eğilimdir, her lipit için tek başına kesin sınıflandırma değildir.

Vücudun sentezleyemediği ve besinlerle alınması gereken bazı yağ asitlerine esansiyel yağ asitleri denir. “Esansiyel” sözcüğü enerji değerini değil, dışarıdan alınma zorunluluğunu belirtir.

Örnek - 8
Özdeş koşullardaki K, L ve M zar parçalarının yağ asidi kuyrukları şekilde gösterilmiştir.

K L M fosfolipit çift tabakalarında düz ve kıvrımlı yağ asidi kuyruklarının karşılaştırılması

Buna göre zar akışkanlığının yüksekten düşüğe sıralanışı hangisidir?

A) K > L > M
B) K > M > L
C) L > K > M
D) M > L > K
E) M > K > L
Kıvrımlı doymamış kuyruklar fosfolipitlerin sıkı paketlenmesini azaltır. Kıvrım oranı M’de en yüksek, K’de en düşük olduğundan akışkanlık M > L > K olur.

Cevap: D

Trigliseritler

Bir trigliserit, bir gliserol ile üç yağ asidinin ester bağları kurarak birleşmesiyle oluşur. Üç bağ kurulduğu için sentez sırasında üç su çıkar; tam hidrolizde üç su kullanılır. Yağ asitlerinin türü trigliseridin fiziksel özelliklerini etkiler. Trigliseritler hücre zarının çift tabakasını kuran ana moleküller değil, uzun süreli enerji deposu olan nötr yağlardır.

Örnek - 9
On trigliserit molekülünün sentezinde kullanılan gliserol ve yağ asidi sayıları ile açığa çıkan su sayısı sırasıyla hangisidir?

A) 10 — 10 — 10
B) 10 — 20 — 20
C) 10 — 30 — 30
D) 30 — 10 — 30
E) 30 — 30 — 10
Her trigliserit için bir gliserol, üç yağ asidi kullanılır ve üç ester bağı kurulurken üç su çıkar. On molekül için 10, 30 ve 30 değerleri bulunur.

Cevap: C

Fosfolipitler

Fosfolipitlerde gliserole iki yağ asidi ve fosfat içeren polar bir grup bağlanır. Fosfatlı baş suyla etkileşebildiği için hidrofilik, yağ asidi kuyrukları ise hidrofobiktir. Bu çift karakter amfipatik olarak adlandırılır. Sulu ortamda başların suya, kuyrukların birbirine dönmesiyle çift tabaka kendiliğinden düzenlenebilir.

Fosfolipit çift tabakasında hidrofilik başların suya ve hidrofobik kuyrukların içe yönelmesi
Dikkat
Trigliserit ile fosfolipit aynı değildir. Trigliseritte üç yağ asidi bulunur ve temel görev uzun süreli enerji depolamadır. Fosfolipitte iki yağ asidi ile fosfatlı baş bulunur; temel ilişki hücre zarının çift tabakasıdır.
Örnek - 10
Saf suya bırakılan fosfolipitlerin çift tabaka oluşturması aşağıdakilerden hangisiyle en doğrudan açıklanır?

A) Fosfolipitlerin yalnız polar olmasıyla
B) Başların hidrofobik, kuyrukların hidrofilik olmasıyla
C) Baş ve kuyruk bölgelerinin suyla farklı etkileşmesiyle
D) Fosfolipitlerin glukoz polimeri olmasıyla
E) Her fosfolipitte üç yağ asidi bulunmasıyla
Hidrofilik başlar suya yönelirken hidrofobik kuyruklar sudan uzaklaşıp birbirine döner. Çift tabakanın temel nedeni fosfolipidin bu amfipatik yapısıdır.

Cevap: C

Steroitler ve Kolesterol

Steroitler dört kaynaşmış karbon halkası taşıyan lipitlerdir. Kolesterol hayvan hücre zarında bulunur; zarın değişen sıcaklıklarda uygun akışkanlık ve dayanıklılık sınırlarında kalmasına katkıda bulunur. Ayrıca bazı steroit yapılı hormonların, D vitamininin ve safra bileşenlerinin üretiminde öncü olabilir. Bu görevler kolesterolün sınırsız miktarda yararlı olduğu anlamına gelmez; biyolojik işlev ile kandaki taşınma ve birikim sorunları birbirinden ayrılmalıdır.

Örnek - 11
Kolesterolle ilgili,

I. Hayvan hücre zarının yapısına katılabilir.

II. Bazı steroit yapılı moleküllerin sentezinde öncü olabilir.

III. Glukoz birimlerinden oluşan bir polisakkarittir.

ifadelerinden hangileri doğrudur?

A) Yalnız I
B) Yalnız II
C) I ve II
D) II ve III
E) I, II ve III
Kolesterol bir steroittir; hayvan hücre zarına katılır ve bazı steroit türevlerinin öncüsüdür. Polisakkarit değildir.

Cevap: C

Lipitlerin Canlılar İçin Önemi

Lipitler uzun süreli enerji deposu olmanın yanında deri altında ısı yalıtımı sağlar, iç organların çevresinde mekanik darbeleri azaltır ve oksidasyonları sırasında metabolik su oluşturur. Yağda çözünen vitaminlerin emiliminde besinsel yağlar önemlidir. Göç eden kuşlar ve kış uykusuna yatan memeliler gibi uzun süre enerji ve su gereksinimi olan canlılarda yağ depoları avantaj sağlar.

Örnek - 12
Uzun süreli göç öncesinde bir kuşun vücudunda yağ depolamasının artması;

I. birim kütlede yüksek enerji sağlaması,

II. oksidasyon sırasında metabolik su oluşturması,

III. kısa sürede doğrudan glukoza dönüşmesi

özelliklerinden hangileriyle avantaj sağlar?

A) Yalnız I
B) Yalnız II
C) I ve II
D) II ve III
E) I, II ve III
Yağlar yüksek enerji yoğunluğuna sahiptir ve oksidasyonlarında su oluşur. “Doğrudan ve kısa sürede glukoza dönüşme” yağların temel avantajı değildir.

Cevap: C

PROTEİNLER

Proteinler canlılarda görev çeşitliliği en yüksek organik bileşik gruplarındandır. Yapısal proteinler dokulara dayanıklılık kazandırırken taşıyıcı proteinler madde taşır; antikorlar savunmaya, aktin ve miyozin hareket sistemine katılır. Enzim ve bazı hormonların ayrıntıları sonraki konuda ele alınsa da bu moleküllerin çoğunun protein yapılı olabilmesi, protein biçiminin neden kritik olduğunu gösterir.

Amino Asitler ve Peptit Bağı

Bir amino asitte merkez karbon atomuna amino grubu, karboksil grubu, hidrojen ve değişken R grubu bağlanır. Amino asitleri birbirinden ayıran bölüm R grubudur. Bir amino asidin karboksil grubu ile diğerinin amino grubu arasında su çıkışıyla peptit bağı kurulur. İki amino asit dipeptit, üçü tripeptit, çok sayıda amino asit polipeptit oluşturur.

Doğrusal tek zincirde n amino asitten oluşan polipeptitte n − 1 peptit bağı vardır. Bir protein birden fazla polipeptit zincirinden oluşuyorsa toplam bağ sayısı her zincir için ayrı hesaplanır; zincirler arasındaki etkileşimler peptit bağı olmak zorunda değildir.

Örnek - 13
Ayrı ayrı sentezlenen 41 ve 59 amino asitlik iki polipeptit zinciri birleşerek işlevsel bir protein oluşturuyor. Zincirler arasında yeni peptit bağı kurulmadığına göre sentez sırasında toplam kaç su molekülü açığa çıkmıştır?

A) 98
B) 99
C) 100
D) 101
E) 102
İlk zincirde 40, ikinci zincirde 58 peptit bağı kurulur. Toplam 98 bağ kurulurken 98 su açığa çıkar.

Cevap: A

Örnek - 14
Bir polipeptidin tam hidrolizinde 74 su kullanılıyor. Oluşan amino asitlerin 18’i aynı tür olduğuna göre polipeptitteki farklı amino asit türü sayısı için hangisi kesin olarak söylenebilir?

A) 1’dir.
B) 18’dir.
C) 20’dir.
D) En az 2’dir.
E) Verilenlerden kesin sayı belirlenemez.
74 bağ kırıldığı için 75 amino asit oluşur. Bunların 18’inin aynı tür olduğu bilinse de kalan 57 amino asidin kaç farklı türe dağıldığı verilmemiştir; farklı tür sayısı kesin belirlenemez.

Cevap: E

Protein Çeşitliliği ve Yapı Düzeyleri

Protein çeşitliliği amino asitlerin sayısı, çeşidi ve dizilişinden doğar. Birincil yapı amino asit dizisidir. Zincirin hidrojen bağlarıyla oluşturduğu alfa sarmalı ve beta tabakası gibi yerel düzenler ikincil yapıyı; tek polipeptidin bütünüyle üç boyutlu katlanması üçüncül yapıyı oluşturur. Birden fazla polipeptit alt birimi birlikte çalışıyorsa dördüncül yapıdan söz edilir.

Proteinlerin birincil ikincil üçüncül ve dördüncül yapı düzeyleri
Dikkat
Aynı sayıda ve aynı tür amino asit içeren iki protein, amino asitlerin sırası farklıysa aynı protein değildir. Birincil dizideki değişiklik katlanmayı, aktif bölgeyi ve işlevi etkileyebilir.
Örnek - 15
X ve Y proteinlerinin amino asit sayıları ve türleri aynı, dizilişleri farklıdır. Buna göre;

I. peptit bağı sayıları,

II. birincil yapıları,

III. üç boyutlu biçimleri

özelliklerinden hangilerinin aynı olması beklenir?

A) Yalnız I
B) Yalnız II
C) I ve II
D) II ve III
E) I, II ve III
Amino asit sayıları aynıysa tek zincir kabulünde peptit bağı sayıları aynıdır. Diziliş farklı olduğundan birincil yapı farklıdır; bu fark katlanmayı ve üç boyutlu biçimi de değiştirebilir.

Cevap: A

Denatürasyon ve Renatürasyon

Yüksek sıcaklık, aşırı pH, yoğun tuz veya bazı kimyasallar protein içi etkileşimleri bozarak proteinin doğal biçimini ve işlevini kaybetmesine yol açabilir. Bu olay denatürasyondur. Genellikle peptit bağları ve birincil dizi korunur; ikincil, üçüncül ya da dördüncül yapı bozulur. Etken kaldırıldığında bazı proteinler doğal biçimine dönebilir; bu renatürasyondur. Her denatürasyon geri dönüşlü değildir.

Örnek - 16
Başlangıçta aynı proteini içeren K, L ve M tüpleri şekildeki koşullarda bekletiliyor.

Farklı sıcaklık ve pH koşullarındaki K L M protein deney tüpleri

Buna göre aşağıdakilerden hangisi en uygundur?

A) Yalnız K’de peptit bağlarının tamamı kırılmıştır.
B) L ve M’de birincil dizinin kesinlikle değişmesi gerekir.
C) L ve M’de biçim ve işlev kaybı oluşabilir.
D) K’de amino asitlerin tamamı hidroliz olur.
E) Her üç tüpte de protein kesinlikle aynı işlevi sürdürür.
Yüksek sıcaklık ve aşırı pH proteinin katlanmasını bozabilir. Denatürasyonda birincil dizinin ya da peptit bağlarının zorunlu olarak bozulması gerekmez.

Cevap: C

Örnek - 17
Bir enzimin yüksek sıcaklıkta işlevini kaybettiği, ortam sıcaklığı normale döndürüldüğünde işlevin geri gelmediği belirleniyor. Bu gözlem;

I. proteinin denatüre olduğu,

II. denatürasyonun geri dönüşsüz olduğu,

III. bütün peptit bağlarının kırıldığı

sonuçlarından hangilerini destekler?

A) Yalnız I
B) Yalnız II
C) I ve II
D) II ve III
E) I, II ve III
Sıcaklıkla işlev kaybı denatürasyonu, etken kaldırıldığında işlevin dönmemesi geri dönüşsüzlüğü destekler. Peptit bağlarının tamamının kırıldığı sonucu çıkarılamaz.

Cevap: C

Proteinlerin Canlılar İçin Önemi

Proteinler keratin ve kolajen gibi yapısal; hemoglobin ve zar taşıyıcıları gibi taşıma; antikorlar gibi savunma; aktin ve miyozin gibi hareket görevleri üstlenebilir. Albümin, globülin ve fibrinojen kan plazmasının işlevsel proteinlerindendir. Amino asitlerin bir bölümü vücutta üretilebilirken bazıları yeterli miktarda sentezlenemez ve besinlerle alınmalıdır; bunlara esansiyel amino asitler denir.

Proteinler uzun süreli depo enerji maddesi değildir. Açlıkta öncelikle karbonhidrat depoları, ardından yağlar kullanılır; proteinlerin belirgin enerji kaynağına dönüşmesi doku ve işlev kaybı riski taşır. Amino asitlerin enerji için parçalanmasında azotlu bölüm uzaklaştırılır ve azotlu atık oluşur.

Örnek - 18
Aşağıdaki protein–görev eşleştirmelerinden hangisi yanlıştır?

A) Hemoglobin — oksijen taşınması
B) Antikor — özgül savunma
C) Kolajen — yapısal dayanıklılık
D) Aktin ve miyozin — hareket
E) Glikojen — hücre zarı taşıyıcısı
Glikojen protein değil, hayvan ve mantarlarda glukozun depo polisakkaritidir. Diğer eşleştirmeler proteinlerin görev örnekleridir.

Cevap: E

KARBONHİDRAT, YAĞ VE PROTEİNLERİN KARŞILAŞTIRILMASI

Enerji, Yapı ve Kullanım Sırası

Karbonhidratlar hızlı ve öncelikli enerji kaynağıdır; yağlar yüksek enerji yoğunluğuyla uzun süreli depoda öne çıkar. Proteinler temel olarak yapısal ve işlevsel moleküllerdir, uzun açlıkta enerji amacıyla kullanılmaları canlı için maliyetlidir. Karbonhidrat ve yağların solunumda parçalanması sonucunda CO₂ ve H₂O oluşabilir; proteinlerin enerji için kullanılmasında bunlara ek olarak azotlu atıkların oluşması beklenir.

Özellik Karbonhidrat Lipit Protein
Temel yapı birimi Monosakkarit Tekrarlanan tek tip monomer yok; trigliseritte gliserol + yağ asidi Amino asit
Başlıca bağ Glikozit Ester; fosfolipitte farklı bağlar da bulunur Peptit
Enerji ilişkisi Öncelikli ve hızlı Uzun süreli depo, yüksek enerji Zorunlu durumda
Yapısal örnek Selüloz, kitin Fosfolipit, kolesterol Kolajen, keratin
Azotlu atık Beklenmez Beklenmez Enerji için kullanımda oluşabilir
Dikkat
“Enerji verir” ile “öncelikli enerji kaynağıdır” aynı ifade değildir. Yağlar gram başına daha çok enerji verebilir; buna rağmen hücrelerin hızlı kullanımında karbonhidratlar önce gelir. Proteinlerin enerji vermesi ise onların temel görevinin enerji sağlamak olduğu anlamına gelmez.
Örnek - 19
Bir canlının uzun süren açlık döneminde üç organik bileşik grubuna ait depoda kalan miktar değişimi şekilde verilmiştir.

Açlık sürecinde K L M organik bileşik depolarının zamana göre değişimi

Eğriler karbonhidrat, yağ ve proteini gösterdiğine göre doğru eşleştirme hangisidir?

A) K protein, L karbonhidrat, M yağ
B) K karbonhidrat, L yağ, M protein
C) K yağ, L protein, M karbonhidrat
D) K karbonhidrat, L protein, M yağ
E) K yağ, L karbonhidrat, M protein
Karbonhidrat depoları erken kullanılır; uzun süreli enerji gereksiniminde yağlar devreye girer, protein kaybı belirgin biçimde daha geç artar. Bu nedenle K karbonhidrat, L yağ, M proteindir.

Cevap: B

Örnek - 20
Eşit kütlede karbonhidrat, yağ ve protein ayrı ayrı enerji amacıyla parçalanıyor. Buna göre;

I. yağdan elde edilen enerji miktarının en yüksek olması,

II. proteinin parçalanmasında azotlu atık oluşabilmesi,

III. üç molekül grubunun da hücrede yalnız enerji amacıyla bulunması

ifadelerinden hangileri doğrudur?

A) Yalnız I
B) Yalnız II
C) I ve II
D) II ve III
E) I, II ve III
Yağlar eşit kütlede en yüksek enerjiyi sağlar. Proteinlerin enerji için kullanımında azotlu atık oluşabilir. Üç grubun da enerji dışı yapısal ve işlevsel görevleri bulunduğundan III yanlıştır.

Cevap: C

TYT ORGANİK BİLEŞİKLER KONU ÖZETİ

Karbonhidratlarda monosakkaritler yapı taşıdır; glikozit bağlarıyla disakkarit ve polisakkaritler oluşur. Nişasta ve glikojen depo, selüloz ve kitin yapısal polisakkaritlerdir. Lipitlerde doymuşluk fiziksel özelliği, fosfolipitlerin amfipatik yapısı hücre zarını, trigliseritler ise uzun süreli enerji depolamayı açıklar. Steroit halkaları ve kolesterolün zar ile öncü molekül görevleri lipit çeşitliliğini gösterir.

Proteinlerde amino asit dizisi birincil yapıyı, katlanma ise işlevsel biçimi belirler. Sıcaklık ve pH değişimleri peptit bağlarını zorunlu olarak kırmadan proteini denatüre edebilir. Karşılaştırma sorularında enerji miktarı, kullanım önceliği ve temel görev birbirinden ayrılmalıdır: karbonhidrat öncelikli, yağ uzun süreli ve yoğun enerji deposu, protein ise esas olarak yapısal ve işlevsel moleküldür.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz