TYT ses ve deprem dalgaları konusu; sesin maddesel ortamda nasıl yayıldığını, sesin hızını ve algısal özelliklerini, yankı–rezonans uygulamalarını ve deprem dalgalarının temel özelliklerini birlikte ele alır. Sorularda en kritik ayrım şudur: frekansı kaynak, yayılma hızını ortam belirler. Bu ayrım kurulduğunda dalga boyu, sesin incelik–kalınlığı ve ortam geçişleri v=λf bağıntısıyla sistemli biçimde yorumlanabilir.
SES DALGASININ OLUŞUMU VE YAYILMASI
Sesin Mekanik ve Boyuna Dalga Yapısı
Titreşen bir kaynak, çevresindeki ortam taneciklerini denge konumları çevresinde titreştirir. Taneciklerin birbirine yaklaştığı yüksek basınçlı bölgelere sıkışma, birbirinden uzaklaştığı düşük basınçlı bölgelere seyrelme denir. Bu basınç değişimleri ortam boyunca ilerleyerek enerjiyi taşır.
Havadaki ses dalgasında taneciklerin titreşim doğrultusu, dalganın yayılma doğrultusuna paraleldir; bu nedenle ses boyuna dalga olarak modellenir. Ortam tanecikleri kaynaktan kulağa kadar gitmez, yalnızca denge konumları çevresinde titreşir. Ses mekanik bir dalga olduğu için boşlukta yayılamaz.
Sesin Yayılma Hızı, Ortam ve Sıcaklık
Sesin yayılma hızı kaynağın frekansına değil, ortamın esneklik ve eylemsizlik özelliklerine bağlıdır. TYT düzeyindeki genel karşılaştırmada ses katılarda sıvılardan, sıvılarda gazlardan daha hızlı yayılır. Bunun temel nedeni yalnız yoğunluk değildir; ortamın sıkıştırılmaya karşı direnci de birlikte değerlendirilir. Bu nedenle “yoğun olan ortamda ses kesinlikle daha hızlıdır” biçiminde tek değişkenli bir kural kurulamaz.
Aynı gazda sıcaklık arttıkça sesin yayılma hızı artar. Ses başka bir ortama geçtiğinde kaynağın titreşim sayısı değişmediği için f ve T sabit kalır; ortamın belirlediği hız değiştiğinden λ=v/f gereği dalga boyu değişir.
→
→
I. Sesin frekansı suda 680 Hz’dir.
II. Havadaki dalga boyu 0,50 m’dir.
III. Sudaki dalga boyu 2,0 m’dir.
IV. Sesin periyodu suya geçerken dört katına çıkar.
yargılarından hangileri doğrudur?
Sesin Yüksekliği, Şiddeti ve Tınısı
Ses yüksekliği, sesin ince ya da kalın algılanmasıdır ve frekansla ilişkilidir. Frekans arttıkça ses tizleşir, azaldıkça pesleşir. Ses şiddeti enerji akışıyla; algılanan gürlük ise şiddetin yanı sıra kulağın duyarlılığıyla ilişkilidir. TYT sorularında genlik arttığında daha şiddetli ses oluştuğu, kaynaktan uzaklaştıkça şiddetin azaldığı kabul edilir.
Tını, frekansları ve şiddetleri aynı olsa bile farklı kaynakların seslerini ayırt etmemizi sağlayan özelliktir. Aynı notayı çalan piyano ile kemanı ayırt edebilmemiz, ürettikleri karmaşık dalgaların farklı oluşundandır.
Temel belirleyici: frekans
Uzaklıkla azalır
Dalga biçimiyle ilişkilidir
I. İlk değişiklik sesin yüksekliğini artırır.
II. İkinci değişiklik sesin şiddetini artırır.
III. İki deneyde sesin havadaki yayılma sürati aynıdır.
IV. Tel uzunluğu kısaltıldığında havadaki ses dalgasının dalga boyu küçülür.
yargılarından hangileri doğrudur?
Tel ve Hava Sütunlarında Frekans
Aynı tür tellerde titreşen tel kısaldıkça, tel inceldikçe ve telin gerginliği arttıkça frekans büyür. Şişenin ağzına üflendiğinde titreşen temel sistem şişe içindeki hava sütunudur; hava sütunu kısaldıkça daha tiz ses elde edilir. Şişeye vurulduğunda ise cam–sıvı sistemi titreşir; sıvı miktarının artması sistemi ağırlaştırarak frekansı düşürür. Bu nedenle aynı şişe dizisinde üfleme ve vurma sonuçları ters sıralama verebilir.
Üfleme frekansları fK, fL; vurma frekansları gK, gL olduğuna göre doğru ilişki hangisidir?
Sesin Ortama Bağlı Hızı ve Kaynağa Bağlı Frekansı
Ses boşlukta yayılamaz; çünkü sıkışma ve seyrekleşmeyi aktaracak tanecik yoktur. Havası boşaltılan fanustaki zilin mekanik olarak titreştiği görülmesine rağmen sesin giderek duyulmaz olması bu ayrımı gösterir. Ses bir ortamdan başka bir ortama geçerken frekansı kaynağa bağlı kaldığı için değişmez. Hız ortama göre değişir ve v=λf gereği dalga boyu yeni hıza uyum sağlar.
Genel olarak ses katılarda sıvılardan, sıvılarda gazlardan daha hızlı yayılır; ancak belirleyici olan yalnız taneciklerin yakınlığı değil, ortamın esneklik ve eylemsizlik özelliklerinin birlikte etkisidir. Gazlarda sıcaklık arttığında ses hızı artar. Aynı kaynağın daha sıcak havaya geçen sesi daha yüksek frekanslı hâle gelmez; yalnız hızı ve dalga boyu değişir.
Frekans, Genlik ve Tını Ayrımı
İnce–kalın algısı olan ses yüksekliği frekansla, gür–zayıf algısı genlik ve şiddetle ilişkilidir. Tını ise aynı frekans ve şiddetteki iki sesin farklı kaynaklardan geldiğinin anlaşılmasını sağlar; dalga biçimi ve üst harmonik bileşenler tınıyı belirler. Desibel, ses düzeyini logaritmik bir ölçekte ifade eder. Bu nedenle desibel değerindeki eşit artışlar, fiziksel şiddette eşit miktarda artış anlamına gelmez.
Gerilmiş telde frekans; telin uzunluğu, gerilmesi ve birim uzunluk başına kütlesiyle değişir. Daha kısa ve daha gergin tel daha yüksek frekans üretirken kalın, ağır tel daha düşük frekansa eğilimlidir. Şişeye üflendiğinde titreşen sistem çoğunlukla hava sütunudur; şişeye vurulduğunda ise cam ve içindeki sıvının etkili olduğu farklı bir titreşim modeli oluşabilir. Aynı düzenekte yapılan değişikliğin hangi titreşen sistemi etkilediği bu yüzden önemlidir.
SES OLAYLARI VE UYGULAMALARI
İşitme Aralığı, İnfrasonik ve Ultrasonik Ses
Sağlıklı genç bir insan kulağının yaklaşık işitme aralığı 20 Hz–20.000 Hz kabul edilir. 20 Hz’in altındaki seslere infrasonik, 20.000 Hz’in üzerindekilere ultrasonik denir. “İnsan duyamıyor” ifadesi sesin ortamda bulunmadığı anlamına gelmez; uygun algılayıcılar bu dalgaları kaydedebilir.
Ultrason; tıbbi görüntüleme, malzeme kusuru araştırma ve sonar gibi alanlarda kullanılır. Bu uygulamalarda sesin yansıması, farklı ortamlardaki yayılma hızı ve geri dönüş süresi birlikte değerlendirilir.
I. 18 Hz’lik ses infrasoniktir.
II. 18 kHz’lik ses insanın yaklaşık işitme aralığındadır.
III. 25 kHz’lik ses ultrasoniktir.
IV. Üç dalganın aynı ortam ve sıcaklıktaki yayılma süratleri yaklaşık eşittir.
yargılarından hangileri doğrudur?
Yansıma, Yankı, Sonar ve Uzaklık Ölçümü
Ses bir yüzeye çarpıp geri dönebilir. Yansıyan ses, doğrudan gelen sesten yeterince sonra kulağa ulaşırsa ayrı bir ses olarak algılanır ve yankı oluşur. Uzaklık hesaplarında ölçülen süre sesin engele gidiş ve kaynağa dönüş süresidir; bu nedenle tek yönlü uzaklık x=v·t/2 ile bulunur.
Sonar cihazı suya bir ses darbesi gönderir, hedef veya tabandan dönen yankının süresini ölçer. Ultrason görüntülemede de benzer biçimde farklı dokulardan dönen dalgalar değerlendirilir. Yüzeyin biçimi, yansıtıcılığı ve ortamın sesi soğurması geri dönen sinyalin şiddetini etkileyebilir.
Buna göre ilk durumda deniz derinliği ve ikinci ölçümde alıcı–taban uzaklığı sırasıyla hangisidir?
Rezonans, Doğal Frekans ve Akustik
Her titreşebilen sistemin bir veya daha fazla doğal frekansı vardır. Dışarıdan uygulanan periyodik etkinin frekansı doğal frekanslardan biriyle eşleştiğinde enerji aktarımı güçlenir ve genlik belirgin biçimde büyüyebilir; bu olaya rezonans denir. Aynı frekanslı iki özdeş diyapazondan biri titreştirildiğinde diğerinin de titreşmesi buna örnektir.
Akustik, sesin oluşumu, yayılması, yansıması ve soğurulmasını inceleyen alandır. Konser salonlarında istenen sesin dengeli dağılması amaçlanırken sert yüzeylerin oluşturduğu aşırı yansımalar ve uzun yankılanma süreleri soğurucu malzemelerle kontrol edilir. Rezonans her zaman yararlı değildir; yapılarda ve makinelerde büyük titreşimlere yol açabileceği için sönümleme gerekebilir.
I. L’nin titreşmesi rezonansla açıklanır.
II. K ile L’nin doğal frekanslarının eşit olması enerji aktarımını güçlendirir.
III. M’nin K’ya yakın olması, doğal frekansı farklı olduğu için tek başına güçlü rezonans oluşturmaz.
IV. L’ye sönümleyici bir parça değdirilirse titreşim genliği daha hızlı azalır.
yargılarından hangileri doğrudur?
Sesin Yansıması, Soğurulması ve Rezonans
Yankıda duyulan ikinci ses, ilk sesin bir yüzeyden yansıyıp kulağa gecikmeli ulaşmasıdır. Uzaklık hesabında ses kaynağa geri döndüğü için toplam yol 2d olur. Sonar ve ultrason görüntüleme aynı gidiş–dönüş süresi ilkesinden yararlanır. Yumuşak ve gözenekli yüzeyler sesi daha çok soğururken sert yüzeyler daha güçlü yansıtabilir; salon akustiğinde yansıma, soğurma ve yankılanma süresi birlikte düzenlenir.
Bir sistem dışarıdan kendi doğal frekansına yakın zorlandığında rezonans oluşur ve genlik büyür. Salıncağın doğru zaman aralıklarıyla itilmesi bu olaya örnektir. Sönüm, enerjinin çevreye aktarılmasıyla genliğin zamanla azalmasıdır. Köprü, bina ve makine tasarımlarında istenmeyen rezonansın önlenmesi; müzik aletlerinde ise uygun rezonansın güçlendirilmesi amaçlanır.
Deprem Dalgalarının Ulaşma Sırası ve Ortam Bilgisi
P dalgaları boyuna yapıdadır ve katı, sıvı, gaz ortamlarda yayılabilir. S dalgaları enine yapıdadır ve sıvılarda yayılamaz. P dalgalarının kayıt istasyonuna önce ulaşması, hızlarının daha büyük olduğunu gösterir. Yüzey dalgaları yer kabuğunun yüzeyine yakın ilerler ve çoğu depremde büyük hasarla ilişkilendirilen güçlü salınımlar oluşturur.
Yer içinde başlayan kırılmanın konumu odak noktası, bunun yeryüzündeki dik izdüşümü merkez üssüdür. Sismografın kaydettiği P ve S dalgalarının varış zamanları arasındaki fark, istasyonun odağa uzaklığı hakkında bilgi verir; birden fazla istasyon verisi merkez üssünün belirlenmesini sağlar. Depremin büyüklüğü kaynakta açığa çıkan enerjiyle ilgili tek bir ölçü, şiddeti ise belirli bir yerde gözlenen etki olduğundan aynı deprem farklı yerlerde farklı şiddet değerleri oluşturabilir. Tsunami ise deniz tabanındaki ani yer değiştirme sonucunda oluşan uzun dalga boylu su dalgasıdır; deprem dalgasının suda ilerleyen biçimi değildir.
DEPREM DALGALARI VE TEMEL KAVRAMLAR
Odak Noktası, Merkez Üssü ve Sismograf
Yer kabuğundaki kırılma sırasında açığa çıkan enerji, çevreye sismik dalgalar hâlinde yayılır. Kırılmanın başladığı ve enerjinin açığa çıktığı yer içi bölgeye odak noktası ya da iç merkez denir. Odak noktasının yeryüzündeki dik izdüşümü merkez üssüdür. Merkez üssü, depremin başladığı yerin yeryüzündeki karşılığıdır; odak noktasıyla aynı yer değildir.
Yer hareketlerini algılayıp kaydeden düzeneğe sismograf, elde edilen kayda sismogram denir. Farklı istasyonlarda P ve S dalgalarının varış zamanlarının karşılaştırılması, depremin konumunun belirlenmesinde kullanılır.
I. Merkez üssü, odak noktasının yeryüzündeki dik izdüşümüdür.
II. Sismik dalgalar odak bölgesinden çevreye enerji taşır.
III. Odak noktası ile merkez üssü aynı düşey doğrultuda olabilir fakat aynı nokta değildir.
IV. Fay düzlemi, kırılmanın gerçekleştiği yer içi yüzeyi temsil eder.
yargılarından hangileri doğrudur?
P, S ve Yüzey Dalgaları
Yer içinde ilerleyen P ve S dalgalarına cisim dalgaları denir. P dalgaları en hızlı sismik dalgalardır; tanecik hareketi yayılma yönüne paralel sıkışma–genleşme biçimindedir ve katı ile sıvılarda yayılabilir. S dalgaları daha yavaştır; tanecik hareketi yayılma yönüne diktir ve sıvılarda ilerleyemez.
Yüzey dalgaları yeryüzü boyunca ilerler, P ve S dalgalarından sonra ulaşır ve çoğu durumda büyük genlikli yer hareketleriyle önemli hasarlara katkıda bulunur. Bir sismogramda istasyona önce P, sonra S, ardından yüzey dalgalarının gelmesi beklenir.
Boyuna özellik
Katı ve sıvıda yayılır
→
Enine özellik
Yalnız katıda yayılır
→
Yeryüzü boyunca ilerler
I. K istasyonu deprem kaynağına L’den daha uzaktır.
II. P dalgaları S dalgalarından daha hızlıdır.
III. Yüzey dalgaları iki istasyona da P dalgalarından önce ulaşmıştır.
IV. S dalgalarının tanecik titreşimi yayılma yönüne diktir.
yargılarından hangileri doğrudur?
Depremin Büyüklüğü ve Şiddeti
Depremin büyüklüğü, kaynağında açığa çıkan enerjiyle ilişkili aletsel bir ölçüdür. Bir depremin tek bir büyüklüğü vardır; modern değerlendirmelerde büyük depremler için moment büyüklüğü gibi ölçekler kullanılabilir. “Richter” sözcüğünü bütün depremler için tek ve zorunlu ölçek gibi kullanmak doğru değildir.
Deprem şiddeti ise belirli bir yerde gözlenen sarsıntı ve etkileri anlatır. Aynı deprem farklı yerlerde farklı şiddette hissedilebilir. Merkez üssüne uzaklık, odak derinliği, zemin özellikleri, yapıların dayanımı ve yerel koşullar gözlenen etkiyi değiştirir. Bu nedenle büyük bir deprem her noktada aynı hasarı oluşturmaz.
Deprem için tek değerdir.
Konuma ve koşullara göre değişir.
I. İki yerleşim için depremin büyüklüğü aynıdır.
II. Gözlenen deprem şiddeti L’de daha büyük olabilir.
III. Hasar farkı yalnız depremin büyüklüğüyle açıklanamaz.
IV. Uzaklık, zemin ve yapı özellikleri yerel etkiyi değiştirebilir.
yargılarından hangileri doğrudur?
Sonraki konu: Aydınlanma ve Gölge: Işık Akısı, Işık Şiddeti ve Gölge Oluşumu


