TYT Mondros Ateşkes Antlaşması, İşgaller ve Cemiyetler konu anlatımı; Osmanlı Devleti’nin savaştan çekilmesini, ateşkesin egemenliği sınırlayan maddelerini, Anadolu’da başlayan işgalleri ve bu gelişmelere karşı kurulan cemiyetleri neden-sonuç ilişkisiyle açıklar. Önceki konuda incelenen I. Dünya Savaşı ve Osmanlı Devleti, Mondros’a giden askerî ve siyasi süreci hazırlamıştı.
Mondros Ateşkes Antlaşması, yalnız silahlı çatışmayı durduran bir belge olarak kalmadı. Ordunun terhisi, haberleşme ve ulaşım ağlarının denetlenmesi, Boğazların açılması ve İtilaf Devletlerine geniş işgal yetkisi verilmesi Osmanlı ülkesini savunmasız bıraktı. İşgaller karşısında halk; mitingler, bölgesel direniş örgütleri ve cemiyetler yoluyla tepki gösterdi.
MONDROS ATEŞKES ANTLAŞMASI’NA GİDEN SÜREÇ
1918 sonbaharında İttifak Devletleri cephelerde gerilemeye başladı. Bulgaristan’ın savaştan çekilmesi Osmanlı Devleti ile Almanya arasındaki kara bağlantısını kesti; İstanbul’un Balkanlar yönünden tehdit altına girmesine ve dış yardım ihtimalinin azalmasına yol açtı. İttihat ve Terakki Hükûmeti istifa etti, yerine Ahmet İzzet Paşa Hükûmeti kuruldu.
Osmanlı heyetine Bahriye Nazırı Rauf Orbay, İtilaf Devletleri heyetine İngiliz Amiral Arthur Calthorpe başkanlık etti. Görüşmeler Limni Adası’nın Mondros Limanı’nda bulunan Agamemnon Zırhlısında yapıldı. Yirmi beş maddelik ateşkes 30 Ekim 1918’de imzalandı ve ertesi gün yürürlüğe girdi.
→
→
Ateşkesin Askerî ve Stratejik Maddeleri
Antlaşma, Osmanlı Devleti’nin kendisini savunma imkânlarını büyük ölçüde sınırlandırdı. Boğazlar İtilaf Devletlerine açılacak ve Boğazlardaki istihkâmlar işgal edilecekti. Sınır güvenliği ile iç düzen için gerekli birlikler dışındaki Osmanlı ordusu terhis edilecek; savaş gemileri, silahlar ve cephaneler denetim altına alınacaktı.
Toros tünellerinin, limanların ve tersanelerin İtilaf Devletlerinin kontrolüne bırakılması askerî sevkiyatı zorlaştırdı. Demir yolları ve ulaşım noktalarının denetlenmesi ise farklı bölgeler arasındaki bağlantının kesilebilmesine imkân verdi.
| Düzenlenen alan | Başlıca hüküm | Temel etkisi |
|---|---|---|
| Boğazlar | Geçiş serbest olacak, istihkâmlar işgal edilecek | Başkent ve Karadeniz güvenliği zayıfladı |
| Ordu | Gerekli kuvvet dışındaki birlikler terhis edilecek | Silahlı savunma gücü azaltıldı |
| Ulaşım | Toros tünelleri ve stratejik hatlar denetlenecek | Askerî ve sivil sevkiyat kontrol altına alındı |
| Liman ve tersane | İtilaf kullanımına ve denetimine açılacak | Deniz gücü ile ikmal olanakları sınırlandı |
7. ve 24. Maddelerin Önemi
Antlaşmanın en tartışmalı hükümlerinden biri 7. maddeydi. Bu maddeye göre İtilaf Devletleri, güvenliklerini tehdit eden bir durum ortaya çıkarsa herhangi bir stratejik noktayı işgal edebilecekti. Tehdidin ne olduğu açık biçimde tanımlanmadığı için madde, İtilaf Devletlerine geniş yorum alanı verdi ve sonraki işgallere gerekçe yapıldı.
24. madde, İngilizce metinde “altı Ermeni vilayeti” olarak anılan ve Osmanlı idari terminolojisinde Vilayet-i Sitte denilen Erzurum, Van, Bitlis, Sivas, Elazığ ve Diyarbakır’da karışıklık çıkması hâlinde bu illerin işgal edilebilmesini öngörüyordu. Bu hüküm, Doğu Anadolu’da bir Ermeni devleti kurulmasına yönelik planlarla ilişkilendirildi.
Haberleşme, Ulaşım ve Ekonomik Denetim
Mondros’un hükümleri yalnız orduyu hedeflemedi. Hükûmet haberleşmesi dışındaki telsiz ve telgraf istasyonları İtilaf görevlilerinin denetimine bırakıldı. Böylece Anadolu’daki askerî birliklerin, yöneticilerin ve halkın birbirleriyle düzenli iletişim kurması zorlaştırılabilecekti.
Demir yolları, tüneller, limanlar ve tersaneler üzerindeki denetim; asker, silah, erzak ve haber akışını kontrol etme imkânı sağladı. Ülkenin ihtiyacı karşılandıktan sonra kömür ve benzeri kaynakların İtilaf Devletlerine sunulması hükmü de ekonomik kaynakların dış denetime açılmasını kolaylaştırdı.
+
+
İŞGALLERİN BAŞLAMASI VE PAYLAŞIM ALANLARI
İtilaf Devletleri ateşkesten kısa süre sonra işgallere başladı. Musul, 3 Kasım 1918’de İngilizler tarafından işgal edildi ve Mondros sonrasındaki ilk işgal olarak kayda geçti. Anadolu topraklarında ilk fiilî işgal Hatay-Dörtyol çevresinde gerçekleşti; İzmir ise 15 Mayıs 1919’da Yunan ordusu tarafından işgal edilen ilk büyük merkez ve kaynaklarda “ilk resmî işgal” olarak anıldı.
İngiltere Musul başta olmak üzere Irak bağlantılı alanlara ve bazı stratejik merkezlere; Fransa Çukurova, Antep, Maraş ve Urfa çevresine; İtalya Antalya ve Güneybatı Anadolu’ya yöneldi. Boğazlar ve İstanbul İtilaf kuvvetlerinin denetimine girdi. Yunanistan ise İzmir’den başlayarak Batı Anadolu’da ilerledi.
| İşgalci güç | Başlıca yöneldiği alanlar | Öne çıkan amaç |
|---|---|---|
| İngiltere | Musul, Irak bağlantısı ve stratejik noktalar | Petrol bölgeleri ile ulaşım yollarını denetlemek |
| Fransa | Çukurova, Antep, Maraş, Urfa | Güney Anadolu’da nüfuz alanı kurmak |
| İtalya | Antalya ve Güneybatı Anadolu | Akdeniz kıyılarında pay elde etmek |
| Yunanistan | İzmir ve Batı Anadolu | Megali İdea doğrultusunda genişlemek |
Paris Barış Konferansı ve İzmir’in İşgali
18 Ocak 1919’da toplanan Paris Barış Konferansında savaş sonrası barış düzeni ve yenilen devletlerin toprakları görüşüldü. Gizli antlaşmalarda İtalya’ya bırakılması planlanan İzmir ve çevresi, konferansta İngiltere’nin desteğiyle Yunanistan’a verildi. Böylece İtilaf Devletleri arasında özellikle İtalya ile Yunanistan arasında çıkar çatışması doğdu.
Yunan ordusu 15 Mayıs 1919’da İzmir’e çıktı. İşgalin ilk anlarında gazeteci Hasan Tahsin Yunan askerlerine ateş ederek sembolleşen ilk tepkiyi verdi. İzmir’in işgali, yerel direnişin hızlanmasına ve ülkenin birçok yerinde mitingler düzenlenmesine yol açtı.
→
→
İşgallere Karşı Tepkiler ve Amiral Bristol Raporu
Uzun savaş yıllarından yorulan halkın bir bölümü ateşkesi başlangıçta barışın habercisi olarak gördü. Ancak işgaller yayılınca protesto mitingleri, müdafaa-i hukuk cemiyetleri ve yerel silahlı direniş birlikleri ortaya çıktı. İstanbul’daki Fatih ve Sultanahmet mitingleri, İzmir’in işgalini ve yapılan haksızlıkları geniş kitlelere duyurdu.
İzmir ve çevresindeki olayları araştırmak üzere İtilaf Devletleri tarafından oluşturulan heyete Amerikalı Amiral Mark Lambert Bristol başkanlık etti. Raporda bölgede Türk nüfusun çoğunlukta olduğu, olayların başlamasında Yunan ordusu ile yerli Rum unsurların sorumluluk taşıdığı ve Yunan işgalinin haklı bir gerekçeye dayanmadığı belirtildi. Bu nedenle rapor, Millî Mücadele’nin haklılığını ortaya koyan ilk uluslararası belge olarak değerlendirilir.
MİLLÎ MÜCADELE DÖNEMİ CEMİYETLERİ
Millî Cemiyetlerin Ortak Özellikleri
İşgallere karşı kurulan millî cemiyetler başlangıçta bölgesel nitelikteydi. Her cemiyet öncelikle kendi bölgesinin işgalini önlemeye, o bölgede Türk nüfusun çoğunlukta olduğunu belgelemeye ve halkı örgütlemeye çalıştı. Bu nedenle tarihî belgeler, nüfus kayıtları, kongreler, mitingler ve basın-yayın faaliyetleri önemli araçlar oldu.
Cemiyetler millî bağımsızlık düşüncesiyle hareket etmelerine rağmen kuruluş aşamasında tek merkezden yönetilmiyordu. Bu da yerel direnişi hızlandırırken ülke çapında ortak strateji kurulmasını güçleştirdi. Millî cemiyetler daha sonra Sivas Kongresi’nde Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti adı altında birleştirilecekti.
→
→
Bölgeleri Savunan Millî Cemiyetler
Batı Anadolu’da İzmir Müdafaa-i Hukuk-u Osmaniye Cemiyeti ve Redd-i İlhak Cemiyeti, İzmir’in Yunanistan’a katılmasını önlemeye çalıştı. Trakya-Paşaeli Cemiyeti Trakya’nın Yunan işgaline karşı savunulmasını; Kilikyalılar Cemiyeti Adana ve çevresinin Fransız ve Ermeni faaliyetlerine karşı korunmasını amaçladı.
Doğuda Vilayat-ı Şarkiye Müdafaa-i Hukuk-ı Milliye Cemiyeti, Doğu Anadolu’da bir Ermeni devleti kurulmasını önlemeye ve bölgenin Türk yurdu olduğunu göstermeye çalıştı. Trabzon Muhafaza-i Hukuk-ı Milliye Cemiyeti ise Doğu Karadeniz’de Pontus devleti kurulmasına karşı faaliyet gösterdi. Bu iki cemiyet Erzurum Kongresi’nin toplanmasında etkili oldu.
| Cemiyet | Savunduğu bölge | Karşı çıktığı tehdit |
|---|---|---|
| İzmir Müdafaa-i Hukuk-u Osmaniye / Redd-i İlhak | İzmir ve Batı Anadolu | Yunan işgali ve ilhakı |
| Trakya-Paşaeli | Trakya | Yunan işgali |
| Trabzon Muhafaza-i Hukuk-ı Milliye | Doğu Karadeniz | Pontus devleti girişimi |
| Vilayat-ı Şarkiye Müdafaa-i Hukuk-ı Milliye | Doğu Anadolu | Ermeni devleti kurulması girişimi |
| Kilikyalılar | Adana ve çevresi | Fransız işgali ve Ermeni faaliyetleri |
Basın, Yardım ve Gizli Destek Örgütleri
Millî cemiyetlerin tümü yalnız belirli bir bölgeyi savunmakla sınırlı değildi. İstanbul’da Dr. Esat Işık öncülüğünde kurulan Millî Kongre Cemiyeti, işgaller karşısında Türk halkının haklılığını basın-yayın yoluyla dünya kamuoyuna anlatmaya çalıştı. Bu yönüyle ulusal düzeyde propaganda faaliyeti yürüten cemiyet olarak öne çıktı.
Anadolu Kadınları Müdafaa-i Vatan Cemiyeti, mitingler ve yardım kampanyalarıyla Millî Mücadele’yi destekledi. Karakol Cemiyeti İstanbul’dan Anadolu’ya insan, silah ve cephane geçirilmesine; haberleşme ve istihbarat sağlanmasına katkıda bulundu. Kars İslam Şurası ise Elviye-i Selase olarak anılan Kars, Ardahan ve Batum çevresinin savunulması için örgütlendi.
Azınlıkların Kurduğu Cemiyetler
Müfredatta “zararlı cemiyetler” başlığı altında incelenen azınlık örgütleri, ait oldukları toplulukların tamamını değil belirli siyasi örgütleri ifade eder. Bu örgütler Wilson İlkeleri’nin ulusların geleceğini belirleme söyleminden yararlanarak Osmanlı toprakları üzerinde ayrı devletler veya başka bir devlete katılma hedefleri doğrultusunda faaliyet yürüttü.
Rum örgütlerinden Mavri Mira ve daha önce kurulmuş olan Etniki Eterya, Megali İdea doğrultusunda Yunanistan’ın genişlemesini destekledi. Pontus Rum Cemiyeti, Samsun ve çevresi merkezli bir Pontus devleti kurmayı amaçladı. Ermeni örgütlerinden Hınçak ve Taşnak, Doğu Anadolu ve Çukurova’da bağımsız Ermeni devleti hedefiyle çalıştı. Alyans İsrailit ve Makabi gibi örgütler de dönemin ders kaynaklarında ayrılıkçı cemiyetler arasında sayılmıştır.
Millî Varlığa Düşman Cemiyetler
Türk ve Müslüman unsurlar tarafından kurulmasına rağmen Millî Mücadele’ye karşı çıkan örgütler, ders kaynaklarında millî varlığa düşman cemiyetler olarak sınıflandırılır. Bunların bir bölümü kurtuluşu İngiltere veya ABD gibi güçlü bir devletin manda ve himayesinde; bir bölümü ise padişah ve halifeye mutlak bağlılıkta gördü.
İngiliz Muhipleri Cemiyeti İngiliz himayesini, Wilson Prensipleri Cemiyeti Amerikan mandasını savundu. Sulh ve Selamet-i Osmaniye Fırkası ile Teali-i İslam Cemiyeti kurtuluşu padişah-halife çizgisinde aradı. Hürriyet ve İtilaf Fırkası İttihat ve Terakki karşıtlığı üzerinden Anadolu hareketine cephe aldı; Kürt Teali Cemiyeti ise Doğu Anadolu’da ayrı bir siyasi yapı kurmayı hedefledi.
| Yaklaşım | Örnek örgüt | Savunduğu çözüm |
|---|---|---|
| İngiliz himayesi | İngiliz Muhipleri Cemiyeti | İngiltere’nin korumasına girmek |
| Amerikan mandası | Wilson Prensipleri Cemiyeti | ABD desteği ve mandası |
| Saltanat-halifelik bağlılığı | Sulh ve Selamet-i Osmaniye / Teali-i İslam | Kurtuluşu padişaha bağlılıkta aramak |
| Ayrılıkçı siyasi hedef | Kürt Teali Cemiyeti | Doğu Anadolu’da ayrı bir yapı kurmak |
Cemiyetleri Ayırt Etme Yöntemi
Cemiyet sorularında yalnız ad ezberlemek yerine bölge + tehdit + yöntem üçlüsü kullanılabilir. Adında Trakya, Trabzon, İzmir, Kilikya veya Vilayat-ı Şarkiye geçen millî cemiyetler çoğunlukla açıkça belirtilen bölgeyi savunur. Millî Kongre basın-yayınla, Karakol gizli sevkiyat ve istihbaratla, Anadolu Kadınları ise toplumsal yardım ve mitinglerle ayırt edilir.
Zararlı cemiyetlerde ise hedefe bakılır: Megali İdea Rum örgütlerini, Pontus hedefi Doğu Karadeniz’i, Ermeni devleti hedefi Hınçak-Taşnak’ı; İngiliz himayesi İngiliz Muhiplerini, Amerikan mandası Wilson Prensipleri Cemiyetini işaret eder. Böylece benzer isimler, kuruluş amaçları üzerinden ayrıştırılır.
→
→
KONUNUN ÖZÜ
Mondros Ateşkes Antlaşması 30 Ekim 1918’de Rauf Orbay ile Amiral Calthorpe başkanlığındaki heyetler arasında Agamemnon Zırhlısı’nda imzalandı. Ordunun terhisi, Boğazların açılması, haberleşme ve ulaşım ağlarının denetlenmesi Osmanlı Devleti’nin savunma gücünü azalttı. 7. madde genel işgallere, 24. madde ise Vilayet-i Sitte üzerindeki planlara zemin hazırladı. Musul’la başlayan işgaller, Paris Barış Konferansı’nın ardından İzmir’in Yunanistan’a verilmesiyle genişledi. Halk; mitingler, yerel direniş ve millî cemiyetlerle tepki gösterdi. Başlangıçta bölgesel çalışan millî cemiyetler vatan bütünlüğünü savunurken azınlık örgütleri ile manda, himaye veya ayrılıkçı çözüm arayan cemiyetler Millî Mücadele’ye karşı faaliyet yürüttü. Bu dağınık direnişin ulusal bir programa dönüştürülmesi, sonraki konunun kapsamıdır.
Sonraki konu: Millî Mücadele’ye Hazırlık Dönemi ve Kongreler
