Temel hak ve hürriyetler, insanın maddi ve manevi varlığını korumasını, kendisini geliştirmesini, toplum hayatına katılmasını ve kamu gücü karşısında güvence altında olmasını sağlar. 1982 Anayasası bu alanı 12–74. maddeler arasında düzenler; hakların niteliğini ve sınırlarını belirledikten sonra kişi haklarını, sosyal ve ekonomik hakları ve siyasi hakları ayrı bölümlerde toplar.
Bu konu yalnız uzun bir hak listesini ezberlemekten ibaret değildir. Bir soruda önce hakkın hangi gruba girdiği, sonra olağan dönemde nasıl sınırlanabileceği, olağanüstü hâllerde kullanımının durdurulup durdurulamayacağı ve hakkın herkese mi yoksa yalnız vatandaşlara mı tanındığı belirlenmelidir. Önceki konu olan 1982 Anayasası: Genel Esaslar ve Devletin Temel Nitelikleri, bu güvencelerin dayandığı demokratik, laik, sosyal hukuk devleti çerçevesini açıklar.
TEMEL HAK VE HÜRRİYETLERİN NİTELİĞİ
Anayasanın 12. maddesine göre herkes, kişiliğine bağlı, dokunulmaz, devredilmez ve vazgeçilmez temel hak ve hürriyetlere sahiptir. Hak sahibi olmak için devletin ayrıca kişiye hak vermesi beklenmez; anayasal düzen bu hakları tanır, korur ve kamu gücünün müdahalesini hukukla sınırlar.
Temel haklar yalnız yetki sağlamaz. Aynı madde, hak ve hürriyetlerin kişinin topluma, ailesine ve diğer kişilere karşı ödev ve sorumluluklarını da içerdiğini belirtir. Örneğin ifade özgürlüğüne sahip olmak, başkalarının şeref ve haklarını ihlal etmeyi kendiliğinden meşru hâle getirmez. Hakların kullanılması ile başkalarının hak alanı arasında anayasal bir denge kurulur.
A) Yalnız Türk vatandaşlarına tanınmıştır.
B) Kişinin iradesiyle bütünüyle devredilebilir.
C) Kişiliğe bağlı, dokunulmaz, devredilmez ve vazgeçilmezdir.
D) Kişiye hiçbir ödev ve sorumluluk yüklemez.
E) Yalnız olağan dönemlerde geçerlidir.
OLAĞAN DÖNEMDE SINIRLAMA VE HAKKIN KÖTÜYE KULLANILMASI
Temel Hakların Sınırlanması
Anayasanın 13. maddesi, olağan dönemde temel hak ve hürriyetlerin sınırlanmasına ilişkin ortak güvenceyi kurar. Buna göre sınırlama yalnızca kanunla yapılabilir ve ilgili hakkı düzenleyen Anayasa maddesinde belirtilen özel sınırlama sebeplerine dayanmalıdır. İdari işlem veya Cumhurbaşkanlığı kararnamesiyle bir hakkın kullanım alanı daraltılamaz.
Kanunla yapılmış olması tek başına yeterli değildir. Sınırlama hakkın özüne dokunmamalı; Anayasanın sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve laik Cumhuriyetin gereklerine ve ölçülülük ilkesine uygun olmalıdır. Ölçülülük; kullanılan aracın amaca ulaşmaya elverişli ve gerekli olmasını, kişiye yüklenen külfet ile amaç arasında makul bir oran bulunmasını gerektirir.
| Sınırlama Güvencesi | Soruda Aranacak Nokta |
|---|---|
| Kanunilik | Müdahalenin ulaşılabilir ve öngörülebilir bir kanuni temeli bulunmalıdır. |
| Özel sınırlama sebebi | Sınırlama, ilgili Anayasa maddesinin izin verdiği amaca dayanmalıdır. |
| Hakkın özü | Hak kullanılamaz hâle getirilmemelidir. |
| Demokratik toplum ve laik Cumhuriyet | Müdahale çoğulculuk, hoşgörü ve laik hukuk düzeniyle bağdaşmalıdır. |
| Ölçülülük | Araç elverişli, gerekli ve amaçla orantılı olmalıdır. |
A) Sınırlamanın kanunla yapılması
B) Hakkın özüne dokunulmaması
C) İlgili maddede belirtilen sınırlama sebebine dayanılması
D) Sınırlamanın mutlaka Cumhurbaşkanlığı kararnamesiyle yapılması
E) Ölçülülük ilkesine uyulması
Hakların Kötüye Kullanılamaması
Anayasanın 14. maddesi, Anayasadaki hiçbir hak ve hürriyetin devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğünü bozmayı veya insan haklarına dayanan demokratik ve laik Cumhuriyeti ortadan kaldırmayı amaçlayan faaliyetler biçiminde kullanılamayacağını belirtir. Aynı şekilde Anayasa hükümleri, devlete veya kişilere hakları yok etme ya da Anayasada öngörülenden daha geniş sınırlama yetkisi verecek biçimde yorumlanamaz.
Bu hüküm, “bir hak varsa kullanım biçiminin hiçbir sınırı yoktur” düşüncesini reddeder. Bununla birlikte 14. madde kamu makamlarına sınırsız müdahale yetkisi vermez; uygulanacak yaptırımın yine kanunla düzenlenmesi ve müdahalenin anayasal güvencelere uygun olması gerekir.
OLAĞANÜSTÜ DÖNEMDE HAKLARIN DURDURULMASI
Anayasanın 15. maddesine göre savaş, seferberlik veya olağanüstü hâllerde, milletlerarası hukuktan doğan yükümlülükler ihlal edilmemek ve durumun gerektirdiği ölçü aşılmamak şartıyla temel hak ve hürriyetlerin kullanılması kısmen ya da tamamen durdurulabilir. Bu dönemlerde Anayasada öngörülen güvencelere aykırı tedbirler alınması da mümkündür.
Sınırlama ile durdurma aynı değildir. Olağan dönemde 13. maddedeki bütün güvenceler içinde hakkın kullanım alanı daraltılır. 15. maddede ise yalnız belirtilen olağanüstü dönemlerde ve geçici olarak hakkın kullanılması kısmen veya tamamen durdurulabilir. Her iki durumda da keyfîlik yasaktır; alınan tedbir durumun gerektirdiği ölçüyü aşamaz.
Dokunulamayacak Çekirdek Haklar
15. madde, olağanüstü dönemlerde dahi dokunulamayacak bir çekirdek alan belirler:
- Savaş hukukuna uygun fiiller sonucu meydana gelen ölümler dışında kişinin yaşama hakkına ve maddi-manevi varlığının bütünlüğüne dokunulamaz.
- Kimse din, vicdan, düşünce ve kanaatlerini açıklamaya zorlanamaz; bunlardan dolayı suçlanamaz.
- Suç ve cezalar geçmişe yürütülemez.
- Suçluluğu mahkeme kararıyla saptanıncaya kadar kimse suçlu sayılamaz.
A) Suç ve cezaların geçmişe yürütülememesi
B) Masumiyet karinesinin korunması
C) Kimsenin düşüncesini açıklamaya zorlanamaması
D) Mülkiyet hakkının hiçbir şartta durdurulamaması
E) Savaş hukukuna uygun ölümler dışında yaşama hakkına dokunulmaması
YABANCILAR VE CUMHURBAŞKANLIĞI KARARNAMESİ
Yabancıların Haklarının Sınırlanması
Anayasanın 16. maddesine göre temel hak ve hürriyetler, yabancılar için milletlerarası hukuka uygun olarak kanunla sınırlanabilir. Bu hüküm, yabancıların bütün temel haklardan yoksun olduğu anlamına gelmez. Yaşama hakkı, kişi bütünlüğü, hak arama hürriyeti ve din-vicdan özgürlüğü gibi birçok hak “herkes” için tanınmıştır; siyasi hakların önemli bölümü ise vatandaşlık bağıyla ilişkilidir.
Bir soruda önce maddenin öznesine bakmak yararlıdır. Anayasa “herkes” diyorsa kural olarak vatandaş-yabancı ayrımı yapmaz; “vatandaşlar” veya “her Türk” diyorsa hak ya da ödev vatandaşlık statüsüne bağlanmıştır. Yabancılara getirilecek ek sınırlama hem kanunla yapılmalı hem milletlerarası hukuka uygun olmalıdır.
A) İdarenin sözlü emri yeterlidir.
B) Yalnız yönetmelikle yapılabilir.
C) Kanunla ve milletlerarası hukuka uygun biçimde yapılabilir.
D) Yabancıların hiçbir temel hakkı bulunmaz.
E) Sınırlama için hukukî dayanak aranmaz.
Cumhurbaşkanlığı Kararnamesinin Hak Alanındaki Sınırı
Anayasanın 104. maddesine göre İkinci Kısmın Birinci ve İkinci Bölümlerindeki genel hükümler ile kişi hakları ve ödevleri, ayrıca Dördüncü Bölümdeki siyasi haklar ve ödevler Cumhurbaşkanlığı kararnamesiyle düzenlenemez. Sosyal ve ekonomik haklar alanında ise kararname çıkarılabilmesi otomatik ve sınırsız değildir; konu yürütme yetkisine ilişkin olmalı, Anayasada münhasıran kanunla düzenlenmesi öngörülmemeli ve kanunda açıkça düzenlenmiş olmamalıdır.
Dahası, 13. madde hakların ancak kanunla sınırlanabileceğini söylediğinden Cumhurbaşkanlığı kararnamesi sosyal ve ekonomik bir hakkı da sınırlama aracı olarak kullanılamaz. “Düzenleme” ile “sınırlama” arasındaki bu ayrım sınav sorularında önemlidir.
TEMEL HAKLARIN ÜÇLÜ SINIFLANDIRILMASI
Anayasa, temel hakları düzenlediği bölümlere göre üç grupta toplar. Öğretide Georg Jellinek’in statü ayrımıyla kişi hakları negatif statü, sosyal ve ekonomik haklar pozitif statü, siyasi haklar ise aktif statü hakları olarak adlandırılır. Bu ayrım, hakkın birey ile devlet arasındaki ilişkideki baskın işlevini gösterir.
| Anayasal Grup | Statü Adı | Baskın İşlev | Madde Aralığı |
|---|---|---|---|
| Kişinin hakları ve ödevleri | Negatif statü / koruyucu haklar | Devletin keyfî müdahalesinden korunma | 17–40 |
| Sosyal ve ekonomik haklar ve ödevler | Pozitif statü / isteme hakları | Devletten hizmet, koruma veya olumlu tedbir isteme | 41–65 |
| Siyasi haklar ve ödevler | Aktif statü / katılma hakları | Devlet yönetimine ve siyasal karar süreçlerine katılma | 66–74 |
A) Kişi hakları — Negatif statü hakları
B) Sosyal ve ekonomik haklar — Pozitif statü hakları
C) Siyasi haklar — Aktif statü hakları
D) Negatif statü hakları — Koruyucu haklar
E) Aktif statü hakları — Devletten sosyal hizmet isteme hakları
KİŞİNİN HAKLARI VE ÖDEVLERİ: NEGATİF STATÜ HAKLARI
17–40. maddeler arasındaki kişi hakları, bireyin devlet ve toplum karşısındaki dokunulmaz alanını korur. Bu nedenle koruyucu haklar olarak da adlandırılır. Devletin temel ödevi yalnız müdahale etmemek değildir; kişiyi üçüncü kişilerin saldırılarından koruyacak etkili hukukî ve fiilî tedbirleri almak da gerekebilir.
Kişi Bütünlüğü, Özel Alan ve Hareket Özgürlüğü
Bu grupta yaşama hakkı ile maddi ve manevi varlığı koruma ve geliştirme hakkı; zorla çalıştırma yasağı; kişi hürriyeti ve güvenliği; özel hayatın gizliliği; konut dokunulmazlığı; haberleşme hürriyeti ve yerleşme-seyahat hürriyeti bulunur. Örneğin konuta girilmesine veya haberleşmenin gizliliğine müdahale edilmesi, yalnız kanuni şartlar ve anayasal güvenceler içinde mümkün olabilir.
Kişi hürriyeti ve güvenliği, bireyin keyfî biçimde yakalanmasına veya tutulmasına karşı koruma sağlar. Özel hayatın korunması ise kişinin mahrem yaşamı, aile hayatı ve kendisi hakkında karar verebilmesiyle ilişkilidir. Bir hakkın yalnız devletten “uzak durmasını” istemesi, o hakkın negatif statü işlevini gösterir.
A) Sosyal güvenlik hakkı
B) Seçme ve seçilme hakkı
C) Konut dokunulmazlığı
D) Kamu hizmetine girme hakkı
E) Vergi ödevi
Düşünce, İnanç, Örgütlenme ve Hukukî Güvenceler
Din ve vicdan hürriyeti; düşünce ve kanaat hürriyeti; düşünceyi açıklama ve yayma hürriyeti; bilim ve sanat hürriyeti; basın ve yayın güvenceleri; dernek kurma hürriyeti ile toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkı da kişi hakları arasındadır. Bu haklar bireyin inancını, fikrini ve ortak faaliyetlerini serbestçe oluşturabilmesini ve açıklayabilmesini korur.
Mülkiyet hakkı, hak arama hürriyeti, kanuni hâkim güvencesi ve suç-cezalara ilişkin esaslar aynı bölümde yer alır. Kanunsuz suç ve ceza olmaz ilkesi, ceza sorumluluğunun şahsiliği ve masumiyet karinesi hukuk devleti içinde bireyi keyfî yaptırıma karşı korur. 40. madde ise anayasal hakları ihlal edilen kişiye yetkili makama geciktirilmeden başvurma imkânının sağlanmasını isteme hakkı tanır.
SOSYAL VE EKONOMİK HAKLAR: POZİTİF STATÜ HAKLARI
41–65. maddeler arasındaki sosyal ve ekonomik haklar, sosyal devlet ilkesinin birey hayatındaki görünümüdür. Bu haklarda devletin yalnız müdahaleden kaçınması çoğu zaman yeterli değildir; eğitim, sağlık, çalışma, sosyal güvenlik ve aile-çocukların korunması gibi alanlarda teşkilat kurması, hizmet sunması veya koruyucu tedbir alması gerekir.
Aile, Eğitim, Çalışma ve Sosyal Güvenlik
Ailenin ve çocukların korunması; eğitim ve öğrenim hakkı ve ödevi; çalışma ve sözleşme hürriyeti; çalışma hakkı ve ödevi; çalışma şartları ve dinlenme hakkı; sendika kurma, toplu iş sözleşmesi ve grev-lokavt hakları bu bölümde düzenlenir. Ücrette adaletin sağlanması, sağlıklı çevrede yaşama, konut, gençliğin korunması ve sosyal güvenlik de pozitif statü alanının temel başlıklarındandır.
Örneğin eğitim hakkı, kişinin eğitim kurumlarına keyfî biçimde erişiminin engellenmemesini gerektirdiği gibi devletin eğitim sistemini kurup işletmesini de gerektirir. Bu nedenle bazı haklar birden fazla işlev taşıyabilir; sınav sınıflandırmasında ise Anayasanın bölüm düzeni ve baskın statü niteliği esas alınır.
A) Haberleşme hürriyeti
B) Düşünce ve kanaat hürriyeti
C) Sosyal güvenlik hakkı
D) Seçme ve seçilme hakkı
E) Türk vatandaşlığı
Devletin Sosyal ve Ekonomik Ödevlerinin Sınırı
Anayasanın 65. maddesine göre devlet, sosyal ve ekonomik alanlardaki görevlerini bu görevlerin amaçlarına uygun öncelikleri gözeterek mali kaynaklarının yeterliliği ölçüsünde yerine getirir. Bu hüküm, sosyal hakları anlamsız kılmaz; kaynakların dağıtılmasında devletin anayasal amaçları ve öncelikleri gözetmesini gerektirir.
Negatif statü haklarında çoğunlukla kamu gücünün müdahaleden kaçınması beklenirken sosyal haklar bütçe, personel, kurum ve uzun vadeli politika gerektirebilir. 65. madde bu yapısal farkı açıklar. Ancak devlet, kaynak yetersizliği iddiasıyla bir sosyal hakkın anayasal çekirdeğini tamamen göz ardı edemez.
A) Yalnız özel kişilerin taleplerini
B) Mali kaynaklarının yeterliliğini ve görevlerin amaçlarına uygun öncelikleri
C) Siyasi hakların tamamen kaldırılmasını
D) Yabancılara hiçbir hak tanınmamasını
E) Hakların yalnız kararnameyle sınırlanmasını
SİYASİ HAKLAR VE ÖDEVLER: AKTİF STATÜ HAKLARI
66–74. maddeler arasındaki siyasi haklar, bireyin devlet yönetimine katılmasını ve siyasal karar süreçlerinde söz sahibi olmasını sağlar. Bu nedenle aktif statü veya katılma hakları olarak adlandırılır. Bu gruptaki birçok hak doğrudan vatandaşlık bağına dayanır.
Vatandaşlık, Siyasal Katılma ve Kamu Hizmeti
Türk vatandaşlığı; seçme, seçilme, siyasi faaliyette bulunma ve halkoylamasına katılma; siyasi parti kurma, partilere girme ve partilerden ayrılma; kamu hizmetlerine girme hakları siyasi haklar bölümündedir. Mal bildirimi, vatan hizmeti ve vergi ödevi de aynı bölümde düzenlenir. Burada “hak” ile “ödev” yan yana bulunabilir.
Vergi ödevi “herkes” için düzenlenmişken seçme-seçilme ve kamu hizmetine girme gibi haklar vatandaşlara yöneliktir. Bu yüzden bir başlığın siyasi haklar bölümünde yer alması, o bölümdeki her hükmün yalnız vatandaşlara uygulanacağı anlamına gelmez; ilgili maddenin öznesi ayrıca okunmalıdır.
A) Konut dokunulmazlığı
B) Sosyal güvenlik hakkı
C) Bilim ve sanat hürriyeti
D) Kamu hizmetine girme hakkı
E) Çalışma ve sözleşme hürriyeti
Dilekçe, Bilgi Edinme ve Kamu Denetçisine Başvurma
74. madde vatandaşlara ve karşılıklılık esası gözetilmek kaydıyla Türkiye’de ikamet eden yabancılara, kendileriyle veya kamu ile ilgili dilek ve şikâyetleri hakkında yetkili makamlara ve TBMM’ye yazıyla başvurma hakkı tanır. Başvurunun sonucu gecikmeksizin yazılı olarak bildirilmelidir.
Bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkı ise “herkes” için tanınmıştır. Kamu Denetçiliği Kurumu TBMM Başkanlığına bağlıdır ve idarenin işleyişiyle ilgili şikâyetleri inceler. Böylece birey yalnız seçim yoluyla değil; dilekçe, bilgi edinme ve idarenin işleyişi hakkında şikâyet yollarıyla da yönetime katılır.
A) Bilgi edinme hakkı yalnız milletvekillerine tanınmıştır.
B) Kamu Denetçiliği Kurumu Cumhurbaşkanlığına bağlıdır.
C) Yabancılar hiçbir şartta dilekçe hakkından yararlanamaz.
D) Herkes bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkına sahiptir.
E) Dilekçelere cevap verilmesi anayasal güvence altında değildir.
Bir önceki konu olan 1982 Anayasası’nın Genel Esasları ve Devletin Temel Nitelikleri, temel haklar düzeninin dayandığı anayasal çerçeveyi açıklar. Serinin sonraki konusu olan Yasama ve TBMM ise siyasi katılma yoluyla oluşturulan yasama organının yapısını ve görevlerini ele alır.





