Hak kavramı ve hakların sınıflandırılması, hukuk düzeninin kişilere tanıdığı yetkilerin kime karşı, hangi konuda ve ne biçimde kullanılabileceğini açıklar. Mülkiyet, alacak, kişilik, seçme ve eğitim hakkı aynı genel “hak” kavramı içinde yer alsa da doğdukları hukuk alanı, korudukları menfaat ve doğurdukları sonuç bakımından birbirinden farklıdır.
Bir hakkı doğru sınıflandırmak için yalnız adına bakmak yeterli değildir. Önce hakkın kamu hukukundan mı özel hukuktan mı doğduğu; ardından herkese karşı mı yoksa belirli kişilere karşı mı ileri sürülebildiği, ekonomik değer taşıyıp taşımadığı, devredilip devredilemediği ve kullanıldığında yeni bir hukuki durum oluşturup oluşturmadığı incelenir.
HAK KAVRAMI VE TEMEL UNSURLARI
Hak, hukuk düzeninin kişiye tanıdığı ve koruduğu menfaat ile bu menfaatten yararlanma konusunda sağladığı yetkidir. Her kişisel beklenti hukuki hak değildir. Bir menfaatin hak sayılabilmesi için hukuk düzenince tanınması, sahibinin belirlenebilir olması ve gerektiğinde hukuki koruma yollarıyla ileri sürülebilmesi gerekir.
Hukuk kurallarının bütünü kişilere uymaları gereken genel düzeni gösterir; buna objektif hukuk denir. Objektif hukukun kişiye tanıdığı somut yetki ise subjektif hak olarak adlandırılır. Örneğin mülkiyeti düzenleyen kurallar objektif hukukun, belirli bir ev üzerinde malike tanınan kullanma ve tasarruf yetkileri ise subjektif hakkın görünümüdür.
A) Yürürlükteki bütün hukuk kurallarının toplamı
B) Hukuk düzeninin kişiye tanıdığı somut yetki
C) Yalnız ahlak kurallarınca korunan beklenti
D) Devlet organlarının teşkilat yapısı
E) Mahkeme kararlarının tamamı
KAMU HAKLARI VE ÖZEL HAKLAR
Haklar doğdukları hukuk alanına göre kamu hakları ve özel haklar olarak ayrılabilir. Kamu hakları, kişinin devlet ve kamu gücü karşısındaki hukuki konumuyla ilgilidir. Özel haklar ise kural olarak kişilerin birbirleriyle eşit düzeyde kurduğu özel hukuk ilişkilerinden doğar.
Kamu Haklarının Anayasal Sınıflandırılması
Anayasa, temel haklar ve ödevleri üç ana bölümde düzenler: kişinin hakları ve ödevleri, sosyal ve ekonomik haklar ve ödevler ile siyasi haklar ve ödevler. Bu bölümleme öğretide sırasıyla negatif, pozitif ve aktif statü haklarıyla ilişkilendirilir.
- Kişinin hakları ve ödevleri, kişinin maddi ve manevi varlığını, özel alanını ve özgürlüğünü korur. Yaşama hakkı, kişi özgürlüğü, özel hayat, konut dokunulmazlığı, düşünce, din ve vicdan özgürlüğü bu gruptadır.
- Sosyal ve ekonomik haklar ve ödevler, sosyal devletin kişilerin insan onuruna uygun yaşam şartlarına erişmesi için önlem almasını gerektirir. Eğitim, çalışma, sağlık, sosyal güvenlik ve sendika hakkı bu başlıkla ilişkilidir.
- Siyasi haklar ve ödevler, vatandaşların devlet yönetimine katılması ve kamusal karar süreçlerinde yer almasıyla ilgilidir. Seçme-seçilme, siyasi faaliyette bulunma, siyasi parti kurma, kamu hizmetine girme ve dilekçe hakkı bu gruptadır.
Anayasa’nın 12. maddesine göre herkes kişiliğine bağlı, dokunulmaz, devredilmez ve vazgeçilmez temel hak ve hürriyetlere sahiptir. Temel hakların kişiye ödev ve sorumluluk da yükleyebilmesi, hakların sınırsız kullanılabileceği anlamına gelmez.
A) Konut dokunulmazlığı
B) Sağlık hakkı
C) Seçme ve seçilme hakkı
D) Özel hayatın gizliliği
E) Din ve vicdan özgürlüğü
Özel Hakların Genel Özelliği
Özel haklar, özel hukuk ilişkilerinden doğar ve kural olarak eşit hukuki konumdaki kişiler arasında kullanılır. Bir taşınmaz üzerindeki mülkiyet hakkı, satış sözleşmesinden doğan alacak, kişinin adı ve şerefi üzerindeki kişilik hakkı özel haklara örnektir.
Özel haklar tek bir ölçütle sınıflandırılmaz. Aynı hak birden fazla başlıkta yer alabilir. Örneğin mülkiyet hakkı herkese karşı ileri sürülebildiği için mutlak, ekonomik değer taşıdığı için malvarlığı hakkı ve kural olarak devredilebildiği için devredilebilir haktır.
ÖZEL HAKLARIN SINIFLANDIRILMASI
İleri Sürülebileceği Çevreye Göre: Mutlak ve Nispi Haklar
Mutlak haklar, hak sahibi tarafından herkese karşı ileri sürülebilir. Herkes bu haklara müdahale etmekten kaçınmakla yükümlüdür. Mülkiyet ve diğer ayni haklar, kişilik hakları ile fikrî hakların önemli bir bölümü mutlak hak niteliğindedir.
Nispi haklar ise yalnız belirli kişi veya kişilere karşı ileri sürülebilir. Bir borç ilişkisinde alacaklının edimi isteme hakkı yalnız borçluya yöneliktir. Satıcının satış bedelini alıcıdan istemesi veya kiraya verenin kira bedelini kiracıdan talep etmesi nispi hak örneğidir.
A) Mülkiyet hakkı
B) Kişilik hakkı
C) Kira bedelini isteme hakkı
D) Ad üzerindeki hak
E) Patent hakkı
Konusuna Göre: Malvarlığı ve Kişilik Hakları
Malvarlığı hakları, para ile ölçülebilen ekonomik bir değer taşır. Ayni haklar, alacak hakları ve fikrî hakların ekonomik yönleri bu gruba girer. Malvarlığı yalnız aktif değerlerden oluşmaz; kişinin ekonomik nitelikteki hakları ve borçları birlikte değerlendirilir.
Kişilik hakları, kişinin yaşamı, bedensel ve ruhsal bütünlüğü, şerefi, itibarı, özel hayatı, resmi, sesi ve adı gibi maddi ve manevi varlıklarını korur. Bu haklar kural olarak kişiye sıkı sıkıya bağlıdır, para ile ölçülemez ve devredilemez. Kişilik hakkına saldırı maddi veya manevi zarara yol açarsa tazminat istemi doğabilir; bu durum kişilik hakkının kendisini malvarlığı hakkına dönüştürmez.
A) Alacak hakkı
B) Kişilik hakkı
C) Rehin hakkı
D) Miras hakkı
E) Kira hakkı
Devredilebilmesine Göre Haklar
Devredilebilir haklar, hukuki işlem veya kanunun öngördüğü geçiş yoluyla başka kişiye aktarılabilir. Mülkiyet hakkı, çoğu alacak ve fikrî hakların ekonomik yetkileri kural olarak devredilebilir. Devrin biçimi ve şartları hakkın türüne göre değişir.
Devredilemeyen haklar, hak sahibinin kişiliğine sıkı biçimde bağlıdır. Yaşama, beden bütünlüğü, ad ve şeref üzerindeki kişilik hakları devredilemez. Bazı hakların bizzat sahibi tarafından kullanılması gerekir; nişanı bozma, boşanma davası açma ve soybağına ilişkin bazı haklar bu niteliktedir.
A) Satış bedeli alacağı
B) Taşınır mülkiyeti
C) Ad üzerindeki kişilik hakkı
D) Ticari mal üzerindeki mülkiyet
E) Banka hesabındaki para alacağı
Hukuki Etkisine Göre: Yenilik Doğuran Haklar
Yenilik doğurmayan haklar, mevcut hukuki durumdan yararlanmayı veya bir edimin yerine getirilmesini istemeyi sağlar. Alacaklının vadesi gelen borcun ödenmesini talep etmesi buna örnektir.
Yenilik doğuran haklar ise hak sahibinin tek taraflı irade açıklamasıyla yeni bir hukuki ilişki kurar, mevcut ilişkiyi değiştirir veya sona erdirir. Bu haklar sonuçlarına göre üçe ayrılır:
- Kurucu yenilik doğuran hak, yeni bir hukuki ilişki meydana getirir. Alım hakkının kullanılması buna örnek olabilir.
- Değiştirici yenilik doğuran hak, mevcut ilişkinin içeriğini değiştirir. Ayıplı malda şartları varsa değiştirme seçimlik hakkının kullanılması örnektir.
- Bozucu yenilik doğuran hak, mevcut hukuki ilişkiyi sona erdirir. Fesih veya sözleşmeden dönme hakkının kullanılması buna örnektir.
Yenilik doğuran hak kullanıldığında amaçlanan hukuki sonuç kural olarak karşı tarafın kabulüne bağlı olmadan meydana gelir. Bu nedenle kullanılıp kullanılmadığı ve kullanım anı önemlidir.
A) Kurucu yenilik doğuran hak
B) Değiştirici yenilik doğuran hak
C) Bozucu yenilik doğuran hak
D) Ayni hak
E) Siyasi hak
| Ölçüt | Birinci Grup | İkinci Grup |
|---|---|---|
| İleri sürülebilen çevre | Mutlak: herkese karşı | Nispi: belirli kişiye karşı |
| Konu | Malvarlığı: ekonomik değer | Kişilik: maddi ve manevi varlık |
| Devredilebilme | Devredilebilen | Devredilemeyen |
| Hukuki etki | Yenilik doğurmayan | Yenilik doğuran |
HAKLARIN KAZANILMASI VE KULLANILMASI
Aslen, Devren ve Tesisen Kazanma
Aslen kazanma, hakkın önceki bir hak sahibine dayanmadan doğrudan kazanılmasıdır. Sahipsiz taşınırın sahiplenilmesi veya şartları oluştuğunda kazandırıcı zamanaşımıyla mülkiyet kazanılması örnek verilebilir.
Devren kazanma, mevcut hakkın önceki sahibinden yeni sahibine geçmesidir. Satış ve devir işlemiyle mülkiyetin geçmesi, alacağın devri ve miras yoluyla intikal bu gruptadır.
Tesisen kazanma, mevcut bir haktan yeni ve daha dar kapsamlı bir hak kurulmasıdır. Malikin taşınmazı üzerinde başka kişi lehine intifa, geçit veya rehin hakkı kurması tesisen kazanmaya örnektir. Önceki hak tümüyle el değiştirmez; onun üzerinde yeni bir sınırlı hak oluşturulur.
A) Aslen kazanma
B) Devren kazanma
C) Tesisen kazanma
D) Miras yoluyla kazanma
E) Kamu hakkı kazanma
İyiniyet ve Dürüstlük Kuralı
İyiniyet, kişinin bir hakkın kazanılmasına engel olan hukuki eksikliği bilmemesi ve gerekli özeni gösterse bile bilecek durumda olmamasıdır. Türk Medeni Kanunu’nun 3. maddesi, kanunun iyiniyete sonuç bağladığı durumlarda iyiniyetin varlığını asıl kabul eder; ancak kendisinden beklenen özeni göstermeyen kişi iyiniyet iddiasında bulunamaz.
Dürüstlük kuralı ise hakların kullanılması ve borçların yerine getirilmesinde makul, dürüst ve güvenilir kişiden beklenen davranış ölçüsüdür. Türk Medeni Kanunu’nun 2. maddesine göre bir hakkın açıkça kötüye kullanılmasını hukuk düzeni korumaz.
A) İyiniyet karinesi
B) Dürüstlük kuralı ve hakkın kötüye kullanılması yasağı
C) Kanunların geriye yürümezliği
D) Ceza sorumluluğunun şahsiliği
E) Kazanılmış hak ilkesi
HAKLARIN KORUNMASI
Devlet Eliyle Koruma
Hakların korunmasında temel yol yetkili makama başvurmaktır. Hak sahibi önce talep yoluyla karşı taraftan hakkına uygun davranmasını isteyebilir. Talep karşılanmazsa uyuşmazlığın niteliğine göre dava, icra takibi, idari başvuru veya başka kanuni yollara başvurabilir.
Kişilik hakkına hukuka aykırı saldırı durumunda Türk Medeni Kanunu’nun 25. maddesi; saldırı tehlikesinin önlenmesini, sürmekte olan saldırıya son verilmesini ve sona ermiş olsa bile etkileri süren saldırının hukuka aykırılığının tespitini isteme imkânı tanır. Şartları varsa maddi ve manevi tazminat ile saldırıdan elde edilen kazancın verilmesi de talep edilebilir.
A) Saldırının önlenmesi
B) Saldırıya son verilmesi
C) Mirasın paylaşılması
D) Hak sahibinin ergin kılınması
E) Yeni bir tüzel kişi kurulması
İstisnai Olarak Kişinin Kendi Gücüyle Koruması
Kural, kişinin hakkını devlet eliyle korumasıdır. Kendi gücüyle koruma yalnız kanunun dar biçimde kabul ettiği durumlarda mümkündür. Türk Borçlar Kanunu’nun 63 ve 64. maddeleri haklı savunma, zorunluluk hâli ve hakkın kendi gücüyle korunmasına ilişkin şartları düzenler.
- Haklı savunma, kişiye veya mala yönelen hukuka aykırı saldırıyı saldırıyla orantılı biçimde uzaklaştırmaktır. Haklı savunmada saldırana verilen zarardan kural olarak sorumluluk doğmaz.
- Zorunluluk hâli, kişinin kendisini veya başkasını açık ya da yakın zarar tehlikesinden korumak için üçüncü kişinin malına zarar vermesidir. Hâkim, giderim yükümlülüğünü hakkaniyete göre belirler.
- Hakkın kendi gücüyle korunması, kamu makamlarının yardımının zamanında sağlanamadığı ve hakkın kaybolmasını ya da kullanılmasının önemli ölçüde zorlaşmasını önleyecek başka yol bulunmadığı istisnai hâlde mümkündür.
A) Haklı savunma
B) Zorunluluk hâli
C) Yenilik doğuran hak
D) Devren kazanma
E) Nispi hak
| Koruma Yolu | Temel Şart | Sonuç |
|---|---|---|
| Haklı savunma | Hukuka aykırı saldırı ve orantılı savunma | Saldırana verilen zarardan kural olarak sorumluluk yok |
| Zorunluluk hâli | Açık veya yakın tehlikeden korunma | Giderimi hâkim hakkaniyete göre belirler |
| Kendi gücüyle koruma | Kamu yardımı zamanında sağlanamıyor ve başka yol yok | Dar kanuni şartlarda hukuka aykırılık kalkabilir |
Hak sorularında önce sınıflandırma ölçütünü belirleyin. “Kime karşı?” sorusu mutlak-nispi; “neyi koruyor?” sorusu malvarlığı-kişilik; “başkasına geçebilir mi?” sorusu devredilebilirlik; “kullanılınca hukuki durumu değiştiriyor mu?” sorusu yenilik doğuran hak ayrımını çözer. Koruma sorularında ise devlet eliyle başvurunun kural, kişinin kendi gücüyle hareket etmesinin istisna olduğunu unutmayın.
Önceki konu: Kişi, Hak ve Fiil Ehliyeti ile Hukuki Olay, Fiil ve İşlem
Sonraki konu: Devlet Biçimleri, Hükûmet Sistemleri ve Demokrasi





