AYT Trablusgarp ve Balkan Savaşları konu anlatımı kapsamında savaşların nedenleri, tarafları, askerî ve diplomatik gelişmeleri, antlaşmalar, toprak kayıpları, göçler ve Osmanlı fikir hayatına etkileri işlenecektir.
AYT tarih konularının tamamına AYT konu anlatımı arşivinden ulaşabilirsiniz.
XX. Yüzyıl Başında Osmanlı Devleti ve İtalya
Sömürgecilik Rekabetinden Trablusgarp’a
XX. yüzyılın başında Osmanlı Devleti askerî, mali ve siyasi sorunlarla uğraşırken Avrupa devletleri Afrika’nın paylaşımını büyük ölçüde tamamlamıştı. Siyasi birliğini 1870’te tamamlayan İtalya, sömürgecilik yarışına geç katıldığı için yakın ve savunulması güç Osmanlı toprağı Trablusgarp’a yöneldi. Bölgenin İtalya’ya coğrafi yakınlığı, ham madde ve pazar beklentisi, Osmanlı merkezinden uzaklığı ve güçlü bir donanmayla desteklenememesi işgal hesabını kolaylaştırdı.
İtalya saldırıdan önce diplomatik yalnızlığını azaltmaya çalıştı. Büyük devletlerin çıkar çatışmalarından yararlandı; 1909 Racconigi düzenlemesiyle Rusya’nın Trablusgarp üzerindeki İtalyan beklentisine karşı çıkmamasını sağladı. Böylece savaş yalnız iki devletin askerî kapasitesini değil, büyük devletlerin Osmanlı toprağı üzerindeki pazarlıklarını da yansıttı. İtalya 28 Eylül 1911’de verdiği ültimatomdan sonra 29 Eylül’de savaş ilan etti.
| İtalya’nın hedefi | Osmanlı’nın kırılganlığı | Uluslararası ortam |
|---|---|---|
| Yeni sömürge, ham madde ve pazar | Uzak eyalet, zayıf deniz gücü | Büyük devletlerin çıkar pazarlıkları |
| Akdeniz’de prestij ve nüfuz | Kara ve deniz ulaşımının sınırlılığı | Osmanlı aleyhine güç dengesi |
B) Sömürgecilik hedefinin Osmanlı’nın jeostratejik zayıflığıyla birleşmesi
C) Osmanlı Devleti’nin Balkan ittifakını kurması
D) Rusya’nın İtalya’ya karşı Trablusgarp’ı savunması
E) Avrupa devletlerinin Afrika’dan çekilme kararı alması
B) Osmanlı Devleti’nin Avrupa diplomasisini bütünüyle yönettiğini
C) Askerî saldırının öncesinde diplomatik meşruiyet ve tarafsızlık zemini arandığını
D) Rusya’nın Osmanlı toprak bütünlüğünü koşulsuz savunduğunu
E) İtalya’nın savaşa ekonomik amaç taşımadan girdiğini
Trablusgarp’a Düzenli Ordu Gönderilememesi
Kara ve Deniz Yolundaki Stratejik Engel
Osmanlı Devleti’nin Trablusgarp’la doğrudan kara bağlantısı yoktu. Kara yolunun Mısır’dan geçmesi gerekiyordu; Mısır ise 1882’den beri İngiliz işgali altındaydı ve İngiltere düzenli Osmanlı birliklerinin geçişine izin vermedi. Deniz yolunda ise İtalyan donanması üstün durumdaydı; Osmanlı donanması açık denizde büyük bir sevkiyatı koruyacak güçte değildi. Bu iki engel, merkezî ordunun bölgeye toplu biçimde ulaştırılmasını imkânsızlaştırdı.
Devlet doğrudan büyük bir kuvvet gönderemeyince çözüm, gönüllü subayların gizlice bölgeye geçmesi ve yerel halkı örgütlemesi oldu. Bu tercih savaşın niteliğini düzenli orduların cephe savaşından, yerel direniş ve hareketli savunmaya çevirdi. Dolayısıyla Osmanlı’nın Trablusgarp’taki mücadele biçimi askerî güç yetersizliğinin pasif sonucu değil, ulaştırma sorununun doğurduğu örgütsel bir uyarlamaydı.

I deniz gücü yetersizliğini, II İngiliz denetimindeki Mısır nedeniyle kapanan kara yolunu, III gönüllü subayların yerel direnişi örgütlemesini temsil eder.
I. Mısır’ın İngiliz denetiminde olması,
II. İtalya’nın deniz üstünlüğü,
III. Trablusgarp’ın merkezden uzaklığı
durumlarından hangilerinin etkili olduğu söylenebilir?
B) Yalnız II
C) I ve II
D) II ve III
E) I, II ve III
B) Deniz üstünlüğünü kesin olarak ele geçirme
C) Savaşı yalnız diplomatik protestoyla sürdürme
D) Mısır üzerinde fiilî egemenlik kurma
E) Büyük devletlerin askerî desteğini sağlama
Gönüllü Subaylar, Yerel Direniş ve Savaşın Genişlemesi
Derne, Tobruk, Bingazi ve İtalyan Baskısı
Mustafa Kemal gazeteci Şerif Bey kimliğiyle bölgeye geçti; Derne ve Tobruk’ta yerel kuvvetleri örgütledi. Enver Bey Bingazi’de, Fethi Bey ve başka gönüllü subaylar farklı bölgelerde görev aldı. Bu mücadele Mustafa Kemal’in katıldığı ilk savaş olarak kabul edilir; düzenli ordu desteği sınırlıyken halkı savunma çevresinde birleştirmesi, teşkilatçılık ve inisiyatif tecrübesini güçlendirdi. Direniş, İtalya’nın kıyıda elde ettiği üstünlüğü iç kesimlerde kolayca siyasi denetime çevirmesini engelledi.
İtalya beklediği hızlı sonucu alamayınca baskıyı Trablusgarp dışına taşıdı: Çanakkale Boğazı’nı ablukaya aldı, Rodos ve On İki Ada’yı işgal etti. Savaşta keşif ve bombardıman amacıyla uçak kullanılması, hava gücünün savaş alanındaki ilk uygulamalarından biri oldu. Ancak teknolojik üstünlük tek başına yerel direnişi sona erdiremedi; İtalya’nın savaşı genişletmesi Osmanlı yönetimini farklı cephelerde baskı altına alma stratejisiydi.
B) Osmanlı Devleti üzerindeki askerî ve diplomatik baskıyı genişletmek
C) Balkan devletlerinin toprak bütünlüğünü korumak
D) Mısır’ı Osmanlı yönetimine bırakmak
E) Uşi Antlaşması’nı geçersiz kılmak
B) Modern savaş tekniğiyle yerel örgütlenmenin aynı çatışmada karşı karşıya geldiğine
C) Osmanlı donanmasının Akdeniz’de üstünlük sağladığına
D) İtalya’nın kara savaşına hiç katılmadığına
E) Yerel halkın mücadelede etkisiz kaldığına
Uşi Antlaşması ve Trablusgarp Savaşı’nın Sonuçları
Kuzey Afrika’daki Egemenliğin Sona Ermesi
Balkanlarda savaş tehlikesinin yaklaşması, Osmanlı Devleti’nin aynı anda iki uzak bölgede mücadele yürütmesini güçleştirdi. Bunun üzerine Osmanlı Devleti ile İtalya 18 Ekim 1912’de Ouchy’de Uşi Antlaşması’nı imzaladı. Trablusgarp ve Bingazi İtalya’ya bırakıldı; böylece Osmanlı Devleti’nin Kuzey Afrika’daki siyasi egemenliği sona erdi. Trablusgarp Müslümanlarının dinî bakımdan halifeye bağlılığının sürmesi, siyasi hâkimiyet kaybedilirken kültürel-dinî bağın korunmaya çalışıldığını gösterir.
Uşi Antlaşması’nın 2. maddesi, tarafların subay, asker ve sivil görevlilerini geri çağırmasını öngördü. Osmanlı Devleti bu görevlileri Trablusgarp ve Bingazi’den, İtalya ise işgal ettiği Ege adalarından çekecekti. İtalyan görevlilerin adalardan fiilen ayrılması, Osmanlı görevlilerinin Trablusgarp ve Bingazi’den ayrılmasından hemen sonrasına bağlandı; antlaşmada Balkan Savaşları’nın sona ermesini bekleme koşulu yer almadı. Buna rağmen İtalya, Osmanlı görevlilerinin Libya’dan çekilmediğini öne sürerek adaları geri vermedi; Rodos ve On İki Ada’daki işgal Balkan Savaşları sırasında da sürdü. Antlaşmada İtalya’nın kapitülasyonların kaldırılması konusunda Osmanlı’ya yardım etmesi de yer aldı. Sonuçta Trablusgarp kaybı, İtalya’nın sömürge elde etmesi kadar Osmanlı’nın çok cepheli baskı altında diplomatik öncelik belirlemek zorunda kalmasının ürünüdür.
| Uşi hükmü | Doğrudan sonuç | Uzun vadeli anlam |
|---|---|---|
| Trablusgarp ve Bingazi İtalya’ya | Kuzey Afrika’da Osmanlı egemenliği bitti | İtalya sömürge kazandı |
| Dinî bağ halife üzerinden sürecek | Siyasi ve dinî yetki ayrıştı | Kültürel bağ korunmaya çalışıldı |
| İtalyan görevlilerin adalardan çekilmesi, Osmanlı görevlilerinin Trablusgarp ve Bingazi’den ayrılmasının sonrasına bağlandı. | Rodos ve On İki Ada’daki İtalyan işgali Balkan Savaşları sırasında da sürdü. | Adaların egemenlik sorunu sonraki yıllara taşındı. |
B) Yasama — yargı
C) Kara gücü — deniz gücü
D) Milliyetçilik — sömürgecilik
E) İç politika — maliye
B) Antlaşmaların imzalandıkları anda kendiliğinden uygulandığını
C) Osmanlı Devleti’nin Ege’de deniz üstünlüğünü koruduğunu
D) Balkan Savaşları’nın İtalya’yı adalardan çekilmeye zorladığını
E) Büyük devletlerin Osmanlı egemenliğini kesin biçimde güvence altına aldığını
Balkan İttifakı ve I. Balkan Savaşı’nın Nedenleri
Milliyetçilik, Panslavizm ve Makedonya Rekabeti
Fransız İhtilali’nin yaydığı milliyetçilik, Balkan uluslarının bağımsızlık ve toprak genişletme isteklerini güçlendirmişti. Rusya Panslavizm politikasıyla Slav toplulukları üzerinde nüfuz kurmak, Boğazlara ve sıcak denizlere yaklaşmak istiyordu. Osmanlı Devleti’nin Trablusgarp’ta zorlanması Balkan devletlerine merkezî gücün zayıfladığı izlenimini verdi. Makedonya üzerindeki Bulgar, Sırp ve Yunan rekabeti sürse de ortak Osmanlı karşıtlığı geçici iş birliği zemini yarattı.
Rusya’nın desteğiyle Bulgaristan, Sırbistan, Yunanistan ve Karadağ arasında Balkan İttifakı kuruldu. İttifak devletleri Osmanlı’dan Makedonya’da Hristiyanlar lehine ıslahat istedi; talebin reddedilmesinden sonra ilk savaş ilanını 8 Ekim 1912’de Karadağ yaptı. Balkan ittifakının hedefi Osmanlı’yı Balkanlardan çıkarmaktı; ancak elde edilecek toprakların paylaşımı konusunda ortak ve kalıcı bir düzen kurulamamıştı. Bu çelişki II. Balkan Savaşı’nın temelini hazırladı.
B) Toprak paylaşımını savaş öncesinde kesin ve tartışmasız çözmeleriyle
C) Milliyetçilik düşüncesini bütünüyle reddetmeleriyle
D) Rusya’nın Balkanlardan çekilmesiyle
E) Osmanlı Devleti’nin ittifaka liderlik etmesiyle
B) Milliyetçilik Osmanlıcılığı güçlendirmiş, Panslavizm İtalya’nın sömürge arayışını sona erdirmiştir.
C) İkisi de yalnız ekonomik borçlanmayla ilgilidir.
D) Milliyetçilik Rusya’nın, Panslavizm Osmanlı’nın resmî politikasıdır.
E) Her iki akım da Balkan devletlerini Osmanlı egemenliğinde tutmayı amaçlamıştır.
I. Balkan Savaşı’nın Gelişimi ve Toprak Kayıpları
Makedonya’dan Çatalca’ya Hızlı Çözülme
Bulgar kuvvetleri Doğu Trakya’da ilerleyerek Edirne, Kırklareli ve Lüleburgaz’ı aldı; Çatalca hattına kadar yaklaştı. Sırp, Bulgar ve Karadağ kuvvetleri Makedonya’da ilerlerken Yunanistan Selanik’i ve Ege adalarının büyük bölümünü işgal etti. Osmanlı Devleti kısa sürede birden çok cephede geri çekildi. Bu gelişmeler, Balkan ittifakının sayısal ve coğrafi baskısıyla Osmanlı ordusundaki hazırlık sorunlarının birleştiğini gösterir.
Arnavutluk 28 Kasım 1912’de bağımsızlığını ilan etti. Osmanlı Devleti ile kara bağlantısı kesilen Arnavutluk’un ayrılması, Osmanlı’nın Balkanlardaki hâkimiyet alanını daha da daralttı. Büyük devletler çatışmanın yayılmasını ve güç dengesini denetlemek için Londra’da konferans topladı. Böylece savaşın askerî sonucu, bölge devletlerinin kararları kadar Avrupa diplomasisinin müdahalesiyle de şekillendi.
B) Savaşın yalnız Doğu Trakya’da yaşandığına
C) Balkan devletlerinin toprak kazanmaktan kaçındığına
D) Osmanlı Devleti’nin deniz ve kara üstünlüğünü koruduğuna
E) Arnavutluk’un Balkan İttifakına katılarak İstanbul’u savunduğuna
B) Osmanlı Devleti’nin iç meselesi olarak kaldığını
C) Avrupa devletlerinin Balkanlarla hiçbir çıkar ilişkisinin bulunmadığını
D) Bütün kararların yalnız Karadağ tarafından verildiğini
E) Milliyetçilik hareketlerinin tamamen sona erdiğini
Osmanlı Yenilgisinin Nedenleri ve Bâb-ı Âli Baskını
Askerî Hazırlıksızlık ile Siyasi Kutuplaşma
I. Balkan Savaşı’nın kaybedilmesi yalnız karşı tarafın sayısal gücüyle açıklanamaz. Savaş öncesinde on binlerce eğitimli askerin terhis edilmesi, seferberlik ve ikmal aksaklıkları, orduda mektepli-alaylı çekişmesi, subaylar arasındaki particilik ve komuta birliğinin zayıflaması belirleyici oldu. Dört devlete karşı geniş bir alanda savaşılması ve Balkan devletlerinin dış destek bulması bu iç sorunların etkisini büyüttü.
Yenilgiden Kâmil Paşa Hükûmetini sorumlu tutan İttihat ve Terakki, Londra görüşmeleri sürerken 23 Ocak 1913’te Bâb-ı Âli Baskını’nı gerçekleştirdi. Hükûmet istifa etti ve İttihat ve Terakki devlet yönetimindeki etkisini kesinleştirdi. Böylece dış savaşta alınan yenilgi bir iç iktidar değişikliğini hızlandırdı; askerî başarısızlık ile siyasi darbe arasında doğrudan bir neden-sonuç bağı oluştu.

I savaş öncesi terhisi, II subaylar arasındaki siyasi çekişmeyi, III birden çok yönden gelen cephe baskısını temsil eder.
Görseldeki üç kanıt Osmanlı Devleti’nin I. Balkan Savaşı’ndaki yenilgisi bakımından nasıl sınıflandırılmalıdır?
B) Askerî hazırlık, komuta-siyaset ve cephe genişliği sorunları
C) Ekonomik kalkınma ve sanayi üstünlüğü
D) Deniz zaferi ve diplomatik yalnızlığın sona ermesi
E) Millî egemenlik ve demokratikleşme adımları
B) Osmanlı Devleti’nde siyasi partilerin etkisini bütünüyle yitirdiğini
C) Darbenin Balkan devletleri tarafından yönetildiğini
D) Hükûmet değişikliğinin savaştan bağımsız olduğunu
E) Meşrutiyet yönetiminin mutlak siyasi istikrar sağladığını
Londra Antlaşması ve I. Balkan Savaşı’nın Sonuçları
Midye-Enez Hattı, Ege Adaları ve Arnavutluk
30 Mayıs 1913 tarihli Londra Antlaşması Osmanlı Devleti ile Bulgaristan, Sırbistan, Yunanistan ve Karadağ arasında imzalandı. Osmanlı-Bulgar sınırı Midye-Enez hattı oldu; Edirne, Kırklareli, Dedeağaç ve bu hattın batısındaki geniş topraklar Osmanlı egemenliğinden çıktı. Yunanistan Selanik, Güney Makedonya ve Girit’i; Sırbistan Orta ve Kuzey Makedonya’yı aldı. Arnavutluk ile Ege adalarının geleceğine büyük devletlerin karar vermesi kabul edildi.
Antlaşma Osmanlı’nın Rumeli’deki egemenliğini Doğu Trakya’nın dar bir bölümüne çekti; Ege’deki hâkimiyetini büyük ölçüde sona erdirdi. Kaybedilen bölgelerde kalan Türkler azınlık durumuna düştü ve Balkan Türkleri sorunu doğdu. Anadolu’ya yoğun göçler nüfus yapısını değiştirdi, barınma, üretim ve iskân sorunları oluşturdu. Arnavutluk’un ayrılması Osmanlıcılık düşüncesinin çözülmeyi önleyemediğini; Müslüman bir topluluğun ayrılması ise İslamcılığın da birleştirici sınırlarını gösterdi. Buna karşılık Türkçülük güç kazandı.
B) Osmanlı’nın Ege egemenliğini güçlendirdiğinin
C) Balkan devletlerinin Avrupa diplomasisinden bağımsız kaldığının
D) Arnavutluk’un yeniden Osmanlı’ya bağlandığının
E) Midye-Enez hattının İtalya sınırı olduğunun
B) Göçlerin yalnız askerî teknolojiyle ilgili olduğu
C) Osmanlıcılığın bütün toplulukları daha güçlü biçimde birleştirdiği
D) Türkçülüğün Balkan devletleri tarafından kurulduğu
E) İdeolojik değişimin savaş sonuçlarından bağımsız kaldığı
II. Balkan Savaşı ve Edirne’nin Geri Alınması
Dünkü Müttefiklerin Bulgaristan’a Yönelmesi
I. Balkan Savaşı sonunda Bulgaristan’ın Makedonya ve Trakya’da geniş toprak elde etmesi Sırbistan ve Yunanistan’ı rahatsız etti. Bulgaristan’ın 29 Haziran 1913’te eski müttefiklerine saldırmasıyla paylaşım anlaşmazlığı açık savaşa dönüştü. Sırbistan, Yunanistan ve Karadağ’a I. Balkan Savaşı’nda yer almayan Romanya da katıldı. Böylece ilk savaşta Osmanlı’ya yönelen ittifak, ikinci savaşta Bulgaristan’a karşı yeniden kuruldu.
Osmanlı Devleti Bulgaristan’ın birden çok cephede sıkışmasından yararlanarak Midye-Enez hattını geçti; Edirne ve Kırklareli’ni geri aldı. Enver Bey’in adı Edirne’nin geri alınmasıyla öne çıktı. Bu gelişme I. Balkan Savaşı’nın bütün kayıplarının giderildiği anlamına gelmez: Osmanlı yalnız Doğu Trakya’nın bir bölümünü geri kazanmış, Makedonya ve Batı Trakya’nın büyük kısmı ile Ege adaları üzerindeki kayıpları sürmüştür.

I numaralı panel Balkan devletlerinin Osmanlı’ya karşı ortak hareketini, II numaralı panel Bulgaristan’ın eski müttefikleri ve Romanya tarafından çevrilmesini; alttaki kale sahnesi Osmanlı’nın Edirne’yi geri alma fırsatını gösterir.
B) Balkan devletlerinin toprak hedeflerinden vazgeçtiğini
C) Rusya’nın bütün paylaşım sorunlarını kesin olarak çözdüğünü
D) Osmanlı Devleti’nin Balkan İttifakına üye olduğunu
E) Milliyetçilik düşüncesinin bölgede etkisini kaybettiğini
B) İtalya’nın Trablusgarp’ı Osmanlı’ya geri vermesiyle
C) Londra Antlaşması’nın bütün hükümlerinin kendiliğinden kaldırılmasıyla
D) Osmanlı donanmasının Ege’de kesin üstünlük kurmasıyla
E) Balkan devletlerinin Osmanlı yönetimine katılmasıyla
Bükreş ve Balkan Devletleriyle Yapılan Antlaşmalar
Sınırlar ile Azınlık Haklarının Yeniden Düzenlenmesi
Bulgaristan’ın yenilgisi üzerine Balkan devletleri 10 Ağustos 1913’te Bükreş Antlaşması’nı imzaladı. Osmanlı Devleti bu antlaşmanın tarafı değildi. Bulgaristan I. Balkan Savaşı’nda kazandığı alanların önemli bölümünü kaybetti: Güney Dobruca Romanya’ya; Manastır, Üsküp ve Priştine Sırbistan’a; Serez, Drama ve Selanik Yunanistan’a bırakıldı. Bu paylaşım Bulgaristan’da revizyon isteğini güçlendirdi ve ülkenin I. Dünya Savaşı’ndaki tercihlerine zemin hazırladı.
Osmanlı Devleti Balkan devletleriyle ayrı antlaşmalar yaptı. Bulgaristan’la 29 Eylül 1913 tarihli İstanbul Antlaşması’nda Meriç Nehri sınır kabul edildi; Edirne, Kırklareli ve Dimetoka Osmanlı’da kaldı, Dedeağaç Bulgaristan’a bırakıldı ve Bulgaristan Türklerinin hakları düzenlendi. Kavala ise daha önce, 10 Ağustos 1913 tarihli Bükreş Antlaşması’yla Yunanistan’da kalmıştı. Yunanistan’la 14 Kasım 1913 Atina Antlaşması’nda Yanya, Selanik ve Girit’in Yunanistan’a ait olduğu kabul edildi, Ege adalarının geleceği büyük devletlere bırakıldı ve Yunanistan’daki Türklerin hakları güvence altına alındı. Sırbistan’la ortak sınır kalmamasına rağmen 13 Mart 1914’te imzalanan İstanbul Antlaşması, Sırbistan’da kalan Türk ve Müslümanların haklarını düzenledi.
| Antlaşma | Taraflar | Ayırt edici hüküm |
|---|---|---|
| Bükreş, 10 Ağustos 1913 | Bulgaristan ve Balkan devletleri | Bulgaristan’ın kazançları paylaşıldı; Osmanlı taraf değil |
| İstanbul, 29 Eylül 1913 | Osmanlı–Bulgaristan | Meriç sınır; Edirne ve Kırklareli Osmanlı’da |
| Atina, 14 Kasım 1913 | Osmanlı–Yunanistan | Yunanistan’daki Türklerin hakları; adalar büyük devletlerin kararına |
| İstanbul, 13 Mart 1914 | Osmanlı–Sırbistan | Ortak sınır yok; Sırbistan’daki Türk ve Müslümanların hakları |
B) Bütün antlaşmaların aynı devletlerce imzalandığını
C) Osmanlı Devleti’nin Bükreş’te bütün Balkan topraklarını geri aldığını
D) Sırbistan’la ortak sınır kurulmasının zorunlu olduğunu
E) Ege adaları sorununun kesin olarak Osmanlı lehine çözüldüğünü

Ölçeksiz temsilî panellerde I sınır ve kararı bekleyen adaları, II nehir sınırı ile Osmanlı’da kalan Edirne’yi, III Türk azınlığın eğitim ve hukuk güvencesini simgeler.
Bu kanıtların sırasıyla ilişkilendirilebileceği antlaşma/hüküm dizisi aşağıdakilerden hangisidir?
B) Uşi — Bükreş — Londra
C) Atina — Uşi — Bükreş
D) Bükreş — Londra — Uşi
E) Osmanlı-Sırbistan İstanbul — Atina — Londra
Balkan Savaşlarının Toplumsal ve Fikirsel Sonuçları
Göç, Azınlıklar ve Kimlik Siyaseti
Balkan Savaşları sonunda Osmanlı Devleti Balkanlardaki topraklarının büyük bölümünü, milyonlarca nüfusu ve önemli üretim-ticaret merkezlerini kaybetti. Yeni sınırların dışında kalan Türk ve Müslüman topluluklar azınlık durumuna düştü; güvenlik kaygıları ve baskılar Anadolu’ya kitlesel göçleri hızlandırdı. Göçmenlerin iskânı, barınması, üretime katılması ve sağlık sorunları devletin savaş koşullarındaki mali yükünü artırdı. Buna karşılık Anadolu’nun demografik yapısı daha Türk ve Müslüman ağırlıklı hâle geldi.
Savaşların siyasi psikolojisi de kalıcı oldu. Çok milletli imparatorluğu eşit vatandaşlık temelinde bir arada tutmayı amaçlayan Osmanlıcılık ağır darbe aldı; Arnavutluk’un ayrılması din birliğinin tek başına devlet bütünlüğünü koruyamayacağını gösterdi. Türkçülük ve millî iktisat arayışları güçlenirken ordunun siyasete karışmasının doğurduğu sonuçlar daha açık görüldü. Subay kuşağı, kısa sürede yaşanan toprak kaybı ve göç felaketini I. Dünya Savaşı ve Millî Mücadele yıllarına taşıdı.
B) Anadolu’nun demografik yapısının değişmesine
C) Kaybedilen topraklardaki Türklerin azınlık durumuna düşmesine
D) Osmanlı’nın Balkanlardaki bütün topraklarını geri aldığına
E) Savaşın toplumsal ve ekonomik sonuçlarının askerî sonuçları aşmasına
B) Batıcılık tek başına bütün toprakları geri almıştır.
C) Milliyetçilik Balkanlarda etkisini yitirmiştir.
D) Osmanlıcılık savaş sonrasında ilk kez resmî din hâline gelmiştir.
E) Fikir akımları savaş ve nüfus hareketlerinden etkilenmemiştir.
Trablusgarp ile Balkan Savaşlarını Karşılaştırma
1911–1913 Kriz Zinciri ve I. Dünya Savaşı’na Miras
Trablusgarp Savaşı bir Avrupa devletinin sömürgeci saldırısıydı; Osmanlı’nın uzak bir eyalete asker ulaştıramaması gönüllü subaylar ve yerel direniş yöntemini öne çıkardı. I. Balkan Savaşı ise komşu Balkan devletlerinin ittifak hâlinde Osmanlı’yı Rumeli’den çıkarma girişimiydi; düzenli orduların geniş cephelerdeki savaşı ve Osmanlı ordusunun iç sorunları belirleyici oldu. II. Balkan Savaşı ise ortak düşmana karşı ittifakın toprak paylaşımı yüzünden çözülmesiyle doğdu; Osmanlı bu çatışmadan sınırlı toprak kazanımı sağladı.
Bu savaşlar birbirinden kopuk değildir. Trablusgarp’taki güçlük Osmanlı’nın zayıflığını Balkan devletlerine gösterdi; Balkan Savaşı tehlikesi Uşi barışını hızlandırdı; Balkan yenilgisi Bâb-ı Âli Baskınıyla iç iktidarı değiştirdi. Toprak paylaşımından memnun olmayan Bulgaristan’ın revizyon isteği, Osmanlı’nın kayıpları geri alma arzusu, milliyetçilik, büyük devlet rekabeti ve yoğun silahlanma 1914 öncesi Avrupa gerilimini artırdı. Balkan Savaşları I. Dünya Savaşı’nın tek nedeni değildir; fakat bölgesel kutuplaşmayı, rövanş isteğini ve insanî yıkımı derinleştiren önemli bir basamaktır.
| Ölçüt | Trablusgarp | I. Balkan | II. Balkan |
|---|---|---|---|
| Temel çatışma | İtalya’nın sömürgeci saldırısı | Balkan ittifakı–Osmanlı | Balkan devletleri–Bulgaristan |
| Osmanlı yöntemi | Gönüllü subay ve yerel direniş | Geniş cephede düzenli savaş | Güç boşluğundan yararlanma |
| Başlıca diplomatik sonuç | Uşi | Londra | Bükreş ve ikili antlaşmalar |
| Osmanlı bakımından sonuç | Kuzey Afrika kaybı | Rumeli’nin büyük bölümünün kaybı | Edirne ve Kırklareli’nin geri alınması |
I. Londra Antlaşması’nın imzalanması
II. İtalya’nın Trablusgarp’a saldırması
III. Osmanlı Devleti’nin Edirne’yi geri alması
IV. Uşi Antlaşması’nın imzalanması
B) IV – II – III – I
C) II – I – IV – III
D) I – II – IV – III
E) IV – I – II – III
I. Osmanlı ve Bulgaristan’da kaybedilen toprakları geri alma isteğini beslemiştir.
II. Balkanlarda ittifakların çıkar değişimine bağlı olduğunu göstermiştir.
III. Büyük devlet rekabeti ve milliyetçilik gerilimini tamamen sona erdirmiştir.
yargılarından hangilerine ulaşılabilir?
B) Yalnız II
C) I ve II
D) II ve III
E) I, II ve III
Önceki Konu: Mustafa Kemal’in Hayatı ve Liderlik Süreci
Sonraki Konu: I. Dünya Savaşı: Nedenleri, Cepheleri ve Sonuçları
