KPSS sözcükte anlam konu anlatımı kapsamında bağlam, gerçek, yan, mecaz ve terim anlam; anlam ilişkileri; genel-özel, somut-soyut, nicel-nitel ayrımları; yansıma sözcükler ve anlam değişmeleri işlenecektir.
KPSS Türkçe konularının tamamına KPSS konu anlatımı arşivinden ulaşabilirsiniz.
Sözcükte Anlamın Temeli: Bağlam ve Çok Anlamlılık
Bir sözcüğün anlamı, zihinde karşıladığı kavram ya da cümle içinde üstlendiği içeriktir. Sözcükler sözlükte birden fazla anlama sahip olabilir; fakat hangi anlamın etkinleştiğini çevresindeki sözcükler, cümlenin bütünü ve metnin konusu belirler. Bu dil çevresine bağlam denir. Bu nedenle sözcükte anlam sorularında yalnız altı çizili ifadeye bakmak yeterli değildir.
→
→
Bağlamın Anlamı Belirlemesi
Çok anlamlılık, aynı sözcüğün temel anlamıyla bağlantılı yeni anlamlar kazanmasıdır. “Ağır” sözcüğü “ağır çanta”da ölçülebilir bir ağırlığı, “ağır söz”de incitici bir niteliği, “ağır ilerleyen görüşme”de ise yavaşlığı bildirir. Sözcük aynıdır; anlamı belirleyen, kurduğu ilişkidir.
B) İnce davranışı kırgınlığı kısa sürede giderdi.
C) İnce bir alay, konuşmasının her satırına sinmişti.
D) İnce dal, karın ağırlığıyla ikiye ayrıldı.
E) İnce bir ayrıntı, araştırmanın sonucunu değiştirdi.
Sözcüğün Bağlamdaki Anlam Türleri
Gerçek (Temel) Anlam
Bir sözcüğün söylendiğinde ilk akla gelen ve sözlükte diğer kullanımların dayandığı anlamı temel anlamdır. “Gözleri iyi görmüyor.” cümlesinde “göz”, görme organını; “Ağaçların yaprakları sarardı.” cümlesinde “yaprak”, bitkinin bölümünü karşılar. Temel anlam, bağlamdan bağımsız tahmin edilmez; cümlede gerçekten o kavramı karşılaması gerekir.
Yan Anlam
Yan anlam, sözcüğün temel anlamından bütünüyle kopmadan biçim, işlev, konum ya da benzerlik ilişkisiyle kazandığı yeni anlamdır. “Masanın ayağı”, insan ayağına biçim ve taşıma işlevi bakımından; “şişenin ağzı”, insan ağzına açıklık ve giriş yeri bakımından bağlıdır. Yan anlam ile temel anlam arasında sezilebilir bir köprü vardır.
Mecaz Anlam
Bir sözcük temel anlamından uzaklaşıp soyut ya da bütünüyle farklı bir kavramı karşılıyorsa mecaz anlam kazanır. “Tartışma birdenbire alevlendi.” cümlesinde gerçek bir ateş yoktur; şiddetin artması anlatılır. “Bana soğuk davrandı.” cümlesindeki “soğuk” da düşük sıcaklığı değil ilgisiz ve uzak tutumu bildirir.
II. Ekibin en güçlü kolu, saha araştırmalarını yürütüyordu.
III. Bu haberden sonra bütün hevesi kırıldı.
IV. Fincanın ince kulpu avucunda çatladı.
Numaralanmış cümlelerde altı çizili kabul edilen “kol”, “kol”, “kırılmak” ve “kulp” sözcüklerinin anlam türleri sırasıyla hangisidir?
B) Temel – yan – mecaz – temel
C) Yan – yan – temel – yan
D) Mecaz – yan – mecaz – temel
E) Yan – mecaz – yan – temel
Terim Anlam
Bilim, sanat, spor veya meslek alanındaki özel bir kavramı karşılayan sözcük terim anlamlıdır. Terimlik sözcüğün kendisinde sabit değildir; kullanım alanına bağlıdır. “Üçgenin tabanı”, “şiirin ölçüsü”, “oyunun perdesi” ve “topun taca çıkması” ilgili alanlarda terimdir. Aynı sözcük gündelik bağlamda terim olmayabilir: “Sorunun kökünü buldu.” cümlesinde “kök” mecaz, “Denklemin kökünü buldu.” cümlesinde matematik terimidir.
B) Mercekten geçen ışın asal ekseni belirli bir noktada keser.
C) Oyuncu, savunmanın arkasına sarkınca ofsaytta kaldı.
D) Kurul, görüşmenin son perdesinde uzlaşmaya yaklaştı.
E) Denklemde diskriminantın sıfır olması iki kökün çakıştığını gösterir.
Anlam İlişkilerine Göre Sözcükler
Eş ve Yakın Anlamlı Sözcükler
Yazılışları farklı olduğu hâlde aynı kavramı karşılayan sözcükler eş anlamlıdır. “Sözcük-kelime”, “yanıt-cevap” ve “özgürlük-hürriyet” bu ilişkiye örnektir. Bununla birlikte tam eş değerlik her bağlamda sürmeyebilir. “Kara” ile “siyah” renk anlamında eşleşirken “kara haber” yerine “siyah haber” denemez.
Anlam alanları kesiştiği hâlde birbirini bütünüyle karşılamayan sözcükler yakın anlamlıdır. “İstemek-dilemek”, “küsmek-darılmak” ve “tanımak-bilmek” aynı değildir; duygu, yoğunluk veya kullanım koşulu bakımından ayrılır.
B) Yaşananları ayrıntılarıyla “biliyordu”. (tanıyordu)
C) Yarışmayı kazananları içtenlikle “kutladı”. (tebrik etti)
D) Görevinden ayrılmayı “istedi”. (özledi)
E) Bu tavrına çok “kırıldı”. (gücendi)
Karşıt Anlam ve Olumsuzluk
Birbirine zıt kavramları karşılayan sözcükler karşıt anlamlıdır: “açık-kapalı”, “ileri-geri”, “artmak-azalmak”. Bir sözcüğe “-ma/-me” olumsuzluk eki getirmek yeni bir karşıt kavram oluşturmaz. “Gelmek-gelmemek” olumlu-olumsuz biçimlerdir; “gelmek-gitmek” ise karşıt yönlü eylemlerdir. Karşıtlık da bağlama bağlıdır: “zengin renkler” ile “fakir insanlar” arasında karşıtlık kurulamaz.
B) Eski düşünceleri değil, yeni belgeleri tartıştılar.
C) Dar gelirli ailelere geniş bir destek paketi açıklandı.
D) Sorunu bilenler ile bilmeyenler ayrı gruplara alındı.
E) Gelmesi beklenen ekip bugün de gelmedi.
Eş Seslilik ve Çok Anlamlılık
Yazılışları ve söylenişleri aynı, köken ve anlam bakımından ilişkisiz sözcükler eş seslidir: “yaz” (mevsim) ile “yaz” (yazmak eylemi), “gül” (çiçek) ile “gül” (gülmek eylemi). Çok anlamlılıkta ise kullanımlar arasında temel anlamdan doğan bir bağ bulunur. “İnsan ağzı”, “mağara ağzı” ve “şişe ağzı” farklı kullanımlardır ama açıklık/giriş ilişkisi sürer; bunlar eş sesli değildir.
B) Yolun başı / masanın başı
C) Bahçedeki gül / bu söze gül
D) Dağın eteği / elbisenin eteği
E) Kapının kolu / şirketin pazarlama kolu
Anlam Kapsamı ve Kavramın Niteliği
Genel ve Özel Anlam
Bir kavramın kapsadığı varlık sayısı arttıkça anlamı genelleşir, ayırt edici özellikleri arttıkça özelleşir. “Varlık → canlı → bitki → ağaç → çam” dizisi genelden özele gider. Aynı sözcük bağlama göre genel ya da özel olabilir: “Kitap düşünceyi geliştirir.” cümlesinde bütün kitap türleri, “Bu kitabı dün bitirdim.” cümlesinde belirli bir kitap kastedilir.
→
→
B) canlı – bitki – ağaç – zeytin ağacı
C) bilim – fizik – enerji – deney
D) yapı – bina – oda – pencere
E) dil – sözcük – cümle – paragraf
Somut ve Soyut Anlam
Beş duyudan en az biriyle algılanabilen varlık ve özellikleri karşılayan sözcükler somut; ancak zihinde tasarlanabilen kavramları karşılayanlar soyut anlamlıdır. “Ses” işitildiği, “karanlık” görüldüğü, “rüzgâr” dokunma yoluyla algılandığı için somuttur. “Adalet”, “özlem” ve “umut” ise soyuttur. Bu ayrım nesnenin elde tutulup tutulmasına değil herhangi bir duyuya konu olup olmamasına dayanır.
B) Pencereye vuran serinlik odayı doldurdu.
C) Karanlık, sokağın sonunu görünmez kılıyordu.
D) Sessizlik içinde büyüyen kuşku kararını etkiledi.
E) Keskin koku bütün salona yayıldı.
Nicel ve Nitel Anlam
Sayıyla ya da ölçüyle belirlenebilen özellikler nicel; ölçülemeyip varlığın nasıl olduğunu bildiren özellikler niteldir. “Yüksek duvar” ölçülebilir, “yüksek başarı” ise değerce üstünlüğü bildirir. “Büyük oda” nicel, “büyük fedakârlık” niteldir. Aynı sözcüğün sınıfı, nitelediği kavrama göre değişebilir.
| Sözcük | Nicel kullanım | Nitel kullanım |
|---|---|---|
| Ağır | Ağır çanta | Ağır eleştiri |
| Derin | Derin kuyu | Derin düşünce |
| Geniş | Geniş salon | Geniş hoşgörü |
II. Yazar, geniş bir hayal dünyası kurmuştu.
III. Salonun geniş pencereleri gün boyu ışık alıyordu.
IV. Kurum, geniş yetkilerle donatılmıştı.
“Geniş” sözcüğü numaralanmış cümlelerin hangilerinde nicel anlamdadır?
B) I ve III
C) II ve IV
D) I, II ve III
E) II, III ve IV
Yansıma Sözcükler
Doğadaki insan, hayvan, nesne veya olay seslerinin taklit edilmesiyle oluşan sözcükler yansımadır: “şırlamak, vızıldamak, gıcırtı, patırtı”. Bir sözcüğün parlaklık ya da görünüş çağrıştırması onu yansıma yapmaz; “pırıl pırıl” ve “ışıl ışıl” ses taklidi değildir. Yansıma kökler mecazlaşabilir: “Toplantıda yine homurdandı.” kullanımında sözcüğün kökeni ses taklidine dayanır.
B) Arıların vızıltısı açık pencereden geliyordu.
C) Işıl ışıl vitrinler sokağı aydınlatmıştı.
D) Çakıllar ayaklarımızın altında çıtırdıyordu.
E) Kalabalık kararı duyunca homurdanmaya başladı.
Zaman İçinde Anlam Değişmeleri
Anlam Daralması ve Genişlemesi
Bir sözcük önceden karşıladığı geniş alanın yalnız bir bölümünü anlatmaya başlarsa anlam daralması oluşur. Eski kullanımda her türlü meyveyi karşılayabilen “yemiş”in bugün çoğunlukla “incir” için kullanılması buna örnektir. Sözcük başlangıçta dar bir türü ya da aracı karşılayıp zamanla daha geniş bir sınıfın adı olursa anlam genişlemesi görülür. Önceden atla çekilen taşıtı anlatan “araba”nın motorlu veya motorsuz kara taşıtları için kullanılabilmesi bu değişmedir.
Anlam İyileşmesi ve Kötüleşmesi
Sözcüğün eskiden olumsuzken zamanla olumlu ya da daha saygın bir kavramı karşılaması anlam iyileşmesi; olumlu ya da nötrken olumsuz bir değer kazanması anlam kötüleşmesidir. Bu değişmeler tek bir cümledeki mecazdan değil, sözcüğün tarihsel kullanımındaki kalıcı yön değişikliğinden doğar.
B) Anlam genişlemesi
C) Anlam iyileşmesi
D) Anlam kötüleşmesi
E) Terimleşme
Karma Anlam Çözümlemeleri
Karma sorularda önce sözcüğün cümlede karşıladığı anlam belirlenir; ardından istenen ilişki veya sınıflandırma uygulanır. Sözlükteki ilk anlamı doğrudan seçmek, yalnız sözcük çiftine bakmak ya da olumsuzluğu karşıtlık sanmak yanıltıcıdır.
II. Kurul, rapordaki “ince” ayrımları gözden kaçırmamış.
III. Araştırma, sorunun “köküne” ilişkin yeni bulgular sunuyor.
IV. Ekibin “sıcak” yaklaşımı katılımcıların kaygısını azalttı.
Numaralanmış cümlelerin hangilerinde altı çizili sözcükler hem mecaz hem nitel anlamlıdır?
B) I ve IV
C) II ve III
D) I, II ve IV
E) II, III ve IV
Bu parçada boş bırakılan yerlere sırasıyla aşağıdakilerden hangisi getirilmelidir?
B) eş sesli – yazım düzenini
C) genel – sözcük sayısını
D) soyut – ses özelliklerini
E) terimsel – biçim yapısını
B) Yan anlam: “Ayakkabının dili içe kıvrılmıştı.”
C) Mecaz anlam: “Raporun dili gereksiz ölçüde ağırdı.”
D) Terim anlam: “Oyunun ikinci perdesi kısa bir monologla başladı.”
E) Eş seslilik: “Şişenin ağzı / mağaranın ağzı”
Bu cümledeki “küçük”, “ağırlaştırmak” ve “derin” sözcükleri için aşağıdakilerden hangisi doğrudur?
B) “Küçük” nicel; diğerleri mecaz ve nitel anlamlıdır.
C) “Küçük” ile “derin” karşıt, “ağırlaştırmak” terim anlamlıdır.
D) Üçü de soyut ve terim anlamlıdır.
E) “Küçük” özel, “ağırlaştırmak” yan, “derin” genel anlamlıdır.
Sözcükte anlam olaylarında ad aktarması, deyim aktarması, dolaylama, güzel adlandırma, kinaye ve tariz ayrıntılı olarak Sözcükte Anlam Olayları yazısında ele alınmaktadır.
