SÖZCÜKTE ANLAM

0
1624

KPSS sözcükte anlam konu anlatımı kapsamında bağlam, gerçek, yan, mecaz ve terim anlam; anlam ilişkileri; genel-özel, somut-soyut, nicel-nitel ayrımları; yansıma sözcükler ve anlam değişmeleri işlenecektir.
KPSS Türkçe konularının tamamına KPSS konu anlatımı arşivinden ulaşabilirsiniz.

Sözcükte Anlamın Temeli: Bağlam ve Çok Anlamlılık

Bir sözcüğün anlamı, zihinde karşıladığı kavram ya da cümle içinde üstlendiği içeriktir. Sözcükler sözlükte birden fazla anlama sahip olabilir; fakat hangi anlamın etkinleştiğini çevresindeki sözcükler, cümlenin bütünü ve metnin konusu belirler. Bu dil çevresine bağlam denir. Bu nedenle sözcükte anlam sorularında yalnız altı çizili ifadeye bakmak yeterli değildir.

SözcükSözlükteki anlam seçenekleri

BağlamCümledeki ipuçları ve ilişkiler

Etkin anlamBu kullanımda karşılanan kavram

Bağlamın Anlamı Belirlemesi

Çok anlamlılık, aynı sözcüğün temel anlamıyla bağlantılı yeni anlamlar kazanmasıdır. “Ağır” sözcüğü “ağır çanta”da ölçülebilir bir ağırlığı, “ağır söz”de incitici bir niteliği, “ağır ilerleyen görüşme”de ise yavaşlığı bildirir. Sözcük aynıdır; anlamı belirleyen, kurduğu ilişkidir.

“Bu karar kurulun bütün yükünü hafifletti.” cümlesinde “yük”, taşınabilen bir nesneyi değil sorumluluğu karşılar. “Kurul”, “karar” ve “hafifletmek” sözcükleri bu yorumu zorunlu kılar.
Örnek - 1
“İnce” sözcüğü aşağıdaki cümlelerin hangisinde ötekilerden farklı bir anlamda kullanılmıştır?

A) İnce bir hesapla bütün giderleri yeniden sıraladı.
B) İnce davranışı kırgınlığı kısa sürede giderdi.
C) İnce bir alay, konuşmasının her satırına sinmişti.
D) İnce dal, karın ağırlığıyla ikiye ayrıldı.
E) İnce bir ayrıntı, araştırmanın sonucunu değiştirdi.
A, B, C ve E seçeneklerinde “ince”; ayrıntılı, ölçülü, sezilmesi güç ya da ustalıklı olma yönüyle nitel bir anlam taşır. D seçeneğinde ise dalın çapının küçük oluşunu, ölçülebilir fiziksel özelliği bildirir.

Cevap: D

Sözcüğün Bağlamdaki Anlam Türleri

Gerçek (Temel) Anlam

Bir sözcüğün söylendiğinde ilk akla gelen ve sözlükte diğer kullanımların dayandığı anlamı temel anlamdır. “Gözleri iyi görmüyor.” cümlesinde “göz”, görme organını; “Ağaçların yaprakları sarardı.” cümlesinde “yaprak”, bitkinin bölümünü karşılar. Temel anlam, bağlamdan bağımsız tahmin edilmez; cümlede gerçekten o kavramı karşılaması gerekir.

Yan Anlam

Yan anlam, sözcüğün temel anlamından bütünüyle kopmadan biçim, işlev, konum ya da benzerlik ilişkisiyle kazandığı yeni anlamdır. “Masanın ayağı”, insan ayağına biçim ve taşıma işlevi bakımından; “şişenin ağzı”, insan ağzına açıklık ve giriş yeri bakımından bağlıdır. Yan anlam ile temel anlam arasında sezilebilir bir köprü vardır.

Mecaz Anlam

Bir sözcük temel anlamından uzaklaşıp soyut ya da bütünüyle farklı bir kavramı karşılıyorsa mecaz anlam kazanır. “Tartışma birdenbire alevlendi.” cümlesinde gerçek bir ateş yoktur; şiddetin artması anlatılır. “Bana soğuk davrandı.” cümlesindeki “soğuk” da düşük sıcaklığı değil ilgisiz ve uzak tutumu bildirir.

Örnek - 2
I. Sandalyenin kolu onarılırken eski vida değiştirildi.
II. Ekibin en güçlü kolu, saha araştırmalarını yürütüyordu.
III. Bu haberden sonra bütün hevesi kırıldı.
IV. Fincanın ince kulpu avucunda çatladı.

Numaralanmış cümlelerde altı çizili kabul edilen “kol”, “kol”, “kırılmak” ve “kulp” sözcüklerinin anlam türleri sırasıyla hangisidir?

A) Yan – mecaz – mecaz – yan
B) Temel – yan – mecaz – temel
C) Yan – yan – temel – yan
D) Mecaz – yan – mecaz – temel
E) Yan – mecaz – yan – temel
Sandalyenin “kolu”, insan koluyla biçim ve işlev ilişkisi kurduğu için yan anlamlıdır. Ekibin “kolu”, bir çalışma birimini karşılayarak temel anlamdan uzaklaşmıştır. “Hevesin kırılması” fiziksel parçalanma değil isteğin yok olmasıdır. “Kulp” ise fincanın gerçek parçasını adlandırır.

Cevap: A

Dikkat
Yan anlamda temel anlamla biçim ya da işlev bağı sürer; mecaz anlamda bu bağ silikleşir ve sözcük yeni, çoğu zaman soyut bir kavrama yönelir. “Kapının dili” yan anlamlı, “dilini yutmak” mecaz anlamlıdır.

Terim Anlam

Bilim, sanat, spor veya meslek alanındaki özel bir kavramı karşılayan sözcük terim anlamlıdır. Terimlik sözcüğün kendisinde sabit değildir; kullanım alanına bağlıdır. “Üçgenin tabanı”, “şiirin ölçüsü”, “oyunun perdesi” ve “topun taca çıkması” ilgili alanlarda terimdir. Aynı sözcük gündelik bağlamda terim olmayabilir: “Sorunun kökünü buldu.” cümlesinde “kök” mecaz, “Denklemin kökünü buldu.” cümlesinde matematik terimidir.

Örnek - 3
Aşağıdaki cümlelerin hangisinde terim anlamlı bir sözcük kullanılmamıştır?

A) Şair, dizenin iç ahengini aliterasyonla güçlendirmiştir.
B) Mercekten geçen ışın asal ekseni belirli bir noktada keser.
C) Oyuncu, savunmanın arkasına sarkınca ofsaytta kaldı.
D) Kurul, görüşmenin son perdesinde uzlaşmaya yaklaştı.
E) Denklemde diskriminantın sıfır olması iki kökün çakıştığını gösterir.
“Perde”, D seçeneğinde tiyatro terimi olarak değil görüşmenin son aşaması anlamında mecazlı kullanılmıştır. Diğer seçeneklerde edebiyat, fizik, futbol ve matematik alanlarına özgü kavramlar vardır.

Cevap: D

Anlam İlişkilerine Göre Sözcükler

Eş ve Yakın Anlamlı Sözcükler

Yazılışları farklı olduğu hâlde aynı kavramı karşılayan sözcükler eş anlamlıdır. “Sözcük-kelime”, “yanıt-cevap” ve “özgürlük-hürriyet” bu ilişkiye örnektir. Bununla birlikte tam eş değerlik her bağlamda sürmeyebilir. “Kara” ile “siyah” renk anlamında eşleşirken “kara haber” yerine “siyah haber” denemez.

Anlam alanları kesiştiği hâlde birbirini bütünüyle karşılamayan sözcükler yakın anlamlıdır. “İstemek-dilemek”, “küsmek-darılmak” ve “tanımak-bilmek” aynı değildir; duygu, yoğunluk veya kullanım koşulu bakımından ayrılır.

Örnek - 4
Aşağıdaki cümlelerin hangisinde altı çizili kabul edilen sözcüğün yerine ayraç içindeki sözcük getirildiğinde cümlenin anlamında belirgin bir değişme olmaz?

A) Bu öneriyi uzun süre “düşündü”. (tasarladı)
B) Yaşananları ayrıntılarıyla “biliyordu”. (tanıyordu)
C) Yarışmayı kazananları içtenlikle “kutladı”. (tebrik etti)
D) Görevinden ayrılmayı “istedi”. (özledi)
E) Bu tavrına çok “kırıldı”. (gücendi)
“Kutlamak” ve “tebrik etmek” bu bağlamda aynı eylemi karşılar. Öteki çiftlerde anlam alanı ya da kullanım koşulu değişir; E seçeneğindeki sözcükler yakın olsa da “kırılmak” daha yoğun bir duygulanımı bildirebilir.

Cevap: C

Karşıt Anlam ve Olumsuzluk

Birbirine zıt kavramları karşılayan sözcükler karşıt anlamlıdır: “açık-kapalı”, “ileri-geri”, “artmak-azalmak”. Bir sözcüğe “-ma/-me” olumsuzluk eki getirmek yeni bir karşıt kavram oluşturmaz. “Gelmek-gelmemek” olumlu-olumsuz biçimlerdir; “gelmek-gitmek” ise karşıt yönlü eylemlerdir. Karşıtlık da bağlama bağlıdır: “zengin renkler” ile “fakir insanlar” arasında karşıtlık kurulamaz.

Örnek - 5
Aşağıdaki karşılaştırmaların hangisinde sözcükler bağlam içinde karşıtlık ilişkisi kurar?

A) Konuşanlar salonda kaldı, konuşmayanlar dışarı çıktı.
B) Eski düşünceleri değil, yeni belgeleri tartıştılar.
C) Dar gelirli ailelere geniş bir destek paketi açıklandı.
D) Sorunu bilenler ile bilmeyenler ayrı gruplara alındı.
E) Gelmesi beklenen ekip bugün de gelmedi.
B seçeneğinde “eski” ve “yeni”, aynı bağlamda zaman bakımından karşıt kavramlar kurar. A, D ve E’de olumsuzluk; C’de ise “dar gelirli” ile “geniş paket” farklı isimleri nitelediği için görünüşte bir karşıtlık vardır ama ortak kavram ekseni yoktur.

Cevap: B

Eş Seslilik ve Çok Anlamlılık

Yazılışları ve söylenişleri aynı, köken ve anlam bakımından ilişkisiz sözcükler eş seslidir: “yaz” (mevsim) ile “yaz” (yazmak eylemi), “gül” (çiçek) ile “gül” (gülmek eylemi). Çok anlamlılıkta ise kullanımlar arasında temel anlamdan doğan bir bağ bulunur. “İnsan ağzı”, “mağara ağzı” ve “şişe ağzı” farklı kullanımlardır ama açıklık/giriş ilişkisi sürer; bunlar eş sesli değildir.

Örnek - 6
Aşağıdaki ikililerin hangisinde aynı yazılan sözcükler arasındaki ilişki çok anlamlılık değil, eş sesliliktir?

A) Çantanın gözü / iğnenin gözü
B) Yolun başı / masanın başı
C) Bahçedeki gül / bu söze gül
D) Dağın eteği / elbisenin eteği
E) Kapının kolu / şirketin pazarlama kolu
C seçeneğinde “gül”lerden biri isim, diğeri farklı kökten gelen fiildir; anlam bağı yoktur. Diğer seçeneklerde biçim, konum ya da işlev benzerliğiyle gelişen çok anlamlı kullanımlar vardır.

Cevap: C

Dikkat
Eş seslilik yalnız yazılış benzerliğine bakılarak belirlenmez. Sözcüklerin anlamları arasında tarihsel ya da kavramsal bağ bulunup bulunmadığı ve cümlede hangi anlamın etkinleştiği birlikte değerlendirilir.

Anlam Kapsamı ve Kavramın Niteliği

Genel ve Özel Anlam

Bir kavramın kapsadığı varlık sayısı arttıkça anlamı genelleşir, ayırt edici özellikleri arttıkça özelleşir. “Varlık → canlı → bitki → ağaç → çam” dizisi genelden özele gider. Aynı sözcük bağlama göre genel ya da özel olabilir: “Kitap düşünceyi geliştirir.” cümlesinde bütün kitap türleri, “Bu kitabı dün bitirdim.” cümlesinde belirli bir kitap kastedilir.

GenelCanlı

Daha özelHayvan

En özelVan kedisi
Örnek - 7
“Sanat – edebiyat – şiir – lirik şiir” sözcükleri arasında genelden özele doğru kurulan ilişkinin benzeri aşağıdakilerin hangisinde vardır?

A) araç – otomobil – taşıt – elektrikli otomobil
B) canlı – bitki – ağaç – zeytin ağacı
C) bilim – fizik – enerji – deney
D) yapı – bina – oda – pencere
E) dil – sözcük – cümle – paragraf
B seçeneğinde her kavram, kendinden öncekinin kapsamı içinde daha dar bir türü gösterir. Diğer dizilerde sıralama bozulur veya parça-bütün ilişkisi tür-kapsam ilişkisine karışır.

Cevap: B

Somut ve Soyut Anlam

Beş duyudan en az biriyle algılanabilen varlık ve özellikleri karşılayan sözcükler somut; ancak zihinde tasarlanabilen kavramları karşılayanlar soyut anlamlıdır. “Ses” işitildiği, “karanlık” görüldüğü, “rüzgâr” dokunma yoluyla algılandığı için somuttur. “Adalet”, “özlem” ve “umut” ise soyuttur. Bu ayrım nesnenin elde tutulup tutulmasına değil herhangi bir duyuya konu olup olmamasına dayanır.

Örnek - 8
Aşağıdaki cümlelerin hangisinde altı çizili kabul edilen sözcük soyut bir kavramı karşılar?

A) Koridordaki uğultu giderek arttı.
B) Pencereye vuran serinlik odayı doldurdu.
C) Karanlık, sokağın sonunu görünmez kılıyordu.
D) Sessizlik içinde büyüyen kuşku kararını etkiledi.
E) Keskin koku bütün salona yayıldı.
“Kuşku” duyularla algılanamayan zihinsel bir durumdur. Uğultu işitme, serinlik dokunma, karanlık görme ve koku koklama duyusuna konu olur.

Cevap: D

Nicel ve Nitel Anlam

Sayıyla ya da ölçüyle belirlenebilen özellikler nicel; ölçülemeyip varlığın nasıl olduğunu bildiren özellikler niteldir. “Yüksek duvar” ölçülebilir, “yüksek başarı” ise değerce üstünlüğü bildirir. “Büyük oda” nicel, “büyük fedakârlık” niteldir. Aynı sözcüğün sınıfı, nitelediği kavrama göre değişebilir.

Sözcük Nicel kullanım Nitel kullanım
Ağır Ağır çanta Ağır eleştiri
Derin Derin kuyu Derin düşünce
Geniş Geniş salon Geniş hoşgörü
Örnek - 9
I. Araştırmanın geniş örneklemi sonuçların güvenirliğini artırdı.
II. Yazar, geniş bir hayal dünyası kurmuştu.
III. Salonun geniş pencereleri gün boyu ışık alıyordu.
IV. Kurum, geniş yetkilerle donatılmıştı.

“Geniş” sözcüğü numaralanmış cümlelerin hangilerinde nicel anlamdadır?

A) Yalnız I
B) I ve III
C) II ve IV
D) I, II ve III
E) II, III ve IV
I’de örneklem büyüklüğü, III’te pencerelerin fiziksel eni ölçülebilir. II’de hayal gücünün zenginliği, IV’te yetkinin kapsamlı oluşu nitel değerlendirmedir.

Cevap: B

Yansıma Sözcükler

Doğadaki insan, hayvan, nesne veya olay seslerinin taklit edilmesiyle oluşan sözcükler yansımadır: “şırlamak, vızıldamak, gıcırtı, patırtı”. Bir sözcüğün parlaklık ya da görünüş çağrıştırması onu yansıma yapmaz; “pırıl pırıl” ve “ışıl ışıl” ses taklidi değildir. Yansıma kökler mecazlaşabilir: “Toplantıda yine homurdandı.” kullanımında sözcüğün kökeni ses taklidine dayanır.

Örnek - 10
Aşağıdaki cümlelerin hangisinde yansıma kökenli bir sözcük yoktur?

A) Eski döşeme her adımda gıcırdıyordu.
B) Arıların vızıltısı açık pencereden geliyordu.
C) Işıl ışıl vitrinler sokağı aydınlatmıştı.
D) Çakıllar ayaklarımızın altında çıtırdıyordu.
E) Kalabalık kararı duyunca homurdanmaya başladı.
“Işıl ışıl” görsel parlaklığı bildirir; doğadaki bir sesin taklidi değildir. Diğer seçeneklerdeki sözcükler işitilen seslerin taklidinden türemiştir.

Cevap: C

Zaman İçinde Anlam Değişmeleri

Anlam Daralması ve Genişlemesi

Bir sözcük önceden karşıladığı geniş alanın yalnız bir bölümünü anlatmaya başlarsa anlam daralması oluşur. Eski kullanımda her türlü meyveyi karşılayabilen “yemiş”in bugün çoğunlukla “incir” için kullanılması buna örnektir. Sözcük başlangıçta dar bir türü ya da aracı karşılayıp zamanla daha geniş bir sınıfın adı olursa anlam genişlemesi görülür. Önceden atla çekilen taşıtı anlatan “araba”nın motorlu veya motorsuz kara taşıtları için kullanılabilmesi bu değişmedir.

Anlam İyileşmesi ve Kötüleşmesi

Sözcüğün eskiden olumsuzken zamanla olumlu ya da daha saygın bir kavramı karşılaması anlam iyileşmesi; olumlu ya da nötrken olumsuz bir değer kazanması anlam kötüleşmesidir. Bu değişmeler tek bir cümledeki mecazdan değil, sözcüğün tarihsel kullanımındaki kalıcı yön değişikliğinden doğar.

Örnek - 11
“Yavuz” sözcüğünün eski metinlerde kötü ve sert kişiyi, sonraki kullanımda ise cesur ve iyi kişiyi karşılaması hangi anlam değişmesine örnektir?

A) Anlam daralması
B) Anlam genişlemesi
C) Anlam iyileşmesi
D) Anlam kötüleşmesi
E) Terimleşme
Sözcüğün olumsuz değer taşıyan eski anlamı zamanla olumlu bir nitelik bildirmeye başlamıştır. Kapsam büyüklüğü değil değer yönü değiştiği için bu olay anlam iyileşmesidir.

Cevap: C

Karma Anlam Çözümlemeleri

Karma sorularda önce sözcüğün cümlede karşıladığı anlam belirlenir; ardından istenen ilişki veya sınıflandırma uygulanır. Sözlükteki ilk anlamı doğrudan seçmek, yalnız sözcük çiftine bakmak ya da olumsuzluğu karşıtlık sanmak yanıltıcıdır.

Örnek - 12
I. Dosyanın “ağır” dili, uzman olmayan okurun metni izlemesini güçleştiriyor.
II. Kurul, rapordaki “ince” ayrımları gözden kaçırmamış.
III. Araştırma, sorunun “köküne” ilişkin yeni bulgular sunuyor.
IV. Ekibin “sıcak” yaklaşımı katılımcıların kaygısını azalttı.

Numaralanmış cümlelerin hangilerinde altı çizili sözcükler hem mecaz hem nitel anlamlıdır?

A) I ve II
B) I ve IV
C) II ve III
D) I, II ve IV
E) II, III ve IV
I’de “ağır” güç anlaşılır, II’de “ince” ayrıntılı, IV’te “sıcak” içten anlamındadır; üçü de ölçülemeyen niteliklerdir ve temel anlamdan uzaklaşmıştır. III’te “kök” mecazdır ancak nicel-nitel karşıtlığı burada bir varlığın özelliğini sınıflandırmaz.

Cevap: D

Örnek - 13
“Kimi sözcükler sözlükte yan yana duran anlamlarından birini, ancak başka sözcüklerle kurdukları bağ sayesinde öne çıkarır. Bu nedenle bir metinde —- bir ifadeyi çözümlemek, yalnız o ifadeyi tanımakla değil, cümlenin —- izlemekle mümkündür.”

Bu parçada boş bırakılan yerlere sırasıyla aşağıdakilerden hangisi getirilmelidir?

A) çok anlamlı – anlam akışını
B) eş sesli – yazım düzenini
C) genel – sözcük sayısını
D) soyut – ses özelliklerini
E) terimsel – biçim yapısını
İlk cümle bir sözcüğün birden fazla ilişkili anlamından söz eder; “çok anlamlı” bu kavramı karşılar. İkinci boşlukta bağlamı oluşturan düşünsel ilişki “anlam akışı”dır.

Cevap: A

Örnek - 14
Aşağıdaki açıklamalardan hangisi örneğiyle uyuşmamaktadır?

A) Temel anlam: “Çocuğun dili sıcak çorbadan yandı.”
B) Yan anlam: “Ayakkabının dili içe kıvrılmıştı.”
C) Mecaz anlam: “Raporun dili gereksiz ölçüde ağırdı.”
D) Terim anlam: “Oyunun ikinci perdesi kısa bir monologla başladı.”
E) Eş seslilik: “Şişenin ağzı / mağaranın ağzı”
“Şişenin ağzı” ile “mağaranın ağzı” arasında açıklık ve giriş yeri bakımından anlam bağı vardır; bunlar aynı sözcüğün ilişkili yan anlamlarıdır, eş sesli değildir. Diğer eşleştirmeler bağlama uygundur.

Cevap: E

Örnek - 15
Bir eleştirmen, “Yazar, gündelik hayatın küçük ayrıntılarını büyüteç altına alıyor; fakat anlatımını ağırlaştırmadan derin bir düşünce alanı kuruyor.” demiştir.

Bu cümledeki “küçük”, “ağırlaştırmak” ve “derin” sözcükleri için aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

A) Üçü de nicel ve temel anlamlıdır.
B) “Küçük” nicel; diğerleri mecaz ve nitel anlamlıdır.
C) “Küçük” ile “derin” karşıt, “ağırlaştırmak” terim anlamlıdır.
D) Üçü de soyut ve terim anlamlıdır.
E) “Küçük” özel, “ağırlaştırmak” yan, “derin” genel anlamlıdır.
“Küçük ayrıntılar” ifadesinde ayrıntıların kapsamca sınırlı oluşu nicel bir değerlendirmedir. Anlatımın “ağırlaşması” güç anlaşılır hâle gelmeyi, düşüncenin “derinliği” ise yüzeysel olmamayı bildirir; bu iki kullanım mecaz ve niteldir.

Cevap: B

Dikkat
Bir sözcük aynı kullanımda birden fazla açıdan sınıflandırılabilir. “Derin düşünce” ifadesindeki “derin” hem mecaz hem nitel anlamlıdır. Soru kökü hangi ölçütü istiyorsa değerlendirme o eksende yapılır.

Sözcükte anlam olaylarında ad aktarması, deyim aktarması, dolaylama, güzel adlandırma, kinaye ve tariz ayrıntılı olarak Sözcükte Anlam Olayları yazısında ele alınmaktadır.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz