AYT CUMHURİYET DÖNEMİ TÜRK HİKÂYESİ

0
5
AYT Cumhuriyet Dönemi Türk hikâyesi konu anlatımı kapağı

Cumhuriyet Dönemi Türk hikâyesi, Millî Edebiyat’tan devralınan sade dil ve memleket ilgisini korurken zamanla birbirinden belirgin biçimde ayrılan anlatım çizgileri oluşturur. Olay ve durum hikâyesi, toplumcu gerçekçilik, bireyin iç dünyası, modernizm, postmodernizm ve küçürek hikâye bu geniş alanın temel duraklarıdır. AYT’de yalnız sanatçı–eser eşleştirmesi değil; bir parçanın tema, anlatıcı, zaman, mekân ve teknik özelliklerinden hareketle hangi anlayışa yakın olduğunun belirlenmesi de beklenir.

1923–1940Millî Edebiyat birikimi sürer; Anadolu, savaş sonrası hayat ve gündelik insan öne çıkar.
1940–1960Toplumcu gerçekçi, psikolojik ve durum merkezli hikâyecilik belirginleşir.
1960 SonrasıModernist arayışlar, kentleşme, yabancılaşma ve yeni anlatım teknikleri çoğalır.
1980 SonrasıPostmodern kurgu, türler arası geçiş ve bireysel/toplumsal çeşitlilik genişler.

CUMHURİYET HİKÂYESİNİN GELİŞİM ÇİZGİSİ

Millî Edebiyat’tan Devralınan Miras

Cumhuriyet’in ilk yıllarında hikâye bir kopuşla değil, Millî Edebiyat’ın devamı niteliğindeki bir geçişle gelişir. Sade Türkçe, gözleme dayalı gerçekçilik, Anadolu’nun kasaba ve köyleri, Millî Mücadele’nin toplumda bıraktığı izler ve memleket sorunları önemini korur. Halide Edip Adıvar, Yakup Kadri Karaosmanoğlu, Reşat Nuri Güntekin, Refik Halit Karay ve Aka Gündüz gibi isimler önceki dönemde başladıkları hikâyeciliği Cumhuriyet yıllarında da sürdürür.

Bu ilk evrede olay örgüsü çoğunlukla belirgindir; kişi ve çevre tasvirleri toplumsal gözlemi destekler. Bununla birlikte Memduh Şevket Esendal ve Sait Faik Abasıyanık’ın geliştirdiği durum hikâyesi, hikâyenin yalnız çarpıcı bir olaya ve kesin bir sona dayanması gerekmediğini göstererek yeni bir yön açar.

Çoğullaşan Konular ve Anlatım Biçimleri

1940’lardan sonra köy ve kasaba gerçekliği, işçi yaşamı, sınıf çatışmaları ve ekonomik adaletsizlikler toplumcu gerçekçi hikâyenin merkezine yerleşir. Aynı yıllarda bazı sanatçılar insanın ruhsal çatışmalarını, geçmiş–şimdi ilişkisini ve bilinç dünyasını inceler. 1960 sonrasında hızlı kentleşme, göç, yalnızlaşma, kimlik bunalımı ve siyasal-toplumsal değişim; biçim arayışlarıyla birlikte ele alınır. Kronolojik zamanın parçalanması, iç monolog, bilinç akışı, çağrışım ve çoklu bakış açısı giderek yaygınlaşır.

Dönem Baskın yönelim Ayırt edici ipucu
1923–1940 Millî Edebiyat çizgisi ve durum hikâyesi Sade dil, Anadolu, gündelik insan, gözlem
1940–1960 Toplumcu gerçekçilik ve bireyin iç dünyası Toplumsal sorun ya da psikolojik çözümleme
1960 sonrası Modernist çeşitlenme Yabancılaşma, parçalı zaman, yeni teknikler
1980 sonrası Postmodern ve çoğul anlatı Üstkurmaca, metinler arasılık, oyun
Örnek - 1
Cumhuriyet Dönemi hikâyesinin gelişimiyle ilgili aşağıdaki yargılardan hangisi yanlıştır?

A) İlk yıllarda Millî Edebiyat’ın sade dil ve memleket yönelişi sürmüştür.
B) 1940 sonrasında toplumsal ve psikolojik yönelimler belirginleşmiştir.
C) 1960 sonrasında yeni anlatım tekniklerine ilgi artmıştır.
D) Postmodern anlatı, kronolojik olay örgüsünü zorunlu kabul etmiştir.
E) Dönem boyunca farklı hikâye anlayışları yan yana var olmuştur.
Postmodern anlatı kronolojik olay örgüsünü zorunlu tutmaz; parçalı kurgu ve zaman sıçramalarından yararlanabilir.

Cevap: D

Örnek - 2
Bir araştırmacı, Cumhuriyet hikâyesinde üç aşama belirliyor: önce Anadolu ve memleket gerçekliği, ardından sınıf çatışmaları ile ekonomik sorunlar, son olarak da bireyin kent içindeki yabancılaşmasını aktaran parçalı anlatılar. Bu sıralama aşağıdakilerden hangisini gösterir?

A) Hikâyenin şiire yaklaşarak olay unsurunu bütünüyle bırakmasını
B) Toplumsal ve estetik değişimlerin hikâyenin konu ve tekniğini dönüştürmesini
C) Cumhuriyet hikâyesinin yalnız köy edebiyatıyla sınırlı kalmasını
D) Bütün sanatçıların aynı anlatım tekniğini kullanmasını
E) Batılı hikâye tekniğinden vazgeçilmesini
Verilen sıra, toplumsal koşullarla anlatım biçimlerinin birlikte değiştiğini gösterir.

Cevap: B

MİLLÎ EDEBİYAT ZEVKİNİ VE MİLLΖDİNÎ DUYARLILIĞI SÜRDÜRENLER

İlk Kuşağın Cumhuriyet Yıllarındaki Hikâyeleri

Reşat Nuri Güntekin, Refik Halit Karay, Halide Edip Adıvar ve Yakup Kadri Karaosmanoğlu; Anadolu insanını, savaşların bıraktığı izleri, değişen değerleri ve toplum hayatını gerçekçi bir gözlemle işler. Reşat Nuri’nin Tanrı Misafiri ve Sönmüş Yıldızlar‘ı; Refik Halit’in Memleket Hikâyeleri ve Gurbet Hikâyeleri; Halide Edip’in Dağa Çıkan Kurt‘u; Yakup Kadri’nin Millî Savaş Hikâyeleri bu geçişi anlamada önemlidir.

Bu isimlerin Cumhuriyet Dönemi’nde de eser vermesi, onları yalnız Cumhuriyet’e ait sanatçılar hâline getirmez. AYT sınıflandırmasında sanatçının edebî hayata başladığı dönem ile eser verdiği yıllar birlikte değerlendirilir.

Millî ve Dinî Duyarlılık

Millî ve dinî duyarlılığı sürdüren hikâyelerde tarih bilinci, gelenek, ahlaki değerler, aile, Anadolu insanı ve maneviyat öne çıkar. Hüseyin Nihal Atsız tarih ve ülkü çevresinde; Mustafa Necati Sepetçioğlu Türk tarihi ve kültürel devamlılık ekseninde; Sevinç Çokum toplumsal değişim, mahalle hayatı ve millî değerler çevresinde eserler verir. Rasim Özdenören ve Mustafa Kutlu ise modern hayatın insan ruhunda doğurduğu kırılmaları gelenek ve inanç duyarlılığıyla ele alır.

Tarih BilinciGeçmiş, kimlik ve kültürel devamlılık
GelenekAile, mahalle, dayanışma ve değerler
ManeviyatModern hayat karşısında iç hesaplaşma
Dikkat
Millî Edebiyat zevkini sürdüren hikâye ile millî–dinî duyarlılığı esas alan hikâye aynı şey değildir. Birincisi dönemler arası devamlılığı, ikincisi Cumhuriyet içinde belirginleşen tema ve değer dünyasını anlatır.
Örnek - 3
Aşağıdakilerden hangisi Millî Edebiyat zevkini Cumhuriyet yıllarında sürdüren sanatçılardan biri değildir?

A) Reşat Nuri Güntekin
B) Refik Halit Karay
C) Halide Edip Adıvar
D) Yakup Kadri Karaosmanoğlu
E) Bilge Karasu
Bilge Karasu, modernist anlatımın önemli temsilcilerindendir; ilk kuşağın Millî Edebiyat çizgisinde yer almaz.

Cevap: E

Örnek - 4
Bir hikâyede büyük şehrin hızına kapılan insanın köklerinden uzaklaşması, mahalle dayanışmasının çözülmesi ve kahramanın gelenekle yeniden bağ kurma isteği anlatılmıştır. Bu hikâye aşağıdaki yönelimlerden hangisine daha yakındır?

A) Natüralist hikâye
B) Millî–dinî duyarlılığı yansıtan hikâye
C) Servetifünun hikâyesi
D) Salt olay hikâyesi
E) Romantik tarihî hikâye
Modern hayatın doğurduğu çözülmeyi gelenek ve değerler ekseninde ele almak millî–dinî duyarlılığa yakındır.

Cevap: B

DURUM HİKÂYESİ: MEMDUH ŞEVKET ESENDAL VE SAİT FAİK

Memduh Şevket Esendal

Memduh Şevket Esendal, Çehov tarzı durum hikâyesinin Türk edebiyatındaki öncülerindendir. Günlük hayatın sıradan görünen bir kesitini büyütmeden, sade ve konuşma diline yakın bir anlatımla sunar. Merak unsuruna dayalı düğüm–çözüm düzeninden çok kişiler arasındaki küçük gerilimler, alışkanlıklar ve gözlemler önemlidir. Otlakçı, Mendil Altında, Hava Parası, Temiz Sevgiler ve İhtiyar Çilingir başlıca hikâye kitaplarıdır.

Sait Faik Abasıyanık

Sait Faik Abasıyanık, İstanbul’u, adaları, denizi, balıkçıları, işçileri, işsizleri ve toplumun kenarında kalmış insanları insan sevgisiyle anlatır. İlk hikâyelerinde gözlem ve gündelik yaşam daha belirginken sonraki eserlerinde yalnızlık, korku ve gerçeküstü çağrışımlar güçlenir. Olaydan çok an, izlenim ve insan hâli; klasik sonuçtan çok sezdirme önemlidir.

Semaver, Sarnıç, Şahmerdan, Lüzumsuz Adam, Mahalle Kahvesi, Havada Bulut, Havuz Başı, Son Kuşlar, Kumpanya, Alemdağ’da Var Bir Yılan ve Az Şekerli onun başlıca hikâye kitaplarıdır. Özellikle Alemdağ’da Var Bir Yılan, gerçek ile düş arasındaki sınırın belirsizleştiği anlatımıyla sonraki dönem arayışlarına yaklaşır.

Özellik Memduh Şevket Esendal Sait Faik Abasıyanık
Temel alan Gündelik hayat ve küçük insan ilişkileri İstanbul, ada, deniz ve toplum dışına itilmiş insanlar
Dil Sade, ölçülü, konuşmaya yakın Canlı, şiirsel ve kişisel
Kurgu Sıradan bir durumun yalın kesiti İzlenim, an, çağrışım ve sezdirme
Ortak yön Çarpıcı olay ve kesin son yerine yaşamdan bir kesite yönelme
Örnek - 5
Bir hikâye, küçük bir memurun öğle arasında arkadaşına uğramasıyla başlar. Büyük bir çatışma yaşanmaz; konuşmalar arasındaki suskunluklar ve küçük davranışlar kişilerin yaşamını sezdirir. Hikâye kesin bir çözüme bağlanmadan biter. Bu parçanın en çok ilişkilendirilebileceği sanatçı aşağıdakilerden hangisidir?

A) Memduh Şevket Esendal
B) Sadri Ertem
C) Hüseyin Nihal Atsız
D) Kemal Tahir
E) Peyami Safa
Sıradan yaşam kesiti, küçük ayrıntılar ve açık son Memduh Şevket’in durum hikâyeciliğine uygundur.

Cevap: A

Örnek - 6
Aşağıdaki eserlerden hangisi Sait Faik Abasıyanık’a ait değildir?

A) Semaver
B) Son Kuşlar
C) Mahalle Kahvesi
D) Otlakçı
E) Lüzumsuz Adam
Otlakçı, Memduh Şevket Esendal’ın hikâye kitabıdır.

Cevap: D

TOPLUMCU GERÇEKÇİ HİKÂYE

Temel Özellikler

Toplumcu gerçekçi hikâye, bireyin yaşadığı sorunları ekonomik ve toplumsal koşullardan bağımsız görmez. Köyde toprak düzeni, ağalık, yoksulluk ve eğitim; kentte işçilik, göç, gecekondu, sınıf farklılığı ve geçim mücadelesi öne çıkar. Yazarlar gözlemden yararlanır, çevreyi ayrıntılandırır, yerel söyleyiş ve ağızlara yer verebilir. Amaç yalnız bir sorunu belgelemek değil, o sorunu doğuran düzeni de görünür kılmaktır.

Sanatçılar ve Eser Çevreleri

Sadri Ertem erken toplumcu gerçekçi çizginin öncülerindendir. Sabahattin Ali, köy ve kasaba insanını güçlü gözlemle, toplumsal eşitsizlikleri insanın iç dünyasıyla birlikte anlatır; Değirmen, Kağnı, Ses, Yeni Dünya ve Sırça Köşk hikâye kitaplarıdır. Orhan Kemal işçi ve yoksul insanların gündelik mücadelesini; Yaşar Kemal Çukurova insanını ve doğayı; Fakir Baykurt ile Talip Apaydın köy gerçekliğini işler.

Samim Kocagöz, Kemal Bilbaşar, Kemal Tahir, Rıfat Ilgaz, Aziz Nesin, Necati Cumalı ve Abbas Sayar da farklı yönleriyle toplumsal gerçekliği işleyen sanatçılar arasındadır. Aziz Nesin ve Rıfat Ilgaz’da mizah ve yergi, toplumsal eleştiriyi güçlendiren temel araçlardandır.

KöyToprak, ağalık, eğitim, yoksulluk
Kentİşçilik, göç, gecekondu, sınıf farkı
AnlatımGözlem, gerçekçilik, yerel söyleyiş
BakışBireysel sorunun toplumsal nedenleri
Dikkat
Bir hikâyede yoksul bir kişinin bulunması, eseri tek başına toplumcu gerçekçi yapmaz. Sorunun sınıfsal, ekonomik veya toplumsal düzenle ilişkilendirilmesi belirleyicidir.
Örnek - 7
Bir hikâyede mevsimlik işçilerin düşük ücretle çalıştırılması, toprak sahibinin gücü ve işçilerin barınma koşulları birbirini doğuran nedenler olarak gösterilmiştir. Bu yaklaşımın temel özelliği aşağıdakilerden hangisidir?

A) Kişinin sorununu kaderle açıklaması
B) Toplumsal düzen ile bireysel yaşam arasındaki bağı kurması
C) Olayı olağanüstü unsurlarla çözmesi
D) Dil oyununu içerikten üstün tutması
E) Geçmişi yalnız nostaljik yönüyle ele alması
Toplumcu gerçekçi bakış, bireyin yaşadığı güçlüğü ekonomik ve toplumsal yapı ile ilişkilendirir.

Cevap: B

Örnek - 8
Aşağıdaki sanatçı–konu alanı eşleştirmelerinden hangisi yanlıştır?

A) Orhan Kemal – işçi ve yoksul insanların gündelik mücadelesi
B) Fakir Baykurt – köy gerçekliği ve eğitim sorunları
C) Yaşar Kemal – Çukurova insanı ve doğa
D) Aziz Nesin – mizah ve toplumsal yergi
E) Bilge Karasu – köy enstitüsü çevresinde toplumcu gerçekçilik
Bilge Karasu modernist anlatımıyla tanınır; köy enstitüsü çevresindeki toplumcu gerçekçi çizginin temsilcisi değildir.

Cevap: E

BİREYİN İÇ DÜNYASINI ESAS ALAN HİKÂYE

Psikolojik Gerçeklik

Bu anlayışta dış olay, kahramanın ruhsal durumunu açığa çıkaran bir araçtır. Yalnızlık, korku, suçluluk, kararsızlık, geçmişe özlem, zaman duygusu ve bilinçaltı gibi alanlar önem kazanır. İç çözümleme, iç monolog, bilinç akışı, geriye dönüş ve çağrışım; kişinin iç dünyasını yansıtmak için kullanılan başlıca tekniklerdir. Toplumcu gerçekçi hikâyede dış koşulların belirleyiciliği öne çıkarken burada kişinin algısı ve ruhsal çatışması merkezde yer alır.

Başlıca Temsilciler

Peyami Safa, hastalık, korku ve ruhsal çözümleme; Ahmet Hamdi Tanpınar, zaman, rüya, geçmiş ve bilinç; Tarık Buğra, insan ilişkileri ve ahlaki seçimler; Abdülhak Şinasi Hisar, geçmiş zaman ve hatıra; Samiha Ayverdi, tasavvuf ve iç dünya çevresinde eserler verir. Samet Ağaoğlu’nun hikâyelerinde de insanın karanlık ve çatışmalı ruh hâlleri belirgindir.

Sanatçı Belirgin yön AYT ipucu
Peyami Safa Psikolojik çözümleme, hastalık, kuşku Ruhsal çatışmanın dış olaydan güçlü olması
Ahmet Hamdi Tanpınar Zaman, rüya, geçmiş ve bilinç Şiirsel dil ve iç içe geçen zamanlar
Tarık Buğra İnsan ilişkileri ve ahlaki tercihler Kişinin seçim anındaki iç hesaplaşması
Abdülhak Şinasi Hisar Hatıra ve geçmiş zaman Nostaljik İstanbul ve Boğaziçi çevresi
Örnek - 9
Bir hikâyede kahramanın kapıyı açıp açmaması dışarıdan önemsiz bir olaydır. Ancak anlatı boyunca bu kararın onda uyandırdığı çocukluk korkuları, suçluluk duygusu ve geçmişe dönüşler verilir. Bu hikâyede aşağıdaki anlayışlardan hangisi baskındır?

A) Toplumcu gerçekçilik
B) Millî romantizm
C) Bireyin iç dünyasını esas alan hikâye
D) Geleneksel olay hikâyesi
E) Küçürek hikâye
Dış olayın küçülüp ruhsal çatışmanın merkeze yerleşmesi bireyin iç dünyasını esas alan anlayışın özelliğidir.

Cevap: C

Örnek - 10
Zamanın saatlerle değil, rüya ve hatıraların birbirine karışmasıyla hissedildiği; geçmişin şimdiki an içinde yeniden yaşandığı bir hikâye en çok aşağıdaki sanatçılardan hangisinin duyarlılığına yakındır?

A) Ahmet Hamdi Tanpınar
B) Aziz Nesin
C) Fakir Baykurt
D) Sadri Ertem
E) Aka Gündüz
Rüya, hatıra, bilinç ve zamanın iç içe geçmesi Tanpınar’ın ayırt edici dünyasıdır.

Cevap: A

MODERNİST HİKÂYE

Modernist Anlatının Yapısı

Modernist hikâye, dış dünyayı nesnel ve düzenli bir bütün olarak vermekten çok, bireyin parçalanmış algısı üzerinden kurar. Kent yaşamında yalnızlık, iletişimsizlik, bunalım, kimlik arayışı ve yabancılaşma öne çıkar. Kronolojik zaman bozulabilir; olaylar çağrışımlarla, geriye dönüşlerle ya da farklı anlatıcıların bakışlarıyla tamamlanır. İç monolog ve bilinç akışı yoğunlaşır; okur boşlukları dolduran etkin bir konuma geçer.

Temsilciler ve Eserler

Nezihe Meriç, kadınların iç dünyasını ve kent yaşamındaki sıkışmışlığı; Bozbulanık, Topal Koşma, Menekşeli Bilinç gibi eserlerde işler. Yusuf Atılgan, yalnızlık ve yabancılaşmayı; Vüs’at O. Bener, bireyin karanlık ve huzursuz dünyasını; Ferit Edgü, yalın fakat yoğun anlatımı; Bilge Karasu, dil ve kurgu araştırmalarını öne çıkarır. Bilge Karasu’nun Troya’da Ölüm Vardı, Uzun Sürmüş Bir Günün Akşamı ve Göçmüş Kediler Bahçesi; Oğuz Atay’ın Korkuyu Beklerken‘i modernist anlatının temel örnekleri arasındadır.

Dikkat
İç monolog ve bilinç akışı yalnız modernist metinlerde görülmez; ancak parçalı zaman, yabancılaşma, belirsizlik ve okurun etkinliğiyle birleştiğinde modernist yapının güçlü işaretlerine dönüşür.
Örnek - 11
Bir hikâyede aynı olay üç farklı kişinin kesik anılarıyla anlatılmış; zaman sırası bozulmuş, bazı bağlantılar açıklanmamış ve kahramanın kentteki yabancılaşması öne çıkarılmıştır. Bu özelliklerin tümü aşağıdakilerden hangisine işaret eder?

A) Geleneksel olay hikâyesi
B) Halk hikâyesi
C) Modernist hikâye
D) Millî romantik hikâye
E) Toplumcu gerçekçi hikâye
Parçalı zaman, çoklu algı, açıklanmayan boşluklar ve yabancılaşma modernist anlatının temel işaretleridir.

Cevap: C

Örnek - 12
Aşağıdaki eser–sanatçı eşleştirmelerinden hangisi yanlıştır?

A) Korkuyu Beklerken – Oğuz Atay
B) Bozbulanık – Nezihe Meriç
C) Göçmüş Kediler Bahçesi – Bilge Karasu
D) Otlakçı – Ferit Edgü
E) Troya’da Ölüm Vardı – Bilge Karasu
Otlakçı Memduh Şevket Esendal’a aittir.

Cevap: D

POSTMODERN HİKÂYE

Üstkurmaca ve Metinler Arasılık

Postmodern hikâye, anlatının kurulma sürecini gizlemek yerine görünür kılabilir. Anlatıcı yazdığı hikâyeyi tartışabilir, okura seslenebilir veya metindeki kişilerin kurmaca olduğuna dikkat çekebilir; buna üstkurmaca denir. Başka metinlerden alıntı, gönderme ve dönüştürme yoluyla yararlanmak metinler arasılık; bir üslubu alaycı biçimde taklit etmek parodi; farklı metin ve üslupları taklit ederek bir araya getirmek pastiş olarak adlandırılır.

Çoğul Gerçeklik ve Oyun

Postmodern anlatıda tek ve kesin gerçeklik yerine farklı ihtimaller yan yana durabilir. Polisiye, masal, günlük, mektup ve tarih metni gibi türler aynı hikâyede birleşebilir. Zaman ve mekân parçalanabilir; anlatıcı güvenilmez olabilir; eser kesin bir çözüme ulaşmak yerine okurun yorumuna açık kalabilir. Oğuz Atay, Nazlı Eray, Leyla Erbil, Adalet Ağaoğlu, Pınar Kür ve kimi eserleriyle Orhan Pamuk bu çoğul ve oyunlu anlatım çevresinde değerlendirilir.

Teknik Kısa tanım Metindeki işaret
Üstkurmaca Kurmaca oluşun metinde gösterilmesi Anlatıcının hikâyeyi yazma sürecini tartışması
Metinler arasılık Başka metinlerle ilişki kurulması Alıntı, gönderme, yeniden yazma
Parodi Bir metin ya da üslubun alaycı dönüşümü Ciddi kalıbın gülünç biçimde taklidi
Pastiş Başka bir üslubun özelliklerini taklit Masal, destan veya tarih diliyle kurulan yeni metin
Örnek - 13
Bir hikâyenin anlatıcısı, “Bu karakteri biraz önce öldürmüştüm ama okurun buna inanmayacağını düşününce onu yeniden sokağa çıkardım.” demektedir. Bu kullanım aşağıdaki tekniklerden hangisine örnektir?

A) Leitmotif
B) Üstkurmaca
C) Diyalog
D) Tasvir
E) Geriye dönüş
Anlatıcı, karakterin kurmaca oluşunu ve yazma kararını görünür kıldığı için üstkurmaca kullanılmıştır.

Cevap: B

Örnek - 14
Bir yazar, bilinen bir kahramanlık destanının görkemli söyleyişini küçük bir apartman toplantısındaki tartışmayı anlatmak için taklit etmiş; destansı kalıp ile sıradan olay arasındaki karşıtlıktan mizah üretmiştir. Bu uygulama aşağıdakilerden hangisidir?

A) Parodi
B) İç çözümleme
C) Montaj
D) Betimleme
E) Özetleme
Bilinen ciddi bir söyleyişin gülünç karşıtlık yaratacak biçimde dönüştürülmesi parodidir.

Cevap: A

1960 SONRASI HİKÂYEDE TOPLUM VE BİREY

Kadın, Kent, Göç ve Kimlik

1960 sonrasında hikâye tek bir anlayışın sınırlarında gelişmez. Füruzan, göç, yoksulluk, kadın ve çocukların kırılgan dünyasını; Sevgi Soysal, kadın kimliği ve toplum baskısını; Tomris Uyar, kentli bireyin ilişkilerini ve gündelik hayatın ince ayrıntılarını; Adalet Ağaoğlu, bireyin toplumsal değişim içindeki konumunu işler. Leyla Erbil, İnci Aral, Pınar Kür ve Erdal Öz de bireysel deneyim ile çağın toplumsal atmosferini farklı tekniklerle birleştirir.

Gelenekle Modern Hayat Arasında

Rasim Özdenören, modern insanın yalnızlığı, yabancılaşması ve değer kaybını İslami duyarlılıkla; Mustafa Kutlu, köyden kente göçü, değişen hayat biçimlerini ve manevi arayışı geleneksel anlatıdan yararlanan yalın bir dille; Sevinç Çokum, mahalle ve aile çevresindeki toplumsal dönüşümü millî duyarlılıkla işler. Böylece Cumhuriyet hikâyesinde modernist teknik ile geleneksel değer dünyasının birbirini dışlamak zorunda olmadığı görülür.

FüruzanGöç, yoksulluk, kadın ve çocuk
Tomris UyarKentli birey, ilişkiler, gündelik ayrıntı
Rasim ÖzdenörenYabancılaşma, inanç ve iç hesaplaşma
Mustafa KutluGöç, değişim, gelenek ve maneviyat
Örnek - 15
Aşağıdaki sanatçı–konu eşleştirmelerinden hangisi doğru değildir?

A) Füruzan – göç ve yoksulluk içindeki kadınlar ve çocuklar
B) Tomris Uyar – kentli bireyin gündelik ilişkileri
C) Mustafa Kutlu – göç, değişim ve manevi arayış
D) Rasim Özdenören – modern insanın yabancılaşması ve inanç
E) Sevinç Çokum – yalnızca bilinç akışına dayalı soyut dil deneyleri
Sevinç Çokum, toplumdaki değişimi aile, mahalle ve millî değerler çevresinde işler; yalnız soyut dil deneyleriyle tanımlanamaz.

Cevap: E

Örnek - 16
Köyünden büyük şehre gelen bir kahramanın yalnızca ekonomik sıkıntısı değil, yeni hayat karşısında değerlerinden uzaklaşması ve yeniden anlam araması anlatılmıştır. Metin yer yer halk anlatılarının sesinden yararlanır. Bu özellikler aşağıdaki sanatçılardan hangisini düşündürür?

A) Mustafa Kutlu
B) Sadri Ertem
C) Memduh Şevket Esendal
D) Hüseyin Cahit Yalçın
E) Nabizade Nâzım
Göç, modernleşme, değer kaybı ve geleneksel anlatı sesi Mustafa Kutlu hikâyesinin ayırt edici bileşimidir.

Cevap: A

KÜÇÜREK HİKÂYE VE GENEL KARŞILAŞTIRMA

Küçürek Hikâyenin Özellikleri

Küçürek hikâye, birkaç cümle ya da çok kısa bir metin içinde yoğun anlam kuran hikâye biçimidir. Kişi, zaman ve mekân ayrıntıları en aza iner; söylenmeyenler söylenenler kadar önem taşır. İmge, çağrışım, simge, eksilti ve açık uçluluk belirgindir. Kısa olması, onun bir olay özeti olduğu anlamına gelmez; asıl ölçüt az sözcükle geniş bir anlam alanı oluşturmasıdır.

Ferit Edgü, Vüs’at O. Bener, Necati Tosuner, Hulki Aktunç, Haydar Ergülen ve Murat Yalçın küçürek hikâyeyle ilişkilendirilen isimlerdendir. Küçürek hikâyede okurun yorum payı büyüktür; metindeki boşluklar okurun çağrışımlarıyla tamamlanır.

AYT İçin Ayırt Etme Tablosu

Anlayış Merkez Kurgu / teknik Temsilci ipucu
Durum hikâyesi Gündelik yaşamdan bir kesit Açık son, sezdirme, az olay Memduh Şevket, Sait Faik
Toplumcu gerçekçi Toplum düzeni ve sınıf ilişkileri Gözlem, çevre, neden–sonuç Sabahattin Ali, Orhan Kemal
İç dünya Ruhsal çatışma İç çözümleme, iç monolog Tanpınar, Peyami Safa, Tarık Buğra
Modernist Yabancılaşmış bireyin algısı Parçalı zaman, bilinç akışı, belirsizlik Nezihe Meriç, Bilge Karasu, Oğuz Atay
Postmodern Kurmaca ve çoğul gerçeklik Üstkurmaca, metinler arasılık, parodi Nazlı Eray, Leyla Erbil, Oğuz Atay
Küçürek Yoğunlaştırılmış an ve çağrışım Eksilti, simge, açık uçluluk Ferit Edgü, Vüs’at O. Bener
Dikkat
Küçürek hikâyeyi durum hikâyesinden ayıran temel nokta yalnız olayın azlığı değildir. Küçürek hikâyede aşırı yoğunlaştırma, eksilti ve simgesel boşluk kurucu özelliklerdir.
Örnek - 17
“Kapıyı kilitledi. Anahtarı içeride bıraktığını sokağa çıkınca anladı. Dönmedi.”

Bu metnin küçürek hikâye sayılmasını destekleyen temel özellik aşağıdakilerden hangisidir?

A) Tarihî bir olayı belgelemesi
B) Uzun kişi çözümlemelerine yer vermesi
C) Az sözle geniş bir çağrışım ve yorum alanı açması
D) Serim–düğüm–çözüm düzenini eksiksiz uygulaması
E) Toplumsal çevreyi ayrıntılı biçimde betimlemesi
Metin, neden dönülmediğini açıklamayarak eksilti ve açık uçluluk yoluyla geniş bir anlam alanı kurar.

Cevap: C

Örnek - 18
I. Kişinin işsizliği, kent ekonomisi ve sınıf ilişkileriyle açıklanır.
II. Kişinin kentteki yalnızlığı, parçalı zaman ve iç monologla verilir.
III. Hikâyenin yazarı, kahramanı hangi nedenle yarattığını metin içinde tartışır.
IV. Birkaç cümlede yoğun bir ayrılık duygusu sezdirilir.

Bu parçalar sırasıyla hangi anlayışlarla ilişkilidir?

A) Durum – toplumcu – modernist – postmodern
B) Toplumcu – modernist – postmodern – küçürek
C) İç dünya – durum – toplumcu – modernist
D) Toplumcu – postmodern – modernist – durum
E) Modernist – toplumcu – küçürek – postmodern
Ekonomik düzen toplumcu gerçekçiliği; parçalı zaman ve yalnızlık modernizmi; kurmacanın yazılışını gösterme postmodernizmi; aşırı yoğun ve eksiltili anlatım küçürek hikâyeyi gösterir.

Cevap: B

Cumhuriyet Dönemi Türk hikâyesi, tek bir çizgiye indirgenemeyecek kadar zengindir. AYT sorularında sanatçı ve eser bilgisinin yanında; metnin hangi gerçeklik alanına yöneldiği, olay örgüsünü nasıl kurduğu, kişiyi dış koşullar mı yoksa iç dünya üzerinden mi ele aldığı ve hangi anlatım tekniklerinden yararlandığı birlikte değerlendirilir.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz