TYT yerleşmeler konu anlatımı; insanların neden belirli alanlarda toplandığını, yerleşmelerin hangi ölçütlerle sınıflandırıldığını ve kır-kent farkının nasıl yorumlandığını açıklar. Önceki Göçler: Nedenleri, Türleri ve Sonuçları konusunda nüfusun yer değiştirmesini ele almıştık. Burada insanların yaşam alanlarını nasıl kurduğuna ve bu alanların hangi özelliklerle birbirinden ayrıldığına odaklanacağız.
YERLEŞMENİN ORTAYA ÇIKIŞI VE DAĞILIŞI
Yerleşme Kavramı ve İlk Yerleşmeler
İnsanların barınma, korunma, üretim ve toplumsal yaşam ihtiyaçlarını karşılamak için yaşadıkları alanlara yerleşme denir. Yerleşme yalnız konutlardan oluşmaz; yollar, üretim alanları, kamu yapıları, su ve enerji sistemleri ile insanların kurduğu ekonomik ve sosyal ilişkiler de yerleşmenin parçasıdır.
İlk insanlar avcılık ve toplayıcılıkla geçindikleri dönemde besin kaynaklarını izlediği için daha hareketliydi. Mağara ve doğal sığınaklar geçici barınma alanları olarak kullanıldı. Tarımın başlaması, hayvanların evcilleştirilmesi ve ürün fazlasının depolanabilmesi insanları aynı yerde daha uzun süre yaşamaya yöneltti. Su kaynaklarına ve verimli topraklara yakın köyler büyüdü; üretim, ticaret ve yönetim işlevleri çeşitlendikçe kasaba ve kentler ortaya çıktı.
İlk büyük yerleşme alanlarının önemli bir bölümü suya ve verimli alüvyal topraklara yakın gelişti. Dicle-Fırat çevresindeki Mezopotamya, Nil Vadisi, İndus Havzası ve Huang He çevresi tarımsal üretimin ve yerleşik yaşamın güçlendiği başlıca alanlardır. Anadolu’da Göbeklitepe, Çayönü ve Çatalhöyük, erken yerleşme ve örgütlü topluluk yaşamının farklı aşamalarını gösteren önemli örneklerdir.
→
→
→
Yerleşmeyi Etkileyen Doğal Faktörler
Yerleşmeler yeryüzüne eşit dağılmaz. İklim, insanların günlük yaşamını ve üretim biçimini etkiler. Aşırı soğuk, aşırı sıcak ve kurak alanlarda kalıcı yerleşmeler seyrekleşebilir. Ilıman koşullar, yeterli yağış ve uzun üretim dönemi yerleşmeyi kolaylaştırır. Bununla birlikte teknoloji ve ekonomik değer taşıyan kaynaklar elverişsiz iklimlerde de yerleşme kurulmasını sağlayabilir.
Su; içme, kullanma, sulama, enerji ve ulaşım için gereklidir. Bu nedenle akarsu, göl, kaynak ve kıyı çevreleri tarih boyunca yerleşmeleri çekmiştir. Düz veya az eğimli araziler ulaşım, tarım ve yapılaşmayı kolaylaştırırken yüksek ve engebeli alanlarda yerleşmeler parçalanabilir. Verimli topraklar tarımsal yerleşmeleri; sağlam zemin ve düşük afet riski ise güvenli yapılaşmayı destekler. Bitki örtüsü ve jeolojik yapı hem üretimi hem mesken malzemesini etkileyebilir.
Yerleşmeyi Etkileyen Beşerî ve Ekonomik Faktörler
İnsanların üretim biçimi ve teknik olanakları doğal çevrenin etkisini değiştirebilir. Tarım, sanayi, madencilik, turizm ve ticaret iş olanakları oluşturarak nüfusu çeker. Ulaşım yollarının kesiştiği, limanların geliştiği veya pazar erişiminin kolay olduğu yerleşmeler büyüyebilir. Teknoloji; su taşıma, ısıtma-soğutma, tünel ve köprü yapımı gibi olanaklarla daha önce yerleşmeye elverişsiz görülen alanlarda yaşamı kolaylaştırabilir.
Güvenlik, siyasi istikrar, tarihî birikim, eğitim ve sağlık hizmetleri de yer seçimini etkiler. Üniversite, yönetim merkezi, askerî tesis veya kutsal alan gibi belirli işlevler küçük bir yerleşmenin hızla gelişmesini sağlayabilir. Bu nedenle bir yerleşmenin ortaya çıkışı yalnız doğal çevreyle açıklanmaz; doğal ve beşerî faktörler birlikte değerlendirilir.
YERLEŞMELERİN TEMEL SINIFLANDIRILMASI
Sürekli-Geçici ve Kırsal-Kentsel Yerleşmeler
Yerleşmeler, yıl içinde kullanılma süresine göre sürekli ve geçici olabilir. İnsanların yıl boyunca yaşadığı köy ve kentler sürekli yerleşmelerdir. Tarım, hayvancılık, turizm veya üretimin belirli mevsimlerde yapıldığı yayla, oba, ağıl ve bazı balıkçı yerleşmeleri ise geçici kullanılabilir. Bir yerleşmenin adı tek başına kullanım süresini kesinleştirmez; ekonomik işlevin yıl içindeki devamlılığına bakılır.
Ekonomik yapı ve hizmet çeşitliliğine göre yerleşmeler genel olarak kırsal ve kentsel özellik gösterir. Kırsal yerleşmelerde tarım, hayvancılık, ormancılık ve balıkçılık gibi birincil faaliyetlerin payı yüksektir; nüfus ve hizmet çeşitliliği çoğunlukla daha sınırlıdır. Kentsel yerleşmelerde sanayi ve hizmetler gelişmiş, iş bölümü ve altyapı çeşitlenmiş, yapılaşma daha yoğun hâle gelmiştir. Kır ve kent arasında kesin bir kopuş değil, farklı derecelerden oluşan bir geçiş bulunabilir.
KIRSAL YERLEŞME TİPLERİ
Kırsal Yerleşme Dokuları
Konutların birbirine göre konumu yerleşmenin dokusunu oluşturur. Su kaynaklarının sınırlı ve ortak, arazinin düz olduğu alanlarda evler birbirine yaklaşarak toplu yerleşme meydana getirebilir. İç ve Güneydoğu Anadolu’nun bazı kırsal alanlarında toplu doku yaygındır.
Engebeli arazide tarım alanlarının parçalı, su kaynaklarının bol ve dağınık olduğu yerlerde konutlar birbirinden uzaklaşabilir; buna dağınık yerleşme denir. Doğu Karadeniz’in bazı kesimleri bu dokuya örnektir. Evlerin yol, akarsu, kıyı veya vadi boyunca sıralandığı doku çizgisel; bir merkez, kavşak, meydan veya göl çevresinde halka biçiminde gelişen doku dairesel olarak adlandırılır. Doku, yerleşmenin büyüklüğünden çok yapıların mekânsal dizilişini anlatır.
Kuruluş Yerine Göre Kırsal Yerleşmeler
Kırsal yerleşmeler kurulduğu topografik konuma göre de adlandırılır. Vadi yerleşmeleri suya, verimli tabana ve ulaşım koridoruna yakınlık avantajından yararlanır. Yamaç yerleşmeleri taşkın riski bulunan tabandan uzaklaşabilir ve güneşlenme avantajı sağlayabilir. Dağ ile ovanın birleştiği etek yerleşmeleri, hem su kaynaklarına hem tarım alanlarına erişebilir.
Akarsu, yol veya kıyı boyunca uzanan yerleşmelerde çizgisel doku gelişebilir. Bir tepe çevresine kurulan yerleşme savunma, taşkından korunma veya alan denetimi avantajı taşırken ova yerleşmeleri geniş tarım ve ulaşım alanlarına yakın olabilir. Aynı konumun her yerde aynı sonucu vermediği unutulmamalıdır; taşkın, heyelan, deprem ve verimli arazinin korunması gibi riskler de değerlendirilir.
Köy ve Köy Altı Yerleşmeleri
Köy, kırsal nüfusun konutlarıyla ortak kullanım alanlarını bir araya getiren temel yerleşme biçimidir. Köyden daha küçük, idarî veya ekonomik bakımdan köyle ilişkili birimlere genel olarak köy altı yerleşmeleri denir. Bu yerleşmelerin adları, işlevleri ve sürekli kullanılıp kullanılmadığı bölgelere göre değişebilir.
Mahalle, mezra, divan ve çiftlik çoğu sınıflamada sürekli köy altı yerleşmeleri arasında değerlendirilir. Yayla, oba, kom, ağıl, dam ve dalyan ise çoğunlukla mevsimlik üretimle ilişkilidir. Yayla yaz otlatması ve serinleme; oba göçebe veya yarı göçebe hayvancılık; kom hayvancılık; ağıl küçükbaş hayvanların barınması; dalyan balıkçılık işleviyle öne çıkar. Zamanla büyüyen veya yıl boyu kullanılmaya başlanan bir yerleşmenin niteliği değişebilir.
KENTLER VE MESKENLER
Kentlerin Büyüklüğü ve Baskın Fonksiyonları
Kentler; nüfusun ve yapılaşmanın yoğunlaştığı, tarım dışı faaliyetlerin, altyapının ve hizmetlerin çeşitlendiği yerleşmelerdir. Küçük kent, büyük kent veya metropol gibi adlandırmalar nüfus büyüklüğünü ve etki alanını anlatabilir; ancak farklı kaynak ve dönemlerde kullanılan sayısal eşikler değişebilir. Coğrafi yorumda kentin çevresine sunduğu hizmetler ve kurduğu ekonomik ilişkiler de önemlidir.
Kentler baskın fonksiyonlarına göre sanayi, ticaret, liman, ulaşım, turizm, maden, tarım, yönetim, eğitim, kültür veya askerî işlevlerle tanımlanabilir. Bir liman kenti aynı zamanda sanayi ve ticaret merkezi olabilir; bir yönetim kentinde eğitim ve ulaşım işlevleri de gelişebilir. Bu nedenle fonksiyon sınıflandırması, kentin yalnız tek işleve sahip olduğunu değil hangi işlevin gelişiminde daha belirleyici olduğunu gösterir.
Mesken Tipleri ve Yapı Malzemeleri
Yerleşmelerdeki konutlara mesken denir. Meskenin biçimi ve malzemesi iklim, bitki örtüsü, jeolojik yapı, gelir düzeyi, teknoloji ve kültürle ilişkilidir. Ormanların yaygın olduğu yerlerde ahşap; kil ve toprağın kolay bulunduğu kurak veya yarı kurak alanlarda kerpiç; taşın bol olduğu alanlarda taş meskenler geleneksel olarak gelişmiştir.
Yağışlı bölgelerde eğimli çatılar su ve karın uzaklaştırılmasını kolaylaştırırken kurak bölgelerde düz damlar yaygınlaşabilir. Günümüzde betonarme, çelik ve çağdaş yalıtım malzemelerinin kullanılması doğal çevrenin doğrudan etkisini azaltmıştır. Yine de enerji verimliliği, afet riski, yerel iklim ve yapı zemini doğru mesken tasarımında önemini korur. Bir bölgede görülen malzemeyi yalnız iklimle açıklamak yerine ekonomik ve teknolojik koşullar da değerlendirilmelidir.
+
+
TÜRKİYE’DE YERLEŞME SINIFLAMASI
İdarî Birimler ve Güncel Kent-Kır Sınıflaması
Türkiye’de yerleşim yeri ve idarî bölünüş anlatılırken il, ilçe, belediye, belde, köy ve mahalle gibi birimler kullanılır. Bu adlar yönetim ve adres sistemine ilişkin özellik taşır. Bir yerin idarî olarak mahalle adını alması, coğrafi görünümünün ve ekonomik yapısının mutlaka kentleştiği anlamına gelmez. Büyükşehir düzenlemeleri sonucunda kırsal özelliklerini koruyan bazı eski köyler de mahalle statüsüne geçmiştir.
TÜİK, fiilî kent-kır yapısını istatistiklerde daha doğru göstermek için nüfusun 1 km²’lik alanlardaki yoğunluğunu temel alan Kentleşme Derecesi yaklaşımını kullanır. Yerleşim yerleri yoğun kent, orta yoğun kent ve kır olarak üç grupta sınıflandırılır. Nüfusun en az yarısının kent merkezi gridlerinde yaşadığı yerler yoğun kent; yarıdan fazlasının kırsal gridlerde yaşadığı yerler kır; iki koşulu da sağlamayanlar orta yoğun kent kabul edilir. Böylece idarî ad ile fiilî yerleşme özelliği birbirinden ayrılabilir.
Sonraki konu: Ekonomik Faaliyetler ve Gelişmişlik
