TÜRKİYE’DE ÇEVRE SORUNLARI

0
32
Türkiye'de çevre sorunları KPSS coğrafya konu anlatımı kapağı

KPSS Türkiye’de çevre sorunları konusu; hava, su ve toprak kirliliğini yalnız ayrı başlıklar olarak değil, nüfus, sanayi, enerji, ulaşım, tarım ve arazi kullanımıyla ilişkili coğrafi süreçler olarak ele alır. Bir çevre sorununun kaynağı ile etkisinin görüldüğü yer aynı olmak zorunda değildir. Hava kirleticileri rüzgârla, su kirleticileri ise akarsu ve yer altı suyu hareketiyle taşınabilir. Bu nedenle neden, taşıma yolu, etkilenen ortam ve çözüm ölçeği birlikte değerlendirilmelidir. Önceki Türkiye’de Doğal Afetler konusunda işlenen risk ve zarar görebilirlik yaklaşımı, çevresel baskıların toplumsal sonuçlarını anlamaya da yardımcı olur.

TÜRKİYE’DE ÇEVRE SORUNLARINA COĞRAFİ YAKLAŞIM

Baskı, Durum, Etki ve Tepki İlişkisi

Çevre sorunlarını çözerken yalnız gözlenen sonucu değil, o sonucu üreten sistemi incelemek gerekir. Nüfus artışı, plansız kentleşme, fosil yakıt kullanımı, yoğun tarım, madencilik ve aşırı kaynak tüketimi çevre üzerinde baskı oluşturur. Hava, su, toprak ve ekosistemde ölçülen değişiklik çevrenin durumunu; sağlık kaybı, verim düşüşü, habitat bozulması ve ekonomik zarar ise etkiyi gösterir. Arıtma, emisyon kontrolü, korunan alan, temiz üretim, arazi planlaması ve denetim gibi uygulamalar toplumun verdiği tepkidir.

Kirletici kaynaklar üç biçimde ele alınabilir:

  • Noktasal kaynak: Yeri belirli fabrika bacası, atık su deşarjı veya depolama tesisi gibi tekil kaynaklardır. Ölçmek ve denetlemek görece kolaydır.
  • Çizgisel kaynak: Karayolu boyunca egzoz emisyonu veya kıyı boyunca yoğun ulaşım baskısı gibi bir hat boyunca gelişir.
  • Yayılı kaynak: Tarım alanlarından gübre ve pestisit taşınımı, kent yüzeylerinden kirli yağmur suyu akışı gibi geniş bir alana dağılmış kaynaklardır. Kontrolü havza ve arazi kullanımı ölçeğinde yapılır.

Çevresel etki değerlendirmesinde ölçek önemlidir. Bir atık su deşarjı yerel görünse bile aşağı havzadaki gölü, deltayı ve kıyı ekosistemini etkileyebilir. Benzer biçimde bir kentin hava kirliliği topografya ve atmosfer koşulları nedeniyle komşu alanlardan farklılaşabilir. Kalıcı çözüm, yalnız kirlenmiş ortamı temizlemek değil; baskıyı kaynağında azaltmak ve doğal sistemin taşıma kapasitesini aşmamaktır.

Örnek - 1
Bir akarsu havzasında yukarı çığırdaki yoğun gübre kullanımı, orta çığırdaki sanayi deşarjları ve aşağı çığırdaki hızlı kentleşme aynı gölün su kalitesini bozmaktadır. Buna göre en etkili yönetim yaklaşımı hangisidir?

A) Yalnız göl kıyısındaki yerleşmeleri taşımak
B) Göldeki suyu başka havzadan getirilen suyla seyreltmek
C) Havzanın tamamında kaynakları, taşıma yollarını ve arazi kullanımını birlikte yönetmek
D) Yalnız sanayi tesislerinin bacalarına filtre takmak
E) Göl çevresindeki balıkçılığı bütünüyle yasaklamak
Kirletici yük birden fazla kaynaktan gelip akarsu ağıyla göle taşındığı için yalnız göl kıyısında önlem almak yeterli değildir. Gübre, sanayi deşarjı, atık su ve yüzey akışı bütün havza ölçeğinde yönetilmelidir.

Cevap: C

HAVA KİRLİLİĞİ VE KENTSEL ÇEVRE

Kirletici Kaynakları ve Sıcaklık Terselmesi

Hava kirliliği, kirletici maddelerin insan sağlığına, canlılara, yapılara veya ekosistemlere zarar verecek yoğunluğa ulaşmasıdır. Türkiye’de enerji üretimi, konut ısıtması, sanayi süreçleri, karayolu ulaşımı, atık yakma ve bazı tarımsal faaliyetler başlıca emisyon kaynaklarıdır. PM10 ve PM2.5 gibi parçacıklar solunum sistemine girebilir; kükürt dioksit çoğunlukla kükürtlü yakıtların yanmasıyla, azot oksitler ise yüksek sıcaklıklı yanma ve trafikle ilişkilidir. Karbon monoksit eksik yanmanın ürünüdür. Uçucu organik bileşikler ve azot oksitler güneş ışığı altında tepkimeye girerek yer seviyesinde ozon oluşumuna katkı sağlayabilir.

Sıcaklık terselmesi (inversiyon), normal koşulların aksine yükseldikçe sıcaklığın bir süre artmasıdır. Soğuk ve ağır hava vadi veya çanak tabanında birikir; üstteki daha sıcak hava dikey hava hareketlerini sınırlar. Rüzgâr da zayıfsa kirleticiler dağılmadan yüzeye yakın tabakada yoğunlaşır. Kışın yakıt tüketiminin artması, kalitesiz yakıt, vadi topografyası ve sakin hava aynı anda bulunduğunda kirlilik belirginleşebilir. İnversiyon kirleticiyi üretmez; mevcut emisyonların dağılmasını engeller.

Kirletici veya baskı Başlıca kaynak Öne çıkan etki Kaynağa yönelik çözüm
Parçacık madde Isınma, sanayi, trafik ve toz Solunum ve görüş mesafesi sorunu Temiz yakıt, filtre, toplu taşıma
Kükürt dioksit Kükürtlü fosil yakıtlar Asitleşme ve solunum etkisi Yakıt kalitesi ve baca gazı arıtımı
Azot oksitler Trafik ve yüksek sıcaklıklı yanma Yer seviyesi ozonuna katkı Emisyon standardı ve ulaşım dönüşümü
Karbon monoksit Eksik yanma Kanın oksijen taşımasını engelleme Yanma verimi ve cihaz bakımı

Hava kirliliğini azaltmak için yalnız baca yüksekliğini artırmak yeterli değildir; bu yöntem kirleticiyi ortadan kaldırmadan daha uzağa taşıyabilir. Enerji verimliliği, düşük emisyonlu ısıtma, sanayide temiz üretim, baca gazı arıtımı, toplu taşıma, yaya-bisiklet erişimi ve kentte hava koridorlarının korunması birlikte düşünülmelidir.

Örnek - 2
Kış mevsiminde bir vadi kentinde aynı gün içinde yakıt tüketimi değişmediği hâlde gece saatlerinde parçacık madde yoğunluğu hızla yükselmiştir. Üst yamaçlar tabana göre daha sıcak, rüzgâr ise çok zayıftır. Bu durumun temel nedeni hangisidir?

A) Deniz melteminin güçlenmesi
B) Sıcaklık terselmesinin dikey karışımı sınırlandırması
C) Güneş ışınlarının geliş açısının büyümesi
D) Yağışın kirleticileri yıkaması
E) Basınç farkının rüzgârı hızlandırması
Tabandaki soğuk hava üstteki sıcak tabaka altında hapsolmuş, zayıf rüzgârla birlikte dikey karışım azalmıştır. Emisyon aynı kalsa da kirleticilerin dağılma hacmi küçüldüğü için yoğunluk artmıştır.

Cevap: B

Örnek - 3
Bir kent yönetimi hava kirliliğini azaltmak amacıyla aşağıdaki uygulamaları planlamıştır:

I. Konutlarda enerji verimliliğini artırmak
II. Toplu taşımanın payını yükseltmek
III. Bacaları yükselterek kirleticiyi daha geniş alana dağıtmak
IV. Sanayide baca gazı arıtımı uygulamak

Buna göre hangileri kirleticiyi kaynağında azaltmaya veya tutmaya yöneliktir?

A) Yalnız I
B) I ve III
C) I, II ve IV
D) II, III ve IV
E) I, II, III ve IV
Enerji verimliliği yakıt tüketimini, toplu taşıma araç başına emisyonu azaltır; baca gazı arıtımı kirleticiyi tutar. Baca yükseltmek kirleticiyi azaltmaz, yalnız yayılma alanını değiştirir.

Cevap: C

Gürültü ve Işık Kirliliği

Kentlerde trafik, havaalanı, demiryolu, sanayi ve eğlence faaliyetleri uzun süreli gürültü kirliliği oluşturabilir. Gürültü yalnız rahatsızlık değil; uyku, dikkat, stres ve yaşam kalitesi üzerinde etkili bir çevresel baskıdır. Arazi kullanımında konut ile gürültü kaynağı arasında tampon alan bırakmak, hız ve güzergâh düzenlemesi yapmak, sessiz yol yüzeyi ve yalıtım kullanmak kaynağa ve yayılma yoluna yönelik çözümlerdir.

Gereksiz, aşırı ve yanlış yönlendirilmiş gece aydınlatması ışık kirliliği oluşturur. Enerji kaybının yanında insanların biyolojik ritmini, kuşların göçünü ve gececil canlıların davranışını etkileyebilir. Işığın gökyüzüne değil ihtiyaç duyulan yüzeye yöneltilmesi, uygun renk sıcaklığı ve zaman kontrollü aydınlatma temel önlemlerdir.

SU KİRLİLİĞİ VE SUCUL EKOSİSTEMLER

Organik Kirlilik, Besin Maddeleri ve Ötrofikasyon

Evsel atık sular, sanayi deşarjları, maden drenajı, tarım alanlarından taşınan gübre ve pestisitler ile kent yüzey akışı su kirliliğinin temel kaynaklarıdır. Organik maddeyi parçalayan mikroorganizmalar sudaki çözünmüş oksijeni kullanır. Bu nedenle biyokimyasal oksijen ihtiyacının (BOİ) yükselmesi, organik kirlilik yükünün arttığını ve sucul canlılar için kullanılabilir oksijenin azalabileceğini gösterir.

Azot ve fosforun göl, baraj veya yavaş akışlı su ortamına aşırı taşınması ötrofikasyonu hızlandırabilir. Besin maddelerinin artışı alglerin çoğalmasına, suyun bulanıklaşmasına ve ışığın derine ulaşamamasına yol açar. Algler ile diğer organik maddelerin ayrışması oksijen tüketimini artırır; özellikle taban suyunda oksijen azalması balık ölümleri ve tür bileşiminin değişmesiyle sonuçlanabilir. Her alg artışı tek başına aynı şiddette ötrofikasyon göstergesi değildir; besin yükü, suyun yenilenme süresi, sıcaklık ve tabakalaşma birlikte etkilidir.

Azot ve fosfor girişinden oksijen kaybı ve ekosistem bozulmasına uzanan ötrofikasyon süreci

Baskı Taşıma yolu Suda gözlenen değişim Öncelikli önlem
Evsel organik atık Kanalizasyon ve doğrudan deşarj BOİ artışı, oksijen azalması Atık su arıtımı
Gübrede azot-fosfor Yüzey akışı ve drenaj Ötrofikasyon eğilimi Doğru doz-zaman ve tampon şerit
Pestisit ve ağır metal Akış, sızıntı ve deşarj Toksik etki ve birikim Kaynak kontrolü ve izleme
Plastik ve katı atık Akarsu ve kıyı taşınımı Fiziksel zarar, mikroplastik Kaynağında azaltma ve toplama

Akarsu ve göl yönetiminde havza sınırları idari sınırlardan daha işlevsel olabilir. Yukarı havzadaki arazi kullanımı aşağı havzadaki içme suyu, sulama, balıkçılık ve kıyı ekosistemini etkiler. Atık suyu arıtmak, tarımda gübreyi bitkinin ihtiyacına göre uygulamak, kıyıda tampon bitki kuşakları oluşturmak, yer altı suyu koruma alanlarını gözetmek ve düzenli kalite izleme yapmak birlikte yürütülmelidir. Türkiye’nin su kalitesi göstergeleri, resmî Çevresel Göstergeler sistemi üzerinden izlenebilir.

Örnek - 4
Bir gölde ilkbahar sonunda aşağıdaki değişimler sırasıyla gözlenmiştir:

I. Tarım alanlarından azot ve fosfor taşınımının artması
II. Alg yoğunluğunun yükselmesi
III. Suyun alt katmanlarına ulaşan ışığın azalması
IV. Organik maddenin ayrışmasıyla çözünmüş oksijenin düşmesi

Bu süreç hangi çevre sorununu gösterir?

A) Termal inversiyon
B) Tuzlanma
C) Asit yağışı
D) Gürültü kirliliği
E) Ötrofikasyon
Besin maddesi artışıyla başlayan alg çoğalması, ışık azalması ve ayrışmaya bağlı oksijen kaybı ötrofikasyonun tipik süreç zinciridir.

Cevap: E

Örnek - 5
Bir akarsuda organik madde yükünün arttığı kesimin aşağısında BOİ yükselmiş, çözünmüş oksijen azalmış ve hassas balık türleri kaybolmuştur. Aşağıdakilerden hangisi bu değişimleri en doğru açıklar?

A) Organik madde suyun buharlaşmasını bütünüyle durdurmuştur.
B) Mikroorganizmaların ayrışma sırasında oksijen tüketmesi sucul yaşamı sınırlandırmıştır.
C) Akarsuyun eğimi arttığı için oksijen üretimi sona ermiştir.
D) Tuzluluk azaldığı için bütün canlılar ortamdan uzaklaşmıştır.
E) Yer altı suyunun seviyesi yükseldiği için algler yok olmuştur.
BOİ’nin yükselmesi, organik maddelerin parçalanması için daha fazla oksijen kullanıldığını gösterir. Çözünmüş oksijen düştüğünde hassas türler önce etkilenir.

Cevap: B

TOPRAK VE ARAZİ BOZULMASI

Erozyon, Tuzlanma ve Çölleşme

Toprak, çok yavaş oluşan fakat yanlış kullanım sonucunda kısa sürede işlevini kaybedebilen bir doğal kaynaktır. Erozyon, toprağın su ve rüzgâr gibi etkenlerle aşınıp taşınmasıdır. Eğim, şiddetli yağış ve kuraklık doğal hazırlayıcı koşullar olabilir; bitki örtüsünün kaldırılması, aşırı otlatma, eğim yönünde sürüm, anız yakma ve yanlış yol-maden çalışmaları erozyonu hızlandırır. Verimli üst toprağın kaybı tarımsal üretimi azaltır; taşınan malzeme akarsu yatakları ve barajlarda birikerek su yapılarının ömrünü kısaltabilir.

Kurak ve yarı kurak ovalarda yanlış sulama farklı bir sorun doğurabilir. Fazla sulama ve yetersiz drenaj, taban suyunu yükseltir. Su yüzeye yaklaşıp buharlaştığında içindeki tuzlar kök bölgesinde birikir; bu süreç toprak tuzlanmasıdır. Tuzlanma yalnız suyun azlığından değil, su ve drenaj yönetiminin uyumsuzluğundan kaynaklanabilir. Sulama suyunun kalitesi, toprağın geçirgenliği, taban suyu seviyesi ve buharlaşma birlikte değerlendirilmelidir.

Çölleşme, kurak, yarı kurak ve kurak-yarı nemli alanlarda iklim değişkenliği ile insan faaliyetlerinin etkisi sonucu arazi verimliliğinin ve ekosistem işlevlerinin bozulmasıdır. Her kuraklık çölleşme değildir; kuraklık geçici bir iklim olayı olabilirken çölleşme arazi üretkenliğinde daha kalıcı bozulmayı ifade eder. Erozyon, tuzlanma, aşırı otlatma, ormansızlaşma, yanlış sulama ve toprak organik maddesinin azalması çölleşmeyi hızlandırabilir.

Toprak kirliliği de arazi bozulumunun bir parçasıdır. Plansız atık depolama, madencilik artıkları, petrol sızıntıları, ağır metaller, aşırı gübre ve pestisit kullanımı toprağın kimyasal ve biyolojik özelliklerini değiştirebilir. Kirleticiler bitkiye geçebilir, yüzey akışıyla akarsulara veya sızmayla yer altı suyuna ulaşabilir. Bu nedenle kirlenmiş toprağı yalnız üzerini kapatarak yönetmek yerine kaynağı durdurmak, kirlenme yayılımını belirlemek ve uygun iyileştirme yöntemini seçmek gerekir.

Sorun Ayırt edici süreç Risk artıran kullanım Temel yaklaşım
Erozyon Toprağın aşınıp taşınması Örtü kaybı, yanlış sürüm, aşırı otlatma Örtüyü koruma, teras ve kontur tarımı
Tuzlanma Tuzların kök bölgesinde birikmesi Fazla sulama ve yetersiz drenaj Drenaj, uygun su ve sulama planı
Çölleşme Arazi üretkenliğinin uzun süreli azalması Kurak alanda aşırı kullanım Arazi kabiliyetine uygun kullanım
Toprak kirliliği Zararlı maddelerin birikmesi Kontrolsüz atık ve kimyasal kullanımı Kaynak kontrolü ve iyileştirme
Örnek - 6
Kurak bir ovada sulama miktarı artırılmış; ancak drenaj kanalları bakımsız kalmış, taban suyu yükselmiş ve sıcak dönemde toprak yüzeyinde beyaz birikimler oluşmuştur. Bu sorunun temel nedeni hangisidir?

A) Yamaç eğiminin birden artması
B) Akarsu rejiminin düzenli hâle gelmesi
C) Organik maddenin tamamının yağışla taşınması
D) Yükselen taban suyundaki tuzların buharlaşma sonrası yüzeye yakın birikmesi
E) Donma-çözülmenin kaya bloklarını parçalaması
Fazla sulama ve yetersiz drenaj taban suyunu yükseltir. Kurak-sıcak koşullarda su buharlaşırken çözünmüş tuzlar kök bölgesinde ve yüzeye yakın kesimde birikir.

Cevap: D

Örnek - 7
Aşağıdaki ifadelerden hangisi kuraklık ile çölleşme arasındaki farkı doğru verir?

A) Kuraklık yağış azlığıyla ilişkili geçici veya dönemsel bir olay olabilir; çölleşme ise kuru alanlarda arazi üretkenliğinin bozulmasıdır.
B) Çölleşme yalnız kumulların yerleşmeleri örtmesi, kuraklık ise yalnız sıcaklığın yükselmesidir.
C) Kuraklık yalnız insan faaliyetleriyle, çölleşme yalnız doğal süreçlerle oluşur.
D) Çölleşme yalnız kıyılarda, kuraklık yalnız yüksek dağlarda görülür.
E) İki kavram aynı süreci ifade eder ve birbirinin yerine kullanılabilir.
Kuraklık bir iklim tehlikesi olarak dönemsel gelişebilir. Çölleşme ise kuru alanlarda iklim değişkenliği ve insan baskısının birleşmesiyle arazi verimliliğinin ve ekosistem işlevlerinin bozulmasıdır.

Cevap: A

ATIK YÖNETİMİ VE KENTSEL KİRLİLİK

Atık Hiyerarşisi ve Güvenli Bertaraf

Atık yönetiminin amacı yalnız oluşmuş çöpü toplamak değildir. Ürün ve hizmet daha tasarım aşamasındayken gereksiz malzeme kullanımını önlemek, ürün ömrünü uzatmak ve atığın oluşmasını azaltmak en üst önceliktir. Ardından yeniden kullanım, malzeme geri dönüşümü, uygun atıklardan enerji geri kazanımı ve son seçenek olarak güvenli bertaraf gelir. Geri dönüşüm önemlidir; ancak atık oluşumunu önlemenin önüne geçmez.

Bertaraftan önlemeye doğru artan atık yönetimi önceliklerini gösteren piramit

Atıkların kaynağında ayrı toplanması, temiz ve değerli ikincil malzeme elde edilmesini kolaylaştırır. Organik atık kompost veya biyolojik işlem için; kâğıt, cam, metal ve uygun plastikler malzeme geri kazanımı için ayrılabilir. Elektronik atık, pil, akü, atık yağ ve bazı sağlık atıkları ağır metal, toksik veya biyolojik risk taşıyabildiğinden belediye atığıyla karıştırılmamalıdır.

Düzenli depolama alanında geçirimsiz taban, sızıntı suyu toplama ve arıtma sistemi, depo gazı yönetimi ve yüzey suyu kontrolü bulunmalıdır. Kontrolsüz döküm alanlarında oluşan sızıntı suyu toprağı ve yer altı suyunu kirletebilir; metan birikimi ise yangın, patlama ve sera gazı riski oluşturabilir. Atığı yakmak da otomatik çözüm değildir: uygun olmayan yakma işlemi hava kirleticileri üretir. Teknoloji, atığın niteliğine ve emisyon kontrolüne göre seçilmelidir.

Kentlerde katı atığın yanı sıra kanalizasyon, inşaat-yıkıntı atıkları, hava, gürültü, ışık ve ısı adası etkisi birlikte yönetilmelidir. Geçirimsiz yüzeylerin artması kirli yüzey akışını hızlandırır; yeşil alanların parçalanması canlılar için habitat bağlantısını azaltır. Sürdürülebilir kentsel planlama, kompakt ve toplu taşıma odaklı gelişme, mavi-yeşil altyapı, geçirgen yüzeyler ve kaynağında atık azaltmayı birlikte ele alır.

Örnek - 8
Aşağıdaki uygulamalardan hangisi atık hiyerarşisinde diğerlerinden daha önceliklidir?

A) Karışık belediye atığını düzenli depolama alanına göndermek
B) Yanabilir atıktan enerji elde etmek
C) Tek kullanımlık ambalajı tasarım aşamasında ortadan kaldırmak
D) Kullanılmış ambalajı malzeme geri dönüşümüne vermek
E) Depolama alanında oluşan gazı toplamak
Atığın hiç oluşmamasını sağlayan tasarım değişikliği önleme basamağıdır ve yeniden kullanım, geri dönüşüm, enerji geri kazanımı ile bertaraftan önce gelir.

Cevap: C

EKOSİSTEMLER VE BİYOLOJİK ÇEŞİTLİLİK

Habitat Kaybı, Parçalanma ve İstilacı Türler

Biyolojik çeşitlilik; gen, tür ve ekosistem çeşitliliğini kapsar. Türkiye’nin farklı iklimleri, yükselti basamakları, jeolojik-topografik çeşitliliği ve üç fitocoğrafya bölgesinin kesişiminde bulunması tür zenginliğini artırır. Ancak zenginlik tek başına güvence değildir. Sulak alanların kurutulması, kıyı dolguları, plansız yapılaşma, orman ve mera baskısı, madencilik, kirlilik, aşırı avlanma ve iklim değişikliği habitatların niteliğini düşürebilir.

Bir doğal alanın yüzölçümü korunurken yollar, tesisler ve yerleşmelerle küçük parçalara ayrılması habitat parçalanmasıdır. Parçalar arasındaki bağlantı azaldığında canlıların beslenme, üreme ve göç hareketleri sınırlanabilir; küçük popülasyonlarda genetik çeşitlilik azalabilir. Koruma yaklaşımı bu nedenle yalnız tek bir alanı sınır içine almak değil, ekolojik koridorları ve çevresindeki tampon alanları da gözetmektir.

Doğal yayılış alanı dışına taşınan ve hızla çoğalarak yerli türler, tarım veya ekosistem işlevleri üzerinde baskı oluşturan canlılar istilacı yabancı tür olarak değerlendirilir. Her yabancı tür istilacı değildir. Sorun; yayılma, rekabet, hastalık taşıma veya besin ağını değiştirme gibi etkiler belirginleştiğinde ortaya çıkar. Erken tespit, biyogüvenlik, taşıma yollarının denetimi ve yayılım başlamadan müdahale, yerleştikten sonra mücadeleden daha etkilidir.

Korunan alanlar, tür ve habitatları korumak için temel bir araçtır; fakat yalnız statü ilanı yeterli olmayabilir. Havza dışından gelen kirlilik, kaçak avcılık, turizm baskısı, su rejiminin değişmesi veya bağlantı kaybı sürüyorsa korunan alan içindeki ekosistem de zarar görebilir. Etkin koruma; izleme, alan yönetimi, yerel katılım ve alan dışındaki baskıların azaltılmasını gerektirir.

Örnek - 9
Bir sulak alan koruma statüsüne alınmış; ancak alana ulaşan akarsuyun yukarı havzasında gübre kullanımı artmış, çevredeki yollar yaşam alanını parçalara ayırmış ve su rejimi barajla değişmiştir. Kuş popülasyonunun azalmaya devam etmesi en çok hangi sonuca kanıt oluşturur?

A) Koruma statüsü bütün dış baskıları otomatik olarak ortadan kaldırır.
B) Kuşların azalması yalnız avcılıkla açıklanabilir.
C) Sulak alanın yüzölçümü değişmedikçe habitat niteliği değişmez.
D) Koruma yalnız alan sınırı içinde yürütülmelidir.
E) Etkin koruma, alan dışındaki havza baskılarını ve ekolojik bağlantıları da kapsamalıdır.
Besin yükü, su rejimi ve habitat parçalanması korunan alan sınırının dışından kaynaklansa da ekosistemi etkiler. Bu yüzden havza ölçeği ve ekolojik bağlantı koruma planına dâhil edilmelidir.

Cevap: E

İKLİM DEĞİŞİKLİĞİ: AZALTIM VE UYUM

Sera Gazları, Karbon Yutakları ve İklim Riski

İklim değişikliği, uzun dönemli iklim ortalamaları ve aşırılıklarında kalıcı değişimdir. Fosil yakıt kullanımı, sanayi süreçleri, ulaşım, tarım, atık ve arazi kullanım değişiklikleri sera gazı birikimini artırabilir. Karbondioksit yanında metan, diazot monoksit ve florlu gazlar da önemlidir. Orman, toprak ve sulak alan gibi ekosistemler karbonu tutabilen yutak alanlardır; bu alanların bozulması hem tutma kapasitesini düşürür hem de depolanmış karbonun açığa çıkmasına yol açabilir.

İklim değişikliği Türkiye’de her yerde aynı sonucu üretmez. Akdeniz havzasındaki ısınma ve yağış değişkenliği su kıtlığı, kuraklık, sıcak hava dalgası, orman yangını ve tarımsal verim riskini artırabilir. Kıyılarda deniz seviyesi ve fırtına kabarması; kentlerde ısı adası ve ani yağış; dağlık alanlarda kar örtüsü değişimi farklı etkiler doğurur. Bu nedenle çözüm hem sera gazı kaynağını hem de kaçınılmaz etkiler karşısındaki zarar görebilirliği ele alır.

Azaltım ve Uyum Önlemlerini Ayırma

Azaltım, sera gazı salımlarını düşürmeye veya yutakları güçlendirmeye yöneliktir. Enerji verimliliği, yenilenebilir enerji, düşük emisyonlu ulaşım, metan kontrolü, orman ve toprak karbonunun korunması azaltım örnekleridir. Uyum ise iklim değişikliğinin mevcut veya beklenen etkileri karşısında insan ve doğal sistemlerin zarar görebilirliğini azaltır. Kuraklığa dayanıklı ürün seçimi, su verimliliği, taşkın ovasını koruma, sıcak hava eylem planı, erken uyarı ve kıyı planlaması uyum örnekleridir.

İklim değişikliğinde azaltım ile uyum önlemlerinin karşılaştırılması

Bazı uygulamalar iki amaca birden katkı sağlayabilir. Kentte ağaçlandırma karbon tutumuna katkı vererek azaltımı, gölgeleme ve buharlaşmayla sıcaklık stresini düşürerek uyumu destekler. Sulak alan restorasyonu karbon depolama yanında taşkın suyunu tutabilir. Ancak her uygulamanın yeri, su ihtiyacı, ekosistem etkisi ve uzun dönemli sürdürülebilirliği incelenmelidir.

Örnek - 10
Aşağıdaki uygulama çiftlerinden hangisinde birinci uygulama iklim değişikliğini azaltıma, ikinci uygulama ise uyuma örnektir?

A) Taşkın erken uyarısı — kömür tüketimini artırma
B) Kuraklığa dayanıklı tohum — fosil yakıt sübvansiyonu
C) Kıyı yapılaşmasını artırma — sulak alanı kurutma
D) Yağmur suyu depolama — enerji verimsizliğini artırma
E) Enerji verimliliği — sıcak hava eylem planı
Enerji verimliliği aynı hizmet için daha az enerji ve emisyon sağlayarak azaltımdır. Sıcak hava eylem planı ise sıcaklık artışının sağlık etkilerine karşı hazırlığı güçlendirdiği için uyumdur.

Cevap: E

Dikkat
KPSS sorularında inversiyon kirletici kaynağı değil dağılımı sınırlayan atmosfer koşuludur; ötrofikasyon yalnız alg artışı değil besin yükü ve oksijen kaybı sürecidir; kuraklık ile çölleşme, geri dönüşüm ile atık önleme, iklim değişikliğinde azaltım ile uyum birbirinin yerine kullanılmamalıdır. Çözüm seçerken sorunun kaynağı, taşınma yolu, etkilenen ortam ve uygulanması gereken coğrafi ölçek birlikte değerlendirilmelidir.

Türkiye’de çevre sorunlarının çözümü, tek bir tesise filtre veya arıtma kurmaktan daha geniştir. Havza yönetimi, arazi kullanım planlaması, temiz üretim, kaynak verimliliği, ekosistem bağlantısı, izleme ve toplum katılımı birlikte yürütüldüğünde çevresel baskı kalıcı biçimde azaltılabilir.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz