KPSS Türkiye’de doğal afetler konusu; deprem, heyelan, kaya düşmesi, çığ, sel ve taşkın, kuraklık, erozyon, orman yangını ve meteorolojik tehlikelerin oluşumunu, Türkiye’deki dağılışını ve afete dönüşme koşullarını birlikte ele alır. Bu başlıkta yalnız “nerede görülür?” bilgisini ezberlemek yeterli değildir; doğal süreç, maruziyet, zarar görebilirlik ve risk azaltma uygulamaları arasındaki ilişki kurulmalıdır. Önceki Türkiye’nin Gölleri, Barajları ve Yer Altı Suları konusu özellikle sel, taşkın ve kuraklık bölümlerinin altyapısını oluşturur.
TEHLİKE, RİSK VE AFET KAVRAMLARI
Afet Riskini Oluşturan Bileşenler
Tehlike, cana, mala, çevreye veya ekonomik düzene zarar verme potansiyeli bulunan olaydır. Maruziyet, tehlikenin etkileyebileceği alanda insan, yapı, altyapı ve ekonomik değerin bulunmasıdır. Zarar görebilirlik ise bu unsurların tehlikeden etkilenme derecesidir. Bu üç unsur birlikte afet riskini oluşturur. Tehlikeli olay gerçekleştiğinde toplumun normal yaşamı kesintiye uğruyor ve mevcut baş etme kapasitesi yetersiz kalıyorsa sonuç afet niteliği kazanır.
Aynı büyüklükteki deprem, nüfusun seyrek ve yapıların dayanıklı olduğu bir yerde sınırlı kayıp oluştururken; yoğun, plansız ve dayanıksız bir yerleşmede büyük afete dönüşebilir. Dolayısıyla deprem tehlike haritası ile deprem risk haritası aynı şey değildir. Tehlike haritası fiziksel sarsıntı olasılığını ve düzeyini; risk haritası ise bu tehlikeye maruz kalan nüfus, yapı, altyapı ve ekonomik değerlerde beklenen kaybı dikkate alır.
B) Akarsuyun rejiminin düzenliye dönüştüğüne
C) Maruziyet ve zarar görebilirlik azaltılarak riskin düşürüldüğüne
D) Taşkının yalnız iklim koşullarına bağlı olduğuna
E) Hazırlık çalışmalarının risk azaltmayla ilgisinin bulunmadığına
Bütünleşik Afet Yönetimi
Afet yönetimi yalnız olaydan sonra arama-kurtarma ve yardım çalışması yürütmek değildir. Birbirini tamamlayan dört temel aşama bulunur:
- Risk azaltma: Tehlikeli alanlarda yapılaşmayı sınırlama, güçlendirme, dere yatağını koruma ve dayanıklı altyapı kurma gibi olaydan önce kaybı düşüren çalışmalardır.
- Hazırlık: Eğitim, tatbikat, erken uyarı, tahliye planı, toplanma alanı ve acil durum stoklarının oluşturulmasıdır.
- Müdahale: Olay sırasında ve hemen sonrasında arama-kurtarma, sağlık, güvenlik, haberleşme ve geçici barınma hizmetlerinin yürütülmesidir.
- İyileştirme: Altyapının, ekonomik yaşamın ve toplumsal düzenin daha dirençli biçimde yeniden kurulmasıdır.
B) Hazırlık
C) Müdahale
D) İyileştirme
E) Tahmin
JEOLOJİK KÖKENLİ AFETLER
Deprem Türleri ve Türkiye’nin Fay Sistemleri
Türkiye, Alp-Himalaya kuşağında yer alan ve levha hareketlerinden yoğun biçimde etkilenen genç oluşumlu bir ülkedir. Yıkıcı depremlerin büyük bölümü fay hatlarında biriken gerilimin ani boşalmasıyla oluşan tektonik depremlerdir. Karstik boşlukların veya maden galerilerinin çökmesine bağlı çöküntü depremleri dar alanlıdır. Aktif volkanik faaliyete bağlı depremler ise Türkiye’de başlıca deprem türü değildir.
Başlıca aktif fay sistemleri şunlardır:
- Kuzey Anadolu Fay Sistemi: Karlıova’dan Erzincan, Amasya-Tokat çevresi, Bolu-Düzce ve Marmara’nın doğusuna uzanan önemli bir doğrultu atımlı fay kuşağıdır.
- Doğu Anadolu Fay Sistemi: Karlıova çevresinden güneybatıya doğru Elazığ, Malatya, Kahramanmaraş ve Hatay yönünde uzanır.
- Batı Anadolu fayları: Kabuğun gerilmesine bağlı horst-graben sistemleriyle ilişkilidir. Gediz, Büyük Menderes ve Küçük Menderes grabenleri çevresi sismik açıdan hareketlidir.
Konya-Karaman çevresi, Taşeli Platosu ve bazı iç kesimler başlıca aktif kuşaklara göre daha düşük deprem tehlikesine sahip olabilir; fakat “Türkiye’de tamamen risksiz yer” biçiminde kesin bir yargı kurulamaz. Ayrıca yerel zemin özellikleri kaybı önemli ölçüde değiştirir. Gevşek ve suya doygun alüvyal zeminler sarsıntıyı büyütebilir, taşıma gücü kaybı ve sıvılaşma riski oluşturabilir. Sağlam kaya zeminde aynı deprem daha düşük şiddette hissedilebilir.
| Kavram | Ne anlatır? | Neye bağlıdır? |
|---|---|---|
| Depremin büyüklüğü | Kaynakta açığa çıkan enerjiyi | Fayın kırılan bölümü ve enerji boşalımı |
| Depremin şiddeti | Belirli bir yerdeki etki ve hasarı | Uzaklık, zemin, yapı kalitesi ve büyüklük |
| Deprem tehlikesi | Belirli düzeyde sarsıntının oluşma olasılığını | Faylar ve sismik kaynak özellikleri |
| Deprem riski | Beklenen can, mal ve ekonomik kaybı | Tehlike, maruziyet ve zarar görebilirlik |
Deniz tabanındaki depremler ve denizaltı kütle hareketleri tsunami oluşturabilir. Türkiye’nin okyanus kıyısı bulunmadığı için Pasifik çevresindeki ölçekte bir tsunami tehlikesi beklenmez; ancak Marmara, Ege ve Akdeniz kıyılarında tarihsel ve olası tsunami tehlikesi sıfır değildir. Bu nedenle “Türkiye’de tsunami olmaz” yargısı doğru değildir.
B) Zemin büyütmesi ve sıvılaşma olasılığı
C) Yerel saat farkı
D) Akarsu rejimi
E) Yıllık sıcaklık ortalaması
B) Kahramanmaraş-Hatay doğrultusu — Doğu Anadolu Fay Sistemi
C) Gediz ve Büyük Menderes çevresi — gerilmeli Batı Anadolu sistemi
D) Konya Ovası merkezi — Kuzey Anadolu Fay Sistemi’nin ana kolu
E) Karlıova çevresi — büyük fay sistemlerinin birbirine yaklaştığı alan
KÜTLE HAREKETLERİ VE ÇIĞ
Heyelan ve Kaya Düşmesi
Heyelan, toprak veya kaya kütlesinin yer çekiminin etkisiyle eğim doğrultusunda topluca yer değiştirmesidir. Dik eğim, suya doygun zemin, killi tabakalar, tabaka eğiminin yamaç yönüyle uyumlu olması, kar erimesi, yol yarmaları, yanlış drenaj ve bitki örtüsünün tahribi riski artırır. Yağış, zeminin ağırlığını yükseltirken taneler arasındaki sürtünmeyi azaltabilir.
Türkiye’de heyelanların en yoğun görüldüğü alan Karadeniz Bölgesi, özellikle Doğu Karadeniz’dir. Batı Karadeniz, Menteşe yöresi ve yağışlı-dağlık bazı Doğu Anadolu kesimleri de risklidir. İlkbaharda kar erimesiyle yağışın birleşmesi heyelanları artırabilir. Ağaçlandırma yüzeysel aşınmayı ve sığ kaymaları azaltabilir; ancak derin ve büyük bir heyelanı tek başına kesin biçimde önlemez. En güvenli yaklaşım duyarlılık haritalarına göre yer seçmek, drenajı düzenlemek ve şev dengesini bozmamaktır.
Kaya düşmesi, çatlaklı ve dik kaya yamaçlarından blokların koparak aşağı hareket etmesidir. Donma-çözülme, deprem, aşırı yağış ve yol kazıları olayı tetikleyebilir. Heyelanda geniş bir kütle kayma yüzeyi boyunca hareket ederken, kaya düşmesinde bloklar kopma, sıçrama ve yuvarlanma hareketi gösterebilir.
B) Tsunami
C) Heyelan
D) Don
E) Orman yangını
Çığ
Çığ, yamaçta biriken kar kütlesinin dengesini kaybederek hızla aşağı hareket etmesidir. Dik ve uzun yamaç, kalın ve tabakalı kar örtüsü, rüzgârın karı belirli yamaçlarda yığması, ani ısınma, yeni kar yağışı ve titreşimler riski artırır. Doğu Anadolu’nun dağlık kesimleri, Doğu Karadeniz’in yüksek yamaçları ve Güneydoğu Toroslar başlıca risk alanlarıdır. Yerleşme ve ulaşım koridorlarını çığ yolundan uzak tutmak, kar tutucu yapılar kurmak ve uygun yamaçlarda bitki örtüsünü korumak riski azaltır.
B) Kaya yüzeyine çelik ağ germek
C) Şev eteğinde kaya yakalama hendeği oluşturmak
D) Kar birikimini dengeleyen kar tutucu bariyerler kurmak
E) Yol yarmalarında çatlaklı blokları sabitlemek
HİDROLOJİK VE METEOROLOJİK AFETLER
Sel ve Taşkın
Sel, suyun kısa sürede normalde kuru olan alanları kaplamasıdır. Taşkın ise akarsuyun yatağının taşıma kapasitesini aşarak çevresine yayılmasıdır. Kısa süreli şiddetli yağış, hızlı kar erimesi, dik ve küçük havza, doygun ya da geçirimsiz zemin, bitki örtüsünün tahribi ve yanlış arazi kullanımı akışı hızlandırır. Dere yatağının daraltılması, menfezlerin yetersizliği, taşkın ovasındaki yapılaşma ve kentlerde beton-asfalt yüzeylerin artması aynı yağışın daha büyük kayba dönüşmesine neden olabilir.
Karadeniz kıyılarındaki kısa ve dik havzalarda ani sel; Marmara ve Ege’deki geniş tabanlı akarsu ovalarında taşkın; büyük kentlerde ise altyapı kapasitesini aşan yüzey akışı önemlidir. Akarsu yatağını yalnız beton kanala almak her durumda yeterli çözüm değildir. Yukarı havzada toprak ve bitki örtüsünü korumak, taşkın ovasını yapılaşmadan uzak tutmak, geçirgen yüzeyleri artırmak ve erken uyarı sistemleri kurmak birlikte uygulanmalıdır.
B) Buharlaşmanın tamamen durması
C) Akarsu kaynağının yükselmesi
D) Maruziyetin azalması
E) Yüzey akışının, maruziyetin ve zarar görebilirliğin artması
Kuraklık
Kuraklık, yağışın uzun süre normalin altında kalmasıyla başlayan yavaş gelişimli bir afettir. Meteorolojik kuraklık yağış açığını; tarımsal kuraklık bitkinin gereksinimini karşılayamayan toprak nemini; hidrolojik kuraklık ise akarsu, göl, baraj ve yer altı suyu seviyelerindeki uzun süreli azalmayı ifade eder. Bu aşamalar aynı anda başlamak zorunda değildir; meteorolojik kuraklığın uzaması diğerlerini tetikleyebilir.
İç Anadolu, Güneydoğu Anadolu ve yağış değişkenliğinin yüksek olduğu iç havzalar kuraklığa duyarlıdır. Kuraklık; ürün verimini düşürür, sulama talebini ve yer altı suyu çekimini artırır, baraj doluluklarını azaltır, enerji üretimini ve hayvancılığı etkileyebilir. Su bütçesine uygun ürün seçimi, kayıp-kaçağı azaltma, verimli sulama, toprağın nemini koruma ve yer altı suyunu beslenme hızının üzerinde çekmeme temel önlemlerdir.
B) Meteorolojik → tarımsal → hidrolojik kuraklık
C) Tarımsal → meteorolojik → hidrolojik kuraklık
D) Meteorolojik → hidrolojik → volkanik kuraklık
E) Hidrolojik → meteorolojik → tektonik kuraklık
Fırtına, Dolu, Don ve Sıcak Hava Dalgaları
Fırtına ve kuvvetli rüzgâr; ulaşım, enerji hatları, çatılar, kıyı tesisleri ve tarım üzerinde zarar oluşturabilir. Dolu kısa sürede özellikle meyve, sebze ve tahıl üretiminde kayba yol açar. Don olayı iç ve yüksek kesimlerde daha sık görülse de yetişme döneminin başladığı Akdeniz ve Ege kıyılarında kısa süreli bir don ekonomik açıdan daha ağır sonuç doğurabilir. Sıcak hava dalgaları ise kuraklık ve düşük nemle birleştiğinde insan sağlığını, enerji talebini ve orman yangını tehlikesini artırır.
EROZYON VE ORMAN YANGINLARI
Erozyonun Nedenleri ve Sonuçları
Erozyon, toprağın su, rüzgâr veya diğer dış kuvvetlerle aşındırılıp taşınmasıdır. Heyelandan farklı olarak çoğunlukla toprak parçacıkları zaman içinde taşınır; bütün bir kütlenin belirli bir kayma yüzeyi boyunca hareket etmesi gerekmez. Bitki örtüsünün zayıflığı, aşırı otlatma, anız yakma, eğim yönünde sürüm, uzun süreli nadas, yanlış arazi kullanımı ve şiddetli yüzey akışı erozyonu hızlandırır.
İç ve Güneydoğu Anadolu’da kuraklık, seyrek bitki örtüsü ve yanlış kullanım; eğimli Karadeniz arazilerinde ise su erozyonu önemlidir. Erozyon toprağın verimli üst katmanını inceltir, su tutma kapasitesini düşürür, tarımsal verimi azaltır ve barajların sedimentle dolmasını hızlandırır. Eğime dik sürüm, teraslama, nadas yerine uygun nöbetleşe ekim, meraların taşıma kapasitesine göre kullanılması, rüzgâr perdeleri ve bitki örtüsünün korunması temel önlemlerdir.
I. Eğime dik sürüm
II. Teraslama
III. Anız yakma
IV. Bitki örtüsünü koruma
B) I ve III
C) II ve III
D) I, II ve IV
E) II, III ve IV
Orman Yangını Tehlikesi
Orman yangınları yıldırım gibi doğal nedenlerle başlayabilse de insan kaynaklı ihmal ve faaliyetler önemli paya sahiptir. Yazları sıcak ve kurak Akdeniz iklimi, uzun yağışsız dönem, düşük nem, kurumuş yanıcı madde ve kuvvetli rüzgâr yangının başlamasını ve yayılmasını kolaylaştırır. Bu nedenle Ege ve Akdeniz kıyıları ile bu iklimin etkili olduğu ormanlık alanlarda yaz mevsimi riski yüksektir.
Yangın tehlikesi ile yangın riski yine ayrılmalıdır. Sıcak, kuru ve rüzgârlı hava tehlikeyi yükseltirken; orman-yerleşme ara yüzündeki yapılaşma, kontrolsüz ateş, enerji hattı ve yoğun insan hareketi maruziyet ile olası kaybı büyütür. Yakıt yükünü bilimsel yöntemle yönetmek, erken algılama, erişim yolları, eğitim ve hızlı müdahale riski azaltır; ormanı bütünüyle kaldırmak çözüm değildir.
| Afet/tehlike | Türkiye’de öne çıkan alan | Belirleyici doğal koşul | Başlıca risk artırıcı insan etkisi |
|---|---|---|---|
| Deprem | KAF, DAF ve Batı Anadolu fay sistemleri | Aktif tektonik yapı | Dayanıksız yapı ve yanlış zemin seçimi |
| Heyelan | Özellikle Doğu Karadeniz | Dik eğim, bol yağış, suya doygun zemin | Yol yarma, drenaj bozukluğu, yanlış yerleşme |
| Çığ | Doğu Anadolu ve yüksek dağlık kuşaklar | Dik yamaç ve kalın kar örtüsü | Çığ koridorunda yerleşme ve ulaşım |
| Sel-taşkın | Karadeniz havzaları, akarsu ovaları ve kentler | Şiddetli yağış ve hızlı yüzey akışı | Dere yatağını daraltma, betonlaşma |
| Kuraklık-erozyon | İç ve Güneydoğu Anadolu | Yağış azlığı ve seyrek örtü | Aşırı su çekimi, aşırı otlatma, yanlış tarım |
| Orman yangını | Ege ve Akdeniz kıyı kuşağı | Sıcak-kurak yaz, düşük nem ve rüzgâr | İhmal, kontrolsüz ateş ve riskli yapılaşma |
B) Batı Anadolu’da gerilmeli tektonik yapı — deprem
C) Doğu Anadolu’da dik ve karla örtülü yamaçlar — çığ
D) Ege ve Akdeniz’de sıcak-kurak yaz ve kuvvetli rüzgâr — orman yangını
E) İç Anadolu’da yüksek nem ve gür orman örtüsü — şiddetli heyelan
Sonraki konu: Türkiye’de Çevre Sorunları


